<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9"?>
<rss version="2.0" 
  xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
  xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
  xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
  xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#">

<channel>
<title>Sonsuzluk.Net - Fıkralar</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/Fikralar</link>
<description>Sonsuzluk.Net - Fıkralar</description>
<dc:language>en-us</dc:language>
<dc:creator>ibrahim@sonsuzluk.net</dc:creator>
<dc:date>2012-02-08T11:59:51+02:00</dc:date>

<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
<sy:updateBase>2012-02-08T11:59:51+02:00</sy:updateBase>

<item>
<title>Hatira</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=1 </link>
<description><![CDATA[Genç kiz feci bir hastaligin pençesinde kivraniyordu. Yarali kalbi artik bu dünyaya daha fazla dayanamamaya baslamisti. Çok zengin olan ailesi tüm gazetelere, kalp nakli için ilan vermislerdi... Canini feda edecek birini ariyorlardi...<BR>
<BR>
Genç kiz ise hergün hastahane odasinda biraz daha solmaktaydi. Yine yalnizdi odasinda, gözü yasli, boynu bükük ölümü bekliyordu... Gözlerini kapadi, bu küçük odada gözyasi dökmekten bikmisti... Yinede engel olamadi pinar gibi çaglayan gözyaslarina. Sevdigi geldi aklina, fakir ama onu seven sevgilisi... Hergün ayni seyleri düsünüyor, anilari bir film seridi gibi gözünün önünden geçiyordu..."Param yok ama sana verebilecegim sevgi dolu bir kalbim var" demisti delikanli... Genç kizda zaten baska birsey istemiyordu...Sevgiye muhtaç biri, sevdiginin sevgisinden baska ne isteyebilirdiki... Ama olmamisti iste, dünyalar kadar olan sevgilerinin arasina, o lanet olasica para girmeyi bilmis, onlari ayirmisti... iste paranin geçmedigi zamanlara gelmislerdi.. Ne önemi vardi artik? Su son günlerinde, sevdigi yaninda olsa yeterdi...<BR>
<BR>
Ayriliklarindan bu yana 5 bitmeyen, çile dolu yil geçmisti...Her günü zehir, her günü hüsran...Ama genç kiz hep sevgisini yüreginde tasimis, kalbini kimseyle paylasmamisti. Sevdigini düsündü iste o an.. Acaba o neler yapmisti bu kadar sene boyunca.. Kimbilir kiminle evlenmis, çoluk çocuga karismisti... Gözlerinden bir damla yas daha damladi kurumus, bitmis ellerine. Ellerine bakti, bir zamanlar ellerinin, elerini tuttugunu hayal edip, her gün saatlerce ellerini seyrederdi... En çokta saçlarinin dökülmesine üzülüyordu. Çünkü sevdigi öpmüs, koklamisti onlari. Her bir tanesi koptugunda, kalbine bir ok daha saplaniyordu. Kalbi yine sizlamaya baslamisti.. Belki sevdigi yaninda olsa, kalbi bu kadar yorulup, veda etmezdi yasama... Zaten artik ölüm umrunda degildi genç kizin. Sevdiginden ayri yasamanin ölümden ne farki vardi ki.. Tekrar o geldi aklina... Keske keske yanimda olsa dedi. Son bir kez elini tutsa yeterdi. Gözlerini son bir kez öpse, rahatça ebediyen gözlerini kapatabilirdi artik... Gözleri pinar gibi çaglamaya basladi. Sevdigini son bir kez göremeden ölmek istemiyordu.. Ufakta olsa ondan bi hatirasini almadan bu dünyadan göçmek istemiyordu... Oysa sevdigi, kimbilir kiminle beraberdi...Kendi sevgi dolu kalbinin kimseyle paylasmayi düsünmemisti bile, ama acaba o paylasmis miydi? Onun sevgisini silmis atmis miydi acaba kalbinden? içi birden nefretle doldu. Üstüne büyük bir agirlik çöktü. Onu düsündükçe her dakikasinin zehir olmasi artik çok daha agir geliyordu genç kiza... Ölmek istedi, artik yasamak istemiyordu bu dünyada.. Ama sevdiginden bi hatira almadan ölmeyecegine and içmisti. Tekrar gözlerini açti. Kimbilir belkide sevdigi onu unutmustu.. Bu düsünceler içinde derinlige daldi...<BR>
<BR>
Birden babasi girdi odaya, kizina kalp nakli için bir gönüllü bulduklarini müjdeleyecekti. Fakat genç kiz çoktan uykuya dalmisti.. Bir melegi andiran masum yüzü, sevdiginin özleminden sirilsiklamdi... <BR>
O gece biri gözlerini dünyaya kapadi, genç kiz ameliyata alindi. Tekleyen ve görevini yerine getirmeyen kalbi degistirilmisti. 1 hafta sonra tekrar gözlerini açti dünyaya genç kiz. Ama dünya daha farkli geldi ona. Sanki birseyler eksikti... Aradan aylar geçmis genç kiz artik iyice iyilesmisti. Ama içindeki buruklugu bir türlü atamiyordu. Sevdigi aklina gelince kalbi eskisinden daha çok sizliyordu.. Bir kere, bir kere görebilsem diye mirildandi... Kalbi yine sizlamaya baslamisti. Yeni kalbi onu iyilestirmisti ama nedense her gece aniden hizlaniyor, onu uykusundan uyandiriyor ve sanki yerinden çikacakmis gibi atmaya basliyordu... Genç kiz bir anlam veremedigi bu durumu doktora anlamis, ama ameliyat kolay degil, bir aydan geçer demisti doktor. Aylar geçmisti ama hala ayniydi durum. Çiçeklerinin yanina gitti. Hergün onlarla saatlerce dertlesiyor, zaman zaman agliyordu onlarla.. En çokta kan kirmizisi gülünü seviyordu. Çünkü kirmizi gülün onun için yeri apayri idi. Oda genç kizla beraber gülüyor, onunla beraber agliyordu. Onu sevdigi gibi görüyordu genç kiz. Ve gülünü sevdigini ilk gördügünde ona hediye edecegine dair yemin etmisti. Baska türlü paylasamazdi gülünü kimseyle... <BR>
<BR>
Kapi çaldi aniden. Kapiyi açti ama kimse yoktu. Gözü yerdeki beyaz zarfa ilisti. Yavasça egilip zarfi yerden aldi. Birden kalbi deli gibi atmaya basladi. Ne oldugunu anlayamiyordu. Zarfin üzerinde ne bir isim, ne bir adres vardi. Zarfi açti, içinden beyaz bir kagida yazilmis bir mektup çikti. Kalbi daha hizli atmaya basladi. Onun kokusu vardi kagitta. Evet, onun kokusu vardi. Yilar yili özlemini çektigi, yaninda olabilmek için canini bile verebilecegi sevdiginin kokusu vardi mektupta.. Basi dönmeye basladi. Koltuguna geçip oturdu yavasça...Kagidi açti. Ve elleri titreyerek okumaya basladi.<BR>
<BR>
"Sevgilim, senden ayrildiktan sonra, bir kalbe 2 sevginin sigmayacagini bildigimden dolayi, ne bir kimseyi sevebildim, nede kimseye bakabildim... Her günüm digerinden daha zor geçti, çünkü her gün özlemin dahada artiyordu.. Sana kitaplari dolduracak kadar siirler yazdim. Her biri digerinden dahada hüzünlüydü. Yazdim, okudum, agladim... Hergün yazdim, her gün okudum, senelerce agladim... Her gece seni düsündüm sabahlara kadar, her gece senin yaninda olmayi istedim. Ve her gece sensizlige lanet ettim, uykulari haram ettim kendime, sensiz olmanin acisini gözlerimden çikardim... Ve bir gün herseyi degistirecek bir firsat çikti önüme. Bunu firsati degerlendirmeyip, kendime haksizlik edemezdim... Ve degerlendirdim... Senden çok uzaklara gittim, belki seni unuturum diye.. Ama tam tersi oldu. Seni daha çok özlüyorum artik... Senden çok uzaklardayim belki, ama yinede seni görmek için uzaklardan gelebiliyorum. Hemde her gece... Seni seviyor, seyrediyor ve egilip sen uyurken yanagina bir öpücük konduruyorum.. Bazen gözlerini açip bakiyorsun, geldigimi bildigimi saniyorum ama yine o tatli uykuna geri dönüyorsun. Yarin birbirimizi sevmemizin 6. senesi... Hep ben geldim simdiye kadar senin yanina, yarinda sen gel olur mu sevgilim.. Ha, unutmadan, sana hep sözünü ettigim, kalbime iyi bak olur mu? Çünkü gözyaslarimla, adini yazdim ona...Seni senden bile çok seven bir sevgi var kalbinin içinde... Unutma, kirmizi gülüde unutma olur mu??... Seni Seviyorum, Yanima Gelinceye Kadarda Sevecegim...<BR>
Sevgilin...."
]]></description>
</item>

<item>
<title>Kadinlari Anlamak Zor</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=2 </link>
<description><![CDATA[Öperseniz beyefendi degilsinizdir,<BR>
Öpmezseniz adam degilsiniz.<BR>
Iltifat edersiniz yalan der<BR>
Etmezseniz birakir gider.<BR>
Her istegine evet derseniz karaktersiz olursunuz<BR>
Karsi çikarsaniz anlayissiz.<BR>
Çok yanina giderseniz sikildim der<BR>
Az giderseniz küser.<BR>
Iyi giyinirseniz çapkinsin der<BR>
Dikkat etmezseniz zevksizlikle suçlar.<BR>
Kiskanirsiniz huyun kötü der<BR>
Kiskanmazsiniz sevmiyorsun der.<BR>
Siz bir dakika geç kalin kiyamet kopar<BR>
Kendisi bir saat gecikirse bunda ne var.<BR>
Arkadasinizla bulusursunuz adi ihmal olur<BR>
O bulusur "Bizim kizlar" olur.<BR>
Siz baska kadina bakacak olsaniz gözleriniz oyulur<BR>
Baska bir adam ona baktiginda adi hayranlik konur.<BR>
Konustugunuz anda dinlemenizi ister<BR>
Dinlediginiz anda "Neden konus muyorsun?" der<BR>
Kisacasi...<BR>
Sade ama çok karisik.<BR>
Zayif gibi ama çok güçlü.<BR>
Akil karistiran ama hayranlik uyandiran.<BR>
Insani çildirtan ama mükemmel!<BR>
Bu arada tercümelerin de kadin gibi oldugunu belirtmek isterim...<BR>
Çok güzelse nadiren sadiktir.<BR>
Çok sadiksa da nadiren güzel.  <BR>
]]></description>
</item>

<item>
<title>Bir Baskasinin Mutlulugu</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=3 </link>
<description><![CDATA[ Kiyafetinden hayli varlikli bir aileden geldigi belli küçük kiz, avucundaki para destesini simsiki tutarak raflari inceliyordu. Burasi kentin en büyük oyuncak magazasiydi. Aranan herseyin bulundugu, bitmez tükenmez raf koridorlarinin bulundugu magazalardan biri...<BR>
 Raflarin arasinda öylece gezinirken, reyonlarin birinde kalakaldi. Muhtesem bir bebekti bu.. Dünya güzeli yüzlü ve ipek kadife elbiseli muhtesem bebek. Babasina döndü, bebegi isaret etti...<BR>
 ''Avucundaki para yeter mi?...''<BR>
 Babasi, basi ile ''evet'' dercesine olumlu bir hareket yapti. Bebegi kucakladi ve koridoru takip ederek kasaya dogru yürüdü. Tam bu sirada tipki kendisi gibi, babasi ile alisverise çikmis bir küçük çocuk gördü. Kisa pantolonluydu, gömlegi iyice eskimisti.<BR>
 Çocugun elinde birkaç dolar vardi. Raftaki oyunlardan birinin önünde  heyacanla durdu. ''iste istedigim bu baba!'' diye çiglik atti, avucunu gösterdi:<BR>
''Yeter mi?'' Babasinin gözleri yere  dogru egilirken, basi ''yetmez''  isareti verdi. Çocuk, avucundaki paraya bakti. Oyunu raf yerine koydu. Babasinin elini tuttu ve koridorun ucuna dogru yürüdü, boyama kitaplarinin oldugu rafa...<BR>
 Küçük kiz  kucagindaki bebege bi daha bakti. Sonra çocugun seçtigi oyuna döndü. Bebegi götürüp yerine koydu. Oyunu eline aldi...<BR>
 ''Yeterli param var mi baba?'' dedi... Babasi yine ''evet'' dercesine basini salladi.<BR>
 Kasaya gittiler, parayi ödediler. Küçük kiz kasadaki adama biseyler fisildadi. Kiz ve babasi,  geriye çekilip beklemeye basladilar. Az sonra oglan ve babasi, ellerinde bir boyama kitabi ile kasaya geldiler. Kasiyer:<BR>
'' Kutlarim sizi'' dedi heyecanla; ''Bugünün bininci müsterisi olarak bir armagan kazandiniz...'' Ve oyun kutusunu küçük çocuga uzatti.<BR>
 ''Harika!!'' diye çiglik atti çocuk: ''Baba bu benim en çok istedigim seydi biliyorsun...''<BR>
 Baba ogul, sevinç içinde dükkani  terkederken, içeride kalan baba: ''Ne kadar cömertsin kizim'' dedi, ''Sana bunu yapma kararini verdiren ne?...''<BR>
 ''Baba... Annemle birlikte bana bu parayi verdikten sonra ''Seni ençok mutlu edecek seyi al'' demediniz mi?..''<BR>
 ''Tabii öyle dedik, tatlim!...''<BR>
 ''Bende aynen öyle yaptim baba... Suanda ne kadar mutlu oldugumu biliyor musun?...''
]]></description>
</item>

<item>
<title>Sedef Çiçegi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=4 </link>
<description><![CDATA[Mahkeme salonunda, seksenlerindeki yasli çiftin durumu içler acisiydi. Adam inatçi bakislarla suskun, Ninenin aglamaktan iyice çukurlasmis gözleri ve keskin çizgileriyle bikkin bakislari süzüyordu etrafini...<BR>
<BR>
Ve Hakimin tokmak sesiyle sustu ugultu ve tok sesiyle, sözü yasli kadina verdi, hakim...<BR>
<BR>
"Anlat teyze neden bosanmak istiyorsun...?"<BR>
<BR>
Yasli kadin derin bir nefes çektikten sonra bas örtüsüyle agzini aralayip, kisilmis sesiyle konusmaya basladi...<BR>
<BR>
<BR>
<BR>
"Bu herif yetti gayri, 50 yildir bezdirdi hayattan..."<BR>
<BR>
<BR>
<BR>
Sonra uzunca bir sessizlik hakim oldu mahkeme salonunda... Sessizlik bu tür haberleri her gün manset yapan gazetecilerden birinin flasiyla bozuldu, kim bilir nasil bir manset atacaklardi, yasanmis 50 yilin ardindan... Çok sayida gazeteci izliyordu davayi, kadin neler diyecekti. Herkes onu dinliyordu.. Yasli kadinin gözleri doldu... Ve devam etti...<BR>
<BR>
<BR>
<BR>
"Bizim bir sedef çiçegi vardi, çok sevdigim... O bilmez... 50 yil önceydi... O çiçegi bana verdigi çiçeklerin arasindan kopardigim bir yapragi tohumlamistim, öyle büyüttüm.. Yavrumuz olmadi, onlari yavrum bildim... Bir süre sonra çiçek kurumaya basladi. O zaman adak adadim... Her gece günes açmadan önce bir tas suyla sulayacagim onu diye... iyi gelirmis dedilerdi... 50 yil oldu, bu herif bir gece kalkip bir kere de bu çiçegi ben sulayayim demedi... Ta ki geçen geceye kadar... O gece takatim kesilmis.. Uyuyakalmisim... Ben böyle bir adamla 50 yil geçirdim... Hayatimi, umudumu her seyimi verdim... Ondan hiç bir sey göremedim.. Bir kerecik olsun, benim bildigim görevlerden birisini yapmasini bekledim.... Onsuz daha iyiyim, yemin ederim."<BR>
<BR>
<BR>
<BR>
Hakim, yasli adama dönerek;<BR>
<BR>
"Diyecegin bir sey var mi baba" dedi.<BR>
<BR>
Yasli adam bastonla zor yürüdügü kürsüye, o ana kadar suçlanmis olmanin utangaçligini hissettiren yüz ifadesiyle hakime yöneldi.<BR>
<BR>
<BR>
<BR>
"Askerligimi, reisicumhur köskünde bahçivan olarak yaptim, o bahçenin görkemli görünümüyle büyümesi için emeklerimi verdim... Fadime'mi de orada tanidim... Sedefleri de... Ona en güzel çiçeklerden buketler verdim... O çiçeklerle doludur bahçesi... Kokusuna taptigim perisan eder yüregimi... ilk evlendigimiz günlerin birinde boyun agrisindan onu hekime götürdüm... Hekim çok uzun süre uyanmadan yatarsa boynundaki kireç sertlesir, kötülesir dedi.. Her gece uykusunu bölüp, uyansin, gezinsin dedi... Hekimi pek dinlemedi, bizim hatun... Lafim geçmedi... O günlerde tesadüf bu çiçek kurudu... Ben ona gece sularsan geçer dedim.. Adak dilettim... Her gece onu uyandirdim. Ve onu seyrettim... O sevdigim kadinin yavrusu bildigi çiçekleri sularken seyrettim... Her gece o çiçek ben oldum... Sanki... Ona bu yüzden tapabilirdim..." dedi adam o yastaki bir adamdan beklenmeyecek ifadelerle...<BR>
<BR>
"Her gece O yattiktan sonra uyandim... Saksidaki suyu bosalttim... Sedef gece sulanmayi sevmez, hakim bey.. Geçen gece de... Yaslilik.. Ben de uyanamadim.. Uyandiramadim... Çiçek susuz kalirdi amma, kadinimin boynu yine azabilirdi... Suçlandim.. Sesimi çikartamadim..."<BR>
<BR>
<BR>
<BR>
O an Mahkeme salonunda her sey sustu...<BR>
<BR>
Ertesi sabah gazeteler "Sedef susuz kaldi" diye yine yalnizca neticeyi haber yaptilar...
]]></description>
</item>

<item>
<title>yogurt</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=5 </link>
<description><![CDATA[ailenin biri o kadar kalabalikmiski kari kocanin *eks yapacak yerleri kalmamis bir gün bu kari koca dayanamamis plan yapmislar. Planda sabah herkes yemek yerken ev hanimi üzerine yogurt döküp mutfaga gidecek evin erkegi onu temizlemek bahanesiyle yanina gidip *evisecekler<BR>
neyse sabah oluyor kahvaltida anne üzerine yogurt döküyor babada pesinden bunlar mutfakta *evisirken evin en küçügü susayip mutfaga gidiyor. Anne babasini o vaziyette görünce korkup hemen içeri girer ve<BR>
- abilerim ablalarim sakin üzerinize yogurt dökmeyin babam yogut dökeni *ikiyor.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Isiklari açmadigin için mutlu musun?</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=6 </link>
<description><![CDATA[Isiklari açmadigin için memnun musun?<BR>
ingiltere'de okuyan iki Türk kizi yurttta ayni odada kaliyorlarmis. Bir gece kizlardan biri arkadasinin evine ders çalismak için gidecekmis.<BR>
<BR>
Diger kizla vedalasip çikmis ama daha yurttan 100 metre falan uzaklasmis ki ders kitaplarindan birini unuttugunu farketmis. Odaya geri dönmüs tabiyatiyla. Kapiyi açtiginda isiklarin kapali oldugunu görmüs. "Banu yatti heralde" diye düsünüp ayaklarinin ucuna basa basa karanlikta kitabini aramis. Bulamayinca da, "Simdi kizcagizi rahatsiz etmeyim, nasilsa arkadasimda ayni kitaptan var. idare ederiz artik" deyip çikip gitmis. Ertesi sabah sinavdan sonra odasina döndügünde bir de ne görsün! Oda bastan asagi kan içinde! Arkadasinin vücudu da parçalar halinde oraya buraya dagitilmis. <BR>
<BR>
Duvarda da (muhtemelen kizin kaniyla yazilmis) bir yazi varmis:<BR>
"Aren't you glad, you didn't turn on the lights?" <BR>
<BR>
(Isiklari açmadigin için memnun musun?)<BR>
<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>maymun</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=7 </link>
<description><![CDATA[bir gün çok ilginç bir yarisma düzenlenir.yarismanin amaci en kisa sürede bir maymundan en fazla sayida yavru maymun çikartmak..bunun için ingiliz,fransiz,alman ve temel yarismaya katilirlar..ilk basta alman maymunu alip bir odaya girer aradan 1 saat geçer iki tane yavruyla çikar.seyirciler almani alkislar.daha sonra ingiliz  maymunu alip bir odaya girer aradan yarim saat geçer bes tane yavruyla çikar.seyirciler igilizi daha çok alkislar.sonra fransiz içeri girer ve 15 dakikada on tane maymunla çikar.mükemmel bir gürültü bütün seyirciler fransizi ayakta alkislar..en son bizim temel girer..aradan 1 saat geçer ses yok,iki saat geçer ses yok.10 saat geçer ses yok....sonunda temel 1 gün sonra çikar.elinde birtek maymun vardir.temele niye böyle oldugu sorulunca su cevabi verir....ulan pezevenkler erkek maymun vermisler....
]]></description>
</item>

<item>
<title>Küfe ve ip </title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=8 </link>
<description><![CDATA[Bir sehrin en zengini öldügünde, tellallar sokaklara dökülüp; <BR>
Ey ahali, diye bagirmislar. Biliyorsunuz Veli efendi öldü. Bir vasiyeti var. Ahiret hayatina alisabilmek için, kendisine bir günlük yardimci ariyor. Kim ki, mezardaki ilk gecesini onunla beraber geçirirse, Veli Efendiye ait servetin yarisi kendisine verilecektir. Ey ahali,duyduk duymadik demeyin....  <BR>
Tellallarin bütün çabasina ragmen kimse bu parlak, fakat korkulu vasiyete kulak vermemis. Ama sonunda, sehrin en fakir sirt hamallarindan birisi çikmis ortaya. Adamcagiz bakmis ki, hayatta zaten sirtindaki küfesinden ve ipinden baska bir sey yok. O halde “hamal olarak yatip ertesi sabah zengin olarak kalkarim" diyerek razi olmus... <BR>
Genisçe bir mezara, iyice kefenlenen zengini ve yanina hamali yatirmislar. Az sonra sual melekleri gelmis "ikisi de bize emanet" diye konusmuslar. "Zengin nasil olsa kalacak, su hamaldan baslayalim."<BR>
Sormuslar: <BR>
Dünyada malin mülkün var miydi? <BR>
Alay etmeyin demis, hamal. Sirtimdaki küfeden ve ipten baska hiç bir seyim olmadigini siz de bilirsiniz. <BR>
Peki diye eklemis melekler, o ipi ne karsiliginda aldin..  Sonra küfeyi ne is gördün de nasil elde ettin? <BR>
Anlatmis hamalcagiz. Bes kisinin malini 10 kurusa tasidim. ikisini yedim, sekizini sakladim.. Ertesi gün de ayni isleri yaptim. Yemedim içmedim, ucuza tasidim ve bunlari aldim. <BR>
Melekler: <BR>
Çik demisler, çik... Olmadi.... Hasan Efendiden aldigin para, hak ettiginden çok düsük. Biz ondan bunun hesabini soracagiz. Mehmet Efendiyle de ucuza anlasmis ve ucuza tasimissin...  <BR>
iyi ama, diye cevaplamis hamal, hakettigim parayi isteseydim, Bana tasittirmazdi. Tasittirmayinca da aç kalirdim...<BR>
O bizim isimiz demis melekler, nasil olsa buraya o da gelecek. Biz senin adina ona sorariz. Melekler, hamali sikistirmaya devam etmis. Söyle bakalim, aldigin paranin kaçini yedin, kaçini sakladin? <BR>
On kurus aldi isem, yarisini sakladim... iki kurus aldi isem, bir kurusunu biriktirdim... <BR>
Çik demis melekler... Yine olmadi, hem ucuza tasimissin, hem de gidandan kesmissin... Yani sen, kendi nefsine zulmetmissin... Nefsine zulmetmek de günahtir, bilmez misin?... <BR>
Hamalcagiz ne cevap verecegini düsünüp ecel terleri dökerken, Sabah olmus.  Açilan mezardan yukariya bir bakmis ki, bütün millet orada... Kadi Efendi ve sehrin mehter takimi da kendisini bekliyor. Bir kiyamet ki sormayin. <BR>
"Kutlu olsun" demisler... "Bu gece kimsenin yapamayacagi bir isi basardin ama, bak artik zengin oldun." <BR>
Yooo, diye bagirmis hamal. istemem , sizin olsun... Ben , bir iple küfenin hesabini sabaha kadar veremedim, ya o kadar servetim olsaydi ne yapardim?
]]></description>
</item>

<item>
<title>Kabagin da Sahibi Var </title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=9 </link>
<description><![CDATA["Vaktiyle Kalenderîyye yoluna mensup bir dervis, nefsle mücahede makaminin sonuna gelir. Mesrebin usulünce bundan sonraki makam Kalenderîlik makamidir. Yani her türlü süsten, gösteristen arinacak, varliktan vazgeçecektir. Fakat is yamali bir hirka giymekten ibaret degildir. Her türlü görünür süslerden arinmasi gereklidir... Saç, sakal, biyik, kas ne varsa hepsinden. Dervis, usule uygun hareket eder, solugu berberde alir. <BR>
- Vur usturayi berber efendi, der. <BR>
Berber dervisin saçlarini kazimaya baslar. Dervis aynada kendini takip etmektedir. Basinin sag kismi tamamen kazinmistir. Berber tam diger tarafa usturayi vuracakken, yagiz mi yagiz, biçkin mi biçkin bir kabadayi girer içeri. Dogruca dervisin yanina gider, basinin kazinmis kismina okkali bir tokat atarak: <BR>
- Kalk bakalim kabak, kalk da tirasimizi olalim, diye kükrer.<BR>
Dervislik bu... Sövene dilsiz, vurana elsiz gerek. Kaideyi bozmaz dervis. Ses çikarmaz, usulca kalkar yerinden. Berber mahcup, fakat korkmustur. Ses çikaramaz. Kabadayi koltuga oturur, berber trasa baslar. Fakat küstah kabadayi tiras esnasinda da sürekli asagilar dervisi, alay eder: <BR>
“Kabak asagi, kabak yukari…” <BR>
Nihayet tras biter, kabadayi dükkandan çikar. Henüz birkaç metre gitmistir ki, gemden bosanmis bir at arabasi yokustan asagi hizla üzerine gelir. Kabadayi saskinlikla yol ortasinda kalakalir. Derken, iki atin ortasina denge için yerlestirilmis uzun sivri demir karnina daliverir. Kabadayi oraciga yigilir, kalir. Ölmüstür. Görenler çigligi basar. Berber ise saskin, bir manzaraya, bir dervise bakar, gayri ihtiyarî sorar: <BR>
- Biraz agir olmadi mi dervis efendi? <BR>
Dervis mahzun, düsünceli cevap verir: <BR>
- Vallahi gücenmedim ona. Hakkimi da helal etmistim. Gel gör ki kabagin bir sahibi var. O gücenmis olmali!.. <BR>
 <BR>
]]></description>
</item>

<item>
<title>Mese Agaci...</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=10 </link>
<description><![CDATA[Kuraklik o yil, New Jersey’in yemyesil çayirlarini kahverengine<BR>
çevirmis ve tüm New Jerseylilerin gurur kaynagi yüzyillik dev agaçlarin<BR>
yapraklarinin zamanindan önce dökülmesine neden olmustu.<BR>
<BR>
Kurakligin kirküçüncü gününde, küçük bir kentin yoksullar mahallesinden geçen <BR>
Tom Greenfield adli genç bir tarim uzmani, tozlu yolda bir kova suyu<BR>
sürüklercesine tasiyan yasli bir kadina rastladi.Otomobilinin camini indirdi ve<BR>
yasli kadina seslendi: “Sizi gideceginiz yere kadar götürebilir miyim, bayan?”<BR>
<BR>
Yasli kadin tesekkür etti ve bir kilometre kadar geride kalan evini isaret etti:<BR>
“Zaten su kadarcik bir yoldan geliyorum” dedi ve yüz metre ötedeki<BR>
dev bir mese agacini göstererek “Zahmet etmenize gerek yok...” dedi.<BR>
<BR>
“Iki üç adimlik yolum kaldi. ”Greenfield, kadinin bir kova suyu ne yapacagini<BR>
merak etti. Onu arkasindan izledi. Yasli kadinin, zorlukla tasidigi kovayi<BR>
bahçenin uzak bir kösesindeki büyük mese agacina kadar sürükleyip,<BR>
sonra da kovadaki suyla mese agacini suladigini görünce, hem hayran kaldi,<BR>
hem de sasirdi. Yanina yaklasti ve sordu: “Bu agaci sulamak için mi<BR>
o bir kova suyu bir kilometre öteden tasidiniz? Güçlükle kaldirdiginiza göre<BR>
kova galiba çok agirdi.” Yasli kadin, genç adama gülümseyerek bakti.<BR>
<BR>
“Tam 81 yasimdayim. Bu agaç ise, yasamdaki tek dostum.<BR>
Küçük bir kizken arkadas olmustum onunla. Simdi hiçbiri yasamayan<BR>
tüm arkadaslarimla bu agacin çevresinde, bilseniz ne oyunlar oynadik,<BR>
onun gölgesinde nasil dinlendik... Bu agaç kurursa ne yaparim, ben?<BR>
<BR>
”Tarim uzmani genç adam, yüzyillik dev mese agacina uzun uzun ve <BR>
dikkatlice bakti. Deneyimli gözü, agacin giderek kurumakta oldugunu görmekte<BR>
gecikmedi. Yasli kadin, mese agaciyla arkadasligini anlatmayi sürdürdü:<BR>
<BR>
“Annem beni dövdügü ya da azarladigi zaman bu agaca tirmanirdim,<BR>
onun kollarina siginirdim” dedi. “Nisanlim, parmagima nisani agacin altinda takti.<BR>
Benim için böylesi anilarla dolu olan bu agaç için, bir kilometre öteden<BR>
bir kova su tasimami gerçekten çok mu görüyorsunuz?”<BR>
<BR>
Yasli kadin ertesi gün elinde su kovasiyla yine mese agacina giderken,<BR>
agacin çevresinde bes alti isçinin çalismakta oldugunu gördü.<BR>
Kovayi yere birakti ve isçilere dogru kosarak “Birakin agacimi” diye bagirdi.<BR>
<BR>
“Dokunmayin benim agacima...” Isçilerin basindaki adam kasketini çikardi<BR>
ve yasli kadinisaygiyla selamladi: “Agaciniza kötü bir sey yapmak için degil,<BR>
onu kurtarmak için geldik, hanimefendi” dedi. “Agacinizin köklerinin<BR>
çevresinde kanallar açtik ve onlari tankerimizin deposundaki suyla doldurarak,<BR>
agacinizi bol bol suladik.” Yasli kadin su tankerinin üzerinde yazili olan<BR>
“Greenfield Fidanligi” adina takildi. “Fakat ben sizi çagirmadim ki?” dedi.<BR>
“Kim gönderdi sizi buraya?” Adam, saygili tavriyla yanit verdi: <BR>
“Bizi buraya gönderen kisi, adini söylemedi efendim” dedi. <BR>
<BR>
Yasli kadin, yeterli suya kavusan arkadasi mese agacinin altinda durdu<BR>
dün sohbet ettigi genç adami animsamisti, isçilerin tek tek ellerini<BR>
siktiktan sonra uzaklasan kamyonun arkasindan yasli gözlerle bakti.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Dolmus</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=11 </link>
<description><![CDATA[Bir acelesi oldugunu, onu görür görmez anlamistim. Saganak hâlinde yagan yagmura aldiris bile etmiyor ve bükülmüs beline ragmen saga sola kosusuyordu. <BR>
Yanina sokularak: <BR>
— Hayrola teyzecigim, dedim. Bir derdiniz mi var? Sicak bir tebessümle: <BR>
— Buralarin yabancisiyim evlâdim, dedi. Hastahane tarafina gidecek bir araba ariyorum. <BR>
— Biraz beklerseniz ayni dolmusa binebiliriz, dedim. Oraya geldigimizde size haber veririm. <BR>
Tesekkür ederek yanima yaklasti ve küçük bir çocuk gibi semsiyemin altina girdi. Nurlu yüzü yagmur damlaciklariyla islanmis ve yanaciklari pembe pembe olmustu. <BR>
— Torunlarimdan biri menenjit geçirdi, diye devam etti. Ziyaret saati bitmeden dolasmak istemistim. <BR>
Saatime baktiktan sonra: <BR>
— 20 dakikaniz var, dedim. Hastahane yakin ama, bu havada pek araba bulunmuyor. <BR>
Duraga herkesten önce geldigimiz için dolmusa da rahatça binecegimizi zannediyordum. Ancak araba yanastiginda, arkamizda duran 4-5 kisinin bir anda hücum ettigini gördüm. <BR>
içeriye dolusan ve arkadas olduklari anlasilan adamlara: <BR>
— ilk önce biz gelmistik, dedim. Sirayi bozmaya hakkiniz var mi? <BR>
Ön koltukta oturani: <BR>
— Hak istiyorsan Hakkâri'ye gideceksin arkadasim, dedi. Hem oradaki haklardan K.D.V. de alinmiyormus. <BR>
Bu lâf üzerine attiklari kahkahalarla bindikleri araba sarsilmis ve sinirlerim allak bullak olmustu. <BR>
Sakinlesmeye çalisarak: <BR>
— Ben biraz daha bekleyebilirim, dedim. Ama su ihtiyar teyzenin hastahaneye yetismesi gerekiyor. Bu defa soför lâfa karisip: <BR>
— Teyzenin arabaya falan ihtiyaci yok be kardesim, dedi. Okuyup üfledi mi hastahaneye uçuverir. <BR>
Tekrar kopan kahkahalarla birlikte araba uzaklasip gitti. Yasli kadina baktim, tevekkülle susuyordu. <BR>
5-10 dakika sonra gelen bir baska dolmusa onunla beraber bindim ve soföre, teyzeyi hastahanede indirmesini söyledim. Yasli kadin, yapacagi ziyaretten ümitsiz görünmesine ragmen sikâyet etmiyordu. Üstelik trafik de yari yolda tikanip kalmisti <BR>
Soför: <BR>
— Yolun bu durumu hayra alâmet degil, dedi. Sebebini anlasam iyi olacak. <BR>
Arabayi çalisir vaziyette birakip ileriye dogru yürüdü ve biraz sonra döndügünde: <BR>
— Kismete bak yahu, dedi. Bizden önce kalkan dolmusa kamyon çarpmis. <BR>
Heyecanla: <BR>
— Bir sey olmus mu, diye atildim. Yâni yarali falan var mi? <BR>
— Herhalde, diye cevap verdi. Dolmusta bulunanlari, teyzenin gidecegi hastahaneye kaldirmislar. <BR>
Göz ucuyla yasli kadina baktim. Solgun dudaklariyla birseyler mirildaniyor ve sanki onlar için dua ediyordu. <BR>
Soför, koltuguna yavasça otururken: <BR>
— Kismet iste, diye tekrarlayip duruyordu. Sen kalk koca bir kamyonla çarpis. Hem de Türkiye'nin öbür ucundan gelen Hakkâri plâkali bir kamyonla.
]]></description>
</item>

<item>
<title>pis zenci</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=12 </link>
<description><![CDATA[Temel amerikanin bir kasabasinda konferansa katilacak. Kasabaya varir dogru kasabanin tek oteline gider ve resepsiyondan kalacak bir oda ister! otel görevlisi bos odalarinin olmadigini söylesede Temelin israri karsisinda iki kisilik bir odalari oldugunu, bu odayi bir zenci ile paylasabilirse kalabilecegini söyler. Temel çaresis kabul eder ve otel görevlisine sabah konferansa katilacagini, bu yüzden sabah erken uyandirilmasini tembihler ve odasina uyumaya çikar. Odasina vardiginda gerçekten bir zencinin uyumakta oldugunu görür ve zenciye tiksinerek baktiktan sonra söylenmeye baslar; Suna bak simsiyah pis zencibir surat  simdi ben senle bu odada ayni nefesimi soluyacagim falan,filan diye,diye yatagina uzanip uyur. Meger bizim zenci uyanikmis ve temelin bütün söylediklerini duymus. Temel iyice daldiktan sonra zencikalkmis bir kutu siyah boya ve firçayi aldigi gibi baslamis temelin suratini boyatmaya....Sabahin erken saatleri otel görevlisi odaya girmis ve temele kalk sabah oldu uyan demis! Temel tesekkür edip lavaboya dogru yol almis ve isigi yakmis aynaya bakmis birde ne görsün simsiyah bir surat Temel sinirli bir sekilde bagirmis; Aptal görevli yanlis adami uyandirdin! deyip yatagina gidip tekrar uyumus..
]]></description>
</item>

<item>
<title>Bismirrahirahmanirahim</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=13 </link>
<description><![CDATA[Size birsey öneriyorum.Eger içinizde bir endise varsa Bismirrahirahmanirahim deyin.Çünkü bir <BR>
Bismirrahirahmanirahim demek sizi binlerce seyden korur.Örnegin:<BR>
O gün hava bulutluydu.Elektrikler kesilmisti oulda.Ögretmenimiz sevk almisti.Dersimiz bostu.<BR>
Bahçeye çiktik.Simsekler çakti.Yagmur yagdi.Bahçe su doldu.Hatta bazilari yüzdü bile.<BR>
Ögleci idik.Saat 4.Simdinin 5'i oluyor.Dolunay gözüküyordu.Simsekler ardarda çakti.En yakin arkadasim beni burada yalniz birakmisti.Simsekler çok uzundu.Tanrim diger siniflar geziye gitmisti.Bi tek bizim sinif vardi.<BR>
Korkuyordum.Üsüyordum.Açtim.içeri girilmiyordu soguktan.Toz toprak vardi her yanda.<BR>
yere uzandim.<BR>
Aniden belimin yanindan bi sey geçti.önce anlamadim sonra anladim ki simsek.Okulun kapisina dogru gelmeye çalistim.Merdivendeyken Bismirrahirahmanirahim dedim.kapiyi kapiya ayak atar atmaz bir patlama oldu.kulagimi kapattim.bu ses korkunçtu.ziplayip.hatta uçup kapidan sinifin birine girdim.Sinifin penceresinden kaçtim.kostum.tamda otobüs gelmisti. otobüse binmistim.üstüm sirilsiklam.kalbim patlayacak gibi çarpiyordu.Az kalsin otobüs devrilecekti Bismirrahirahmanirahim dedim.bariyerlerden geri döndü.Tanrim eve varmistim.Yemegi bitirdim.hemde ir koca kazan dolusu dolmayi.<BR>
annem yanina tursu biber filan koymustu.yanindada kola vardi.kazani bitirdim.<BR>
Gidip uyudum.canim yatagim seni ne kadar özlemisim.<BR>
Ertesi gün kahvalti yaparken haberlerde birinin ölü 2 kisinin yarali oldugunu izledim.<BR>
Ölen kisi ise arkadasimmis.beni terkedip okulun nöbetçiler için yaptirdigi klübedeymis.klübe statik elektrik çektigi için simsek çarpmis.<BR>
diger 2 arkadasim ise komada.ögretmenimize dava filan açacaklarmis diyorlar.<BR>
her zaman Bismirrahirahmanirahim deyin.<BR>
Sizi binlerce seyden korur!
]]></description>
</item>

<item>
<title>Sol sinyal</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=14 </link>
<description><![CDATA[Temel arabasi ile Taksim Meydaninda dönüp duruyordu. Ayni trafikçinin önünden besinci defa geçerken, polis de merak etti ve Temel'i durdurup sordu: - Bir yeri mi ariyorsunuz? Niye meydanin etrafinda dönüp duruyorsunuz? Temel: - Sol sinyal takildi da.. <BR>
<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Lokanta</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=15 </link>
<description><![CDATA[iki arkadas beraber lokantaya giderler. Garson yanlarina gelip ne yemek istediklerini söyler <BR>
<BR>
...1. " bana pilav kuru fasulye üstünede et birak getir " der<BR>
<BR>
...2. " banda aynisindan getir ama üzerine etme " der<BR>
<BR>
(salak eti *ok olarak anlamis)
]]></description>
</item>

<item>
<title>Kim kimi sever?</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=16 </link>
<description><![CDATA[Beyaz karayi, sinek yarayi, zengin parayi, <BR>
Yemek tuzu, raki buzu, maymun muzu, <BR>
Ördek kazi, güzel nazi, asik sazi sever... <BR>
Kus dariyi, çiçek ariyi, erkek kariyi, <BR>
Ana çocugu, çoban gocugu, yumurta sucugu, <BR>
Ocak közü, kirpik gözü, ozan sözü sever... <BR>
Garip silayi, yigit halayi, tencere kalayi, <BR>
Davul zurnayi, avci turnayi, deve hurmayi, <BR>
Alin kelini, cömert elini, cimri dilini sever... <BR>
Çöl yagmuru, çizme çamuru, oklava hamuru, <BR>
Tembel yatmayi, geveze atmayi, pazarci satmayi, <BR>
Sise tipayi, sarap kupayi, esek sopayi sever... <BR>
Ebe bebegi, kahve dibegi, çengi göbegi, <BR>
Memur masayi, ermis asayi, hakim yasayi, <BR>
Haylaz döveni, dalkavuk öveni, hergele söveni sever... <BR>
Sarhos dostunu, ayi postunu, yasli bastonu, <BR>
Hatip lafi, suçlu affi, açikgöz safi, <BR>
Orman çami, kedi dami, isçi zammi sever... <BR>
Mektup pulu, zampara dulu, <BR>
Allah kulu sever de.. <BR>
Sen?
]]></description>
</item>

<item>
<title>Temelin Zeki Köpegi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=17 </link>
<description><![CDATA[Temelin bir köpegi varmis bu köpegi öyle bir egitmiski yapacagi herbirseyi yapiyor.<BR>
Temel Dursun'la sohbet ederken Temel köpegine 2 milyon verir derki git bana sigara al der. Köpegi kisa süre sonra elinde 1 tane sigarayla gelir. Bu olay dursunun ilgisini çeker.<BR>
Birgün Dursun kahve de otururken Temel'in köpegini görmüs ona 2 sigara alsin diye 4 milyon verip bakkala yollamis. Beklemis beklemis köpekten haber yok sonunda Temel'i bulup demiski.<BR>
- Ula Temel senun o köpegun hirsuzdur 4 melyon verdum 2 cigara alsun diye köpek bana hiç bi bok getirmedi.<BR>
Temel'de kahkaha atarak:<BR>
- Ula Tursun ona 4 melyon verince haçan sinemaya cidiy. 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Uçak</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=18 </link>
<description><![CDATA[ingiliz, alman, fransiz ve temel uçakta seyahat ederken yardimi pilot gelip'uçak in 1 moturu arizalandi birini atmamiz gerek der. Bunun üzerine fransiz kalkar ve<BR>
--'yasasin fransa diyerek kendini atar.<BR>
sonra pilot tekrar gelir diger motor da arizalandi der.Bunun üzerine alman kalkar ve<BR>
-'yasasin almanya der ve kendini atar <BR>
pilot tekrar gelir diger motorda arizalandi der ve temel ayaga kalkar <BR>
- Yasasin türkiye der ve ingilizi tutar asagiya atar.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Uyanik Dursun</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=19 </link>
<description><![CDATA[Dursun Temel'in karisina kafayi takmistir. Onu s*km*k için herseyi yapiyor, ama bir türlü olmuyordu. Sonunda Dursun evin balkonundan karsiki evde oturan Temel ile Fadimeyi gözetliyormus. Bes on dakika sonra onlarda balkona çikmislar. Fadime ile Temel karsilikli çay içiyorlarmis. Dursunun aklina bir fikir gelmis ve Temel'e dogru:<BR>
- Ula Temel ne yapaysinuz? Bari balkonda yapmayin çok ayip.<BR>
Temel saskin bir sekilde:<BR>
- Ula ne yapayik ki? Surda çay içeyruk.<BR>
Dursun:<BR>
- Burdan pek çay içmeye benzemeyi. inanmazsan gel yer degistirelim kendi gözünle bak.<BR>
Temel ile Dursun yer degistirirler.<BR>
Temel birde baksinki, Dursun Fadimeyi s*k*y*r ve sakin bir sekilde bagirmis:<BR>
- Ula Dursun hakkatende hakliymissun da, bir daha olmaz özür dilerim...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Odun</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=20 </link>
<description><![CDATA[Adamin biri nerde egilmis bi kadin görse arkadan dalarmis.bu böyle sürüp gitmis.bir gün adam tam is basindayken melekler onu yanina çagirmis bir daha yaparsan seni cehenneme göndeririz demisler. Adam tövbe etmis bi süre. Bir gün adam otobüse binmis önündeki kadin parayi düsürmüs almak için egilmis ve adam dayanamamis. is bitince puf diye cehenneme gitmis. Kadin hamile kalmis ve çocukta ayni babasi gibiymis. Bir gün melekler onuda yanina çagirmis ve bir daha yaparsan seni de baban gibi cehenneme göndeririz demisler. Çocuk tövbe etmis ama üç bes gün sonra dayanamamis ve puf diye cehenneme gitmis. Çocuk bi bakmis cehennem buz gibi herkes donuyor. <BR>
Zebanilerin yanina yaklasmis demis ki ya cehennem dedigin yanar kazanlar kaynar burasi neden böyle? zebani cevap vermis: <BR>
Amina koyiim baban izin vermiyo ki egilekde iki odun atak!
]]></description>
</item>

<item>
<title>Hapsirik</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=21 </link>
<description><![CDATA[1)Hapsiriginizi tutarsaniz beyin kanamasi geçirebilirsiniz.<BR>
2)Hapsirik hizi saatte 70km'dir<BR>
3)Hapsirdiginiz Zaman Kalbinizde Dahil Olmak Üzere Bütün Vücut Fonksiyonlariniz Bir An için Durur.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Gardolap</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=22 </link>
<description><![CDATA[birgün bir timarhanede doktor iki deliyi çagirir ve onlara:bu dolabi 7. kata çikartirsaniz sizi serbest birakacam der. delilker ise koyulur.doktor bir ara bunlari kontrol eder bir deli kan ter içinde dolabi tasiyormus.<BR>
Doktor: diger deli nerede diye sorar <BR>
Deli: oda dolabin içinde gardolaplari tasiyor.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Ziraat Mühendisi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=23 </link>
<description><![CDATA[Bir bankanin zirai krediler bölümünde çalisan bir ziraat mühendisi, zirai kredi basvurularini yerinde incelemek için bir köye is ziyaretinde bulunur. Aksam hava kararmak üzereyken köyden ayrilir. Yari yolda arabasi arizalanir ve inip baktiginda tamirinin mümkün olmadigini görür. Bu gece burada bir basima ne yapacagim diye kaygilanirken ileride bir ev oldugunu ve isiginin yandigini görür. Eve giderek kapiyi çalar. Kapiyi genç ve oldukça güzel bir bayan açar. Ve bayan söyle der: <BR>
- Buyrun beyefendi. Ben kocasi askerde olan ve burada yanliz yasayan bir bayanim. Size nasil yardimci olabilirim? <BR>
Adam da: <BR>
- Ben bir bankanin zirai krediler bölümünde çalisan bir Ziraat Mühendisiyim. Arabam bozuldu ve yolda kaldim. Geceyi burada geçirmem mümkün mü acaba? <BR>
-Tabiki der kadin ve birlikte içeri girerler. Kadin adamin yanina gelerek:<BR>
-Bakin beyefendi ben kocasi askerde olan ve bu evde tek basina yasayan bir bayanim. Her hangi bir arzunuz var mi? <BR>
diye sorar. Adam da acikmis oldugunu ve mümkünse kadindan yiyecek birseyler hazirlamasini ister. <BR>
Kadin adamin istegini yerine getirir ve çok güzel bir sofra hazirlar. Yemekten sonra kadin adamin karsisina geçerek: <BR>
- Beyefendi, ben kocasi askerde olan ve bu evde tek basina yasayan bir bayanim. Baska bir arzunuz var miydi acaba? <BR>
diye sorar. Adam yemek için tesekkür eder ve eger mümkünse yemegin üzerine çay içmek istedigini söyler. Kadin çayi demler ve birlikte çaylarini içerler. <BR>
Çay faslindan sonra kadin yatak odasina gidip en suh ve seksi geceligini giyerek adamin karsisina çikar ve <BR>
- Beyefendi, ben kocasi askerde olan ve bu evde tek basina yasayan bir bayanim. Baska bir arzunuz varsa çekinmeden söyleyin onu da yerine getireyim. der. Adam da artik uyku saatinin geldigini ve kadinin ona bir yatak hazirlamasi halinde uyumak istedigini söyler. Kadin yatagi hazirlar ve Ziraat Mühendisi uyur. <BR>
Sabah olup uyandiginda adam kadini evin içinde göremez ve eviv bahçesine çikar. Kadin orada hayvanlara yem vermektedir. Fakat bir olay adamin tuhafina gider. Çünkü bahçede bir tavuk ve 5 horoz vardir. Adam kadina sorar: <BR>
- Hanimefendi,1 tavuga 5 horoz fazla degil mi? Ben bu durumdan bir sey anlayamadim da... Kadin bu soruya cevap verir: <BR>
-ANLAMAYACAK BiRSEY YOK BEYEFENDi. O HOROZLARIN 4 TANESi ZiRAAT MÜHENDiSi...<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Bu Kadar Sevebilir misiniz?</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=24 </link>
<description><![CDATA[Bir otobüs duraginda karsilasmislardi ilk kez.... Biri tipta okuyordu, öbürü mimarlikta. O ilk karsilasmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha karsilasabilmek için, hep ayni saatte, ayni duraktan, ayni otobüse bindiler. Gençtiler, çok genç... Birbirileriyle konusacak cesareti bulmalari biraz zaman aldi ama sonunda basardilar. ikisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardi aslinda. Delikanli arkadasinda kaldigi için o duraktan binmisti otobüse, kiz ise ablasinda.... Sirf birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden evlerinden<BR>
çikip, sehrin öbür ucundaki o duraga, onlarin duragina geldiklerini, gülerek itiraf<BR>
ettiler bir süre sonra...<BR>
<BR>
Okullarini bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem de çok mutlu... Bazen issiz,bazen parasiz kaldilar ama öylesine siki kenetlenmisti ki yürekleri ve elleri hiçbir seyi umursamadilar. Ayin sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarinda da hep mutluydular. Zaman asimina ugrayan, aliskanliklara yenik düsen, banka hesabinda para kalmadigi için yada tam tersine o hesabi daha da kabarik hale getirmek uguruna bitip-tükeniveren sevgilerden degildi onlarinki... Günler günleri, yillar yillari kovaladikça sevgileri de büyüdü, büyüdü... Tek<BR>
eksikleri çocuklarinin olmamasiydi. Zorlu bir tedavi sürecine ragmen çocuk sahibi olmayinca, "bütün mutluluklarin bizim olmasini beklemek, bencillik olur" diyerek devam ettiler hayatlarina.  Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler... "Senin için ölürüm" derdi kadin, simsiki sarilip adama ve adam: "Hayir, ben senin için ölürüm" diye yanit verirdi hep...<BR>
<BR>
Bazen  eve geldiginde, aynanin üzerinde bir not görürdü kadin, "Bir tanem, kütüphanenin ikinci rafina bak...."  Kütüphanenin ikinci rafinda baska bir not olurdu, "Mutfaktaki masanin üzerine bak ve seni çok sevdigimi sakin unutma" Mutfaktaki masadan, salondaki dolaba sevgi dolu notlari okuya okuya  kosturan kadin, sonunda kimi zaman bir demet çiçek, kimi zaman en sevdigi çikolatalar, kimi zaman da pahali armaganlarla karsilasirdi.. Aldigi hediyenin ne oldugu önemli degildi zaten....<BR>
<BR>
Hayat ne kadar hizli akarsa aksin, isleri ne kadar yogun olursa olsun hep birbirlerine ayiracak zaman buluyorlardi bulmasina ama kirkli yaslarin ortalarina geldiklerinde, daha az çalismaya karar verdiler. Adam, hastaneden ayrildi ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye basladi. Kadin da mimarlik bürosunu kapadi ve sadece özel projelerde görev aldi. Artik daha fazla beraber olabiliyorlardi. Bir gün sahilde dolasirken, harap durumda bir ev gördü kadin, üzerinde "satilik" levhasi asili olan. "Ne dersin, bu evi alalim mi?" dedi adama. "Bu viraneyi yiktirir, harika<BR>
bir ev yapariz. Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terasi olan, martilari kahvaltiya davet edecegimiz bir deniz evi yapalim burayi..." "Sen istersin de ben hiç hayir diyebilir miyim?" diye yanit verdi  adam. "Amerika'daki tip kongresinden döner dönmez ararim emlakçiyi... Kaç para olursa olsun, burasi bizimdir artik...."<BR>
<BR>
Sadece bir hafta ayri kalacaklarini bildikleri halde, ayrilmalari zor oldu adam<BR>
Amerika'ya giderken. Her gün, her saat konustular telefonla. Gözyaslari içinde<BR>
kucaklastilar havaalaninda. Fakat birkaç gün sonra, kocasinda bir tuhaflik oldugunu<BR>
fark etti kadin. Eskisi kadar mutlu görünmüyor, konusmaktan kaçiniyordu. Onu<BR>
neselendirmek için, sahildeki evi hatirlatti ve çizdigi projeyi verdi kadin ama hiç<BR>
beklemedigi bir cevap aldi: "Canim, o ev bizim bütçemizi asiyor. Sen en iyisi o evi unut..."<BR>
<BR>
Mutsuzluk, mutlulugun tadina alismis insanlara daha da aci, daha da çekilmez gelir. Kadin, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini söylemesi için yalvardi adama, "Senin için ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat" diye dil döktü bos yere... Yillardir sevdigi adam, duyarsiz ve sevgisiz biriyle yer degistirmisti sanki. Ona ulasmaya çalistikça, beton duvarlara çarpiyordu kadin, her çarpmada daha fazla kaniyordu yüregi...<BR>
<BR>
Bir gün, çocuklugunun, gençliginin ve bütün hayatinin birlikte geçtigi arkadasina dert yanarken, "Artik dayanamiyorum, sana söylemek zorundayim" diye sözünü kesti arkadasi. "O, seni aldatiyor. is yerimin tam karsisindaki restoranda genç bir kadinla yemek yiyiyor her öglen. Sonra sarmas dolas biniyorlar arabaya...."<BR>
<BR>
"Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanlari" diye bagirdi kadin. Onca yillik arkadasini, kendisini kiskanmakla suçladi.... Ertesi gün, ögle vakti o restoranin hemen karsisinda bir köseye sindi sessizce ve peri masallarinin sadece masal oldugunu anladi... Kocasinin eskiden ayni hastanede çalistigi genç çocuk doktorunu tanidi hemen. Bazen evlerinde agirladiklari kadina nasil sarildigini gördü adamin...<BR>
<BR>
Aksam kocasi eve gelir gelmez, bazen bagirip, bazen aglayarak, bazen ona simsiki sarilip bazen de yumruklayarak haykirdi suratina her seyi. inkar etmedi adam. Zamanla duygularin degisebildigi, insanlarin orta yasa geldiklerinde farklilik aradigi gibi bir seyler geveledi agzinda ve bavulunu alip gitti evden. Kapidan çikarken, "son bir kez kucaklamak isterim seni" diyecek oldu ama kadin, "defol" dedi nefretle...<BR>
<BR>
ilk celsede bosandilar... Modern bir ask hikayesinin böyle son bulmasina kimse inanamadi. Arkadaslarinin destegiyle ayakta kalmaya çalisti kadin. Adamin, sevgilisiyle birlikte Amerika'ya yerlestigini ögrendi. Bazen yalniz kaldiginda, onu hala sevdigini hissedince, aglama nöbetleri geçiriyor, askin yerini, en az onun kadar yogun bir duygu olan nefretin almasi için dua ediyordu.<BR>
<BR>
Aradan bir yil geçti... Her seyin ilaci oldugu söylenen zaman bile, kadinin derdine çare olamamisti. Bir sabah, israrla çalan zilin sesiyle uyandi. Kapiyi açtiginda, karsisinda o kadini gördü. "Sen, buraya ne yüzle geliyorsun" diye bagirmak istedi ama sesi çikmadi. "Lütfen, içeri girmeme izin ver, mutlaka konusmamiz gerekiyor" dedi genç kadin. Kanepeye ilisti ve zor duyulan bir sesle konusmaya basladi: "Hiçbir sey göründügü gibi degil aslinda. Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü. Geçen yil<BR>
Amerika'daki kongre sirasinda ögrendi hastaligini ve yaklasik bir senelik ömrü kaldigini. Buna dayanamayacagini, hep söyledigin gibi onunla birlikte ölmek isteyecegini biliyordu. Seni kendinden uzaklastirmak için, benden sevgilisi rolünü oynamami istedi. Ailesine de haber vermedi. Birlikte Amerika'ya yerlestigimiz yalanini yaydi. Oysa ilk karsilastiginiz otobüs duraginin karsisinda bir ev<BR>
tutmustu. Tedavi görüyor ve kurtulacagina inaniyordu ama olmadi. Gece fenalasmis, bakicisi beni aradi, son anda yetistim. Sana bu kutuyu vermemi istedi..." Gözlerinden akan yaslari durduramayacagini biliyordu kadin. Hemen oracikta ölmek istiyordu. Eline tutusturulan kutuyu açmayi neden sonra akil edebildi. itinayla katlanmis bir sürü kagit duruyordu kutuda. ilk kagitta, "Lütfen bütün notlari sirayla oku bir tanem" diyordu... Sirayla okudu; "Seni çok sevdim", "Seni sevmekten<BR>
hiç vazgeçmedim", "Senin için ölürüm derdin hep, dogru söyledigini bilirdim." "Fakat benim için ölmeni istemedim" "Simdi bana söz vermeni  istiyorum." "Benim için yasayacaksin, anlastik mi?" son kagidi eline alirken, kutuda bir anahtar oldugunu gördü kadin... Ve son kagitta sunlar yaziliydi:<BR>
<BR>
"Sahildeki evimizi senin çizdigin projeye göre yaptirdim. Kocaman terasta martilarla<BR>
kahvalti ederken, ben hep seni izliyor olacagim...."<BR>
<BR>
ONAY TARiHi : 05.09.2004<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Tuzlu Kahve</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=25 </link>
<description><![CDATA[Kiza bir partide rastlamisti.. Harika birseydi. O gün pesinde o kadar delikanli vardi ki.. Partinin sonunda kizi kahve içmeye davet etti.<BR>
     Kiz parti boyu dikkatini çekmeyen oglanin davetine sasirdi, ama tam bir kibarlik gösterisi yaparak kabul etti. Hemen kösedeki sirin kafeye oturdular. Delikanli öyle heyecanliydi ki, kalbinin çarpmasindan konusamiyordu. Onun bu hali kizin da huzurunu kaçirdi.. "Ben artik gideyim" demeye hazirlanirken, delikanli birden garsonu çagirdi..<BR>
     "Bana biraz tuz getirir misiniz" dedi.. "Kahveme koymak için.."<BR>
     Yan masalardan bile saskin yüzler delikanliya bakti..<BR>
     Kahveye tuz!..<BR>
     Delikanli kipkirmizi oldu utançtan, ama tuzu kahvesine döktü ve içmeye basladi. Kiz, merakla "Garip bir agiz tadiniz var" dedi..<BR>
     Delikanli anlatti:<BR>
     "Çocukken deniz kenarinda yasardik. Hep deniz kenarinda ve denizde oynardim. Denizin tuzlu suyunun tadi agzimdan hiç eksilmedi. Bu tatla büyüdüm ben.. Bu tadi çok sevdim. Kahveme tuz koymam bundan. Ne zaman o tuzlu tadi dilimde hissetsem, çocuklugumu, deniz kenarindaki evimizi ve mutlu ailemi hatirliyorum. . Annemle babam hala o deniz kenarinda oturuyorlar.. Onlari ve evimi öyle özlüyorum ki.."<BR>
     Bunlari söylerken gözleri nemlenmisti delikanlinin.. Kiz dinlediklerinden çok duygulanmisti.<BR>
     Içini bu kadar samimi döken, evini, ailesini bu kadar özleyen bir adam, evi, aileyi seven biri olmaliydi. Evini düsünen, evini arayan, evini sakinan biri.. Ev duyusu olan biri..<BR>
     Kiz da konusmaya basladi.. Onun da evi uzaklardaydi.. Çocuklugu gibi.. O da ailesini anlatti. Çok sirin bir sohbet olmustu.. Tatli ve sicak.. Ve de bu sohbet öykümüzün harikulade güzel baslangici olmustu tabii.. Bulusmaya devam ettiler ve her güzel öyküde oldugu gibi, prenses, prensle evlendi. Ve de sonuna kadar çok mutlu yasadilar. Prenses ne zaman kahve yapsa prensine içine bir kasik tuz koydu, hayat boyu.. Onun böyle sevdigini biliyordu çünkü.. 40 yil sonra, adam dünyaya veda etti.<BR>
     "Ölümümden sonra aç" diye bir mektup birakmisti sevgili karisina.. Söyle diyordu, satirlarinda.. <BR>
     "Sevgilim, bir tanem.. <BR>
     Lütfen beni affet. Bütün hayatimizi bir yalan üzerine kurdugum için beni affet. Sana hayatimda bir tek kere yalan söyledim.. Tuzlu kahvede.. Ilk bulustugumuz günü hatirliyor musun?.Öyle heyecanli ve gergindim ki, seker diyecekken 'Tuz' çikti agzimdan.. Sen ve herkes bana bakarken, degistirmeye o kadar utandim ki, yalanla devam ettim. Bu yalanin bizim iliskimizin temeli olacagi hiç aklima gelmemisti. Sana gerçegi anlatmayi defalarca düsündüm. Ama her defasinda korkudan vazgeçtim. <BR>
     Simdi ölüyorum ve artik korkmam için hiçbir sebep yok.. Iste gerçek.. Ben tuzlu kahve sevmem. O garip ve rezil bir tat.. Ama seni tanidigim andan itibaren bu rezil kahveyi içtim. Hem de zerre pismanlik duymadan. Seninle olmak hayatimin en büyük mutlulugu idi ve ben bu mutlulugu tuzlu kahveye borçluydum. Dünyaya bir daha gelsem, herseyi yeniden yasamak, seni yeniden tanimak ve bütün hayatimi yeniden seninle geçirmek isterim, ikinci bir hayat boyu daha tuzlu kahve içmek zorunda kalsam da.."<BR>
     Yasli kadinin gözyaslari mektubu sirilsiklam islatti.<BR>
     Lafi açildiginda birgün biri, kadina "Tuzlu kahve nasil bir sey" diye soracak oldu.. <BR>
     Gözleri nemlendi kadinin..<BR>
     "Çok tatli!.." dedi..
]]></description>
</item>

<item>
<title>Terzi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=26 </link>
<description><![CDATA[Güzel bir hikaye . insanlar dostluklari kolay kazanir çabuk kaybederler.<BR>
Pismanliklari ise uzun zaman sürer. Bizlerde insallah ayni hatalari yapmayiz.<BR>
Sevgi mayasiyla yogrulmus insanlar olalim.<BR>
<BR>
Genç adam iyi bir terziymis. Bir dikis makinesi ve küçücük bir dükkani varmis.<BR>
Sabahlara kadar ugrasip didinir ama pek az para kazanirmis. Çok soguk bir kis<BR>
gecesi dükkani kapatirken elektrik sobasini açik unutmus ve çikan yangin onun<BR>
felaketi olmus. Artik ne bir isi varmis ne de parasi. Günler boyu is aramis ama<BR>
bulamamis. Yük tasimis, bulasikçilik yapmis, yine de evinin kirasini ödeyecek<BR>
kadar para kazanamamis. Sonunda ev sahibinin de sabri tasinca, küçük bir bavula<BR>
sigan esyalariyla sokakta bulmus kendini. Mevsim kis, hava ayaz olsa da genç<BR>
adamin kösedeki parktan baska gidecek yeri yokmus. Bir sabah is arayacak derman<BR>
bulamamis bacaklarinda. Açliktan ve soguktan bitkin bir sekilde bankta<BR>
otururken, kocaman bir araba yanasmis kaldirima. Arka kapiyi açmaya çalisan<BR>
soförü kizginlikla yana itmis arabadan inen yasli adam, "yalniz birakin beni,<BR>
parkta dolasirsam belki sinirim geçer" diye söylenmis. Zengin bir isadami oldugu<BR>
her halinden belli olan ihtiyar, birkaç adim attiktan sonra bankta titreyen<BR>
terziyi görmüs. Terzi, adamin üzerindeki paltoya bakiyormus dikkatle. Birden<BR>
siniri geçiveren ihtiyar, "zavalli adamcagiz kim bilir nasil üsüyordur, ona nasil<BR>
yardim etsem acaba?" diye düsünmeye baslamis. Oysa terzinin düsledigi paltonun<BR>
sicakligi degilmis. O, çok kalin ve kaliteli bir kumastan üretilen bu paltonun<BR>
sahibine hiç de yakismadigini ve onun vücuduna uygun sekilde dikilmedigini<BR>
düsünüyormus. Yasli isadami terzinin yanina yaklasip, "ne o evlat, bu ayazda<BR>
parkta donmussun. istersen paltomu sana verebilirim" deyince, "hayir, tesekkür<BR>
ederim. Ben sadece bu paltonun size göre olmadigini düsünüyordum. Kumasi fazla<BR>
kalin ve sizi oldugunuzdan sisman göstermis" diye yanit vermis terzi. Yasli adam<BR>
bu cevabi alinca hayli sasirmis. Çünkü o da üzerindeki paltoya onca para ödedigi<BR>
halde kendisine bir türlü yakistiramiyormus. "soguktan titrerken nasil böyle bir<BR>
seye dikkat edebiliyorsun?" diye soran yasli adam, "ben terziyim" yanitini<BR>
alinca "benimle gel, hayat hikayeni yolda anlatirsin" diyerek arabaya bindirmis<BR>
bizim terziyi. Bu karsilasma, terzinin hayatindaki dönüm noktasi olmus. Böyle<BR>
yetenekli bir insanin issiz ve evsiz kalmasina çok üzülen iyiliksever yasli<BR>
adam, terziye bir dükkan açmasina yetecek kadar para vermis. Bunun karsiliginda<BR>
tek istedigi kendi giysilerini bu genç adamin dikmesiymis. Terzi yeniden bir ise<BR>
hem de kendi isine baslamanin heyecaniyla deliler gibi çalismaya baslamis. Bu<BR>
arada yasli isadami da destegini esirgemiyor, onu kendi çevresinden zengin<BR>
kisilerle tanistirarak yeni siparisler almasini sagliyormus. Küçük dükkan önce<BR>
kocaman bir modaevine dönüsmüs, sonra da pek çok ünlü marka için üretim yapmaya<BR>
baslamis. Terzi artik "ünlü isadami" diye anilir olmus. Bir gün ihtiyar adam onu<BR>
ziyarete gitmis. Terzi çok büyük bir is baglantisi yapmak üzere yurt disina<BR>
gidecekmis ve uçaga yetismesine az bir zaman varmis. Biraz sohbet ettikten sonra<BR>
yasli adam birden fenalasmis, kalp krizi geçiriyormus. Hemen bir ambulans<BR>
çagirilarak hastaneye kaldirilmis. Yeni isadamimiz ise büyük isi kaçirmak<BR>
istemedigi için uçaga yetismis. Yasli adam krizi atlatmis ve uzun süre hastanede<BR>
yatmis, bir yandan da sadece bir kez telefon ederek durumunu soran terziyi<BR>
bekliyormus. Fakat terzi daha çok para kazanmak için oradan oraya kostururken<BR>
bir türlü yasli adami ziyarete gidememis. Aradan o kadar uzun bir süre geçmis ki<BR>
bu sefer de utancindan yasli adamin kapisini çalamaz olmus. Bir süre sonra<BR>
terzinin isleri yolunda gitmemeye baslamis. Fabrikalarini kapatmak zorunda<BR>
kalmis ve elinde kala kala yine küçücük bir dükkan kalmis. Utana sikila yasli<BR>
adama kosmus hemen nerede hata yaptigini sormak için. Son derece kirgin olan<BR>
ihtiyar yine de onu kabul etmis ama anlatacagi öyküyü dinledikten sonra hemen<BR>
çikip gitmesini istemis.<BR>
Ve baslamis anlatmaya:<BR>
"bir zamanlar fakir bir oduncu varmis. Ormandaki bir kulübede yasar ve odun<BR>
keserek hayatini kazanirmis. Bir gün kulübesinde yangin çikmis ve bu yangin<BR>
bütün ormani kül etmis. O çevrede kimse ona güvenip is vermeyince, çikinini alan<BR>
oduncu, esegine binip yola koyulmus. Agaçlarin arasinda yürürken birinin<BR>
kendisine seslendigini duymus. Basini kaldirinca konusanin bir bülbül oldugunu<BR>
görmüs. Bülbül ona "senin haline çok üzüldüm, simdi öyle bir büyü yapacagim ki<BR>
esegin çok güzel sarki söylemeye baslayacak, sen de onunla gösteriler yapip çok<BR>
para kazanacaksin" demis. Gerçekten de esek birbirinden güzel sarkilar söylemeye<BR>
baslamis. Oduncu o sehir senin bu kasaba benim dolasip esegine sarki söyletiyor<BR>
ve herkes onlari izlemek için birbiriyle yarisiyormus. Oduncu ve sarki söyleyen<BR>
esegi bütün ülkede ünlenmisler. Bir gün yine bir gösteriye yetismek için<BR>
kostururlarken, bülbülün yardim isteyen sesini duymus oduncu. Bir kedi bülbülü<BR>
yakalamis ve yemek üzereymis. Söyle bir duraklamis ama gösteriye gitmemeyi, onca<BR>
parayi kaçirmayi gözü yememis, arkasina bakmadan kaçmis oradan. Gösteri<BR>
basladiginda ise esegi her zamanki gibi güzel sarkilar söylemek yerine sadece<BR>
bir esegin çikarabilecegi sesleri çikarmis. Oduncu kendisini sarlatanlikla<BR>
suçlayan izleyicilerin elinden canini zor kurtarmis. iste o zaman bülbül ölünce<BR>
büyünün bozuldugunu anlamis. Ben de senin bülbülündüm ve sen beni öldürdün, büyü<BR>
de o yüzden bozuldu. Keske güzel giysiler dikerken dostluk ipligini<BR>
koparmasaydin..."<BR>
<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Çiçegin Suya Aski</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=27 </link>
<description><![CDATA[Günün birinde bir çiçekle su karsilasir ve arkadas olurlar. <BR>
<BR>
ilk önceleri güzel bir arkadaslik olarak devam eder birliktelikleri, tabii zaman lâzimdir birbirlerini tanimak için.<BR>
<BR>
Gel zaman, git zaman çiçek o kadar mutlu olur ki, mutluluktan içi içine sigmaz artik ve anlar ki, su'ya asik olmustur.<BR>
<BR>
ilk kez asik olan çiçek, etrafa kokular saçar, "Sirf senin hatirin için ey su" diye...<BR>
<BR>
Öyle zaman gelir ki, artik su da içinde çiçege karsi birseyler hissetmeye baslamistir. Zanneder ki, çiçege asiktir ama su da ilk defa asik oluyordur.<BR>
<BR>
Günler ve aylar birbirini kovalalar ve çiçek acaba "Su beni seviyor mu?" diye düsünmeye baslar.<BR>
<BR>
Çünkü su, pek ilgilenmez çiçekle... Halbuki çiçek, aliskin degildir böyle bir sevgiye ve dayanamaz.<BR>
<BR>
Çiçek, suya "Seni seviyorum der. Su, "Ben de seni seviyorum" der. Aradan zaman geçer ve çiçek yine "Seni seviyorum" der. Su, yine "Ben de" der. Çiçek, sabirlidir. Bekler, bekler, bekler...<BR>
<BR>
Artik öyle bir duruma gelir ki, çiçek koku saçamaz etrafa ve son kez suya "Seni seviyorum." der.<BR>
<BR>
Su da ona "Söyledim ya ben de seni seviyorum." der ve gün gelir çiçek yataklara düser. Hastalanmistir çiçek artik. Rengi solmus, çehresi sararmistir çiçegin. Yataklardadir artik çiçek. Su da basinda bekler çiçegin, yardimci olmak için sevdigine...<BR>
<BR>
Bellidir ki artik çiçek ölecektir ve son kez zorlukla basini döndürerek çiçek, suya der ki; "Seni ben, gerçekten seviyorum." Çok hüzünlenir su bu durum karsisinda ve son çare olarak bir doktor çagirir nedir sorun diye...Doktor gelir ve muayene eder çiçegi. Sonra söyle der doktor: "Hastanin durumu ümitsiz artik elimizden birsey gelmez."<BR>
<BR>
Su, merak eder, sevgilisinin ölümüne sebep olan hastalik nedir diye ve sorar doktora. Doktor, söyle bir bakar suya ve der ki: "Çiçegin bir hastaligi yok dostum... Bu çiçek sadece susuz kalmis, ölümü onun için" der.<BR>
<BR>
<BR>
Ve anlamistir artik su, sevgiliye sadece "Seni seviyorum" demek yetmemektedir...<BR>
<BR>
<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Bizimkisi Bir Ask Hikayesi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=28 </link>
<description><![CDATA[Tamamen Gerçek Hayattan Alinti Bu Ask Hikayesini Okurken Çok <BR>
Duygulanacak<BR>
Hüzünlenecek ve Bu Hikaye'nin Etkisinde Kalacak ve Bu Etkiyi <BR>
Üzerinizden Bir<BR>
Kaç Gün Boyunca Atamayacaksiniz. Hiyakenin Konusu Bir Gençin Sonu <BR>
Ölümle<BR>
Biten Çocukluk Sevdasini Anlatiyor...<BR>
<BR>
BIZIMKISI BIR ASK HIKAYESI<BR>
<BR>
Sizin için ne derece önemi var bunu bilmiyorum ama ben bu satirlari <BR>
yazarken<BR>
gözümden damlalar akiyor klavye üzerine. Erkekler aglamaz lafi bana <BR>
göre<BR>
degil. Aglamaktan hiç utanmadim,duygularim,acilarim beni bogdugu zaman <BR>
hep<BR>
agladim.Yine agliyorum... Sizleri tanimiyorum ama sizlerle paylasmak<BR>
istiyorum.Lütfen;bu satirlara bir seven olarak sahip çikin ve lütfen <BR>
yazili<BR>
satirlar olarak geçmeyin. Okudukça yeryüzünde insanlar neleri yasarmis<BR>
diyeceksiniz buna eminim. Bir memur ailenin en küçük çocugu olarak <BR>
babamin<BR>
tayininin çiktigi bir köye tasindik.Huzursuzdum,okulumu bir köy <BR>
okulunda<BR>
okumaktansa ,sehirde medenice okumak istiyordum.kaydimi yaptirdi babam<BR>
okula.ilkokul 4. siniftan basladim köy okuluna.Beni bir sinifa<BR>
verdiler.Ögretmen köyde yabanci oldugumu biliyordu ve hangi siraya <BR>
oturmak<BR>
istiyorsan otur dedi bana.Bir kizin yani bostu sadece oraya <BR>
oturdum.Hayatimi<BR>
adadigim,gidisiyle beni bitiren insanla ilk o zaman tanistim.ismi <BR>
Altinay<BR>
idi.Çocuk yasimda bile onun güzelligi beni çok etkilemisti.Masmavi<BR>
gözleri,gamze yanaklari ile arada bir bana dönüp gülüsü,yanlis yazdigim<BR>
notlarimda kendi silgisiyle defterimdeki hatayi silmesi beni o minik <BR>
yasimda<BR>
ona bagladi.O dönemlerde çocukça bir arkadaslikti. Zaman ilerledikçe <BR>
onsuz<BR>
tek saniye geçiremiyordum.ya ben onlara gidip ders çalisiyor, yada o <BR>
bize<BR>
geliyordu.Mükemmel bir paylasimciydi.Yüregini,sevgisini,dostlugunu daha <BR>
o<BR>
yasta vermisti bana.ilkokulu birlikte okuduk ve ayni sirada <BR>
bitirdik.Hep<BR>
onunla hep ona biraz daha alisarak. Ortaokula geçtigimizde ailelerimize <BR>
rica<BR>
ettik ve bizi ayni okula yazdirdilar, hatta ayni sinifa,hatta ayni <BR>
siraya<BR>
oturmamiz için babalarimiz ögretmenlere adeta yalvardilar.Basarmistik. <BR>
Yine<BR>
ayni siradaydik.Geride kalan ilkokul dönemindeki iki yilda anladim ki <BR>
onsuz<BR>
hayat bana huzur vermiyordu.Yasimiz olgunlastikça o beni,ben onu daha <BR>
çok<BR>
seviyordum.Çocukça baslayan arkadasligimiz sevgiye aska dönüsmüstü <BR>
ortaokul<BR>
yillarimiz bitmek üzereyken.Sehir merkezinde.Ailelerimiz liseye <BR>
geçtigimiz<BR>
sirada ortak bir karar aldilar.Buna göre tek ev kiralayacak ikimiz ayni <BR>
evde<BR>
kalacaktik.Annem de bizimle kalacakti.Allah'im o karar bize <BR>
iletildiginde<BR>
dakikalarca sarmas dolas kutlamistik bunu.Ona asik olmustum.Ayni <BR>
duygulari o<BR>
da paylasiyordu ve bunu fark eden ailelerimiz okul bittiginde <BR>
evlendirelim<BR>
diye karar almislardi bile.Ona tapiyordum artik.Hasa Allah'a sirk kosar <BR>
gibi<BR>
günah islercesine seviyordum.ilk elini tuttugumda sakin bir daha <BR>
birakma<BR>
demistim. Yanaklari kizarmisti,utanmis ve basini önüne ! <BR>
egmis,gülümsemis ve<BR>
elimi siki siki kavramisti.Artik her gün elele tutusup okula gidiyor <BR>
okuldan<BR>
çikarken elele dolasiyor geziyor öyle gidiyorduk evimize.Arada bir <BR>
elleri<BR>
terler ve her terleyiste elini elimden kurulamak için çekerdi.Bunu her<BR>
yaptiginda kizar elimi birakma diye azarlardim,hep tamam tamam diyerek<BR>
gülümser ve hizla elini avucuma sokustururdu. Her sey harikaydi,dünya <BR>
cennet<BR>
gibiydi gözümüzde.Yillar akip gidiyordu mutluluk içinde.Nihayet liseyi <BR>
de<BR>
bitirmek üzereydik.karne dönemi gelmisti.Karnelerimizi aldik hiç <BR>
kirigimiz<BR>
yoktu.Sevinçle sarildik birbirimize elimi tuttu.bunu kutlamak için bir<BR>
cafeye gidip cola içerek kutlayacaktik.Okulun az ilerisinden geçen bir <BR>
çakil<BR>
yol vardi.Her zaman toz duman içinde olurdu.çakillarla kapliydi.O yolun<BR>
benim ve ölürcesine sevdigim insanin ayrilmasinda bu kadar rol <BR>
oynayacagini<BR>
bilsem hiç girer miydik o yola.Neler vermezdim o yolu yürümemek için. <BR>
Eli<BR>
yine elimdeydi,ansizin elini çekti,terlemisti yine eli.Sanirim dört <BR>
adim<BR>
atmistim.Dönüp yine azarlayacaktim.Çünkü hem elimi birakmis,hem de <BR>
geride<BR>
kalmisti.Dönüp baktigimda Dünya basima yikildi.Sanki gök kubbenin <BR>
altinda<BR>
kaldim.yerdeydi ve yüzünden kan fiskiriyordu.ne yapacagimi bilemedim <BR>
üzerine<BR>
kapandim yüzüne yapismis saçlarini kaldirdigimda hayatimi bitiren o<BR>
görüntüyle karsilastim.Basi kesilmis bir tavuk gibi <BR>
çirpiniyordu.Suratina<BR>
bir tas parçasi biçak gibi saplanmisti ve bakmaya doyamadigim mavi<BR>
gözlerinden biri akmisti.Suratinin yarisi yoktu.Hirliyordu bana bir <BR>
seyler<BR>
demek istiyor kanla kapli diger gözünü temizleyerek bana bir seyler <BR>
demeye<BR>
çalisiyordu.Yoldan geçen bir kamyonun tekerinin altindan firlayan bir <BR>
tas<BR>
suratina saplanmisti.Ölürcesine bir aski,gelecegimizi kibrit <BR>
büyüklügünde<BR>
bir tas parçasinin bitirecegini bilemezdim.Donuk donuk hiç konusamadan<BR>
yüzüne bakmaktan baska bir sey yapamiyordum. Ellerini tuttum kaldirdim<BR>
basini gögsüme dayadi ve elimi siki siki tuttu.Akan kan ellerimize<BR>
damliyordu.Yoldan geçen bir araba durmus bizi seyrediyordu,hastaneye<BR>
yetistirelim dedigimde kanli oldugu için almadi ve kaçti gitti.Kimse <BR>
arabaya<BR>
almiyordu.çevreme bakip yardim eden demekten,ona dönüp seni <BR>
seviyorum,beni<BR>
birakma,dayan demekten baska bir sey yapamiyordum.iki dakikalik bir<BR>
çirpinistan sonra kucagimda öldü.Cennet olan Dünya 5 dakikada cehenneme<BR>
döndü.Tam dokuz yil oldu onu yitireli.<BR>
Kendime olan güvenimi yitirdim.Artik kimseyi sevemem,kimsede beni <BR>
sevemez<BR>
korkusundan kurtaramiyorum kendimi.Bitkisel hayatta gibiyim.Tek elimde <BR>
kalan<BR>
bu net.bu net araciligiyla sizinle paylasmak istedim.Yitiren,ya da ben<BR>
yitirenle paylasmak isteyen herkese elleri terlese bile ellerimi<BR>
birakmamalari sartiyla elimi uzattim.Dost,kardes,arkadas ne olursaniz <BR>
olun<BR>
ama elimi birakmayin.Size sesleniyorum, elimi birakmayin lütfen...<BR>
<BR>
<BR>
<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Kertenkelenin Aski</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=29 </link>
<description><![CDATA[Okuyacaginiz hikaye Japonya'da yasanmis gerçek bir hikayedir.<BR>
 Evini yeniden dekore ettirmek isteyen japon bunun için bir duvari yikar. Japon evlerinde genellikle iki tahta duvar arasinda çukur bir bosluk bulunur. Duvari yikarken, orada disardan gelen bir çivinin ayagina battigi için sikismis bir kertenkele görür. Adam bunu gördügünde kendini kötü hisseder ve ayni zamanda meraklanirda kertenkelenin ayagina çakilmis çiviyi görünce. Muhtemelen bu çivi 10 yil önce, ev yapilirken çakilmisti. Nasil olmustu da kertenkele bu pozisyonda hiç kipirdamadan 10 yil boyunca yasamayi basarmisti? Karanlik bir duvar boslugunda hiç kipirdamadan 10 yil yasamak çok zor olmaliydi. Sonra bu kertenkelenin 10 yildir hiç kipirdamadan nasil yasadigini düsündü 'ayak çivilenmisti'!!<BR>
Böylece çalismayi birakir ve kertenkeleyi izlemeye baslar, ne yiyor acaba? Sonra nerden çiktigini farkedemedigi baska bir kertenkele gelir agzinda tasidigi yemekle...<BR>
inanilmaz!! Adami  sersemletir  gördügü manzara. Bu nasil bir sevgi? <BR>
Ayagi çivilenmis kertenkele, 10 yildir diger kertenkele tarafindan beslenmekteydi...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Gül kiz</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=30 </link>
<description><![CDATA[ Genç adam, ise giderken hergün yolunun üzerindeki güllerle dolu bahçeye bakmadan geçemezdi. Her sabah rengarenk güller içini neseyle, sevinçle dolduruyordu. Günler geçtikçe güllere bakan gözleri, bahçedeki eve takilmaya basladi. Çünkü, son günlerde o evde, tül perdenin gerisinde bir genç kizin siluetini görüyordu. Her geçisinde güllere ve pencerede belli belirsiz görünüp kaybolan genç kiza bakmadan edemiyordu.<BR>
 Bir sabah her zamankinden daha erken yola çikti. Bahçenin önüne geldiginde yüreginin titredigini, içinin ürperdigini hissetti; hergün tül perdenin arkasinda gördügü kiz, bahçede gülleri suluyordu. Güzel kiz, genç adami görünce yüzü kizararak içeri kaçti. Genç kizin hayali gözlerinden kaybolmasin diye gayret eder gibi gözlerini sabit bir halde bir güle dikerek öylece kalakaldi. Gördügü güzelligin etkisinde kalmis, sevdalandigini düsünüyordu. Genç adam, artik hergün bir öncesine göre biraz daha erken geçiyordu, kizi tekrar görürüm umuduyla. Fakat tüllerin gerisinde görünüp kaçan bir siluetten baska sey göremiyor, kahroluyordu. Genç kiz da her sabah heyecanla tüller arkasina geçiyor, genç adamin gelmesini bekliyordu.<BR>
 Bir gün, genç adam bahçenin önünden geçmedi. Genç kiz gün boyunca bosuna bekledi. Ertesi gün, daha ertesi gün yine bosuna bekledi, genç adam gelmedi. Genç kizin yüregine hüzün doluyordu.<BR>
 Baska birgün, yine umutsuz gözlerle yola bakarken, bir grup insanin omuzlarinda tabutla geçtiklerini gördü genç kiz. Aklindan geçen korkunç düsünceden tüm vücudunun titredigini hissetti. Yüregi sikisti; yoksa genç adam ölmüs müydü!... Genç kiz yine her gün tüllerin arkasina geçiyor, bos gözlerle disari bakiyordu. Yüzü de, artik bakmadigi, sulamadigi güller gibi soluyordu.<BR>
 Genç adam bir gün yine geçti bahçenin önünden. Bir aydir yattigi hastaneden sonunda çikmis, ilk is olarakta güllü bahçenin önüne gelmisti. Ama ümit içinde geldigi bahçenin önünde, gülen yüzü asildi; Bahçedeki güller solmus, pencere kara perdelerle simsiki kapatilmisti. Genç adam yolda  oynayan çocuklara sordu; ''Bu evde kimse yasamiyor mu?'' Bir çocuk; ''ihtiyar bir kadin yasiyor'' dedi. Genç adam cevabini duymaktan korkarcasina, baska bir soru sordu; ''Burda yasayan genç kiza ne oldu?'' Çocuklardan birisi atildi;'' O öldü'' dedi. Genç adamin yana düsen kollarini, yasaran gözlerini görmeden baska bir çocuk atildi; ''Verem olmus, dün öldü''<BR>
<BR>
 Yillar sonrasiydi, küçük bir çocuk heyecanla annesiyle babasinin yanina kostu, güller arasinda, sallanan sandalyede oturan ihtiyar adami göstererek bagirdi;'' Dedem gülüyor, dedem gülüyor baba!..'' Kosarak ihtiyarin yanina gittiler. Gülerken hiç görmedikleri yüzüne baktilar. Elinde bir gül olan ihtiyar adamin yüzüne, gerçekten bir gülümseme yayilmisti; biten bir hasrete seviniyormus gibi, yillardir görmedigi birine kavusuyormus gibi mutlu bir gülümseyisti bu. Fakat gözleri kapaliydi...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Bir Bardak Sütün Hatiri</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=31 </link>
<description><![CDATA[Howard, yoksul bir ailenin çocuguydu ve okul giderlerini karsilamak için kapi kapi dolasarak esyalar satiyordu. O gün, hiçbir sey satamamisti ve karni da çok açti. Bundan sonra çalacagi ilk kapidan yiyecek birseyler istemeye karar verdi. Kapiyi açan sevimli genç bayani görünce utandi.Yiyecek bir seyler yerine "Affedersiniz, bir bardak su rica edebilir miyim?" diyebildi yalnizca.Genç bayan, çocugun aç olabilecegini düsünerek kocaman bir bardak süt getirdi ona. Çocuk, sütü yavas yavas içine sindirerek içtikten sonra "Çok tesekkür ederim, borcum ne kadar?" diye sordu genç bayana.Genç bayan, "Borcunuz yok" diyerek, yüzünde sicak bir gülümsemeyle devam etti; "Annem, gösterdigimiz sefkat ve nezaket karsiligi olarak asla bir bedel ödenmesini beklemememizi ögretti bize" dedi. Çocuk "O halde çok tesekkürler, yürekten tesekkür ederim size" dedi. Howard Kelly, evin önünden ayrildigi zaman kendisini yalnizca bedensel olarak degil, ruhsal olarak da güçlü hissediyordu. Yillar sonra genç bayan çok ender rastlanan bir hastaliga yakalanmisti. Yöredeki doktorlar çaresiz kalinca, hastaligi ile ilgili arastirmalar yapilmasi için onu büyük kente gönderdiler. Dr. Howard Kelly, konsültasyon yapmasi için çagrildigi hastanin hangi kasabadan geldigini duyunca heyecanlandi. Artik genç olmasa da yillar önce kendisine sevgiyle yaklasan bayani ilk gördügü anda tanimisti ve onun yasamini kurtarmak için elinden geleni yapti. Uzun süren tedaviden sonra bayan sagligina kavustu. Dr. Kelly, denetlemesi için önüne getirilen faturaya söyle bir bakti ve üstüne birseyler yazarak zarfin içine koydu ve hasta bayanin odasina gönderdi.Kadin elleri titreyerek aldi zarfi eline. Açmaya korkuyordu... Hastane faturasini asla ödeyemeyecegini ve geri kalan yasami boyunca bu faturayi ödemek için çalisacagini biliyordu.Sonunda zarfi açti ve faturaya ilistirilmis bir not dikkatini çekti. Kâgitta sunlar yaziliydi: "Hastane giderlerinin tamami bir bardak süt karsiligi ödenmistir."
]]></description>
</item>

<item>
<title>Kanser</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=32 </link>
<description><![CDATA[Doktor Serkan Acar beyin saskinligini kanser oldugumu ve beynimdeki radyoaktif maddenin iki ay içerisinde ölümüme sebeb olacagini açiklamaya çalisirken gözlerinden okuyabiliyordum. Neden olmasindi çünkü bu üçüncü kez kansere yakalanisimdi. Bir insan üç kez mi kansere yakalanirdi?<BR>
Ümitsiz bir sesle devam etti " Gögüs ve cilt kanserlerini daha önce yenmeyi basarmissiniz. Yine basarabilirsiniz. Allah'tan ümit kesilmez"<BR>
<BR>
hastaneden çiktigimzda hava kararmisti ve umutsuz bir sonbahar yagmuru yagiyordu. Bir taksi çeviren kocam soföre " konak pier " dedi. Oraya vardigimizda yagmur siddetini iyice artirmisti. Kosarak içeri girdik ve deniz manzarasi olan bir kafenin cam kenarina oturduk. ikimizde sessizdik. Ben basimi pencereye dönerek denize düsen yagmur tanelerinin olusturdugu noktaciklari izlemeye koyuldum. Kalbim güm güm vuruyor ve bu sefer ölümden çok korktugumu düsünüyordum. Aslinda kendim için degil küçük kizim için korkuyordum. Çünkü zavallicik henüz sekiz yasindaydi. Bu vahsi dünyada onu nasil annesiz birakabilirdim ben. Bu düsünceyle pencereden siddetle yagan yagmuru izleyip sitemle "Allah'im neden yine ben" diye mirildandim. Sesimi duyan kocam bana dogru usulca uzandi avuçlarini yanaklarima yapistirarak gözyaslarimi sildi. " hayatim " dedi, onunda gözlerinden akan aci yaslari görebiliyordum. Buna ragmen çok tatli bakislari vardi. Lafini bitirmeesine izin vermeden " korkuyorum " dedim. " bu sefer çok korkuyorum, mücadele edecek gücüm kalmadi "<BR>
Ellerimi yanaklarima kocamin ellerinin üzerine yapistirdim ardindan yüzümü çevirerek avuç içini tarif edilemez bir hüzünle öptüm. Ellerim benide sasirtacak derecede titriyordu.<BR>
Kocam konusmaya devam etti. " Pes edemezsin. Sende biliyorsun Önünde kalici eserler birakabilmen için koskoca iki ayin var. Hem sen demiyormuydun -- bir gün herkes tarafindan begenilen resimler çizip ünlü olacagim -- diye. Hadi önümüzdeki iki ayi dolu dolu degerlendirelim." Kocam son derece içten konusuyordu.<BR>
Titrek bir sesle " Öleceksem bile iz birakarak ölecegim" diyerek kocami tasdikledim.<BR>
Günler hizla ilerlemeye basladi. her gece ölümü hatirlayip kizimi öpüyor, kokluyor kocamla vedalasiyordum. Allah'im ne kadar aci vericiydi bu. Öte yandan<BR>
Doktorun belirttigi iki ayi doldurana kadar gece-gündüz resim yaptim. Bana "anne" diyen ögrencilerimle daha fazla zaman geçirdim. Bu arada Mithatpasa caddesi Asansör duraginda " Obje Sanat Galerisini " açtim. Hersey mükemmel gidiyordu benim için. Ölümü bile unutmustum. Fakat bir ögleden sonra ögrencilerimle birlikte çay içiyorken bayginlik geçirmisim. Beni hemen doktoruma götürmüsler. Uyandigimda kocamin, dostlarimin ve ailemin yanimda olduklarini gördüm. Degisik duygular içerisindeydim. Mutlu mu olsaydim üzülsemiydim? Hepsinin gözlerinde ölümümü gün be gün an be an izlemis olmanin verdigi hüznü görebiliyordum. Ölüm bir insana bu kadar mi yaklasirdi. Bir süre sonra doktorun odasina çagrildigimda karmakarisik duygularla içeri girdim. Doktor tatli tatli gülümsüyordu, önce oturmam için yer gösterdi ve sonra konusmaya basladi " kizim, sana önemli iki haberim var, bunlarin ilki, beyninde biriken ve kansere neden olan radyoaktif maddeyi terle atmissin. aslinda birkaç tahlil daha yapacagiz ama bu formaliteden öteye gitmeyecek"<BR>
saskinliktan dilim tutulmustu. Doktor gözlerimdeki meraki anlamis olmali ki daha açik bir sekilde hem heceleyerek hemde daha neseli bir sesle " Ha-ya-ta ge-ri dön-dün" dedi. <BR>
Hayata geri dönmüstüm. Evet kizima, kocama ve ögrencilerime geri dönmüstüm. ilacim resme ve insanlara duydugum sevgi ve inandigim seyler için çalismamdi. Agliyordum. Hem gülüyor hem agliyordum. Ne garip birseydi.<BR>
doktor devam etti " bayginliginin sebebini merak etmiyor musun "<BR>
" Ediyorum " dedim.<BR>
" iyi öyleyse siki dur," tüm dikkatimi doktora yönelttim, vurgulayarak devam etti " Tam iki aylik hamilesin "<BR>
O an yüksek tonlu bir çiglik attim. Sesten ürken kocam ve ailem son sürat odadan içeri girdiler. Saskinlardi. Kocami görür görmez simsiki sarilarak " hamileyim, iki aylik hamileyim" diye çilginca bagirdim.<BR>
Kocam ya hastaligin diye homurdandiginda ise sevinçle " yendim, onuda yendim. Hayata üçüncü kez geri döndüm "<BR>
<BR>
iste böyle, beynimdeki radyoaktif madde beklenmedik bir surprizdi benim için. ilk duydugumda söylenenlerin yalan olmasini o kadar çok istedim ki, bu gerçekle basa çikmak kolay olmadi ama çalisarak atlattim. Yasamdan kopmamak için resme sarildim. Gece gündüz resim yaptim. Ve hala galerimdeki çocuklarima dersler veriyor ve resim yapiyorum.
]]></description>
</item>

<item>
<title>cabbar</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=33 </link>
<description><![CDATA[köyden çok uzakta bir ev varmis.köydeki muhtar her gün bu eve gitmeyin diye vaaz verirmis.adamin birisi dayanamayarak bu eve gider .birinci katta çiplak kadin görür bunu düzer. 2. katta kadin görür bununlada yatar. 3. kata çikar burada bir adam görür adam söyle der sen benim karimla kizimi siktin sira benim oglum cabbarda der cabbar adami bir güzel siker.adam köyüne gittiginde imamin yanina gider imama ben senin gitme dedigin yere gittim der.imamda hemen atlar eeeee cabbari gördünmü cabbari   
]]></description>
</item>

<item>
<title>Gerçek Bir Hikaye</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=34 </link>
<description><![CDATA[Onu ilk kez orta 2 de görmüstüm. Gerçekten çok güzeldi. Dümdüz saçlari, ela gözleri vardi. Içimde acayip birsey hissetmistim. Ama o bana sadece bakmisti. Benim sanki dünyam yikilmisti. Sonraki günler gene okulda onu görüyordum. Ama o bana sadece bakiyordu. Onu düsünerek bütün yili geçirmistim. <BR>
<BR>
Son siniftaydim. Okulun ilk günüydü. Herkes birbiriyle selamlasiyordu. Ben biraz geç gitmistim. Zaten okulun ilk günüydü. Gene onu görmüstüm. Çok güzeldi. Daha bir güzel olmustu. Sanki bütün bir yaz, güzellik merkezinde geçirmis gibiydi. Koridorda yürürken herkes ona bakiyordu. O an “ALLAHIM!! NE KADAR GÜZEL BIR KIZ…!!!!!!” diye geçirdim içimden. Ama biliyordum, böyle bir kiz benimle beraber olmazdi. Sinifi benimkinin hemen yaniydi. Arkadaslarimi görme bahanesiyle siniflarina girerdim. Amacim onu daha çok görmekti. Ogün birçok kez onunla göz göze gelmistim. Ama o hep baska taraflara bakiyordu. Benimse sanki dünyam yikiliyordu. O aksam eve gittim. Gece hep onu düsündüm. Kendi kendime: “BEN NE YAPIYORUM!!” dedim. Muhakkak beraber oldugu biri vardir diye geçiriyordum içimden. Unutmaya çalisiyordum. Ama hep onu düsünüyordum. Hergün gözgöze bakismalarla sömestr gelmisti. Kafama koymustum. Tatilden sonra muhakkak onunla tanisacaktim. Ve bu hayalimle yariyil tatiline girmistim.<BR>
<BR>
Nihayet tatil bitmisti. 15 gün bana 15 asir gibi gelmisti. Ve nihayet onu görmüstüm. Koridorda yürümüyor adeta süzülüyordu. Sinifina girdi. Arkasindan bende girmistim. Sinif çok kalabalikti. Yerine oturdu. Sonra bana bakti. Ve güldü. Beni o sekilde donmus bir mumya gibi görünce yüzünde bir gülümseme oldu. Bense kipkirmizi olmustum. Hemen ordan uzaklastim. Hiç tenefüse bile çikmadim. Okul çikisinda eve yildirim hiziyla varmistim. O aksam hiç uyuyamadim. Uzun zamandir hoslandigim kiz bana gülümsemisti, ama ben kaçmistim. O kalabalik ortam benim bütün cesaretimi kirmisti. Bir hafta boyunca hiç onun yüzüne bakamamistim. <BR>
<BR>
Bir gün kantinde tek basima otururken yanima geldi. Ben saskinliktan hiçbirsey yapamamistim. O dünya güzeli kiz neden yanima gelmisti diye kendi kendime sorarken, bana : “Geçen gün için sizden özür dilerim. “ dedi. Ve uzun uzun gözlerimin içine bakti. Gözlerimin içine bakarken yüregimde bir sicaklik hissettim. Ama heyecanimdan hiçbirsey söyleyemedim. Ve yanimdan kalkti gitti. Hiçbirsey anlamamistim. Neden özür diledi. Ve neden gözlerimin taa içine uzun uzun bakmisti. <BR>
<BR>
Artik karar vermistim. Onunla ne pahasina olursa olsun tanisacaktim. Birgün okul çikisinda gözlerim onu aradi. Ve en sonunda onu gördüm. Hemde yanlizdi. Iste firsat diye geçirdim içimden ve ona dogru yürümeye basladim. Yanina vardigimda bana bakti ve gene uzun uzun gözlerimin içine bakti. O an nasil yaptim hala bilmiyorum ama ona : “ SIZINLE KONUSABILIRMIYIZ??” dedim. Bir an bir suskunluk oldu. Ve “OLABILIR!” dedi. Sanki dünyalar benim olmustu. Uzun zamandir hoslandigim kizla tanisma imkani bulmustum. Okulumuzun hemen yaninda park vardi. Oraya dogru yürümeye basladik. Ama hiçbirsey konusmuyorduk. En sonunda parka varmistik. O oturmustu ben ayaktaydim. “BENIMLE NE KONUSMAK ISTIYORSUNUZ?” dedi. Bende bütün cesaretimi toplayarak: “SINIFLARIMIZ YANYANA… SIZIN SINIFTA HEMEN HERKESI TANIYORUM. SIZ HARIÇ.. SIZINLEDE TANISMAK ISTEMISTIM DE.” demistim. Oda “BILIYORUM. HEMEN HER TENEFFÜS BIZIM SINIFTASINIZ.” dedi. Heyecanim giderek azaliyordu. Ama kalbim deli gibi atiyordu. Sonra : “BEN RIDVAN” dedim elimi uzatarak. “BENDE ARZU!!!” dedi. Tokalastik. ARZU dedim içimden. “EFENDIM” dedi. Sadece bakisiyorduk. Bir an “ELLERINIZ TITRIYOR!!” diye bir ses duydum. Özür dilerim dedim. Ellerimiz ayrilirken dualar ediyordum. Bu an hiç bitmesin diye. “YARIN DAHA ÇOK VAKTIMIZ OLUR. EVE GEÇ KALDIM!!” dedi. Ben sadece bakakalmistim. Ayrilirken gene bana bakti ve güldü. Ama bu seferki bir baska gülüstü. Kalbim deli gibi atiyordu. Sabahi iple çekiyordum. O gün zar zor uyumustum. <BR>
<BR>
Erkenden kalkmistim. Apar topar okula varmistim. Koridorun ucunda adeta kamp kurmustum. Içimden “ARZU, ARZU, ARZU” diyordum. Bir an “EFENDIM!” diye birses duydum. Arkami döndüm ve onu gördüm.Meger o gün erken gelmis. Ben heyecandan ne yapacagimi bilmezken o bana “MERHABA” dedi. Biraz bekledikten sonra “MERHABA” diye karsilik verdim. “ILK IKI DERSIM BOS. “ dedi. Ve lafini bitirmesine izin vermeden “BENIMKILERDE “ dedim. Beraber kantine indik. Kimseler yoktu. Masanin etrafina karsilikli olarak oturduk. Sadece bakisiyorduk. Bir an kitaplarim yere düstü. Ve o ses beni kendime getirdi. Onunla muhabbet etmeye basladim. Nereli, kaç yasinda, kaç kardes herseyini ögrenmistim. Konustukça ne kadar güzel konusuyo, ne güzel fikirleri var diyordum. Sonra zil çaldi. 2 ders bu kadarmi kisa sürerdi. Siniftayken yillar gibi gelen dakikalar, simdi sanki birkaç saniye gibiydi. “ZIL ÇALDI. GITMEM GEREKIYOR. “ dedi ve yanimdan ayrildi. Giderken gene o hasta oldugum gülümsemesini yapti. <BR>
<BR>
Daha sonraki günler gene onunla kantine inip muhabbet ettik. Bazen siniflarina gittigimde onunla konusan erkek gördümmü ters ters bakardim o çocuklara. Onun hiçbir erkekle beraber olmasina tahammül edemiyordum. Onu herkesten kiskaniyordum. Hemen her teneffüs beraberdik. O da bundan rahatsiz gibi görünmüyordu. Samimiyetimiz bayagi ilerlemisti. En sonunda kafama koydum. Ona soracaktim. Beraber oldugu biri varmi. Eger beraber oldugu biri yoksa, acaba beni kabul edermi??? Evet bunu yapacaktim.<BR>
<BR>
Bir cuma günü, okul çikisinda “HAFTASONU NE YAPACAKSIN?” diye sordum ona. Arkadaslariyla okulda bulusup taksime gidecegini söyledi. Üzülmüstüm. Oysa benimle beraber olmasini o kadar çok istiyordumki!!! Kafami önüme egdigim anda “AMA PAZAR GÜNÜ EVDEYIM!!” dedi. Kafami kaldirip yüzüne baktigimda gülümsüyordu. Hemen lafi degistirip “ISTERSEN EVINE KADAR BERABER YÜRÜYELIM” dedim. “TAMAM” dedi. Yolda yürürken hep o konusuyordu. Bense pazar günü ne yaparim diye kafamda planlar yapiyordum. Evinin önüne geldigimizde “ISTE EVIM BURASI “. “BENIMLE BERABER YÜRÜDÜGÜN IÇIN TESEKKÜRLER” dedi ve usul usul bana bakarak evine girdi. Pazar gününü iple çekiyordum. Bir bahane bulur ve evine giderim diye düsünüyordum. Pazar günü erkenden kalktim. Ama pencereden disari baktigimda bütün planlarim altüst olmustu. Disarida acayip bir yagmur vardi. Bende mecburen evde oturmak zorunda kaldim. <BR>
<BR>
Okullarin kapanmasina bir ay kala “LISEYI NERDE OKUYACAKSIN?” diye sordum ona. “BILMIYORUM!! AMA BÜYÜK IHTIMALLE BAKIRKÖY’DE” dedi. “NASIL YANI BÜYÜK IHTIMALLE” diye sordum. “SANA GÖSTERDIGIM EV TEYZEMIN EVI….. ANNEM BABAM VE ABIM KEMERBURGAZDA OTURUYORLAR…. ORDAKI OKULLAR PEK IYI DEGIL…. ONUN IÇIN BENI BURAYA, TEYZEMIN YANINA GÖNDERDILER.” dedi. Nasil yaptim bilmiyorum ama “IYIKI GÖNDERMISLER” dedim. Bana bakti ve güldü. “INSALLAH AYNI OKULA DÜSERIZ” dedim. O da kafasini evet der gibi salladi. <BR>
<BR>
Son hafta “TATILDE NE YAPACAKSIN” diye sordum Arzu’ya. “MEMLEKETE GIDECEGIZ” dedi. Ben sanki yikilmistim. “YANI IZMIR’EMI GIDIYORSUNUZ” diyebildim. Basini öne egerek “EVET!!!” dedi. Bir an durdum ve “SEN GELENE KADAR SENI BEKLEYECEGIM!!!” dedim. Bana bakti ve güldü. Gözlerine baktim sanki isil isil parliyordu. Ve aniden boynuma sarildi. Sanki “BENI BIRAKMA !!” der gibiydi. O an kalbimde bir sicaklik hissettim. Aglamamak için kendimi zor tuttum. Sonra “HADI GIT….. NE OLUR ÇABUK DÖN!!” dedim. Ve gitti.<BR>
<BR>
Okul bitti. Tatile girdik. Ben hep onu düsünüyordum. Geceleyin sokaklarda bos bos dolasip onu hayal ediyordum. Eve geç gidiyordum. Bu aralar evlede aram açilmaya baslamisti. Onun yanindayken birkaç saniye gibi geçen saatler, artik asirlar gibi geliyordu. Onu çok özlüyordum. Acaba oda beni özlüyormu diye içimdende geçiriyordum. Hergün dualar ediyordum. Onun yüzünü biran önce görmek için. En sonunda dualarim kabul olmustu. Okullarin açilmasina bir ay kala istanbula gelmisti. Telefon çaldiginda bakmistim. Arayan oydu. Sesini hemen tanidim. “BEN GELDIM.. BENI HALA BEKLIYORMUSUN?” diye sordu bana. “EVET. HEMDE DUALAR EDEREK BEKLIYORUM” dedim. Okulun önünde bulusalim dedi. Tamam dedigim gibi disari çiktim. Yürümüyor sevincimden kosuyordum. Okula vardigimda ter içinde kalmistim. Onu beklemeye basladim. Ve onu köseden dönerken gördügümde gözlerime inanamadim. 2 ay boyunca göremedigim, ugruna dualar ettigim kiz bana gülümseyerek geliyordu. Bende ona dogru yürümeye basladim. En sonunda beraber olmustuk. “HOSGELDIN” dedim, oda “HOSBULDUK” dedi. Gözlerim dolmustu. “SENI ÇOK ÖZLEDIM ARZU” dedim ve boynuna sarildim. Öyle bir sarildim ki 2 ayin hincini çikartiyordum adeta. Oda bana sariliyordu. Sonra gözlerimiz bulustu. “SENIN EN ÇOK NEYINI ÖZLEDIM BILIYORMUSUN!!! ELA GÖZLERINI VE EN ÇOK DA GÜLÜSÜNÜ” dedim. Bir an bakakaldi. Sana birsey söyleyecegim dedi. Ailem liseyi bakirköyde okumama izin verdi. Bu lafi duyunca sanki dünyalar benim olmustu. Sevdigim kizla ayni yerde liseyi okuyacaktim. <BR>
<BR>
Birbirimizin telefonlarini aldik ve onun hangi liseye kayit olacagini ögrendim. Kendimi de o liseye kayit ettirdim. Okulun ilk günüydü. Onu kapinin önünde bekleyeme basladim. En sonunda görünmüstü. Ama yaninda bir erkek vardi. O an dünyam basima yikilmisti. Sevdigim kizin yaninda bir erkek vardi. Hemde bayagi büyük biriydi. Bu bana çok koymustu. Ben bunlari düsünürken o beni gördü kosarak yanima geldi. “MERHABA” dedi. Ben sadece gözlerine bakiyordum. Cevap vermedigimi görünce “NE OLDU” dedi. “KIM O ÇOCUK” dedim. Sakayla karisik “YOKSA KISKANDINMI?” dedi. Bayagi sinirlenmistim. O da bunu anlayinca o benim abim. Okulun ilk günü beni birakmaya geldi. Nasil bir okul oldugunu annemlere söyleyecek dedi. Ben “OH BE “ dedim. “NEDEN OH BE DEDIN” diye sordu bana. “HIIIÇ” dedim. Gözlerimin içine bakti. Sanki bana birseyler anlatmak istiyordu. Sonra “ARZU” diye bir ses duydum. Ikimizde ayni yöne bakinca abisinin yanimiza geldigini gördüm. Hadi gir içeri dedi. O da tamam dedi. Abisi bana bir bakti. Sonra çekti gitti. Ben çok mutluydum. Çünkü sevdigim kizla ayni okuldaydim.<BR>
<BR>
Bir hafta sonra Arzu’ ya “SENINLE BIRSEY KONUSACAGIM.” dedim. “NE HAKKINDA” diye sordu. “ÖZEL BIRSEY” dedim. Gözleri parlayarak “TAMAM” dedi. “CUMARTESI OKULUN ÖNÜNE GEL ORDA BULUSUP BIRYERLERE GIDIP KONUSURUZ” dedim. O da olur dedi. Bu sefer bütün cesaretimi toplayip bu kiza onu deliler gibi sevdigimi söyleyecegim. Diye içimden geçiriyordum. Cuma günü arzu birini getirdi yaninda. Ben arkadasi sanmistim. Sizi tanisatirayim dedi. Kizin adi fulyaymis. Arzu’ nun yegeniymis. Ayni okulda olmasinin bir sebebi de oymus. Ailesi bir akrabasi yaninda olursa daha iyi olur demis. <BR>
<BR>
Ertesi gün erkenden kalktim güzelce giyinip okulun yolunu tuttum. Okulun önünde beklemeye basladim. Köseyi döndügünü görünce sok olmustum. Harika giyinmisti. “NE KADAR GÜZEL!!” diye geçirdim içimden. Yanima geldi “MERHABA” dedi. “BUGÜN ÇOK GÜZELSIN” dedim. Yanaklari kipkirmizi oldu. Basini önüne egip “TESEKKÜR EDERIM!!” dedi. Ileride bir café var oraya gidelim dedim. Olur dedi. Kafeye vardigimizda birseyler söyledik. Ve konusmaya basladik. “BENIMLE NE KONUSMAK ISTIYORSUN?” diye sordu Arzu. “BIR KIZDAN HOSLANIYORUM. AMA ONA BIR TÜRLÜ AÇILAMIYORUM. BANA YARDIM EDERMISIN?” dedim. Ben bunlari söyledikten sonra gözleri dolmustu. Aglamamak için kendini zor tutuyordu. Gözlerimin içine bakarak “O KIZI TANIYORMUYUM?” diye sordu. “EVET!!! HEMDE ÇOK YAKINDAN TANIYORSUN..” diye cevap verdim gözlerinin taa içine bakarak. Sanki daha bi yikilmisti. Ama bilmiyorduki hoslandigim kiz oydu. “SENCE NE YAPMALIYIM?”<BR>
diye sordum ona. Içinden ne geliyorsa onu yap dedi. “BEN DUYGULARIMI KOLAY KOLAY ANLATAMAM..” dedim. “SEN BILIRSIN.” “ARTIK BENI EVE GÖTÜR!!!” dedi. “NEDEN! NE OLDUKI ?” diye sordum. “BASIM AGRIYOR!” diye karsilik verdi. Peki deyip onu evine kadar götürdüm. Eve gidene kadar yolda hiç konusmadik. Evinin önüne gelince gözlerimin içine bakti. Içim sizlamisti o bakislar karsisinda. Boynuma sarilip kulagimin içine birseyler söyledi. Ama anlamamistim. Tekrar söylermisin dedim. Bosver dedi yüzüme bakmadan apartmanin içine girdi. Sanirim agliyordu. Sanirim onu üzmüstüm. Hayatta tek deger verdigim insani aglatmistim. Bu bende tarif edilemez bir aciya sebep olmustu. Ondan sonraki günler benimle pek konusmamaya baslamisti. Onu her gördügümde bir yerlere dalip gidiyordu. Bir hafta sonra “ARZU NEYIN VAR!!! KAÇ GÜNDÜR BENIMLE FAZLA KONUSMUYORSUN..” diye sordum. Oda bana “O HOSLANDIGIN KIZLA SENI YANLIZ BIRAKIYORUM YA!! DAHA NE ISTIYORSUN!!” dedi. Sinirli sinirli bakarak. Beni okul çikisinda eski okulumuzun ordaki parkta bekle. Sana o kizin kim oldugunu söyleyecegim dedim. Basini öne egerek “OLUR BEKLERIM!!” dedi. Okul çikisini iple çekiyordum. Çok ama çok heyecanliydim. Ve sonunda zil çalmisti. Okulun kapisindan çikarken “ALLAHIM BANA GÜÇ VER!!” diye dualar ettim. Parkin önüne gelip beklemeye basladim. Bir kaç dakika sonra yanima geldi. “HADI SÖYLE!!” dedi. “SANA DAHA ÖNCEDE SÖYLEMISTIM…. BEN DUYGULARIMI, IÇIMDEKILERI KOLAY KOLAY DILE GETIREN BIRI DEGILIM. “ dedim. Gözlerinin taa içine bakarak. “HOSLANDIGIM KIZIN EN ÇOK NEYINI BEGENIYORUM BILIYORMUSUN"”diye sordum. Gözlerimin içine bakarak “SÖYLE!!” dedi. Gözlerimi kapatip ve bütün cesaretimi toplayip<BR>
“ELA GÖZLERINI!!!!! VE EN ÇOK DA GÜLÜSÜNÜ!!!!” dedim. Sonra gözlerimi açtim. Rahat bir dakika sadece bakistik. Sonra boynuma sarildi. Ve hüngür hüngür aglamaya basladi. Kulagima “BENDE!” dedi. O kiz kim anladinmi? Diye sordum. Basini salladi. Sonra yüzüme bakarak tekrar “BENDE!” dedi. Ve kosarak evine gitti. Hiç kipirdayamiyordum. Sanki donup kalmistim. “ALLAHIM SANA SÜKÜRLER OLSUN!!” diye defalarca içimden geçirdim. En sonunda benimde artik bir sevdigim var. diyordum. Heyecanimdan kalbim deli gibi atiyordu. O hoslandigim kiz, ugruna dualar ettigim kiz. O da benden hoslaniyormus. Bunu bildikçe sevincim bir kat daha artiyordu. Sonra o parktan taa eve kadar yürüyerek geldim. Aksam yattigimda ne kadar yoruldugumu anladim. Sabahleyin kalkar kalkmaz kahvalti bile yapmadan okula gittim. Siniflarina gittim daha gelmemisti. Çok iyi dedim içimden. Onu karsilarim. Dedim içimden.. 10 dakika sonra koridorun ucunda görünmüstü. Sanki bana daha bir baska gözüküyordu. Daha bir güzellesmis gibiydi. Koca okulda sadece koridorda yürüyen ARZU, birde ona bakan BEN vardim sanki. Hiçkimseyi gözüm görmüyordu. Koridorda yürürken sadece o bana bende ona bakiyordum. Yanima geldi “MERHABA” dedi. Kekeleyerek “MERHABA” diyebildim. “KANTINE GIDELIMMI “ diye sordu. “TABIKI” dedim. Kantine vardigimizda kimseler yoktu. Kantinin ortasinda durdu, bana döndü, resmen aglamak üzereydi. Boynuma sarilip “NE OLUR BENI BIRAKMA!!” dedi. O anki duyguyu anlatamam. Hani derler ya yasanmadan anlamazsin, gerçektende öyle birseydi. Aglayarak cevap verdim. “HIÇBIR ZAMAN!!” dedim. Sonra bana daha bi siki sarilmaya basladi. Rahat bir dakika boyunca birbirimize sarilmistik. Sonra gözlerimiz birbirimize bakti ikimizde agliyorduk. “BILIYORUM!! DUYGULARINI DILE GETIREMIYORSUN.. AMA INAN SENDEKI DUYGULARIN AYNISINI BENDE SANA HISSEDIYORUM… SÖYLEMESENDE BILIYORUM… BENI DELI GIBI SEVIYORSUN… BUNU HISSEDEBILIYORUM..” dedi. Ben sadece kafami öne egip “EVET!!” diyebildim. Neden bilmiyorum ama söyleyemiyordum. Onu deliler gibi sevdigimi ugruna canimi verebilecegimi bagira bagira söylemek istiyordum, ama yapamiyordum. Bütün bir yil boyunca hep beraber dolastik. Hafta sonlarini ve teneffüsleri iple çekiyordum. Onu daha fazla görebilmek amaciyla. <BR>
<BR>
Yil sonu yaklasiyordu. Okulun kapanmasina yaklastikça daha bir hüzünleniyordu. Bir gün “NEDEN SON GÜNLERDE HÜZÜNLENIYORSUN?” diye sordum. “BILIYORSUN!! TATILLERDE HEP MEMLEKETE GIDIYORUZ. SENDEN AYRILMAK BENI MAHVEDIYOR. ONUN IÇIN ÜZÜLÜYORUM.” dedi. Biliyordum. Her yaz memlekete giderlerdi. Ve bu beni daha bir üzerdi. “NE OLUR GITME!! HIÇ OLMAZSA BU YAZ ISTANBUL DA KAL” dedim aglayarak. “AGLAMA!!! SEN AGLADIKÇA BEN DAYANAMIYORUM. ÇOK ÜZÜLÜYORUM.” diyordu. “BENIM IÇINDE ÇOK ZOR GEÇECEK. SENSIZ 2 KOCA AY” dedi. Ve sonunda okullar kapandi. Giderken onu son bir kez daha görmek için evlerine gittim. Kapida babasinin arabasi vardi. Evet gidiyorlardi. Az sonra hepsi birden kapidan çiktilar. Annesi, babasi, abisi ve en sonunda ARZU.. herkes arabaya bindi. Arzu tam binerken kendimi gösterdim. Aglayarak ona baktim sanki o da agliyordu. “NE OLUR BENI BIRAKMA!! GITMEME IZIN VERME” der gibiydi. Araba çalisti. Sanki, deliler gibi sevdigim kizi elimden zorla aliyorlar, götürüyorlar gibiydi. Gitmisti. 2 ay boyunca onu göremeyecek, onunla olamayacaktim. Her gece dualar ediyordum. sokaklarda bos bos dolasiyordum. Onu düsünüyordum. “KESKE YANIMDA OLSA” diyordum.<BR>
<BR>
Birgün telefon çaldi. Arayan ARZU’ ydu. Hatrimi sormak için aramis. “YAKINDA GELECEGIM.!!! SENI ÇOK ÖZLEDIM.” dedi. “BENDE!!” diye cevap verdim. “BENI DÜSÜNÜYORMUSUN?” diye sordu. “HER GÜN HER SAAT “ dedim. “DINLE O ZAMAN” dedi. “BENI YANINDA ISTIYORSAN, GECELERI AY’ A BAK BENI DÜSÜN.... EGER KALBINDE BIR SICAKLIK HISSEDERSEN, ANLAKI BENDE SENI,,, AY’ A BAKIP DÜSÜNÜYORUMDUR…” dedi. Ben aglamaya basladim. Beni, benden fazla seven biri vardi diye geçirdim içimden. “TAMAM!! CANIM” dedim. Sonra telefonu kapatti. O aksam onun dedigini yaptim. Aya baktim onu düsündüm 10-15 dakika sonra bir kalbimde sicaklik hissettim. “ALLAHIM!! SEN NE BÜYÜKSÜN!” dedim içimden. Gerçektende kalbimde onu hissettim. Ne olur çabuk gel dedim aya bakarak. <BR>
<BR>
Aradan bir ay geçti. Tekrar telefon çaldi. Arayan gene ARZU’ydu. “ISTANBULA GELDIM. TEYZEMLERDEYIM. BIR SAAT SONRA OKULUN ÖNÜNDE BULUSALIM CANIM “ dedi. “TAMAM” dedim. En güzel kiyafetlerimi giydim. Eee kolaymi? Sevdigim kiz uzaktan geliyor. O kadar çok heyecanliydim ki. Hemen okulun önüne gittim. Daha 20 dakika vardi. Onu beklerken her dakika bir ömür gibi geliyordu bana. En sonunda görmüstüm onu. 2 aydir göremedigim sadece kalbimde hissettigim kiz, bana dogru geliyordu. Bende ona dogru kosmaya basladim. Yan yana geldigimizde “HOSGELDIN “ dedim. Aglamaya basladim. Ve sonra öyle bir sarildim ki, bütün özlemimi sanki ondan çikariyordum. “SENI ÇOK ÖZLEDIM CANIM!!” diyordum. “BENDE!!!” dedi. Hep o bana BENDE! derdi. Sonra “GEL!!! SENI TEYZEMLE TANISTIRACAGIM” dedi. Teyzesinin evine dogru yola koyulduk. Eve vardigimizda teyzesini gördüm. Koltuga oturdum. Arzu’ da yanima oturdu. Teyzesi “BU O ÇOCUK MU?” diye sordu. Arzu’ da utanarak “EVET!!” dedi. Teyzesi “BAHSETTIGIN KADAR VARMIS KIZ “ dedi. Bir ara gülüstüler. Ben hiçbirsey anlamamistim bu konusmadan Ama onlarin gülmesi benimde hosuma gitmisti. Bütün gün teyzesinde oturduk. Muhabbet ettik. Teyzesi beni sevmisti. Ayrilirken kapinin önünde ben ayakkabilarimi giyerken teyzesi ve ARZU beni izliyordu. Ben hosçakalin diyecekken teyzesi “BEN SIZI YANLIZ BIRAKAYIM ?” dedi gülerekten. Sanki aklimi okumustu. “TEYZEN ÇOK IYI BIRI…. <BR>
NE OLUR KENDINE DIKKAT ET.!!!!!!!” dedim ve ona doya doya sarildim. O da “GÜLE GÜLE” dedi. Onu çok seviyordum. Oda bunu biliyordu. Ama bunu bir türlü söyleyemiyordum. Okullar açilana kadar hergün onunla beraberdim. O yanimdayken zaman hiç geçmesin, o anlar hiç bitmesin istiyordum.<BR>
<BR>
Okullar açildiginda gene beraberdik. Siniflarimiz gene yanyanaydi. Her teneffüs onu görmek için yanina giderdim. Her yanina gidisimde, ayri bir heyecan vardi yüregimde. Kalbim onun yanindayken deli gibi atardi. Eger ben onu üzmüssem, yanliz kaldigimiz bir anda bana masum masum bakar, ben ne oldugunu anlar nedenini bile sormadan “ÖZÜR DILERIM! “ derdim.. Bütün yil boyunca hep böyle geçti. Derslerim zayifmis artik hiç umrumda bile degildi. Onunla beraberken dünyayi tanimiyordum. Yil sonunda onun dogum günü vardi. Ona söz vermistim. Okullarin kapandigi hafta onu bir yere götürecektim ve dogum gününü orda beraber kutlayacaktik. Hafta sonu Arzu’yla beraber yola koyulduk. Aksam saat 10’da teyzesinden zor izin almistim. Doya doya 2 saatim vardi. Onunla sahile gittik. Bir demet kirmizi gül almistim. O gün hava biraz bozuktu. Çiçegi Arzu ‘ya verdim. Biraz yürüdükten sonra bir bankta yanyana oturduk. Bana “KIRMIZI GÜLÜN NE ANLAMA GELDIGINI BILIYORMUSUN?” diye sordu. Basimi evet anlaminda salladim. “SÖYLE O ZAMAN“ dedi. Gözlerine baktim, sanki o iki kelimeyi ona söylemem için bana yalvariyordu. “AYAGA KALK” dedim. Onu karsima aldim ve bütün cesaretimi toplamaya çalisiyordum. Gözlerimi kapadim. “HADI SÖYLE” diyordu. Söylemiyor adeta yalvariyordu. “ARZU” dedim. “EVET !!! DEVAM ET !” dedi. “BEN SE………” dedim ve burnuma bir yagmur damlasi geldi. Sonra bir tane daha, bir tane daha. Ve yagmur baslamisti. O an onun gözlerine baktigimda sanki “NE OLUR DURMA!!!! SÖYLE !” diyordu. Ama benim bütün cesaretim kirilmisti. O yagmur beni mahvetmisti. Yagmur o anki bütün büyüyü bozmustu. Sonra o bana ben ona bakarak gülmeye basladik. Yagmur deli gibi yagiyordu. Birden onun gözlerine baktim. Gülmeyi birakmis sadece bakisiyorduk. “NEREYE GIDERSEN GIT YANINDA OLACAGIM!!!!!!!!!<BR>
O IKI KELIMEYI SÖYLEYEMESENDE!!!!” dedi. Gözlerimin taa içine bakarak. Ondan sonra bir sarildi ki……. O an hiç bitmesin istedim. Islanmaya baslamistik. Seni evine götüreyim dedim. Eve kadar yürüdük. Hiç durmadan çiçeklere bakiyordu. “BENIM GÜZELLERIM!!” diyordu. Eve geldik. Iyi geceler dedim. Ve ona sarildim. Onu eve biraktiktan sonra sokaklarda, o yagmurlu caddelerde dolasmaya basladim. O kadar mutluydum ki. Her ne kadar söyleyemesemde, bir sevdigim vardi. Hemde benim onu sevdigim kadar. Ve o kötü an gene gelmisti. Her yaz oldugu gibi gene memlekete gidiyorlardi. Onu ugurlamaya gidecektim. Ama o izin vermedi. “SENIN AGLAMANA DAYANAMIYORUM.. SENI ÜZMEK ISTEMIYORUM.” dedi. Onun yaninda aglamami hiç istemezdi. Ve gitti. Ben gene o bos sokaklarda deli gibi onu düsünüyordum. Her gün aya bakiyordum. Onu düsünüyordum. <BR>
<BR>
Ama bu sefer tatil sanki daha bi erken bitmisti. Gene okul açilmisti. Onu gene görmüstüm. Okulun koridorunda yürürken bana öyle bir bakiyordu ki…… anlatamam. Yanima geldiginde “HOSGELDIN…. CANIM!!” dedim. “HOSBULDUK!!” dedi. Bütün bir yili onunla beraber geçirdim. Okulun kapanmasina 2-3 ay kala “ÜNIVERSITE SINAVINA GIRECEKMISIN?” diye sordum. Evet dedi. “PEKI ISTANBUL IÇINI KAZANABILIRMISIN?” dedim. “BILMIYORUM….. AMA SANMAM… ISTANBUL IÇI ÇOK PUAN….. O KADAR PUANI ALAMAM” dedi. Bende “ O ZAMAN SENDE, AÇIKÖGRETIMI YAZ” dedim. olur dedi. “AMA SENDE BIR YERE GITME OLURMU. SENSIZ BEN BURALARDA NE YAPARIM” dedi. “SENI HIÇBIR ZAMAN BIRAKMAYACAGIM..” dedim. Okul kapanmisti. Sinav günü gelmisti. onu aradim. “INSALLAH KALBINDEKI YERI KAZANIRSIN” dedim . “KAZANDIM BILE……. ÇÜNKÜ KALBIMDE SEN VARSIN!!! “ dedi.. Ben o an müthis derecede sevinmistim. Sonra sinava girdim. Sinavda dualar ediyordum. Arzu yanimda olsun diye. Ama onun benim yanimda olmasi için benimde istanbul içinde bir yere puan tutturmam lazimdi. Ve bunlari düsünerek sinavdan çikmistim. Sinavdan sonra hemen arzuyu aradim. Nasil geçti diye sordum. “ÇOK IYI…. SENINKI NASILDI” diye sordu. Benimkide iyiydi dedi. O sene tatile gitmemisti. Bütün yaz beraberdik Sinav sonuçlari açiklaninca kendi kazandigim yere baktigimda sok olmustum. Bogaziçi gibi bir yeri tutturmustum. Bu mutlu haberi hemen arzuya ilettim. O da çok sevindi. Sen nereyi kazandin diye sordum. “ILK TERCIHIM AÇIKÖGRETIMDI…. ORAYI KAZANDIM..” deyince dünyalar benim olmustu. Bir ara ailesinin yanina gitti. Bir hafta kadar sonra geri geldi. Onlarida çok özledim. Onun için gittim dedi. En sonunda ben üniversiteye yazildim. Ilk gün beraber gittik. Kantindeki manzara çok güzeldi. Köprünün bir kismi gözüküyordu. Deniz ayaklarinin altindaydi. Kantinde çevreme baktim. Her kesimden insan vardi. “NE KADAR ÖZGÜR BIR YER DEGIL MI?” diye sordum. Gözlerimin içine öyle bir baktiki “NE OLDU? NIYE ÖYLE BAKIYORSUN” dedim. “BEN SANA BIR ISIM TAKMISTIM… DEMIN ONU SÖYLEDIN?” dedi. “NEYMIS O ISIM” diye sordum. “BASBASA KALDIGIMIZ BIR ZAMAN SÖYLERIM.” dedi. “PEKI “ dedim. <BR>
<BR>
Yariyil tatili yaklasirken arkadaslarimla kantinde konusurken biri “YAA… HARÇLARADA BAYA ZAM YAPTILAR BEE” dedi. Ben sasirmistim. Daha bir açiklayici olmasini istedim. Çok para istiyorlarmis. Zaten benim babam harcin bir kismini zar zor vermisti. Bu kadar parayi kesinlikle bulamazdi. Hemen rehber ögretmenin yanina gittim. Herseyi anlattim hocaya. Hoca “DERSLERIN NASIL DIYE SORDU…” diye sordu. “PEK IYI DEGIL” dedim. Biraz daha konustuktan sonra benim babamin bu parayi bulamayacagini söyleyerek birazda kizarak kaydimi sildirdim. Üniversite hayatim tamamen bitmisti. Canim çok sikiliyordu. Ama ARZU hep yanimda oldu. Bu durumu hemen atlattim. Bir ay sonra arzu telefon etti. Aglayarak “NE OLUR YANIMA GEL!!” dedi. Ben sok olmustum. Telefonu kapattigim gibi teyzesinin evine gittim. Kapiyi çalar çalmaz açti. Beni karsisinda görünce daha çok aglamaya basladi. Onu salona kadar götürdüm. “NE OLDU KIZIM.. ANLATSANA” dedim. “BILIYORSUN.. BABAMI ISTEN KOVMUSLARDI.... KAÇ AYDIR IS ARIYOR.. EN SONUNDA BURDA YAPAMIYACAGIMIZI, IZMIRDEKI AKRABALARDAN BIRININ IS TEKLIFI YAPTIGINI SÖYLEDI… BABA GITMEYELIM DEDIM AMA O BENI DINLEMEDI. 2 GÜN SONRA IZMIRE TASINIYORUZ..” dedikten sonra hüngür hüngür aglayarak boynuma sarildi. Ben bu sözleri duyunca sok oldum. Dayanamayip bende agladim. “SEN AGLAMA.. BEN SENIN AGLAMANA DAYANAMIYORUM. “ dedi. Salonun ortasinda konusmadan öylece duvarlara bakiyordum. “PEKI NE YAPACAGIZ” dedim. “BILMIYORUM. “ dedi. Ben felaket derecede üzülmüstüm. Sevdigim kiz bu sefer gerçekten gidiyordu. Hemde dönmemecesine. Bir ara o bana bakti ve gülmeye basladi. “NEDEN GÜLÜYORSUN” dedim. “SEN BENIM EN ÇOK NEYIMI SEVIYORDUN” diye cevap verdi. Sonra bende gülmeye basladim. “SENI AGLARKEN GÖRMEK BENI KAHREDIYOR.. LÜTFEN AGLAMA” dedi. Sonra bende ne demek istedigini anladim. Gözlerine baktim aglamamak için kendini zor tutuyordu. O bana ben ona bakiyorduk. Ikimizde biliyorduk 2 gün sonra ayrilacagiz. Sonra birden “HANI SEN ÜNIVERTEDEKI ILK GÜNÜMDE BANA BIRSEY SÖYLEMISTIN HATIRLADINMI” diye sordum. “HIÇ UNUTMADIM KI “ dedi. “NEYDI BANA TAKTIGIN O ISIM “ dedim. Elini kalbime koydu ve gözlerimin içine bakarak “ÖZGÜR ADAM” dedi. Ben donmustum. Ama kalbimde öyle bir sicaklik hissettim ki anlatamam. “NEDEN…….. “ diyecektimki elini agzima götürüp susmami söyledi. “SEN SOKAKLARDA BENI DÜSÜNÜRKEN BEN SENI RÜYALARIMDA GÖRÜYORDUM. SOKAKLARDA DOLASIP BENI DÜSÜNÜYORDUN. BUNU SADECE ÖZGÜR BIR ADAM YAPAR.” dedi. O an içimden “ISTE GERÇEK SEVGI BU OLMALI “ dedim. O gün onlarda kaldim sabahleyin kalktigimizda telefon çaldi. Arayan babasiydi. Hemen eve gelmesini istedi. Onu istemiyerek de olsa evine götürdüm. Ona sordum “NEREDEN SAAT KAÇTA GIDIYORSUNUZ.” Cevap vermedi. “SENIN AGLAMANA DAYANAMIYORUM. “ dedi. “AKSAMA SON KEZ BULUSALIM”dedim. Kafasini evet anlaminda salladi. <BR>
<BR>
Onu biraktiktan 1-2 saat sonra yagmur yagmaya basladi. Aksam olunca evinin önünde onu beklemeye basladim. Onu çagirdim. Asagiya geldi. “BIRAZ YÜRÜYELIM” dedim. “AMA BU YAGMURDA…. YA HASTA OLURSAN BEN NE YAPARIM” dedi. “SANA BIRSEY SÖYLEYECEGIM.” dedim. Gözlerinin taa içine bakarak. Gözlerinin içi parlamisti bir anda “HADI YÜRÜYELIM !!! “ dedi. Yagmur altinda koca sokakta yürümeye basladik. Bir kaç adimdan sonra bana döndü. “NE OLUR SÖYLE!! ARTIK O IKI KELIMEYI DUYMAK ISTIYORUM!!!” dedi. Anlamisti sanirim. Bu sefer söyleyecektim. Gözlerimi kapattim. “SÖYLE!! NE OLUR SÖYLE!!” diyordu. “SENI S……” dedim ve ARZU diye kalin birsesle irkildim. Camdan babasi çagiriyordu. Arzuda bana usul usul bakarak evine gitti. O koca caddede sadece o ve ben vardik. O bana bakarak eve giderken, ben ona elimi uzatmis “NE OLUR GITME…. BENI BIRAKMA!!!!!” diyordum. Apartmana girerken bana son bir kez bakti ve güldü. Ben kaderime isyan ediyordum. Sevdigim kiza bir kez olsun onu deliler gibi sevdigimi söyleyemedim diye. Sevdigim kizi elimden aliyorlar diye. Kalbim çok aciyordu. Onsuz ne yapacagimi düsünüyordum. Ertesi gün erkenden kalktim. Evlerinin önüne gittim. Ama camlarinda perde yoktu. Apartmana kosarak girdim. Kapi açikti eve girdim hiçbir esya yoktu. Bütün odalar bombostu. “SIZ KIMSINIZ” diye bir sesle irkildim. “BEN ARZUNUN BIR ARKADASIYIM. ONU ZIYARETE GELDIM “ dedim. “ONLAR TASINDILAR.. BIR DAHA ISTANBULA BELKIDE HIÇ GELMEYECEKLER. BEN ONLARIN KOMSUSUYUM. SEN GALIBA O ÇOCUKSUN.” dedi yasli teyze. “HANGI ÇOCUK” diye sordum. “BAZEN ARZU’ YU EVDE GÖRÜRDÜM. ÇOK NADIREN… ONU HER GÖRDÜGÜMDE KENDI DUVARINA BAKIP DALARDI.. GÖZLERI DOLARDI.. SANIRIM BIRINI DÜSÜNÜYORDU… DELIKANLI,,,,, BIZDE GENÇ OLDUK.. BIZDE BU DUYGULARI YASADIK…. ALLAH SANA YARDIM ETSIN!!!” dedi ve gitti. Ben hemen onun odasina gittim. Ve duvarina baktim. Baktigim gibi gözlerim doldu. Bir kalp resmi vardi. Çok ufakti. Ama benim için çok büyüktü. Kalbin içinde birseyler yaziyordu. Yaklasip baktigimda kalbimde bir sicaklik hissettim. Kalbin içinde “ÖZGÜR ADAM” yaziyordu. Gözlerim dolmustu. O bana böyle bir isim takmisti. Demek duvara bakip beni düsünüyordu. Diye geçirdim içimden. Ne yapacagimi bilmiyordum. Gene sokaklarda bos bos dolasiyordum. Ama bu seferki bir baskaydi. Içimde kötü bir his vardi. Sanki bir sey olacakmis gibi bir his vardi içimde. <BR>
<BR>
Aradan 4 gün geçti. O GÜN 2 MARTTI. Aksam uyuyamamistim. Geceleyin hava biraz bozuktu. Gökyüzüne bakip ayi aradim. Ama bulamadim. Uykuya dalar gibi oldum. Kalbimde çok büyük bir aciyla uyandim. Kalbim çok aciyordu. O an aklima arzu geldi. Acaba ne oldu diye düsünürken, aklima gökyüzü geldi. Orda ayi aradim. Bir kaç dakika sonra görmüstüm. Hemde bütün ihtisamiyla duruyordu. Bembeyazdi. Onu düsünürken gene kalbimde bir aci hissettim. Tam o anda ayin yanindan bir yildiz kaydi. 10 saniye boyunca o yildizin kayisini izledim. Izlerkende kalbim aciyordu. Yildiz kaydi. Kalbimin acisida durdu. “ACABA NE OLDU” dedim içimden. Ertesi günler içimde bir huzursuzluk vardi. Asagi yukari 2 hafta olmustu. ama arzu hala aramamisti. 9 mart günü telefon çaldi. Arayan fulyaydi. Sesi aglamakliydi. “RIDVAN” dedi. “BEN SU AN IZMIRDEYIM. ARZU VE BABASI TRAFIK KAZASINDA ÖLDÜ…. MURAT ABIMDE KOMADAN YENI ÇIKTI… NE OLUR METIN OL” dedi. Ben yikilmistim. Telefonu kapattim. Yere diz çöktüm. “ALLAHIM!!!! NEDEN BEN ?” dedim. Kendi kendime bir söz söyledim; “KAYBETMEYE MAHKUM BIR ADAMSIN!!” kisaca KMBA derdim. Disari çiktim. Sahil kenarina gittim. Aglamamak için acayip çaba sarfediyordum. Çünkü o benim aglamami istemezdi. Sahile vardim. Kimse yoktu. Deniz acayip dalgaliydi. “HAYIR YA !!! NEDEN BEN YA NEDEN!!!” bagirmaya basladim. En sonunda dayamayip agladim. Gözümden bir yas damladi. Kalbimde bir sicaklik hissettim. Sanki bana aglama diyordu. Ama ben kendimi tutamiyordum. Deliler gibi agliyordum. Simdi ne yapacagim diyordum kendi kendime. O aksam deli gibi yagmur yagiyordu. O yagmurlu sokaklarda, o soguk caddelerde ben tek basima aglayarak dolasiyordum. Aglamam hiç durmuyordu. Hep onu düsünüyordum. Birkaç gün sonra gene fulya aradi. “NE OLUR AGLAMA.. BILIYORSUN!! O SENIN AGLAMANI HIÇ ISTEMEZDI.” dedi. “PEKI “ dedim. Bana telefonda herseyi anlatti. Kazanin nasil oldugunu. Kimin hatali oldugunu. Ondan mezarligin adresini aldim. Sonra hemen bir ise basladim. Amacim para bulup bir an önce mezarliga gitmekti. Kafama koymustum, mezarligin yanina gittigimde birsey yapacaktim. HALA DÜSÜNÜYORUM..... <BR>
<BR>
YAPSAMMI........ YAPMASAMMI.......<BR>
<BR>
NOT: bu hikayenin yazarini görmek isterseniz, pazar günleri aksam saatlerinde BAKIRKÖY sahiline gidin..... orda bir uçtan bir uca dolasan birini göreceksiniz.. <BR>
iSTE O KiSi BU HIKAYEYi YASAYAN KiSiDiR.......  <BR>
 <BR>
 <BR>
<BR>
 <BR>
 <BR>
 <BR>
<BR>
<BR>
<BR>
<BR>
<BR>
<BR>
<BR>
<BR>
<BR>
]]></description>
</item>

<item>
<title>Hitler</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=35 </link>
<description><![CDATA[Iki yahudi hitler kampinda her gun iskence agir calisma ve hakarete magruz kaliyorlarmis biri digerine sormus: Simdi hitler eline gecse ne yapardin <BR>
ikincisi: Hemen bogazlardim demis...ya sen ne yapardin <BR>
ilki: cevap vermis 50 santimlik demir cubugun bir tarafini kizdirir soguk tarafini hitlerin kicina sokardim <BR>
Ikincisi:neden demis <BR>
ilki: Niyesi varmi tutup cikaramasin diye
]]></description>
</item>

<item>
<title>Sen konus</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=36 </link>
<description><![CDATA[Birgün sehirler arasi yolculuk yaparken söyle bir olaya tanik oldum. Otobüsümüz Trabzondan hareket etmisti. Bartina dogru yol alirken soför mahalinin arkasindaki koltuktaki bey yasak olmasina ragmen cep telefonu ile konusuyordu. Soför bir iki "sey efendim", "yasak" falan dediyse de beyfendi konusmaya devem ediyordu.<BR>
Soför dayanamayip :<BR>
- Kardesim bilmiyor musun otobüste konusmak yasaktir,arabanin sistemini bozuyorsun.<BR>
Beyefendi hiç orali bile olmadan:<BR>
- Usagum Tursun otobüste konusmak yasakmis. Sen konus ben seni dinleyrum...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Benim Hikayem</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=37 </link>
<description><![CDATA[ilk karsilstigimiz gün... Acele ile evden çikmistim.önüme bakmadan yürüyordum. Sonra birisi hizla bana çarpti.Tabi o anda agzima geleni saydim.Sonra giderken arkasina döndü ve bana "oglan çocugu gibisin.Sen ne biçim bir kizsin."dedi.Bende ona "dangalak" diye bagirdim.ise gittim. Aslinda böyle yapmamaliydim.Çok ayip oldu edim kendi kendime. ertesi gün tekrar gördüm onu ama daha sakin davrandim.Ama sonra  ne olduysa oldu ve kavga ettik.Sonra anladim ki degil özür dilemek neredeyse kavga edecektik.Sonra telefon numarami bulmus ve beni aradi."bulusabilir miyiz?" dedi. Bende kabul ettim.Bulustuk. Bana kiz kulesinin hikayesini anlatti.Sonra da bak kral bile kaderden kaçamadi dedi. biz neden birbirimizden kaçalim bizim biraraya gelmemizde kader degil mi?Biz birbirimizin kaderiyiz."dedi.Sonra o sicacik gülümsemesiyle bana dogru yaklasti ve beni öptü."Benimle evlenir misin?Hayirdan baska bir cevap duymak istemiyorum."dedi.Evlendik.Çok mutluyduk.Bana hep ilk taistigimizdaki gibi oglan çocugu derdi.Sonra kaza geçirdi.Yatalak kaldi.Hayata küstü.Bakkala gittim.Eve döndügümde onu ölü buldum.Yatalak kaldigindan beri bana hiç oglan çocugu dememisti.Yastiginin altinda bir zarf buldum.Üzerinde"oglan çocuguna" yaziyordu.Açtim.    " Bak oglan çocugu önce bana asla aglamayacagina söz ver.Seni ilk tanistigimiz andan son nefesimi verinceye kadar sevdim.Ölmek istedim çünkü asla sana yük olmak istemedim.Beni sevdigini biliyorum.ve hep sevecegini de... senden birsey rica edebilir miyim?lütfen aglama ve beni hep sev.Seni çok seviyorum ve hep sevecegim.gittigim yerden seni izliyor olucam.Seni seviyorum be oglan çocugu" yaziyordu mektupta.Simdi ne mi yapiyorum?Bir sirkette çalisiyorum.Ve onun beni izledigini düsünerek mutlu oluyorum...Ve ona sesleniyoru: Bu oglan çocugu seni çok seviyor...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Yoldan Güzel Geçmek</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=38 </link>
<description><![CDATA[Bir kral halki için genis bir yol yaptirmaya karar verdi.Yapimi tamamlanan yolu halka açmadan önce, bir yarisma düzenlemeye karar verdi. isteyenin bu yarismaya katilabilecegini ilan ettiren kral, yoldan en güzel geçecek kisiyi belirleyecegini söyledi. <BR>
Yarisma günü, insanlar akin ettiler. Bazilari en güzel arabalarini, bazilari en güzel elbiselerini getirmisti. Kadinlardan kimileri saçlarini en güzel biçimde yaptirmisti, kimi de yanlarinda en güzel yiyecekleri getirmisti. Gençlerden bazilari spor kiyafetler içinde yol boyunca kosmaya hazirlaniyordu. <BR>
Nihayet, tüm gün insanlar yoldan geçtiler, fakat yolu kat edip tekrar kralin yanina döndüklerinde hepsi ayni sikayette bulundu: <BR>
Yolun bir yerinde büyükçe bir tas ve moloz yigini vardi ve bu moloz yigini yolculugu zorlastiriyordu. <BR>
Günün sonunda yalniz bir yolcu da bitis çizgisine yorgun argin ulasti. Üstü basi toz toprak içindeydi, ama krala büyük bir saygiyla yönelerek elindeki altin kesesini uzatti: <BR>
-"Yolculugum sirasinda, yolu tikayan tas ve moloz yiginini kaldirmak için durmustum. Bu altin kesesini onun altinda buldum. Bu altinlar size ait olmali." <BR>
Kral gülümseyerek cevap verdi: <BR>
"O altinlar sana ait delikanli." <BR>
"Hayir, benim degil. Benim hiçbir zaman o kadar çok param olmadi." <BR>
"Evet" dedi kral. "Bu altinlari sen kazandin, zira yarismanin galibi sensin. Yoldan en güzel geçen kisi sensin. Çünkü, yoldan en güzel geçen kisi, ardindan gelenler için yoldaki engelleri kaldiran kisidir ! " 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Sözün Bittigi Yer...</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=39 </link>
<description><![CDATA[Kanser hastanesinde bashekimken Serap adinda genç bir hanim hastam vardi. <BR>
Bu hastam gögüs kanserine yakalanmis ve tedavi için yurtdisina gitmek istemesine ragmen, bazi formaliteler sebebiyle o imkani bulamamisti.Serap'i özel bir ilgiyle biz-zat ben tedavi altina aldim. <BR>
Ve kisa bir süre sonra da Allah'in izniyle iyilestigini gördüm. Ancak Serap'in da bütün diger kanserliler gibi ilk 5 yillik süreyi çok dikkatli geçirmesi gerekiyordu. <BR>
Bir is kadini olan Serap, 4 yil kadar sonra 1 ihale için izmir'e gitmek istedi.Kis aylarinda oldugumuz için uçakla gitmesi sartiyla kabul ettim. <BR>
<BR>
Maalesef bilet bulamamis ve benden habersiz <BR>
bindigi otobüsün kaza gecirmesi uzerine 6 saat kadar mahsur kalmis. Dönüsünden kisa 1 sure sonra kanser, kemik ve akcigerine yayildi.Serap bacak kemiklerindeki metasaz nedeniyle yürüyemez hale gelirken, hastaligin akcigerdeki tezahuru sebebiyle de devamli olarak oksijen cihazi kullaniyor ve söyledigi her kelimeden sonra agzini o cihaza yapistirarak nefes almak zorunda kaliyordu. <BR>
Evine gittigim gün,yine güçlükle konusarak: <BR>
- Doktor bey, dedi. Ben size...darginim. <BR>
-" Niçin?"diye sordum. <BR>
-d indar... bir... insanmissiniz... niçin...bana...da, Allah'i... ölümü... ahireti... anlat miyorsunuz?" <BR>
Dini inançlarinin çok zayif oldugunu bildigim için bu teklifi karsisinda oldukça sasirdim. O'nu üzmemeye çalisarak: <BR>
-"Doktora ulasmak kolaydir dedim. Parayi bastirdin mi istedigine tedavi olursun. Ancak iman tedavisi için gönülden istek duymalisin..." <BR>
<BR>
Konusmaya mecali olmadigindan "ben o istegi duyuyorum" manasinda basini salladi. Artik ümitsiz bir tibbi tedavinin yani sira,ebedi hayatin ve saadetin reçetesi olan iman derslerimiz baslamis ve son günlerini yasayan Serap için bu dersler "hizlandirilmali ögretime" dönmüstü. <BR>
<BR>
Anlattigim iman hakikatlarini bütün ruhuyla meczediyor ve arada bir soruyordu. <BR>
Vefatina bir hafta kala: <BR>
-"Doktor Bey, dedi.Ben...ölürken...ne...söyleme-liyim?" <BR>
-"Senin durumun çok özel" dedim. Kelime-i <BR>
Sehadet sana uzun gelir. O ani farkedince Muhammed (s.a.v) sana yeter." <BR>
<BR>
O, haliyle tebessüm ederek yine basini salladi.Çok istirabi oldugu için Serap'a sürekli morfin yapiyor ve O'nu uyutmaya çalisiyorduk. Ben, bir is seyahati sebebiyle bir müddet ziyaretine gidemedim. <BR>
<BR>
Dönüsumde annesi telefon ederek: <BR>
-"Serap, bir haftadir morfin yaptirmiyor." dedi. <BR>
"Sabahlara kadar inliyor ve çok istirap çekiyor." <BR>
Hemen eve gittim ve igne yaptirmamasinin <BR>
sebebini sordum. Aldigim cevabi hala <BR>
unutamiyor ve hatirladikça ürperiyorum. <BR>
-"Ya morfinin tesiriyle ölüme uykuda <BR>
yakalanir ve son nefeste "Muhammed" diyemezsem?. <BR>
<BR>
iste Serap, böyle bir hanimdi. <BR>
Bu arada benden istihareye yatmami ve eger bir kaç gun daha ömrü varsa , son günü uyanik kalacak sekilde morfin yaptirilmasini <BR>
rica etti. Ben hiç adetim olmadigi halde cuma gününe rastlayan o gece istihareye yattim ve Serap'in acizligi hürmetine olacak ki Salp gunune kadar yasiyacagina dair isaret sezdim. <BR>
Ertesi gün O'na: <BR>
-"Hiç korkma!" dedim."igneyi vurdurabilirsin. "Ve Serap bir veda niteligi tasiyan bu görüsmemizde son sorusunu da sordu: <BR>
<BR>
- Doktorbey...Azrail...bana...nasil...görünecek?" <BR>
-"Kizim," dedim. "O bir melek degil mi?Hiç <BR>
merak etme,sana yakisikli bir prens gibi gelecektir." <BR>
Sali günü Serap'in agirlastigi haberini alinca hemen eve gittim. Ancak vefatina yetisememistim. Ailesi tam manasiyla perisandi. Sadece kendisine uzun müddet bakan dindar bir hanim akrabasi ayaktaydi ve beni görünce yanima gelerek: <BR>
-"Doktor bey, biliyor musunuz , bu evde biraz önce bir mucize yasandi!"dedi ve devam etti: <BR>
-Serap, bir saat kadar önce oksijen cihazini <BR>
atti ve "yataktan kalkmasi imkansiz" denmesine ragmen kalkarak abdest aldi, <BR>
iki rekat namaz kildi. Bütin ev halki hayretten donup kaldik. Ve kelime-i Sehadet getirerek vefat etmeden biraz önce de:<BR>
-"Doktor bey'e söyleyin, dedi. <BR>
Azrail, O'nun söylediginden de güzelmis!!!" <BR>
<BR>
Onk. Dr. Haluk Nurbaki 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Kuyruk Acisi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=40 </link>
<description><![CDATA[ Zamanin birinde,  bir oduncu ormanda odun keserken çali arasinda bir yilana rastlamis. Elindeki baltayi kaldirip yilanin basini vurmak üzereyken bir an gözgöze gelmis. Yaradana olan aski -yilan bile olsa- yaratilana yansimis ve yilana vurmaya kiyamamis. Yilanda duygulanmis ve dile gelmis. ''Ey insanoglu, sen bana kiyamadin, bende sana iyilik edecegim'' demis. Bir kör kuyuya dalmis ve kaybolmus. Biraz sonra agzinda bir altin lira ile dönmüs ve ''Bundan böyle ömür boyu sana hergün bir altin lira verecegim!'' demis. Oduncu altini bozdurmus ve evinde ogün senlik olmus. Ailesid ahil hiç kimseye olani bite4ni anlatmamis. Herkes sadece oduncunun çok çalistigi için durumunun düzeldigini zannetmis. Oduncu yillar boyu hergün o kör kuyunun basina gitmis, yilan ile bulusmus ve altinini almis. Birgün oduncu agir hastalanmis. Kuyunun basina gidemez olmus. Birkaç gün geçince bolluga alismis evinde darlik baslamis. Oduncu oglunu yanina çagirmis ve yilanin sirrini anlatmis. ''Kör kuyunun basina git ve oglum oldugunu söyle; yilan sana altin verecek!'' demis. Oglu inanmamis ama gitmis. Yilan önce saklanmis, sonra ortaya çikmis. Onun oduncunun oglu olduguna iyice kanaat getirince de kuyuya inip bir altin getirmis. Oglan önce inanmadigi hikayenin gerçek oldugunu görünce hirsa kapilmis, ''Kimbilir daha ne kadar altin var kuyunun içinde!'' diye düsünmüs. Hirsla yilani öldürmek için bir hamle yapmis, iskalamis ama yilanin kuyrugunu koparmis. Yilan da can havliyle dönüp oglani sokmus ve öldürmüs. Aksam yaklasip da oglu gelmeyince oduncu iyice endiselenmis. Hasta yatagindan sürünerek bile olsa kalkmis. Kuyunun basina gitmis ki  oglu cansiz yatiyor. Yilanda o anda görünmüs; kuyrugu yok ve kanlar içinde. Oduncu durumu anlamis ve çok üzülmüs. Caninin parçasi oglu yerde cansiz, yillardir velinimeti olan yilanda yarali...<BR>
 ''Hatali olan oglum olmali!'' demis ve yilandan özür dilemis. ''Tekrar dost olalim!'' demis. Yilan ise aci aci gülümsemis: ''ÇOk isterdim ama sende bu evlat acisi, bende de bu kuyruk acisi  varken biz artik dost olamayiz!'' demis.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Affet Babacigim</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=41 </link>
<description><![CDATA[Evlendiginden beri evinde kalan babasi yüzünden esiyle sürekli tartisiyordu. Esi babasini istemiyor ve onun evde bir fazlalik oldugunu düsünüyordu. Tartismalar bazen inanilmaz boyutlara ulasiyordu. Yine böyle bir tartisma aninda; esi, bütün baglari kopardi ve "Ya ben giderim, ya da baban bu evde kalmayacak" diyerek rest çekti... Esini kaybetmeyi göze alamazdi.<BR>
<BR>
Babasi yüzünden çikan tartismalar disinda mutlu bir yuvasi, sevdigi ve kendini seven bir esi ve birde çocuklari vardi. Esi için çok mücadele etmisti evliligi sirasinda. Ailesini ikna etmek için çok ugrasmis ve çok sorunlarla karsilasmisti. Hâlâ onu ölürcesine seviyordu.<BR>
<BR>
Çaresizlik içinde ne yapacagini düsündü ve kendince bir çözüm yolu buldu. Yillar önce avcilik meraki yüzünden kendisi için yaptirdigi kulübe tipi dag evine götürecekti babasini. Haftada bir ugrayacak ve ihtiyaci neyse karsilayacak,böylelikle esiyle de bu tür sorunlar yasamayacakti.<BR>
<BR>
Babasina lâzim olacak bütün malzemeleri hazirladiktan sonra yatalak babasini yatagindan kaldirdi ve kucakladigi gibi arabaya atti. Oglu Can, "Baba bende seninle gelmek istiyorum" diye israr edince onu da arabaya aldi ve birlikte yola koyuldular. <BR>
<BR>
Karakisin tam ortalariydi ve korkunç bir soguk vardi. Kar ve tipi yüzünden yolu zor seçiyorlardi. Minik Can, sürekli babasina "Baba nereye gidiyoruz ?" diye soruyor ama cevap alamiyordu. Öte yandan; nereye götürüldügünü anlayan yasli adamsa gizli gizli gözyasi döküyor oglu ve torununa belli etmemeye çalisiyordu.<BR>
<BR>
Saatler süren zorlu yolculuktan sonra dag evine ulastilar. Epeydir buraya gelmemisti. Baraka tipindeki dag evi artik çürümeye yüz tutmus, tavan akiyordu. Barakanin bir kösesini temizledi hazirladi ve arabadan yüklendigi yatagi oraya itina ile serdi.Sonra diger malzemeleri tasidi en son da babasini sirtlayarak yataga yerlestirdi.<BR>
<BR>
Tipi, adeta barakanin içinde hissediliyordu. Barakanin içinde firtina vardi adeta. Çaresizlik içinde babasini izledi. Daha simdiden üsümeye baslamisti.Yarin yine gelir bir yorgan ve birkaç battaniye getiririm diye düsündü. <BR>
<BR>
Öyle üzgündü ki, dünya basina göçüyor gibiydi. O, bu duygular içindeyken babasi, yüregine biçak saplanmis gibiydi. Yillarca emek verdigi oglu tarafindan bir barakaya terk ediliyordu. Gururu incinmisti, içi yaniyordu ama belli etmemeye çalisiyordu. Minik Can ise olanlara hiçbir anlam veremiyordu. Anlamsizca ama dedesinden ayrilacak olmanin vermis oldugu üzüntüyle sadece seyrediyordu.<BR>
<BR>
Artik gitme zamaniydi. Babasinin yatagina egildi, yanaklarini ve ellerini defalarca öptü.Beni affet der gibi sarildi, kokladi. Artik ikisi de kendine hakim olamiyor ve hiçkira hiçkira agliyordu. Buna mecburum der gibi bakti babasinin yüzüne ve Can'in elini tutup hizla barakayi terketti. Arabaya bindiler. <BR>
<BR>
Can yola çiktiklarinda aglamaya basladi, neden dedemi o soguk yerde biraktin diye. Verecek hiçbir cevap bulamiyordu, annen böyle istiyor diyemiyordu. <BR>
<BR>
Can: "Baba, sen yaslandiginda ben de seni buraya mi getirecegim?" diye sorunca dünyasi basina yikildi. O sorunun yöneltilmesiyle birlikte deliler gibi geri çevirdi arabayi. Barakaya ulastiginda "Beni affet baba." diyerek babasinin boynuna sarildi. Baba ogul siki siki sarilmis çocuklar gibi hiçkira hiçkira agliyorlardi. <BR>
<BR>
Oglu: "Baba beni affet! Sana bu muameleyi yaptigim için beni affet!" diye hatasini belli ediyordu...Babasi oglunun bu sözlerine en anlamli cevabi veriyordu..."Geri gelecegini biliyordum yavrum. Ben babami dag basina atmadim ki, sen beni atasin... Beni bu dagda birakamayacagini biliyordum.<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Bin Hayat Yetmedi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=42 </link>
<description><![CDATA[Her sey güzel olacakti. Sen, ben ve hayatimiz... Hayallerimiz ve hedeflerimiz... Seni taniyip sevdikten sonra hayatima dair verdigim sözler… Hepsi çok güzel olacakti, sen de olsaydin… <BR>
Seni tanimak, bana hayati tanimak gibi geldi. Seni tanimak ve senin ideallerini hayata tasima yolunda beraber olmak için söz vermis ve bu beraberligi, ömür boyu sürdürme kararimizi nikâhla noktalamistik. 'Daima mutlu olacagiz ve bir gün gelip ölüm muvakkaten ayirsa bile, birbirimizi unutmayacagiz.' diye nikâh memuruna söz verdik. Önce kilometre tasimdin, simdi ise hayat arkadasim… <BR>
Henüz üç aydir seninle ayni evi paylasiyordum. Henüz üç aydir seninle kitap okuyor, çay içiyor ve hayata ayni pencereden bakiyordum. Evet, henüz üç aydir inanç ve ideallerimizi birlikte paylasiyor ve henüz üç aydir 'yasiyordum.' <BR>
Mutluydun… Bunu biliyor ve görüyordum. Senin mutlulugun beni de mutlu ediyordu. Seninle sevginin tilsimini çözmüstük. Evet ebedî bir sevginin kaynaginin 'birbirine bakmak' degil, 'birlikte ayni yöne bakmak' oldugunu anliyorduk... Senin bastan beri kalici güzelliklere olan bagliligindi seni bana sevdiren. Allah'in kalblerimize koydugu muhabbetullah hissi ve oradan yayilan varlik sevgisi etrafa dalga dalga yayiliyordu. Gece ve gündüzümüz hep o sevgiyle aydinlaniyordu sanki. Huzurluyduk… Ve yuvamizin huzur kaynagi belki de senin geceleri sessizce yaptigin o dualardi. Tâ ki o geceye kadar… <BR>
17 Agustos günü seninle alisverise çikmis, epey yürüdükten sonra dönüste annenlere ugramistik. Onlarin dualarini almistik 'iki dünya mutlulugu' adina. Bulasici bir yani vardi mutlulugun, bizi görenler de neredeyse bizim kadar mutlu oluyorlardi. Eve geç dönmüstük. Yorgun olmamiza ragmen uyumaya pek niyetimiz yoktu. Sen birer kahve yaptin ve uzun uzun sohbet ettik. Önümüzdeki günler hakkinda, hedeflerimiz adina, niyetlerimiz adina konustuk. Etrafimizdaki insanlara daha çok nasil faydamiz olur, bildiklerimizi nasil daha çok anlatabilir, bilmediklerimizi nasil daha iyi anlayabiliriz diye, eserleri nasil okumaliyiz diye, düsündük… O gece bir kez daha inandim senin gönül dünyandaki güzelliklere ve bilmenin sevginin baslangici olduguna… <BR>
Saate bakmistim bir an, üçe geliyordu. "Artik uyumaliyiz." diye düsündüm. Sen her gün biraz okudugun bas ucu kitabindan birkaç sayfa okumak istedin. Ben ise tam sana iyi geceler dilemistim. iste o an… Ömrümde ilk defa duydugum o ugultu koptu. Hiç bilmedigim bu ugultu, korkunç bir sallantiya dönüstü. Bu neydi Allah'im… Sehpanin üzerindeki bardagi bile aninda yere firlatan bu sarsinti neydi? Evet, Allah'in Celâl isminin bir tecellisi olan bu sarsintiyi kabullenmek gerekiyordu, bu bir zelzeleydi… Gözlerindeki mânânin adi ise acziyetten gelen saskinlikti… Hemen elinden tuttum, ayaga kalkip kapinin esigine gittik; ama bosunaydi gayretlerimiz… Sallanti toz bulutu haline gelmisti. Biz disari çikamadan tavan üzerimize çökmüstü. Ben senin üzerine düstüm, portmanto ise benim üzerime… Ve sen aci çekiyordun. Çünkü kirilan camlar bacagina batiyor, üstüne üstlük ben de hareket edemiyor ve sana aci veriyordum. Sen o kadar ince ruhluydun ki, beni üzmemek için, kendi acini unutup bana hissettirmemeye çalisiyordun. <BR>
On sekiz saat bizi fark etmelerini, feryadimizi duymalarini bekledik. On sekiz saat birbirimizin ellerini tutup birbirimize teselli verdik. O durumda iken bir aralik bana 'Eger ölürsem, seni orada bekleyecegim.' dedin. Ve on sekiz saat, kim bilir belki de on sekiz ölümü bekledin. <BR>
Aradan dört gün geçmisti. Sehir o sehir degildi. izmit bambaska bir mekân olmustu. Ben felâketi biraz olsun atlatmistim. Senin durumun ise kötüydü. Doktor, bacaginin kesilecegini söyledi. Bunu duyar duymaz ikinci bir zelzele ile dünya basima yikildi sandim. Ama sen hâlâ gülümsüyordun. Sen nasil bir insandin? Ne dünyaya ne de dünyaliga önem veriyordun. Senin için maddenin ve kaybedecek oldugun bir bacagin hiç önemi yok muydu? Hattâ hayatta kalmanin bile… <BR>
Sekizinci gündü… Bir kibrit kutusu gibi yikilan evler, evlerin altinda kalan canlar, ümitler... Çigliklar, 'Sesimi duyan var mi?'lar... isyanlar, sabirlar… Nice hikâyeler, mucizeler ve gönüllerde derin bir fay hatti… Sehirde keskin bir ceset kokusu ve insanlarda büyük bir hüzün hâkim… Bos arsalar kireçlenmis toplu mezarlarla dolu… Evini, annesini, kendisini kaybetmis insanlar… insanlarin dilinde tek kelime: Deprem. <BR>
Fakat sadece bacagin gidecek derken, sen birlikte olacagimiz ebedî âleme gittin, geride dolu dolu yasanmis üç ay ve ideallerini yasatma azmi kaldi… Elimde, senin en çok sevdigin çiçek, naif bir kirmizi gülle mezarinin basindayim. Artik sen yoksun yanimda, ne de gönül pinarinin heyecanlari… Sen gittin, geride hüzün, geride ben, gâye-i hayâllerimiz… Simdi omzumu sivazlayan yakinlarim, 'Birakma kendini. Unutur, yeni bir yuvayla yine mutlu olursun.' diyorlar. Aslâ!.. Sen bana o zor dakikalarda ne demistin? Biz seninle " ötelere" sevdalandik. <BR>
Simdi mezarinin basinda seninleyim. Bu bize yeter… <BR>
Ey benim ötelerdeki esim ve es ruhum, bana 'unutursun' diyenlere sadece aci bir tebessümle bakiyorum. Biz seninle sürekli "öteleri" aradik. Sen buldun aradigini. Ben ise yoldayim hâlâ. <BR>
imtihanin bu en zor aninda sabir diliyorum Rabb'imden. Ne olur, seni sevdigimi, her an dua ettigimi ve sana kavusacagim günü safak sayar gibi bekledigimi bil. <BR>
Vekillerin En Güzeli'ne emanet ol... <BR>
<BR>
* 1999 Marmara Depremi’nde yasanmistir.<BR>
<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Depremin habercisi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=43 </link>
<description><![CDATA[17 Agustos gecesi Adapazari'nda yasli bi teyze, gece saat 2 buçukta ana caddedeki apartmanlardan birinin zillerini çalmaya baslamis. Kimse kadina kapiyi açmamis, hatta uyandirdiklari için, cami açan bagirip çagirmis. Üst katlardan bi adam, "Gecenin bu saatinde ne istiyosun teyze?" diye sormus. Kadin, "Karnim aç oglum. Bi parça ekmek var mi?" deyince adam, "Yok, yok. Allah Allah, gecenin bu saatinde ne bu yahu?" demis. Yataga döndügünde karisi, yasli kadinin aç oldugunu ögrenince, "Keske verseydik" demis. <BR>
<BR>
Teyze zillere basmaya devam etmis. En üst katta yeni evli bi çift oturuyomus. Kadinin ne istedigini ögrenince kapiyi açip yukari çagirmislar. Evin hanimi, hemen yiyecek biseyler hazirlamis. Kadina eslik edip beraberce yemisler. Yemek bitince kadincagiz, "içimde bi huzursuzluk var. Bi an evvel disari çikalim" diye yalvarmaya baslamis. Genç çift, sirf kadini kirmamak için sokaga inmis. Daha disari adim atar atmaz da her yan sallanmaya baslamis. Depremde o kocca apartman yerle bir olmus. <BR>
<BR>
O binada oturanlardan sadece yeni evliler ve kocasina, "Keske yemek verseydik" diyen kadin ölümden kurtulmus. Onu da 3 gün sonra enkazin altindan çikarmislar.<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>IKI DELI YAS GUNUNDE</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=44 </link>
<description><![CDATA[iki deli yas gunu partisine davet edilr yerler icerler vakit hayli gecer her kes dagilmistir en son iki deli kalmis bunlarda evlerine gidecekleri zaman disarda bir yagmur bir firtina baslamis ortaligi sel göturuyor <BR>
ev sahibi iki deliye<BR>
__arkdaslar disarisi berbat siz en iyisi burda yatin yarin gidersiniz. iki deliden buyuk olani <BR>
__haklisin ama biz arkadasimla karar vermek icin disarda koridorda bir konusalim.derler ve disari cikarlar aradan bir saat gecer ev sahibi <BR>
__bunlar her halde gittiler. deyip yatmaya karar verdigi anda kapi calinir .gelenler bizin iki deli siril siklam islanmislar.ev sahibi<BR>
___nerdeydiniz yahu bende sizi bekliyordum bu ne hal su icinde kalmissiniz.buyuk deli<BR>
___ben ve arkadasim karar verdik sizde yatmaya onun icin ben pijami arkadasimda yastik ve yorganini getirdi onun icin biraz gec kaltik.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Akil Okulu </title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=45 </link>
<description><![CDATA[Bir gün ülkenin küçük kasabalarindan olan Yitan'da söyle bir haber yayilmis:<BR>
- Güzel baskentimizde bir Akil Okulu varmis. Her kim o okula giderse orada akil ögretiliyormus.Herkes bu haberi saskinlikla birbirine anlatiyormus. Kasabanin en zenginlerinden olan bir adam da bu haberi duyunca kahkahalarla gülmeye baslamis:- Efendim, hayatimda hiç bu kadar komik bir sey duymamistim. Bir insan akilliysa akillidir. Sonradan akil kazanilir mi hiç? Olacak sey midir? Duyulmus mudur? Görülmüs müdür?Bu adam çok zengin oldugu için çocuklarinin hiçbirisini okutmamis. Öyle çok parasi varmis ki, istese kasabanin tamamini satin alabilirmis. Fakat çocuklarina devamli söyle diyormus:- Sükürler olsun çok paramiz var. Yine de paramiza para katmaliyiz. Ne kadar çok kazanirsak o kadar güçlü oluruz.Çocuklarindan biri ise, babasinin bu düsüncesine katilmiyormus. Devamli:- Babacigim, okumak gibisi var midir? diyormus. Bak ne çok paramiz var. Ama bu parayla bilgi satin alamayiz. Buna kimsenin de gücü yetmez. Neden okumayi kötü görüyorsun? Adam, çocugunun bu sözlerini günlerce, gecelerce düsünmüs durmus. Sabahlara kadar sayiklar olmus: 'Akil okulu? Akil okulu?' Bir sabah dayanamamis ve kararini vermis:- Böyle olmayacak. Su Akil Okulu neymis gidip görecegim.Adam yolculuk için hazirlanmis. Atina binmis ve yola koyulmus.<BR>
<BR>
Günler geçmis. Geceler geçmis. Memleketinden ayrilali tam otuziki gün olmus. Günün birinde, yolda agir agir yürüyen bir ihtiyara rastlamis. ihtiyarin gözleri görmüyormus. Adam bu ihtiyarin haline acimis. Yanina yaklasarak:- Ey yolcu, nereye gidiyorsun? diye sormus.ihtiyar da baskente gitmek istedigini söylemis. Bunun üzerine adam atindan inmis ve ihtiyari atina bindirmis:- Ben de baskente gidiyorum. demis. Bir günlük yolum kaldi. Birlikte konusa konusa gideriz. ihtiyar atin üzerinde, adam yaya yolculuklarina devam etmisler. Sehre vardiklari zaman adam ihtiyara:- iste baskente geldik, demis. Burada inebilirsin. Fakat ihtiyar, adama sunlari söylemis:- Madem bir iyilik yaptin, bunun gerisini de getir. Beni sehrin meydanina kadar götür. Ondan sonra var git nereye gideceksen.Adam hiç karsi çikmamis ve tamam demis. Bes-on dakika sonra sehrin meydanina gelmisler. Tam bu sirada ihtiyar bagirmaya baslamis:- imdat!.. Yardim edin. Bu adam atimi çalmak istiyor. Bu garibana yardim elini uzatacak yok mu? imdat!..Meydandaki insanlar kosa kosa gelmisler onlarin yanina. ihtiyar kör oldugu için ona acimislar ve adami suçlamislar:- Utanmiyor musun bu yasta hirsizlik yapmaya! Hem de kör bir adamin atini çalmaya çalisiyorsun. Adam haykiriyormus:- Hayir yalan söylüyor. Bu at benim. Onu yoldan ben aldim. ihtiyardir, yorulmasin, bir iyilik yapmis olayim, dedim. Bu at benim. Ben hayatimda hirsizlik yapmadim. O yalancidir.<BR>
<BR>
Fakat gel gelelim insanlar adami dinlememisler. Ati, kör ihtiyari ve adami dogruca sehrin hakimine götürmüsler. Hakim önce kör ihtiyari, sonra adami dinlemis. Ardindan da söyle demis:- Bana bir baytar, bir nalbant, bir de saraç çagirin. Hemen gelsinler. Bekliyoruz.Adam bu üç kisinin neden çagrildigini bir türlü anlayamamis. Kimseye de soramamis. Mecburen çagrilanlarin gelmesini beklemis. Kisa bir zaman sonra da hep beraber gelmisler. Hakim gelenleri tek tek huzuruna kabul etmis. Önce baytar alinmis odaya. Hakim ona sormus:- Ata bak. Bu at hangi memlekete aittir? Baytar söyle karsilik vermis:- Çok fazla incelemeye gerek yok. Bu at bu sehirden alinmamis. Yitan yöresine ait bir attir.Adam kendi memleketinin ismini duyunca hayretler içinde kalmis. Bu sefer de hakim nalbanti çagirmis ve ona:- Sen de bu atin nerede nallandigina bak, demis. Nalbant biraz inceledikten sonra sunlari söylemis:- Bu at burada nallanmamis. Yitan yöresinde atlar böyle nallanir. Bizimkine benzemez.Adam yine sasirmis. Kendi kendine, 'Nasil bilebilirler?' diye sorup duruyormus. Hakim son olarak saraca:- Bu atin kosumlarini incele, demis. Nasil eyerlenmis? Saraç hiç beklemeden cevap vermis:- Efendim, ilk bakista bizim yöremize ait olmadigi anlasiliyor. Yitan yöresinin kosum seklidir.Hakim cevaplari aldiktan sonra atin sahibine dönerek:- Evet, sen dogru söylüyordun, demis. Bu at senin. Artik atini alip gidebilirsin. ihtiyara da gereken ceza verilecektir. Hiç meraklanma. Fakat adam dayanamayarak hakime sormus:- Siz böyle bir sey yapmayi nasil düsündünüz? Bu adamlar, bu atin Yitan yöresine ait oldugunu nereden anladilar? Lütfen bana söyler misiniz bütün bunlar nasil olabiliyor?Hakim adamin sorusuna gülerek cevap vermis:- Ben ve bu gördügün herkes, bu sehirdeki Akil Okulunu bitirdik. Her seyi o okulda ögrendik. Orada dogrunun nerede ve nasil bulunacagi ögretilir.Adam böylece Akil Okulunun ne anlama geldigini yasayarak ögrenmis. Heyecanla memleketi olan Yitan'a dönmüs. Bütün olanlari ailesine ve arkadaslarina anlatmis. Sonra da bütün çocuklarini bu Akil Okuluna göndermis. Anlamis ki, herkeste akil var, ama onu kullanabilmek için egitim gerekiyor.<BR>
<BR>
 <BR>
 <BR>
 <BR>
]]></description>
</item>

<item>
<title>Gerdek Gecesi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=46 </link>
<description><![CDATA[Bir gün bir kadin üçüz kizlarini evlendirecekmis.ama damatlarla bu kadinin ayni evde yasamasi gerekiyomus.günler geçmis,aylar geçmis ve iyi bir üçüz damat adayi bulmuslar.nisan derken nikah derken evlenecekleri gün gelmis çatmis.güzel bi dügünle evlenmisler.sira gerdek gecesine gelmis.gece gerdege girme ani basladigi siradada gece anne tuvalete kalkmak için uyanmis.tam tuvalete girecek derken kizlarindan garip sesler çikiyomus.biri agliyor biri gülüyor birindende ses soluk çikmiyomus.kadin isini halledip yatmis.sabah olunca merakli anne ilk kizina sormus ''kizim gece niye agliyodun?'' kiz cevap verir : ''anne çok agridida ondan...''demis. anne diger kiza sormus : ''kizim sen niye gülüyodun?'' kiz cevap verir : ''anne çok zevkli geçtide ondan...'' demis. sira gelmis son kiza anne sormus : ''kizim senin niye sesin solugun çikmiyodu?''kiz hemen cevap vermis: ''anne sen bize agzinda bisey varken konusma demedinmi?''...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Bir öykü</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=47 </link>
<description><![CDATA[Kaba saba, soluk, yipranmis giysiler içindeki yasli çift, Boston treninden inip <BR>
utangaç bir tavirla rektör'ün bürosundan içeri girer girmez, sekreter masasindan<BR>
firlayarak önlerini kesti... Öyle ya, bunlar gibi ne idügü belirsiz tasralilarin<BR>
Harvard gibi üniversitede ne isleri olabilirdi?<BR>
<BR>
Adam, yavasça rektörü görmek istediklerini söyledi. iste bu imkansizdi..<BR>
Rektörün o gün onlara ayiracak saniyesi yoktu.. <BR>
Yasli kadin, çekingen bir tavirla; "Bekleriz" diye mirildandi...<BR>
Nasil olsa bir süre sonra sikilip gideceklerdi.. Sekreter sesini çikarmadan<BR>
masasina döndü.. Saatler geçti, yasli çift pes etmedi.. Sonunda sekreter, <BR>
dayanamayarak yerinden kalkti. "Sadece birkaç dakika görüsseniz, yoksa<BR>
gidecekleri yok" diyerek rektörü iknaya çalisti. Anlasilan çare yoktu..<BR>
<BR>
Genç rektör, isteksiz bir biçimde kapiyi açti. Sekreterin anlattigi tablo içini<BR>
bulandirmisti. Zaten tasralilardan, kaba saba köylülerden nefret ederdi. <BR>
Onun gibi bir adamin ofisine gelmeye cesaret etmek, olacak sey miydi bu?<BR>
Surati asilmis, sinirleri gerilmisti.<BR>
<BR>
Yasli kadin hemen söze basladi. Harvard'da okuyan ogullarini bir yil önce<BR>
bir kazada kabetmislerdi. Ogullari, burada öyle mutlu olmustu ki, onun<BR>
anisina okul sinirlari içinde bir yere, bir anit dikmek istiyorlardi.<BR>
<BR>
Rektör, bu dokunakli öyküden duygulanmak yerine öfkelendi. "Madam" <BR>
dedi, sert bir sesle, "Biz Harvard'da okuyan ve sonra ölen herkes için <BR>
bir anit dikecek olsak, burasi mezarliga döner..."<BR>
<BR>
"Hayir, hayir" diyerek haykirdi yasli kadin.. "Anit degil... Belki, Harvard'a<BR>
bir bina yaptirabiliriz". Rektör, yipranmis giysilere nefret dolu bir nazar <BR>
firlatarak, "Bina mi?" diyerek tekrarladi, "Siz bir binanin kaça mal oldugunu<BR>
biliyor musunuz? Sadece son yaptigimiz bölüm yedi buçuk milyon dolardan<BR>
fazlasina çikti..."<BR>
<BR>
Tartismayi noktaladigini düsünüyordu. Artik bu ihtiyar bunaklardan <BR>
kurtulabilirdi.. Yasli kadin, sessizce kocasina döndü: "Üniversite <BR>
insaatina baslamak için gereken para bu muymus? Peki, biz niçin<BR>
kendi üniversitemizi kurmuyoruz, o halde?" <BR>
<BR>
Rektör'ün yüzü karmakarisikti.. Yasli adam basiyla onayladi. <BR>
Bay ve bayan Leland Stanford disari çiktilar. Dogu California'ya, <BR>
Palo Alto'ya geldiler. Ve Harvard'in artik umursamadigi ogullari için<BR>
onun adini ebediyyen yasatacak üniversiteyi kurdular.<BR>
<BR>
Amerika'nin en önemli üniversitelerinden birini STANFORD'u.<BR>
<BR>
<BR>
=========<BR>
<BR>
Ayaginiza kadar gelip, sizinle görüsmek isteyen insanlara<BR>
yaklasmadan önce bir kez daha düsünmeniz dilegiyle...<BR>
<BR>
<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Bir Masal Gibi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=48 </link>
<description><![CDATA[Dondurucu sogukta bir an önce evime varabilmek için hizla yürürken, ayagimin ucunda bir cüzdan gördüm.. Hemen aldim. Sahibini gösteren bir kimlik vardir diye acele acele açtim.. içinde üç dolar ve sararip kat yerleri yipranmis eski bir zarftan baska birsey yoktu... <BR>
Sol üst kösede yalnizca gönderenin adresi, alici adresi yerinde bir posta kutusu numarasi vardi. Bir ipucu bulabilmek belki biraz da merakimi giderebilmek için zarfi açtim ve içindeki mektubu okumaya basladim. <BR>
Mektup, sol yani çiçek resmiyle süslenmis bir kagida,özenli bir el yazisiyla yazilmisti ve "Sevgili Michael" diye basliyordu.. Ve "Annesi yasakladigi için onu bir daha göremeyecegini" anlatarak <BR>
devam ediyor.. "Ama sakin unutma, seni daima sevecegim" diye bitiyor.. imza.. Hannah!.. <BR>
Elimde yalnizca, mektubu yazan kisiyle, mektubun yazildigi kisinin birinci adlari vardi. Eve gider gitmez hemen telefon idaresini aradim.Görevli kisi, kendisine bildirdigim adreste yasayanlarin telefon numarasini vermesinin yasalara aykiri oldugunu söyledi.Fakat <BR>
israrim karsisinda: <BR>
"Belki, size yardimci olabilirim" dedi. <BR>
"Bu adreste bulunan numaraya telefon ederim ve onlar Kabul ederlerse, sizi görüstürebilirim lütfen bekleyin.." dedi. iki üç dakika sonra görevlinin sesi geldi.. <BR>
"Bagliyorum efendim." <BR>
Telefonda, karsidaki hanima "Hannah diye birini taniyip, tanimadigini" sordum. <BR>
"Bu evi, 30 yil evvel, Hannah diye kizlari olan bir aileden <BR>
aldik" dedi. "Peki yeni adreslerini biliyor musunuz?.." <BR>
"Hannah annesini bir huzurevine yatiracakti. Oradan takip ederseniz, belki adres bulursunuz.." deyip bana huzurevinin adini verdi.. Hemen aradim.. Yasli anne yillar önce ölmüs.. Ama kizina ait eski bir telefon numarasi var. Belki ordan bilirlermis.. "Bunlarin hepsi aptalca aslinda" dedim kendi kendime.. içinde sadece 3 dolar ve 60 yil önce yazilmis bir mektup bulunan cüzdanin sahibini aramak <BR>
için bunca zahmete ne gerek var ki.. Aradim numarayi.. <BR>
Bir kadin "Simdi Hannah'nin kendisi bir huzurevinde" dedi ve numarayi verdi. Hemen orayi çevirdim.. Ses;<BR>
"Evet, Hannah burda yasiyor" dedi.. Saat ona geliyordu ama hemen yola çiktim, Hannah'yi görmek için.. <BR>
Devasa bir binanin üçüncü katinda sirin bir oda.. Gümüs <BR>
saçli, sicak tebessümlü bir yasli kadin.. Gözlerinin içi isil <BR>
isil ama.. Anlattim olanlari.. Cüzdani ve mektubu gösterip.. <BR>
Derin bir iç çekti mektuba bakarken ve "Genç adam" dedi,<BR>
"Bu mektup, Michael ile son kontagimdi.. Onu öyle <BR>
seviyorum ki.. Sean Connery gibi yakisikliydi.. Hani su meshur aktör.. Ama ben 16 yasindaydim.. Çok küçügüm diye annem kesinlikle izin vermedi.." Derin bir nefes daha.. <BR>
"Michael Goldstein harika bir insandi. Eger bulabilirseniz ona söyleyin lütfen.. Onu hep düsündüm.. Hep.." <BR>
Bir ufak sessizlik.. Bir derin nefes daha.. <BR>
"Ve onu hep sevdim.."<BR>
iki damla yas damladi elindeki mektuba, islanan gözlerden.. <BR>
"Ve hiç evlenmedim.. Michael gibi birisini bulamadim ki.." <BR>
Hannah'ya tesekkür edip odadan çiktim. <BR>
Binadan çikarken danismada beni karsilayan kiz <BR>
"Hannah Hanim yardimci olabildi mi size" dedi..<BR>
"Hiç degilse bunun sahibinin soyadini ögrendim" dedim.. <BR>
Cüzdani elimde sallayarak.. O sirada yanimda dikilip duran <BR>
hademe bagirdi..<BR>
"Hey baksana.. Bu Bay Michael'in cüzdani.. Üzerindeki bu kirmizi seritten onu nerde görsem tanirim.. Cüzdanini hep kaybederdi zaten.. <BR>
Üç kere ben buldum, koridorlarda.. <BR>
"Michael sekizinci katta yasiyordu.. Ok gibi firladim tekrar asansöre. Michael yatmamisti. Okuma odasinda kitap okuyordu. Hemsire beni ve elimdeki cüzdani gösterdi. Michael elini arka cebine atti, hizla.. <BR>
Sonra sevinçle <BR>
"Evet bu benim cüzdanim" dedi. "Ögleden sonraki yürüyüs sirasinda kaybetmis olmaliyim. Size tesekkür borçluyum."<BR>
"Hiçbirsey borçlu degilsiniz" dedim.<BR>
"Ama özür dilerim.ipucu bulmak için açtim ve içindeki mektubu okudum." <BR>
"Mektubu mu okudun?"<BR>
"Sadece okumakla kalmadim.Hannah'yi da buldum.."<BR>
"Buldun mu? Nerde? iyi mi? Hala eskisi gibi güzel mi. Söyle, lütfen söyle.." <BR>
"Çok iyi.. Hem de harika" dedim, <BR>
yavasça.. "Bana onun telefon numarasini ver. Yarin onu hemen arayacagim." Elime simsiki sarildi.. <BR>
"O benim tek askimdi.. Onu öyle sevdim ki, asla evlenmedim.. Çünkü bu mektup geldiginde hayatim, anlamsal olarak bitmisti." <BR>
"Bay Goldstein" dedim.. "Gelin benimle.." <BR>
Asansörle üçüncü kata indik.. Odanin kapisi açikti. <BR>
Hannah sirti kapiya dönük televizyon izliyordu.. <BR>
Hemsire ona yaklasti, omzuna dokundu.. <BR>
"Hannah"dedi.. "Bu bay'i taniyor musun?" <BR>
Gözlüklerini ayarladi bir an bakti, tek kelime etmeden..<BR>
"Michael" dedi, <BR>
Michael, kapida, kisik sesle.. <BR>
"Hannah.. Ben Michael.. Beni tanidin mi?.." <BR>
"Michael" diye yutkundu Hannah. "inanmiyorum..Bu sensin. Benim Michael'im." <BR>
Michael Hannah'ya dogru yürüdü yavasça. Sarildilar. <BR>
Hemsire yanima geldiginde onun da gözleri yasliydi..<BR>
"Gördün mü, bak?" dedim <BR>
"Yasamda, yasanmasi gereken hersey, er ya da geç, birgün kesinlikle yasanacaktir."<BR>
<BR>
Üç hafta sonra beni huzurevinden aradilar.Pazar günü bir nikah vardi.. Gelebilir miydim?<BR>
Harika bir nikah töreni idi. Hannah ve Michael beni nikah sahidi yaptilar üstelik. Hannah açik bej elbisesi içinde çok güzeldi.. Michael de lacivert takimi içinde hala çok yakisikli.. <BR>
Bir nikah tanigi olarak söylüyorum bu gözlemlerimi…<BR>
Asklarini onsekiz yasin heyecani ve duygusuyla yasayan 76 yasindaki gelin ile 79 yasindaki damadin nikahinda keske siz de bulunsaydiniz… Altmis yil önce bittigi sanilan bir ask öyküsünün, altmis yil sonra, kaldigi yerden nasil filizlendigine siz de tanik olacaktiniz.<BR>
<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Evlilik Agaci</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=49 </link>
<description><![CDATA[Yeni evli bir çift vardi.Evliliklerinin daha ilk aylarinda,bu isin hiç de hayal ettikleri gibi olmadigini anlayivermislerdi.<BR>
Aslinda birbirlerini sevmiyor degillerdi.Son zamanlarda o kadar sik olmasa da,evlenmeden önce sik sik birbirlerini çok sevdiklerine dair ne kadar da dil dökmüslerdi.Ama simdilerde, küçük bir söz,ufak bir hadise aralarinda orta çapli bir kavganin çikasina yetiyordu.<BR>
Bir aksam oturup iliskilerini gözden geçirmeye karar verdiler.<BR>
Her ikisi de, bosanmayi istememekle beraber, islerin böyle<BR>
gitmeyeceginin farkindaydilar.<BR>
Erkek, "Aklima bir fikir geldi" dedi.<BR>
"Bahçeye bir agaç dikelim ve eger bu agaç üç ay içinde kurursa bosanalim. Kurumaz da büyürse bunu bir daha aklimizdan geçirmeyelim.<BR>
Bu süre içinde de ayri ayri odalarda kalalim."<BR>
Bu ilginç fikir haniminin da hosuna gitti.<BR>
Ertesi gün gidip bir meyve fidani aldilar ve birlikte bahçeye<BR>
diktiler.<BR>
Aradan bir ay geçti.Bir gece bahçede karsilatilar.<BR>
Her ikisinin de elinde içi su dolu birer bidon vardi.<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Zeytin Efsanesi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=50 </link>
<description><![CDATA[BiR MÜDDET ZEYTiN YiYECEGiZ, SONRA... <BR>
Kendisini karsilayan sekretere ; Nazif Bey'le görüsmek istedigini söyledi. <BR>
Bunun üzerine sekreter birden ciddilesti: "Nazif Bey mi?" dedi. <BR>
"Evet, Nazif Bey!" diye cevap alinca, hüzünlü bir ses tonuyla <BR>
"Nazif Bey sizlere ömür efendim, onu kaybedeli dört yil oldu." dedi. Hiç beklemedigi bu haberle bir aci saplandi yüregine.<BR>
"Ya, öyle mi.?" diyebildi sadece. Hicranli bir suskunlukla bir müddet öylece kalakaldi. Gözlerine hücum eden yaslar yanaklarindan süzülüp gögsüne damladi. Kendisini toparlayip "Onun adina görüsebilecegim bir yakini var mi acaba?" diye sordu. <BR>
"Evet var, oglu Selim Bey....". <BR>
Titrek bir sesle "Öyleyse Selim Bey'le görüsebilir miyim?" dedi. Görevli hanim, insanda saygi uyandiran bu kibar beyefendiye, <BR>
"Selim Bey oldukça mesgul bir insan, randevusuz görüsmek pek mümkün <BR>
olmuyor; ama ben yine de kendisine bir haber vereyim." dedi ve telefona yöneldi.. <BR>
Sonra "Kim diyelim efendim?" diye sordu.<BR>
"Kendimi ona ben tanitmak istiyorum kizim." cevabi üzerine sekreter dahili telefonu çevirdi. <BR>
Daha sonra mütebessim bir çehreyle, "Selim Bey sizinle görüsmeyi kabul etti, lütfen beni takip edin." dedi. Beraber merdivenden çiktilar. ince bir zevkle dösenmis genis bir salondan geçip büyük bir kapinin önünde durdular, sekreter kapiyi açarak, 'Buyurun!' dedi. O da içeri girdi. Kendisini ayakta bekleyen vakur ve mütebessim gence dogru hizli adimlarla yürüdü,elini uzatarak, <BR>
"Merhaba, ben Prof. Dr. Mehmet Baydemir." dedi. <BR>
"Bendeniz de Selim Cebeci. Lütfen buyurun, oturun." dedi, genç is adami. <BR>
Mehmet Bey, kendisine gösterilen yere oturur oturmaz: <BR>
"Yirmi üç yil, tam yirmi üç yil. Vaktiyle bana burs verip okumama vesile olan insanin elini öpmek için bu âni bekledim." dedi ve dudaklari titredi, gözleri doldu. "Ama o büyük insanin elini öpmek nasip degilmis, bunun için ne kadar üzgünüm anlatamam." Yasarmis gözlerini kuruladiktan sonra Selim Beye döndü: "Fakat en azindan o büyük insanin mahdumunun elini sikmaktan da bahtiyarim." <BR>
Misafirin bu sözleri üzerine Selim Bey yerinden firladi, kulaklarina <BR>
inanamiyordu. Kelimelerinin her biri birer hayret nidâsi gibi dizildi cümlelerine: <BR>
"Mehmet Baydemir demistiniz degil mi, Tosyali Mehmet Baydemir mi?" <BR>
Profesör, delikanlinin bu heyecanli haline bir anlam veremeyerek <BR>
basiyla "Evet" dedi. <BR>
Bunun üzerine Selim Beyin gözleri sevinçle parladi. <BR>
"Babamla sizi uzun yillar aradik; ama bulamadik." dedi. <BR>
Profesörün yanina gelerek iki eliyle elini tuttu, candan bir dost gibi sikti ve "Sizi karsima Allah çikardi." dedi. Bu sözler profesörü çok sasirtmisti. <BR>
"Uzun yillar beni mi aradiniz? Peki ama neden?" dedi.<BR>
Selim Bey gülen gözlerle profesöre bakarak "Bizdeki emanetinizi vermek için..." deyince,profesörün saskinligi iyiden iyiye artti.<BR>
"Emanet mi?" dedi. <BR>
Selim Bey cevap vermeden yerine geçip telefonu çevirdi. Karsisindakine "Gelebilir misiniz?" deyip telefonu kapatti. <BR>
Mehmet Bey, saskin gözlerle Selim Bey'e bakarken kapi çalindi, odaya iyi giyimli bir bey girdi. <BR>
Selim Bey ona yanina gelmesini isaret etti, sonra kulagina bir seyler fisildadi. Gelen kisi bir sey söylemeden geldigi kapiya yöneldi. O çikarken Selim Bey, misafiriyle tatli bir sohbete basladi. Sohbetleri koyulastikça,çehrelerindeki saskinlik, yerini birbirlerine hasret kirk yillik ahbaplarin yeniden bulusmalarindaki sevinç, samimiyet ve güvene birakmisti. Mehmet Bey yurt disindaki tahsilinden, arastirmalarindan ve yirmi üç yil boyunca her yil büyüyen memleket hasretinden bahsetti. Sonra Nazif Beyin duvardaki <BR>
portresini göstererek, <BR>
"Bu günlerimi su büyük insana borçluyum." dedi."Bana yalnizca maddî destek vermedi, mânen de beni hiç yalniz birakmadi. Yurt disinda tahsil görürken yanlisa her yeltendigimde hayalen yanimda hazir <BR>
oldu. 'Sana bunun için burs vermedim.' diyerek bana istikamet verdi. Ona her namazimda dua ediyorum." dedi ve gözlerini Nazif Beyin duvardaki fotografina mihladi. Sonra gözleri portrenin altindaki ilk anda mânâ veremedigi diger tabloya kaydi.Son derece sik bir çerçevenin içinde, bazi yerleri yamali ve tamir görmüs oldukça eski bir çift çorap duruyordu. Biraz daha dikkatli baktiginda <BR>
çerçevede bazi cümlelerin de siralandigini fark etti: <BR>
"Bir müddet zeytin yiyecegiz, sonra..." <BR>
Selim Bey, kendisine bir soru sordugu için basini ona çevirdi; fakat akli tabloda kalmisti. Selim Beye cevap verirken tabloya bir daha bakti. ikinci cümle de birinci cümle gibi üç nokta ile bitiyordu: <BR>
"Bir müddet sabredecegiz, sonra..." <BR>
iyice meraklanmisti. Bu ilk görüsmeleri olmasaydi, yanina gidip tabloyu iyice inceleyecekti; fakat bu uygun düsmez, düsüncesiyle yalnizca sohbet arasinda göz ucuyla merakini gidermeye çalisiyordu. Ancak her seferinde biraz daha artan bir merakin içinde kaliyordu. Üçüncü cümlede: <BR>
"Bir müddet yürüyecegiz, sonra..." diye yaziyor ve altta böyle birkaç cümle daha siralaniyordu. Artik akli hep tablodaydi. Sonunda dayanamayip, <BR>
"Selim Bey merakimi mazur görün. Su tabloya bir mânâ veremedim." <BR>
Selim Bey kendisine has bir gülüs ile misafirine bakti, derin bir nefes alarak: <BR>
"Malumunuz, babam varlikli bir insandi. Oldukça iyi bir hayatimiz vardi. Sonra ne olduysa her seyimizi kaybettik. O zenginlikten geriye hiçbir sey kalmadi. Köskümüzdeki hizmetçiler de gitti. Yemekleri artik annem yapiyordu. Hatirliyorum da bir sabah, kahvaltiya sadece zeytin koyabilmisti. O zengin kahvaltilarimiza bedel, yalnizca zeytin... Saskinlik içinde, 'Baska bir sey <BR>
yok mu?' diye sormustum. Bu soru karsisinda annemin hüngür hüngür aglayisi gözümün önünden hiç gitmiyor. Annemin aglayisina mukabil babam: 'Bir müddet zeytin yiyecegiz, sonra...' dedi ve durdu, güçlü bakislarini üzerimizde gezdirdi, 'Alisacagiz.' dedi. Ve istahla bir zeytin alip agzina atti. Birkaç gün sonra haciz memurlari gelip köskümüzü de elimizden aldilar. Kenar bir mahallede küçük, eski bir eve tasindik. Dogru dürüst bir esyamiz da kalmamisti. Annem bezgin bir sesle: 'Bu evde hiçbir sey yok! Burada nasil yasayacagiz.' diye haykirdi. Bunun üzerine babam: 'Bir müddet sabredecegiz, <BR>
sonra alisacagiz.' dedi . Gittigim özel okuldan ayrilmis, bir devlet <BR>
okuluna yazilmistim. Sabahleyin okula servisle gitmeyi umarken, babam elimden tuttu, 'Bu ilk günün, okula beraber gidecegiz.' dedi. Yürümeye basladik. Okul oldukça uzak gelmisti bana, yorulup geride kaldigimi hatirliyorum. Babam kim bilir hangi düsüncelere dalmisti. Geride kaldigimi fark etmemisti. Biraz sonra fark edince bana döndü. isyan dolu bakislarimi yüzünde gezdirdim. Bir an bana izdirapla baktiktan sonra, yanima geldi. Bir sey söylemesine firsat vermeden, kizgin ayni zamanda nazli bir tavirla, 'Yoruldum.' dedim. Babam <BR>
oldukça sakin bir sekilde: 'Bir müddet yürüyecegiz, sonra alisacagiz.' dedi. <BR>
<BR>
Babam her sabah erkenden çikiyor, geç saatlerde ancak dönüyordu. Döndügünde ise küçük odaya çekiliyor, bazen saatlerce orada kaliyordu. Çogu zaman buradan gözyaslari içerisinde çiktigini görüyordum. Bir gün, merakima yenilip babamin küçük odasina girdim. Yerde bir seccade, seccadenin üzerinde de bir tespih vardi. Duvarda ise Arapça bir ibarenin altinda su yazi vardi: <BR>
'Allah borcunu ödeme niyetinde olanin kefilidir.' Babamin dedigi gibi oldu, zor da olsa zamanla alistik. Bu hal birkaç yil sürdü. Bir gün babam eve çok farkli bir yüz ifadesiyle geldi. Aglamakli bir yüz ifadesi vardi. Her birimize bir paket getirmisti. Köskten ayrildigimiz günden beri ilk defa paketlerle eve geliyordu. Bizi bir araya topladi.<BR>
'Bugün, benim için ne mânâya geliyor biliyor musunuz?' dedi, kelimeleri bogazina dügümlendi,gözlerine yaslar hücum etti. Sözlerini kesmek zorunda kaldi. Her birimize hediyelerimizi teker teker verdi ve bizi ayri ayri kucaklayip yanaklarimizdan öptü, kendisi de bir koltuga o turdu. Cebinden gazeteye sarili bir sey çikardi. O sirada da agliyordu. Hepimiz saskinlik içinde babama bakiyorduk. Gazeteyi açti, içinden bir çift yeni çorap çikardi. Bu <BR>
gözyaslariyla, bir çift çorabin alâkasini kurmaya çalisirken babam, <BR>
beklemedigimiz bir sey yapti. Çorabi burnuna götürdü, kokladi, kokladi. <BR>
Arkasindan hiçkirarak aglamaya basladi. <BR>
Hepimiz sok olmustuk, tek kelime bile söylemeden bekledik. Babam nihayet kendisini topladi ve 'Bir zaman önce, büyük bir borcun altina girmistim. Borcumu ödeme niyetiyle yeniden çalismaya basladigim zaman kendi kendime 'bütün kazancim, borçlarimi ödeyinceye kadar alacaklilarimin hakkidir. Onlarin hakkini vermeden ayagima bir çorap almak bile bana haram olsun.' demistim. Bugün ise, Allah'in yardimiyla, borcumu bitirdim. Artik kimseye tek kurus borcum kalmadi." dedi. Sonra gözyaslari içinde ayagindaki <BR>
çoraplari çikarip yeni çoraplarini giydi. <BR>
Ben de o eski çoraplari hem aziz bir baba yadigâri, hem de bir ibret nisanesi olarak sakladim. Bu çoraplar her gün bana: <BR>
Paralarini ödeyinceye kadar bütün kazancim alacaklilarinin <BR>
hakkidir.' diyor". <BR>
Selim Beyin bakislari bilinmez âlemlere dalarken o, nemlenen gözlerini kuruladi, sonra dönüp duvardaki siyah-beyaz fotografa hayran hayran bakti. <BR>
"Babaniz sandigimdan da büyükmüs Selim Bey. Ben olsaydim öyle müreffeh bir hayattan sonra anlattiginiz gibi bir darlikta, herhalde çildirirdim."<BR>
Selim Beye döndü ve "Siz ne yapardiniz?" diye sordu. Selim Bey kendisine has tebessümü ile: "Bir müddet zeytin yerdim, sonra..." dedi ve gülümsedi. O sirada kapi çalindi, biraz önceki beyefendi elinde bir kutuyla içeriye girdi. Kutuyu Selim Beyin masasina birakip çikti. Selim Bey yerinden kalkip kutuyu alarak Mehmet Beye uzatti. 'Buyurun, yillarca size vermek istedigimiz emanetiniz.' dedi. Mehmet Bey bilinmez duygular içerisinde kutuyu açti. <BR>
içinden kadife bir kese çikti.Keseyi açip içini kutuya bosalttiginda <BR>
meraki iyiden iyiye artti. Keseden birkaç tane cumhuriyet altini ile bir not çikmisti. Mehmet Bey hassasiyetle katlanmis kâgidi açip okumaya basladi. <BR>
<BR>
Sevgili Mehmet Bey oglum, <BR>
Bazen istedigimizi yapariz, çogu zaman da mecbur oldugumuzu... Tahsil hayatiniz boyunca size burs vermeyi taahhüt etmistim. Ancak egitiminizin son alti ayinda size burs verme imkânini bulamadim. Bir müddet sonra imkânlarima yeniden kavustum; lâkin bu sefer de size ulasamadim. Dolayisiyla size borçlandim ve borçlu kaldim. Eger böyle bir borcu gözyasi ve izdirapla ödemek mümkün olsaydi, ben bu borcu fazlasiyla ödemis olurdum. Zira sevgili oglum, bu alti aylik zaman diliminde bursunu verememenin izdirabiyla kaç gece agladim onu Rabb'im bilir. Her neyse, bursunuzu tarihlerindeki degeriyle altina çevirdim. Bu altinlar sizindir. Bunlar elinize ulastiginda, <BR>
borçlarimin tamamini ödemis olacagim.Sevgilerimle, Nazif Cebeci. <BR>
<BR>
Mehmet Bey neye ugradigini sasirmisti. Bu büyük insanin yüceligi karsisinda bir çocuk gibi yalnizca agliyor, agliyordu. Selim Bey de bir hayli duygulanmisti. Onun da yanaklarindan yaslar süzülüyordu. Bir ara yasli gözlerle babasinin siyah-beyaz portresine bakti. Kendisine yillarca hüzünle bakan gözleri, bu sefer sevinçle bakiyor gibiydi...<BR>
 <BR>
<BR>
 <BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Çirkin Postaci</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=51 </link>
<description><![CDATA[Dünyanin bana zindan oldugu günlerdi. Sanirim birkaç defasinda da <BR>
evden aglayarak disari çikmistim... Hayatim kararmisti da bir isik<BR>
bekliyordum sanki ama yoktu. iste böyle düsündügüm günlerde<BR>
daire kapima sikistirilmis bir Mektup buldum. Hayretle baktim<BR>
üzerinde göndericisi yazmayan zarfa. Sonra odama girip açtim... <BR>
"Acilari paylasmak insanlarin vazifesidir" diyordu. <BR>
"Senin geçtigin sokakta ben de vardim. Ama bir sokakta ya ben olmamaliydim veya paylasilmamis acilarini içinde gezdiren bir insan!..."<BR>
Mektubun sonunda da isim yazmiyordu.<BR>
Peki kimdi bu? Kimdi, neden yazmisti bu notu ve neden bana yazmisti?<BR>
Aslinda hos sözlerdi...Ve aslinda bir mektuba da deliler gibi<BR>
ihtiyacim vardi. Acaba dedigini yapacak miydi, yazacak miydi her gün?.. Bunu zaman gösterecekti. ilk gün kafam karisti.Hem kendi problemlerimi hem dün gelen mektubu, hem de yeni mektuplarin gelip gelmeyecegini düsünüyordum. Sonraki gün posta kutumda beyaz bir zarf buldum. Kalbimin çarptigini hissettim... Yazi ayniydi, odama girip okumaya basladim mektubu.<BR>
Bu inanilmazdi.. Bir bardak su içercesine bitiverdi mektup.Doymadim! Bir bardak su daha almis gibi kendime ve susuzlugumu kandirir gibi yeniden okudum alti sayfayi... <BR>
Sanki taniyordu beni, sanki yillardir dertlesiyordum onunla...<BR>
Altinci sayfanin sonunda diyordu ki;<BR>
"Yarin yine yazacagim..."<BR>
Yarin yine yazdi, öbür gün yine..Ve sonraki günler yine yazdi... <BR>
Her mektubunun sonunda, yarin yine yazacagina ait not vardi ve her gün de dedigini yapiyordu. Her gün isyerinden dönerken kalbim çarpiyordu heyecanla... Her gün görüyordum posta kutumun bugün de bos olmadigini ve gariptir; artik yapayalniz olmadigimi,<BR>
kalbimin bos olmadigini hissediyordum. Bu mektuplar yüregime giriyor sikintilarimi eritiyor ve beni yarinlara dogru itiyordu. Zannediyordum ki; bunlar olmadan yasayamayacagim.Öylesine alismistim ki onlara, olmasalar sanki nefes alamayacagim!...Vakit buldukça oturup eski mektuplari bile yeniden okuyordum.Zaman geçti ve zamanla beraber sikintilarimda geçti.O günlerden geriye sadece eski mektuplar kaldi. Bir gün içimde karsi koyamadigim bir merak peydahlandi; kimdi bu? Nasil biriydi? Onunla ilgili her seyi merak etmeye basladim. O her gün yaziyordu ve nasilsa her gün yazmaya devam edecekti.Bundan emin oldugum için de, yazilarinda anlattiklarindan çok nasil bir kalemle yazdigina, neden bu kagidi seçtigine, yazi stiline aklimi takmaya basladim... Yazilari öylesine deva olmustu ki bana, onunla ilgili her sey de mükemmel olmaliydi. Ama her sey... O gün evde kalmistim. Kahvalti yapmis ve bu harika mektuplarin en azindan nasil birisi tarafindan getirildigini görmeyi koymustum kafama... Ögle vaktine dogru sokaga giren postaciyi gördüm.<BR>
Kosarak asagi indim. Mektubumu kutuya birakmisti, eli henüz <BR>
havadaydi...Göz göze geldik. Aman Allahim... Aman Allahim,<BR>
bu ne kadar çirkin bir adamdi böyle! Dondum kaldim... O da basini<BR>
egdi döndü ve gitti. Orda öylesine bekliyordum simdi... Kutuyu açip mektubu bile alamiyordum. Bunca zaman, bunca güzel bir mektubu, bu kadar çirkin biri mi tasimisti? O öptügüm, kokladigim, gögsüme bastirdigim, yastigimin üzerine koydugum mektuplarima benden önce bu adamin mi eli degmisti? Saçmaladigimi biliyordum ama böylesine güzel duygularima bu çirkin yaratik karisti diye az önce getirdigi zarfi alamiyordum. Kapiyi açtim, disari çikip bir adim attim. Çoktan gitmisti. Neye oldugunu bilmiyordum ama çok kizgindim. Zarfa dokunmadan çiktim yukariya. Odama girdim, eski mektuplarima baktim. Biliyordum, onlar benim en zor günlerimle bugünüm arasinda köprü olmuslardi, ama onlara da dokunamadim. Bu güzellige bu çirkinligi yakistiramiyordum!<BR>
Ertesi gün is dönüsü baktim ki, kutuda hâlâ o ayni kirli mektup var! <BR>
Almadim. Sonraki gün baktim; ayni mektup yine yapayalniz beklemekte.<BR>
Bir kaç gün sonra ise kutuya bile dönüp bakmamaya basladim...<BR>
Alti yedi hafta sonra dünya yine karanlik gelmeye basladi bana.<BR>
Bir dosta, bir morale ölürcesine ihtiyaç duymaya basladim...<BR>
Her sey çok agirlasmisti yeniden. Uyku bile uyuyamiyordum.<BR>
Mektup aklima geldiginde gece yarisini geçiyordu. Tereddüt <BR>
bile etmeden asagi indim, kutumu açtim ve mektubu aldim.<BR>
Bir saat içinde üç defa okumus, özlemis olarak gögsüme bastirmis<BR>
ve uzun zamandir ilk defa böylesine huzur içinde uyuyabilmistim.<BR>
Bunlar benim ilacimdi biliyordum. En çok o gün merak etmistim,<BR>
bir daha ne zaman yeni bir mektup gelecegini... Ve o aksam gözlerime inanamadim; kutumda mektup vardi. Yazi ayniydi, zarfta yine isim<BR>
yoktu. Üstelik bunda postanenin damgasi da yoktu... Açtim zarfi;içindeki kisacik mektupta sunlar yaziyordu;<BR>
"Sana gelmis bir mektubu kirk sekiz gün okumamakla ne kazandigini<BR>
bilmiyorum... Ama artik benim sana yazmaya vaktim olmayacak.<BR>
Çünkü tayinim çikti ve bugün baska bir sehre gidiyorum. Hosçakal!<BR>
<BR>
Çirkin Postaci..." <BR>
<BR>
Donmus kalmistim simdi... Derin bir pismanlik dügümlendi bogazima,<BR>
hiçkirarak eve girdim. Çantami açtim; taraklarin,rujlarin ve diger<BR>
karisikligin arasinda buldugum mavi göz kalemiyle, bir kagida; <BR>
"Lütfen bana tekrar yaz" yazip posta kutuma koydum. <BR>
<BR>
Bir daha hiç kilitlemedigim kutuda, ayni notum iki yildir yapayalniz bekliyor...<BR>
<BR>
<BR>
<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Türk Geçebilir</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=52 </link>
<description><![CDATA[Birgün Viyana´da bir Avusturya´li arkadasim bir Türk`ün arabasina binmis. Yolda ilerlemeye baslamislar. Lambalara gelince isik kirmizi olmasina ragmen bizim Türk gaza basip geçmis. Avusturya`li saskin bir edayla :<BR>
- Kirmizi isikta niye geçtin. <BR>
Bizimki kendinden emin bir ifadeyle:<BR>
- Ben Türk´üm.<BR>
Yola devam etmisler ve karsilarina yine kirmizi isik gelmis, durmaksizin devam etmis. Avusturya`li birazda alayli bir ifadeyle: <BR>
- Niye kirmizida geçtin. Bizimki ayni emin ifadelerle:<BR>
- Ben Türk`üm.<BR>
Yola devam etmisler, epeyce bir yol aldiktan sonra yine lambalara yaklasmislar, ve isiklarda yesilmis. Bizim söför durmus. Avusturya`li arkadasi:<BR>
- Yahu niye durdun, devam etsene. Bizim Türk korkak bir sesle:<BR>
Bir TÜRK GEÇEBiLiR!!!
]]></description>
</item>

<item>
<title>Damatlar</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=53 </link>
<description><![CDATA[Bir kayin validenin üç damadi varmis. Birgün bunlar tatile denize gitmisler. Kayinvalide "bakayim damatlarim beni ne kadar seviyor" deyip atlamis denize ve bogulma taklidi yapmaya baslamis. "Büyük damadim boguluyorum ne olur kurtar beni" demis. Büyük damatta hemen kurtarmis. Ertesi sabah büyük damadin kapisinda bi reno laguna üzerinde de bir not "sevgili damadim hayatimi kurtardin kayinvaliden". Ertesi gün ortanca damadi denemis ayni sekilde oda hayatini kurtarmis onunda kapisinda bi reno safrane ve üzerinde bi not: "sevgili damadim hayatimi kurtardin kayinvaliden". Sira küçük damadi denemeye gelmis. Ertesi gün yine denize girmis. "Damadim boguluyorum ne olur kurtar beni" demis. Küçük damat "s.kt.r lan bogulursan bogul demis. Kadinda oracikta bogulup ölmüs. Ertesi gün küçük damadin kapisinin önünde bi ferrari üzerinde de bi not "Sevgili damadim hayatimi kurtardin kayinpederin."
]]></description>
</item>

<item>
<title>Kazik</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=54 </link>
<description><![CDATA[Temel askeri bir bölükte parasütçüymüs. Bir gün tatbikat yapacaklarmis. Bir...iki derken herkes atlamis, sadece bizim Temel kalmis. Temel atlamis parasütü açilmamis. Hizla asagi dogru iniyormus. Bir de bakmis ki ne görsün! Asagida kocaman bir kazik. Yere çakilmasina 100 metre kala Temel:<BR>
- “Kazigi çikariin, kazigi çikarin” <BR>
diye bagirmis. Arkadaslari ugrasmalarina ragmen çikaramamislar. Aci olaya 50 metre kalmis. Temel: <BR>
- “Kazigi çikariiin,kazigi çikariiin” <BR>
diye haykirmaya devam ediyormus. Kazik sanki inatli. 25 metre kala Temel bagirma dozunu iyice arttirmis. 20,17,15 derken 10 metre kala Temel çaresizce haykirmis; <BR>
- “Kazigi yaglayiiiiin, kazigi yaglayiiiiin.” <BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Sincap</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=55 </link>
<description><![CDATA[Temel ile Dursun 5 ila 10 yil arasinda Amerika'da yasarlar ve orada kürkü çok pahali bir sincap çesidi bulurlar Türkiye'ye gelirken bundan getirip, üretip, çok zengin olmayi tasarlarlar. Dursun sincabi sirt çantasina koyar ve havaalanindan içeri sokar Temel de hemen arkasindan havaalanina gelir ve uçaga binerler. Bir süre sonra Dursun uyur kucaginda bulunan çanta yere düser ve sincap çantadan disari çikar. Hemen Temelin kucagina gelir onunla oynar ve sonra Temel sincabi öldürür. <BR>
Dursun uyanip sincabi ölmüs görünce hemen temele sinirle sorar <BR>
- Ne oldi buna? Temel cevaplamaya baslar sincap çantadan çikti kucagima geldi oradan pantolonuma girdi aleti yakaladi bir saga salladi bir sola salladi kaldirdi üzerine çikti indi çikti indi çikti sesimi çikarmadim. Sonra biraz asagi indi *asaklari buldu oynadi, tokusturdu ceviz zannetti oynadi ellemedim. Biraz daha asagiya indi deligi buldu yuva zannetti galiba girdi çikti girdi çikti yine ellemedim, ama ne zaman cevizleri yuvaya tasimaya kalkti iste o zaman öldürdim oni.
]]></description>
</item>

<item>
<title>ögretmen</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=56 </link>
<description><![CDATA[Temel in 3 tane sevgilisi vardir.Biri ögretmen, biri doktor, biri de santralcidir.<BR>
Fakat ögretmenle evlenmeye karar verir. Bunu bilen arkadasi sorar <BR>
- Niye ögretmen de digerleri degil?<BR>
diye. <BR>
Temel de ona döner:<BR>
-Ula der, bilmez misin doktorlar "bugün git yarin gel" der, santralci de "su an mesgul daha sonra tekrar deneyin" der. Ama ögretmen ne der? Hadi bir daha<BR>
tekrarliyalim...<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>FBI temel</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=57 </link>
<description><![CDATA[FBI ya saglam bir ajan aranmaktadir bu ajan lar dunyanin her yerinden sinava katilarak kazanan alinacaktir yapilan sinavlarda 4 ulkeden ajan finale kalmistir ingiliz alman fransiz bizden de komser temel kalmis FBI en buyuk sarti sel verip sir vermemektir sirayla herkese belli bir sir verip denenmektedir once almana bi sir veririler bu sirri uc gun isken ce gorecek ama solemeyecektir fakat alman iskenceye dayanamaz 1 gun soler ingiliz 1.5 gun dayanir fransiz iki gun dayanir bizim temel 1 olur yok 2 olur yok 3 cu gun olur temel basariyla cikar temale aferin sinavi basariyla kazandin artik FBIDANSIN derler artik soleyebilirsin sirri derler temel derki sikeyim sirrinin amini bilsem solerdim unuttum amina koyim...<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Dünya savasi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=58 </link>
<description><![CDATA[Adamin biri çok yorucu bir iste çalisiyormus bir aksam eve yine yorgun argin gelmis ve yataga girmis azgin olan karisi:<BR>
-bey hadi bir kaç askervar bacak aramda öldürde öyle uyu der.<BR>
Adam yorgundur ama yinede hayir diyemez ve karisiyla ilskiye girer isi bitmistir tam uyuyacak kadin: <BR>
-bey bey yine düsman var der.<BR>
Tekrar iliskiye girmek ister adam istemeye istemeye tekrar iliskiye girer.Yine tam yatacak tekrar kadin ayni seyleri söyler bir kere daha girerler bu böyle bir kaç defa sürer ve adam dayanamaz cocugunun odasina kaçar uyanan çocuk :<BR>
-ne oldu baba neden burdasin diye sorar. Adam: <BR>
-sorma evlat ananin *minda dünya savasi çikti.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Türk Geçebilir</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=59 </link>
<description><![CDATA[Birgün Viyana´da bir Avusturya´li arkadasim bir Türk`ün arabasina binmis. Yolda ilerlemeye baslamislar. Lambalara gelince isik kirmizi olmasina ragmen bizim Türk gaza basip geçmis. Avusturya`li saskin bir edayla :<BR>
- Kirmizi isikta niye geçtin. <BR>
Bizimki kendinden emin bir ifadeyle:<BR>
- Ben Türk´üm.<BR>
Yola devam etmisler ve karsilarina yine kirmizi isik gelmis, durmaksizin devam etmis. Avusturya`li birazda alayli bir ifadeyle: <BR>
- Niye kirmizida geçtin. Bizimki ayni emin ifadelerle:<BR>
- Ben Türk`üm.<BR>
Yola devam etmisler, epeyce bir yol aldiktan sonra yine lambalara yaklasmislar, ve isiklarda yesilmis. Bizim söför durmus. Avusturya`li arkadasi:<BR>
- Yahu niye durdun, devam etsene. Bizim Türk korkak bir sesle:<BR>
Bir TÜRK GEÇEBiLiR!!!
]]></description>
</item>

<item>
<title>Temel ve Yahudi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=60 </link>
<description><![CDATA[Temel bir gün trende yolculuk yaparken kabine yahudi bir yolcu binmis. Gerek Temel'in hal ve hareketlerinden gerekse giyim tarzindan saf biri oldugunu anlamis ve onu asagilamak istemis. Hemen Temele yönelerek <BR>
- Beyefendi size bir soru sorabilirmiyim <BR>
demis. <BR>
Bunun üzerine Temel <BR>
- Sor usagum <BR>
demis.<BR>
Bunun üzerine yahudi yolcu akillilik yaparak demiski <BR>
- Sen bana bir soru sor bilemezsem 20$ veririm sen benim sorumu bilemezsen bana 10$ verirsin olur mu?<BR>
demis ve Temel kabul etmis. <BR>
Yahudi yolcu <BR>
- Sen sor <BR>
demis ve Temel sormus <BR>
- 3 ayakli canli nedur? <BR>
Yahudi biraz düsünmüs 20$ i uzatarak <BR>
- Bilemedim <BR>
demis. Temel 20 $' i almis. Yahudi yolcu sormus <BR>
- Sen söyle.<BR>
Temel <BR>
- Bende bilmeyrum <BR>
diyerek 10$'i geri vermis
]]></description>
</item>

<item>
<title>hatirla</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=61 </link>
<description><![CDATA[cia dunya capinda yetistirmek uzere ajan alimi yapilacagini beyan etmis o sira issiz olan temel bos duracagima bende basvurim demis yola koyulmus giris islemleri derken bi odaya kapatilmis.<BR>
tabi temelden once gelen ajanlari testen geciriyorlarmis ilk fransizi almislar iceri vermisler paraloyu bunu hangi kosullar altinda kalirsan kal soylemiyeceksin demisler ajan okey demis egitmenler baslamislar iskenceye fransizin tirnaklarini sokmusler fransiz hemen otmus almani almislar vermisler parolayi almanin tirnaklarini sokmusler ses yok elektrik vermisler oda baslamis konusmaya sira gelmis bizim temele .<BR>
vermisler parolayi tirnaklari cekmisler ses yok elektrik vermisler ses yok ac birakmislar ses yok adamlar kafayi yiyecek bakmislar olcak gibi degil toplamislar ust duzey yoneticileri anlatmislar durumu yoneticiler bi kamerayla odasini seyredelim bakalim demis sunun temel odada<BR>
hatirla hatirla hatirla diye agliya agliya kafasini duvara vuruyormus
]]></description>
</item>

<item>
<title>Utanmiyormusun</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=62 </link>
<description><![CDATA[Afacan çocuk gece anne ile babasinin sevismelerini duydu ve sabah olunca babasina sordu:<BR>
-baba gece annem neden çiglik atip inliyordu.<BR>
-annen aksam hastaydi oglum.<BR>
-peki ba sen utanmiyormusun hasta bir kadini *ikmeye.<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Hirsiz </title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=63 </link>
<description><![CDATA[Temel ile Dursun parasizliktan ne yapacaklarini sasirmislardir. Sonunda Dursun Temel'e:<BR>
Dursun<BR>
- Ula Temel hacen biz neden banka soymuyoruz? Kisa yoldan koseyi doneriz.<BR>
Temel:<BR>
- Ula hakkattende guzel fikir.<BR>
Neyse bunlar planlarini yaparlar. Artik her sey hazirdir. Bankayi soyarlar eve gelirler. <BR>
Dursun:<BR>
- Ula Temel sayalim mi ne kadar para var?<BR>
Temel paralara soyle bir bakar, cok para var en az 3 gunlerini alacak. Dursun'a:<BR>
Temel<BR>
- Ula Dursun bu kadar parayi saymak uzun surer biz en iyisi yarin bir gazete alalim orda yazar ne kadar para oldugu.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Ne kadar kazanacagim?</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=64 </link>
<description><![CDATA[Temel bir is yerinde is bulmustur.  Is yerinin patronuyla konusmaktadir. <BR>
Temel:<BR>
- Efendim ayligim ne kadar? Ne kadar kazanacagim?<BR>
Patron:<BR>
- Simdilik 200 milyon 3 veya 4 ay sonra 350 milyon.<BR>
Temel:<BR>
- O zaman ben 3 ay sonra tekrar gelirim.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Konak Cafe</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=65 </link>
<description><![CDATA[Hava açikti. O gün gökyüzü gerçek bir gök mavisiydi. Büyük sehirlerin kaderi gibi görülen hava kirliligi de; sirra kadem basmisti sanki. Etrafa tatli ve rehavet verici bir hava akiminin rüzgar serinligi basladi. Bütün caddeler insanlarla, magazalar da çesit çesit mallarla doluydu.<BR>
Caddeler insan selini kaldiramazken koca Ulu cami, ikindi namazinda ancak üç saf olabilmisti. Caminin üzerinde muhtesem bir tarihin izleri vardi. Gün; kosusturma ile geçmis, yürümekten yorulmuslardi. Genç müteahhit: “Bir yerlerde biraz oturalim.”dedi. <BR>
Arkadasi: “Bir yer biliyorum oraya gidelim.”diye cevap verdi.<BR>
Caddeler, artik insan ve araç yükünü tasiyamaz olmustu. Yesil alan olarak ayrilan bir yer; delik desik edilmis hizla bir otopark insaati devam ediyordu. insaattaki devasa vinç kule, Osman Gazi türbesine dogru bas kaldirmisti. Altiparmak ’a bati yönünden gelen caddenin karni yarilmis, toz toprak içinde çalisan kazicinin hiriltisi caddenin gürültüsüne karisiyordu.<BR>
Osman Gazi türbesinin bulundugu tepeden baktiginizda; Bursa genelde ayak altinda kalir. Sehir merkezinde; hava koridorlari olmayan önü veya sonu kapali caddeleri olan, yesil alandan mahrum çarpik yapilasmayi görürsünüz. Bursa’nin yesili gitmis, betonlasmanin kizili gelmis oldugu görülürdü.<BR>
Tepe etrafinda yapilan yürüme merdiveni Osman Gazi’nin bilinçsiz ve suursuz torunlarina; ask merdiveni olarak hizmet vermeye devam ediyordu. Hemen hemen her oturakta sarmasikvari oglan ve kizlari görmek mümkündü. Televizyonla kazanilmis; bu bati tarzi yasami hazmedebilenlerin yerleri haline gelmis. Düsünen insanin degerinin olmadigi hatta hapsedilen bir ülkede; bu gençlerin yaptiklari normal, düsünenlerin durumu anormaldi sanki.<BR>
Hey gidi hey, Osman Gazi atam; yattigin su yerde rahat misin? Su bir kulagi küpeli, saçlari ensesinde, agzinda sigara ve yaninda on dört yasinda erdemliliginden habersiz; kol kola sigarasina eslik eden su genç; kiz senin torunlarin mi? Hem de yatmakta oldugun türbenin yani basinda. Ucube, zalim bir imparatorluk olan Bizans’tan aldiginiz yer yüzünün en muhtesem ve nadide topraklarini; geçmisini ve asli vazifesini unutan bu nesile mi biraktiniz? Sana yapilacak sitem bile haksizlik sayilir.<BR>
Ya sen Galip Hoca, her seyin hercü merc oldugu, Osmanlinin son demlerini yasadigi ve ulusal bir kurtulus savasinin yasandigi günlerde çiktigin cami minberlerinde ve meydanlarda “hala daginik mi kalacaksiniz? Hala ne zaman silkinip toparlanacaksiniz. Yunanin entarili askerlerinin topraginiza ve namusunuza tecavüz etmesini mi bekliyorsunuz?” diye sesleniyordun.<BR>
Sizler, perma perisan yokluk ve sefaletle can yoldasi oldugunuz, yedi düvelin les yiyen kargalar gibi Osmanlinin mirasina üsüstügü günlerde bu milleti ayakta tutmasini, savasmasina ve onurunu kurtarmasina öncü oldunuz.<BR>
“Siyaseti ve demokrasiyi kiyma makinesi yapan, acimasizca ve suursuzca muhtesem bir geçmisi olan bu milleti nereden geldigini ve nereye gidecegini bilmeyen mefkuresiz bir millet haline getirdiler. Aglanacak halimize güler olduk.” Duygulari içinde hayiflaniyordu müteahhittin arkadasi.<BR>
Vatan yaliniz verimli topraklari, günesli sahilleri, yemyesil ormanlari, asfalt yollari ve mamur sehirleri dar bir toprak parçasi degildir. Vatan: muazzez sehitlerin kanlariyla yogrula yogrula kutsilesen mümbit ovalardan taa kiraç tepelere varincaya kadar süheda fiskiran ve sairin:<BR>
“Bayraklari bayrak yapan üstündeki kandir.” <BR>
“Toprak, eger ugrunda ölen varsa vatandir.” Misralarinda ifadesini bulan bir bütündür. <BR>
“Bunlar mi kaganlarin, hakanlarin, padisahlarin torunlari? Bir zamanlar Yunus’lari, Mevlana’lari, çikaran toplumda, simdi bir zerresini bulamamak ne aci..” <BR>
“Dogruya karsi kadife, hasmina karsi çelik olanlar nerede? Kötüye karsi Allah’in gazabi, mazlumu koruyan Allah’in kilici Türkler bu gün nerede? Savasta düsman eli degmemis fakat barista düsmana karis karis satilmak, istenen su mübarek vatani ve Türkiye’nin aci karanligi içinde yasayanlar nerede? Bir Bilge çikmali yine ve Ey Türk titre ve kendine dön demeli..” duygulari içinde hayiflaniyordu müteahhittin arkadasi. <BR>
Osman Gazi tepesinin etrafinda; eski igreti sekliyle kalan tek yer “Yahudiler mahallesiydi.” Anlasilan onlara da su veya bu sebeple insaat izni verilmemis olmaliydi. Paralarini ticarette degerlendirerek; gayri menkule yatirim yapmayan bir toplumun veraseti devam ediyor olmaliydi.<BR>
iki arkadas; yan yana “Yahudiler sokagina” yöneldiler. Yolun; ortasina kadar üzerlerinde içki bardaklari bulunan masalarin arasindan bakinarak yürüdüler. Yoldan geçenleri rahatsiz edecek kadar bir içki kokusu sokagi bastan sona kaplamisti. Anlasilan geceleri alem yerleriydi buralar. Karsilikli barlar; araliklarla pes pese siralanmisti. Kapali oldugundan sakin ve sessizdi. Kapilarin üzerinde; metalik bir yazi vardi. “Damsiz girilmez.” Dam ne idi? Dam kelimesi; Türk kültürüne tamamen yabanci ve sonradan girme bir kelimeydi. “Dam” Türkçe’de evin üst tepe kismina verilen addi. Asli; Fransizca bir kelime olan; “dansta erkege eslik eden kiz”, Farsça’da “tuzak kurmak, birini aldatmak için hazirlanmis hile ve tuzak” anlamindadir. Tecrübesiz genç kizlar; bu yerlere getirilerek yalan ve hile ile içki ve uyusturucuya alistirilan yerler degil miydi? Hatta daha ileri gidilerek nice genç kizlarin kizlik degerlerinin yitirildigi yerler degil miydi? Bunu bilmeyen, bunu anlamayan kaç masum var bilinmez ama bu yillardan beri böyle devam edip gidiyordu. Sanki kimin umurundaydi.<BR>
Batililasiyoruz ya! Ne menem bir batililasmaysa. Kendi milli degerlerinin ve ruhunun ziddina inat. Galiba, “batti balik yan gider” tabiri ne kadar uygun düsüyor halimize. Müteahhit: “Nereye götürüyorsun.”<BR>
Arkadasi : “Banimle gelmez misin? Az kaldi.”<BR>
Sokagi boydan boya geçtiler. Sokagin sonunda; dis cephesi mavi renkli, tamir Görmüs; Osmanli’dan kalma tarihi bir yapi çikmisti karsilarina. Kapi üstüne monte Edilmis küçük bir levhada “KONAK CAFE” yaziliydi. <BR>
Dis kapisi sokaga çikiyordu. Avlusu da yoktu. Önünden geçen sokak; ilerleyip mahalle arasinda kayip oluyordu. “Konak Cafe” yönünü Osman Gazi’nin türbesinin bulundugu kuzeyden zikzakli yapilmis; igreti dik merdivene bakiyordu. Alt kati bos olan Cafe ’ye girdiler. içeride bir iki esmer çekik gözlü Orta Asyali genç; holdeki masa etrafinda oturmus ellerindeki sigaralarindan çikan dumanlarin altinda agir agir konusuyorlardi. Bir an duraksadilar. Girisin sag yan tarafinda dörder sandalyeli üç masa vardi. Solda dik bir merdiven üst kata çikiyordu. Holün solunda bir önü yükseltilmis bir insan basinin gözüktügü bir yükselti, ocak ve malzeme dolaplari vardi. Az ileride bir ufak renkli televizyon kendine yüksekte bir yer bulmustu. Bir kaset çalardan sesi olup; sözü olmayan bir fon tipi Türk müzigi salonu dolduruyordu. Birilerinin birileri ile bulusma yeri olarak ayarlanmis görüntüsü veriyordu sanki. Eskiden; iktisadi Bilimler akademisi, bu gün ise emniyet müdürlügü olarak kullanilan binanin arka yan kösesinde.<BR>
Bir görevli genç : “Buyurun efendim” dedi.<BR>
“Su yana oturalim” dedi müteahhittin arkadasi. Üst kata çikmak istemediler. Küçük kare masa üzerinde visne renkli ipek saten örtü vardi. Üstünde örtüyü kaplayan masa cami ve üzerinde kül tablasi vardi. Giris holü; yandan ayiran araliga gerilmis üzerinde beyaz güller bulunan tül takiliydi. Tüllerin asildigi noktalara yesil ve kirmizi renkli yapma “yapragi güzel” çiçekleri salinmisti. <BR>
Görevli genç: “Efendim, soguk-sicak ne içersiniz?” dedi.<BR>
“Nascafe.”<BR>
“Süt katalim mi?”<BR>
“Hayir, Sade olsun.”<BR>
“Siz efendim.”<BR>
Genç müteahhit: “Ayni olsun” dedi. Hizmetli genç gitti ve geri döndü.<BR>
“Su isinmak üzereymis biraz bekleyebilir misiniz?”<BR>
“Mümkün” dedi müteahhittin arkadasi. <BR>
Gün pazartesiydi. Köy hizmetlerinden aldiklari, doksan yedi yili ödenegi bulunmayan ihaleyi degerlendiriyorlardi. ihalesi yapilan yerlerin önceden yerleri de görülmüs degildi. ihale söyle veya böyle kendilerinde kalmisti. Ne getirir, ne götürür bilinmezdi. Bu is mutlaka yapilacak ve basarilmasi gerekiyordu. Kaçmanin veya teminati yakmanin hiçbir anlami olamazdi. Bu memlekete yerlesmenin is yapmanin bir baslangicini teskil edecekti. Bütün gayret ve çaba yüz aki ile çikmak için olmaliydi.<BR>
<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Korkulu Rüya</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=66 </link>
<description><![CDATA[O gün korkutucu bi persembe gecesi idi.Yatsi namazini kilmamistim.içim sinmeyerek yataga girmistim,uykuya dalmistim artik.Nedense uykuyu namaza tercih etmistim lakin bu büyük bir hata idi.Neyse uyuyordum,sonra fevkalade korkunç bir rüya görmeye baslamistim.Kendimi yine yattigim yerde görüyordum,vakit de gece idi.Sonra odada kendimi uyuyorken görüyordum.Misil misil uyuyordum.Kendimi söyle bi temasa ediyordum,gecenin sessizligiyle dolmustu uyudugum oda.Sonra aniden rüyada iken yatsi namazi kilmadigim aklima geldi.Ardindan fevkalade yüksek sadalar isitmeye basladim.Bi yatakta yatan kendime bakiyordum bi de kara suratli ilginç yaratiklara.Halimin pek elim ve vahim akibetle bitecegini sezmistim.O siyah suratli koca yaratiklar 3 taneydi.Kendimi yatakta izlerken korkup kendi içime girdim,yani riya bitmis uyuyordum.Uyku ile uyaniklik arasinda bir safha geçiriyordum.O koca 3 yartigin varligini sezdim.Sirtima,kafama müthis basinç uygulaniyordu.Yani üstümde bir agirlik varmis gibiydi ama hafifti.Sonra uykudayken içimden Ayet-el Kürsi okumak geldi.Uykudayken ruhum Ayet'el Kürsi okuyor ve Besmele çekiyordu.En sonunda 3 yaratigin sesi kesildi ve gittiler.Ondan 5 dakka sonra uyandim ve kendim Ayet'el Kürsi okudum.Biliyordum bu yatsi namazini kilmamamin cezasi idi.Allah biliyor bir de ben biliyorum bunu.Siz siz olun her zaman BiSMiLLAHiRRAHMANiRRAHiM deyin ve rica ediyorum namazlarinizi kilin.inanmak istemeyenler inanmasin.Ama bu olay gerçek.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Jet sky</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=67 </link>
<description><![CDATA[Tatile gelen kadin deniz kenarina iner.Sahilde kimse yoktur. Biraz güneslenip denize girdikten sonra sikilir ve jet sky'e binmek ister. Jet sky kiralanan yere gider ve etrafta temeli görür.Herhalde ilgilenen kisi bu dur diyerek, <BR>
- Beyfendi jet skyci sizmisiniz. <BR>
Temel etrafina bakar o bayandan baska kimseyi göremez ve cevap verir; <BR>
- Hayir ama vaktiniz varsa yavas yavas s.kerim
]]></description>
</item>

<item>
<title>Cabuk ol</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=68 </link>
<description><![CDATA[2 tane sarisin alisveristen sonra arabalarinin yanina geldiler. Sarisinlardan biri anahtarlari aramaktadir, ama bir turlu bulamaz. Bu arada yagmur yagmaya baslar. Diger sarisin anahtari arayan sarina:<BR>
- Cabuk ol, yagmur yagiyor, daha arabanin ustu acik.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Bir Tane Daha Solucan</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=69 </link>
<description><![CDATA[Derste ögretmen herkese teker teker sorar. Önce Ahmet'e sorar:<BR>
- Ayaklari olmayan bir hayvan biliyor musun?<BR>
Ahmet:<BR>
- Balik.<BR>
Sonra Mahmut'a sorar:<BR>
- Sen bir tane daha biliyor musun?<BR>
Mahmut:<BR>
- Solucan.<BR>
En son olarak bizim Hasan'a sorar:<BR>
- Sende bir tane daha söyle de, baska soruya geçelim.<BR>
Hasan:<BR>
- Bir tane daha solucan.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Tam Olarak Bilmiyorum Ama</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=70 </link>
<description><![CDATA[Ögretmen derste Ali'ye sorar:<BR>
- ingiltere nerededir?<BR>
Ali:<BR>
- Bilmiyorum, ögretmenim.<BR>
Ögretmen:<BR>
- Git evdekilere sor, yarin tekrar soracagim.<BR>
Ali eve gelir ve babasina sorar. <BR>
Babasi:<BR>
- Tam olarak bende bilmiyorum nerde diye, ama çok uzakta olamaz, çünkü bizim sirkette bir tane ingiliz calisiyor, ise yürüyerek geliyor.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Seni Düsünüyorum Sevgilim</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=71 </link>
<description><![CDATA[Seni düsünüyorum, günesin  isiklari  denizden  aksedince <BR>
Seni düsünüyorum, ayin piriltilari  kaynaklara   vurunca. <BR>
Seni düsünüyorum, uzak bir yol üstünde tozlar havalanirken, <BR>
Karanlik bir gecede,  dar bir tahta köprüde  bir yolcu ürperirken. <BR>
Seni düsünüyorum, boguk ugultularla orda yükselirken dalgalar. <BR>
Kulak kesilmek için koruluktayim, sik sik  her seyin sustugu anlar. <BR>
Uzakta  olsan bile ben senin  yanindayim, sende yakinimdasin. <BR>
Günes batiyor, biraz sonra, beni isitacak yildizlar ne olurdu  burda <BR>
Yanimda olsaydin <BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Kissadan hisse</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=72 </link>
<description><![CDATA[Osmanli Padisahi Yavuz Sultan Selim, tebdili kiyafet yapmis, Kuslar Çarsisi'ni geziyormus... Avcilar avladiklari kuslari, tuzakçilar yakaladiklari maharetli, egitimli, güzelim kuslari satiyorlar.<BR>
           Bir ara gözü kekliklere ilisir padisah'in.<BR>
           Bir grup kekligin üzerindeki varakta, "Tane isi satis fiyati 1 altin" yaziyor. Hemen yani baslarinda asili, adeta altin kafes içinde bir keklik daha var ki, fiyati; 300 altin.<BR>
           Padisahin gözü 300 altinlik keklige takilir. "Hayirdir" der saticiya, "Bunun digerlerinden ne farki var ki, bunlar 1 altin, bu 300 altin?"<BR>
           Satici, "Bu keklik özel egitimli, çok güzel ötüyor, ötmesi bir yana bunun ötüsünü duyan ne kadar keklik varsa hepsi onun etrafina dolusuyor" diyor. "Tabii bu arada avcilar da o etrafa dolusan keklikleri daha rahat avliyorlar" diye ekliyor.<BR>
           "Satin aliyorum" diyor Padisah, "Al sana 500 altin..." Parayi veriyor; hemen oracikta kekligin kafasini kesiyor.<BR>
           Adam sasirip, "Ne yaptiniz, en maharetli kekligin kafasini koparttiniz, yazik degil mi" diye dövünürken; Padisah gürlüyor: "Bu kendi soyuna ihanet eden bir kekliktir. Bunun akibeti er veya geç ancak budur." der.<BR>
        <BR>
]]></description>
</item>

<item>
<title>Muze</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=73 </link>
<description><![CDATA[Fadime artik pek iyi goremiyormus. Temel bunu almis doktor'a goturmus. Doktor Temel'e:<BR>
- Esiniz cok kotu hastaliga vurulmus.<BR>
Temel:<BR>
- Ne tur bir hastaliktir?<BR>
Doktor:<BR>
- Esiniz her gecen gun biraz daha az gorecek ve en sonunda kor olacak, demis.<BR>
Temel:<BR>
- Peki ben simdi ne yapacagim?<BR>
Doktor:<BR>
- Ben simdi ona bir gozluk yazarim, sizde onun gozleri iyice korlesmeden, onun hic gormedigi seyleri gosterin.<BR>
Temel:<BR>
- Ne gibi mesela?<BR>
Doktor:<BR>
- Bilmem, muzeye goturun.<BR>
Neyse ertesi gun Temel Fadime'yi almis. Muzeye gitmisler. Resimlere bakarken, Fadime birden:<BR>
- Ula Temel kocacim, hacen su resme bak ne kadarda cirkin demu, demis.<BR>
Temel:<BR>
- Karicigim, gozluklerini tak ve aynanin karsindan cekil, demis...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Papagan</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=74 </link>
<description><![CDATA[Bir gun Temel'le Fadime evlenmisler. Ve Gerdek odasina girmisler. Fadime bir bakmis Temel'in Papagani onlari izliyor. Demis ki Temele: <BR>
- Eger bu papagan bizi izlerse ben yapmam. Temel'de hemen Papagana donmus ve:<BR>
- Dön arkani yoksa anani ederim. demis. <BR>
Papagan da arkasini dönmüs ve Temel ile Fadime isi bitirmisler. Sabah olunca Bavullari toplamislar. Ancak bir bavul bir türlü kapanmiyormus. Bunun üstüne aralarin da su konusma geçmis:<BR>
- Hadi Temel bastir. Hayir olmuyor Fadime girmiyor bir türlü. Hadi bas bas. Olmuyor... Temel bakmis olmayacak demis ki:<BR>
- Dur ben dolabin üstüne çikayim sen tut ben atliyim ve bu isi bitirip gidelim. Papagan bunun üzerine çok merak etmis ve bunlara dogru dönüp:<BR>
- Degil anami sülalemi etsen bu pozisyon kaçmaz.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Paso</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=75 </link>
<description><![CDATA[Temel istanbul'a gitmis dolasiyor; Bakmis ki kendisi belediye otobusune her binisinde para verdigi halde, bazi kimseler bir kart gösterip<BR>
- Paso<BR>
diyor ve para vermeden biniyorlarmis.<BR>
Temel uyanik davranarak cebinden çikardigi herhangi bir kimlik cüzdanini soföre gösterip<BR>
- Paso <BR>
diyerek içeri dalmis... Soför Temel'in rasgele cebinden çikarip gösterdigi evlilik cüzdanini elinden almis. Bir de bakmis ki evlilik cüzdani ve üzerinde Temel-Fadime diye yaziyormus.<BR>
Soför Temel'e dönerek<BR>
- Sen bununla ancak Fadime'ye binersin demis.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Pipi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=76 </link>
<description><![CDATA[Aga oglunu evlendirmek için ne kadar ugrassada oglu zamane kizlarinin ahlakinin bozuk oldugu bahanesiyle hep erteler<BR>
kizlarla bizzat konusmadan evlenmem der<BR>
neyse durmus aganin kizi ile oglani görüstürürler<BR>
oglan kiza *ikini gösterip bu ne diye sorar kiz da:<BR>
-Pipi der <BR>
Oglan aradigini bulmustur kizla evlenirler oglan senede bir ayni soruyu sorar ve ayni cevabi alir<BR>
daha kizin gözü açilmadi diye düsünür hep <BR>
ayni soruyu sordugu bir gün yine ayni cevabi alinca :<BR>
-Hayir der bu pipi degildir *araktir der<BR>
kizda hemen cevabi yapistirir:<BR>
-Sen daha *arak görmemissin git de muhtarin oglununkine bak.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Küçük Atölye</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=77 </link>
<description><![CDATA[Temel,Dursun ve iki çirak küçük bir imalathanede 3-5 yildir çalisiyorlar. sabah patronla is yerine gelip aksam 21.00 de hep birlikte isten çikyorlarmis. Fakat son bir aydir patron ögleden sonra 5 civarlari is yerinden ayriliyormus ve ertesi sabah geliyormus. Yine patonun erken çiktigi bir gün Temel Dursun'a demiski <BR>
- nasilsa patron gelmez bizde is yerini kapatalim kahveye okey oynamaya gidelim <BR>
demis. Dursun'da <BR>
- Tamam <BR>
demis kapatmislar çikmislar. Kahveye giderken Temel eve ugrayayimda ceketimi alayim kahveye gelirim demis. Temel evin kapisini açmis ceketetini alirken yatak odasindan sesler geldigini duyar kapiyi yavasca aralar ne görsün patronla kendi karisi sevisiyorlar. Ses çikarmadan hemen evden çikar kosarak kahveye gider. Dursun'a <BR>
- Eyvah az daha patrona yakalanacaktim, patron bizim evdeymis.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Kalk kendin al</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=78 </link>
<description><![CDATA[Soguk ve karli bir günde bir isadamiyla sarisin sekreteri yollarini kaybetmisler ve bir ormanda kaybolmuslar. <BR>
Bir süre sonrada arabalari bozulmus ve arabayi terketmek zorunda kalmislar. <BR>
Zor ve uzun bir yürüyüsten sonra ormanin içinde bir kulübe bulmusler ve kendilerini hemen bu kulübenin içine atmislar. <BR>
Kulübede bir yatak, bir uyku tulumu ve bir sürüde battaniye oldugunu görürmüsler. <BR>
Adam bir centilmen olarak sekretere onun yatakta yatabilecegini söylemis ve kendide uyku tulumu alip yere yatmis. <BR>
Adam yattiktan birkaç dakika sonra sarisindan bir ses gelmis, <BR>
- Efendim, ben çok üsüyorum. <BR>
Adam tulumun fermuarini açmis ve kalkip sarisina bir battaniye vermis ve sonra yine yatmis. <BR>
Tam uyumak üzereyken sarisin yine, <BR>
- Efendim, ben hala çok üsüyorum! demis. <BR>
Adam yine fermuarini açmis, kalkmis ve sarisina bir battaniye daha vermis. <BR>
Sonra ayni sakinlikle uyku tulumunun içine girip, fermuari çekmis. <BR>
Tam uykuya dalacagi sirada sarisin yine, <BR>
- Efendim, ama ben çooooook üsüyorum. demis. <BR>
Adam sarisina dönüp, <BR>
- Burasi issiz bir yer. Ne oldugunu kimse görmez. istiyorsan bir geceligine kari-koca gibi davranabiliriz. demis. <BR>
Sarisin cilvelenerek, <BR>
- Tabii efendim siz nasil isterseniz. demis. <BR>
Bunun üzerine adam avazi çiktigi kadar bagirmis, <BR>
- Öyleyse kalk ve kahrolasi battaniyeyi kendin al!!!!!".<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Bi **kime Yaramadi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=79 </link>
<description><![CDATA[Temelle Dursun bir parkta oturup sohbet ediyorlarmis bu arada Dursun yerde bir sise görmüs ve siseye bir tekme atmis sisenin içinden bir cin çikip bunlara <BR>
- Dileyin benden ne dilerseniz <BR>
demis.<BR>
ikiside panik halinde birsey söyleyememis cin sikilmis ve <BR>
- Ben size üçer tane yumurta veriyorum her birini kirdiginizda bir dilek dileyeceksiniz<BR>
demis.<BR>
Temelle Dursun yumurtalari almislar ve her ikiside kendi evlerinin yolunu tutmus. <BR>
Dursun eve gelir gelmez ilk yumurtayi kirmis ve dünyanin en zengin adami olmayi istemis ve olmus. <BR>
ikinci yumurtayida kirarak dünyanin en yakisikli adami olmayi istemis olmus.<BR>
Üçüncü ve son yumurtayi kirarak dünyanin en zeki adami olup servetine katmak istemis ve istediklerine kavusmus.<BR>
Aradan bir kaç ay geçmis ama Temelden haber yok. Dursun merak etmis Temelin evine gitmis ve Temele sormus. <BR>
- Ya Temel sen yumurtalari ne yaptin<BR>
Temel anlatmaya baslar<BR>
- Senden ayrildim eve geliyordum yumurtalardan biri yere düstü kirildi has**ktir dedim. Bütün heryer *ik doldu mecburen ikinciyide kirdim Bütün **kler yokolsun dedim benimki de yok oldu. Mecburen üçüncüyüde kirdim. Benimki yerine gelsin deim anlayacagin bi **kime yaramadi.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Mit</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=80 </link>
<description><![CDATA[Bilim adamlari, birgün magarada yasi 1.582.903 olan bir insan fosili bulur, bu fosili istihbarat teskilatlarini sinamak amaciyla kullanma karari alirlar. Önce Japon istihbarati magaraya girer ve 15 dk sonra disari çikip derler ki;<BR>
- Bu fosilin yasi 1.400.000 ila 1.600.000 arasinda...<BR>
Daha sonra CIA girer ve 12 saat sonra baya bi havali sekilde çikarlar:<BR>
- Bufosilin yasi 1.500.000 ila 1.600.000 arasinda, derler...<BR>
Hemen ardindan KGB girer ve sirf Amerikalilara inat içerde 2 gün kalirlar. 49. saatte çikar derler ki;<BR>
- Bu fosilin yasi yaklasik olarak 1.550.000 ila 1.600.000 arasinda...<BR>
En son olarak bizim MiT girer. Aradan bir hafta geçer magaradan ses yok, 1 ay olur ses yok, 1.5 ay olur ses yok. Magaranin disinda beklesen gazeteciler daha fazla beklemeyip içeri girerken bizimkilerden biri çikar disariya... Yaka paça dagilmis gömlegin yarisi disarida... Sigarasi için bir ates ister, sigarasini yakar, o sirada gazeteciler heyecanla;<BR>
- içeride çalismalar nasil efendim? Fosilin yasini bulabildiniz mi?<BR>
Bizimki sigaradan bir firt çeker ve;<BR>
- Fosilin yasi tam olarak 1.582.903, der.<BR>
Bunu duyan gazeteciler saskinlikla sorarlar:<BR>
- Nasil basardiniz bunu, fosilin yasini tam olarak nasil tahmin ettiniz?<BR>
Bizimki sigaradan derin bir nefes çeker ve derki;<BR>
- Zor oldu ama "Konusturduk p***vengi"
]]></description>
</item>

<item>
<title>Tortumlu</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=81 </link>
<description><![CDATA[Her yil dünyanin bir bölgesini gezmeyi adet edinen Tortumlu, dönüsünde de gördüklerini etrafina anlatirdi.<BR>
-Memmet, bu sene nereye getdün?<BR>
-Efrikiye.<BR>
-Eeee?<BR>
-Orada safari yapduh.<BR>
-Ula safari nedür?<BR>
-Çesüt çesüt yaban hayvani vurduh da!<BR>
-Ya sen ne vurdun?<BR>
-Zürafa vurdum.<BR>
-Ula zürafa nedür?<BR>
-Essegi bülirsin?<BR>
-Hee.<BR>
-Onun ayahlari iki metre, boyni iki metre olani.<BR>
-Basga?<BR>
-Kergedan vurdum.<BR>
-Ula o nedir?<BR>
-Essegi bülirsin?<BR>
-Hee.<BR>
-Ondan üs teneyi birlesdirirsin burnuna da bir tikinti yapirsin, o.<BR>
-Basga?<BR>
-Piton vurdum.<BR>
-Piton ne ki?<BR>
-Essegi bülirsin?<BR>
-Hee.<BR>
-Seyini de bülirsin?<BR>
-Helbe.<BR>
-Onun dört metre olani. Ama esseg yoh! 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Misafir</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=82 </link>
<description><![CDATA[Bir gün Temel'le Fadime komsularina misafirlige gitmisler.Geç saatlere kadar oturmuslar. Tam kalkarken komsulari çok hizli yagmur yagdigi için burada kalin demis. Bir süre sonra yataklar hazirlanmis ve bakmislarki Temel ortalarda yok. O anda zil çalmis kapiyi açmislar. Temel sirilsiklam duruyor.<BR>
- Neredeydin diye sormuslar <BR>
Temel de : <BR>
- Pijamami almaya gittum da !<BR>
demis.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Viski</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=83 </link>
<description><![CDATA[Temel yolda giderken bir anlik dalginlik sonucu karsi yönden gelen bir arabayla çarpismis.<BR>
Hemen arabadan çikan Temel karsi aracin sürücüsünü kontrol etmis.<BR>
- Geçmis olsun kardes birseyin yoktur umarim.<BR>
diyerek karsi tarafin sürücüsünü teselli etmis.<BR>
Bu arada arabasinin torpidosundan küçük bir sise viski alip diger sürücüye uzatmis<BR>
- iç kardes rahatlarsin.<BR>
demis.<BR>
Karsi aracin sürücüsü tesekkür ederek bir iki yudum almis sonra Temel'e.<BR>
- Sen içmiyormusun kardes.<BR>
demis Temel de<BR>
- Ben polisler gelip rapor tuttuktan sonra içecegim.<BR>
demis.<BR>
<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Maas</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=84 </link>
<description><![CDATA[Kalabalik bir IETT otobüsünde kadinin biri arkasindaki adama;<BR>
<BR>
 -"Noolorus bre habire arakamdan yüklenooorsun" der... <BR>
<BR>
Genç adam gayet sakin... <BR>
<BR>
-"Otobüs fren yapinca yani sey pardon... "der ..... <BR>
<BR>
Az sonra kadin yine uyarmak zorunda kalir <BR>
<BR>
-"Bre yüklenip duroorsun ..... "<BR>
<BR>
Genç adam yine sakin,<BR>
<BR>
-"Madam fren fren ... fren yapinca .... " derken kadin sözünü keser;<BR>
<BR>
-"iyi de o pantolunundaki sertlik noolooor ???"<BR>
<BR>
Bizimki yine yüzsüz yüzsüz;<BR>
<BR>
-"Madam maasimi yeni aldim onlar para tomari" diye yanit verir.<BR>
<BR>
Madam da bos durmaz ... <BR>
<BR>
-"Bre bu nasil maastir taksimden beri her frende zam gelorrrrrr''<BR>
 <BR>
<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Anani</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=85 </link>
<description><![CDATA[Uçakta kapi açilmis acemi erler teker teker parasütle asagi atliyorlardi.<BR>
Sira temele geldiginde komutanina dönerek; komutanim dün gece rahmetli annem rüyama girdi; oglum o parasütle atlama açilmayacak dedi<BR>
komutan atla oglum inanma böyle bos rüyalara der, fakat askeri ikna edemez.<BR>
Bunun üzerine ver onu bana al benimkini der ve degistirirler.<BR>
Asker atlar ve parasütü açilir süzüle süzüle asagi dogru inerken basini kardirirki ne görsün; komutan parasütü açilmamis mermi gibi asagi dogru geliyor.<BR>
Tam yanindan geçerken bagirir; komutanim.. komutanimm nereyeee<BR>
komutan hisimla bagirir; anani s....
]]></description>
</item>

<item>
<title>Dagcilar</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=86 </link>
<description><![CDATA[Iki dagci varmis. Birisi kekeme imis. Agri Dagi nin tepesinde kamp kurmaya karar vermisler.<BR>
Arabayi asagida birakip esyalari yüklenip daga tirmanmaya baslamislar.<BR>
Yari yola gelince kekeme olan :<BR>
- Ça..., ça..., ça...<BR>
- Sen simdi söyleyemezsin, yukari çikalim söyle!<BR>
Yukari çiktiklarinda kekeme :<BR>
- Ça..., ça..., ça..., çadirlari asagida unuttuk...<BR>
- Çabuk inip alalim!..<BR>
- Sa..., sa..., sa...<BR>
- Zamanimiz yok asagida söylersin!..<BR>
Asagi inmisler, kekeme :<BR>
- Sa..., sa..., saka yaptim!..<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>IMF ve Çoban</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=87 </link>
<description><![CDATA[Çoban´in biri dere kenarinda koyunlarini otlatiyormus. Tam o anda, yanina bir Cherokee Jeep yanasmis. Brioni gömlek, Cerruti ayakkabilar giyen, Ray-Ban gözlüklü ve YSL kravatli bir sürücü asagiya inmis ve çobana sormus. <BR>
- Eger kaç tane koyunun oldugunu bilirsem bana onlardan bir tanesini verir misin? <BR>
Çoban bir adama birde koyunlarina bakmis, <BR>
- Tamam<BR>
diye cevap vermis. Genç adam arabasini park etmis, telefonunu bilgisayarina baglamis bir NASA sitesine girmis, GPS´ini kullanarak yeri taramis, bir database ve logaritma ile doldurulmus 60 excel tablosunu açmis ve 150 sayfalik bir rapor basmis. Çobana dönmüs, <BR>
- Tam olarak 1586 adet koyunun var demis. Çoban <BR>
- Dogru <BR>
diye cevap vermis,<BR>
- Koyununu alabilirsin. <BR>
Genç adam koyunu almis ve jeep´inin arkasina koymus. Bu sefer çoban genç adama dönmüs,<BR>
- Eger senin ne is yaptigini bilirsem koyunumu geri verirmisin?<BR>
diye sormus. Adam, <BR>
- Evet neden olmasin<BR>
diye yanitlamis. <BR>
- Sen Dunya Bankasi´nda Danismansin <BR>
demis çoban. Adam sormus, <BR>
- Nasil oldu da bildin?.<BR>
Çoban <BR>
- Çok basit <BR>
diye cevap vermis. <BR>
- Buraya çagrilmadan geldin, bu bir.. ikincisi benim bildigim bir seyi bana söylemek için benden bir koyunumu istedin. Üçüncüsü yaptigin hiçbir seyden anlamiyorsun çünkü köpegimi aldin!<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Metres</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=88 </link>
<description><![CDATA[Kari koca bir barda oturuyorlar önlerindeki içkileri yudumlarken<BR>
bardan içeri hos bir hatun girer.<BR>
Bizimkilerin yanina yaklasip adama sarilarak yanagindan<BR>
öper. Yanyndaki karisina aldirmadan:<BR>
- Nasilsin hayatim, epey oldu görüsemedik... <BR>
Diyerek ileride bir masaya gidip oturur. Adamin karisi saskindir,<BR>
dayanamayarak kocasina sorar.<BR>
- Kim bu kadin?<BR>
Adam sakin bir sesle yanitlar:<BR>
- Metresim!<BR>
Kadin yaniti duyunca çildirir:<BR>
- Ne! Derhal bosaniyoruz! Sen ne serefsiz adammissin.<BR>
Bir de utanmadan metresim diyorsun. Her sey bitti hemen bosaniyoruz!<BR>
Adam gayet sakin siralamaya baslar:<BR>
- Ne yani sevgilim Etiler'deki dubleksi, Akmerkez'deki<BR>
daireyi, Bodrum'daki tripleksi, 24 metre yati, altindaki son model<BR>
jeeple spor arabayi, bütün bunlari birakip benden ayrilmak mi<BR>
istiyorsun? <BR>
Kadin sakinlesir ve çevresine bakmaya baslar. Biraz<BR>
ileride bir çift dikkatini çeker, kocasina sorar:<BR>
- Surada oturan bizim Suat degil mi?<BR>
Kocasi yanitlar:<BR>
- Evet<BR>
- Peki yanindaki kim?<BR>
Kocasi gayet sogukkanli:<BR>
- Metresi...<BR>
Kadin bir duralar hemen arkasindan yapistirir:<BR>
- Aaaa! Bizimkisi daha güzel valla!..<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Ne Olmak istiyorsun?</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=89 </link>
<description><![CDATA[Ögretmen derste herkese teker teker büyüyünce ne olacaklarini soruyormus. Sirayla sorarken sira bizim ismet'e gelir.<BR>
Ögretmen:<BR>
- ismet büyüyünce ne olmak istiyorsun?<BR>
ismet:<BR>
- Doktor, ressam ya da cam temizlikçisi.<BR>
Ögretmen:<BR>
- En çok hangisini olmak istiyorsun?<BR>
ismet:<BR>
- Önemi yok, hepsinde de çiplak kadin görecegim.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Kaç agzin var</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=90 </link>
<description><![CDATA[Üç Kiz üniversiteden üç ayri bolümden birincilikle mezun olmuslar. Rektör kendilerini çagirmis ve sizleri hayata hazirlayacak soruma cevap verebilirseniz verecegim basari belgesi ile kolayca is bulabileceksiniz.<BR>
Birinci kiz içeri girer ve hoca sorar;<BR>
-Kizim senin kaç tane agzin var?<BR>
-iki tane var hocam.<BR>
-Hangisi büyük? diye sorar hoca;<BR>
Kiz normal agzini göstererek, bu büyük diye cevap verir.<BR>
-Hoca niçin o büyük diye sorar<BR>
- Kiz; bunun disleri çikti öbürünün daha çikmadi der ve sinavi kazanir....<BR>
ikinci kiz içeri girer ve hoca sorar;<BR>
-Kizim senin kaç tane agzin var?<BR>
-iki tane var hocam.<BR>
-Hangisi büyük? diye sorar hoca;<BR>
Kiz *mini  göstererek, bu büyük diye cevap verir.<BR>
-Hoca niçin o büyük diye sorar.<BR>
 Kiz; bunun biyiklari çikti öbürünün daha çikmadi der ve sinavi kazanir....<BR>
Üçüncü kiz içeri girer ve hoca sorar;<BR>
-Kizim senin kaç tane agzin var?<BR>
-iki tane var hocam.<BR>
-Hangisi büyük? diye sorar hoca;<BR>
-Kiz normal agzini göstererek, bu büyük diye cevap verir.<BR>
-Hoca niçin o büyük diye sorar<BR>
 Kiz; bu emzigi birakali 20 sene oldu ama asagidaki daha yeni basladi emmeye.<BR>
<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Gazeteci cocuk tarafindan</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=91 </link>
<description><![CDATA[Gazeteci cocuk elindeki gazetelerle bagirmaya baslamisti:<BR>
- En son haber 2 Trabzon'lu gazeteci cocuk tarafindan kandirildi.<BR>
O sira orada gecmekte olan Temel merak eder ve bir gazete almaya karar verir. Gazeteyi alir ama boyle bir haber yoktur. Tam gazeteci cocuga dogru giderken,<BR>
-gazeteci cocuk:<BR>
- En son haber 3 Trabzon'lu gazeteci cocuk tarafindan kandirildi.
]]></description>
</item>

<item>
<title>kaynanasi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=92 </link>
<description><![CDATA[cahil kadinin birisi istanbul da bir beyaz esya tamircisine gitmis makinesinin arizali oldugunu söylemis. tamirci su an çok mesgul olduklarini adresi verirese daha sonra gelebilecegini söylemis. kadin adresi vermis adres söyle CEMAL ANASi SiRiN KAYNANASi. yani cemalin annesi sirinin kayinvalidesi. 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Biyik</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=93 </link>
<description><![CDATA[Bir gun Basbakan Trabzon'a gitmeye karar vermis. Trabzona gitmis ve hayret icinde herkese bakiyormus.<BR>
Sonra kahveye gitmis ve bizim Temel'in oturdugu masaya oturmus ve sohbete baslamisler. Sonra dayanamamis sormus:<BR>
- Burdaki erkeklerin neden hepsinde biyik var?<BR>
Temel cok havali bir sekilde:<BR>
- Biz onemli seylerin altini cizeriz...
]]></description>
</item>

<item>
<title>O ne bilsin babamin öldügünü</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=94 </link>
<description><![CDATA[Adamin birinin kayin babasi vefat etmis. Cenaze aci içinde defnedilmis ve kadin iki gözü iki çesme kocasiyla evine dönmüs.<BR>
Gece olup yataga girdiklerinde kadin üzüntülü bir sekilde dönmüs sirtini uyumaya baslamis. Ama adamin gözüne bir türlü uyku girmiyormus. Cani karisini çekmis. Basini yorganin altina sokmus ne görsün aleti kocaman olmus. Yat oglum bu gece olmaz kadin yasli ayip olur diye kendi kendine öylenmis. Ama seyinin inecegi yok, yine kendi kendine; <BR>
- "Oglum uyu artik olmaz bu is çok ayip daha bugün babasi öldü ne diye isteyim" demis. Aslinda kadinda uyumazmis ve onunda cani çekermis. Sirti dönük bir sekilde basini kocasina çevirmis;<BR>
- "Gel herif gel ne bilsin o babamin öldügünü!" demis...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Minibüsçü</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=95 </link>
<description><![CDATA[istanbulda minibüs hatlarindan birinde tika basa dolu olan minibüse evli bir çift  biner. <BR>
Minibüs kalkar soför ilerlerken aynaya bakip siritarak <BR>
- Arkadan vermeyen varmi diye bagirir. <BR>
Yeni binen çift bir duralar ve adam hemen cevap verir <BR>
- Binerken eline verdim ya kardesim....
]]></description>
</item>

<item>
<title>Ayni benim karinin...</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=96 </link>
<description><![CDATA[Iki arkadas bir meyhanede kafalari bulmustur. Iyice kafalari bulduktan sonra biri digerinin kel kafasina elini atar ve oksar sonra:<BR>
- "Of ne duz kafan var, ayni benim karinin g*t* gibi."<BR>
Bir kac yudum daha ictikten sonra kel olan, kendi kafasini eller ve:<BR>
<B>-" Haklisin, aynin senin karinin g*tu gibi."</B>
]]></description>
</item>

<item>
<title>Fenerbahce formasi giymis</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=97 </link>
<description><![CDATA[Bir Besiktasli ile Galatasarayli konusmatadirlar. Konusurlerken onlerinden bir ari gecer ve Galatasarayli:<BR>
- Gordun mu bal arisini nasilda gecti?<BR>
Besiktasli:<BR>
- Hayir dostum o bir bal arisi degil, o bir b*k sinegi sadece Fenerbahce formasi giymis.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Papatya ve Kelebek</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=98 </link>
<description><![CDATA[Günlerden bir gün, evrenin bir noktasinda, küçük bir tirtil gözlerini<BR>
hayata açmis. Dogal içgüdüleri ile hemen beslenmeye baslamis.<BR>
Ne bulursa yemis. Bir süre sonra, yeterince büyüdügünde,kendine güvenli bir yer bulup, bir koza örmeye baslamis.Bu kozanin içinde geçirdigi uzunca bir sürenin sonunda da,rengarenk kanatli bir kelebek olup çikmis.<BR>
Minik kelebek, uçabiliyor olmanin da verdigi mutlulukla uçmaya<BR>
baslamis. Daglar tepeler asmis, ormanin her yerini dolasmis.Derken bir vadiye gelmis. Rengarenk çiçeklerin bulundugu bir vadiye.<BR>
Etrafina saskin saskin bakarken, vadinin öbür ucunda bir papatya<BR>
görmüs. Bir anda afallamis. Ne düsünecegini,ne yapacagini bilememis. içinden "Ne muhtesem bir çiçek" diye geçirmis.<BR>
Ve vakit kaybetmeden yüzlerce renkli, hos kokulu çiçegin üzerinden geçip dogruca onun yaninda almis solugu.<BR>
"Merhaba" demis papatyaya, "sizi uzaktan gördüm ve yaniniza<BR>
gelmek istedim.". <BR>
Nazli papatya söyle bir bakmis konuguna ve "Merhaba" demis, "ben de yalnizliktan sikilmistim zaten."<BR>
Ve konusmaya baslamislar. Kelebek ona hayat hikayesini,nerede dünyaya geldigini, geçtigi ormani, tepeleri anlatmis.<BR>
Papatya da ona kendinden bahsetmis. Birbirlerinden gerçekten hoslanmislar. Kelebek bütün zamanini papatyayla geçirmis.Gece olunca beraber yildizlari ve ates böceklerinin danslarini seyretmisler. Gündüz olunca kelebek, kanatlariyla papatyayi günesin yakici isinlarindan korumus. Minik kelebek papatyayi çok sevmis. O kadar çok sevmis ki, bir türlü onun yanindan ayrilamamis.Papatyanin da onu sevip sevmedigini merak ediyormus. Ama cesaret edip de bunu papatyaya söyleyememis bir türlü. Onu kirmaktan,incitmekten, bu yüzden kaybetmekten korkmus. <BR>
Papatya da kelebegi çok sevmis ama o da bir türlü söyleyememis sevgisini.Duygularinin karsiliginin olmayacagindan,bu yüzden kelebegi<BR>
kaybedeceginden korkmus. Böylece iki sevgili yan yana ama sevgilerini paylasmadan sürekli sohbet etmisler.<BR>
Böylece saatler saatleri kovalamis. Günler geçip de, kelebek artik zamani kalmadigini, gücünün tükendigini anlayinca, papatyaya dönmüs ve; <BR>
"Üzgünüm ama senden ayrilmam gerekecek" demis.<BR>
Papatya buna bir anlam verememis.<BR>
"Neden" demis. <BR>
"Yoksa benim yanimda mutsuz musun?". <BR>
"Hayir" demis kelebek. <BR>
"Bilakis,sen benim hayatima anlam kattin. Fakat biz kelebeklerin ömrü<BR>
sadece üç gündür. Ve ben de ömrümü tamamladim. Artik kelebeklerin hiç ölmedigi bir yere gitmeliyim."<BR>
Papatya bu duruma çok üzülmüs ama yapacak bir sey yokmus zaten.<BR>
Kelebek artik hiç gücünün kalmadigini, daha fazla tutunamayacagini<BR>
fark ettiginde, son bir gayretle papatyaya "Seni seviyorum"<BR>
diyebilmis ancak. <BR>
Papatya donakalmis. Sadece "Bende..."<BR>
diyebilmis kelebegin arkasindan. Ardindan da gözyaslarina bogulmus.<BR>
içinden "Keske onun da beni sevdigini bilseydim.<BR>
Keske onu sevdigimi söyleyebilseydim." diye geçirmis.<BR>
Papatya, sevdiginin onu sevdigini bilmeden geçirdigi günlerin<BR>
acisina dayanamamis. Bir süre sonra yapraklari önce solmus,sonra da dökülmeye baslamis. Her düsen yaprakta papatya, "seviyormus" diye geçirmis içinden.<BR>
iste o günden beri, bunu bilen asiklar,sevgililerine soramadiklarini hep papatyalara sormus:<BR>
"Seviyor mu, sevmiyor mu?"...<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Seni Seviyorum</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=99 </link>
<description><![CDATA[21 senelik evlilikten sonra "ask isiltisini" canli tutmanin <BR>
yeni bir yolunu buldum. Bir süre önce, baska bir kadinla çikmaya basladim ve bu aslinda esimin fikriydi.<BR>
Bir gün esim, beni çok sasirtarak:<BR>
"Biliyorum ki onu seviyorsun" dedi.<BR>
" Ona da zaman ayirman gerekiyor" <BR>
Karimin, ziyaret etmemi istedigi "öbür kadin" <BR>
19 yildir dul olan annemdi. isimin yogunlugu ve üç çocugumun beklentileri sebebiyle annemi görme firsatim pek olamiyordu. O aksam annemi yemege ve ardindan sinemaya davet ettim. <BR>
Endiselendi ve hemen;<BR>
"iyi misin, her sey yolunda mi?" diye sordu. <BR>
Annem de geç saatte gelen bir telefonun veya sürpriz bir davetin mutlaka kötü bir anlami olacagindan süphelenen tipte kadinlardandi. <BR>
"Seninle beraber ikimiz biraz zaman geçirmemizin güzel olacagini düsündüm." diye cevapladim.<BR>
"Sadece ikimiz mi?"<BR>
Biraz düsündü ve "Çok isterim" diye cevap verdi.<BR>
O Cuma,is çikisi onu almaya giderken kendimi biraz gergin hissediyordum. Eve vardigimda fark ettim ki o da, randevumuzdan ötürü hafif gergin görünüyordu. Kapisinin önünde, paltosunu çoktan<BR>
giymis bir sekilde bekliyordu. Saçlarini yaptirmisti ve üzerinde babamla kutladiklari son evlilik yildönümlerinde giydigi elbise vardi. <BR>
Bana melekler kadar isiltili bir yüzle gülümsedi. Arabaya bindigimizde; <BR>
"Arkadaslarima oglumla disari çikacagimi söyledim ve gerçekten <BR>
çok etkilendiler" dedi.<BR>
"Randevumuzun nasil geçtigini duymak için sabirsizlaniyorlar."<BR>
Gittigimiz restorant, çok sik olmasa da sevimli,sicak ve servisin kaliteli oldugu bir mekândi.Annemse, bir kraliçe edasiyla koluma girdi. <BR>
Yerimize oturduktan sonra ona menüyü okumam gerekmisti, çünkü küçük yazilari göremiyordu. Ben daha menünün ortalarindayken annemin nemli gözlerle ve nostaljik bir gülüsle bana bakmakta oldugunu fark ettim: <BR>
"Eskiden, sen küçükken, menüleri okuyan bendim, sense merakli bakislarla beni dinlerdin" dedi.<BR>
Ben de gülümsedim; <BR>
"O zaman, simdi senin rahat rahat oturma siran ve ben de okuyarak borcumu ödeyebilirim" dedim. <BR>
Yemek boyunca muhabbetimiz çok güzeldi, sira disi hiçbir sey olmadi ama eskilerden ve hayatlarimizdaki yeniliklerden bahsederek kaybettigimiz zamanin birazini telâfi etmeye çalistik. O kadar çok konustuk ve eglendik ki film saatini kaçirdik. Aksam annemi birakirken;<BR>
"Seninle tekrar çikmak isterim ama ancak bu sefer benim seni davet etmeme izin verirsen" dedi ve bir aksam tekrar bulusmakta karar kildik<BR>
Eve geldigimde esim yemegin nasil geçtigini sordu: <BR>
"Çok güzeldi" dedim "Düsünebilecegimin çok üstündeydi"<BR>
Birkaç gün sonra annem aniden ciddi bir kalp krizi sonucu vefat etti. Bu, o kadar âni gerçeklesmisti ki onun için bir sey daha yapma sansim olmamisti. <BR>
Birkaç zaman sonra evime, annemle yemek yedigimiz restorantdan, ödenmis iki kisilik bir yemek faturasi ve üzerine ilistirilmis bir not yollandi:<BR>
"Oglum, bu faturayi önceden ödedim, çünkü seninle kararlastirdigimiz randevu gününe gelemeyecegimden neredeyse yüzde yüz emindim. Yine de iki kisilik bir yemek ayarladim çünkü bu sefer esinle beraber<BR>
gitmenizi istiyorum. Seninle olan o günkü randevumuzun benim için ne anlam ifade ettigini bilemezsin. Seni Seviyorum."<BR>
O esnada, "Seni Seviyorum" demenin ve hayatta deger verdigimiz insanlara hak ettikleri zamani ayirmanin önemini anladim. Hayatta hiçbir sey ailenizden daha önemli degildir. Onlara haklari olan<BR>
zamani ve ilgiyi verin çünkü böyle seyleri erteleyebileceginiz  "baska bir zaman" i her istediginizde yakalayamayabilirsiniz...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Bir Kadinin Aski</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=100 </link>
<description><![CDATA[Bir kadinin Aski... <BR>
Karimi 1998'in sonbaharinda kaybettim... <BR>
Yedi senelik evliligimizin iki senesini kanser tedavisi için <BR>
hastanelerde geçirmistik. <BR>
Karim, her evlilik yildönümümüzde ikimizin fotografini <BR>
çerçeveler;<BR>
"Bunlar bizim hayatimizin gölgeleri"derdi.. <BR>
Öldügünde, yedi tane resmimiz vardi. <BR>
97'in bir gecesinde onu aldattim. Oysa ona sürekli onu ne kadar <BR>
çok sevdigimi ve sonsuza kadar sadik kalacagimi söylerdim.Ölmeden iki hafta önce yine ayni seyi tekrarladim. <BR>
Tuhaf bir gülümsemeyle bakti bana ve sadece: <BR>
"Biliyorum" dedi. <BR>
izmir'e kar yagdigi gün, yani bir ay önce,evdeydim. Fotograflarimiza <BR>
bakiyordum yine... <BR>
Her çerçevenin altinda bir harf oldugunu ilk kez o gün fark ettim. <BR>
-A. <BR>
-R. <BR>
-K. <BR>
-A. <BR>
-S. <BR>
-I. <BR>
-N. <BR>
Gerisi için yillari yetmemisti. Ama sanirim "Arkasina bak"yazmaya <BR>
filan niyetlenmisti. <BR>
Hemen çerçevelerin arkasina baktim. Hiçbir sey yoktu.Sonra birsey <BR>
dürttü beni, hepsini teker teker söktüm. <BR>
inanabiliyormusunuz,her birinin arkasindan bir mektup çikti! Geçirdigimiz her sene için sevgi dolu sözler yazmisti. <BR>
1997'deki resmimizin içinden çikan zarf ise simsiyahti. <BR>
Ve içinden su sözler çikti:<BR>
"14 Mart 1997/Gözlerin bana baska birine dokunmus gibi bakti/Söylemene gerek yok,biliyorum..." 2002'deyiz. <BR>
Onu kaybedeli 4,aldatali 5 yil oluyor.içim aciyor simdi. <BR>
Çünkü kadinlar biliyor, hissediyor... <BR>
seviyorum diyenin sevgisinden süphe et, çünkü;<BR>
ask sessiz,sevgi dilsizdir...<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>BACAKLAR OMUZA</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=101 </link>
<description><![CDATA[Köyün avcilari toplanip kahvede av maceralarini anlatmaktadir. Muhtara sira gelir.. <BR>
-Arkadaslar geçen kis bizim dagda bir geyik vurdum ki.. siz deyin yüz ben diyeyim ikiyüz kilo tek basima tasimak mümkün degil bir aklim karnindan ikiye bölüp tasi dedi bende öyle yaptim gögsünü dagda birakip attim bacaklari omzuma...<BR>
Bu arada kahveci çiragi muhtar amca yengem seni disari çagiriyor der bizim muhtar disari gider gelir..<BR>
-Nerde kalmistik agalar der.<BR>
Dinleyen grup;<BR>
bacaklar... der demez bizim müthis atici<BR>
-Ha. der ondan sonra verdim y.rragi..<BR>
verdim y.rragi...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Çocugumuzun Adi Ne Olsun?</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=102 </link>
<description><![CDATA[Kiz hayatinda ilk defa bir partiye gidecekmis, annesi o aksam kizina ögüt veriyormus. <BR>
-Kizim bak sen bu partileri bilmezsin burada çapkin erkekler olur seninle yatmak için her seyi yaparlar eger böyle bir sey olursa ona çocugumuzun adi ne olsun diye sor hemen telaslanir ve senden uzaklasir ... <BR>
<BR>
Kiz partiye gitmis biraz sonra bir genç kizi dansa kaldirmis, dans ederlerken genç kizi oksamaya sarkintilik yapmaya baslamis. Kiz hemen <BR>
- "çocugumuzun adi ne olsun?" <BR>
demis, genç tirsmis ve gitmis. Bir sure sonra baska bir genç gelmis yine ayni sarkintiliklar baslamis kiz yine <BR>
- "Çocugumuzun adi ne olsun?" <BR>
demis ve genç yine panik bir sekilde kaçmis, biraz sonra bir genç daha gelmis, dansetmeler falan derken yine ayni sarkintiliklar baslamis, kiz yine <BR>
- "çocugumuzun adi ne olsun?" <BR>
demis ama degisen bir sey yok daha sonra disari çikip issiz bir yer bulmuslar kiz yine: <BR>
- "Çocugumuzun adi ne olsun?" <BR>
demis. Genç de yine bir sey yok biraz sonra genç kizin elbiselerini çikarmis kiz yine: <BR>
- "Çocugumuzun adi ne olsun?" <BR>
gençte yine bir sey yok genç kizla sevismeye baslamis kiz <BR>
- "Çocugumuzun adi ne olsun?" <BR>
demis genç yine sessiz bir süre sonra genç isini bitirmis kiz yine <BR>
- "Çocugumuzun adi ne olsun?" <BR>
demis. Genç kalkmis prezervatifi çikarip bir dügüm atmis : <BR>
- "Buradan çikabilirse David Copperfield olsun." <BR>
<BR>
Eyvallah!<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Nerden Bulursa Bulsun</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=103 </link>
<description><![CDATA[ABD Baskani, ingiltere Basbakani ve Türkiye Basbakani bir gün bir  toplantida bir araya gelmisler.<BR>
<BR>
Tabii, 3 lider bir arada olur da, sormaz mi gazeteciler? Önce ABD  baskanina sormuslar:<BR>
<BR>
- ABD´de bir memur ne kadar parayla geçinir? Siz kaç para veriyorsunuz?<BR>
<BR>
Baskan cevap vermis:<BR>
<BR>
- Valla ben memura en az 2000 dolar veririm. 1000 dolari ile geçinirler. Geri kalan 1000 dolari ne yaparlar, nerede harcarlar, hiç sormam.<BR>
<BR>
Gazeteciler ayni soruyu ingiltere basbakanina da sormuslar. O da cevap  vermis:<BR>
<BR>
- Ben, memuruma ortalama 3000 sterlin veririm. Geçinmesi için 2000 sterlin  yeterli. Artan 1000 sterlini ne yapar, nerede harcarlar, sormam, beni hiç  ilgilendirmez.<BR>
<BR>
Her ikisinden bu cevaplari alan gazeteciler, ayni soruyu bizim basbakana  da sormuslar.<BR>
<BR>
- Valla, demis bizimki, Türkiye´de bir memurun geçinebilmesi için en az 1  milyar lira lazim. Ama ben tas çatlasin 400 milyon lira veriyorum. Geri  kalan 600 milyonu nereden bulurlar, nasil geçinirler hiç sormam.<BR>
<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Araba Hirsizi </title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=104 </link>
<description><![CDATA[Mahallenin bir tanesinde sik sik araba teypleri çaliniyormus. Adamin biri de arabasina, "Araba teybi yok, bosuna ugrasmayin." diye yazi yazmis. Sabah bir de baksa araba yok ve arabanin durdugu yerde bir kagit; "Üzülme ben taktiririm."
]]></description>
</item>

<item>
<title>Tepkisizlik</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=105 </link>
<description><![CDATA[Vezirler huzura çikmislar:<BR>
- Padisahim, hazinede para kalmadi.Yeni vergilere ihtiyacimiz var, diyerekten...<BR>
Padisah, kavugunun altindan kafasini kasimis, <BR>
- Eeee! Ne vergisi koyalim?, demis..<BR>
- Köprülere adam koyalim, geçenden bir akçe alsinlar!<BR>
Padisah, <BR>
- Tamam, demis.<BR>
Aradan bir süre geçtikten sonra sormus vezirlerine:<BR>
- Tepki var mi?<BR>
- Hiç bir tepki yok!<BR>
- iyi o zaman köprünün diger tarafina adam koyun, çikandan da bir akçe alsin!<BR>
Aradan bir süre geçmis, Padisah: <BR>
- Var mi sikayet?<BR>
- Yok!<BR>
Halkinin tepkisizligine kizan Padisah, gürlemis:<BR>
- Köprülerin ortasina da adam koyun, gelip geçeni becersin!<BR>
Aradan birkaç gün geçmis, hala bir tepkinin olmamasina içerleyen Padisah, çagirmis vezirlerini, <BR>
- Köyün birine gidelim. Halki dinleyelim hele bir, demis.<BR>
Gitmisler köye, Padisah sormus:<BR>
- Var mi sikayet?<BR>
Ses yok. Padisah:<BR>
- Var mi sikayet? Konusun yoksa, tas üstünde tas, omuz üstünde bas birakmayacagim, diye gürleyince arkalardan ciliz bir ses duyulmus:<BR>
- Padisahim, o köprünün ortasindaki adam var ya!..<BR>
- Eeee!, demis Padisah bir umutla...<BR>
- Aksamlari çok kalabalik oluyor, sira uzuyor, bir adam daha koysaniz...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Cinli ile Doktor</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=106 </link>
<description><![CDATA[Cinlinin biri is amacli Türkiye`ye gelmis,aksilik bu ya bir trafik bazasi gecirir ve tercumani olur kendisi agir yaralidir.Aradan biraz zaman gecer adam biraz iyilesir,doktor kontrol icin cinlinin odasina gider,cinliye yaklasir ve raporlara bakarken cinli doktora;<BR>
- chan chin chun.der<BR>
doktor sasirmis bir durumda hastaya yaklasir ve sorar<BR>
- ne demeye calisiyorsun?<BR>
- chan chin chun.<BR>
doktor meraklanmistir ve tekrar sorar<BR>
- ne lazimdi.<BR>
der.Artik cinlinin rengi solmaya baslamis bir halde tekrar;<BR>
- chan chin chun.<BR>
der ve olur. Doktor cinlinin soylediklerini bi kagida yazar ve dusunmeye baslar,bana kesinlikle parasinin yerini soylemistir diye hayaller kurarak tercuman arar ve kagidi uzatir ve Türkçeye cevirmesini soyler tercumana. Kagitta söyle yazar<BR>
- hortuma basiyorsun nefes alamiyorum!...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Kadin Milleti</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=107 </link>
<description><![CDATA[Yakisikli bir Amerikali çiftci kasabaya inmis. Bir kova, bir çekiç, iki tavuk ve bir de horoz satin almis. Çiftcinin bütün bunlari tasimakta zorlandigini gören dükkan sahibi ona akil vermis : <BR>
<BR>
- Çekici kovanin içine koy, kovayi bir elinde tasi. Tavuklari koltuk altlarina sok ve horozu da öbür elinde tasi..! <BR>
<BR>
Çiftci, adamin dedigini yapmis ve kamyonetine dogru yürümeye baslamis. Yakisikli çiftcinin yolunu bir kadin kesip : <BR>
<BR>
" Affedersiniz, acaba Çilgin Boga Çiftligi'ne nasil gidebilirim ? ". <BR>
<BR>
Çiftci : <BR>
<BR>
- Sansiniz var, benim çiftligim Çilgin Boga'ya çok yakin. Atlayin kamyonete sizi götüreyim...! <BR>
<BR>
Kadin : <BR>
<BR>
" Peki ama, sizin beni simdi bir duvara yaslayip, öpmeyeceginizi nereden bileyim ? ". <BR>
<BR>
Çiftci : <BR>
<BR>
- Hanimefendi insaf, bir elimde içinde çekiç olan kova, koltuklarimin altinda birer tavuk, öteki elimde bir horoz varken, ben sizi nasil duvara yaslayip öpebilirim ? ... <BR>
<BR>
Kadin : <BR>
<BR>
" Çok basit..! Horozu yere koy, üstüne kovayi geçir, çekici de kovanin üstüne koy ki horoz kaçamasin...! Ben de tavuklari tutarim..." <BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Çingene</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=108 </link>
<description><![CDATA[Soparin biri altilidan büyük ikramiyeyi tutturur eve gelir ve olayi karisina anlatir:<BR>
- abe nebayat kocan altiliyi tutturdu be zengin artikin<BR>
- deme be biz sindi zengin oldukya ne istesem alacan deel mi<BR>
- yapasin güzel muamele alayim her biseycikler be <BR>
tabi kadin erkeginin dilegini yerine getirir kocasida ona ne isterse alir kari dogru kardesine kosar ve olayi anlatir<BR>
baldiz çaktirmadan enistesinin yanina gelir<BR>
- abe eniste be duyduk ki zengin olmussun alasin bana da incik boncuk<BR>
- alayim baldiz be sen bi saxso yap memnun olayim der<BR>
baldiz adamin fermuari indirip sokulunca kokudan bayilacak gibi irkilir:<BR>
- eniste bok kokar bu be<BR>
- normaldir  baldiz be az önce kayinçoya çizme aldik be...<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Bosversene Güzelim</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=109 </link>
<description><![CDATA[Adam, lüks erkek kuaföründe oturmus bir yandan sakal tirasi yapilirken<BR>
bir yandan da elleri manikürlenmektedir. Manikürü yapan sarisin fistik<BR>
adamin ilgisini çekmekte gecikmez,<BR>
- "Güzelim, bu gece benimle çikmaya ne dersin?"<BR>
Kiz gülümser, <BR>
- "Özür dilerim ama ben evliyim."<BR>
- "Bosversene" <BR>
der adam, <BR>
- "Seninkine telefon et bu gece isin çiktigini eve gelemeyecegini söyle!"<BR>
- "istersen sen söyle, su anda seni tiras ediyor."<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>3 kiz kardes</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=110 </link>
<description><![CDATA[Bir kadinin üç tane kiz çocugu vardir. <BR>
 <BR>
Tesadüfen üçüne de ayni zamanda talip çikar.Tek bir <BR>
dügünle üçü de evlenir ve yuvadan uçup giderler.Kizlarin hepsi de <BR>
farkli sehirlere gitmislerdir. Anneleri, el bebek gül bebek <BR>
büyüttügü kizlarinin evlilik yasamlarini; ancak özellikle ask <BR>
hayatlarini merak etmektedir. Ancak kizlari yatak olaylarini acik açik <BR>
anlatmaktan çekindikleri için bir yöntem gelistirirler.<BR>
Kizlar annelerine, o   günkü Hürriyet gazetesinde çikan gazete ilanlarina <BR>
atifta bulunarak,  ask hayatlari hakkinda, e-mail yoluyla bilgi vereceklerdir. <BR>
Evliligin birinci haftasinda büyük kizdan mesaj gelir. <BR>
Mesajda ‘ruffles’ yazmaktadir. Kadin merakla Hürriyet gazetesini alir <BR>
ve  ilana bakar: <BR>
"Ruffles. Hem eglenceli hem de doyurucu " <BR>
Kadin çok  mutlu  olur  ve yeniden mesaj beklemeye baslar. Bir sure <BR>
sonra <BR>
ortanca  kizindan bir e-mail mesaji gelir. <BR>
Mesajda ‘Maxwell coffee" yazmaktadir. <BR>
Hemen  gazeteyi eline alir ve ilani bulur: <BR>
" Maxwell...Her damlada büyük zevk. " <BR>
Kadin yine çok mutlu olur ve bu kez küçük kizindan mesaj <BR>
beklemeye baslar. <BR>
Uzun sure mesaj gelmez.kadin tedirgin olur, ama beklemeye <BR>
devam eder. En sonunda küçük kizindan da bekledigi mesaj gelir: <BR>
"Turkish Airlines" <BR>
Kadin merak ve heyecanla Hürriyet gazetesini eline alir ve <BR>
ilani okuduktan sonra düsüp bayilir: <BR>
‘ Turkish Airlines, Haftada 7gün, günde 3 sefer... <BR>
Üstelik hertarafa."<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Bu seferlik</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=111 </link>
<description><![CDATA[Bir gün çok çirkin bir kadin bir bara girer ve omuzunda bir papagan vardir. iÇeri girdikten sonra:<BR>
- Omuzumdakinin ne oldugunu bilen benimle öpüsmeye hak kazanacaktir.<BR>
Hiç kimseden ses yoktur ama bizim Temel kadin ile dalga geçmek icin atilir<BR>
- O bir timsahtir.<BR>
Kadin<BR>
- Hayir bilemedin ama bu seferlik dogru sayiyorum.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Bir sandik güvercin </title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=112 </link>
<description><![CDATA[Tanri bir gün peygamberin birine bir sandik hediye eder ve derki ; <BR>
- Bu sandigi sana emanet ediyorum ama sakin ola ki içini açip bakmayasin... <BR>
Tamam der peygamber.. Aradan zaman geçer ve peygamberi bir merak sarar acaba<BR>
sandikta ne vardir? içi içini kemirmektedir. Sonunda dayanamaz vesandigi<BR>
azicik aralayip içine göz atar ama sandigi aralar aralamaz içinden bir sari<BR>
güvercin ve bir mavi güvercin uçuverir.Peygamber son hamleyle sandigi<BR>
kapatir ve içinde tek bir beyaz güvercin kalir... <BR>
<BR>
Ve Tanri yanina gelir, peygamber isledigi günahin farkindadir, mahçuptur<BR>
Tanri söyle seslenir; Kaçirdigin o sari güvercin insanoglu için sonsuza dek<BR>
yasamdi yani "ÖLÜMSÜZLÜK" tü. Kaçirdigin o mavi güvercin sonsuza dek<BR>
mutluluk yani "BARIS" ti. Peki der Peygamber içinde kalan beyaz olani nedir?<BR>
Tanri cevap verir.. <BR>
<BR>
- O da sonsuza dek "UMUT" tur. <BR>
<BR>
"Umutlarinizin uçup gitmemesi dilegiyle...." <BR>
<BR>
 <BR>
 <BR>
 <BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Zayif Not</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=113 </link>
<description><![CDATA[Üniversite son sinif ögrencisi yazili sinavindan<BR>
kalinca dogru hocasina<BR>
gider:<BR>
-"Siz sinifta birakarak hayata atilmami önlüyor ve<BR>
beni cezalandiriyorsunuz. isin bu yanini hiç düsündünüz<BR>
mü?"<BR>
-"Tabii düsündüm. Hocanin görevi bilgiyi ölçmek,<BR>
yeterli olmayani sinifta birakmak degil mi?"<BR>
-"iyi. O zaman size bir teklifim var. Bir soru da ben<BR>
size soracagim.<BR>
Dogru cevabi verirseniz, ben kötü notumu kabul edip sinifta<BR>
kalacagim. Bilemezseniz, notumu düzeltecek ve sinifi<BR>
geçirteceksiniz. (Hocanin<BR>
keyfi yerinde. Teklifi kabul eder.)  <BR>
Ve ögrenci sorar:<BR>
-"Yasal olup, mantikli olmayan nedir?<BR>
Mantikli olup, yasal olmayan nedir?<BR>
Ve de ne mantikli ne de yasal olmayan nedir?"<BR>
Hoca uzun uzun düsünür ama cevabi bulamaz. iddia geregi ögrencisine iyi not vererek sinifi geçirir. Ama akli da soruda kalir. Sonunda sinifin en iyi ögrencisini çagirir, olayi anlatir ve sorunun yanitini bilip bilmedigini sorar.<BR>
Ögrenci hemen cevap verir:<BR>
-"Siz 65 yasindasiniz ve 23 yasinda bir kadinla evlisiniz.<BR>
Bu yasal ama mantikli degil. Karinizin 25 yasinda bir sevgilisi var.<BR>
Bu mantikli ama yasal degil. Siz karinizin sevgilisini, zayif alip sinifta kalmasi gerekirkeniyi not verip mezun ediyorsunuz.<BR>
Bu da ne mantikli, ne de yasal."
]]></description>
</item>

<item>
<title>Papagan</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=114 </link>
<description><![CDATA[12 Eylül ihtilali yillarinda, bir adamin papagani varmis. Adam ne sagci ne solcu ne kominist ne de fasistmis. Bir gün adam papagana, "bak papagan ben bugün solculari eve çagiracagim onlar gelince yasasin solcular yasasin solcular diye bagiracaksin" demis. Bizim papagan solcular gelince baslamis "YASASIN SAGCILAR" diye bagirmaya. Bunu duyan solcular adami bir güzel dövmüsler. Adam bakmis papagan sagcilar diye bagirinca ertesi gün sagcilari çagirmaya karar vermis. Sagcilar gelmis bizim papagan baslamis yasasin solcular yasasin solcular. Tabi bunu duyan sagcilar adami bir güzel dövmüsler. Buna sinirlenen adam papaganin tüylerini koparip kümese atmis. Tavuklarin hepsi kahkahalar atiyor. Sonra bizim papagan demis, "Ne gülüyorsunuz fahiseler ben sizin gibi fuhustan degil siyasetten girdim içeri"
]]></description>
</item>

<item>
<title>karpuzcu</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=115 </link>
<description><![CDATA[Bir kadinin kocasi varmis kocasi sehirlerarasi otobüs söförü oldugu için eve fazla ugramazmis..<BR>
Bir gün kadin pazara çikar patatesçiden 1 kilo patates alir ve <BR>
- aksam evime gel ödeselim der.<BR>
sirayla havuçusunu erikçisini,elmacisini....bütün tezgahlari gezer ve aksam tezgahçilari çagirir.<BR>
Aksam herkez eve gelir o sirada eve kocasi gelir ve esnaf saklanmaya baslar.<BR>
Kocasi olanlari fark eder ve yüksek sesle;<BR>
- pataesçi çik disariya <BR>
Ses yok bu defa daha yüksek sesle; <BR>
- lan pataesçi disariya çik.<BR>
Çikar ve karisinin aldigi pataesleri adamin götüne sokar..sirayla havuçsuna,serikçisini kim varsa karisinin aldigi mallari adamalarin götüne sokar.En son karpuzcu kalir.Kadinin kocasi seslenir kapuzcudan ses yok.<BR>
- lan karpuzcu çik disariya.<BR>
Yine ses yoktur.Yatagin altindan karpuzcu kisik bir sesle adama:<BR>
- abi karpuzlari dilim dilim sokarsan çikiyim....
]]></description>
</item>

<item>
<title>Temel ve Yeni Avci Arkadaslari</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=116 </link>
<description><![CDATA[Temel ve 3 yeni av arkadasi ava çikmaya karar verirler.<BR>
Ava çikmislardir.<BR>
Yolda bir delik görürler.<BR>
Hemen Temele sorarlar;<BR>
- Bu ne deligi diye<BR>
Temel:<BR>
- yatin yere bu yilan deligi <BR>
der. yatarlar yilan çikar temel vurur<BR>
biraz daha giderler daha büyük bir delik görürler, yine sorarlar;<BR>
- Bu ne deligi?<BR>
diye. Temel tekrar <BR>
- yatin <BR>
der. <BR>
- Bu tavsan deligi <BR>
der, tavsan çikar Temel vurur. <BR>
yola devam ederler.<BR>
Büyük bir magara deligi görürler<BR>
arkadaslari yine sorarlar<BR>
- Bu ne <BR>
diye Temel <BR>
- yatin <BR>
der Ayi çikar temel vurur. <BR>
derken daha büyük bir tünel deligi çikar karsilarina arkadaslari temele sorarlar <BR>
- Bu nedir <BR>
diye Temel Kendinden emin <BR>
- öhö öhö yatin yere bana birakin <BR>
der hep berarber yatarlar.<BR>
ve Ertesi gün gazetelere su baslik atilmistir.<BR>
- Temel ve 3 avci trenin altinda kalarak hayatlarini kaybetmistir.<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Trakya'dan</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=117 </link>
<description><![CDATA[Trakya'dan yasli bir amca eseginin üzerinde karayolunda seyretmektedir.<BR>
Bunu gören trafik polisleri amcaya takilmak isterler ve durdururlar.<BR>
Polis: <BR>
- Be amca, necin dakman golani? (Golan:Emniyet kemeri)<BR>
Amca:<BR>
- Dakmam be iste!<BR>
Polis:<BR>
- E bak gordun mu, simdi ceza keseceyik.<BR>
Amca: <BR>
- Kes bakalim ne keseceysan da gidecem, acele isim var.<BR>
Polis: <BR>
- Peki amca, cezayi sana mi yazalim yogsam esege mi?..<BR>
Amca: <BR>
- ???<BR>
Polis: <BR>
- Yani cezayi sana yazarsak 5 milyon ödeycen, esege 3 milyon ödeycen.<BR>
Amca:<BR>
- Bana kes o zaman.<BR>
Polis: <BR>
- Neden sana keseyoz amca?<BR>
Amca: <BR>
- Onun sicili temiz ossun trafik polisi yapcez onu!<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Aslanla Tilki</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=118 </link>
<description><![CDATA[Tilkinin karni cok acikmis, aslanin yanina gidip; "geyik yakalamayi banada ögretir misin" demis aslan; "beninmle gel" deyip ormanda geyik aramaya baslamislar... Bir geyik görmüsler, aslan tilkiye sormus;<BR>
 -Gozum kizardi mi?<BR>
Tilki bakmis aslanin gozune gercekten de kizarmis;<BR>
 -Kizardi. <BR>
Demis. <BR>
 -Simdi de kiçima bak acilip kapaniyor mu? <BR>
Tilki;<BR>
 -Acilip kapaniyor. <BR>
Demis. Aslan ; "tam zamani" diyerek kosup geyigi yakalamis ve hepsini  yemis...<BR>
Tilki kurdun yanina gidip; <BR>
 -Ben aslandan geyik yakalamasini ogrendim sana geyik yakalayayim mi? Demis. Kurt;<BR>
 -Yakala da gorelim...<BR>
Tilki;<BR>
 -Gozum kizardi mi? <BR>
Diye sormus kurt bakmis, <BR>
 -Birsey yok demis <BR>
Tilki; <BR>
 -Olsun sen kizardi de demis...<BR>
 -Kiçima bak acilip kapaniyor mu? <BR>
Kurt <BR>
 -Yoook...<BR>
Demis. Tilki; <BR>
 -Olsun sen acilip kapaniyor de.<BR>
Demis<BR>
 Tilki "tam sirasi" deyip geyige dogru kosmaya baslamis geyik bakmis tilki kosarak geliyor tam yaklastigi sira tilkiye bir cifte vurmus tilki kayalara dogru ucmus kurt hemem tilkinin yanina gitmis<BR>
 -Hah simdi hem gozun kizarmis hemde kicin acilip kapaniyor... demis
]]></description>
</item>

<item>
<title>Herkesi Taniyan Kadin</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=119 </link>
<description><![CDATA[Bir mahkeme salonu düsünün... Bir davada tanIklIk etmesi için kürsüye yaslI bir teyzeyi çagirirlar.. KadIn yerine oturur ve davalInIn avukati kadina yaklasir...<BR>
- "Bayan Jones.. Beni taniyor musunuz?" Yasli teyze cevap verir:<BR>
- "Ah evet Bay WiLLiams sizi çocukLugunuzdan beri taniyorum.. siz taa o zamanLar bile aileniz için tam bir bas beLasiydiniz.. sürekLi yalan söyLüyorsunuz, karinizi komsunuzla aldatiyorsunuz, en yakinim dediginiz insanLarIn arkasIndan konusuyorsunuz, 2 dolar fazla kazanmak için herkesi satarsiniz..."<BR>
DavaLInIn avukatI basta oLmak üzere bütün saLon sok oLur.. Adam ne yapacagini biLemez bir halde kadIna tekrar sorar:<BR>
- "Peki Bayan WiLLiams, ya karsI tarafIn avukatInI taniyor musunuz?" Kadin yine cevapLar:<BR>
- "Elbette taniyorum.. çocuklugunda ona dadilik yapmistIm.. Tembel, ödLek ve alkolik adamin tekidir.. etrafInda bir tek dostu yoktur ve herkes onun hala geceleri altina kaçirdigini söylüyor.."<BR>
Yine herkes sokta.. bütün salonu bir gürültü kaplar.. hakim kürsüye tak tak tak vurup herkesi susturur ve her iki tarafin avukatini da kürsüye çagirir.. Ve ikisine de egilmelerini söylerek kulaklarina sunu fIsILdar...<BR>
- "Eger bu kadIna beni tanIyIp tanimadigini sorarsaniz ikinizi de harcarim.<BR>
 <BR>
 <BR>
 <BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Gerdek</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=120 </link>
<description><![CDATA[Temel komutanindan evlenmek için izin ister.komutani bir sartla izin veririm der.<BR>
-Gerdek gecesi ne yaptigini anlatacaksin der.temel evlenir ve birligine döner komutani sorar ne yaptin.<BR>
-Temel 3. gün der.<BR>
-Komutani kizar sana teskere vermem gerdek gecesi neyaptin.<BR>
-Temel komutanim anlatiyorum 3. gün der.<BR>
-Komutan sinirlenerek ilk geceyi anlat diye bagirir.<BR>
-Temel anlatiyorum iste ya der.fadime 3.gün içinden çikarda tuvalete gideyim dedi... 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Dogumgünü Hediyesi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=121 </link>
<description><![CDATA[Firina geldigimde ortalikta ekmek görünmüyordu. Eski bir dostum olan<BR>
firinci,<BR>
"Biraz bekleyeceksin hocam," dedi. "iki-üç dakikaya kadar<BR>
çikartiyorum."<BR>
<BR>
Kenardaki tabureye oturup beklemeye koyulurken, içeriye yaslica bir<BR>
adamin girdigini gördüm. Eskimis ceketinin sol yakasi altinda bir<BR>
madalya parildiyor ve yürürken hafifçe topalliyordu. Selam verdikten<BR>
sonra, firincinin tezgahina yaklasarak, <BR>
"Ekmeklerimi alayim," dedi.<BR>
"Benim ikizler acikmistir."<BR>
<BR>
Firinci, adamin kendesine uzattigi torbayi alarak tezgahin altina<BR>
egildi ve bir gün öncesine ait oldugu anlasilan ekmeklerden dört-bes<BR>
tane çikardi.<BR>
<BR>
Ben o arada oturmasi için kendi yerimi o adama vermis, tezgahin yanina iyice yaklasmistim. Ekmeklerden birkaç tanesinin sekli degismis, katilasmis, tas gibi olmustu.<BR>
<BR>
Fisilti seklinde firinciya sordum.<BR>
Neden taze ekmegi beklemesini söylemiyorsun?  Biraz sonra çikacak ya!..<BR>
<BR>
"Bayat ekmekleri kendisi istiyor." dedi firinci. "Çok fakir<BR>
oldugundan, ona yari fiyatina veriyorum."<BR>
<BR>
"Kim bu adam?"diye sordum.<BR>
<BR>
"Kore gazilerinden " dedi. "Ogluyla gelini bir trafik kazasinda vefat<BR>
edince, ikiz torunlarini yanina almisti. Yillardir onlara bakiyor, hemde çok az bir maasla."<BR>
<BR>
Firincinin anlattiklari karsisinda içimin yandigini hissediyor ve ufakda olsa bir seyler yapmak istiyordum.<BR>
<BR>
"Aradaki farki ben vereyim," dedim. "Hiç olmazsa bugün taze ekmek<BR>
yesinler." Firinci, teklifimi kabul etti ve biraz sonra da, firindan<BR>
yeni çikan taze ekmekleri adamin torbasina doldururken sekli bozuk,<BR>
bayat ekmekleri de tezgahin altina koydu.<BR>
<BR>
"Çok sanslisin haci amca," dedi. Çocuklar için sana bugün pasta gibi<BR>
ekmek verecegim."<BR>
<BR>
Yasli adam, bir evlat sevgisiyle kucakladigi torbayi gögsüne<BR>
bastirirken. "Allah, senden razi olsun evladim" dedi. "Bugün onlarin<BR>
dogum günü oldugunu nereden biliyordun?"<BR>
<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Namik Kemal ve essek</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=122 </link>
<description><![CDATA[Bir padisahin essegi varmis fakat hiç anirmiyormus. Padisah tüm ülkeye haber saldirtmis essegini anirtana malvarliginin 5'te 1'ini vericekmis.Basarisiz olanlarin da kellesi vurulacakmis.<BR>
<BR>
Gün gelmis essegi anirtmaya gelenler siraya geçmis. Kimse basarili olamamis gelen gidiyor,gelen gidiyor.En sonda Namik Kemal varmis. <BR>
-Ben bu essegi anirtirim fakat essekle beni bir odaya koyun demis.<BR>
Padisah kabul etmis. ikisi odaya girmisler.Girmeleriyle bir essek baslamis anirmaya.Çilginlar gibi aniriyo essek. Padisah Namik Kemal'e vermis parasini gitmis.<BR>
<BR>
Fakat bu sefer de aradan 1 hafta geçmesine karsin essek susmamis.Herkesi rahatsiz ediyormus bu durum. Padisah:<BR>
-Çabuk o adami çagirin buraya gelip sustursun sunu.Mal varligim 5'te 1!ini de varicem demis. <BR>
Namik Kemal gelmis.<BR>
-Bizi yine bir odaya sokun demis.<BR>
ikisi odaya girmisler ve 2 dakika içinde essegin anirmasi durmus. Padisah ve etraftakiler sasirmis. Padisah:<BR>
-Oglum parani vericem sana demis fakat bu isi nail yaptigini söyle bana demis.<BR>
Namik Kemal:<BR>
-Anirtmak için kulagina egilip 'benim *ikim seninkinden büyük'dedim. Essek inanmadi basladi gülmeye.<BR>
Padisah:<BR>
-peki nasil susturdun?<BR>
Namik Kemal:<BR>
-Gösterdim sustu.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Cinsel Hayat</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=123 </link>
<description><![CDATA[Esekle serçe karsilasmislar.<BR>
Esek sormus: <BR>
-Serçe kardes cinsel hayatin nasil gidiyor<BR>
Serçe:<BR>
-Valla ne olsun esek kardes gördügüm yerde tikliyorum, günde 15-20 sayisini hatirlamiyorum <BR>
Esek:<BR>
-Yapma ya o kadar çokmu ?<BR>
Serçe: <BR>
-Ya senin nasil esek kardes<BR>
Esek:<BR>
-Valla benim senede bir ama gören Allah için konussun...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Cowboy Temel</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=124 </link>
<description><![CDATA[Temel batilarin en iyi cowboy'umus. Temel bir bara girmis ve ickisini icmis ve hesabi odemeden cikmis disari. 3 dakika sonra geri gelmis ve sinirli bir sekilde:<BR>
- Benim atimi kim caldiysa hemen geri versin.<BR>
Hic kimsede ses yok ve Temel bir kez daha:<BR>
- Atim 5 dakikadan gelmezse 1980'de yaptigimi bugunde yaparim, demis.<BR>
Herkes korkmaya baslamis. Sonra Temel'in atini getirmisler. Iclerinden biri dayanamamis ve sormus:<BR>
- 1980'de ne oldu, diye.<BR>
Temel adama dogru donmus:<BR>
- 1980'de yine atim calinmisti, bende.... yuruyerek eve gittim...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Hep bir yerlere</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=125 </link>
<description><![CDATA[Hep bir yerlere, bir seylere yetisme telasindasiniz degil mi?<BR>
<BR>
Hiç vaktiniz yok; "Fast live", "fast food", "fast music", "fast love"..<BR>
Dikte ettirilen"yükselen degerler", "in" ler, "out" lar...<BR>
Buna benzer bir odada, sansliysaniz gökyüzünü görebilen bir pencere<BR>
ardinda bitecek hepsi. Dostlugu klavyelerinde, yasami monitörlerinde<BR>
arayanlar... Size sesleniyorum! Hangi tus daha etkilidir ki sicacik bir gülüsten, ya da hangi program verebilir bir agaç gölgesinde uyumaninkeyfini ? Copy-paste yapabilir misiniz dalgalarin sahille<BR>
bulusmasini?...içinizi isitan gün isigini gönderebilir misiniz maille<BR>
arkadaslariniza? Sevgiyi tuslarla mi yazarsiniz? öpüsmek için hangi tuslara basmak gerekir?...Ya da Geri dönüsüm kutusunda saklanabilir mi kaybolan zaman dogayi bilgisayarlarina döseyenler, neden görmezsiniz bahçedeki akasyanin tomurcuklandigini Ve islak toprak kokusu var midir dosyalariniz arasinda?... Koklamak, duymak, dokunmak, yok mu yasam skalanizda ?..<BR>
Bilgi toplumu oldunuz da, duygu toplumu olmaniza megabaytlariniz mi<BR>
yetmiyor? Hayat iskalamayi affetmez !!! Keskelerle, tühlerle bas basa<BR>
kalmadan önce...<BR>
(Ne aci ve ne çeliskidir ki böyle bir yorumu yine bilgisayardan iletiyorum.)<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Basbakan Ecevit</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=126 </link>
<description><![CDATA[Ecevit basbakanliktan ayrildiktan sonra Rahsaniyla artik yuvasinda mütevazi bir hayat sürüyor.... birgün telefonu çaliyor, ortada artik sekreteri vs olmadigi için tabi kendi telefonuna kendi bakmak zorunda.......telefonu açinca bir adam sesi: <BR>
- Iyi günler, TC Basbakaniyla görüsebilir miyim?<BR>
<BR>
Ecevit gülüyor:<BR>
<BR>
- Bayim ben artik TC Basbakani diilim.....<BR>
<BR>
Bunun üzerine telefon kapaniyor... derken 5 dakika sonra tekrar telefon......Ecevit açiyor, yine ayni adam..<BR>
<BR>
- Iyi günler, TC Basbakani lütfen?<BR>
<BR>
Ecevit sasiriyor.....<BR>
<BR>
- Az önce arayan siz diil miydiniz? Bakin ben artik TC Basbakani diilim.....<BR>
<BR>
Telefon yine kapaniyor....... Ecevit tam yerine oturucakken tekrar telefon çaliyor...<BR>
<BR>
- Iyi günler, TC Basbakani orada mi?<BR>
<BR>
Ecevit artik çok kiziyor:<BR>
<BR>
- SEN LAFTAN ANLAMAZ MISIN????? KAÇ KERE SÖYLEMEM GEREKIYOR, BEN ARTIK TC.BASBAKANI DIILIM...!!<BR>
<BR>
Bunun üzerine karsi taraf gülüyor:<BR>
<BR>
- BILIYORUM...........BILIYORUM<BR>
<BR>
AMA TEKRAR TEKRAR DUYMAK ÇOK HOSUMA GIDIYOR...!!!<BR>
<BR>
 <BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Basbakan Geliyor</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=127 </link>
<description><![CDATA[Temel bir gun bisikletiyle geziyormus. Sonra kahvedekilere hava atmak icin kahvenin onune bisikletini koymus.<BR>
Bunu goren kahvenin sahibi Temel'e:<BR>
- Temel bisikletini oraya koyma, biraz sonra burdan basbakan gececek.demis<BR>
Temel hemen cevab vermis:<BR>
- Korkmayin bir sey olmaz iyice kilitleyecegim.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Bu yükü niye tasiyorum</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=128 </link>
<description><![CDATA[Brenda yamaç tirmanisi yapmak isteyen genç bir kadindi. <BR>
<BR>
      Bir gün cesaretini toplayarak bir grup tirmanisina katildi. <BR>
<BR>
      Tirmanacaklari yere vardiklarinda,  neredeyse duvar gibi dik, büyük ve kayalik bir yamaç çikti karsilarina. <BR>
<BR>
      Tüm korkularina ragmen, Brenda azimliydi. Emniyet kemerini takti, ipi yakaladi ve kayanin dik yüzüne tirmanmaya basladi. <BR>
<BR>
      Bir süre tirmandiktan sonra, nefeslenebilecegi bir oyuk buldu.. <BR>
<BR>
      Orada asili dururken, gruptan yukarida ipi tutan kisi dalginliga düserek ipi gevsetiverdi. Aniden bosalan ip, hizla Branda'nin gözüne çarparak lensinin düsmesine neden oldu. <BR>
<BR>
      Lens çok küçüktü ve bulunmasi neredeyse imkansizdi. <BR>
<BR>
      Lens yamacin ortasinda bir yerlerde kalmisti  ve Brenda artik bulanik görüyordu. Ümitsizlik içinde Brenda, lensini bulmasi için Allah'a dua edebilirdi yalnizca.. <BR>
<BR>
      Ve içten içe düsünüp dua etmeye basladi. <BR>
<BR>
      "Allah'im! Sen bu anda buradaki tüm daglari görürsün. <BR>
<BR>
      Bu daglar üzerindeki her bir tasi ve yapragi bildigin gibi, <BR>
<BR>
      benim lensimin yerini de biliyorsun. Onu bulmama yardim et." <BR>
<BR>
      Patikalardan yürüyerek asagi indiler. Asagi indiklerinde, tirmanmak  üzere oraya dogru gelen yeni bir grup gördüler. içlerinden biri <BR>
<BR>
      "Aranizda lens kaybeden var mi?" diye bagirdi. <BR>
<BR>
      Brenda'nin sonradan ögrendigine göre, lensi bir karinca tasiyordu ve  karinca yürüdükçe yavasça kayanin üzerinde hareket edip parlayan lens kizlarin dikkatini çekmisti. <BR>
<BR>
      Eve döndüklerinde Brenda lensini nasil bulduklarini babasina <BR>
anlatacak ve bir karikatürcü olan babasi da agziyla lens tasiyan bir karinca resmi çizerek, karincanin üzerindeki baloncuga sunlari yazacakti: <BR>
<BR>
      "Allah'im! Bu nesneyi neden tasidigimi bilemiyorum. <BR>
<BR>
      Bunu yiyemem ve neredeyse tasiyamayacagim kadar agir. <BR>
<BR>
      Ama istedigin sadece bunu tasimamsa, senin için tasiyacagim..." <BR>
<BR>
              "BU YÜKÜ NiYE TASIYORUM" demeyin..... <BR>
]]></description>
</item>

<item>
<title>Bir Dolar</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=129 </link>
<description><![CDATA[Temel, Dursun la vedalasip Amerika ya gitmis. Üzerinden yillar geçtikten sonra Dursun u da yanina davet etmis. Dursun gördüklerine çok sasirmis.<BR>
Temel in altinda son model bir limuzin, içinde yüzme havuzu bile var. Hemen Temel e sormus <BR>
- Nasil böyle zengin oldun?<BR>
Temel de :<BR>
- Ben bir makine yaptim, bir dolar atiyosun içine senin fermuarini açiyor, çikartiyor, isettiriyor, sonra yikayip yerine koyup fermuari kapatiyor...<BR>
Dursun acaip sasirmis, birkaç gün sonra ayrilmislar. Bir yil sonra Dursun Temel i davet etmis yanina, Temel ne görsün, kendisininkinin iki kati büyüklügünde bir limuzin, içerisinde ne ararsan var, Dursun kendisinden çok daha zengin olmus.<BR>
Hemen sormus :<BR>
- Nasil bu kadar zengin oldun sen?<BR>
- Ben de bir makine yaptim, bir dolar atiyosun, fermuarini açiyor seni isettiriyor, yikiyor ve bir dolar daha atmadan birakmiyor...<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Telefon hatlari karisinca</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=130 </link>
<description><![CDATA[Adamin karisi gece yarisi dogum yapmisti. sabah ilk is hastaneye telefon edip durumlarini sormak oldu. <BR>
- Alo orasi dogum servisimi? <BR>
- Evet efendim. <BR>
- Servis sefi ile görüsebilirmiyim. tam osirada hatlarda bir karisiklik olur ve müsterisiyle konusan bir otomobil tamircisi hatta girer. cazirt cuzurt kisa bir parazit sesleri ve daha sonra hat eskisi gibi netlesir. <BR>
- Alo... alo sesim geliyormu aloo? <BR>
- Evet devam edin.<BR>
- Sesim simdi daha iyi geliyor galiba sizinkide düzgün gelmeye basladida... <BR>
- Merak edilecek birsey yok burada hersey yolunda onu iki gün içinde evinize göndeririz. <BR>
- Demek hersey yolunda bir problem yok. Aslinda nekadar zorluk çektigimizi bilemezsiniz beyfendi. Her tarafini elden geçirdik. ise yaramaz hale gelen yerlerini degistirdik iki gün sonra yeniden kullanmaya baslayabilirsiniz. <BR>
- Nasil yeniden kullanabilirim anlayamadim? <BR>
- Hiç merak etmeyin sonuçtan çok memmun kalacaksiniz girisini daralttik çok fazla genislemisti,herhalde fazla zorlamissiniz.<BR>
- Fa, fa, fakat... <BR>
- Yooo hayir hiç itiraz etmeyin zorladiginiz belli. Bu arada çikisida biraz açtik. Tikanmistida... <BR>
- Çikismi? nasil yani? <BR>
- Hani gaz çikan delik canim. O kadar iyi açildiki simdi gaz çikarirken sesini dinlemek bir zevk haline geldi. <BR>
- Neeee.? <BR>
- Dedigim gibi hersey yolunda. Emin olmak için dün aksam bizzat kendim denedim. hersey okadar iyiydiki neredeyse son model oldu vallahi. Bu sabah yedi kisi birden çiktik üstüne banamisin demedi. Artik öyle hizliki hiç sormayin çok memmun kalacaksiniz çoook.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Ali ve Prezarvatif</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=131 </link>
<description><![CDATA[Ali bir gün evde babasinin prezervatifini bulmus, ve hararetli bir sekilde babasina sormus baba bu ne diye; babasida oglu karsisinda utanarak ve sikilarak <BR>
-oglum ben onunla fareleri öldürüyorum demis.<BR>
Ali de babasinin cevabina gülerek <BR>
-baba sen fareleri si....rekmi öldürüyorsun.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Balik Sevmeyrum</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=132 </link>
<description><![CDATA[Bir gemi kazasi olur ve bu kazadan sadece Temel ve ingiliz kurtulur. Yüze yüze bir adaya gelirler. Adaya çikarlar ve bir süre üzerlerindeki yorgunlugu atmak için sahilde kumlarin üzerinde dinlendikten sonra adada hayat olup olmadigini arastirmak için adayi gezmeye baslarlar. Fakat adada hayat yoktur. Kalmak için sazlardan yapraklardan bir kulübe insaa ederler. haliyle karinlari acikinca.<BR>
Temel der ki<BR>
- Ne yiyeceguz?<BR>
ingiliz<BR>
- Dünyanin meyvesi var burada meyve yiyelim..<BR>
Temel hemen karsi çikar <BR>
- Olur mi öyle sey. Tamam dünyanin meyvesi var ama bu meyvelerden zehirli olanlarda vardur kazadan kurtulduk zehirli meyve yiyerek ölmenin hiç anlami yok der.<BR>
ingilizin aklina yatar<BR>
- Haklisin Temel der. O zaman ne yapacagiz.<BR>
Temel de<BR>
- Ula göz alabildigine deniz koca okyanus karsumuzda balik tutalim demis.<BR>
Anlasmislar fakat aksama kadar tuta tuta bir balik tutarlar. O da çok büyük olmamakla beraber bölüstüklerinde ikisininde aç kalacaklari kadar da küçük bir balikmis.<BR>
ingiliz <BR>
- Ne yapacagiz Temel der.<BR>
Temel <BR>
- Bir iddia yapalum birbirimizi *ikelim kim bagurmazsa yesin o zaman der.<BR>
ingilizin aklina yatar ve hemen domalir. Temel geçer arkasina küt küt küt *iker ingilizi. ingilizin gözlerinden yaslar akar lakin ses çikartmaz açtir çünkü.<BR>
Neyse Temel isi bitirince ingiliz<BR>
- Hadi sira bende domal bakalim Temel der.<BR>
Temel hiç istifini bozmadan<BR>
- Haçan ben balik sevmeyrum sen ye der.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Model</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=133 </link>
<description><![CDATA[Çok zengin bir aile muhtesem dubleks villada yasarlar.Bir oglan ve bir kizlari vardir.Oglan çocuk hareketli ve çok sakacidir.Kiz ondan asagi kalir mi?Her gün sabah kahvaltisina inerken merdiven trabzanlarindan kayarak asagi iner.Erkek de her seferinde ya ayaginin altina bir oyuncak koyar yada yerlere yag dökermis.Bir gün daha ileri gidip trabzanlarin son kismina yarim mt ara ile çiviler çakmis.Tabi kizin haberi yok.Oradan kayarak inerken caart diye yirttirmis *mini.Acilen kaldirilmis hastaneye ve en mükemmel plastik cerrahi bulunup getirilmis.Doktor kisa bir muayenenin ardindan kiza:<BR>
<BR>
-Üzülme kizim tip çok ilerledi.Artik böyle konularda seçme hakki bile tanityoruz.Bak bu kataloga düsün.Ben birazdan gelir, kararina göre uygulama yaparim. <BR>
deyip kiza bir brosür birakmis.içerisinde Seda Sayan modeli,Aysun Kayaci modeli,Deniz Arcak modeli bulunan bir brosürmüs. Kiz hepsine bakmis ve odaya giren doktora:<BR>
<BR>
-Ben kararimi verdim Sibel Can modeli demis<BR>
doktor da:<BR>
<BR>
-Kizim elimizde o model yok sadece baktigin modeller var<BR>
<BR>
-Banane ille de Sibel Can deyince doktor düsünüp:<BR>
<BR>
-Kizim o zaman seni eve göndereyim sen oradan birkaç kere daha kay...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Laf Yarisi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=134 </link>
<description><![CDATA[Nam-i kemal bir aralar ün yapmis. Kimse kendisi ile laf yarisina giremiyormus. Bunu yunanli bir kadin duymus ve ben onu mort ederim demis. Neyse bu kadin Türkiye'ye gelmis Nam-i Kemal'le görüsmüs. Nam-i Kemal'e demis ki seninle laf yarisina girmeden önce seninle sex yapmak istiyorum demis. Nam-i Kemal de kabul etmis. Baslamislar ise kadin sormus Yunanistan mi büyük Türkiye mi. Nam-i Kemal Türkiye demis. Kadin birdaha sormus Nam-i Kemal yine Türkiye demis. Kadin hayir yunanistan daha büyük bak Türkiye'yi içine aldi. Nam-i Kemal söyleyecek bir sey bulamazken *assaklarini görür. ve derki bak adalar disarida kaldi.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Utandirmak Böyle Olur</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=135 </link>
<description><![CDATA[Adam barda gördügü güzel bir bayanla konusmanin yollarini ariyordu.Sonunda cesaretini toplayarak kiza yaklasti ve,<BR>
- "Biraz konusabilirmiyiz acaba?" <BR>
dedi. Kiz birden haykirdi: <BR>
- "Terbiyesiz!Ben senin bildigin kizlardan degilim!" <BR>
Adam utancindan yerin dibine girmisti.Herkes ona bakiyordu, gitti ve masasina oturdu.<BR>
Bir süre sonra kiz ona yaklasyi,gülümseyerek,<BR>
- "Az önceki olay için özür dilerim.Ben psikoloji ögrencisiyim ve utandirici durumlarda insanlarin nasil davrandiklarini inceliyordum."<BR>
dedi. Adam avaz avaz bagirarak cevap verdi: <BR>
- "Ne? Gecesi 200 dolar mi?Deli misin sen?"<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Telefondaki Arkadas...</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=136 </link>
<description><![CDATA[Numarayi çevirirken, nasil oldu bilmiyorum ama çevirdigim numaranin yanlis oldugunu bilmeme karsin telefonu kapatmadan hattin öteki ucundan yanit verilmesini bekledim. Yasli bir adam aksi bir ses tonuyla yanit verdi. "Yanlis numara!" dedi ve telefonu yüzüme kapatti.<BR>
Canim sikkin, ayni numarayi bir daha çevirdim. Ayni ses "Size yanlis dedim!" dedi ve yine telefonu yüzüme kapatti. Yanlis bir numara çevirdigimi nereden biliyordu? Bir polis çevresinde olan bitene karsi her zaman ilgili olmak konusunda egitim görür. Hiç düsünmeden ayni numarayi üçüncü kez çevirdim.<BR>
"Yeter artik" dedi adam. "Yine sen misin?"<BR>
"Evet" dedim. "Daha agzimi bile açmadan yanlis numarayi çevirdigimi nereden biliyorsunuz?"<BR>
"Bunu da sen bul!" diyerek telefonu tekrar yüzüme kapatti. Oturdugum yerde ahize elimde kalakaldim. Sonra büyük bir kararlilikla adami bir daha aradim.<BR>
"Buldun mu?" dedi.<BR>
"Aklima bir tek sey geliyor... Sizi kimse aramaz."<BR>
"Tamam buldun!" dedi ve telefonu dördüncü kez yüzüme kapatti. Sinirlerim gevsedigi için, gülerek aradim adami bu kez.<BR>
"Simdi ne istiyorsun?" diye sordu.<BR>
"Yalnizca... Bir 'Merhaba' demek istedim."<BR>
"Merhaba mi?" diye sordu adam saskinligini gizleyemeden. "Neden?"<BR>
"Ne bileyim. Sizi kimse aramiyorsa, bari ben arayayim dedim."<BR>
"Peki. Merhaba. Kimsiniz?"<BR>
Sonunda basarmistim. Meraklanma sirasi ondaydi. Kendimi tanittiktan sonra, ona kim oldugunu sordum.<BR>
Adini söyledikten sonra, "Seksensekiz yasimdayim ve son yirmi yildir bir günde telefonla bu kadar aranmamistim yanlislikla olsa da!" dedi ve gülmeye basladik.<BR>
Yaklasik on dakika sohbet ettik. Ne ailesi ne de bir arkadasi vardi. Yakinlarinin tümü ölmüstü.  Asansör görevlisi olarak çalistigi günlere iliskin anilarindan söz ederken sesi çok içten geliyordu. Kendisini tekrar arama konusunda izin istedim.<BR>
"Neden böyle bir sey yapmak istiyorsun?" diye sorarken saskinligini saklayamiyordu.<BR>
"Ne bileyim. Telefon arkadasi olabiliriz, hani su mektup arkadaslari gibi."<BR>
Tereddüt etti. "Yeni bir arkadasim olmasinin bence bir sakincasi yok" dedi. Sesi oldukça duyarliydi bu kez.<BR>
Ertesi gün ve sonraki günlerde onu yeniden aradim. Sohbeti tatliydi. Bana Birinci ve ikinci Dünya Savasi  anilarindan, öteki tarihi olaylardan söz etti.<BR>
Ona evimin ve ofisimin telefon numaralarini verdim. O da beni arayabilecekti. Aradi da... Hemen hemen hergün. Yalniz ve yasli bir adama iyilik yapmak degildi amacim yalnizca. Onunla konusmak benim için önemliydi, çünkü benim yasamimda da büyük bir bosluk vardi. Yetimhanelerde, bakici ailelerin yaninda büyümüstüm, hiç babam olmamisti. Zamanla onu baba gibi görmeye basladim. Ona isimden, üniversitedeki derslerimden söz ediyordum. Yasamimda psikolojik danismanim rolünü üstlenmisti. Üstlerimden biriyle aramdaki anlasmazliktan söz ederken, yeni arkadasima "Onunla aramdaki bu sorunu bir an önce çözmem gerekiyor" dedim.<BR>
"Acelen ne?" diye uyardi beni. "Birak aranizdaki olaylar biraz yatissin. Benim yasima geldiginde, zamanin pek çok seyin ilaci oldugunu anliyorsun. isler kötüye giderse, o zaman konus onunla." Uzun bir sessizlikten sonra, "Biliyorsun..." dedi sakin bir sesle. "Seninle kendi oglumla konusuyormusum gibi konusuyorum. Her zaman bir ailem ve çocuklarim olmasini istedim. Bu duygunun ne oldugunu anlayamayacak denli gençsin."<BR>
Hayir degildim. Ben de hep bir ailem ve bir babam olsun istemistim. Fakat ona hiçbir sey söylemedim. Çok uzun zamandir yüregimde tasidigim aciyi daha fazla tasiyamamaktan korktum. Bir aksam seksendokuzuncu dogum gününün yaklasmakta oldugunu söyledi.<BR>
Kendi ellerimle hemen çok büyük bir dogum günü karti hazirladim. Kartin üzerinde bir dogum günü pastasi ve seksendokuz tane mum vardi. Tüm is arkadaslarimdan karti imzalamalarini istedim. Yaklasik yüz imza oldu kartta. Bundan çok hoslanacagindan emindim. Dört aydir telefonda sohbet ediyorduk, artik yüz yüze gelmemizin zamani gelmisti. Dogum günü kartini kendi elimle götürmeye karar verdim. Kendisini ziyarete gidecegimi söylemedim. Sürpriz yapmak istiyordum. Telefon rehberinden adresini buldum ve oturdugu apartmana gidip, arabami sokaginin basina park ettim. Apartmana girdigimde postaci elindeki mektuplari ayiriyordu. Adinin yazili oldugu posta kutusunu denetlerken postaci dogru yerde oldugumu isaret etti basiyla. Yüregim heyecanla çarpiyordu. Acaba telefonda kurulan aramizdaki kimyasal yaklasim, yüz yüze de kurulacak miydi? içimden bir kusku duygusu gelip geçti. Belki de babamin beni reddettigi gibi o da reddecekti. Kapisini çaldim. Yanit gelmeyince daha hizli çaldim. Postaci basini kaldirip bana bakti. "Kimse yok" dedi.<BR>
"Evet" dedim. Kendimi biraz tuhaf duyumsuyordum. "Telefonu yanitlamasi ne denli uzun sürüyorsa,  kapiyi açmasi da..." <BR>
"Akrabasi misiniz?" diye sordu postaci.<BR>
"Hayir, arkadasiyim yalnizca."<BR>
"Çok üzgünüm" dedi üzgün bir sesle. "Bay Meth önceki gün öldü."<BR>
"Öldü mü?" dedim. <BR>
Saskinlik içindeydim, inanamiyordum bir türlü duyduklarima. Sonra kendimi toparladim, postaciya tesekkür ettim ve disariya çiktim. <BR>
Arabaya dogru yürürken gözlerim yaslarla doluydu. Yasamlarimizdaki güzelliklerin ayirdina varmak kimi zaman ani ve beklenmedik bir olayla olanaklidir. Simdi yasamimda ilk kez, birbirimize ne denli yakin oldugumuzu anladim. Hersey ne denli de kolay olmustu; bir dahaki sefere kendime yakin bir arkadasi çok daha kolay bulacaktim. Yavas yavas bir sicaklik kapladi bedenimi. Birden sanki onun ters sesini duydum. "Yanlis numara!" Sonra kendisini neden bir daha aramak istedigimi sormasi geldi aklima. Yüksek sesle "Çünkü sen benim için önemlisin" dedim. "Çünkü ben senin arkadasinim."<BR>
Açilmamis dogum günü kartini arabamin arka koltuguna koydum ve direksiyona geçtim. Arabami çalistirmadan arkama döndüm bu kez fisildadim: <BR>
"Ben yanlis numara çevirmedim. Sen benim arkadasimdin.".<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Baloncu   </title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=137 </link>
<description><![CDATA[Küçük çocuk, baloncuyu büyülenmis gibi takip ederken, saskinligini gizleyemiyordu. Onu hayrete düsüren sey, "Bizim eve bile sigmaz" dedigi o güzelim balonlarin adami nasil havaya kaldirmadigi idi. Baloncu dinlenmek için durakladiginda o da duruyor ve sonra yine takibe koyuluyordu. Bir ara adamin kendisine baktigini fark ederek ona dogru yaklasti ve bütün cesaretini toplayarak: -Baloncu amca, dedi. Biliyor musun benim hiç balonum olmadi. Adam çocugu söyle bir süzdükten sonra: -Paran var mi? diye sordu. sen onu söyle. -Bayramda vardi, diye atildi çocuk, önümüzdeki bayram yine olacak. -Öyleyse bayramda gel, dedi adam. Acelem yok, ben beklerim. Çocuk sessizce geri döndü. O ana kadar balonlardan ayirmadigi gözleri dolu dolu olmus, yürümeye bile mecali kalmamisti. Bir kaç adim attiktan sonra elinde olmadan tekrar onlara baktiginda, gördüklerine inanamadi. Balonlar, her nasilsa adamin elinden kurtulmus ve yol kenarindaki büyük bir akasya agacinin dallarina takilmisti. Çocuk, olup bitenleri büyük bir merakla takip ederken,baloncu ona dogru dönerek: -Küçük, diye seslendi. Balonlari agaçtan kurtarirsan birini sana veririm. Yapilan teklif, yavrucagin aklini basindan almisti. Kosarak agacin altina dogru yöneldi ve ayakkabilarini aceleyle firlatip tirmanmaya basladi. Hedefine adim-adim yaklasirken duydugu heyecan, bacaklarini kanatan akasya dikenlerinin acisini hissettirmiyordu. Sincap çevikligiyle balonlara ulastiginda bir müddet onlari seyretti vedallara dolanan ipi çözerek baloncuya sarkitti. Ancak balonlardan birisi iyice sikistigindan digerlerinden ayrilmis ve agaçta kalmisti. Çocuk onu kurtarmaya kalkissa, dikenlerden patlayacagini çok iyi biliyordu. ister istemez balonu yerinde birakip asagiya indi ve adam dönerek: -Birini bana verecektiniz, dedi. Hangisi o? Adam elini tersiyle burnunu sildikten sonra: -Seninki agaçta kaldi evlat, dedi. istersen çik al. Çocuk bu sefer ayakta bile duramadi. Kaldirim kenarina oturup baloncununuzaklasmasini bekledikten sonra, dallar arasinda parlayan balona uzun uzun bakarak: <BR>
<BR>
"Olsun", diye mirildandi. "Olsun." Agacin üzerinde kalsa da, bir balonum var ya artik..<BR>
<BR>
 <BR>
 <BR>
 <BR>
]]></description>
</item>

<item>
<title>Beyaz Kaptanin Öyküsü   </title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=138 </link>
<description><![CDATA[Evvel zaman içinde deniz kenarinda küçük bir köy varmis. Bu köyün halki denizcilikten baska is bilmezmis. Yasli, genç, kadin, erkek bütün köy halki denizle ugrasir, hayatlarini mavi sularin kendilerine sagladigi nimetlerden faydalanarak sürdürürmüs. Dis dünya onlara kapaliymis. Deniz insanlara, insanlar birbirlerine yardim ederlermis. Kimi balik avlar, kimi ag örer, kimi sünger çikarir, kimi tekne yapiminda uzmanlasmaya çalisirmis. Bir de herkesin hayalini süsleyen bir is varmis: Beyaz Kaptan'in denizasiri gemisiyle uzun seferlere çikip, ticaret yapmak. Böylece bilinmezi bilmek, görülmeyeni görmek, tadilmayani tatmak mümkünmüs çünkü. Ama Beyaz Kaptan yaninda çalisacaklari çok zorlu sinavlardan geçirip seçtigi için, bu öyle herkesin gerçeklestirebilecegi türden bir hayal degilmis. O seferlere çikabilmek için gözüpek olmak, geride birakabilmek, denizden baska bir seye asik olmamak gerekirmis. Gemi sefere çikti mi, bes alti aydan önce dönmezmis köye. Her gelisinde genç kizlarin dört gözle bekledigi kumaslari, süs esyalarini, köyde bulunmayan faydali otlari ve alisveris karsiliginda aldiklari degerli seyleri bosaltir, insanlarin satmak istedigi mallari yükledikten sonra yeni bir sefere çikarmis. Geminin mürettebati sadece bu degis tokus için karaya iner, yükleme isi bittikten sonra onlari gören olmazmis. Beyaz Kaptan'sa sadece miço ile çimaci geminin törensel yanasmasini gerçeklestirirken kaptan köprüsünde belli belirsiz görülürmüs. Geminin miçosu limana her yanasmalarinda, çimaci dostunu görünce büyük bir keyifle halati firlatir, çimaci da büyük bir maharetle halati havada yakalayip tek bir harekette babaya dolarmis. Bu ikisinin ustalik dolu hareketlerini izlemek köy halkinin en sevdigi seylerden biriymis. Birbirlerinin gözlerine baktiklarinda dostlugu gören miço ile çimaci, köy halki kendilerini alkisladikça daha da büyük bir sevkle sarilirlarmis islerine. Kaptan belki deniz askiyla yillar önce terkettigi köyü daha fazla görmenin rahatsizligi, belki de geride biraktigi karisi, ogullari ve kizi tarafindan görülmenin korkusuyla, uzaktan izlermis olanlari. Sonrasi yine açik deniz, sonrasi yine uzun bir sefer… Kaptan herkesin gerçeginin ayri olduguna ve herkesin bir gün kendi gerçegini bulacagina inanirmis. Hatta miçosuyla çimacinin bir kayanin üstüne oturup sohbet ettiklerini gördügü gün, "Ah deli çocuk, bilmez misin ki denizcinin dostu, denizdedir" demis kendi kendine ama hiç karismamis bu imkansiz dostluga. Limana bir sonraki yanasmalarinda miço gelip de "Ah Kaptan ah, denizcinin dostu denizdeymis." deyince içinin ciz edecegini bile bile karismamis. Bir gün köye çesit çesit mali getirirken, yerle gögü bir eden korkunç bir firtinaya yakalanmislar. Usta denizci köye yanastiklarini biliyormus ama deniz fenerini göremedigi için bir türlü gerekli manevralari yapamiyormus. Neden sonra denzi fenerinden ciliz bir isigin yükseldigini görünce rahatlamis. Tam dümeni köye kiracakken, yagmur damlalarinin kanatlarina kirbaç gibi inmesine aldirmayan bir papagan gelip konmus omzuna ve dile gelmis: "Babasi terkettiginden , agabeyleri de denize sirtlarini döndüklerinden beri lanetli damgasiyla yasayan mavi gözlü ceylan, sirf gemin karaya oturmasin diye canini ortaya koyup yakti bu gece feneri. Ama köyün utanç içindeki halki lanetlidir deyip güvenmedi ona, delidir deyip disladi, her zaman oldugu gibi suçladi. Simdi incecik bedeni buz gibi gecenin ortasinda geminin limana yanasmasini bekliyor. Kimbilir belki de gizli bir sevdanin cesaretiyle tek basina firtinayla savasiyor." Beyaz Kaptan bu sözleri duyar duymaz önce kendisiyle sonra da miçosuyla yüzyüze gelmis. Ve bir anda firtinayi korkutan bir sesle gürlemis: "istikamet açik deniz!.." O günden sonra köy halki Beyaz Kaptan'in gemisini bir daha asla görememis. Bir daha asla dis dünyadan bir seye dokunamamis. Ama deniz kizlari, kimi hüzünlü gecelerde Beyaz Kaptan'in bilinmez denizlerde suda yüzen bir mavi gözlü ceylan gördügünü ve hüzünlü bir türkü söylemeye basladigini anlatip durmuslar:<BR>
<BR>
Bilirim ki sevgimiz<BR>
Aslinda veremedigimiz<BR>
Bir bilinmez denizde<BR>
Yitip gitti bedenimiz. <BR>
 <BR>
 <BR>
 <BR>
]]></description>
</item>

<item>
<title>Dünden daha hizli</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=139 </link>
<description><![CDATA[Her sabah bir ceylan uyanir Afrika'da. Kafasinda tek bir düsünce vardir. En hizli kosan aslandan daha hizli kosabilmek, yoksa aslana yem olacaktir.<BR>
<BR>
Her sabah bir aslan uyanir Afrika'da. Kafasinda tek bir düsünce vardir. En yavas kosan ceylandan daha hizli kosabilmek, yoksa açliktan ölecektir.<BR>
<BR>
ister aslan olun, ister ceylan olun hiç önemi yok... Yeterki günes dogdugunda kosuyor olmaniz gerektigini bilin. Hem de bir önceki günden daha hizli kosuyor olmaniz gerektigini bilin.<BR>
<BR>
Hayat adli kosuyu ne kadar güzel anlatmis Afrika atasözü; "Bir önceki günden daha hizli kosmak gerekmektedir."<BR>
<BR>
Çünkü eger aslansaniz,<BR>
<BR>
Ve en yavas kosan ceylani bir önceki gün yakalamissaniz ve bugün bir ceylan yakalamak niyetindeyseniz, Artik bilmelisiniz ki en yavas ceylan sizden daha hizlidir. O halde düne göre hizinizi arttirmak gerekmektedir.<BR>
<BR>
Yok eger ceylansaniz,<BR>
<BR>
Ve henüz aslana yem olmamissaniz, hizinizi düne göre arttirmalisiniz. Çünkü sira size gelmis olabilir.<BR>
<BR>
Yani...<BR>
<BR>
Hayat kosusunda, devam edebilmenin tek sarti var...<BR>
<BR>
"Dünden daha hizli olabilmek..."<BR>
<BR>
Bakin bakalim simdi kendi kendinize...<BR>
<BR>
Ondan, sundan, bundan degil "Dünden Hizli"misiniz???
]]></description>
</item>

<item>
<title>Bu Gece mi Yarin Gece mi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=140 </link>
<description><![CDATA[Dügün gecesi kayinpeder damatla dalga geçiyormus: <BR>
- Bakalim<BR>
demis, <BR>
- Aslanlar gibi gerdege bu gece mi gireceksin yoksa fareler gibi ertesi geceyi mi bekleyeceksin?<BR>
Damat siritarak cevap vermis: <BR>
- Ben tilki gibiyimdir efendim, dün gece girdim ...<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>iletisim Dedigin Böyle Olmali (mi) ?</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=141 </link>
<description><![CDATA[Bilinen bir fikra ama ben iletisemedigim (!) zaman bunu örnek olarak anlatirim. Tavsiye ederim....:)<BR>
Neyi neden istedigini açikça söylemeli insan. <BR>
<BR>
izmir'den trene binen yasli teyze, kondüktöre Ege sivesiyle:<BR>
<BR>
- "Menimen'e gelence beni haber et yavriiim, unutma" <BR>
<BR>
der. <BR>
<BR>
Gecenin ilerleyen saatlerinde Menemen'i geçer geçmez yasli teyzenin Menemen'de inecegi kondüktörün aklina gelir hemen makiniste gidip haber verir. Makinist de:<BR>
<BR>
- "Gecenin bu saatinde teyzeyi buralarda indiremiyecegimize göre geri geri gidecegiz soran olursa "tren makas degistiriyor deriz" <BR>
<BR>
diyor.<BR>
<BR>
Bir yarim saat geri geri giderek Menemen'e geliniyor ve Kondüktör, teyzeye gidip haber veriyor:<BR>
<BR>
" Hadi teyze Menemen'e geldik" <BR>
<BR>
Teyzem:<BR>
<BR>
- "sagol yavriiim"<BR>
<BR>
deyip çantasindan hapini çikarip içiyor.<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Renkler</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=142 </link>
<description><![CDATA[Temel ile Dursun beraber araba almislar. <BR>
Neyse bunlar trafik lambasina gelmisler, isik kirmizidaymis.<BR>
Temel Dursun'a:<BR>
-Ula ne güzel renk goreymisun<BR>
Sonra yesil olmus. Dursun Temel'e:<BR>
-Ben bu rengi daha cok begendim.<BR>
Sonra turuncu olmus.Ikiside birden:<BR>
-Iste bu en guzelidir<BR>
En sonunda tekrar kirmizi olmus.Dursun Temel'e:<BR>
-Hadi sür, bunu daha oncede gorduk, demis.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Ögretmenin Sorusu</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=143 </link>
<description><![CDATA[Ögretmen bir gün ögrencilerine söyle bir soru sormus :<BR>
- Insanlarda istem disi çalisan sey nedir ?<BR>
Ögrencilerden biri parmak kaldirip cevap vermis :<BR>
- Tik tir hocam...<BR>
Ögretmen soruyu bilen ögrencisine :<BR>
- Aferin oglum senin adinne? diye sormus.<BR>
Ögrenci :<BR>
- Tüleyman hocam... demis...<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>beyin</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=144 </link>
<description><![CDATA[Bir grup insan ölmek üzere olan yakinlarini ziyarete hastaneye giderler.Doktor onlara yakinlarinin ölecegini onu ancak beyin nakliyle kurtarabileceklerini ama bunun çok pahali oldugunu we beyin parasini onlarin ödemesi gerektigini söyler.içlerinden biri;<BR>
-peki doktor bey bir beyinin fiyati nedir?diye sorar.          doktor;<BR>
-erkek beyni 5000 dolar kadin beyni ise 200 dolar der.<BR>
  Odadaki erkekler gizli gizli gülmeye baslarlar bikadin ise;<BR>
-peki doktor bey neden fiyat farkli der.                        Bunun üzerine doktor;<BR>
-ee burda standartlara uymak zorundayiz.kadin beyni ucuz çünkü gerçekten kullanilmis oluyor...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Camci Bea...</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=145 </link>
<description><![CDATA[Kadinin evinde cam kirilmisti. Camciyi aradi ve siparis verdi. Yarim saat sonra zil çaldi. Kadin megafondan seslendi:<BR>
<BR>
- Kim o?<BR>
<BR>
- Camci bea..<BR>
<BR>
Kadin kapiyi açti ve camin takilacagi yeri gösterdi. Bes dakika sonra yine zil çaldi.<BR>
<BR>
- Kim o?<BR>
<BR>
- Camci bea..<BR>
<BR>
- Yanlislik var. Az önce bir camci gelmisti.<BR>
<BR>
- Düstük bea..<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>iddaci</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=146 </link>
<description><![CDATA[issiz güçsüz bir adamda kaynagi bilinmeyen çok ama çok fazla para varmis Herkes bu kadar çok parayi nerden kazandigini arastirip duruyormus. En sonunda adami karakola çagirmislar o kadar paranin hesabini vermesi için. adam gitmis karakola. komser hemen lafa dalmis. <BR>
<BR>
<BR>
-anlat bakalim bu kadar parayi nasil kazandin. üstelik bir isin bile yok. <BR>
<BR>
-ben herkesle iddiaya girerim komserim. ve her iddiayi da kazanirim. <BR>
<BR>
-olum sadece iddiaya girerek bu kadar para kazanilirmi. <BR>
<BR>
-size kanitliyablirim komiserim. <BR>
<BR>
-nasi kanitliyacan. <BR>
<BR>
-sizinle bi iddiaya girelim benim hiç iddia kaybetmiyecegimi anlarsiniz. 100 dolarina bahse girerimki ben sol gözümü isiririm. <BR>
<BR>
Komiser düsünmüs. bi insan nasil gözünü isirabilir diye ve sonunda olamiyacagina karar verip iddiaya girmis. adam bunun üzerine takma olan sol gözünü çikarip isirmis. Komiser hayretle onu izledikten sonra. <BR>
<BR>
- tamam ama bir iddiayla sana inanacak degilim demis. adam peki demis. <BR>
<BR>
- 500 dolarina iddiaya girerimki. sag gözümü de isiririm. <BR>
Komiser iki gözü de takma olsa bu adam göremez herhalde deyip bi daha girmis iddiaya. Sonra adam takma dislerini çikarip sag gözünü de isirmis. komser yine sasirmis ama pes etmemis. Hala inanmadim demis. Adam tamam sizinle son bir iddiaya daha girelim üstelik bu sefer bedava demis. Komser hemen kabul etmis.Nedir iddia demis? <BR>
<BR>
-benim s*kimin uzunlugu buradaki herkesin s*klerinin toplam uzunlugundan daha fazladir demis. komser söyle bi etrafina bakmis. Yaklasik on kisi var. herbirininki 15 santim olsa toplam 150 santim yapar. Tamam demis girmis iddiaya. Adam indirmis donunu bi bakmislar ki küçücük bisey. Komiser hani uzundu lan demis. Adam çekin komserim. Çekerseniz uzar demis. komser adamin seyini çekmeye baslamis. Çekiyomus çekiyomus. Uzamiyomus. O sirada adam bi arkadasina telefon etmis. <BR>
<BR>
-"Alooo Ali olum komserin eline verdim 10.000 DOLARI hazirla!.."<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Çarsaf</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=147 </link>
<description><![CDATA[Zengin, kibar orta yasli adamin biri kerhaneye gitmis.Bir kadini gözüne kestirmis ve anlasmislar. Adam kadina : <BR>
<BR>
-"Yalniz hanfendi ben saksafon çaldirmayi çok severim. Raziysaniz odaniza çikalim." demis. Kadin razi olmus ve odaya çikip baslamislar icraata.Islem esnasinda adam agirbasli bir sekilde ve periyodik olarak: -"Em! Em!" sonra "Üfle! Üfle!.." Is bitmis, adam kadina çikarip yüklüce bir para vermis.Kadin : <BR>
<BR>
-"Yalniz beyfendi bir sey sorabilir miyim?" demis.Adam <BR>
<BR>
-"Buyurun!" demis.Kadin: <BR>
<BR>
-"Demin "Em! Em!" demenizi anladim da o "Üfle! Üfle!" ne oluyordu?" demis.Adam: <BR>
<BR>
-"Valla hanfendi o kadar güçlü emiyordunuz ki çarsaf g*tüme kaçiyordu." <BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Her veda çiktigi kapiyi açik birakir</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=148 </link>
<description><![CDATA[Ayrilik, yarimlarin acisini birakir ömrümüzün herhangi bir vaktine. Yasanilan aci sadece bir sözcügün siradanligina sigdirilmistir. Oysa o, soluk alip verilen her dakikada saklidir. Gecenin karanligi ile gelen sizi, göçmen kuslarin kanadina takilan sevinç, kuzeyden esen rüzgarin kokusu, sonsuz dokunustur ayrilik. <BR>
Giden biraz yasanmislik biraz da yasanacak seyler götürmüstür. Biraz kendi ömründen biraz da onun ömründendir götürdügü. Oysa gözlerdeki issizlikta bulunmustur aranilan. Hiç bir bencillik kiyilarina ugramadan yanasilan bir limandir yasanilan. Onca kalabaligin içinde çirilçiplak bulunulan yalnizliktir paylastiklari. Uzun zamanlardan topladiklaridir birbirlerine sunduklari. Giden götürmüstür bir ömür biriktirdigi acilari da. <BR>
Bir kus kanadinin çirpinisi kadar kisadir. Her sey bir anda bitiverir. Bulundugu gibi, yürege kabul edildigi gibi, anlasildigi gibi degildir bu. Zamanin hizi daha acimasizca isler terk edisin duraginda. Baslarken duyulan kaygilarin dizildigi, kuskularin yer edindigi kadar uzun degildir ömrü. iki kirpigin bulusma anindan daha hizlidir bazen ayrilik. O ilmek ilmek islenen, günlerce diller dökülen ve bin türlü acinin içinden süzülerek getirilen sözcüklerin sihrinden yoksundur. Çünkü hiçbir yikimin hassasliga ihtiyaci yoktur. Onda ayrinti da yoktur. O sadece yikar giderken... ve yikim zaman ile bir bag kurmaz. Çünkü zamanin yeri yoktur gidenin biraktigi yerde. Giden zamani da almistir yaninda, gelecek geçmisin gölgesindedir artik. <BR>
Misralara sigmaz olur acinin derinligi. Uçurumlar ile kiyaslanir yalnizlik. Uçurum kenarinda gezer güzel ve aci anilar. Her seferinde kalandir bu uçuruma devrilen.Ve hep kalandir anilarin cenderesinde bogulan. Firtinalarda kaybolan, girdaplara takilan. Bilir ki kurtuldugu her firtinadan, çiktigi her kuytuluktan yoklugu duyacaktir. Bundandir ki hep kalan, ayriligin nedenlerini düsünür uzun uzun. Bir kuyunun derinliklerinde bulacagi isigin onu getirecegini sanarcasina. Çaresiz kalinca, sanik sandalyesini kurar. Bir kendini oturtur bir de gideni. Ama bulamaz suçu tespit eden bir delil. Hep pismanliktir gelip dilinin ucuna dolanan. Ve güzele dair anlara kizmaya baslar. Güzel anlardan pismanliklar gelip oturur içine. iste o zaman gerçekten bitmistir ask. Yasadigin güzellikten duyulan pismanlik bitirir her seyi. Oysa kizilan ayriliktir. Ayrilanin acimasizligidir. Belki de taninamayandir kizilan. <BR>
Giden hep bir kapi aralamistir kendine. Bir perde çekemez yasadiklarina ama daha bir güvenle bakar hayatina. Oysa hep bir kirik ayna tasir yaninda ve her düsündügünde aski o aynadan bakar kendine. Belki de kalandan bekledigi itaattir, kabullenistir, sesindeki çaresizligi hissedistir. Bilmez ki ne büyük bir yalnizliktir içine düstügü. Çünkü her veda kötü bir aliskanlik birakir insanin hayatina. Veda ettigin gibi edilen olmanin da korkusunu salar yüregine. O, acimasizligin nasil oldugunu bilir. Bunun içindir ki, aski bir önceki gibi yasayamaz. Çünkü askta acima olmadigi gibi acimasizliga da yer yoktur. Bu nedenle her yeni aska bu korkunun gölgesinde baslar giden. Artik giden degil kalan olmanin korkusu tasiyandir. <BR>
Her ayrilik, bir filmin sahnelerini bir romanin sayfalarini andirir. Bu yara bir daha asla kapanmaz ve hiçbir ilaç iyilestirmez sanilir. Artik ne kuslarin kanatlarina takilan sevinci duyumsar, ne bir çocugun tebessümünü fark eder ne de aglamak onu teselli eder. O sadece, yalnizliginin girdabinda nasil boguldugunu düsünür. Her ayrilik, bitmisligin veya zor ile kazanilanin kolay kaybedilmesinin kabullenilmemesidir; kendisine sorulmadan alinan bu kararin incittigi onur, sevgi sözlerinin ardinda gizlenmis olan terk edisin bir anda bilinmesidir ayrilik acisi. <BR>
Her veda çiktigi kapiyi açik birakir. Arkasindan kapatmaz, kapatamaz. Çünkü o arkasina bakmadan gidendir. Arkaya bakmanin, biraktigi yikintiyi görmenin anilarinda silinmeyen bir acinin resmini çizecegini bilir. Bu nedenle hiçbir veda arkasina bakmaz ve bu nedenledir ki, çiktigi kapiyi kapatmaz. Oysa her veda sunu hep unutur; her ask bir veda kapisindan girer. <BR>
<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Eskiya</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=149 </link>
<description><![CDATA[Bir grup eskiya bir köyü basmis ve bu köyün Turkiye'nin en namuslu köyü olarak nam saldiginida biliyorlar. Eskiyalar tüm köylüleri meydanda toplamis kadinlarin gözlerini baglamislar erkekleri de soyup siraya sokmuslar. Kadinlara demisler ki:<BR>
- Kocasinin p**isini eliyle taniyanin hayatini bagislayacagiz, yoksa öleceksiniz.<BR>
Bu arada eskiyalarda soyunup erkeklerin arasinda siraya geçmisler.<BR>
ilk kadin gözleri kapali siranin basindan itibaren erkeklerin p**isini ellemeye baslamis<BR>
- Bu benim koca degildir<BR>
- Bu benim koca degildir<BR>
- Bu benim koca degildir<BR>
- Bu bizim köyden degildir...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Ümitsizlige karsi sagir olun!</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=150 </link>
<description><![CDATA[Tarihin bir yerinde, canli varliklara kazanma hirsi <BR>
asilandigi bir vakitte, kaplumbagalar arasinda bir <BR>
yaris tertiplenmis. Hedef, çok yüksek bir kulenin <BR>
tepesine çikmakmis. <BR>
 <BR>
Vakti gelince, bir sürü kaplumbaga arkadaslarini <BR>
seyretmek için yaris yapilacak bölgeye toplanmislar. <BR>
Ve yaris baslamis. <BR>
 <BR>
Seyircilerden hiçbiri arkadaslarinin kulenin tepesine <BR>
çikabilecegine inanmiyormus. Kimileri bu inançlarini <BR>
yüksek sesle dile getirmekten kaçinmiyorlarmis. Öyle <BR>
ki, yarismacilarin bazilari ".....Zavallilar! Hiçbir <BR>
zaman basaramayacaklar!" seslerini dahi <BR>
isitebiliyormus. <BR>
 <BR>
Yarismaya katilan kaplumbagalar kulenin tepesine <BR>
ulasamayinca teker teker yarisi birakmaya baslamislar. <BR>
Içlerinden sadece bir tanesi inatla ve yilmaz bir <BR>
gayretle kuleye tirmanmaya çalisiyormus. <BR>
 <BR>
Seyircilerin sesleri yükselmeye baslamis; giderek <BR>
bagiranlarin sesleri yaris alaninda yankilanir olmus: <BR>
"...Zavallilar! Hiçbir zaman basaramayacaklar!" <BR>
 <BR>
Sonunda, bir tanesi hariç, diger kaplumbagalarin tümü <BR>
ümitlerini, gayretlerini yitirmis ve yarisi <BR>
terketmisler. <BR>
 <BR>
Ama yarista yapayalniz kalan son kaplumbaga, büyük bir <BR>
gayret ile mücadele ederek, kulenin tepesine çikmayi <BR>
basarmis. <BR>
 <BR>
Diger yarismacilar ve seyirciler, hayret içinde bu isi <BR>
nasil basardigini ögrenmek istemisler. Bir kaplumbaga <BR>
ona yaklasmis ve sormus, bu isi nasil basardin diye. <BR>
 <BR>
O anda farkina varmislar ki... <BR>
 <BR>
Kuleye çikan kaplumbaga sagirmis! <BR>
 <BR>
Sagir kaplumbaganin çikilmaz sanilan doruga tirmanmayi <BR>
basarmasi ile, kaplumbagalar dere tepe demeden <BR>
yeryüzüne yayilmanin, sabir ve kararlilikla yol <BR>
almanin ne demek oldugunu ögrenmis ve bunlari <BR>
gerçeklestirmeye cesaret bulmuslar. <BR>
 <BR>
Olumsuz düsünen insanlari duymayin... Onlar <BR>
kalbinizdeki ümitleri çalabilirler! <BR>
 <BR>
Duydugunuz ve okudugunuz kelimelerin gücünü düsünün. <BR>
Bu suretle her zaman pozitif olmaya çalismanin ilk <BR>
asamasini kaydetmis olursunuz... <BR>
 <BR>
Rüyalarinizi gerçeklestiremeyecegini söyleyenlere <BR>
karsi sagir olmak, size seslenenlere saygisizlik <BR>
degildir; düsünüze karsi sayginizi korumaniz <BR>
demektir. 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Mavi Kil</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=151 </link>
<description><![CDATA[istanbulda askeriyenin birinde bir subay sürekli 1 maasina iddaya girip, bütün iddalari kazaniyormus. Askeriyede iddaya giripte ütmedigi kisi kalmamis. En sonunda doguya sürgün edilmeye karar verilmis. istanbuldan Hakkariye sürgün edilmis. istanbuldaki albayi Hakkarideki albaya telefon açarak. Size sürgün bir subay gönderiyoruz. Napin yapin onunla iddaya girmeyin demis. Bunu duyan albay karsisindakine benim askeriyemde her türlü idda, bahis oyunlari zaten yasaktir demis. Subay askeriye gelir gelmez albay yanina çagirmis. Subaya, duyduguma göre sen çok iddaci birisiymisssin demis. Bunu üzerine subay öyle ama sizinle kesinlikle iddaya girmem komutanim demis. Adam huylanmis. Olum neden benle iddaya girmezsin demis. Subay: Komutan sizin gözleriniz mavi sizin götünüzde mavi kil vardir bu kisiler çok sansli olurlar o yüzden ben böyle kisilerle iddaya girmem demis. Komutan yok bende dediysede subay vardir komutanim demis. Komutan sonunda dayanamamis varmisin iddaya demis. Adam varim demis ve 1 masina iddaya girmisler. Subay demis komutanim simdi siz bakip yok deseniz ben inanmam ben bakip var desem siz inanmazsiniz demis. Biz en iyisi bütün askerlere gösterip öyle karar verelim demis. Komutan ben götümü hiç kimseye göstermem demis bunu üzerine subay yüzünüzü kapattikmi sizi kimse tanimaz komutanim demis ve askeriyenin ortasinda bi çadir kurulmus gelen asker yok demis. Sonra komutan kalkip bak gördün mü iddayi ben kazandim demis. Subay haklisiniz albayim alin su 1 masim demis ve albaya vermis. Gururla odasina dönen albay istanbulu arayip istanbuldaki albayi telefona istemis. Albay telefona gelmis. Baslamis Hakkarili albay sizin iddacida hiç bir boktan anlmiyo demin bi idda  kaybetti deyince istanbullu albay telasla. Etmeyin albayim götünüzü bütün askeriyeyemi gösterdi yoksa der. Bunu üzerine albay sorar nerden bildin. istanbullu albay cevap verir. Burda bütün askeriyeyle 1'er masina iddaya girmisti 1 hafat içinde ordaki albayin götünü bütün askeriryeye gösterecegim diye.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Baban Var mudur?</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=152 </link>
<description><![CDATA[Temelin askerlik yaptigi bölükte bir gün Temelin arkadasinin babasi ölür. <BR>
Komutanlari der bunu alistira alistira kim söler. <BR>
Birden Temel akilarina gelmis.Temeli çagirmislar. Anlatmislar durumu. <BR>
Temel hemen arkadasi cemali yanina çagirir. <BR>
- Ula Cemal Senin Amcan Varmudur? <BR>
- Vardur. <BR>
- Dayin Varmudur? <BR>
- Vardur. <BR>
- Teyzen Varmudur? <BR>
- Vardur. <BR>
- Annen Varmudur? <BR>
- Vardur. <BR>
- Baban Varmudur? <BR>
- Vardur. <BR>
- Nah Vardur! <BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Asker</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=153 </link>
<description><![CDATA[birgün çocugun biri kumsalda tek basina oyun oynuyomus cocugu gören nöbetçi polis çocugun yanina yaklasip <BR>
-"napiyosun evladim"der babacan bir sesle,<BR>
-"polis yapiyorum bey amca" diye cevap verir.gururlanan polis, <BR>
-"aferin sana ne kullaniyosun" diye sorar.çocuk;<BR>
-"biraz kum biraz su biraz da bok karistiriyorum"diyince polis köpürür ve çocugu bi güzel döver. bu dayak muhabbeti 3-5 gün sürer. artik çocugu dövmeyi adet edinen polis çocugu yine dövmek için;<BR>
-"napiyon lan burada"diye sorar.yedigi dayaklardan çehresi degismis olan çocuk;<BR>
-"jandarma yapiyorum amca" der. bu cevaba sasiran polis;<BR>
-"ne kullaniyorsun" diye sorar. çocuk;<BR>
-"biraz su biraz da kum karistiriyorum"<BR>
der. polis;<BR>
-"hani bunun boku" diye sorar,cocuk;<BR>
-"boku karistirinca polis oluyo amca der.      
]]></description>
</item>

<item>
<title>Oflu ile Çinli</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=154 </link>
<description><![CDATA[Çinli'nin biri of'da bir kahvehaneye girer yüksek bir sesle <BR>
- içinizde bana yan bakan delikanli varmi diye sorar,<BR>
tabi bizim sazan temel,<BR>
- Ben varim diye atlar,<BR>
ikisi beraber disariya çikar,aradan bes dakika geçer ve temel gözü morarmis bir halde kahveden içeri girer,hemen ardindan giren çinli'de kasila kasila temeli göstererek <BR>
- Ona yokohamanin tekmesi teknigiyle vurdum der,<BR>
Ertesi gün çinli yine kahveye gelir,herkese meydan okur,temel tekrar kalkar,disariya çiktiktan bes dakika sonra temel burnu kirilmis diger gözü morarmis bir vaziyette içeri girer,arkasindan içeri giren çinli yine temeli göstererek <BR>
- Bukez ona ejderin yumrugu teknigiyle vurdum der' <BR>
Üçüncü gün çinli'nin restini yine temel görür,ikisi beraber disari çikarlar,herkes temeli beklerken,çinli agzi burnu kirilmis,üstü basi kan revan içinde içeri girer,hemen arkasindan kasila kasila kahveye giren temel,eliyle çinliyi isaret ederek <BR>
- Ona toyota'nin kirikosuyla vurdum' der !...<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Korkma Sen</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=155 </link>
<description><![CDATA[Temel Trabzon'dan Istanbul'a gelmis. EEE Istanbul'a gelinirde kerhaneye gidilmezmi.<BR>
Neyse Temel gitmis camin onun bakiyormus kadinlara. Sonra kadin sormus: <BR>
- Begendin mi?diye.<BR>
Temel de kafa sallamis.<BR>
Sonra kadin camin arkasindan bagirmis:<BR>
- Kapi acik, kapi acik diye.<BR>
Temel hala bakiyor hic bir sey yapmiyor.<BR>
Neyse kadin tekrar bagirmis:<BR>
- Kapi acik,kapi acik diye.<BR>
Sonra Temel kapiya dogru yonelmis. Bunu gören kadin, hemen iceri girmis yatagi hazirlamis ve yatmis Temel'i bekliyor. Aradan 10 dakika gecmis Temel yok.<BR>
Kadin tekrar camin oraya gitmis, bakmis bizim Temel orda.<BR>
Temel sakin bir sekilde:<BR>
- Kapiyi kapattum bacu, korkma sen.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Evlilige Dair</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=156 </link>
<description><![CDATA[1.Evli erkeklerin psikolojisi arkadaslarla lokantaya gitmeye benzer.<BR>
istedigin yemegi siparis edersin sonra yanindakinin istedigi yemegi<BR>
görüp: <BR>
 -"Keske onu isteseydim"<BR>
dersin.<BR>
2.Bir davette bir hanim arkadasina sorar:<BR>
 -"Alyansini yanlis parmagina takmiyor musun?"<BR>
Diger hanim cevap verir:<BR>
 -"Evet yanlis adamla evliyimde ondan"<BR>
3.Bir adam evlenene kadar eksik sayilir evlenince tam bitmis olur.<BR>
4.Bir genç babasina sorar:<BR>
 -"Baba evlenmek kaça malolur?"<BR>
Baba cevap verir:<BR>
 -"Bilmiyorum oglum,ben hala ödüyorum."<BR>
5.Adam anlatiyormus: <BR>
 -"Evlenene kadar mutlulugun ne oldugunu bilmezdi, sonra da geç oldu."<BR>
6.Yeni evlenmis bir adam mutlu ise nedenini hemen anlariz.<BR>
On yillik bir adam mutlu ise nedenini merak ederiz!<BR>
7.Evliligin ilk yilinda adam konusur kadin dinler,<BR>
ikinci yilinda kadin konusur adam dinler,<BR>
üçüncü yilinda her ikiside konusur,komsular dinler.<BR>
8.Bir kavgadan sonra kadin kocasina bagirir:<BR>
 -"Seninle evlendigimde tam bir aptalmisim." <BR>
Adam cevap verir:<BR>
 -"Evet çok asiktim farkedemedim."<BR>
9.Bir adam gazeteye ilan vermis:<BR>
 -"Es ariyorum"<BR>
Ertesi gün yüzlerce mektup almis.<BR>
Hepsi ayni seyi söylüyormus<BR>
 -"Benimkini alabilirsin."<BR>
10.Bir adam karisina arabasinin kapisini tutuyorsa emin olabilirsiniz:<BR>
 Ya arabasi yenidir,ya da karisi!<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Papagan</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=157 </link>
<description><![CDATA[Bir gün Nam-i Kemal bir papagan alir ve eve getirir. N.Kemal uçkuruna düskün ve hergün eve farkli hatunlar getiren bir hayat sürmektedir. Tabi bir hatunla iliskiye girecegi vakit papagan bunlari izlemeye baslar, bundan da N.Kemal rahatsiz olur ve papagani aldigi yere gider ve durumu anlatir satan kisi papaganin kulagina egilip ona senin g*tünü s*kerim dersen gözlerini kapatir der. Bunun üzerine N.Kemal eve sarisin bomba gibi bir hatun götürür yine iliskiye girecekleri zaman papagan bunlari izlemeye baslar. N.Kemel kalkar ve papagana senin g*tünü s*kerim der. Tabi papagan hemen gözlerini kapatir. Bunun üzerine kadina derki: sen bacaklarini ayir ben burdan masaya oradan sehpaya oradan kanepe ve oradanda senin üstüne atliyacagim. O sira papagan yine gözlerini açar. N.Kemal papaganin gözlerini kapamasi için tekrar küfür eder. Papagan o zaman derki anamida s*ksen bu pozisyonu kaçirmam.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Aslan nakli</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=158 </link>
<description><![CDATA[Aslanin bir tanesi bir hayvanat bahçesinden bir hayvanat bahçesine nakli yapilacaktir. aslani kargo uçagiyla yollamaya karar verirler. <BR>
<BR>
-Aslan uçakta konuldugu kafesten kurtulur pilot kabinine girer.aslan pilota:<BR>
-seni yiyecem der<BR>
pilot beni yeme aslan kardes yersen uçagi kim kullanacak <BR>
<BR>
-Dogru söylüyon kardes der uçus mühendisine döner seni yiyecem der<BR>
<BR>
-Beni yeme aslan kardes tamam uçagi kullanan pilot ama pilota kordinati veren benim ben olmasam pilot bi ise yaramaz<BR>
<BR>
-Dogru söylüyon kardes der hostese döner<BR>
<BR>
-Seni yiyecem der hostess<BR>
<BR>
-Hii beni yede uçak yere indiginde pilotla uçus mühendisi seni *iksin..
]]></description>
</item>

<item>
<title>at yarisi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=159 </link>
<description><![CDATA[adam hipodrama gider yasli bir adama amca ikili oynayacagim bana tiyo verirmisin der adam kaç beden pantalon giyiyorsun der bizimki 48 der ozaman git 4/8 oyna der adam 4/8 oynar ve kazanir tekrar adama gider amca bir tiyo daha ver der adam kaç numara ayakkabi giyiyorsun der bizimki 39 der adam o zaman git 3/9 oyna der bizimki oynar ve yaris 3/9 biter ve kazanir tekrar adama gider ve amca bir tiyo daha verirmisin der adam senin erkeklik organin kaç santim der adam kasilarak 18 santin der adam o zaman git 1/8 oyna der yaris 1/2 biter bizimki keske dogruyu söyleseydim der.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Lao Tzu </title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=160 </link>
<description><![CDATA[Öykümüz ünlü Çin düsünürü, Taoizm'in iki kurucusundan biri olan Lao Çu'nun (Lao Tzu) devrinde geçer. Lao Çu bu öyküyü çok sever, sik sik anlatirmis. <BR>
<BR>
  <BR>
<BR>
Efendim köyde yasli bir adam varmis. Çok fakir. Ama imparator bile onu kiskanirmis.. Öyle dillere destan beyaz bir ati varmis ki.. Imparator at için ihtiyara neredeyse hazinesinin tamamini teklif etmis, ama adam satmaya yanasmamis. "Bu at, bir at degil benim için.. Bir dost.. Insan dostunu satar mi?"dermis hep.. <BR>
<BR>
  <BR>
<BR>
Bir sabah kalkmislar ki, at yok.. Köylüler ihtiyarin basina toplanmis.. "Seni ihtiyar bunak.. Bu ati sana birakmayacaklari, çalacaklari belliydi. imparatora satsaydin, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yasardin. Simdi ne paran var, ne de atin" demisler.. <BR>
<BR>
 <BR>
<BR>
ihtiyar, "karar vermek için acele etmeyin" demis.. Sadece 'at kayip' deyin. Çünkü gerçek bu.. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiginiz karar. Atimin kaybolmasi bir talihsizlik mi, yoksa bir sans mi, bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir baslangiç. Arkasinin nasil gelecegini kimse bilemez.." <BR>
<BR>
  <BR>
<BR>
Köylüler ihtiyara kahkahalarla gülmüsler. Ama aradan iki hafta geçmeden, at bir gece ansizin dönmüs.. Meger çalinmamis, daglara gitmis kendi basina. Dönerken de, vadideki 12 vahsi ati pesine takip getirmis. <BR>
<BR>
 <BR>
<BR>
Köylüler, ihtiyar adamin etrafina toplanip özür dilemisler.. "Babalik" demisler.. "Sen hakli çiktin.. Atinin kaybolmasi bir talihsizlik degil, adeta bir devlet kusu oldu senin için.. Simdi bir at sürün var.." <BR>
<BR>
  <BR>
<BR>
"Karar vermek için gene acele ediyorsunuz" demis ihtiyar. Sadece atin geri döndügünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getirecegini henüz bilmiyoruz. Bu daha baslangiç.. Birinci cümlenin ilk kelimesini okur okumaz kitap hakkinda nasil fikir yürütebilirsiniz?.." <BR>
<BR>
 <BR>
<BR>
Köylüler bu defa ihtiyarla dalga geçmemisler açiktan ama, içlerinden "Bu herif sahiden gerzek" diye düsünmüsler.. Bir hafta geçmeden, vahsi atlari terbiye etmeye çalisan ihtiyarin tek oglu attan düsmüs ve ayagini kirmis. Evin geçimini temin eden ogul simdi uzun zaman yatakta kalacakmis. <BR>
<BR>
 <BR>
<BR>
Köylüler gene gelmisler ihtiyara.. <BR>
<BR>
  <BR>
<BR>
"Bir kez daha hakli çiktin" demisler. "Bu atlar yüzünden tek oglun uzun süre yürüyemeyecek. Sana bakacak baskasi da yok.. Simdi eskisinden daha fakir, daha zavalli olacaksin" demisler. <BR>
<BR>
 <BR>
<BR>
ihtiyar "Siz erken karar verme hastaligina tutulmussunuz" diye cevap vermis. "O kadar acele etmeyin. Oglum bacagini kirdi. Gerçek bu.. Ötesi sizin verdiginiz karar.. Ama acaba ne kadar dogru.. Hayat böyle küçük parçalar halinde ilerler ve ondan sonra neler olacagi size aslabildirilmez.." <BR>
<BR>
 <BR>
<BR>
Birkaç hafta sonra, düsmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldirmis. Imparator son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çagirmis. Köye gelen görevliler, ihtiyarin kirik bacakli oglu disinda bütün gençleri askere almislar. Köyü matem sarmis. Çünkü savasin kazanilmasina imkan yok gibiymis; giden gençlerin ya ölecegini ya esir düsüp köle diye satilacagini herkes adeta biliyormus. <BR>
<BR>
 <BR>
<BR>
Köylüler, gene ihtiyara gelmisler.. <BR>
<BR>
  <BR>
<BR>
"Gene hakli oldugun kanitlandi" demisler. "Oglunun bacagi kirik, ama hiç degilse yaninda. Oysa bizimkiler belki asla köye dönemeyecekler. Oglunun bacaginin kirilmasi talihsizlik degil, sansmis meger.." <BR>
<BR>
  <BR>
<BR>
"Siz erken karar vermeye devam edin" demis, ihtiyar.. Oysa ne olacagini kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oglum yanimda, sizinkiler askerde.. Ama bunlarin hangisinin talih, hangisinin talihsizlik oldugunu sadece Allah biliyor." <BR>
<BR>
  <BR>
<BR>
Bir yol biter yenisi baslar <BR>
<BR>
  <BR>
<BR>
Lao Tzu, öyküsünü su nasihatla tamamlarmis, etrafina anlattiginda: "Acele karar vermeyin. O zaman sizin de herkesten farkiniz kalmaz. Hayatin küçük bir parçasina bakip tamami hakkinda karar vermekten kaçinin. <BR>
<BR>
  <BR>
<BR>
Karar aklin durmasi halidir. Karar verdiniz mi, akil düsünmeyi, dolayisiyla gelismeyi durdurur. Buna ragmen akil insani daima karara zorlar. Çünkü gelisme halinde olmak tehlikelidir ve insani huzursuz yapar. Oysa yolculuk asla sona ermez. Bir yol biterken, yenisi baslar. Bir kapi kapanirken, bir baskasi açilir. Bir hedefe ulasirsiniz ve daha yüksek bir hedefin hemen oracikta oldugunu görürsünüz. <BR>
<BR>
  <BR>
<BR>
Hayat çetrefil bir yolculuk. Güzergahi kimse bilmez. Acele karar vermek, ecele karar vermektir<BR>
 <BR>
]]></description>
</item>

<item>
<title>Cikita Muz</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=161 </link>
<description><![CDATA[Temel bir gun Amerikaya gitmis, tabi turist olarak. Neyse orda pazardan gecerken cani muz cekmis, ama Temel ingilizce bilmiyor. Cani cok cekmis gitmis, eliyle muzlari gostermis, muzlari satan kadin:<BR>
- "Six pounds Six pounds(6 lira)" demis.<BR>
Bizim Temelde beni *ik, beni *ik anlamis. Neyse tekrar sormus.Kadin:<BR>
- "Six pounds, Six pounds"demis.<BR>
Temel tovbe tovbe demis ve tekrar sormus.Kadin tekrar:<BR>
- "Six Pounds, Six Pounds", demis.<BR>
Temel sinirlenmis cikarmis s*k*n*. Bunu goren Kadin: <BR>
- "No Fuck, No Fuck(s*k*smek yok)"demis.<BR>
Temel:<BR>
- "Ufak Mufak Idare Eder iste".
]]></description>
</item>

<item>
<title>Mutluluk</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=162 </link>
<description><![CDATA[insanoglu mutlulugu hep hor kullaniyormus...<BR>
Hep sikayetçi hep bikkinmis...<BR>
Birgün melekler mutlulugu saklamaya karar vermisler.<BR>
'' Saklayalim, zor bulsunlar .Zor bulduklari için belki  kiymetini<BR>
bilirler'' diyerek baslamislar tartismaya.Sorun büyükmüs.Mutlulugu saklamak kolay<BR>
degilmis çünkü.Kimisi '' Everest'in tepesine saklayalim '' demis, kimisi '' Atlas Okyanusu'nun dibine'' demis. Tac Mahal'in kubbesi,Mekke sokaklari, italyan sofrasi,bir hastanenin yeni<BR>
dogan odasi,dondurma külahi,sarap sisesi,sigara paketi,lale bahçesi...<BR>
Pek çok yer düsünmüsler ama hiçbiri yeterince zor gelmemis...<BR>
Derken meleklerden biri '' iÇLERiNE SAKLAYALIM '' demis. '' Kimsenin aklina gelmez içine bakmak''<BR>
iste o gün bugündür mutluluk insanin kendi içinde sakliymis... Hiçbir mutluluk kolay gelmiyor.Kolay kolay gülmüyor insanin yüzü...<BR>
Emekte ve insanin içinde sakli mutluluk.Ne baskasinin ekmeginde ,ne baskasinin evinde, ne de baska bir seyde......<BR>
Bu yüzden gözünüz hep içeride olsun<BR>
Siz disini bosverin , içine bakin...<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Çilgin Moruk</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=163 </link>
<description><![CDATA[Yasli bir amca parkta bir banka çökmüs etrafi seyrediyormus....Derken yanina bir delikanli gelmis ki saçlari yesil, kirmizi, turuncu, mavi, sari renk boyali... Adam çocuga bakakalmis....çocuk da küstah bir sesle:<BR>
- "Ne var moruk, sen hayatinda hiç çilginca bir sey yapmadin mi" demis.. Adam gülümsemis: <BR>
-"Yaptim.. bir seferinde çok sarhostum ve bir papagani becermistim.. simdi de yoksa bu çocuk benim oglummu diye merak ediyorum..."<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Ümit</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=164 </link>
<description><![CDATA[Bir ögle vakti, bir lokantada yemek yerken, yan masalardan birinde kanser uzmani olduklarini anladigim 2 doktorun konusmalarina kulak misafiri oldum.<BR>
Biri, yana yakila sikayet ediyordu: <BR>
- "Bob, anlamiyorum bir türlü. Seninle ben ayni ilaçlari, ayni dozda, ayni düzende ve ayni kriterlere göre uyguluyoruz fakat benim hastalarimin tedaviye cevap verme orani yüzde 22, seninkilerin ise yüzde74 ki bu oranda bir iyilesme, metastaz kanserinde duyulmamis bir sey. Bunu nasil basariyorsun?"<BR>
Meslek tasi cevap verdi:<BR>
- "ikimizde tedavi için etoposide, platinum,oncovin ve hydroxyurea kullaniyoruz. Biliyorsun, biz doktorlar bu 4 ilacin ismini birlestirip kisaca "EPOH" demeyi adet edinmisiz.<BR>
Ben bu siralamayi degistirdim hastalarima, kendilerine "HOPE" (ÜMiT) verdigimi söylüyorum.<BR>
Böylece, durumlari kötü olsa bile, onlara yinede bir ümidin var oldugunu hissettiriyorum..."<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Ask</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=165 </link>
<description><![CDATA[Bir zamanlar, bütün duygularin üzerinde yasadigi bir ada varmis:<BR>
Mutluluk, Üzüntü, Bilgi ve tüm digerleri, Ask dahil.<BR>
<BR>
Bir gün, adanin batmakta oldugu, duygulara haber verilmis. Bunun üzerine hepsi adayi terk etmek için sandallarini hazirlamislar.<BR>
Ask, adada en sona kalan duygu olmus çünkü mümkün olan en son ana kadar beklemek istemis.<BR>
Ada neredeyse battigi zaman, Ask yardim istemeye karar vermis. Zenginlik, çok büyük bir teknenin içinde, geçmekteymis.<BR>
Ask, "Zenginlik, beni de yanina alir misin?" diye sormus.<BR>
Zenginlik, "Hayir, alamam.Teknemde çok fazla altin ve gümüs var, senin için yer yok." demis.<BR>
Ask, çok güzel bir yelkenlinin içindeki Kibir'den yardim istemis. "Kibir, lütfen bana yardim et!", <BR>
Kibir "Sana yardim edemem, Ask. Sirilsiklamsin ve yelkenlimi mahvedebilirsin." diye cevap vermis.<BR>
Üzüntü yakinlardaymis ve Ask yardim istemis: "Üzüntü, seninle geleyim."<BR>
Üzüntü "Of, Ask, o kadar üzgünüm ki, yalniz kalmaya ihtiyacim var."<BR>
Mutluluk da Ask'in yanindan geçmis; ama o kadar mutluymus ki Ask'in çagrisini duymamis.<BR>
Ask, birden bir ses duymus. "Gel Ask! Seni yanima alacagim..."<BR>
Bu Ask'tan daha yaslica birisiymis. Ask o kadar sansli ve mutlu hissetmis ki, onu yanina alanin kim oldugunu ögrenmeyi akil edememis.<BR>
Yeni bir kara parçasina vardiklarinda, Ask'a yardim eden yoluna devam etmis. Ona ne kadar borçlu oldugunu fark eden Ask, Bilgi'ye sormus:<BR>
"Bana yardim eden kimdi?" Bilgi "O, Zaman'di" diye cevap vermis.<BR>
"Zaman mi? Neden bana yardim etti ki?" diye sormus Ask.<BR>
Bilgi gülümsemis:<BR>
<BR>
"Çünkü sadece Zaman Ask'in ne kadar büyük oldugunu anlayabilir…"<BR>
<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Kaz Yolma Operasyonu</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=166 </link>
<description><![CDATA[Çok soguk bir kis günü padisah, tebdil-i kiyafet<BR>
yapip gezmeye karar verir. Yanina bas vezirini de<BR>
alarak yola çikar. Az gidip, uz gidip bir derenin<BR>
kenarina varirlar. Dere kenarinda kan ter içinde<BR>
çalisan bir ihtiyar görürüler. Adam elindeki derileri<BR>
suya sokup, döverek tabaklamaktadir. Tebdil-i kiyafet<BR>
yapan Padisah ihtiyari selamlar.<BR>
-" Selamün aleyküm ey piri fani."<BR>
-" Aleykümselam ey Serdar-i Cihan".<BR>
Padisah sorar:<BR>
-" Altilarda ne yaptin ?"<BR>
-"Altiya alti katmayinca, otuz ikiye yetmiyor<BR>
sultanim"<BR>
diye cevap verir yasli adam. Padisah gene sorar:<BR>
-" Geceleri de mi kalkmadin ?"<BR>
-" Kalktik kalkmasina amma, ellere yaradi" der<BR>
ihtiyar.<BR>
Padisah bu cevaba güler.<BR>
-" Peki bir kaz göndersem yolar misin ?"<BR>
-" Elbette sultanim. Hem de hiç ciyaklatmadan."<BR>
Padisahla bas vezir adamin yanindan ayrilip yola<BR>
koyulurlar. Sultan vezirine döner.<BR>
-" Ne konustugumuzu anladin mi Vezir?" diye sorar.<BR>
-" Hayir padisahim" seklinde cevap alinca Padisah<BR>
sinirlenir.<BR>
-" Ey vezir bu aksama kadar ne konustugumuzu<BR>
anlamazsan tiz kelleni alirim." der.<BR>
Korkuya kapilan bas vezir, padisahi saraya biraktiktan<BR>
sonra kafadan olma telasiyla dere kenarina kosar.<BR>
ihtiyar adami hala orada çalisiyor görünce derince bir<BR>
oh çeker. Nefes nefese vezir.<BR>
-" Ne konustunuz siz padisahla" diye sorar. Hem merak<BR>
hem de telasla.<BR>
Adam, bas veziri söyle bir süzer.<BR>
-" Kusura bakma. Bedava söyleyemem. Ver bir yüz altin<BR>
söyleyeyim." der sonra da. Vezir el mahkum yüz altini<BR>
verir.<BR>
"Sen padisahi, serdar-i cihan, diye selamladin. Oysa<BR>
ki kiyafetini degistirmis idi. Nereden anladin padisah<BR>
oldugunu."<BR>
-" Ben dericiyim. Onun sirtindaki kürkü padisahtan<BR>
baskasi giyemezdi" diye cevaplar soruyu keseyi keyifle<BR>
kusagina yerlestirirken. Vezir saskin bir halde bu kez<BR>
de<BR>
-" Peki, altilara alti katmayinca, otuz ikiye yetmiyor<BR>
da ne demek." Diye sorar. Adam ikinci keseye uzatirken<BR>
elini<BR>
-" Padisah, alti aylik yaz döneminde çalismadin mi ki, <BR>
kis günü çalisiyorsun, diye sormustu. Ben de, yalnizca<BR>
alti ay yaz degil, alti ay da kis çalismazsak, yemek<BR>
bulamiyoruz" dedim.<BR>
Vezir bir soru daha sordu yüzlügü pesin pesin<BR>
uzatirken ihtiyara.<BR>
-" Geceleri kalkmadin mi ne demek oluyor pekala?"<BR>
-" Çocuklarin yok mu?" diye sordu. Var, ama hepsi<BR>
evlatlarimin kiz. Evlendiler, baskasina yaradilar, <BR>
diye cevapladim."<BR>
Bu gizemli konusma sirasinda hayretten hayrete düsen<BR>
vezir son bir soru sormaya yeltenir;<BR>
-"Her seyi anladim da 'kaz gönderirsem yolar misin?'<BR>
dedi ya, Padisah o kaldi aklimda. "Peki onun anlami<BR>
neydi, çok merak ettim?" der.<BR>
ihtiyar muzip muzip güler.<BR>
-"Onu da sen bul..."<BR>
<BR>
<BR>
]]></description>
</item>

<item>
<title>Kardeslik</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=167 </link>
<description><![CDATA[Bir zamanlar, birbirine bitisik iki çiftlikte yasayan iki erkek kardes vardi. Günlerden bir gün bu iki kardes arasinda bir anlasmazlik bas gösterdi. iki kardes arasinda o zamana degin ilk kez görülen anlasmazlik, giderek büyüdü ve kardesler arasinda ayriliga neden oldu. iki kardes, birbirlerine yalnizca küsmekle kalmadilar, yillardir ortaklasa kullandiklari tarim makinelerine degin sahip olduklari tüm araç gereçlerini ve mal varliklarini da ayirdilar. Küçük bir yanlis anlama sonucu baslayan anlasmazligi izleyen ayrilik, giderek büyüyen bir uçuruma dönüstü ve en sonunda yerini, karsilikli kullanilan hos olmayan sözlere birakti.Bunun arkasindan da beklenenler oldu ve kardesler arasinda önce siddetli bir kavga, sonra da ürkütücü bir sessizlik yasanmaya basladi. Bir sabah, bu iki kardesten büyügünün kapisina bir usta geldi. Elinde büyük bir marangoz çantasi vardi. <BR>
Ev sahibinden geçici bir is istedi: <BR>
-Yapilacak ufak tefek bir isiniz varsa, size yardimci olmak isterim, dedi. <BR>
-Elimden hemen her is gelir. Birkaç gün çalisirim, isi bitiririm.Büyük kardesin aklina o an bir is geldi. <BR>
-Evet, sana göre bir isim var, dedi ve küçük kardesinin çiftligini isaret etti. <BR>
-Su derenin karsisindaki çiftlik, komsumundur. Daha dogrusu, benim küçük kardesime aittir o çiftlik. Geçen haftaya dek benim çiftligimle onun çiftligi arasinda bir otlak vardi.Sonra <BR>
o, buldozeriyle oraya irmak bendi <BR>
yapti ve simdi aramizda, otlak yerine, çiftliklerimizi birbirinden ayran bir dere var. is isteyen adam, büyük kardesin söylediklerini dikkatle dinledikten sonra sordu: <BR>
-Benden ne yapmami istiyorsunuz? dedi.<BR>
Büyük kardes önce kuskusunu, sonra da kararini açikladi:<BR>
-Kardesim bunu, bana aci vermek için yapmis olabilir,dedi.<BR>
-Fakat simdi ben, onun yaptigindan daha büyük bir sey yapacagim. Bunlari söyledikten sonra adami aldi, ahirlarin oldugu yere götürdü ve duvarin dibinde yigili duran kütükleri gösterdi:<BR>
-Senden, bu kütükleri kullanarak, iki çiftlik arasinda üç metre yükseklikte bir çit yapmani istiyorum , dedi.<BR>
-Kaç gün çalisirsan çalis, nasil yaparsan yap ama bana öyle bir çit yap ki, gözlerim kardesimin çiftligini artik görmek zorunda kalmasin.<BR>
is arayan usta, basini salladi:<BR>
-Sanirim durumu anladim, efendim, dedi. <BR>
-Simdi bana çivilerin, kazma küregin yerini gösterin ki hemen isime baslayayim.<BR>
Büyük kardes ustaya kazma, küregin ve çivilerin oldugu yeri gösterdikten sonra, alisveris yapmak için kasabaya gitti. Usta ise, tüm gün boyunca ölçerek, keserek, çivileyerek siki bir biçimde çalismaya koyuldu. Aksam günes batarken o isini bitirmis, çiftlik sahibi büyük kardes ise alisverisini tamamlamis, kasabadan dönüyordu. Çiftlige gelir gelmez ustanin yaptiklarina bakti ve saskinliktan gözleri, yuvalarindan firlayacakmis gibi açildi. Karsisinda, yapilmasini istedigi çit yoktu ama, derenin bir yakasindan öteki yakasina uzanan görkemli bir köprü vardi. Biri kendi çiftliginin topragina, öteki küçük kardesinin çiftliginin topragina oturtulmus saglam iki ayak üzerinde, yanlarindaki korkuluklarina varincaya dek tüm ayrintilariyla yapilmis ve tam anlamiyla "usta isi" denilecek kusursuzlukta bir köprü uzaniyordu. Büyük kardes, hala geçmeyen saskinligiyla bu köprüyü seyrederken, karsidan birinin geldigini gördü. Dikkatle baktiginda gelen kisinin, komsusu, yani küçük kardesi oldugunu anladi. Kardesi, kollarini iki yana açmis olarak köprünün karsi ucundan kendisine dogru yürüyordu.<BR>
-Benim sana karsi yaptigim bunca haksizliga ve söyledigim bunca kötü sözlere karsin sen, bu köprüyü yaptirarak ne denli iyi ve ne denli büyük bir insan oldugunu gösterdin, dedi agabeyine.<BR>
-Simdi bir büyüklük daha yap ve sen de kollarini açarak bana gel...<BR>
Köprünün iki ucundan ortaya dogru yürüyen kardesler, köprünün ortasinda bir araya geldiler ve özlemle kucaklastilar. Büyük kardes bir ara arkasina baktiginda, çantasini toplayip, oradan ayrilmakta olan ustayi gördü. <BR>
-Gitme, dur, bekle, diye seslendi, ona. <BR>
-Sana yaptiracagim birkaç is daha var, çiftligimde... <BR>
Usta gülümsedi;<BR>
-Ben buradaki isimi tamamladim, gitmem gerek, dedi ve ekledi:<BR>
-Yapmam gereken daha çok köprü var. Köprüleri kurabilecek gücünüz hiç eksik olmasin, Köprüleri kurduktan sonra da, yikilmamasi için sik sik bakimini yapin, yani sevdiklerinize zaman ayirin, o köprü yoluyla sik sik gönüllerini ziyaret edin.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Saka</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=168 </link>
<description><![CDATA[lazin biri,sandalin içine oturmus,Allah'a yalvarmaktadir:<BR>
- allahum,bugün tuttugum ilk balugu bir fakire vereceum,der.<BR>
 Ve laz oltasini denize atar ve beklemeye baslar.Sonra oltayi çeker,bakarki bir de ne görsün,koskocaman bir balik oltanin ucunda çirpinmakta.Lazin agzi sulanir:<BR>
Haçan bu da fakire verulur mu daa!..diye düsünürken birden balik bir çirpinista oltadan kurtulur ve denize atlar.Laz üzgün ve saskin:<BR>
- allahum,sen de heç sakadan anlamaysun daa... 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Öldüren saç modasi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=169 </link>
<description><![CDATA[1970'lerde, saçlari dimdik, yukariya dogru kalip gibi yaptirmak moda olmus. Buna uymak için insanlar saçlarini yaptiriyo, haftalarca da yikamiyolarmis. Bir liseli kiz, okulundaki en yüksek saç yarismasini kazanmak için saçlarini bu sekilde yaptirmis. Eve dönerken saçlari örümcek agina takilmis ama farketmemis. Okuldaki yarismayi kazandiktan sonra saçlarini birkaç hafta yikamamis. E havasini atacak ya, banyoya kafasina bi torba geçirip giriyomus. <BR>
<BR>
Bi gün okulda sinav olurken kiz aniden, sak diye bayilmis. Hastaneye kaldirmislar, fakat maalesef kurtaramamislar. Doktorlar ölüm nedenini anlamak için otopsi yaparken, kizin saçlarini aralayinca morgu binlerce örümcek basmis. Megerse kizin takildigi agdaki örümcek, kafasinin içine yumurtlamis ve o örümcekler sonraki birkaç hafta da kizin kafa derisini kemirip beynine girmisler. Bu olaydan sonra Amerika'da, saçlarini öyle havaya dogru yapmak 
]]></description>
</item>

<item>
<title>heykel gibi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=170 </link>
<description><![CDATA[Kadin sevgilisiyle birlikteyken kocasinin eve girdigini duyar. - Çabuk! Köseye geç ve bir heykel gibi davran. Bu arada adamin her yerine bebek yagi sürer, üzerine de bebe pudrasi serper. - Sakin kimildama ve heykelmissin gibi davran! ... - "Bu nedir, hayatim?" diye sorar kocasi kapidan girer girmez. - O mu? Sadece bir heykel. Smith'ler yatak odalari için bir tane almislardi. O kadar sevdim ki bir tane de ben ismarladim... O gece heykel hakkinda konusulmaz; hatta herkes yatana kadar. Gece saat iki gibi koca kalkar ve mutfaga gider, bir kaç dakika sonra da elinde bir sandviç ve bir bira ile geri döner. - "Al bakalim" der, "bir seyler ye. Ben 3 gün boyunca Smith'lerde idiyot gibi dikilirken kimse bana bir bardak su bile vermemisti."<BR>
<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>torununuz ödesin</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=171 </link>
<description><![CDATA[Cebinde meteligi yoktu. Bir lokantanin önünde durdu, gözü vitrinde bir levhaya takildi: "Girin ve istediginizi yiyin. Hesabinizi torununuz ödesin." Adam, "tam bana göre", diye mirildanarak içeri daldi. Havyar, istakoz, karides, kuzu pirzolasi... Doydugu halde ne varsa söyledi. Yemegi bitirince, çikmak üzere hazirlandi. Fakat garson yetisip, hesap pusulasini burnuna dayamasin mi? Hem de tuzlu bir hesap... "Ama", diye derhal itiraz etti bizimki tabii. "Kapida hesabinizi torununuz ödesin diye yazmiyor mu?" Garson gayet nazik cevap verdi: "Yaziyor tabi efendim. Ama bu size takdim ettigim hesap, sizin büyükbabanizin." <BR>
<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Azaltiyorum</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=172 </link>
<description><![CDATA[Seks düskünü kadin tövbekar olmus. Bir zaman osnra bir cüceyle yakalamislar.<BR>
<BR>
- Hani birakiyordun?<BR>
<BR>
- Hemen olmuyor, yavas yavas azaltiyorum.<BR>
<BR>
<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Kisa kisa</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=173 </link>
<description><![CDATA[<B>Rontgenci Çocuklar</B><BR>
5 Yasindaki Johnny ve kizkardesi anahtar deliginden anne ve babalarini ask yaparken gözetliyorlardi.<BR>
- Wooww, sunlara bak... Bizim parmagimizi burnuumuza sokmamiza bile izin vermiyolar...<BR>
<BR>
<B>Grevin Sonuçlari</B><BR>
Hollanda da bir yil asiri nüfus patlamasi olmus. Liman isçileri grev yapinca, Hollandali köylüler çalistirilmis... Onlar da prezarvatif kolilerini tirmikla indirip kaldirirken hepsini delik desik etmisler... Sonrasi malum...<BR>
<BR>
<B>Kere</B><BR>
Rusya da ögretmen soruyor:<BR>
- Türkiye nin para birimi nedir?<BR>
- Kere ögretmenim, diyor bir çocuk. Annem ve ablam Türkiye den<BR>
döndüklerinde birbirlerine bavullardaki esyalari gösterip kaç "kere" verdin, diye soruyor.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Sehirlerarasi Yol</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=174 </link>
<description><![CDATA[Adamin biri sehirlerarasi yolda arabasi ile giderken otostop çeken bir bayan görmüs, yavaslayip bayanin yaninda durmus ve bayani da arabasina alarak yoluna devam etmis.<BR>
<BR>
Aradan vakit geçmis yol da müsait adam gaza basmis hizlanmis. Birde bayan adama " Ben hizdan çok korkarim ne olur yavaslarmisin demis" Adam zeki " Tabi ama bir sartla üstündeki T-shirt' ü çikarip camdan atarsan olur demis" Kadin ne yapsin korkuyorda kabul etmis. Neyse adam bunun üzerine yavaslamis.<BR>
<BR>
Bir süre sonra adam tekrar hizlanmis. Bayan tekrar korktugunu belirtmis. Adam bu sefer " Pantalonunu çikartip camdan disari atarsan olur demis" Bayan yine kabul etmek zorunda kalmis. Adam tekrar yavaslamis.<BR>
<BR>
Bu olay, kadinin sadece ayaginda botlari kalacak sekilde çirilçiplak kalincaya dek sürmüs. Hal böyle iken adam kiza bakmaktan arabayi kullanmayi bosverip yol kenarinda duran bir agaca bindirmis. <BR>
<BR>
Adam arabada sikismis durumu oldukça kötü , bayanin pek birseyi yok.  Adam aci içinde "ileride bir köy kahvesi var,  git yardim çagir durumum çok kötü" demis. <BR>
Bayan:"Nasil çagrabilirimki bütün kiyafetlerimi camdan disari attirdin, böyle gidemem" demis<BR>
Adam:"Ayaginda botlar duruyor al birini, bogaz kismi malum yerinin üzerine gelecek sekilde koy, git oraya beni erkek arkadasin olarak tanit ve  benim sikistigimi söyle hemen yadima gelsinler"demis.<BR>
<BR>
Bayan pek de istekli olmamasina ragmen adamin dedigi gibi bot malum yerini örtecek sekilde gitmis kahveye içeri girmis ve;<BR>
<BR>
Bayan:"Yardim edin erkek arkadasim sikisti"<BR>
Kahvedekiler(hep bir agizdan): VAH VAH!!! 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Otobus</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=175 </link>
<description><![CDATA[temel ile dursun trabzon'a gideceklermis ama ceplerinde hic para kalmamis. neyse trabzon'a dogru yurumeye baslamislar. yolun kenarinda giderken otobus garaji gormusler. etrafa bakmislar kimseler yok, temel dursun'a demis ki<BR>
- ula dursun trabzon'a kadar yurumekttense gel surdan bir Otobus calalim onla gidelim.<BR>
dursun hemen <BR>
- tamam demis. <BR>
temel iceri girmis, dursun ise disardi etrafi kontrol ediyormus. <BR>
aradan 10 dakka gecmis temel yok. tam o sirada icerden motor sesi gelmis ve temel otobusle disari cikmis. dursun hemen atlamis otobuse ve temel'e sormus <BR>
- neden bu kadar gec kaldin diye.<BR>
temel<BR>
- ula trabzon'a giden otobusu en arkaya koymuslar.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Vampir2</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=176 </link>
<description><![CDATA[ingiliz, alman, fransiz ve temel vampir <BR>
vampir bara girmisler.<BR>
ingiliz vampir bara yaklasmis<BR>
- bana bir double ab rh (+) kan demis.<BR>
barmen vermis ingiliz gitmis masaya oturmus.<BR>
bu sefer alman vampir yaklasmis bara barmene<BR>
- bana bir 0 rh (-) açik kan demis. barmen hemen hazirlamis. alman da ingilizin yanindaki masaya geçmis.<BR>
pesine fransiz yaklasmis bara ve barmene<BR>
- bana bir double b rh (+) kan lütfen demis. barmen onunkini de verdikten sonra temel yanasmis bara ve barmene<BR>
- bana bir büyük bardak sicak su lütfen demis.<BR>
barmen sasirmis haliyle. temel'e<BR>
- pardon birsey sormak istiyorum.<BR>
temel de<BR>
- sor demis.<BR>
- herkes kan isterken sen neden sicak su istiyorsun demis.<BR>
temel hiç istifini bozmadan cebinden bir orkid çikarip<BR>
- konusma lan ben sallama içmeyi severim demis.<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Tuvalet</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=177 </link>
<description><![CDATA[Birgün bizim Temel Istanbul´a arkadasi Dursun´u ziyarete gitmis. Aksam gec vakitlere kadar oturup sohbet etmisler. Aksam yemeginden sonra Dursun Temel´e demiski. Bak dostum hacen bir ihtiyacun varsa sindi gör. Tuvalete bizim yatak odasindan gidiliyor, yoksa sonra gidemezsin. Temel ise gayet rahat bir sekilde : Ben eyuyum hec bi ihtiyacim yok.....sonra yatmislar.<BR>
Gecenin bir yarisi bizim Temel sancilar icerisinde uyanmis. Yedigi agir yemekler sIkIstirmaya baslamis. Garibim tavuk gibi ziplamaya baslamis.<BR>
Bir türlü gidecek gibi degil sancilar. Tuvaletede gidemiyor. Son kerteye gelmis.<BR>
Cikti cikacak. Temel bi bakmis camin kenarinda bir cicek saksisi. Kaptigiynan cicegi kaldirmis ve saksinin icine ihtiyacini gidermis. Geride cicegi topragi ile birlikte saksinin icerisine güzel bir sekilde yerlestirerek yatmis. Sabah erkendende oradan tüymüs memlekete. 6 ay kadar gectikten sonra bizim Temel Dursun´a bir mektup yazmis:<BR>
Nasilsin iyimisin falan filan.<BR>
Dursun mektuba hemen cevap yazmis: Hal hatir sormadan hemen meseleye gecmis :<BR>
Ula Temel nereye sicdiysan cabuk söyle. Üc ev degistirdim hala kokuyu cikaramadim. <BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>kaykay</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=178 </link>
<description><![CDATA[üç adam ölür ve cennete giderler. sorgu melegi birincisine sorar, "seni cennete yollamadan önce sana bir sorum var: karina karsi sadik oldun mu?" adam yanitlar; "evet, asla bir baska kadina bakmadim." sorgu melegi, "suradaki rolls-royce'u görüyor musun? o senindir. cennetteyken kullanabilirsin.." sorgu melegi ikinci adama da ayni soruyu sorar ve su cevabi alir; "bir kez karimi aldattim ama bunu ona itiraf ettim. beni bagisladi ve mutlu yuvamizi kurtardik." bunun üzerine sorgu melegi, "suradaki mercedes'i görüyor musun? cennetteyken onu kullanacaksin.." der ve üçüncü adama da sorar, "karini hiç aldattin mi?" adam yutkunur ve söyle der; "itiraf edeyim ki; buldugum her kiza asildim ve her firsatta onlarla yattim, birçogu ile beraber oldum. üzgünüm." sorgu melegi; "ehh" der, "ama temelde iyi bir adamsin. suradaki eski vosvos'u görüyor musun? cennette onu kullanacaksin." bunun üzerine üç adam vedalasir, arabalarina atlar ve kendi yollarina giderler. birkaç hafta sonra ikinci ve üçüncü adam birlikte gezerlerken barin önünde birinci adamin rolls-royce'unu görürler. bara girdiklerinde adamin perisan bir halde, etrafindaki bos siselerin arasinda salya sümük oturdugunu görürler ve sasirirlar. "heyy! ne oldu sana?" der ikinci adam, "cennettesin, altinda bir rolls-royce var, hersey mükemmel ama sen niye bu haldesin?" "bugün karimi gördüm!" der birinci adam. digerleri; "aaaa! ne kadar güzel, peki derdin nedir?" diye sorarlar. adam içini çekerek konusur, "kaykay'la dolasiyordu..." 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Amele</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=179 </link>
<description><![CDATA[insaat amelesi viziteye çikip haftalardir tuvalete çikamadigini söylemis.. Doktor muayene edip, amelenin külotunu indirip masaya yatmasini istemis, adam denileni yapinca doktor içeriden getirdigi beyzbol sopasini 3-4 kere sertçe indirmis amelenin kiçinin tam ortasina, <BR>
- Tamam <BR>
demis. Sonra,<BR>
- Simdi tuvalete gidin<BR>
Birkaç dakika sonra tuvaletten rahatlamis olarak çikan amele<BR>
- Sagol doktor bey..<BR>
demis.<BR>
- Hep böyle olabilmek için ne yapmaliyim?<BR>
- Birsey yapmana gerek yok..<BR>
demis doktor,<BR>
- Tuvaletini yaptiktan sonra k**ini çimento torbasiyla silme yeter...!<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Gözleri Açildi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=180 </link>
<description><![CDATA[Güvenilir kaynaklardan aldigimiz bilgiye göre degerli yazarimiz Hincal Uluç'un basindan geçen asagidaki olay Sabah Gazetesinde herkesin dillerindeymis...<BR>
<BR>
Geçtigimiz bahar günlerinin birinde Hincal Uluç Bogaz'da mutad sabah yürüyüsünü yapiyormus. Çok sevdigi Bebek Kahve'ye yaklastiginda Bebek Camiinin önünde gözüne 7-8 yaslarinda bir çocuk ilismis.<BR>
<BR>
Çocuk önünde karton bir kutu öylece dikiliyormus. Merak ederek çocugun yanina sokulan Hincal Uluç<BR>
<BR>
-"Karton kutunun içinde ne var." diye sormus.<BR>
<BR>
-"Yeni dogmus kedi yavrulari..." demis çocuk gözleri parlayarak..<BR>
<BR>
-" Hangi takimi tutuyor bunlar bakalim".<BR>
<BR>
Çocuk Hincal Uluç'a garip bir bakis firlatmis ve<BR>
<BR>
-"Galatasaraylilar." demis. Degerli yazarimiz bu cevabi duyunca bir sevinmis, bir sevinmis ve keyif içinde yürüyüsünü bitirirerek eve dönmüs. Eve girer girmez de Türk Futbolunun en derin bilgiye sahip yazarlarindan, arkadasi Dogan Kologlu'nu aramis.<BR>
<BR>
-"Dogan Abi." demis "Sonunda çabalarimii sonuç vermeye basladi. Yarin sabah, gazeteye gitmeden ugra, Bogaz'da bir yürüyüse yapalim. Sana bir sey gösterecegim, çok seveceksin."<BR>
<BR>
Ertesi gün bu iki güzide spor yazarimiz beraberce bir Bogaz havasi almak üzere Arnavutköy'de bulusmuslar ve bebege dogru yürümeye baslamislar. Bebek'te kahveye yaklastiklarinda Hincal Uluç yine bir gün önceki çocugu görmüs. Çocugun önünde de yine ayni kutu duruyormus.<BR>
<BR>
Hincal Uluç, "Bak, Dogan Abi, ne göstericegim sana,", demis ve keyif içinde çocuga sormus:<BR>
<BR>
-"Karton kutunun icinde ne var, delikanli?"<BR>
<BR>
-"Yeni dogmus kedi yavrulari..." demis çocuk, istifini bozmadan.<BR>
<BR>
Hincal Uluç dönmüs Dogan Kologlu'na<BR>
<BR>
-"Bak simdi" demis.<BR>
<BR>
-"Söyle bakalim hangi takimi tutuyor bu kediler?"<BR>
<BR>
-"FENERBAHÇE"<BR>
<BR>
-Nasil olur bana daha dün Galatasaray'i tuttuklarini söylemistin?"<BR>
<BR>
-"Evet ama, bugün hepsinin gözleri açildi"<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Cem Yilmaz'dan Alintilar</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=181 </link>
<description><![CDATA[- Mademki dünya bir hiç, gece de iç, gündüz de iç.<BR>
- Bende seytan tüyü yok, epilasyonla aldirdim.<BR>
- Hirsizlik yapmayin, Hükümet rekabetten hoslanmaz.<BR>
- Nefes kesen bir roman yazdim. Tüm okurlarim öldü.<BR>
- Hakan yarin ki maçta forma giyemeyecek... Çiplak<BR>
oynayacak.<BR>
- Her ask bitki isimleri ile baslar, hayvan isimleri<BR>
ile biter.<BR>
- Oglumun adini mafya koydum, artik ben de mafya<BR>
babasiyim.<BR>
- Yazilidan sifir aldim ama, önemli olan katilmakti.<BR>
- Eger turist sezonundaysak, neden onlari<BR>
avlayamiyoruz?<BR>
- 1959'da içilen kahvelerin hatiri doldu, duyurulur.<BR>
- Siddete karsi savas açin, siddet yanlilarini<BR>
kursunlayin.<BR>
- Ölüm korkusu sürekli degil, mezarda biten geçici bir duygudur.<BR>
- Adamin biri eczaneye sinek ilaci almaya gitmis.<BR>
Eczaci ona "sineginizin nesi var acaba" demis.<BR>
- Sik sik ameliyat olun, içiniz açilir.<BR>
- Sizde bit sampuani var mi? Kirlendi hayvanciklar.<BR>
- Besbinkere söyledim; abartmayi birak.<BR>
- Bu tüp bebek hatali; hep gaz kaçiriyor.<BR>
- Yes abicim. Türkçe egitime benden de okey!<BR>
- Bir fil elektrik direginden daha yüksege<BR>
ziplayabilir mi? Elektrik diregi ziplayamaz ki...<BR>
- Selam! Ben Aydan Sener. Hadi yaa. Ben de dünyadan<BR>
Neil Armstrong.<BR>
- Çocugun biri bir gün kafasini islatmadan yikamaya<BR>
baslamis. Annesi de "oglum hiç saç islatilmadan<BR>
sampuanlanir mi?" deyince çocuk: ama anne bu sampuanda<BR>
kuru saçlar için yaziyor.<BR>
- Temel Fransa'ya gitmis. Tabelada Fransa yaziyormus.<BR>
O da " Aaaa... burayi da mi Sabanci aldi" demis.<BR>
- Gençligim aci veriyordu. Ameliyatla aldirdim.<BR>
- Ey yükselen yeni nesil! in ulan asagi!<BR>
- Son gülen sen olacaksin. Çünkü geç anliyorsun<BR>
- insanlik bugün de para karsisinda deger kaybetti.<BR>
- Karinizla aranizdaki ortak yan ne? Ayni günde<BR>
evlendik.<BR>
- Hayatim boyunca kararsiz biri oldum ama artik emin<BR>
degilim.<BR>
- Karimi o kadar seviyorum ki eskimesin diye<BR>
baskalarinin karilarini kullaniyorum.<BR>
- Size yapilmasini istemediginiz seyleri baskalarina<BR>
yapin, çok zevkli.<BR>
- Demokrasi, seks gibidir. iyisi de, kötüsü de "iyi"<BR>
dir.<BR>
- AIDS virusu de, Ebola virusu de maymun patentli.<BR>
Maymundan gelip gelmedigimiz belli degil ama,<BR>
Maymundan gidecegimiz kesin.<BR>
- Soguk savastan sicak savasa geçiverdik bir anda.<BR>
Dünya çatlamasa bari.<BR>
- Asansor bozuk. En yakin asansör karsi binadadir.<BR>
- içerken araba kullanmayin. Bir yere çarparsaniz<BR>
biraniz dökülür.<BR>
- Yarin yapabilecegin bir seyi, Asla bügünden yapma.<BR>
- Tanrim! Kendim için bir sey istemiyorum. Yalnizca<BR>
anneme parali ve güzel bir gelin nasip et!<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Bush'a 3 Soru</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=182 </link>
<description><![CDATA[Bush ögrencilerle sohpet amaciyla bir lisye gitmis.Girdigi siniftan Boby söz almis ve;<BR>
 -Size 3 soru soracagim:<BR>
    1-Daha az oy almaniza ragmen nasil Baskan oldunuz?<BR>
    2-Hirosamaya atilan atom bombasi tarihin en büyük terör eylemi degil mi<BR>
    3-Bu siralar neden sebebsiz yere Irak'a saldirmaya çalisiyorsunuz.<BR>
Boby sorlularini bitirir bitirmez zil çalar ve tüm ögrenciler teneffüse çikar.Teneffüs bitip derse geri dönülünce bu sefer Tommy söz alir ve <BR>
 -Sayin Baskan siz 5 soru soracagim der.<BR>
    1-Daha az oy almaniza ragmen nasil Baskan oldunuz?<BR>
    2-Hirosamaya atilan atom bombasi tarihin en büyük terör eylemi degil mi<BR>
    3-Bu siralar neden sebebsiz yere Irak'a saldirmaya çalisiyorsunuz<BR>
    4-Neden teneffüs zili her zamankinden yarim saat önce çaldi<BR>
    5-BOBY NEREDE???
]]></description>
</item>

<item>
<title>Kasik</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=183 </link>
<description><![CDATA[Gecen hafta bir aksam arkadaslarla yemege gittik. Lokantada siparisimizi alan garsonun, gomlek cebinde bir kasik tasidigini<BR>
farkettim. Once biraz garip geldi, ama fazla dikkat etmedim. Daha sonra,masaya su ve catal kasik getiren kominin de cebinde bir<BR>
kasik tasidigini gordum. Salona baktigimda tum garsonlarin cebinde birer kasik tasidigini anladim. Siparislerimizi kontrol etmeye<BR>
gelen garsona: <BR>
-"Neden kasik?"<BR>
 diye sordum.<BR>
-"Soyle anlatayim," diyerek soze basladi, <BR>
-"lokantanin sahipleri Andersen Danismanlik"tan, yaptigimiz islerle ilgili danismanlik aldilar. Aylar suren istatistiksel analizlerden<BR>
sonra musterilerin kasiklarini, catal bicaklara oranla %74 daha sik dusurdugune karar verildi. Bu durumda, masa basina saatte<BR>
dusen kasik adedinin uc oldugunu gorduler. Garsonlarimizin bu duruma karsi hazirlikli olmalariyla, mutfaga gidip gelmelerden<BR>
yapacagimiz tasarruf, vardiya basina saatte bir bucuk adam ediyor."<BR>
Konusmamiz bittiginde arka masadan metalik bir ses duydum. O anda garson, yere dusen kasik yerine cebindekini koyarken <BR>
-"bir dahaki mutfaga gidisimde yeni bir kasik alacagim, boylece fazladan mutfaga gidip gelmeme gerek kalmiyor,"<BR>
 dedi. Etkilenmistim;<BR>
garson masadaki diger siparislerle ilgilenirken ben de cevremi incelemeye koyuldum. Bu sefer dikkatimi baska bir sey cekti.<BR>
Garsonlarin tumumunun fermuarlarindan disari incecik ipler sarkiyordu.<BR>
Merakima yenik dusup garson uzaklasmadan sordum: <BR>
-"Ozur dilerim, suradan sallanan ip ne isinize yariyor, soyler misiniz?" <BR>
-"Tabii ki!" <BR>
diye yanitladi, sesini alcaltarak. <BR>
-"Herkes sizin gibi iyi bir gozlemci degil. Bu bahsettigim danismanlik firmasi tuvaletlerde de zaman kazanabilecegimizi kesfetti." <BR>
-"Nasil yani?" <BR>
-"Bakin," <BR>
diye devam etti,<BR>
-"ipin ucunu ...seyimize...bagladigimiz zaman pisuar onunde elimizi degdirmeden disari cekebiliyoruz,<BR>
boylece elimizi yikamaya gerek kalmadigi icin tuvalette harcadigimiz sureyi %76 oraninda azaltmis oluyoruz." <BR>
-"Tamam, mantikli... ama bu ip disari cikmasina yardimci oluyor da, geriye nasil sokuyorsunuz?" <BR>
-"Sey," <BR>
diye fisildadi, sesini iyice alcaltarak, <BR>
-"Baskalarini bilmiyorum ama ben kasigi kullaniyorum." <BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Hayatimizdaki gibiler</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=184 </link>
<description><![CDATA[- Otobüs yolculugu operaya gitmek gibidir. Yerinden kalkmaz ve gurultu etmezsen, horlamadigin surece uyumana kimse bir sey demez. Hatta tuvalete gitmen için ara bile verilir.<BR>
<BR>
- Burnunu karistirmak, sevismek gibidir. Yaparken izlemekten çok utanirsin, gözlerden uzak yerlerde kimseye görünmeden yapmaya çalisirsin. Ama bir<BR>
yandan da onu yapmaktan çok zevk alirsin.<BR>
<BR>
- Gazeteciler, futbolcular gibidir. En çok parayi verene aninda giderler. Her gittikleri yerde de renk askindan ve paranin ne kadar önemsiz oldugundan bahsedip dururlar.<BR>
<BR>
- Ask sekerli sakiz gibidir. Önceleri çok tatlidir. Sonra tadi gider, yavanlasir ve yormaya baslar. En sonunda bir kenara atilir. Bu sefer de insanin cani<BR>
yeni bir tane ister. Bulamayinca kenarda sertlesen eskisine bile razi olunur.<BR>
<BR>
- Nazizim Elvis Presley'in donu gibidir. Kullanildigi zamanlarda bile sahibinden baska kimsenin isine yaramazken yillar sonra hala pesinden kosan insanlar bulunur.<BR>
<BR>
-Kiralik katillik yapmak, karpuz satmak gibidir. ikisinde de kan çikmazsa para alamazsiniz.<BR>
<BR>
-Evlilik decoder gibidir. Evlenip de ona sahip olmak baslangiçta harika gibi gözükse de bir sure sonra o kadar masrafa degmedigi düsünülmeye baslar.<BR>
<BR>
- Demokrasi Van canavari gibidir. Aslinda yoktur, ama var oldugunu söyleyen bir suru insan çikar. O kadar ki, olmadigindan emin olanlar bile bazen süpheye düserler.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Baskan adayi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=185 </link>
<description><![CDATA[..........PARTiSi GÖMBE BELDESi BELEDiYE BASKAN ADAYI<BR>
 Kas ilçesi Çukurbag köyü dogumlu olup orta tahsilimi Kas orta okulunda, <BR>
Lise tahsilimi ise farkli toplumlarin kültürünü merak ederek incelemek hemde <BR>
degisik ogretmenlerden farkli ders verme biçimlerinden faydalanarak <BR>
kültürümü arttirmak amaci ile 4 ayri lise den sirasi ile Elmali Lisesi, <BR>
Fethiye Lisesi, Manavgat lisesi, en Son Korkuteli lisesini okuyarak tamamladim. <BR>
Daha sonra Eskisehir F,K,B yani Fizik, kimya, Biyoloji Yüksek okulunu <BR>
okurken bayan bir ögretim üyesinin bana asik olmasi ve bu asikligin <BR>
kavgaya dönüsmesi sonucu okulu terk etmeme zorlanarak okulu bitiremeden ayrildim. <BR>
Ancak geri kalan kisimlarinin kitaplarini okuyup inceleyerek bu okulu <BR>
bitirmis gibi kendimi hazirladim. Hayatimin bundan sonraki bölümü ise <BR>
izmir'de Otel isletmeciligi, istanbulda Marmara melamin tapak faprikasinda <BR>
yine istanbulda Lüks Fitil Fabrikasinda Teknik eleman ve yönetici olarak çalistim. <BR>
O dönemlerde istanbulda Yenikapida Erol Tas'in kiraathanesinde Erol Tas ile <BR>
tanisarak bir gün bana Sende Çekiçi Bir erkek görünümü ve hareketlerin <BR>
davranislarinda artist bir karaktere sahip oldugunu söyleyerek sana yadimci <BR>
olacagim diyerek yönetmenle tanistirmasi sonucunda küçükken hayal edip durdugum <BR>
artist olma amacina ulasarak bazi filimlerde rol alarak oynadim. <BR>
Ancak üstün basarimi çekemeyen bazi kisilerçe tehdit edilerek, yalniz biri <BR>
olmam çevrenin olmayisi nedenleri ile istanbulu terk etmek zorunda kalarak <BR>
Memleketim olan Antalya Kas ilçesine dönmek zorunda kaldim. <BR>
Bundan sonraki Yasamim ise: Kas Adliyesinde 11 sene memurluk yaptikdan <BR>
sonra, her alanda genel kültürümün Enternasyonel'in üzerinde olmasi, <BR>
ilimsel arastirmalarimla kabuguna sigmayaçak duruma gelerek yapmis oldugum <BR>
memurlugu küçük görmeye basladim. <BR>
Bu zamana kadar okudugum 1000'i askin kitap ile birlikte Dünya üzerinde <BR>
Yasamis ve Hala yasayan devlet ve Uygarliklarin, yönetim ve yasayis <BR>
biçimlerini arastirarak Hangi uygarlik ve devletlerin neden daha uzun ve <BR>
istikrarli yasadiklari ve Hangi uygarliklarin daha kisa istikrarsiz <BR>
yasadiklarini sepep ve sonuçlari ile birlikte arastirarak ve bunlardan <BR>
örnekler çikararak bir YÖNETiM biçimi ortaya çikardim. <BR>
Bu arastirmalarima Toplu Yasayan Arilar, Karincalarin bir arada kavgasiz <BR>
nizasiz bir BEY'in yani Baskanin yönetme sekli ile insanlardan daha güzel <BR>
ve demokratik biçimde yasayislarini inçeleyerek gelistirdim. <BR>
Bu nedenle Türkiyemizin yönetme biçimlerine katkida olacagimi kendimde <BR>
hissederek 1995 genel seçimlerinde Milletvekili adayligimi koydum ancak <BR>
maddiyetsizlik nedeniyle kaybettim. Bu arada Avrupa'ya nazaran Türkiyede <BR>
paran varsa varsin Paran olmassa Ne kadar akili olursan ol ne kadar <BR>
bilgili olursan ol Sen de yoksun parolasini anladim. <BR>
Bundan Sonra Yine Kendi imkanlarimla Güzel Türkiyemizin Her bir Yanini <BR>
Evliya Çelebi misali adim adim gezerek Yörelerdeki Toplumlarin Yasayis ve <BR>
Kültürlerini, Ayrica anadoludaki asamis olan uygarliklarin bu güne dek <BR>
biraktiklari kültürü ve yapitlarini inçeleyerek notlar alip dökümanlar yaptim. <BR>
Bu gezi sonuçunda Kendi Kalemimden DERLEDiKLERiM adi altinda roman <BR>
yazmaya basladim hala bu romani bitirmeye çalisiyorum. Bu romani öyle bir <BR>
özenle hazirliyorumki okuyucularin kitabi okudukça bir daha okuyasi geleçek <BR>
sekilde,sürüklenip gideçek sekilde farkli bir yazis biçimde hazirliyorum. <BR>
Bu arada senoya yazma çalismalarimada basladim. Anadoluda gezdigim <BR>
Yerlerdeki bütün belediye çalismalarini Hosuma giden Sehirlerin planlarini, <BR>
Buna ilaveten Güzel görünümlü Avrupa kentlerinin pilan ve yerlesim <BR>
biçimlerinide inçeleyerek kendimde tam belediye baskani görevini <BR>
yapabileçek bir seylerin olustugunu hissederek, yeni kurulacak <BR>
GÖMBE Beldesinin esi ve benzerine az rastlanan dünyanin dikkatlerini <BR>
üzerine çeken, her gün her zaman basin ve Televizyonda bahsedilen sirin ve görkemli <BR>
bir sehrin temel taslarini kisa bir zamanda meydana getireçek vasflar sahip olduguma <BR>
güvenerek bu beldenin Yani GÖMBE'nin belediye baskanligina soyundum. <BR>
  <BR>
Gömbe halkina simdiden müsdeler olsun. Bu firsati kaçirmayacak olan gömbe halkidir. <BR>
  <BR>
Sayin Sevgili GÖMBE halkina sesleniyorum bu bir firsattir. <BR>
Bu vasiflara sahip, bu denli akilli ve kültürlü bir Belediye baskan adayini <BR>
Tirilyonlarca para verseniz, veya çok önçeden siparis etseniz yine bulamazsiniz. <BR>
iyi düsünülmesi lazim olan bir konu. <BR>
  <BR>
Kas belediye Baskanligini GÖMBE'ye <BR>
degistim. Yani Kas'i GÖMBE'ye feda ettim. anlarsaniz bu ise giristim <BR>
Takdir,ve Düsünme,Karar verme sevgili GÖMBELiLERiNDiR. <BR>
  <BR>
Ali ....... 
]]></description>
</item>

<item>
<title>ilginç bilgiler</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=186 </link>
<description><![CDATA[- Filler günde ortalama 2 saat uyurlar. <BR>
- Amerika'da 58 milyondan fazla köpek vardir. <BR>
- Hastalanmayan tek hayvan köpek baliklaridir. <BR>
- Köpek baliklarinin kansere karsi bagisikligi vardir. <BR>
- Timsahlar derine batabilmek için tas yutarlar. <BR>
- Bir istakoz 7 senede ancak yarim kilo alabilirler. <BR>
- Penguen yüzebilen fakat uçamayan tek kustur. <BR>
- Atlarin insanlardan 18 tane daha fazla kemigi vardir. <BR>
- Büyükçe bir yunus günde 2 ton yiyecek tüketir. <BR>
- Sivrisinek insanlarin ölümüne en fazla sebep olan hayvandir. <BR>
- Bir inek hayati boyunca yaklasik 200.000 bardak süt üretir. <BR>
- Mavi balinanin agirligi 22 ayda 26 tona kadar ulasir. <BR>
- En hizli büyüyen hayvan mavi balinadir. <BR>
- Bir karinca kendi agirliginin 50 kati agirligi kaldirabilir. <BR>
- En hizli kara hayvani çitadir. Hizi saatte 95 km'ye ulasabilir. <BR>
- En hizli balik yelken baligidir. Hizi saatte 109 km'ye ulasabilir. <BR>
- En hizli kus bogazli kirlangiçtir. Hizi 3 saniyede saatte 128 km'ye çikabilir. <BR>
- Mavi balinanin çikardigi ses 850 km öteden duyulur. <BR>
- Mavi yunuslarin kalbi dakikada sadece 9 kere atar. <BR>
- Suaygirlari su altinda dogar ve dogar dogmaz yüzebilirler. <BR>
- Hayvanlar alaminde sadece domuzlar günesten yanabilir. <BR>
- Suaygirlari agizlarini 120 cm açabilirler. <BR>
- Bir pire kendi boyunun 150 kati yükseklige ziplayabilir. <BR>
- Son 4000 sene içinde herhangi bir yeni hayvan evcillesmemistir. <BR>
- Karincalarin koku alma kabiliyeti en az köpekler kadar gelismistir. <BR>
- Insanlari parmak izinden, köpekleri ise burun izinden tanimak mümkündür. <BR>
- Ayni parmak izi gibi her insanin dil izi de farklidir. <BR>
- Hamamböcekleri yaklasik 250 milyon yildir hiçbir degisime ugramamislardir. <BR>
- Balinanin derialti yagindan sabun, güzellik kremi, margarin elde edilir. <BR>
- Vampir yarasalari hayvanlarin kanini emer ve günde 1 çorba kasigi kanla doyar. <BR>
- Bilgisayarla ugrasmak gözleri bozmaz, sadece yorar. <BR>
- Dünyadaki isi 1900 yilindan itibaren 0,7 derece artti. <BR>
- Yunuslarin beyni insanlarinkinden büyüktür. <BR>
- Yanlis dereceli gözlük gözü bozmaz. <BR>
- Insan, ömrü boyunca 20 kg toz yutar. <BR>
- Kibrit kutusu kadar bir altin, bir tenis kortu büyüklügüne kadar inceltilebilir. <BR>
- Peru'da hiç umumi tuvalet yoktur. <BR>
- 600 tane bitki cinsi etyiyendir. <BR>
- 60 yasinda, insanlar tat alma duyularinin %50'sini kaybederler. <BR>
- El tirnaklari ayak tirnaklarindan 4 kat daha hizli büyürler. <BR>
- Gülmek için 17, surat asmak için 43 adaleye ihtiyaç vardir. <BR>
- Beynin %85'i sudur. <BR>
- Dünyada en çok kullanilan isim Muhammed'dir. <BR>
- Eskimolar buzdolaplarini yiyeceklerin donmamasi için kullanirlar. <BR>
- Fare bir deveden bile daha fazla süre susuz kalabilir. <BR>
- Kendi dirsegini yalamanin imkansiz oldugunu <BR>
- Ördegin vakvaklamasinin yanki yaratmadigini ve bunu kimsenin açiklayamadigini ? <BR>
- Yasamin boyunca uyku sirasinda yaklasik 70 böcek ve 10 örümcek yiyecegini <BR>
- idrarin zifiri karanlikta parladigini ? <BR>
- Eger cok siddetli hapsirirsan, kaburgalarindan birini kirabilecegini ? <BR>
- Hapsirmayi engellemeye calisirsan,basindaki veya boynundaki damarlardan birinin yirtilabilecegini ve olebilecegini ? <BR>
- Hapsirdigin sirada gözlerini açik tutmaya calisirsan, yerlerinden firlayabileceklerini ? <BR>
- Domuzlarin vucut yapilarindan dolayi hicbir zaman baslarini yukari kaldirip gökyüzüne bakamadiklarini? <BR>
- Dünya nufusunun %50 sinin hiç telefonla konusmadigini ? <BR>
- Farelerin ve atlarin kusamadiklarini ? <BR>
- 1 saat sureyle kulaklikla birsey dinlemenin kulaktaki bakteri sayisini %700 arttirdigini ? <BR>
- Çakmagin kibritten once bulundugunu ? <BR>
- Parmak izleri gibi dil izlerinin de her insan icin benzersiz oldugunu ? <BR>
- bu yaziyi okuyan insanlarin %75 inden fazlasinin, dirseklerini yalamaya calisacaklarini:) <BR>
- Hapsirdiginiz Zaman Kalbinizde Dahil Olmak Üzere Bütün Vücut Fonksiyonlariniz Bir An için Durur. <BR>
- Filler Ziplayamayan Tek Memelilerdir. <BR>
- Zürafalarin Ses Telleri Yoktur. <BR>
- Zürafalar 35 Cm Uzunlugunda Siyah Bir Dile Sahiptirler. <BR>
- Kangurular Geri Geri Yürüyemezler. <BR>
- Kelebekler Ayaklariyla Tat Alirlar. <BR>
- Kadinlar Erkeklere Oranla 2 Kat Fazla Göz Kirpar. <BR>
- insan Vücudundaki En Güçlü Kas Dildir. <BR>
- Gözleri Açik Tutarak Hapsirmak imkansizdir <BR>
- insan Elinde; En Yavas Uzayan Tirnak Bas Parmaginki, En Hizli Uzayan Tirnak ise Orta Parmaginkidir. <BR>
- Eiffel Kulesinin Tepesine Çikana Kadar 1792 Basamak Vardir. <BR>
- insan Saçi 3 Kilo Agirlik Kaldirabilecek Esnekliktedir. <BR>
- Bir Erkek Hayatinin Ortalama 3350 Saatini Tiras Olmak için Harcar. <BR>
- Yataktan Düserek Ölme Olasiligi 2 Milyonda 1'dir. <BR>
- insanlar Vücutlarinda 300 Adet Kemikle Doguyorlar Ama Yetiskin Olduklarinda Bu Sayi 206'ya Düsüyor. <BR>
- Bir Karinca Kendi Agirliginin 50 Kati Agirligi Kaldirabilir.<BR>
- üzerinde barkot olan ilk ürün Wrigley cikletti.<BR>
- Yilda 2500 solak sag elini kullananlar icin yapilan ürünler yüzünden ölüyor.<BR>
- Empire State binasinda 10 milyondan daha cok tugla var.<BR>
- Canli gömülme korkusuna "Taphephobia" denir.<BR>
- Timsahlar eski disleri yenilemek icin yeni dis üretir.<BR>
- Kadinlarinin goguslerinin yüzde 70 yagdir.<BR>
- Günes Dünyadan 330,330 kat daha büyüktür.<BR>
- Clinophobia yatak korkusudur.<BR>
- Kirpiler suyun üzerinde batmadan kalirlar.<BR>
- Kaydedilen en uzun Tavuk ucusu 13 saniyedir.<BR>
- Kedi sidigi karanlikta parlar.<BR>
- Dünyadaki beyaz karincalarin toplam agirligi insanlarin 10 katidir <BR>
- Bir insan hayatinda ortalama 6 örümcek yutar.<BR>
- Elekrikli sandalye bir Disçi tarafindan icat edildi.<BR>
- Bütün Yeldegirmenleri saatin ters yonunde doner. Irlanda'dakiler hariç<BR>
- Cicekli bir bitki bir milyar polen sacabilir.<BR>
- Ortalama bir kirpinin kalbi saatte 300 kere atar.<BR>
- Develerin gözlerini kumdan korumak icin 3 göz kapagi vardir.<BR>
- Eseklerin gözleri dört ayaklarini da görebilecek sekildedir.<BR>
- Insan disleri kaya kadar serttir.<BR>
- Eski Misir'lilar tastan yapilmis yastiklarda uyurlardi.<BR>
- Bir hipopotam agzini 1.2 metrelik bir cocugun sigacagi kadar acabilir.<BR>
- Dünya yaklasik 6,600,000,000,000,000,000,000 tondur.<BR>
- Hamambocegi kafasi koptuktan sonra haftalarca yasar,en sonunda açliktan ölür<BR>
- Her pul yalayisinizda 0.1 kalori alirsiniz.<BR>
- Ortalama bir insan yilda 1460 rüya görür.<BR>
- Her 4 Amerikali'dan biri Tv de gözükmüstür.<BR>
- Amerika'nin Omaha ve Nebraska eyaletlerinde kilisede yellenmek, gaz - cikartmak ve hapsirmak kanuna aykiridir. <BR>
- Dogdugunuzda 300 kemikle dogarsiniz daha sonra bu sayi 206 ya iner.<BR>
- Insanlardaki legen kemikleri betondan daha saglamdir.<BR>
- Amerikalilarin 7% si Amerikan milli marsinin ilk 9 kelimesini bilmezken Kanada milli marsinin ilk 7 kelimesini bilir.<BR>
- Kanadalilarin 5% i Kanada milli marsininin ilk 7 kelimesini bilmezken Amerikan marsinin ilk 9 kelimesini bilir.<BR>
- Yilda 10000 kus cama carptiktan sonra ölmektedir.<BR>
- Florida eyaleti Ingiltere'den büyüktür.<BR>
- Dünya üzerinde bir milyon hayvan türü yasamaktadir.<BR>
- Bir zamanlar Izlanda'nin bir sehrinde köpek beslemek yasakti.<BR>
- Kalbiniz günde 100000 kere atmaktadir.<BR>
- Thomas Edison, ampulun mucidi , karanliktan korkardi.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Ölüm ve Ayrilik</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=187 </link>
<description><![CDATA[Radyo dinlemeyi çok severdim bir zamanlar ve istek isteyip arkadaslarima hediye etmeyi.Birgün radyo dinlerken dj in hos sesi beni cezbetti ve arayip bir istek sarki istemeye karar verdim.Aradim istegimi söyledim oda siradaki parçayi çalabilecegini radyoda yanliz oldugu için istek parça çalmasinin zor oldugunu söyledi.O zaman dedim hemen degil ama bu programda çalar misin diye pazarliga tutustum. istedigin ne pahasina elde etmesini bilen birinin rahatligiyla.Tamam dedi istegin ne?En sevdigim türküydü istedigim "Hüseyin Turan-Ah le yar" Neden bilmiyorum bir sarki sonra benim sarkimi çaldi bu çok hosuma gitti ve ondan sonra onu dinlemeye ve istekler istemeye basladim.Sesimden çok etkilenmisti ve ayni sehirde oldugumuz için beni görmek istiyordu.Bense zamani gelince deyip erteliyordum bu arada arkadaslarimda radyoyu arayip benim için sarki istiyorlardi ve her aksam bu sekilde enaz birkaç kez radyoyu arayip bende onlar için sarki istiyordum.Ama arkadaslarim hep bizim sarkilrimizi çok geç çaliyor senin sarkilarini hemen çaliyor diyorlardi ve dogruydu benim için bir arkadasim istek yapinca hemen çaliyordu ben isteyincede ama arkadaslarim kendileri yada baskalari için isteyince bekletiyordu.Ve arkadaslarimi ikna edip benimle görüsmeye çalisiyordu ama ben hala zamani degil diyordum.Amcamin oglunun dügünü oldugu zaman yogunluktan dolayi 2 gün radyoyu arayamadim ve hemen ertesi gün yorgunluktan dolayi biraz rahatsizlandim ve yine arayamadim arkadaslarim arayip istek isteyince beni merak ederek sormus ve hasta oldugumu ögrenince benim için"Hüseyin Turan-Ah le yar"türküsünü çalmis o gece radyodan aradim gece telefon bedava benim hatimda görüselim dedim.Çok mutlu oldu ve saat 10'nu beklemeye basladik çünkü saat 10'dan sonra bedavaydi.Ben biraz hasta oldugum için uzandim ve onun programini dinlemeye basladim.Programi bitti ve arkadasina devretti bir iki sarki daha dinledim ve saat 10 oldu.Tam arayacagim zaman radyodan söyle bir mesaj geldi.Elimde okumam gereken bir mesaj var Melek hanim aramaniz gereken kisi sizin aramanizi sabirsizlikla bekliyor.O an o kadar mutlu oldumki anlatamam.Aradim ve sabaha kadar konustuk ben ise gidecegim için biraz uymak istiyordum ama o lütfen konusalim diye söyleniyordu.ve o telefonu kapatmayinca bende kapatamiyordum.O gün istede  onu dinledim ve her sarkiyi benim için çaldigini düsünerek mutlu oldum.Program biterken son sarkim benim için çok özel ve melek gibi olan bir insana gidiyor dedi.Bundan sonrada her programini kapatirken bunu söyledi.1 hafta sonra radyoya onu ziyarete gittim.Ondan önceki çikma tekliflerini beni gördükten sonra istersen tekrar teklif edersin diye reddediyordum.Düsündügüm gibi degildi ama kalbimin daha hizli atmasina neden oluyordu.Çok zayifti eskiden bir trafik kazasi geçirmisti ve basinda hala bunun agrilarini hissediyordu her hafta agri kesici ilaçlar kullaniyordu.Eve geldim ve onun için börek yapip kendim is nedeniyle gidemedigimden arkadasimla gönderdim.Ve radyodan bana tesekkür etti.Tanismamizdan bir hafta sonra benim sehir disinda bir köye çikmam gerekti ilk gece çok yorgundum ve arayamadim ikinci gece ise telefon zor çektigi için zar zor biraz konustu.Neden gittin ben sabaha kadar konusmak istiyorum lütfen telefonun aldigi yerde dur ve hareket etme neden gittin neden sesini duymaya ihtiyacim var deyip duruyordu.Bende merak etme hafta basi dönecem ve bir daha gitmeyecegim diye teselli veriyordum. Sabah uyandim ve telefonumu açmaya çalisirken nasil oldu bilmiyorum kartimi bloke ettim.Ogün ona ulasamadim ama içimde öyle büyük bir sikinti varki nedenini bilmiyorum sürekli hasta halsiz gibiyim ama bir seyim de yok bulundugum yer havasi tertemiz bir dag köyü ve böyle bir yerde aldigim oksijen bana yetmiyor patliyorum.Aksam programi oldugu saatte radyoyu açiyorum yok belki isi vardir diye.Sabah ise gittim sabah programini dinlemek  için arkadasim Murat, beyin kanamasi geçirdi hastaneye kaldirdilar bilmiyor musun dedi ne söyleyecegimi ne yapacagimi bilemedim saka yapiyorsun demekten baska.Hemen en yakin arkadasini aradim evet dün öglen dedi ben buldum suan yogun bakimda.Ama umutluyuz.Dünya daraldi daraldi ve ben ortada sikistim.Hiçbir yere sigamaz oldum yanina gitmem gerekiyordu ama diger sehirdeydi ve benim isim vardi.gittim ve iyikide gitim gördüm iyice süzülmüs ve zayiflamisti.Ve geri dönerken patronu bizimleydi umut kesilmis memleketine gönderme islemlerine basladik ordada cenaze hazirliklari baslamis dedi.Ben yikildim hayir onu gördüm nasil olur ya daha nefes alan biri için bunlar nasil söylenir.Hayatimda hiç okadar aglamamistim dua ettim sadece bol bol ben ümidimi kaybetmemistim.2 gün sonra ölüm haberi geldi oan ne hissettigimi neler yasadigimi hatirlamiyorum dondum bütün hayat durdu hersey duyarsizlasti 1 ay boyunca ruh gibi dolastim sessiz,tepkisiz ve kupkuru gölerler.Evet öldügünde bir damla gözyasi bile dökemedim kuru gözpinarlarim.Nasil bir duygu bu anlatilmaz.Kimse sizi teselli edemez.Kendi basinasiniz.Hayat akip gider siz o hayatin kenarindan bakarsiniz belki elinizi uzatsaniz tutarsiniz ama eliniz kalkmaz sadece içinizin yangini vardir bu söndürülebilecek bir yangin degil içiniz kavrulur siz kavrulursunuz...Herkes hayatina devam eder sizi birakip geride ve pismansinizdir neden daha önce görüsmedim neden o köye gittim neden kartim bloke oldu ve ogün ona ulasamadim ben onu seviyordum neden söylemedim neden neden neden. Neden o neden biz.Hayatinizda nedenler olmasin pismanliklar olmasin.Ve derlerki zaman herseyin ilaci.Murat öleli 24 mayista üç yil oldu zaman hiçbirseyin ilaci degil hala ayni sekilde yakiyor. 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Siniri Geçtik mi Lan?</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=188 </link>
<description><![CDATA[Temel, Dursun, Veysel arabayla bir caddede kirmizi isikta durmuslar.Yanlarina trafik polisi gelmis<BR>
Polis:<BR>
-Tebrikler!Bu yerde ilk defa siz kirmizi isikta durdunuz ödül olarak size para verecegiz.Bu parayla ne yapacaksiniz?"<BR>
Temel:<BR>
-Amirim ben ilk ehliyet alacagim<BR>
-Ne senin ehliyetin yok mu?<BR>
Dursun:<BR>
-Lan temel ben sana dedim çalinti arabayla çikmayalim yola!<BR>
-Ne sizin araba çalintimi?<BR>
Veysel:<BR>
-Lan temel siniri geçtik mi lan? <BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Kahvalti</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=189 </link>
<description><![CDATA[Fransiz delikanli, Paris'in bulvar kahvesinde oturmus, tipik kahvaltisini yapiyormus. Kahve, kruvasan, ekmek, tereyag, reçel. Yan masaya agzinda cikleti ile tipik bir Amerikali turist oturmus. Sohbet baslamis...<BR>
Amerikali;<BR>
- ''o ekmegin hepsini yiyecek misin''.<BR>
Fransiz;<BR>
- ''Tabii''..<BR>
Amerikali;<BR>
- ''Biz yemeyiz. içinden biraz alir yeriz. Kalani bir fiçida toplanir Fabrikaya gider Kruvasan yapilir. Fransa'ya satilir'' demis. <BR>
Fransiz cevap vermemis.<BR>
Amerikali;<BR>
- ''Reçel'de yermisiniz''.<BR>
Fransiz (öfkeli); <BR>
- ''Tabii''..<BR>
Amerikali;<BR>
- ''Biz meyveyi taze yeriz Kabuklarini, çekirdeklerini, çürümüslerini bir fiçida toplar fabrikaya gönderir, reçel yapar, Fransizlar'a satariz.<BR>
Fransiz:;<BR>
- ''Peki siz kullandiginiz prezervatifleri sevistikten sonra ne yaparsiniz''..<BR>
Amerikali;<BR>
- ''Atariz tabi''...<BR>
Fransiz;<BR>
- ''Biz atmayiz. Bir fiçida içindekilerle biriktirir, fabrikaya gönderir, ciklet yapar, Amerikaya satariz'' demis...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Tarikat</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=190 </link>
<description><![CDATA[Temel tarikata girmek için basvurmus. Seyhin karsisina çikarmislar. Temel; <BR>
- ''Seyhim tarikata girmek istiyorum'' demis. <BR>
Seyh'de;<BR>
- ''Olur, ama 3 hafta karinla yatmayacaksin'' demis. <BR>
Neyse aradan üç hafta gecmis ve temel seyhin önüne tekrar gelmis. Seyh sormus;<BR>
- ''Temel tamam'mi? Sabredebildin'mi?.<BR>
Temel; <BR>
- ''Valla, ilk hafta hiç problem yoktu. ikinci hafta sabrim çok zorlandi. Ama dayandim ücüncü hafta bir gün Migros'a gitmistik. Benim kari üst raflardan bir iki paket almaya çalisiyordu. Hatunun bacaklari gözükünce içim gitti. Daha sonra paketler yere düstü. Benim kari da paketleri almak için egilince dayanamadim daldim'' demis. Seyh de; <BR>
- ''Aaaa olmadi simdi biz seni tarikata alamayiz'' deyince. <BR>
Temel; <BR>
- ''Bosver tarikati bizi artik Migros'a bile almiyolar''...<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Kavuk</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=191 </link>
<description><![CDATA[Bir varmis bir yokmus bir gün Nasreddin hocaya bir mektup gelmis. Mektup arapçaymis. Mektupu ez çevirmis düz çevirmis okuyamamis. Yoldan geçen birine sormus:<BR>
 - "Yav"<BR>
demis: <BR>
 - "Su mektubu okusana"<BR>
demis. Adamda okuyamais. 3 kisiye daha sormus onlarda okuyamamis. Daha sonra birine sormus:<BR>
 - "Ne yaziyo burda?<BR>
demis. Adamda bilememis. Hocaya demiski:<BR>
 - "Yasindan basindan utan çok bilirim diye kavukla gezersin sonrada bi mektup bile okuyamassin yuh sana"<BR>
demis. Hocada sinirlenmis:<BR>
 - "Çok biliyosan al bu kavugu tak kafana hoca ol sen oku bakalim" demis.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Aga farki</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=192 </link>
<description><![CDATA[Marabanin biri bir gün rüyasini agasina anlatir agam der;<BR>
- Rüyamda sen bal küpüne bende poh kuyusuna düsmüstüm.<BR>
Aga hemen lafa dalar <BR>
- Agalik rüyada da belli oluyor demek ki. eeee sonra" <BR>
Der ve maraba devam eder.<BR>
- Birbirimizi yalaya yalaya temizledik.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Hayatin içinden</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=193 </link>
<description><![CDATA[Çok güzel bir kadindi... Herkes tarafindan begenilen, güzelliginin farkindabir kadindi. Bu yüzden kimselere kendini layik göremiyordu bir türlü,kimseleri begenmiyordu. Seneler evvel kizlarin ‘Evde kaldi’ damgasi yedigi yillarda, o hala bekardi. Bu da umurunda bile degildi.<BR>
<BR>
Sonra o adam çikti karsisina. Adam bir kere de vurulmustu kadina. Zatenherkes bir kerede vuruluyordu ona. O hiç yüz vermedi. Adamdan hiç hoslanmadi. inatla reddetti sinema ve paket paket çikolatalari. Evlilik teklifini reddetmek için ise bir saniye ile düsünmedi. Adam kararliydi. Aylarca kararindan dönmedi. ikisi de uzun süre karsilikli inatlastilar.<BR>
<BR>
Karli bir günde, genç kadinin komsusu kapiyi çaldi.<BR>
‘Çabuk camdan disari bak! Seninki disarida!’<BR>
Genç kadin cama kostu. Adam kapinin önünde yatiyordu. Yemin etmisti zaten. Teklifini kabul etmezse kapidan ayrilmayacagini söylemisti. Genç kadin sasirdi, simdiye kadar en inatçi o çikmisti. O geceden sonra beraber gezmeye basladilar. O zamanlarin en lüks gezmesi sinemaya gitmekti. Sik sik sinemaya gittiler. Genç kadin onunla vakit geçirdikçe yüregi isindi adama. Daha sonra onu sevebilecegini düsünmeye basladi. Aradan geçen günlerde sevdigini anladi.<BR>
<BR>
Aileler tanisti. Söz kesildi, nisan yapildi... Sevgililer muhtesem bir dügünle evlendiler... ikisi de mutluydu ama genç adam daha da mutluydu. Azmiyle basarmisti her seyi. Hiçbir sekilde sevgisinden vazgeçmemis ve yilmamisti. Genç kadini ikna etmis ve kendini sevdirmisti. Yirmi sekiz yasina kadar evlenmemeyi ve etrafin ‘Güzelligine ragmen evde kaldi’ dedikodularini göze alan kadini kandirmayi basarmis, üstelik o zamanin çevre erkekleri arasinda da büyük bir sükse yapmisti.<BR>
<BR>
Yillarca o kadindan çocuk istedi adam... ilkönce bir kizlari sonra da bir ogullari oldu. ikinci dogumu doktorlarin ‘Eger hamile kalirsan ölürsün’ ikazlarina ragmen dogurdu. Çünkü kocasi bir de erkek çocuk istiyordu. Kizi olmustu bir de erkek de sansini denemek istiyordu. Genç kadin kirmadi onu ve hayatini hiçe sayarak doguma girdi. Tablo tamamlanmisti artik. iki çocuk, biri kiz, biri erkek... ve ikisi. Çocuklarina çok iyi baktilar. Genç kadin her bakimdan mükemmel bir anneydi.<BR>
<BR>
Çocuklar büyüdüler... Okula basladilar. Babalarini görme firsatlari<BR>
olmuyordu çünkü çok çalisiyordu. Senelerce çalismisti. Ailesinin her seyi olmasi için çabalamisti... Çocuklar babalarina duyduklari özlemle ona daha çok ilgi gösteriyorlardi. Genç kadin genellikle çocuklariyla yalnizdi. Çünkü genç adam holding olma yolunda ilerleyen bir isiyle fazlasiyla hasir nesir olmak zorundaydi. Hepsi gögüslediler bunu. Onlar tüm hasreti kabul ederken, genç adam eve çok geç saatlerde gelmeye ve evde daha az vakit geçirmeye<BR>
basladi. Aksam yemekleri artik beraber yenmiyordu. Bayram gezmeleri anne ve çocuklarla yapiliyordu.<BR>
<BR>
Bir aile için en kötü parçalanma yasaniyordu... Zaman geçtikçe bu garipligin nedeninin is problemleri olmadigi anlasildi. Bir sabah küçük kiz uyandiginda annesiyle babasinin mutfakta oturup konustuklarini duydu.<BR>
‘Çocuklari al ve git. Ben artik bosanmak istiyorum’<BR>
‘Gitmeyecegim’ dedi genç kadin.<BR>
Her sey bitmisti artik. Karisi ve çocuklari için kendini parçalayan adam artik baskasina asik olmustu. Hatta yedi uzun senedir o kadinla beraberdi. Erkek çocuk istedigi zamanlar iliskileri baslamisti. istedigi her seyi elde etmisti artik. Parasi da vardi. Baba olmayi da tatmisti. Senelerce pesinden kostugu ve ikna etmek için sokaklarda geceledigi kadinla evlenmisti. Çocuklar babalarini o evde yalniz birakip gitmek istedilerse de anneleri israrla gitmedi. Bu kadar kolay gönderemezdi onu evden... Tam bir sene bekledi. Kocasi iflas edip diger kadin onu birakincaya kadar.<BR>
<BR>
Adam bes parasiz, kirik kalple eve döndügünde artik baba diye kosacak çocuklar evde yoktu. Çocuklar konusmuyordu onunla... Karisi mümkün oldugunca soguk ve  mesafeliydi... Her sey bitmisti aslinda. Geriye kalan sadece onlarin disardan bir aile olarak görünmesiydi. Oysa adam bu aileyi seneler evvel parçalamisti.<BR>
Karisi onu kizi ve oglu evlendiginde ve ilk torunlarini kucaklarina<BR>
aldiginda affetti. Çocuklar ise hiç affetmediler. En güzel yillarini böyle bir duyarsizlikla, yasadigi ask için minik kalplerini kirarak yasattigi için hiç affetmediler... O yüzden ikisi de çocuklarina umutla ve sevgiyle baglilar. Torunlar dedelerine tutkuyla baglilar. Dedeleri, çocuklarina gösteremedigi tüm sefkati onlara veriyor var gücüyle... Daha önce kirdigi iki minik kalbin yavrularina sevgiyi yasatarak, acisini dindirmeye çalisiyor.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Besmele</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=194 </link>
<description><![CDATA[Temel bir gün ormanda yürürken bir islik çalip bir besmele çekiyormus. idris bunu görünce sormus;<BR>
- Ula usagum ne yapayisun.<BR>
Temel;<BR>
- Hiç seytana antreman yaptirayirum.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Yeni bin yila mektup</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=195 </link>
<description><![CDATA[Sevgili torunum Yilmaz,<BR>
(Bizim yasadigimiz donemde cocuklara dedelerinin adini koymak gibi adet vardi  <BR>
      bu  aliskanlik hala suruyorsa, bu isimde bir torunum olabilir ama ben bu gelenegin   <BR>
      bitmis olmasini umarim, zira sirf dedesinin adi Suayip diye hayati kayan yavrucaklar <BR>
      var.)<BR>
      Sana bu mektubu iki bin yilindan yaziyorum. Gazeteden istediler. Sen simdi gazete <BR>
      nedir, diye sorarsin! Biz bu yillarda haberi kagitlara yazip dagitiyoruz. Kabul ediyorum, <BR>
      cok zor ve cok ilkel bir yontem ama o kadarda kotu durumda degiliz canim, gecen <BR>
      gun deden buyuk bir fiyakayla internette chat yapti. Henuz geyik muhebbetinde <BR>
       kullaniyoruz bilgisayari ama olsun. Ayrica ben senin yasindayken buyuk buyuk <BR>
      dedemin bana yazdigi mektup iki ton agirligindaydi! Magaranin duvarina kazimis, <BR>
      getiren arkadas az kalsin gocuk altinda kaliyordu. Yani beterin beteri var Yilmaz'cigim.<BR>
      Aslinda bu mektubu sana biraz da ozur dilemek icin yaziyorum. Benden once yasamis<BR>
      cok akilli ve huzunlu bir Kizilderili'nin soyledigi "bu dunya bize atalarimizdan kalmadi, <BR>
      cocuklarimizdan odunc aldik" sozunu anlamasina anladik, hatta bir suru kartpostal da <BR>
      yaptik, cok guzel grafik tasarimlarla yazdik bu akilli adamin lafini ama yine de herseyi <BR>
      berbat ettik. Enerji lazimdi ve tepemizde gunes bazen on saat cayircayir donerdi ama <BR>
      biz kendimizi bir golgeye atip nukleer salakliklarla ugrasirdik. Yani su anda okul <BR>
      arkadaslarinin bazilarinin uc tane kulagi varsa bunda hepimizin sucu var. Ama sen <BR>
      benim torunum olduguna gore mutlaka yapmiyorsundur ama sakin o cocuga "kulagini <BR>
      ac da beni iyi dinle" turdunden kulak memesi kivaminda sakalar yapma. (Mektubun bu <BR>
      acikli bolumunun aynisi buyuk buyuk dedemin bana yazdigi mektupta da vardi <BR>
      maalesef. Umarim senin yazacagin mektup da boyle bir bolum olmaz.)<BR>
      Evet iklimi de degistirdik. Kitaplarda ya da bilgi kaynagi olarak ne kullaniyorsaniz iste<BR>
      onda yazanlar dogrudur. Bir ara dort mevsim vardi.Mesela bunlardan bir tanesinin adi <BR>
      bahardi ki inanamazsin butun insanlarda hatta hayvanlarda bile asik olma ihtiyaci <BR>
      uyandirirdi.Tabi bu durum kimi kazalara da yol acmiyor degildi ama yine de omrun en<BR>
       guzel mevsimiydi. Sonra yaz... O muhtesem kamasma... Ama hala anlamiyorum ayni<BR>
      yerde hem iseyip hem nasil yuzdugumuzu. <BR>
      Sevgili Yilmaz , iki bin yilina gelene kadar cok aptalca seylerle mucizevi isleri birarada <BR>
      yapmis insanogullarindan sadece birisi olarak ve buyuk deden olma sifatiyla sana <BR>
      soylemek istedigim sudur: Ben bilimkurgu sevmem. Bizde gelecegi duslerken abartma <BR>
      adeti vardir. Inanmazsin benim cocuklugumda Uzay 1999 diye bir televizyon dizisi vardi <BR>
      ve orada anlatilanlar gercek olsaydi benim gecen sene Jupiter'deki yazligima tasinmam <BR>
      gerekiyordu ama su anda en buyuk numaramiz yukariya binlerce uydu gondermis <BR>
      olmamizdir. Antenin hallicesi iste... Ben yuz yil sonra isinlanmayi bile becerse insan, <BR>
      insan kalacaktir diye dusunurum.(Isinlanma bizim bilimkurgucularin buldugu bir laf, alay <BR>
      edeceksin onlarla,et"<BR>
      Sevgili Yilmaz, ucan arabalara bile binsen, onur her insana lazimdir.Onurunu ve asik <BR>
      olma yetenegini asla kaybetme. Buyuk deden bunlara dikkat ederdi.Gozlerinden <BR>
      operim. Haa bu arada 2071 yilinda saniyorum buyuk bir tantanayla Turkler'in <BR>
      Anadolu'ya girisinin bininci yili kutlanmistir. Merak ettim Malazgirt'in yolu da yapildi mi?<BR>
<BR>
Deden Yilmaz Erdogan
]]></description>
</item>

<item>
<title>Cem Yilmaz'dan Seçmeler</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=196 </link>
<description><![CDATA[Oglumun adini mafya koydum, artik bi mafya babasiyim! <BR>
<BR>
Sik sik ameliyat olun, içiniz açilir... <BR>
<BR>
ilahi Azrail sen adami öldürürsün. <BR>
<BR>
Yazilidan sifir aldim ama önemli olan katilmakti. <BR>
<BR>
1959 yilinda içilen kahvelerin hatiri dolmustur, duyurulur! <BR>
<BR>
Yasamaya ayri, yürütmeye ayri zaman mi? Ben darbe kullaniyorum.Yikiyorum.Çikiyorum. <BR>
<BR>
Sizde bit sampuani var mi? Kirlendi hayvanciklar. <BR>
<BR>
Abi beni niye anlamiyon. Sende idrak yollari enfeksiyonu mu var? <BR>
<BR>
Ölüm korkusu sürekli degil mezarda biten geçici bir duygu <BR>
<BR>
Siddete karsi savas açin! Siddet yanlilarini kursunlayin. <BR>
<BR>
Besbin kere söyledim abartmayi birak. <BR>
<BR>
Son gülen sen olacaksin, çünkü geç anliyorsun. <BR>
<BR>
Eger turist sezonundaysak neden onlari avlayamiyoruz? <BR>
<BR>
Bu tüp bebek hatali; Hep gaz kaçiriyor... <BR>
<BR>
Yes abicim, Türkçe egitime benden de okey!!! <BR>
<BR>
Bir fil elektrik direginden daha yüksege ziplayabilir mi? Elektrik diregi ziplayamaz ki!.. <BR>
<BR>
Gençligim aci veriyordu ameliyatla aldirdim <BR>
<BR>
Ey yükselen yeni nesil... in ulan asagi. <BR>
<BR>
Bende seytan tüyü yok. Epilasyonla aldirdim. <BR>
<BR>
Toplamda yedi cüceler kaç kisilerdir? <BR>
<BR>
Bir soru sorabilir miyim bayan, ne kadar güzelsiniz?
]]></description>
</item>

<item>
<title>NidaCan</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=197 </link>
<description><![CDATA[Istanbulda Üniversitede okuyan genc kiz Ankaradaki babasina telefon etmis: <BR>
-"Baba merhaba. Ben Lale..."-<BR>
-"ooo, güzel kizim benim. Nabersin bakalim?"-<BR>
-"Hic sorma babacigim. Hic keyfim yok valla..."-<BR>
-"Hayirdir? Bir sorun mu var?"-<BR>
Kiz aglamaya baslar babasi ise üzüntü ve meraktan kafayi yemektedir.<BR>
-"Murat evi terk etti, bosanmak istiyormus..."-<BR>
-"Ne evi kiz???Ne bosanmasi??? Sen ne zaman evlendin de bosaniyorsun?"-<BR>
-Hani senin hic hoslanmadigin esrarkes cocuk vardi ya, iste onunla evlendim."-<BR>
-Iyi halt ettin, zilli. Neyse, artik yapacak bi sey yok, versin mahkemeye hemen bosanin..."-<BR>
-"Bosanalim ama benden 10 milyar istiyor. Eger vermezsem, iyi zamanlarimizda cektigi ciplak fotograflarimi internetten herkese yollayacakmis..."-<BR>
-"Pühhh, Rezil... Ciplak fotograf cektirdin öylemi???"-<BR>
-"Ama Babacigim o benim kocamdi, ne bilim böyle bir pustluk yapacagini?!"-<BR>
-"Peki, olan olmus artik, yarin havale ederim parayi...Öglenden sonra Bankaya gidip cekersin, sonrada alip yakarsin o kahrolasi fotograflari..."-<BR>
-"Sagol Baba...Eeee...sey...baba...bi de kürtaj icin 2 milyara ihtiyacim var..."-<BR>
Adam artik iyice fenalasir, boguk bir sesle konusur;<BR>
-"Kürtajmiii??? Bi de hamile mi kaldin o cocuktan sennn???"-<BR>
-"Aslinda ondan degil... Zemci bi cocuk vardi...Zaten o yüzden ayriliyoruz ya..."-<BR>
Adam bayilmak üzeredir, nabzi yükselir, tansiyonu düser, artik inliyerek konusmakdadir;<BR>
-"Biz seni oraya okumaya yaollamistik, sen ne haltlar cevirmissin. Allahim. Nedir bu basimiza gelenler...Okulu bitirir bitirmez Ankaraya dönüyorsun, yoksa kirarim bacaklarini..."-<BR>
-"Istersen hemen dönebilirim babacigim, ben gecen yil okuldan atildim cünkü..."-<BR>
Adam masanin üzerindeki soguk su dolu sürahiyi basindan asagiya devirir ve ancak bu sekilde konusmasini sürdürebilir;<BR>
-"Okuldanmi atildin??? Hani birlikte Avukatlik yapicaktik, zilli.!...Eh ulan? Sen hele bi gel buraya...Ben sana yapicagimi bilirim, evden disariya adim attirmiyacagim sana, ilk istiyenle de evlendirecegim seni..."-<BR>
-"O is zor be baba, biliyorsun moda oldu, artik evlenmeden önce esler birbirlerinden saglik raporu istiyorlar...Pek iyi bir rapor sunucagimi zannetmiyorum ben..."-<BR>
-"Allahim, cildiracagim...Bir de cinsel hastaliklar haaa... Kesin o zencidendir..."-<BR>
-"Cok pis arkadaslari vardi, bilmem artik hangisinden kapmisimdir..."-<BR>
Güm diye bir ses duyulur, adam kisa bir süre icin kendinden gecmistir, ancak hemen kendisini toparlayip tekrar telefonu alir;<BR>
-"Hemen bu aksam dayini yolluyorum oraya, seni alip gelecek, adresini ver bakayim..."-<BR>
-"Mahmutpasa Karakolundayim... Gelirken kefalet iyin de biraz para getirsin yanina..."-<BR>
-"Karakolmu??? Bi de karakolami düstün layyynnn? Ne yaptin?"-<BR>
-"Dün kafam cok bozuktu, cok icmisim. Araba kiralayip dolasmaya ciktim, o kafayla Arnavutköyde kokorecci dükkanina girdim. Ama neyse ki kimse ölmedi, dükkan sahibiyle kiralik araba firmasina para vermek gerekir sanirim..."-<BR>
Adam iyice fenalasir, hatta fenalasmak ne kelime, adeta kahrolmustur. Telefonda kisa bir sessizlik olur. Kiz tekrar konusmaya baslar;<BR>
-"Babacigim, sakin üzülme, bütün bunlar bir sakaydi. Ben sadece sinifta kaldigimi söylemek icin aramistim babacigim..."-<BR>
Bunun üzerine adam sevincle ve mutlulukla haykirir;<BR>
-"Canin sag olsun be güzel kizim benim, bosveeerrrr. Okul da neymis? Hic mühim degil, tatlicanin sagolsun senin..."-
]]></description>
</item>

<item>
<title>Bunak</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=198 </link>
<description><![CDATA[Adamin biri evlenmeye karar vermis ama yasi 75. Kiz da 22 lik fistik gibi hatun.<BR>
Çocuklari, torunlari evlenmesin diye durmadan ikna etmeye calisiyorlarmis;<BR>
"Babacim bak yasin ilerledi. Kalbin dayanmaz." diye. Neyse, adam kimseyi<BR>
dinlememisve kizla evlenmisler. Gerdek gecesi olmus, sabah olmus, oglu kapida<BR>
bekliyor, yeni evliler hala iceride. Aradan birkaç saat geçtikten sonra kiz bitkin<BR>
bir vaziyette disariya çikmis ve yasli adamin oglu hemen endise ile sormus :<BR>
- Neler oldu?Babam iyi mi?<BR>
Kiz : Evet cok iyi idi. Ben yoruldum. biraz mola verdik...<BR>
Çocuk : allah allah!.. 75 yasinda adam, nasil oluyor da bu kadar aktif?<BR>
Kiz : Eee... Kocam bunak. Yapiyo unutuyo, yapiyo unutuyo...<BR>
<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Hizmetçi kiz</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=199 </link>
<description><![CDATA[Adam arkadaslarina heyecanli heyecanli birseyler anlatmaktadir,<BR>
- Çok acayip bir sey oldu arkadaslar, dün gece kapiyi çaldim, karanlikta açani<BR>
hizmetçi kiz zannedip öptüm. Meger karim degil miymis?<BR>
- Eee, ne olmus yani?<BR>
- Daha ne olsunyahu? Karimi öperken karim; "Dikkat et sevgilim, kocam her an gelebilir, diye fisildadi...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Dilsiz</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=200 </link>
<description><![CDATA[Bir dilsiz, bu alanda çok basarili oldugu söylenen bir doktora gitmis.<BR>
Doktor dilsize:<BR>
''Hemen çirilçiplak soyunun'' demis.<BR>
Utana sikila soyunmus dilsiz.<BR>
''Simdi arkanizi bana dogru dönün ve iyice egilin ''.<BR>
 Dilsiz dönmüs arkasini doktora ve öne dogru iyice egilmis.<BR>
 Birden en hassas bölgesinde içini yirtan öylesine bir aci duymus ki can acisiyla bagirmis:<BR>
''Aaaaa!''<BR>
Doktor:<BR>
''Çok güzel oldu'' demis. ''Artik giyinebilirsiniz. Yarin gelince de B demesini ögretecegim''.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Sadakat Ve ihanet</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=201 </link>
<description><![CDATA[ihanetin adi göçmen bir kusa verilmis,<BR>
Sadakatin adi ise; bir serçeye<BR>
Göçmen kus bütün bahar  ve yaz boyunca küçük köyün üstünde uçmus,<BR>
serçeyle beraber.<BR>
Küçük sinekleri, kurtlari yemisler,<BR>
Kis yagmurlariyla saha kalkmis, derelerden su içmisler.<BR>
Masmavi gökyüzünde dans etmisler,<BR>
Çiçek açan agaçlara konup, papatya tarlalarinda gezmisler...<BR>
Birbirlerine söz vermisler kuslar;<BR>
Ayrilmayacagiz diye.<BR>
Ama kis gelmis,<BR>
Göçmen kus adina yakisani yapmaya kararliymis,<BR>
Serçe herzamanki gibi sadik<BR>
 Ama sevdigi de yabana atilmaz bir gerçek<BR>
Ayrilik aci, ihanet kötüymüs serçe için<BR>
Yasamaksa önemli imis göçmen için.<BR>
O, baharlarin tatli eglencesiymis sadece<BR>
Gel demis serçeye benle beraber...<BR>
Baska bir bahara uçalim.<BR>
Serçe ise burda bekleyelim demis yeni bahari<BR>
Ama kis acimasizdir, demis göçmen<BR>
Yasayamayiz burda, aç kaliriz üsürüz.<BR>
Serçe hayir demis korunuruz kötülüklerinden kisin, beraber<BR>
Göçmen inanmamis serçeye hayir demis gidelim.<BR>
Serçe için  gitmek nasil bir ihanetse yasadigi yere<BR>
Kalmaksa ayni sekilde ihanetmis sevgiliye.<BR>
Ve karar vermis sevgiyi seçmis<BR>
Uçacakmis yeni bahara...<BR>
Göçmen ve serçe çikmislar yola,<BR>
Ama serçe zayiflamis,<BR>
Onun kanatlari uzun uçuslar için degil.<BR>
Dayanamayacakmis bu yola<BR>
Oysa göçmenin kanatlari güçlüymüs.<BR>
Çünkü hep kaçarlarmis kislardan<BR>
Hep giderlermis zorluklarindan kisin, yeni baharlara<BR>
Bir firtina yaklasiyormus<BR>
Göçmen hizli gidiyormus firtinadan, yakalanmayacakmis<BR>
Ama serçe iyice zayiflamis, yavaslamaya baslamis<BR>
Göçmene duralim artik demis<BR>
Biraz dinlenelim<BR>
Göçmen itiraz etmis, firtina demis, ölürüz.<BR>
Birazdan okyanusa varacagiz.<BR>
Kurtulusuymus bu büyük deniz<BR>
Göçmen için , çok iyi bilirmis buralari.<BR>
Ama serçe ilk kez görüyormus ve sanki<BR>
Gökyüzünden daha büyükmüs bu yeni mavi<BR>
Serçe artik dayanamayacakmis,<BR>
Son bir sevgi ile seslenmis göçmene<BR>
Artik gidemiyorum... Göçmen serçeye bakmis,<BR>
Bakmis ve devam etmis......<BR>
Okyanus çok büyükmüs, serçe ise küçük<BR>
Serçenin sevgisi de çok büyükmüs ama göçmen küçük...<BR>
Mavi sularinda okyanusun bir minik SADAKAT...<BR>
Yeni bir baharin koynunda koca bir iHANET...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Son nafaka</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=202 </link>
<description><![CDATA[Karisindan bosanmis olan bir adam, o gün annesini görecek olan kizina <BR>
- ''Al kizim bu zarfi. Sen artik 18 yasina bastin bu annene verecegim son nafaka çeki. Bunu annene ver, sonra 1 adim geri çekil ve annenin yüzündeki ifadeyi seyret demis. <BR>
Kiz annesine gitmis; <BR>
- ''Anne babam bu zarfi sana gönderdi ben artik 18 yasima bastigimdan sana gönderdigi son nafaka çekiymis. zarfi sana verip sonra 1 adim geride durup senin yüzündeki ifadeyi seyretmemi söyledi''. <BR>
Annesi; <BR>
- ''Peki kizim simdi babana git 18 seneden sonra O'na aslinda senin gerçek baban olmadigini söyle sonra 1 adim geri çekil ve yüzündeki ifadeyi seyret''...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Siyanürlü Karpuz</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=203 </link>
<description><![CDATA[Bir karpuz tarlasi olan çiftçi her aksam tarlasina çocuklarin dadandigini ve birkaç karpuzun eksildigini fark etti. Bir süre düsündükten sonra, tarlaya bir uyari levhasi koymaya karar verdi;<BR>
- ''Dikkat! karpuzlardan birine siyanür enjekte edildi''. <BR>
Ertesi aksam çiftçi karpuz yiyemeden kaçan çocuklari keyifle izledi. Bir hafta sonra, çiftçi tarlasinda geziyordu. Karpuzlarini denetleyerek eksik olmadigini düsünürken gözü kendi levhasinin yanina konan bir levhaya ilisti;<BR>
- ''Simdi o karpuzlardan iki tane var!''...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Nam_i Kemal'in Matkabi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=204 </link>
<description><![CDATA[Nam-i kemal isi geregi sik sik yurt disi seyahati yaparmis. Gene gÜnlerden bir gün seyahate çikmis fakat pasaportunu unuttugu için geri  dönmüs.<BR>
  Birde ne görsün karisi baska biriyle beraber. Hemen karisi durumu idare için adamin bir sisme bebek oldugunu, Nam-i Kemal uzun seyahetteyken onun özlemini dindirmek icin aldigini,söylemis. <BR>
Tabiki Nam-i Kemal inanmamis ve demiski yav karicigim hiç sisme bebek *ikmemistim  getir bi *ikeyim demis. Karisi olmaz dediysede dinletememis,dayamis nam-i kemal aleti, adam fena halde *ikiyormus. Nam-i Kemal bir türlü sokamamis ve demiski <BR>
-Hanim su Almanyadan aldigim Matkabi getir acamiyorum deligi. Bunu duyan adam baslamis robot sesiyle<BR>
-''BIIIB BIIIB TEKRAR DENEYINIZ SISTEMDEKI ARIZA GIDERILDI....
]]></description>
</item>

<item>
<title>is Görüsmesi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=205 </link>
<description><![CDATA[Bir firmanin insan Kaynaklari Müdürü ölür ve göge<BR>
yükselir. Kapida bir melek onu karsilar ve söyle der:<BR>
- "Size bir sans verecegiz. 24 saat boyunca cehenneme ve 24 saat boyunca da cennete gideceksiniz. Hangisini daha çok severseniz sonsuza dek orada kalma sansiniz olacak." insan Kaynaklari Müdürü bu düsünceyi gereksiz bulur: <BR>
-"Aslinda ben seçimimi çoktan yaptim. Bu yola basvurmamiza gerek yok. Ben cennete gitmek istiyorum."<BR>
Melek bunun olanaksiz oldugunu söyler:<BR>
- "Buranin da bazi kurallari var"<BR>
Asansöre biner ve yerin yedi kat altina iner. Bir kapidan içeri girdiginde bir bakar ki, yemyesil bir golf sahasinin üzerinde ve tüm sevdigi arkadaslari orada. Seytan bile çok sevimli ve ona iyi davraniyor. Tüm gün golf oynarlar, birlikte yemek yiyip içki içerler. Müdür çok eglenir ve zamanin nasil geçtigini anlamaz. 24 saat dolunca asansörle yukari çikar ve cennetin kapisindan içeri girer. Cennet de güzel ama fazla sakin bir yerdir. Tüm gün bulutlarin üzerinde harp çalip sarki söyler. 24 saat dolunca yeniden melegin karsisina çikar. Melek sorar:<BR>
- "Evet, karariniz nedir?"<BR>
Müdür yanit verir:<BR>
- "Bunu söyleyecegimi hiç sanmazdim ama cehennemde daha iyi süreç geçirdim oraya gitmek istiyorum." <BR>
-"Bunun üzerine asansörle yerin yedi kat altina iner. Bir de görür ki her yer çöp dolu, pis bir koku sarmis çevreyi. Dün çok eglendigi arkadaslari da çöpleri topluyor. Seytana sorar:<BR>
- "Dün burasi bir golf alaniydi, yemek yedik, içki içtik. Bugün ne oldu, durum neden böyle?"<BR>
Seytan yanit verir:<BR>
- "Dün senle is görüsmesi yapiyorduk. Bugün artik seni ise aldik."<BR>
<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>100 Milyon</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=206 </link>
<description><![CDATA[Yasli amca Viagra adli bir ilacin piyasaya salindgini duymus.Ancak nereden ve nasil temin edileceggini bilmiyormus. Torununa bassvurmus bu konuda: <BR>
- At bakalim büyükbaba 10 milyon lira ortaya.<BR>
demis biçkin torun:<BR>
 - Sana bulayim o ilaçtan...<BR>
 - Simdi yanimda yok<BR>
demis büyükbaba:<BR>
 - Sen ilaci al ben odana birakirim 10 milyon lirayi...<BR>
Torun ilaci saglayip büyükbabasina vermis. Ertesi aksam isten dönünce odasina bakmis bir kenarda 100 milyon lira duruyor. Disari seslenmis: <BR>
 - Büyükbaba ilaç 10 milyon liraydi sen 100  <BR>
milyon vermissin.<BR>
 - Ben 10 milyon verdim evlat<BR>
demis büyükbaba:<BR>
 - 90 milyon da büyükannen verdi...<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Mektup</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=207 </link>
<description><![CDATA[Karimi 1998'in sonbaharinda kaybettim... Yedi senelik evliligimizin iki senesini kanser tedavisi için hastanelerde geçirmistik. Karim her evlilik yildönümümüzde ikimizin fotografini çerçeveler, ''Bunlar hayatimizin gölgeleri'' derdi.. Öldügünde yedi tane resmimiz vardi.<BR>
 97'in bir gecesinde onu aldattim. Oysa ona sürekli onu ne kadar çok sevdigimi ve sonsuza kadar sadik kalacagimi söylerdim. Ölmeden iki hafta önce yine ayni seyi tekrarladim. Tuhaf bir gülümsemeyle bana bakti ve sadece: ''Biliyorum'' dedi. izmir'e kar yagdigi gün, yani bir ay önce, evdeydim. Fotograflarimiza bakiyordum yine... Her çerçevenin altinda bir harf oldugunu ilk kez o gün fark ettim.<BR>
-A<BR>
-R<BR>
-K<BR>
-A<BR>
-S<BR>
-I<BR>
-N<BR>
Gerisi için yillar yetmemisti. Ama sanirim ''Arkasina bak'' yazmaya filan niyetlenmisti. Hemen çerçevelerin arkasina baktim. Hiç birsey yoktu. Sonra birsey dürttü beni, hepsini teker teker söktüm. Her birinin arkasindan bir mektup çikti! Geçirdigimiz her sene için sevgi dolu sözler yazmisti.<BR>
1997'deki resmimizin içinden çikan zarf ise simsiyahti. Ve içinden su sözler çikti:<BR>
''14 Mart 1997/ Gözlerin bana baska birine dokunmus gibi bakti/ Söylemene gerek yok biliyorum...''<BR>
2002' deyiz. Onu kaybedeli 4, aldatali 5 yil oluyor...<BR>
içim aciyor simdi.<BR>
Çünkü kadinlar biliyor, hissediyor...<BR>
Seni seviyorum diyenin sevgisinden süphe et, çünkü; ask sessiz, dilsizdir...
]]></description>
</item>

<item>
<title>hirsiz Temel</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=208 </link>
<description><![CDATA[temel ve dursun bir banka soymaya karar verirler. ertesi gün bankaya girip kasayi bosalttiktan sonra kaçmaya baslarlar. ama arkalarindan güvenlik görevlisi bagirir;"kaçmayin lan oruspu çocugu"<BR>
temel durur ve der ki;"Dursun sen kaç beni tanidi"
]]></description>
</item>

<item>
<title>Hasan Sen misin?</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=209 </link>
<description><![CDATA[Adamin biri sinemaya gider. Tam sinemada film baslarken önüne saçini kazitmis biri oturur ve sinemanin isiklari bu saçini kazitmis adamin kafasina vurur... Arkasindaki adam bir türlü filmi izleyemez. Adam içinden "sunun ensesine bi tane yapistirayim" der sonra "Oglum adam iri yari...<BR>
Ellese bile beni parçalar" diyip vazgeçerken yanina Temel oturur..<BR>
Adam Temel'e donup "Su kafasini kazitmis adamin ensesine bi tane vur sana 5 milyon verecem" der. Temel de dayanamaz adamin ensesine bi tane yapistirir ve devam eder "Ulan Hasan sen burada miydin" der. Adam dönüp "Ne Hasani kardesim" der Temel de "Pardon kardesim karistirdim" der ve adam önüne dönünce 5 milyonunu alir.<BR>
Adam dayanamaz ve Temel'e donup "Kardes bi tane daha yapistir sana 10 milyon verecem" der. Temel bi tane daha adamin ensesine vurur ve ilave eder<BR>
"Hasan sensin be yeme beni" Adam dönüp "Hasan degilim kardesim be " diyip ön koltuklardan birine oturur.<BR>
Temel'in yanindaki adam artik filmi birakip bu kafasini kazitan adami<BR>
aramaya baslar ve bulur hemen Temel'e dönüp "Bak kardesim iste oraya oturmus. Git ensesine bi tane daha vur sana cebimdeki tüm parayi<BR>
verecem" der. Temel hemen kafasini kazitmis adamin arkasina geçip ensesine bi tane yapistirip  "Ulan Hasan burda miydin, ben de yarim saattir arkadaki adami sen sanip ensesine vuruyorum" der...<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Korku Tüneli</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=210 </link>
<description><![CDATA[Korkmaya ihtiyaci vardi. Yemegini yemis,<BR>
suyunu içmis ve uyumustu. <BR>
Artik filmler yetmiyor, insan yiyen böcekler, <BR>
dinozorlar, vampirler, uzay yaratiklari <BR>
ve zombiler heyecanlandirmiyordu onu. <BR>
Misirini yerken perdeden pençeler firliyor,<BR>
gazozunu içerken kan fiskiriyordu. <BR>
Zarar vermeyen korku, ne gÜzel korkuydu.<BR>
iste emniyet içinde koltugunda oturuyordu.<BR>
Birazdan film bitecek, sinema, <BR>
kalabaligi damperli bir kamyon gibi <BR>
caddeye bosaltacakti. Korkmak <BR>
için para ödüyordu sinemalara. <BR>
Korkmaya ihtiyaci vardi. <BR>
<BR>
<BR>
Yeni açilan bir lunaparktan sözetmislerdi.<BR>
Korku tüneli müthismis.<BR>
Bayilanlar oluyormus heyecandan.<BR>
Abartiyorlardir, dedi kendi kendine. <BR>
Seyrettigi filmlerdeki en korkunç <BR>
sahneler bile kilini kipirdatmiyordu. <BR>
Aliskanligin elleri boguyordu heyecanini. <BR>
Yine de denemeye degerdi. <BR>
Yemegini yemis, suyunu içmis ve uyumustu. <BR>
Korkmaya ihtiyaci vardi.<BR>
<BR>
<BR>
Lunapark rengarenk isiklariyla sehrin<BR>
ortasinda devasa bir gecelambasi <BR>
gibi yaniyordu. Bir balerin kulak<BR>
zarlarini titreten müzigin esliginde<BR>
dansediyor, uçusan eteklerinden<BR>
çigliklar yükseliyordu. Donuk gözleri<BR>
döndükçe kah bir palyaçoya, <BR>
kah çocugunun elinden tutmus bir <BR>
babaya, kah bir baloncuya degiyordu. <BR>
<BR>
<BR>
Ayni müzigi dinlemekten, ayni sekilde <BR>
dansetmekten bikmis gibiydi. <BR>
Yüzünde korkunç bir ifade vardi. <BR>
Etegindeki insanlari silkelemek<BR>
havalara firlatmak geçiyordu içinden.<BR>
Ama kumanda odasindaki adam <BR>
izin vermiyordu ona. Bir dügmeye <BR>
basinca hizlaniyor, bir dügmeye<BR>
basinca yavasliyordu. Durmasi<BR>
için bir dügme yetiyordu. <BR>
<BR>
<BR>
‘Bu kez dinlemeyecegim,’ dedi balerin. <BR>
‘Yavasla’ dügmesine ragmen <BR>
dönüsünü hizlandirdi. Kumanda <BR>
odasindaki adam sasirmisti. <BR>
Balerin gittikçe hizlaniyordu.<BR>
‚çigliklar birbirine karisti. ‘Yavasla’ <BR>
dügmesi çalismiyordu. Operatör <BR>
bütün gücüyle basiyordu dügmeye. <BR>
Balerin deli gibi eteklerini savuruyor, <BR>
imdat sesleri yükseliyordu. <BR>
<BR>
<BR>
Korkmaya ihtiyaci olan adam, <BR>
bu iste bir tuhaflik oldugunu düsündü.<BR>
Balerinin asit dolu gözleri üzerine <BR>
degince yandigini farketti. Kendi <BR>
etrafinda bir tur daha atar atmaz <BR>
gözünün içine bakmali ve <BR>
‘Hadi ama yeter!’ diye azarlamaliydi onu. <BR>
<BR>
<BR>
Birden kumanda odasindaki <BR>
‘yavasla’ dügmesi Çalisti. <BR>
Balerin yavasladi ve durdu.<BR>
insanlar korku ve isyan içinde kumanda <BR>
odasina dogru yürürken, balerinin <BR>
dudaklarinda hinzir bir gülümseme belirdi.<BR>
<BR>
<BR>
Korkmaya ihtiyaci olan adam, <BR>
‘Bu lunaparkta bir gariplik var,’ dedi.<BR>
Balerin ‘Hadi ama yeter!’ sözüyle <BR>
yavaslamIs olabilir miydi? Tesadüftü elbette.<BR>
Ya gülümseme... ‘Bu kadar <BR>
Çok korku filmi izlersen böyle olur,’ <BR>
dedi kendi kendine. <BR>
<BR>
<BR>
Korku tüneline dogru giderken<BR>
atlikarinca çikti karsisina. ‚çocuklar<BR>
atlara binebilmek için sira bekliyordu. <BR>
Siyah, beyaz, kirmizi, mavi, <BR>
yesil, mor, rengarenk atlar yükselip<BR>
alçalarak dönüyorlardi. Kalabaligin <BR>
arasina karisip çocuklari seyretmeye basladi. <BR>
<BR>
<BR>
Neseyle atlarin kafalarini salliyorlar,<BR>
Çayirlarda daglarda kosturuyorlardi.<BR>
insani yere atmayan at, ne güzel atti.<BR>
<BR>
<BR>
‚çocuklardan sadece biri gülmüyordu. <BR>
Neredeyse aglamak üzereydi.<BR>
Dikkatle baktiginda bir tek onun<BR>
atinin basini sallamadigini gördü. ‚çocuk <BR>
basin iki yanindaki kulplari itmeye <BR>
Çalisiyor, ama at inatla kafasini sallamiyordu. <BR>
<BR>
<BR>
Basini sallamayan ati incelemeliydi. <BR>
Döndügü için sadece önünden geçtigi<BR>
anlarda bunu yapabilirdi. Anneler, <BR>
kendi Çocuklari önlerinden geçtikçe<BR>
el salliyorlardi. iste onun ati da geliyordu. <BR>
‚çocuk hala basini sallamaya ugrasiyordu. <BR>
Tam önünden geçerken atin basina <BR>
eliyle hafifçe vurup ‘Aptal sey’ dedi. <BR>
<BR>
<BR>
At aniden basini çevirdi. Garip bir ses<BR>
Çikartarak elini isirmaya çalisti.<BR>
Sonra dislerini göstererek uzaklasti.<BR>
Adam ‘Abarttin’ dedi kendi kendine ‘Abarttin’. <BR>
<BR>
<BR>
O sirada bir palyaço yaklasti yanina.<BR>
Kocaman kirmizi burnu ‘Gondolu gördün <BR>
mü, gel!’ derken bir asagi bir yukari oynuyordu. <BR>
<BR>
<BR>
Gondol seklindeki bir salincakti bu.<BR>
Kayigin uçlari sirayla gökyüzünü yokluyordu. <BR>
Her iniste yere bir parça karanlik indiriyor,<BR>
her yükseliste göge bir parça çiglik tasiyordu.<BR>
Palyaço ‘Sen de bin!’ dedi. O, lunaparka <BR>
sadece korku tüneline girmek için gelmisti. <BR>
Hesapta ‘gondol’ yoktu. Palyaço <BR>
‘Hadi!’ diye israr etti. <BR>
Kiramadi. Gondol bosaldiktan sonra <BR>
ucunda kaptan heykeli bulunan tarafa yerlesti. <BR>
Bakalim yanina kimler oturacakti.<BR>
Hayret! Hiç kimse gondola binmek <BR>
istemiyordu. Asagida biriken <BR>
merakli kalabalik, gondolun hareket <BR>
etmesini bekliyordu. Tedirginlik<BR>
içinde ‘Baska yolcu yok mu?’<BR>
diye sordu. Palyaço ‘Hayir!’ dedi. <BR>
<BR>
<BR>
Gondol hareket etmeye basladi<BR>
. …önce agir agir, sonra hizli hizli sallandi.<BR>
Daha sonra uçarcasina gidip gelmeye basladi. <BR>
Bir önceki seferde yolcular beraber çiglik<BR>
atarak heyecanlarini bölsüyorlardi. <BR>
Korkuyu bile paylasmak güzeldi.<BR>
Oysa simdi... Palyaço aklindan<BR>
geçenleri anlamis gibi elini havaya kaldirdi.<BR>
Bunun Üzerine asagida biriken kalabalik <BR>
‘Heey!’ diye bagristilar.<BR>
Artik kayigin her düsüsünde el kalkiyor,<BR>
asagidakiler hep birlikte çiglik atiyordu. <BR>
<BR>
<BR>
O kadar hizlanmisti ki bir an yerinden <BR>
firlayacagini zannetti. Elleriyle yapismisti<BR>
önündeki demire. Basi dönüyor, <BR>
midesi bulaniyordu. Palyaço elini <BR>
artik kaldirmiyor, kalabaliktan çit çikmiyordu.<BR>
Ay isigi gondolu ve yüzünü yaliyordu. <BR>
Sari bir yüzdü bu. aniden sirtinda bir <BR>
sey hissetti. Sirtina dokunuluyordu. <BR>
‘Yok canim!’ dedi. ‘Gondolda benden baska <BR>
kimse yok’. Ancak arkadaki hareket Israrliydi.<BR>
Dürtükleme, neredeyse tekmeye dönüsecekti.<BR>
Arkasina dönmeye cesaret edemiyordu. <BR>
<BR>
<BR>
‘Hey baksana buraya!’ diye bir fisiltiyla ürperdi <BR>
kulagi ve vücudu birden buz kesti. <BR>
Arkaya hala bakamiyordu. ‘Kimsin sen!’ <BR>
dedi kendi kendine ‘Kaptan!’ dedi arkadaki <BR>
ses. ‘Gemimde ne isin var?’<BR>
Bütün cesaretini toplayarak arkaya döndü.<BR>
Tahtadan bir kaptan heykeli... <BR>
Hiçbir hareket yoktu. ‘inmeliyim!’ <BR>
diye bagirdi palyaçoya ‘indir beni!’. <BR>
Palyaço elini kaldirdi. Seyirciler son <BR>
kez ‘Heey!’ diye bagrdilar. Gondol durdu.<BR>
Fena halde dönüyordu basi. <BR>
Hemen eve gitmeliydi. Vakit geç olmustu. <BR>
<BR>
<BR>
Palyaço: ‘Ya korku tüneli,’ dedi.<BR>
‘Oraya girmeyecek misin?’ <BR>
‘Nereden biliyorsun?’ diye sordu <BR>
Ürpererek. ‘Korku tüneli için geldigimi<BR>
nereden biliyorsun!’ Palyaço bu soruyu;<BR>
‘Bildigim bir sey yok. Lunaparka gelen <BR>
herkes korku tünelini görmek <BR>
ister.’ diye cevapladI.<BR>
<BR>
<BR>
***<BR>
<BR>
<BR>
RaylarIn Üzerinde yürüyen arabalar, <BR>
yolcusunu alir almaz hareket ediyor,<BR>
korku tünelinin kapisina Çarpip içeri daliyordu. <BR>
<BR>
<BR>
Sonunda sirasi gelmis, arabasi hizla <BR>
karanliga karismisti. Hiçbir sey görünmüyordu.<BR>
YaglanmamIs tekerleklerin raylar<BR>
Üzerinde çIkardigi metalik ses sinir bozucuydu.<BR>
‚çok geçmeden sirenler çalmaya, çigliklar<BR>
yankilanmaya basladi.Kendisinden <BR>
öncekilerin çigliklari olmaliydi. <BR>
Demek sürprizler yaklasiyordu. <BR>
<BR>
<BR>
Arabasi tam bir viraji aliyordu ki <BR>
aniden yavasladi. Karsisina, agzini açip <BR>
kapayan ve pençesini sallayan bir ayi Çikti. <BR>
Kirmizi isikla yüzü aydinlatilmisti ve garip <BR>
sesler çikariyordu. Klasik korku tüneli numaralari,<BR>
diye düsündü. çok geçmeden kervana <BR>
baska vahsi hayvanlar da katildi. Pesi <BR>
sira mumyalar, basina balta, gögsüne<BR>
biçak saplanmis adamlar, cadilar, <BR>
hortlaklar, cüzzamlilar sökün etti. iskeletler <BR>
ona el sallarken, gülüyordu. Aman ne korkunç! <BR>
Niye girmisti ki tünele? aniden boynuna sarkan <BR>
yilan disinda, hiçbir seyden ürpermemisti. <BR>
<BR>
<BR>
Araba hizlanmaya basladi. Artik garip yaratiklar <BR>
çikmiyordu karsisina. Demek tünel yolculugu bitiyordu.<BR>
iste kendinden önceki araba da tünelden Çikiyordu.<BR>
içeriye sizan isik çikis kapisini aydinlatiyordu. <BR>
<BR>
<BR>
Tam kapinin önüne gelmisti ki araba aniden durdu.<BR>
Elektrikler mi kesilmisti acaba? Hayir! <BR>
Araba geri geri gitmeye basladi. Ne oluyordu?<BR>
Sistemde bir ariza mi vardi? Ya kendisinden<BR>
sonra tünele giren arabalarla Çarpisirsa! Belki onlar <BR>
da geri geri gidiyordur, diye düsünürken, araba daha <BR>
önce yanindan geçtigi bir magaranin içine daliverdi.<BR>
Korkunç bir hizla yokus asagI gidiyordu. <BR>
Siren sesi kesilmisti. Sadece tekerleklerin<BR>
gicirtisi duyuluyordu. Zifiri karanlikta hiçbir<BR>
sey görünmüyordu. <BR>
<BR>
<BR>
Gözlerini yumup tünelden Çikincaya kadar <BR>
açmamaya karar verdi. Ancak siddetli bir <BR>
gökgürültüsü, bu kararini bozmakta gecikmedi.<BR>
Simsekler Çakiyor, magaranin duvarini yer<BR>
yer aydinlatiyordu. Aydinlanan yerlere<BR>
fotograflar yapisiyor ve düsüyordu... <BR>
<BR>
<BR>
Caddenin ortasinda kan kaybediyordu adam.<BR>
Görünürde ambülans yoktu. Bir baska <BR>
adam tezgahta böbregini satiyordu. <BR>
Vitrin camlarIna gözler yapismisti. Adama bak! <BR>
Evini yikmasinlar diye elini dogruyordu. <BR>
Ya mavi elbiseli kiz, neden okula alinmiyordu? <BR>
Bir dede torunlarini boguyor, bir Çocuk babasini <BR>
tokatliyordu. Beyaz, kani ne çabuk sariyordu! <BR>
ilanlar yapistiriliyordu duvarlara. Kasap Çengelleri<BR>
için kuzu araniyordu. Kapsama alani <BR>
disindaydi herkes. Bütün tuslardan ayni ses geliyordu. <BR>
<BR>
<BR>
Sonunda fotograflar düstü, gökgürültüsü kesildi,<BR>
simsekler söndü Karanlik hakim oldu magaraya.<BR>
Yine hiçbir sey görünmüyordu. Araba hizla devam<BR>
ediyordu yoluna. Ya bu islaklik? <BR>
Yagmur mu yagiyordu? Ellerine, basina,<BR>
yüzüne damlalar düsmeye basladI. <BR>
Sik sik eliyle yüzünü siliyordu. Araba uçuyor, rüzgari<BR>
yüzündeki islakligi sogutuyordu. <BR>
<BR>
<BR>
VE DURDU... <BR>
<BR>
<BR>
EVET ARABA DURDU!<BR>
<BR>
<BR>
Karsisindaki duvarda ciliz bir isik yandi.<BR>
Aman Allah’Im! Bu nasil bir adamdi?<BR>
Elleri, yüzü, her tarafi kan içindeydi. <BR>
Kolunun biri kopmus, gözleri oyulmus, <BR>
kalbi sökülmüstü. Hayir, bu bir oyun olamazdi.<BR>
Kan kokusu duyuyordu. Bu kadar dogal <BR>
bir maket olamazdi! Olabilir miydi yoksa? <BR>
Ona dokunmaliydI. Korkudan kalbi yerinden firlayacakti.<BR>
Dokunmaliydi ona. Elini yaklastirdi. <BR>
Titriyordu. Los isikta duran adama dokundu. <BR>
Kanin sicakligini neden duymuyordu? <BR>
Etin yumusakligini neden hissetmiyordu? <BR>
Soguk, parlak bir yüzeydi dokundugu. <BR>
Biraz daha dikkatli bakti: AYNA! <BR>
<BR>
<BR>
AYNAYA DOKUNUYORDU<BR>
<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Rahip Temel</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=211 </link>
<description><![CDATA[Rahip Temel<BR>
 <BR>
Temel Fransa’da rahip olmus. Yardimcisi ile otoyolun kenarinda ellerinde "Kardesler! Yolun sonu yaklasti... Bir an önce bu tuttugunuz yoldan dönmelisiniz!" yazan levhayi, yoldan araba geçtikçe kaldirip, soförlere göstermeye baslarlar. <BR>
<BR>
Oradan geçen ilk soför levhayi okur okumaz, kiliseye para toplayacaklarini düsünerek, kendi kendine söylenir: <BR>
<BR>
- Hiç olmazsa bizi burada rahat birakin!<BR>
<BR>
Araba virajda kaybolduktan hemen sonra aci bir fren ve arabanin nehire uçus sesi duyulur... <BR>
<BR>
Bu durumu anlayan rahip Temel, arkadasina der ki: <BR>
<BR>
- Esasinda biz levhaya ‘Köprü yikildi, geçmeyin!’ yazsak, su yazdiklarimizdan daha anlasilir olacak herhalde.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Tek dis</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=212 </link>
<description><![CDATA[Bir gün delikanlinin biri azmis cani öyle çekiyorki, yolda geçen yasli teyzeyi yakalamis ille *ikecek.<BR>
yasli teyze;<BR>
- ''lan oglum etme eyleme benim tek disim kalmis ne yaparsin benim gibisini''.<BR>
oglan dinlememis, isini bitirmis tam giderken;<BR>
- ''delikanli dur burdada bir dis daha olacakti'' demis...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Cin Fikirli Mahkum</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=213 </link>
<description><![CDATA[Amerika'da, müebbet hapis cezasina çarptirilan bi adam, sabah aksam hapishaneden kaçmanin yollarini düsünüyomus. Bi gün bahçede volta atarken gardiyanlarin bi tabutu cenaze arabasina yükledigini görünce nihayet aylardir aradigi fikri oracikta bulmus. Burasi büyük bi cezaevi oldugu için her hafta mutlaka 2-3 kisi Tanri'nin rahmetine kavusuyomus. Mahkum, gardiyanlardan birine, cenaze oldugu bi gün tabuta konularak kaçirilmasi karsiliginda epey yüklüce para teklif etmis. Gardiyan korktugundan basta biraz mizirdanmis ama sonra paranin cazibesine kapilip kabul etmis. Gardiyan adama, gece cenazelerin bekletildigi yerin anahtarindan yaptirip vermis. ilk cenazede adam tabutun içine girecekmis. Cenaze defnedildikten sonra da, gece gardiyan gelip adami mezardan çikaracakmis. <BR>
<BR>
Plan aynen uygulamaya konmus. Kaçma atesiyle yanip kavrulan mahkum ölüye aldirmadan sikis tepis tabutun içine girmis. Sabah da gardiyanlar tabutu cenaze arabasina yüklemisler ve mezarliga götürüp laf olsun diye yapilan bir dini törenle gömmüsler. <BR>
<BR>
Mahkum tabutun içinde sabirsizlanarak gardiyanin gelip onu çikarmasini bekliyomus. Epey vakit geçtigi halde gelen giden olmayinca biraz biraz endiselenmeye baslamis. Bayagi bi zaman geçip de hala gelen olmayinca bizimki hafiften tirsmaya baslamis. "Acaba kendim çikabilir miyim?" diyerek etrafi arastirmak istemis. Cebinden zar zor çakmagini çikarip yakmis. Tabutun üstünü incelerken gözü bi an yanindaki ölüye takilmis. Ve o an donup kalmis! Yanindaki ceset anlasmayi yaptigi gardiyanmis!<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Tampon Çikarici!</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=214 </link>
<description><![CDATA[Adam uçaktadir ve acil olarak tuvalete gitmesi gerekmektedir. Ancak her gidisinde erkekler bölümü doludur. Görevli durumun aciliyetini farkeder ve bayanlar tuvaletini kullanabilecegini ancak oradaki butonlarin hiç birisini kullanmamasini söyler.<BR>
Adam içeri girip oturur ve tuvalet kagidi rulosunun yaninda dört buton oldugunu görür. Butonlarin üzerinde sirasiyla SS, SH,PP,OTC yazmaktadir;<BR>
Meraklanir ve dikkatlice SS'ye basar. Altina Sicak Su püskürtülmektedir.<BR>
''Vay, bu gerçekten çok güzel'' der.<BR>
Siradaki SH butonuna basar. BU defa vücut sicakliginda hava üflemektedir.<BR>
Bayanlarin tuvalette uzun süre kalmalarini simdi anladim diye içinden geçirir. Artik butonlara basmakta korkulacak bir sey olmadigi düsünmektedir ve PP butonuna basar. Pudra püskürtülür. Adam arkasindan  OTC butonuna basar...<BR>
Hastanede gözlerini açtiginda morfinin etkisindedir. Hemsireyi çagirir.<BR>
''Son hatirladigim uçagin bayanlar tuvaletinde siddetli bir aci hissettigim'' der. ve ''Neler oldu?'' diye sorar.<BR>
Hemsire açiklar;<BR>
''Ne yazikki penisiniz suan yastiginizinaltinda duruyor.<BR>
Otomatik Tampon Çikarici Butonunu kullanmissiniz'' der...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Hee Direm</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=215 </link>
<description><![CDATA[Erzurum'a bilgisayarin daha yeni yeni gelmeye basladigi zamanlara<BR>
ait bir aniyi Erzurum Kültür Kurumu ilkögretim Okulu'ndan Mansir<BR>
Bey anlatiyor...<BR>
<BR>
Bir isyerine bilgisayar ve stok programi satilir. Teknik servis elemani<BR>
bilgisayari isyerine kurduktan sonra stok programinin kullanimi ile ilgili<BR>
bilgi verir ve ayrilir.<BR>
<BR>
Aradan bir iki saat geçer, isyerinden telefon:<BR>
"Kardesim sizin anlattiginiz kimi yapirem fegat program düzgün çalismiir."<BR>
<BR>
Teknik servis elemani sorar:<BR>
"Nasil yapiyorsunuz?"<BR>
<BR>
"Senin anlattigin kimi."<BR>
<BR>
"Hata ne?"<BR>
<BR>
"Yazdigim bilgiler kaydetmeme ragmen saklanmiir."<BR>
<BR>
"islem basamaklarini tek tek anlatir misiniz?."<BR>
<BR>
"Tamam" diyor ve basliyor anlatmaya...<BR>
<BR>
"Programi açirem. Malin adi bölümüne adini, adedi bölümüne adedini, birim fiyatini vb. yazirem. Hepsini yazdihtan sonra senin anlattigin kimi kayit bölümüne basirem. Ekrana bir yazi geliir:<BR>
Kaydetmek ister misiniz?<BR>
E / H<BR>
yazisi çikir. Ben de diyirem Hee..."
]]></description>
</item>

<item>
<title>Bitmisti Hayat Baslamisti Ölüm</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=216 </link>
<description><![CDATA[Bu sabah uyandigimda ev sessizdi. Salona geçtim saate baktim saat on iki'ye geliyordu. Amma'da uyumusum. Kimse bu sabah beni uyandirmamis. Masanin üstünde bügünün gazetesi vardi, tam bas sayfada bir ölüm haberi, yine bir genç basilmisti. Tüylerim diken diken oldu ürperdim bir anda. üstümü giydim ve disari çiktim. Adim adim yürüyordum, köyün içinde. Bütün evlerin kapilari kapaliydi insanlar yok olmus gibiydi. Sankide terk edilmis bir köydü. Yürüdükçe içime bir sikinti doguyordu. Sonra sokagin sonuna geldim ve mezarligin tarafinda bir kalabalik gördüm. Telasla kosmaya basladim. Kosuyordum ama sanki nefes almiyordum nefesim hiç tükenmiyordu ve ben hiç yorulmuyordum. Mezarliga varinca annemi gördüm, agliyordu. Ama garip olan benim adimi haykiriyordu. Sesi gökyüzünü inletiyordu. Bütün ailem perisan bir haldeydi, kimi agliyor kimiyse sadece adimi sayikliyordu. Anneme seslendim 'anne ben burdayim, niye agliyorsun?' diye sordum. Sesimi duymadi beni gormemis gibi devam etti aglamaya. Tek tek herkese dokundum coguna ilk defa sarildim ama kimse duymadi, hissetmedi. 'Aglamayin, aglamayin, aglamayin... ben ölmedim' diye haykirdim defalarca ama kimse duymadi.<BR>
O anda anlamistim neler oldugunu hepsini tekrar yasiyormus gibi hatirladim. Ben ölmüstüm dün o bir türlü gelemeyen ambulans hiç gelmemisti ve bu cenaze benim cenazemdi, benim için bitmismisti hayat baslamisti ölüm. Dün hergün oldugu gibi yine evden çikmistim kimseyle vedalasmadan. Tam eve dönecekken otostop çekmeyi beklerken megersem ecelimi bekliyormusum. Çünkü karsidan hizla gelen bir araç benide aldi bereberinde ve hayatimda biriken acilarla beni sürükledi yerde. Çok canim acimisti ama simdiyse hiçbirsey hissetmiyorum. Dün evden çikarken hiç geri dönemeyecegim diye bir his yoktu içimde. Vedalasmamistim kimseyle. Onlari aslinda ne kadar sevdigimi soyleyememistim. Belkide ilk kez ama son kez sarilamamistim.<BR>
Üc gün mevlit okundu bizim evde. Annem hep agliyordu. Ne çok sevenim varmis meger. Görememisim hayattayken. Benim için ne kadar insan agliyor ne kadar insan üzülüyordu. Ama hersey bitmisti. Ölümmüs son nokta. Yasadiklarim, yasayamadiklarim, hepside geride kalmisti. Neden? diye sordum Allaha. Bana bir sans daha vermesi için yalvardim söz veriyorum daha dikkatli olacagim her saniyenin degerini bilecegim diye isyan ettim.<BR>
Günlerce yalvardim Allaha bana bir sans daha ver diye. Ama vermedi bana tekrar bir sans vermedi. Dokunuyordum ama beni kimse hissetmiyordu, ben ordaydim ama beni kimse görmüyordu, ben artik bir hiçtim...bir ölüydüm sadece. Benim için bitmisti hayat baslamisti ölüm. Geriye kalan gözü yasli bir anne ve baba vardi bana sarilamadiklari için sevdiklerini söyleyemedikleri için pismanlik duyan bir anne ve baba. Kardeslerim, ailem, arkadaslarim ve o sabah ölüm haberimi gazetede okuyup bana aciyan insanlar. Insan her kapidan çikisinda dönüp'de bakmali bir arkasina düsünmeli geri dönebilecekmiyim diye yada ardimda biraktiklarimi bir daha görebilecekmiyim diye. Ben düsünemedim. Aklima hiç gelmemisti ölüm daha çok gençtim ve yapacak daha çok seyim vardi hayatta. Hayattayken sonsuza dek yasayacakmissin gibi gelir insana. Ama hayat oyle garipki bir saniye varsin bir saniye yoksun. Ileride pisman olmamak için insan sevgisini göstermeli, kimseyi kirmamali, insan hayattayken yasamanin degerini bilmeli. Kaç gün geçti aradan artik ölümü kabüllendim ve Allah beni affetmeyecek bana yasamam için bir sans daha vermeyecek. Vaktim doldu ben gidiyorum...<BR>
hoscakal anne<BR>
hoscakal baba<BR>
hoscakal köyüm, hoscakal dünya<BR>
hakkinizi helal edin<BR>
Ben sizinle hep olacagim ben ölmedim ruhum yasiyor biz ölmedik ruhumuz yasiyor. Siz beni görmesenizde, duymasanizda, hissetmesenizde. Siz bizi görmesenizde, duymasanizda, hissetmesenizde. Ben yasiyorum. BiZ YASIYORUZ VE HEP BURDAYIZ...<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Uçaktaki ibneler  </title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=217 </link>
<description><![CDATA[Bir gün iki ibne uçaktaymis tam herkesin uyudugu sirada biri digerine; <BR>
- ''hadi *ikiselim'' demis.<BR>
digeri;<BR>
- ''kafayimi yedin bi sürü insan var''.<BR>
digeri; <BR>
- ''merak etme hepsi uyuyuyordur bak istersen hostesten bi kola isteyecegim  kimseden ses gelmez hostes bile uyuyordur''.<BR>
ibne;<BR>
- ''bi kola getirin''. <BR>
diye seslenmis kimseden tik yok bi daha istemis gene ayni daha sonra baslamislar *ikismeye sabah olunca hostes servise baslamis.<BR>
bir ihtiyar;<BR>
- ''ah kizim sabaha kadar basim agridi'' demis.<BR>
hostes;<BR>
- ''amca isteseydiniz size aspirin getirirdim'' demis.<BR>
ihtiyarda; <BR>
- ''kizim nasil isteyim, adamin biri kola istedi sabaha kadar *iktiler''.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Skorboard</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=218 </link>
<description><![CDATA[Temel, evli bir arkadasini ziyarete gider. Evin hanimi çok güzel bir içki masasi hazirlamistir. Hep birlikte yiyip, içip sohbet ederler. Kimse zamanin nasil geçtiginin farkina varmaz. içkinin etkisiyle, ev sahibi sizar ve horlamaya baslar. Kadin, Temel'e yaklasir ve kulagina fisildar;<BR>
- ''Haydi biraz seviselim''.<BR>
Temel sikilarak;<BR>
- ''Nasil olur? Sen benim arkadasimin esisin. Hem sonra ya aniden uyanirsa?''.<BR>
Kadin, üstündeki son giysiyi'de çikartirken;<BR>
- ''Yer yerinden oynasa, uyanmaz artik''. <BR>
Temel egilir ve arkadasinin gögsünden bir kil kopartir. Arkadasinin horultusunda hiçbir degisme olmaz. Bunun üzerine kadinla çilginca sevismeye baslar.<BR>
Kadin, bir süre sonra içli bir sesle;<BR>
- ''Haydi bir daha''.<BR>
Temel, arkadasinin gögsünden bir kil daha kopartir, horultu yine devam etmektedir. Bir kez daha sevisirler. Olay, sabaha kadar tam bes kez tekrarlanir. Günesin ilk isiklari odaya dolarken, Temel bir kil daha koparinca, arkadasi;<BR>
- ''Bak dostum, bütün gece karimla sevistin. Ses çikartmadim. Ama beni skorboard olarak kullanmaya devam edersen, canini okurum'haa!''. 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Akrobat Temel</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=219 </link>
<description><![CDATA[Temel marangoz ama ne marangoz mesleginin zirvesinde derken trabzona dünyanin en büyük sirki geliyor çadir diregini dikmek içinde usta bir marangoza ihtiyaç var arayip sorusturuyorlar en iyi usta olarak temeli tavsiye ediyorlar temel sirke gelip ne is yapilacagina bakip takimlarini alip geliyor ve diregin üstüne çikip basliyor<BR>
diregi yere çakmaya bu sirada sirkin patronu asagidan temeli seyrediyor derken temel birden havada iki parande üç salto atarak yere iki ayaginin üstüne ve ellerini bacaginin yanlarina vurarak saglam bir sekilde düsüyor bunu gören patron içtigi puroyu yutuyor ve<BR>
kosarak temelin yanina gelip ayni hareketi yapmasini ve bunun karsiliginda ise çok büyük para kazanacagini anlatiyor temel ise kesinlikle olmaz diyor patron gene ayni hareket için para ve 20 senelik ip canbazlarinin bile bu hareketi yapamadigini anlatiyor adam israr ediyor temel kabul etmiyor adam gene israr temel en sonunda adamin kulagina egilip:<BR>
 - " Ula hemserim benim her sefer ayni hareketi yapmam için diregin tepesinde aletin basina mi vurmam lazim."<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Kadinin ve Erkegin Günlügü</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=220 </link>
<description><![CDATA[Kadinin Günlügü<BR>
 Bugün 3 yil bitti...<BR>
Onun karsisina gelinlikle çiktigim günkü kadar mutluyum...<BR>
Tanrim onu ne kadar seviyorum...<BR>
Mükemmel bi erkek.. Cazibeli, yakisikli anlayisli, sevecen her sey var...<BR>
Bugün cumartesi... Biraktim arkadaslariyla eglensin...<BR>
En sevdigi yemek olan pastirmali kuru fasülye ile pilav yaptim... Yemek pisti demleniyor...<BR>
Banyo yaptim. En sevdigi kiyafetimi giydim...<BR>
Yemekten sonra, söminenin karsisina bir sise kirmizi sarapla uzanacagiz...<BR>
Eve geldi sonunda<BR>
Beni öpüsü biraz soguktu... Akli baska yerde sanki..<BR>
 Aman tanrim yoksa?...<BR>
Arkadaslariyla ne yaptigini sordum, agzinda biseyler geveledi..<BR>
Yemekte keyfi biraz yerine gelir gibi oldu.. Ama hala dalgin.. Hala uzak.. Hala kabuguna çekilmis..<BR>
Herhalde ÖTEKiNi düsünüyor...<BR>
Benden genç mi acaba?...<BR>
is yerindeki sarisin pazarlama temsilcisi olmasin sakin?..<BR>
Söminenin karsisinda sarabimizi yudumlarken dayanamadim, neyin var diye sordum..<BR>
Gülümsedi... Zoraki bir gülümseme..<BR>
Yok bir seyim diye geçistirdi...<BR>
Belki de kilo aliyorum...<BR>
Çok mu virvir yapiyorum...<BR>
Elini tuttum...<BR>
Elimi oksadi, ama elle hissiz, parmak uçlari soguk..<BR>
Stepe mi baslasam..<BR>
Çocuk mu istesem..<BR>
Yalan, yalan, yalan!...<BR>
Bitti.. Bitti..Bitti.. Tanrim um...<BR>
Kendimi son kez onun kollarina attim..<BR>
Aglaya aglaya uykuya dalmisim..<BR>
<BR>
Erkegin Günlügü<BR>
Ortada bir günlük bulunamadi...<BR>
Sadece, uykuya dalmadan önce, belli belirsiz bir serzenisi yansitan mirilti duyuldu:<BR>
Öff be takim yine yenildi... Ama kuru fasülye güzeldi..<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Sürpriz</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=221 </link>
<description><![CDATA[Temelle dursun bir gün sinemaya giderler filmde bir at yarisi sahnesi vardir ve temel<BR>
dursuna sorar<BR>
-iddaya varmisun ben diyrum 1.at kazanur.<BR>
dursun; -oldi benda 2. ata oynayrum<BR>
iddayi temel kazanir ve temel dursunun 5 milyonunu alir ertesi gun temel dursunu arar<BR>
-dünkü film faridiya ben oni bidaa seyretmistum vicdanum rahat etmedi onun içun aradum<BR>
dursun; benda seyretum<BR>
temel; o zaman niye 2. ata oynadun<BR>
dursun; süpriz oynadum olum<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>inci Gözlüm</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=222 </link>
<description><![CDATA[iki genç asik nehrin kenarinda oturup birbirlerine sevgi cümlecikleri kurarken delikanli sevgilisine: askim sana bir hikaye anlatmak istiyorum. Diyip baslar, bundan çok önceleri bir çocuk varmis bunun diger çocuklardan farki bu onlar gibi oyun oynamazmis onun düsüncesi iyi bir dalgiç olabilmekmis daha küçük yasinda kursa baslar 10 yasinda kursu bitirir amaci ise bir tane inci bulmaktir kendini inci bulmaya adar yillar yillari kovalar o deniz senin bu okyanus benim dalip durur inci yüzünden hayatini unutur ne bir es sahibi ne bir is nede boy boy çocuk hiç bir seyi yoktur sanki hayata inci için gelmistir yasi 35 olmus hala bir inci bulamamis hiç pes etmemis aramaya devam etmis çok ölümlerden dönmüs çok bogulmus her yerinde yaralar olusmus ama yinede pes etmeden inciyi aramaya devam etmis, hatta belki diyip nehirlere derelere bile dalmis ama faydasi yok bulamamis yillar onu yipratmaya baslamis artik eski gücü kuvveti kalmamis yasi 60 olmus ama o halde ben hayatimi adadim ama bulacagim demis pes etmemis yasi 70 e gelmis zorlukla daliyormus ama bulmaya adamis bir kere kendini.<BR>
Son dalislarini yapiyormus artik ölümün yaklastigini biliyormus ama o sadece inciyi bulamadigi için üzülüyormus bir kez daha dalis yapiyor denizin dibine en derinine iniyor birden sert bi cisim denk geliyor eline bir kabukmus içini bi açiyor o an karanlik olan denizin dibini bile aydinlatan bir parlak inci çikmis içinden o sevinçle denizin üstüne nasil çiktiginin bile farkina varmamis ama bitkin bir haldeymis kulübesine gitmis inciyi karsisina koymus izlemeye baslamis ve o an inciyi izlerken hayata gözlerini yummus...<BR>
Delikanli sevgilisine döner ve : ya görüyormusun askim o adam bir inci için yillarini, yasamini hayatini vermis, ama askim sen o kadar sanslisin ki hiç ugrasmadan iki tane incinin sahibisin gözlerin...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Sanssiz</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=223 </link>
<description><![CDATA[Murat kendisini dünyanin en sanssizlarindan biri olarak görüyordu. Ne zaman bir kizi sevse ya da bir kiz onu sevse her zaman bir talihsizlik olur ve o iliski hiçbir zaman olmazdi. Her zaman “Neden ben?” diye kendine sorar cevabini ise asla bulamazdi. Yas 21 olmustu ama bütün maceralari baslamadan hüzünle bitmisti ve tek bir kizla bile çikamamisti. Vardi bir terslik ama neydi bilemiyordu.Sorun kendisindemiydi ; kendisine göre degildi.yakisikliydi bir kere esprili bir yapisi da vardi , kizlarla iletisimi de iyiydi ama ne zaman ki onlara duygusal anlamda yaklassa hep bir seyler ters gidiyordu. Olmuyordu açikçasi. Ne zaman ki kizlar ona açilsa bu sefer de heyecandan ne yapacagini bilemiyordu afalliyordu. Bunun sonucunda da gene olmuyordu yani. <BR>
<BR>
Gene bir kizi sevmisti. Bu sefer açilacakti kiza. Ne olursa olsun açilacakti. Kendisi açilamazsa bile baskasini araya koyup açilacakti. Bu kizi gerçekten seviyordu. Asik olmustu kendince. Asik olduguna kesin karar vermisti. O kizi ne zaman görse heyecandan elleri titriyor , kalp atislari hizlaniyordu.Ne zaman ki onunla konussa konusmakta zorlaniyor hatta bazen kekeledigi bile oluyordu. Evet gerçekten asikti bu kiza . ilk defa gerçekten asik olmustu bir kiza. <BR>
<BR>
Kizin ahim sahim bir güzelligi yoktu. Kahve gözlü , siyah saçli normal bir kizdi iste. Nedense ona asik olmustu. Sanirim kizin konusmasindan etkilenmisti ya da hareketlerinden ya da her ikisinden. ilk defa bir kizin onu sevdigini hissediyordu. Kesin kiz onu sevdigini söylemiyordu ona. Bu yüzden kendisinin söylemesi gerekiyordu. Bir sekilde söylemeliydi ama nasil. Kizin adi Yesim’di bu arada. Ayni sürücü kursuna gidiyorlardi. Orada tanismislardi zaten. Orada asik olmustu kiza ve orada ilan edecekti askini kiza ve o gün bugündü. Söyleyecekti kiza kurs çikisi askini. <BR>
<BR>
Kiza kurs bitiminde özel bir seyler konusmak istedigini söyledi kiz da kabul etti. Daha da heyecanlanmisti simdi. Nasil söyleyecekti acaba. Bu duruma kadar gelmisti ama bitirebilecek miydi? Yoksa evvelden oldugu gibi kötü mü bitecekti ? Bütün bu düsünceleri atti kafasindan , rahatlatmaliydi kafasini temizlemeliydi düsüncelerden sadece kiza odaklanmaliydi ona olan askina.<BR>
<BR>
Kurs bitmisti. Kiz ona “Bana anlatacagin önemli sey nedir?” diye sordugunda heyecandan dilini yutacakti. Konusmaya basladi.<BR>
<BR>
- Ben sey…<BR>
- Evet sen.<BR>
- Yani nasil diyecegim bilemiyorum.<BR>
- Neyi diyeceksin ki?<BR>
- Kizabilirsin ama.<BR>
- Söyleyecegin seyi çabuk söyleyebilir misin acelem var çikmam gerekiyor.<BR>
- Sen ve ben…<BR>
- Evet.<BR>
- …<BR>
- Ben çikiyorum söyleyecegin seyi daha sonra söylersin. Görüsmek üzere iyi aksamlar.<BR>
- iyi aksamlar.<BR>
<BR>
Gene olmustu iste dili tutulmustu. Gerçekten de dünyanin en sanssizlarindan birisiydi. Askini söyleyememisti iste kiza. Ama kesin söyleyecekti kiza ama kesinlikle kendisi degil baskasinin araciligiyla söyleyecekti. Çünkü kendisi söylese gene batiracakti isi biliyordu. Sonra sevdigi kiz Yesim’in annesinin kuaförünün yardimisi oldugu aklina geldi. Tabi ya o yüzden baslamislardi kursa indirim yapilir diye. En iyisi annesini araya katmakti baska çaresi yoktu. 21 yasinda olmasina rgmen öyle bir sey yapmanin utancini falan hiçe saydi. Bütün bahtsizligini üstünden atmanin vakti gelmisti. Annesiyle konustu açti derdini konustukça konustu. <BR>
<BR>
Annesi kabul etti tabi. Oglu bir kiz sevmisti ve ona açilamiyordu. Ogluna yardim etmek onun en dogal hakkiydi. Annesi oglu için gitti kuaföre kizla konustu. Kiz annesine “Keske benimle yüz yüze konussaydi” demisti ama kabul de emisti. Annesine yarin oglunu arayacagini ve onunla o gün bulusacagini söyledi. Annesi ogluna bunu söylediginde Murat’in ne kadar sevindigini annesine nasil sarildigini anlatmak kelimlerle ifade edilemez. O günü sabirsizlikla bekledi. Bir gündü ama sanki yillar geçmis gibi gelmisti ona. O gün kizin aramasini bekledi. Saatler ilerliyordu ama kiz aramiyordu. Artik ne yapacagini bilemez duruma gelmisti Murat. Kizin isyerini bile aramak ancak aksam 8:00 gibi aklina geldi. Kizin isyerini aradi oranin sahibi kizin o gün isyerine gelmedigini söyledi hatta kizin evini aramislar evdekiler de kizin isyerine gittigini söylemislerdi. Murat sok üstüne sok yasiyordu. Ne olmustu anlayamamisti. Bütün bunlar bir kabus olmaliydi. Nerede hata yapmisti bütün bu olanlar ne demekti bilemiyordu. O gün sabaha kadar yatamamisti. Sabah olmustu ve Murat o günü gezmekle geçirmeye karar vermisti. Böylelikle bütün olanlari unutabilecegini umuyordu. ise de yaramisti biraz da olsa. Ögleden sonra cep telefonu çaldi. Arayan annesiydi. <BR>
- Oglum hani senin çikmak istedigin kiz var ya hani dün çikacaktin.<BR>
- Evet anne.<BR>
- O kiz baskasina kaçmis<BR>
- Pekala anne görüsürüz.<BR>
Sesi çikmiyordu sadece düsünüyordu. Düsündügü sey ise gerçekten de dünyanin en sanssizlarindan biri olusuydu.<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Baska Kimsa Yokmu</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=224 </link>
<description><![CDATA[Temel birgun ucurumun kenarinda dolasiyormus.Uçurumun dibini görmek için ucuna dogru yaklasmis.Ayagi kayip düsmus.Asagi inerken ceketi bi dala takilmis.Temel bagmis:<BR>
-Ulaa kimse yok miduurrr?<BR>
Bi ses gelmis:<BR>
-BEN Azrail canini almaya geldim.Sevabin fazlaysa cennete,günahin fazlaysa cehenneme gideceksin demis.Temel:<BR>
-Baska kimse yok midurr..! :-</B>
]]></description>
</item>

<item>
<title>Dünya'ya en yakin yildiz </title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=225 </link>
<description><![CDATA[Dünya'ya en yakin yildiz hergün görmeye alistigimiz günestir. Çogu insan günesin de bir yildiz oldugunu düsünmez. Her sabah dogudan dogan hayat kaynaginin dünya'ya en yakin yildiz oldugunu unutmayin
]]></description>
</item>

<item>
<title>yüzme bilmiyorum ki</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=226 </link>
<description><![CDATA[Doktorlar delilerin iyilesip iyilesmediklerine görüp disari salmaya karar vermisler. Bunu nasil yapacaklarini düsünmeye  baslamislar. Sonunda karar vermisler ve bir duvara havuz çizip delilere havuza atlamalarini ve yüzmelerini söylemisler.<BR>
Birinci deli atlamis ve duvara çarpip kafasini yaralamis. ikinci üçüncü derken sira deli cemal'e gelmis, doktor: <BR>
-Atla demis.<BR>
Cemal: <BR>
-Atlamam demis.<BR>
Doktor tekrar: <BR>
-Atla oglum demis.<BR>
Cemal: <BR>
-Saçmalama doktor demis.<BR>
Doktor cemal'in iyilestigini düsünmüs ve <BR>
-afferin oglum demis. Peki neden atlamiyorsun söylermisin demis.Cemal de:<BR>
- ya doktor yüzme bilmeyen birinin havuza atlamasi kadar saçma birsey var ya demis.<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Ben Gidemem Kardesim</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=227 </link>
<description><![CDATA[Bir Fransiz turist kafilesi Erzurum'a gelir. Sehri gezerler. Oradan Aziziye Tabyalari Palandöken Daglari derken dönüs vakti gelir. Herkez otobüslere biner ancak bir Fransiz kadinin eksik oldugu anlasilir. Ararlar ve sonunda Palandöken daginda kadini bir çobanla birlikte bulurlar. Çoban kadini iyice becermistir. Her ikisinide yakalayip karakola götürürler ve kadina sikayetçi olup olmadigini sorarlar. Kadin da: <BR>
-"Ne sikayeti ben bugüne kadar böylesini görmedim. Yanliz benimle birlikte Fransa'ya gelirse sikayetçi olmam"<BR>
der.Durumu çobana söylerler çoban da : <BR>
-"Nasil gelirem kari burda, çoluk çocuk burda, sürü burda"<BR>
der ve ekler : <BR>
-"Benim biraderim var askerdedir. Teskeresine az kaldi eger olursa o gitsin" <BR>
der. Durumu kadina söylerler. Kadin da: <BR>
-"Eger kardesi de onun kadar iyiyse gelsin" <BR>
der. Kadinin bu sözünü çobana iletirler. Çoban: <BR>
<BR>
-"Valla bilemem ama askere gitmeden önce bizim birader bir ayi becerdiydi serefsizim ayi ona hala bal getiriyor"<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Kirik tabak</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=228 </link>
<description><![CDATA[Adam tek maasli memur,tek odada kirada.iki çocuk da var,biri kiz digeri erkek.. Karisiyla birlikte olmak hayal ortadan böldügü odanin diger tarafinda mutfak.. Karisiyla anlasir. Bulasik yikamaya girdiginde, bir tabak kirmasini , ardindan kendisinin öfkeyle içeri girecegini, ancak haftada bir bu sekilde birlikte olabileceklerini planlarlar. Birkaç kez zorda olsa uygulama firsati dogar. Günün birinde kiz yikamaktadir bulasiklari..Tesadüfen bir tabak kirinca oglu girer mutfaga; <BR>
<BR>
-"Abla çaktirmadan sakla, babam tabak kirani asla affetmez ; s.ker.."<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Sen iki gündür nerdesin</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=229 </link>
<description><![CDATA[Ellili yaslardaki memur hafta asiri yapmaktadir o isi. Eside sürekli kendisini elestirmektedir.: <BR>
<BR>
-"Alttaki yeni evliler günde iki kez, yan bloktaki on yillik evliler haftada yedi kez yapiyorlarmis" diye.Adam<BR>
<BR>
-"Bunda ne var.Biz de haftasonu onkez yapariz, sonra bir dus alir ise giderim" der. Kadin son derece sevinir.Hafta sonunu iple çeker. Hafta sonu baslarlar her is yaptiktan sonra adam sorar kaç oldu? <BR>
<BR>
-Karisi her defasinda iki, üç diye cevap verir.Dokuzuncuyu yaparlar gün isimaktadir. <BR>
<BR>
-Adam karisina onuncu yetismeyecek herhalde der, dusunu alir ise bes dakika kadar da geç kalir. Kendisini daire müdürü kapida karsilar. Adam bes dakika geç kalmanin verdigi mahçuplukla: <BR>
<BR>
-"Efendim bes dakika geç kaldim özür dilerim."<BR>
<BR>
Müdür:<BR>
<BR>
-"Birak bes dakikayi, sen Pazartesi-Sali nerdeydin önce onu söyle!.."<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Hava Yollari</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=230 </link>
<description><![CDATA[Pilotlar her uçustan sonra, uçus sirasinda karsilastiklari ve tamir<BR>
edilmesi<BR>
ya da ayarlanmasi gereken sorunlari tamir bakim personeline<BR>
bildirmek için bir form doldurur. Pilotlarin doldurdugu bu<BR>
formlari<BR>
daha<BR>
sonra tamir bakimcilar okur ve sorunlari giderir. Sonra da formun<BR>
alt<BR>
kismina gerçeklestirilen düzeltici faaliyeti yazarlar ve pilotlar<BR>
bir<BR>
sonraki uçustan önce bu formlari ve tamircilerin notlarini okur.<BR>
Yer<BR>
personelinin ve tamir bakim personelinin espri anlayisi olmadigini<BR>
söylememek<BR>
gerekir. Asagida QUANTAS pilotlarinin gerçek ariza ve<BR>
sikayet bildirimleri ve tamir bakim mühendislerinin tamir sonrasi<BR>
cevaplari<BR>
yer almaktadir. Bu arada, Quantas havayollari kuruldugu günden<BR>
bugüne<BR>
dek<BR>
hiç kaza geçirmemis tek büyük havayolu sirketidir.<BR>
<BR>
P = Pilotun ariza bildirimi.<BR>
S = Tamir bakimcinin tamir sonrasi notu.<BR>
<BR>
P: Sol iç tekerlegin kismen degistirilmesinde fayda var.<BR>
S: Sol iç tekerlek kismen degistirildi.<BR>
<BR>
P: Test uçusu OK, fakat otomatik inis biraz sert.<BR>
S: Bu uçakta otomatik inis sistemi yok.<BR>
<BR>
P: Kokpitte bir sey gevsemis.<BR>
S: Kokpitte bir sey sikistirildi.<BR>
<BR>
P: Ön camda ölü böcek var.<BR>
S: Canli böcek siparis edildi.<BR>
<BR>
P: Otomatik pilotu sabit yükseklikte uçusa ayarlayinca dakikada<BR>
100metre<BR>
alçaliyor.<BR>
S: Böyle bir problem gözlenmedi. (uçak yerdeyken test edilmis)<BR>
<BR>
P: Sag tekerlek hidroliginde yag kaçagi oldugunu gösteren bir yag<BR>
birikintisi var.<BR>
S: Yag birikintisi temizlendi.<BR>
<BR>
P: DME'nin volümü inanilmayacak kadar yüksek.<BR>
S: DME'nin volümü inanilabilir seviyeye ayarlandi.<BR>
<BR>
P: Gaz manivelasi kilitleri kapatilinca manivela yerinden<BR>
oynamiyor.<BR>
S: Kilitler zaten o ise yarar.<BR>
<BR>
P: IFF çalismiyor.<BR>
S: IFF, OFF konumundayken asla çalismaz.<BR>
<BR>
P: Sanirim camda çatlak var.<BR>
S: Sanirim haklisin.<BR>
<BR>
P: 3 numarali motor kayip.<BR>
S: Biraz arastirinca motorun sag kanatta takili oldugu anlasildi.<BR>
<BR>
P: Lövyeyi ileri itince uçak saçmaliyor.<BR>
S: Kendine çekin düzen vermesi, dogru dürüst uçmasi ve ciddi<BR>
olmasi<BR>
için<BR>
uçaga ihtar verildi.<BR>
<BR>
P: Radardan miriltilar geliyor.<BR>
S: Radar havlamasi için yeniden programlandi.<BR>
<BR>
P: Kokpitte fare var.<BR>
S: Kedi install edildi.<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Danisman</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=231 </link>
<description><![CDATA[Amerika'da,evlilik ve seks danismanlari vardir.. isler iyi gitmemeye basladi mi, bosanmak için avukatlardan önce, bu danismanlara basvurulur, belki son bir umut için..<BR>
Amerika'li Temel ile esi, son zamanlarda seks yasamlarinin eskisi gibi olmadiigini fark etmisler.. Kalkmis danismana gitmisler..<BR>
Danisman onlari uzun uzun dinlemis..<BR>
 -Seks yasaminiza biraz renk katmaniz gerekir <BR>
demis.. <BR>
 -Hep ayni pozisyon, seksi monotonlastirir.. Hayalinizi kullanin.. Degisik sekiller deneyin!..<BR>
 -Nasil yani?<BR>
demis, Temel..<BR>
 -Mesela<BR>
demis, danisman..<BR>
 -El arabasi pozisyonunu deneyin..<BR>
 -O nasil oluyor?<BR>
demis, Temel!..<BR>
 -Basit <BR>
demis, danisman. <BR>
 -Esin yüzükoyun uzanacak. Sen iki ayagini tutup kaldiracaksin. Esin elleri üzerinde kalkacak.. Bir yandan yürüyeceksiniz.. Bir yandan da... Yani tam el arabasi gibi birlesip gideceksiniz.. Anladin mi?..<BR>
Eve dönmüsler.. Temel seslenmis..<BR>
 -Hadi bakalim.. El arabasina hazir ol!..<BR>
 -Tamam olurum, ama iki sartla<BR>
demis, karisi.. <BR>
 -Birincisi, acitirsa hemen birakacaksin. ikincisi.. Annemlerin evinin önünden geçmeyecegiz!.<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Tamamen Palavra</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=232 </link>
<description><![CDATA[Adam, avlanmanin son derece yasak oldugu, yakalaninca çok yüklü para <BR>
 cezalarinin kesin uygulandigi milli parkta, göl kenarinda,<BR>
kucaginda kocaman bir balik ile parkin polis müdürüne yakalanmis..<BR>
"Avlanma izniniz var mi?.." diye sormus, polis müdürü..<BR>
<BR>
"Yok.." demis adam, "Gerek de yok çünkü bu baligi ben evimde besliyorum. <BR>
Her gün buraya gelip gölde bir müddet yüzdürüyorum, islik<BR>
çaliyorum dönüp geliyor, alip eve götürüyorum.."<BR>
<BR>
"Tamamen palavra..!" demis polis müdürü, "Baliklar bu dediginizi yapamaz.."<BR>
<BR>
"inanin bu gerçek efendim.. isterseniz göstereyim.." "Tamam.. Görelim <BR>
bakalim.."<BR>
Adam baligi gölün derin sularina birakmis, aradan birkaç dakika geçmis, <BR>
polis müdürü adama dönüp "Evet?" demis<BR>
<BR>
-Evet ne?<BR>
<BR>
-Ne zaman geri çagiracaksin?<BR>
<BR>
-Neyi?<BR>
<BR>
-Baligi..<BR>
<BR>
-Hangi baligi?..<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Tamtam</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=233 </link>
<description><![CDATA[Afrika gezisinde bir turist devamli tamtam çalan yamyamin yanina giderek sordu:<BR>
- Niçin durmadan çaliyorsunuz?<BR>
Yamyam cevap verdi:<BR>
- Suyumuz hiç yokta...<BR>
Turist basini salladi:<BR>
- Anladim...Tanri'dan yagmur yagdirmasini istiyorsunuz...<BR>
Yamyam:<BR>
- Yok canim, muslukçuyu çagiriyorum.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Yeniden Sevebilmek..</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=234 </link>
<description><![CDATA[Issizligimda yürüdüm bugün, kalabalikta, yanimda arkadasim ama ben yalniz.. Düsünceli... "Sevmek, bu kadar kolay miydi ya da yürek yeni bir paylasima asik olabilmek için zamansizca dalar miydi?" Yanit yoktu...<BR>
<BR>
Dalivermisti iste, kimselere sormadan, izin istemeden, aralanan bir kapidan süzülüvermisti içeri.. Dayanmisti, biraz da olsa direnç sergilemisti kendince, ama öyle bir geri çekilisti ki bu, "Al beni, sar kollarinla..." der gibi... Kaçiyorum kisvesinde, üzerine ag atar gibi; sirti dönük ama seninim gökyüzüne haykirir gibi...<BR>
<BR>
Yüreginin yorgunlugu gözlerini acitiyordu.Yillar çok sey almis ama karsiliginda ne vermisti ona? Umutsuzken gelecek nice güzel günlerin müjdecisi olmak, agyr geliyordu artik; agir geliyordu yalan söylemek kendine ve hala iyi seylerin olabilirligine inandirdigi çevresindeki çaresiz insanlara... Agiz dolusu gülmek geliyordu içinden yarinlari düsünün düsünde. Özlemini "Uçun turnalar uçun, yarin oldugu yere..." diyerek dile getiriyor, bogazi acidiginda anliyordu avazi çiktigi kadar bagirdigini göklere. Duyan kimdi? Elbette, sevgiye inanan birileri; sevgiyi dogada, sevgiyi emekte, selpak satan, ayakkabi boyayan çocuklarda bulan; sevgiyi, köpeklerin gözlerinde, kedilerin tirnaklarinda, dis izlerinde yakalayan, isirilan ve kanatilan her yerin sonradan getirdigi vazgeçilmez kasintida, yanmada yasayan birilerinde... Çocugunu sevdigi gibi hayvanlari, börtüyü, böcegi seven; çatlayan toprakta yalinayak gezerken bardagindaki suyu paylasan; yagmurun her damlasina sahip çikip, "Hepsi üzerime yagsa, ziyan olmasa..." diyen; yarini doga gören, yarini paylasamayan, çocugundan kiskanan insanlik, benim insanlarikm, sevgiyi bilenim, sahip çikanim... Beni duyan birileri vardir elbet, söylerken sarkimi; dizelerim, ezgilerim ulasmistir sizlere... Yeni yetme kadar toy simdi yüregim... Ben her sevdada yeseren, her sevdada meyve verenim... Biten iliskilerim dallarimdan sonbaharda düsen yapraklardir; düserken acitan, zamanla topraga karisip bana besin olan... Unutmam budanan hiç bir kolumu, her dalimin ayri anisi olmustur çünkü.. Kimi kuzeye, kimi güneye bakar çiçeklerim; biri günes ister, digeri gölge. Ama hepsi bendendir, emegimdir, benim gövdemden, heybetimden parçadir.<BR>
Halkalarima bakmayin dostlar, onlar yillarimdir. Firtinali güzlerin gecesinde, poyrazlarinda tükendigim; terledigim yazlarda, gölgemde, asiklar, piknige gelen aileler agirladigim, meyvelerimi çalarken sopa yiyen çocuklarimin çileleri, sevgileri, yarinlaridir... Simdi, beni zamansiz yakaladi uzaklardan gelen hortum. Sevda yüklü deniliyor, bildigimiz hortumlardan degilmis, rivayet ediliyor. Önüne gelen agaci, evi, insani kapip götürürmüs, soru sormadan, hazirlik yapmaya firsat vermeden, toplamadan bavulunu, tasini, taragini... Köklerinden sökermis senin halkali yillarini. Sonra birakiverirmis bilmedigin diyarlara... Iklimi sicak, soguk fark etmez : Adi SEVDA imis onun. Zamansiz gelirmis, geliyorum demeden, kimseciklere görünmeden, bir gölge gibi, sir gibi, meltem gibi.. Ilik...<BR>
<BR>
Direnmeyecekmissin, kizar, atarmis seni kurak, soguk iklimlere, kurtlara kuzulara yem olurmussun sonra. Üzerinde akbabalar dolasirmis ve bir bir girerlermis etine, sevdaya inanmayanlara, umudu içinde köreltenlere... Dogru yapiyor, kaybedecek nesi kalmis ki onlarin? Kutuplara atmali yürekleri gibi gözleri de, tenleri de donmus bedenlerini onlarin. Titremeliler buzlarin içinde, dokunusa, öpücüge hasret, lanet okumalilar aski hiçe saydiklari günlere geri gelmeyen sevenlere, kirilan yüreklere, yargisiz infaza gitmis noktali sonlara, virgüle dahi firsat vermedikleri...<BR>
<BR>
Birakiyorum kendimi gökyüzüne... Heeeyt be!!! Var mi uçmak gibisi...! Söyle özgürce, kanatlarini gerdirmissin iki yanina; bakma yorulmus kollarin, yüregin pir pir eder, düsmezsin, zira seni tutacak sevgiye hasret yürekler var. Birlestiler mi koca bir gökyüzü daha yaratan; açtiklarinda kucaklarini, deryalari andiran, semayla özdes, sinirsizligin içinde sana yeni bir dünya yaratan bir ülke var altinda..<BR>
<BR>
Korkma , düsmezsin..!<BR>
<BR>
"BILINMEYENI GÖGÜSLEMESINI DE BILMEK GEREK !"  <BR>
<BR>
]]></description>
</item>

<item>
<title> Bir insan hikâyesi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=235 </link>
<description><![CDATA[Hakan Özkahya, insaat teknikeriydi.<BR>
issizdi.Bir gün tesisat teknikerligi isi buldu.<BR>
"Nerede?" diye sordu.<BR>
"Sibirya'da" dediler.<BR>
Rusya'nin en dogusunda, buzlar üzerine kurulmus Anadir'de ihale alan bir Türk firmasinda çalisacakti. Isi -40 dereceydi. Kis 9 ay sürüyor, 3 ay gece olmuyordu.Sivasliydi Hakan... Bekârdi. 30 yasindaydi. Para kazanip bir hayat kurmasi gerekiyordu. Kabul etti.<BR>
***<BR>
Anadir'de çalisma kosullari çok agirdi. Rus isçiler haftada 6 gün, günde 8 saat çalisarak 1000 dolar alirken, Türk isçiler o para için haftada 7 gün, günde 14 saat çalismak zorundaydi. Ayda sadece 1 gün izin vardi. Yilmadi, çalisti Hakan... Tekniker olarak isçilerden daha fazla kazaniyor, ayda 1500 dolar biriktirebiliyordu. Ama Sibirya'da, sogukta oksijensizlikten cigerler büyüyor, ciddi saglik sorunlari bas gösteriyordu. 2 yilin sonunda Türkiye'ye döndü. Sivas'ta is kurmak istiyordu. Olmadi. Biriktirdigi paranin bir kismi hasta olan annesiyle babasinin tedavisine gitti. O da istanbul'a yerlesmeye karar verdi. Orada bir ev alacak, is bulacak ve aile kuracakti.<BR>
***<BR>
Lakin biriktirdigi para, istanbul'da ev almaya da yetmedi. is de yoktu. Yine bir gurbet isi bulabildi Hakan...<BR>
Afganistan'daki Amerikan askeri kampinda is alan bir Türk sirketi eleman ariyordu. Bavulu toplayip bu kez Afgan yollarina düstü.<BR>
Kutuplardan çöllere savrulmustu. Herat'ta kuruluydu santiye... Kosullar felaketti. Çalisanlar sobasiz hangarlarda yerde yatiyordu. Yetersiz besleniyor, üsüyorlardi. Ayda 700 dolar içindi bunca eziyet...<BR>
3 ayin sonunda tedavi için izin aldi Hakan... En ucuz havayolu sirketinden Türkiye'ye kestirdi biletini...<BR>
Uçagi geçen hafta Herat'tan havalandi. Kâbil'e yaklasirken 104 yolcusuyla düstü. Hakan'in cesedi Kâbil'in dogusundaki bir karli dagda bulundu.<BR>
***<BR>
Okuyup "Vah vah" deyip geçtigimiz haberlerin arkasinda yürek burkan insan hikâyeleri gizli...<BR>
Sadece insan hikâyeleri de degil; "Döviz geliyor" diye gurbette isçilerinin denetimsiz, sefil sartlarda<BR>
çalismasina göz yuman bir ülkenin, <BR>
...ucuz isçilik sayesinde ihale alip hiç gidip görmedigi cografyalarda çalisanlarini köle gibi çalistiran sirket patronlarinin,<BR>
...ucuza daha çok adam tasiyabilmek için bakim harcamalarindan kisan "uçan tabutlar"in,<BR>
...bu uçak firmalarini ve isçileri perisan eden sirketleri uyarmayan elçiliklerin,<BR>
...kendi canlari pahasina kazanilmis basari haberlerinde hiç adlari geçmeyip ancak kazada can verdiklerinde haber olabilen, kurtuldugunda ise kazandigini saglik harcamalarina döken "Allah'a emanet" yüz binlerce isçinin, mühendisin, teknisyenin,<BR>
...ve Anadolu'da onlari bekleyen acili yüreklerin de hikâyesi bu...<BR>
Bu ülkenin çocuklari, yaban elde karin tokluguna çalisan isçi, irkçilarca linç edilmis gurbetçi, savas bölgesinde katledilmis kamyoncu, dönüs uçaginda ikinci sinif yolcu olmaktan ne zaman kurtulacak?<BR>
]]></description>
</item>

<item>
<title>Dünya da en hizli kosan kus hangisidir?</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=236 </link>
<description><![CDATA[En hizli kosan kus <B>Devekusu</B>'dur (70 km/saat). 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Kara Kurbaga ve Mavi Gözlü Çocuk</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=237 </link>
<description><![CDATA[Karakurbaga yirmiyedi ocak gecesi sehrin kuzey yakasindaki evini terkedip gitti. O gece sehirdekiler, karakurbaganin neden viraklamadigini düsünüyorlardi. Sehre dogru viraklayan kurbaga göçmeye karar verdigi gün susmak zorunda kalmisti. Yosun yatagini, ivir zivir esyalari toparlayarak nehir kiyisina yüzdü. Büyükçe bir nilüfer yapragina veda mektubunu yazdi. Yirmisekiz ocak sabahi, merakli birkaç adam kurbagayi aramak için yola koyuldular. Adamlardan biri su ürünleri uzmaniydi. Digeri tankerlerle evlere su tasiyan bir firmanin sahibi. Bir digeri de çevreyi koruma dernegi kurucu üyesi. Karakurbaganin veda mektubu sehrin büyük meydaninda halka karsi okundu. Herkes gözyaslari içinde çilginca alkis tuttu. Müzeler genel müdürü bu kiymetli bir vesikadir diyerek mektuba el koydu. Onu büyük bir cam fanus içinde turistlere göstermek istiyordu. Hiçkimse ama hiçkimse kurbaganin nereye gittigini merak etmemisti. Çirkin, zavalli ve kaygan karakurbaga kimin umurundaydi. Yillar sonra mavi gözlü bir çocuk, müzeyi gezerken veda mektubunu gördü. Babasina nilüfer yapraginin niçin müzeye konuldugunu sordu. Baba, o bir mektuptur dedi. Karakurbaganin göçünü anlatiyor. Okursan daha iyi anlarsin. Mavi gözlü çocuk mektuba egildi ve okumaya basladi ; ‘’Bana sehre dogru viraklayan kurbaga adini siz verdiniz. Yillar var ki nehrimi kirletmemeniz için haykiriyorum. Artik evimi terketmek zorundayim. Size yalnizligi, kirletilmis güzellikleri ve sun’i aliskanliklarinizi birakiyorum. içimde sakli kalan binlerce satir var. Viraklamak nedir bilemezsiniz. Bizim de gönlümüzce aglamaya, anlamaya, yasamaya hakkimiz var. Bunu bilemezsiniz. Ben sizin halinize aglamiyorum. Evimi terkedecegim, onun için üzülüyorum. Bu nehrin anlami, yosun baglamis kurbaga yuvalarinda saklidir. Sizin gözleriniz mavi. Ama benim nehrim kahverengiye çaliyor. içinizde bir kurbaga barindiramayacak kadar küçüldünüz.. Nehir akip giden bir yoldur. Asirlar bu yolu izliyor atalarimiz. Yosun bahçelerinde büyüyor çocuklarimiz. Kirli nehir, solmus beyaz bir gül gibi dagilir gider. Siz hiç günesin misafir olmadigi karanlik bir yuvada yasamak ister misiniz ? Ben istemem Yine de aglamayacagim. içinizdeki nehirleri soldurmussunuz, benim nehrim solmus ne çikar. Mavi gözlü çocugun içi burkulmus, gözleri dolu dolu olmustu. Babasina döndü sorular sormaya basladi ; içimizdeki nehrin anlamini ögrenmek istiyordu. Bütün israrlarina ragmen baba, sorulari cevapsiz birakti. Dogrusu ne diyecegini bilememisti. Mavi gözlü çocuk karakurbaganin neden göçtügünü anlamak istiyordu. Söylemek istedigi önemli düsünceleri vardi. Son bir kez daha babasina döndü ve ‘’içimdeki nehrin kurumasini istemiyorum’’ dedi. Hem hiç bir kurbaga nehrini terketmesin. Ya da benim gözlerim mavi olmasin.<BR>
<BR>
<BR>
<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Uyanik Otelci</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=238 </link>
<description><![CDATA[Temel sabah uçagi ile Paris'e gidiyor. Islerini tamamlayip aksam uçagi ile Istanbul'a dönmek istemekte...aksilik uçagi kaçirir. Saat 23.30'de lüks bir otelin yolunu tutar. Otele ch/in yapar ve odasina çikip uyur.Sabah yedide resepsiyona gidip hesabini sorar.<BR>
Eline bir fatura uzatirlar.400 Euro !!! Temel sasirir:<BR>
- Lan bir basimizi koyduk ve kalktik 400 Euro...olur mu? der.<BR>
- Ama efendim hizmetlerimiz var.<BR>
Temel faturaya bakar T.K.P 250 Euro. -T.K.P ne?<BR>
- Tenis kortlarini kullanma parasi.<BR>
- Ben kullanmadim ki? der Temel<BR>
- Kullansaydiniz efendim 6 tane kortumuz var der.<BR>
- H.K.P 150 Euro. - Bu ne? <BR>
- Havuzu kullanma parasi<BR>
- Kullanmadim ki? der Temel.<BR>
Resepsiyon memuru gayet sakin bir sekilde    <BR>
- Kullansaydiniz 3 tane havuzumuz var 2 tanesi olimpik.<BR>
Temel çok sinirlenir ve hemen bir kalem ister.<BR>
Faturanin altina aynen sunu yazar. T.S.P 500 Euro ve resepsiyon memuruna uzatir.  <BR>
- Ver bakalim 100 Euro sizin de bana 500 Euro borcunuz vardir, der<BR>
Temel.<BR>
Resepsiyon memuru sasirir. - T.S.P ne oluyor?<BR>
- Temel'i Si... Parasi.<BR>
- Aman efendim olurmu öyle sey estagfürullah sibuple der resepsiyon<BR>
memuru..<BR>
-Kardesim Temel 1665 nolu odadaydi,<BR>
- Si..eydiniz..<BR>
Bütün gece müsaittim..!!<BR>
<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>ask</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=239 </link>
<description><![CDATA[asik olma sakin, olursan olum sana  cok yakin
]]></description>
</item>

<item>
<title>Dünya'daki en büyük elmasin adi nedir?</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=240 </link>
<description><![CDATA[Dünyanin en büyük elmasi olarak bilinen 191 karatlik Isik Dagi ya da Kuh-i Nur adiyla taninan elmas Hindistan'da bulunmustur ve bugün, ingiltere Krallik Hazinesi'ndedir. Adi Farsçada Isik Denizi anlaminda olan, uçuk pembe renkli, yassi bir tas olan Derya-i Nur elmasi ise, yaklasik 185 kirat agirligindadir ve bugün iran Milli Bankasi'nda saklanmaktadir. Bunlara ilaveten, 1853 yilinda Brezilya'da bulunan ve Güney Yildizi adiyla taninan 128 karatlik elmasla, Büyük Mogol Elmasi ve bizdeki 86 karatlik Kasikçi Elmasi, dünyanin en büyük elmasi ve en degerli 22 elmasin arasinda bulunmaktadir. 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Gökyüzü neden mavidir ? </title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=241 </link>
<description><![CDATA[Gökyüzü nün mavi görünmesinin (dikkat! olmasinin degil görünmesinin! çünkü normalde atmosferimiz daha dogrusu hava renksiz bir gazdir!) tek sebebi kirilma hadisesidir.<BR>
<BR>
Günes isinlari atmosfere girdiginde atmosferdeki gaz moleküllerine ve toz parçaciklarina çarparak saçilir. Gün isigi degisik dalga boylu birçok isindan olusur. En kisa dalga boylu mavi isinlar atmosferin üst tabakalarindaki küçük parçacilar tarafindan hemen saçilirlar. Fakat kirmiz<BR>
isik (ki en büyük dalga boylu isiktir!) saçilmak için daha büyük parçaciklara çarpmak zorundadir.<BR>
<BR>
Gökyüzü açik oldugunda, mavi isik diger isiklara oranla en fazla saçilan isiktir. Bu yüzden de gökyüzü mavi görünür. Mesela gökyüzü yogun bulutlarla veya dumanla dolu oldugunda, tüm isinlar nerede ise ayni oranda saçilir. Bu da gökyüzünün gri renkte görünmesine sebep olur.<BR>
<BR>
Gün batiminda veya dogumunda ise günes isinlari atmosfere egik girdikleri için daha fazla yol katetmek zorunda kalirlar. Bu yüzden daha çok isin ve renk saçilir ve o posterlere konu olan, sahane gün dogumu ve batimini gözlemleyebiliriz. Çok az saçilmis olan kirmizi isik ise günese ve ufuga kizil veya portakal görüntü verir. 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Fare Kapani</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=242 </link>
<description><![CDATA[Temel bilim adamidir,bulmus oldugu yeni icadin (fare kapani) telif <BR>
hakkini almak için Dursun'a gitmis. <BR>
-“Ula Dursun, ha bunun telif hakkini bana ver bakayum” demis. <BR>
dursun : <BR>
-“hele bi dur bakalim, icadi bana bi anlat.”<BR>
demis. <BR>
-“tamam”<BR>
demis temel ve baslamis anlatmaya: <BR>
-“bak simdi dursun, fare su ufak köprünün üstünden geçecek, köprünün sonuna gelecek, jiletin arkasindaki peyniri almak için yerde duran jiletin üstüne gelecek, <BR>
jilet kafasini kesecek ve fare ölecek demis. <BR>
dursun: <BR>
-“olmaz” <BR>
demis, <BR>
-“bu jilet saga sola hareket etmiyor ki kafasini kessin Farenin” <BR>
demis . Temel de <BR>
–“o zaman bu kapanin üzerinde biraz daha çalisayim”<BR>
 demis kapani almis gitmis. Aradan bir gün geçmis, temel yine Dursun'un <BR>
yanina gelmis: <BR>
-“ula dursun, bu sefer yaptim fare kapanini, ver telif hakkini” demis. <BR>
Dursun kapana bi bakmis kapan ayni kapan ..Sadece peynirin olmadigini görmüs ve temele: <BR>
-“anlat bakayim nasil yaptun oni” <BR>
demis, temel baslamis anlatmaya: <BR>
-“bak Dursun demis fare köprüyü geçecek, jiletin üstüne gelince bakacak ki peynir yok , çok sasiracak ve Allah Allah diyerek kafasini saga sola sallayacak ve ölecek”<BR>
 demis. <BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Erkek organi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=243 </link>
<description><![CDATA[Biliyor musunuz erkeklik organina Almanlar kibarca ne dermis?<BR>
Perde...<BR>
Çünkü oyun bittiginde inermis.<BR>
Ya ingilizler?<BR>
Centilmen...<BR>
Kadinlari görünce ayaga kalktigi için.<BR>
Fransizlar da sarki diyorlarmis. Agizdan agiza dolastigi için...<BR>
iranlilara göre kibarcasi, kalles...Hep arkadan saldirdigindan ötürü...<BR>
Eskiden Ruslar da, partizan diyorlarmis...<BR>
Ne zaman sertlesecegi belli olmadigi için.<BR>
Listede Türkler'in bulunmamasi yüregime dokundu. Onu da ben ekledim.<BR>
Türklere de sormuslar:<BR>
-Erkek organina kibarca ne derler sizde?<BR>
-Sef...<BR>
-Neden?<BR>
-Hepimizi o yönettigi için... 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Temelin Almanya Macerasi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=244 </link>
<description><![CDATA[Temel'le Dursun Almanya'ya gitmis çalismak için orda aylar geçmis bir is bulmuslar biraz çalistiktan sonra temel dursuna demis'ki;<BR>
- "Ula Dursun eve bitane kari atalim canim çok istedi".<BR>
Dursun'da;<BR>
- "Tabiki neden olmasin".<BR>
Evden çikmislar Almanya'nin caddelerinde dolasirlarken bitane travesti görmüsler neyse almislar eve götürmüsler ama travestinin erkek oldugunu bilmiyorlar Temel demis'ki;<BR>
- "Dursun sen arkadan bende önden".<BR>
Dursun;<BR>
- "Tamam olsun".<BR>
Dursun hemen travestinin arksina geçmis s.... baslamis Temel'de soyunmus önden *eçirmek için Dursun bi so..... travesti bagirmis Temelde travestinin erkek oldugunu bilmedigi için;<BR>
- "Ula Dursun yavas *ok önden çikardin" demis.
]]></description>
</item>

<item>
<title>At ve piliçin hikayesi (CMYLMZ)</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=245 </link>
<description><![CDATA[Evvel zaman içinde kalbur zaman içinde, çok iyi arkadas olan bir atla bir tavuk varmis...<BR>
<BR>
Bir sürü diger hayvanlarla birlikte bir çiftlikte mutlu bir hayat sürerlermis...<BR>
<BR>
Bir gün atla tavuk dere kenarinda oynarlarken, at birden batakliga adim atmis ve bataklik ati içeri çekmeye baslamis..<BR>
<BR>
Tavuga "bana yardim eeeeet"diye seslenmis. Tavuk bunun üzerine kosa kosa çiftlige gitmis, çiftçinin BMW sine atladigi gibi bataklik kenarina gelmis....<BR>
<BR>
Bagajdan bir ip çikarmis, bir ucunu BMWnin arkasina baglamis bir ucunu da dügüm yapip atin ayagina dogru firlatmis, ve arabayi çalistirmis.....<BR>
<BR>
Araba ilerledikçe at batakliktan yavas yavas karaya çikmis, ve tavuga "sana hayatimi  borçluyum canim dostum" diye tesekkür etmis...<BR>
<BR>
Birkaç gün sonra, at bir gün dere kenarinda su içerken tavugun çigliklarini duymus...<BR>
<BR>
Basimi kaldirmis bir de ne görsün, bu sefer de tavuk batakliga düsmüs çirpiniyor hem de bogazina kadar batmis...<BR>
<BR>
At önce etrafina bakmis, ne ip var ne bisey, zaten BMW’ yi de çiftçi almis sehre gitmek için. Ne yapsin? At derin bir nefes almis ve bacaklarini iyice aralayarak batakligin kenarina gelmis, kocaman organini tavuga uzatmis: "hadi dostum sana uzatiyorum iyice asil ve seni kiyiya<BR>
çekeyim".<BR>
<BR>
Ve tavuk atin seyine asilmis, yavas yavas at onu kiyiya çekmeyi basarmis.<BR>
Tavuk ona mutlulukla gülümsemis: <BR>
<BR>
"iste simdi sen de benim hayatimi kurtardin dostum"....<BR>
<BR>
Peki bu hikayenin ana fikri nedir?<BR>
<BR>
"At kadar seyiniz varsa etraftaki piliçleri toplamak için bir BMW ye ihtiyaciniz yok".<BR>
<BR>
Saygilarimla<BR>
Cem YILMAZ
]]></description>
</item>

<item>
<title>Baskasi Çarpar</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=246 </link>
<description><![CDATA[Kadin doktora gittikten sonra eve geldi ve kocasina müjdeyi verdi:<BR>
- Hamileyim!<BR>
Adam saskinlik içerisinde:<BR>
- imkansiz!.. Ben hep dikkat ederim...<BR>
<BR>
Emin olmak için doktoru ziyaret etti:<BR>
- Anlayamiyorum doktor, dikkat etmistim.<BR>
<BR>
- Bakin bayim... Bu araba kullanirken dikkat etmeye benzer. Siz dikkat edersiniz ama baskasi gelip çarpar!..
]]></description>
</item>

<item>
<title>Doktor ve Yasli Adam</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=247 </link>
<description><![CDATA[Adam 80 yasina merdiven dayamis durumda doktora gider. Doktor muayenesini yaparken bu arada sorar<BR>
- Nasilsiniz.Hayatinizdan memnun musunuz? <BR>
adam<BR>
-"Ah doktor bilemezsiniz o kadar mutluyum ki. 20 yasinda bi karim var ve benden 3 aylik hamile."<BR>
doktor çok sasirir ve böyle bi durumu akli almaz. Adama dönüp derki.<BR>
-"size bir hikaye anlatacagim. Adamin biri geyik avina çikmayi çok seviyormus." Her gün tüfegini alir ava gidermis. Yine bir sabah kalkar ava gitmek için hazirlanir.Yalniz yanlislikla tüfegini alacagina semsiyesini alir.<BR>
Neyse bu adam ormanda ilerlerken aniden önüne bir geyik çikar. Adam semsiyesini dogrultur nisanini alir  güm geyik yerde. Yasli adam tam bu arada<BR>
- "Hayir kesinlikle baska biri vurmus olmali."<BR>
doktorda<BR>
-Evet kesinlikle:))<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Bir kara fatmanin günlügünden</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=248 </link>
<description><![CDATA[Dün gece yine ölümle burun buruna geldim. Kendime bir<BR>
zarar geleceginden degil ama karim Cemile ne yapar<BR>
sonra.<BR>
<BR>
Biz aksam yemegimizi genelde saat 11-12 gibi yerdik,<BR>
ama ev sahiplerimizin misafiri geldiginden geç<BR>
vakitlere kadar oturup yatmadilar. Neyse ki konuklarin<BR>
gitmesiyle birlikte uykuya daldilar. Bir süre<BR>
ortaligin sakinletmesini bekleyip, yiyecek toplamaya<BR>
basladim.<BR>
<BR>
Bugün misafirler geldigi için menü çok zengindi. Pasta<BR>
ve börek kirintilarina bayiliriz. Her neyse ben<BR>
nevaleyi toplarken birden mutfagin isigi yandi ve<BR>
"Aaaaaa! Karafatma" diye bir ses duydum.<BR>
<BR>
Salak adam, ben bir erkegim Fatma da nereden çikti.<BR>
Benim adim Ismail. Böyle seyler delikanliyi bozar.<BR>
Hadi beni karimla karistirdin diyelim. Sen ne kadar<BR>
korkak bir adamsin. Benim kaç katim büyüklügünde<BR>
olmana ragmen bu bagiris da ne böyle ? O korkunç sesin<BR>
kesilmesiyle birlikte, sanki ben ona bir bok yapmisim<BR>
gibi beni kovalamaya basladi.<BR>
<BR>
Inanin o kadar da dikkat ediyorum, tabak, çanak bardak<BR>
üzerinde dolasmamaya çünkü bu dingilin karisi çok<BR>
titiz. Bazen diyorum ki bu giciklarin misafiri<BR>
geldiginde git ortalarda dolas böylelikle utanilacak<BR>
duruma düssünler. Ama yapamiyorum iste. Ne olursa<BR>
olsun, ekmek yedigin tekneye kötü gözle bakmamak<BR>
gerekir.<BR>
<BR>
Ben eve geldigim ilk yillari hatirliyorum da ne<BR>
güzeldi o günler. Rahmetli kayinbabam ve kayinvalidem<BR>
beni evlerine kabul etmislerdi. O zamanlar rahattik,<BR>
çünkü ev sahibimiz Riza amca kördü. Bu sebeple evin<BR>
her yerinde serbestçe dolasabiliyorduk. Hatta Riza<BR>
amcayla ayni sofrada yemek yedigimiz günlerde oldu.<BR>
Gerçi bizleri görebilseydi nasil davranirdi bilmem ama<BR>
o hep yüregimizde yasayacak. Riza amcanin durumu pek<BR>
iyi sayilmazdi, memur emeklisiydi. Bu evde rahmetli<BR>
karisininmis, bu yüzden yiyecek konusunda bu kadar<BR>
fazla seçenegimiz yoktu. Ama daha mutlu ve<BR>
huzurluyduk. Riza amca bir gün görünmez kazaya kurban<BR>
gitti. Gerçi onun için bütün kazalar görünmezdi.<BR>
<BR>
Riza amcanin topraga verildigi gün biz de oradaydik.<BR>
Karsi komsusu Osman Zeki bey bize geldiginde ceketini<BR>
asmisti. Biz de bunu firsat bilip ceketin cebine<BR>
girdik. Ardindan Osman Zeki beyle birlikte mezarliga<BR>
dogru yola koyulduk. Riza amcanin üç tane oglu vardi<BR>
ama bugüne kadar sadece nüfusta gözüküyorlardi.<BR>
Hayirsizlar daha ilk günden evi satisa çikardilar. Evi<BR>
su anda oturan adam ve karisi satin aldi. Eve ayak<BR>
basmalariyla kayinbabam ve kayinvalidemi öldürmeleri<BR>
bir oldu. Adam sonra igrenerek cansiz bedenleri kagida<BR>
sararak çöpe atti. Sanki kendisi çok temizmis gibi.<BR>
Halbuki tuvaletten çiktiktan sonra ellerini<BR>
yikamadigina defalarca sahit oldum. Simdilerde kendine<BR>
üzerinde rahmetli kayinvalidemin resmi olan bir ilaç<BR>
almis, durmadan üzerimize sikip duruyor. Kayinvalidem<BR>
Sultan hanim gençliginde fotomodel oldugu için bu tür<BR>
ilaçlarin üzerinde resmi bulunuyor.Hatta bir iki<BR>
reklam filminde de oynamisti. Ama evlenince mecburen<BR>
birakti. Çünkü kayinbabam tam bir Osmanli erkegiydi.<BR>
Bugüne kadar rahmetli Riza amcanin anisina bu evde<BR>
oturduk, artik daha fazla dayanacak halimiz kalmadi.<BR>
Ese dosta haber saldik. Kendimize göre bir ev bulur<BR>
bulmaz tasinacagiz buradan Belki de sizin evinize<BR>
yerlesiriz hayat bu belli mi olur ? <BR>
<BR>
2000 yilinin agustos ayinda "TUNÇ DEVRi" basligi altinda GIRGIR dergisinde yayinlanmistir. Yazan : Tunç ERDOGAN
]]></description>
</item>

<item>
<title>ilan-i harp</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=249 </link>
<description><![CDATA[Ülkelerin birbirlerine önceden savas ilan ederek savastiklari dönemde, bizim "Rize" ili'miz Çin Devletine savas ilan etmis! Çin'liler uzun uzun arastirmislar ancak "Rize" diye bir devleti hiç duymadiklari gibi hartadan da böyle bir devleti bulamamislar. Daha sonra Çinlinin biri Türkiye'de Rize diye bir yerin varligini ögrenmis ve bunu yönetime bildirmis, Rize bir devlet olmasa bile Çin yönetimi ortada ilan edilmis savas oldugu için bütün ordularini toplayarak karadan ve denizden Rize'ye dogru gelmeye baslarlar, bu arada Rize bos durmayip yaslilardan olusan bir savas komitesi kurmus gerde kalan genç, çocuk ve kadinlar da mevzilerdeki yerlerini almis Çinlileri beklemeye baslamislar, derken denizden ve karadan mahseri bir kalabalikla çin askerleri görünmeye baslamis ve o hizla da bütün önlerine çikan Rizelileri kesip biçmeye baslamislar ancak yaslilardan olusan savas komitesinden ates emri gelmedigi için mevzilerde bakleyen Rizeli milisler Çinlilere karsilik veremiyorlarmis, bu durum epey uzayinca Rizeli gençlerden biri fazla dayanamayip mevziden firladigi gibi dogruca savas komutasinin bulundugu karargaha girerek 'bir hisimla' "Çinliler celdi hepumuzi çeseyiler, biz onlara bise edemeyiruk, bize niye ates emri vermeyisunuz, yoksa korktunuz mi? aha bu Çinlilerden der." bunun üzerine Komitenin Baskani; "usagum sen ne deyisun, ne korkmasi, biz aha bu kadar Çinliyi nereye gömeceuk oni karar etmeye çalisiyiruk" 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Ey Türk kadini! </title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=250 </link>
<description><![CDATA[Birinci vazifen bulasik,çamasir ve kocana sahip çikmaktir.<BR>
Mevcudiyetinin yegane temeli budur.kocan en kiymetli hazinendir. <BR>
Seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek kaynanan,ve görümcelerin olabilir. <BR>
Bir gün evliligini kurtarmak mecburiyetine düsersen,vazifeye atilmak için bulasik ve çamasiri düsünmeyeceksin. bu durum elektrigin ve suyun kesildigi anda ortaya çikabilir. <BR>
Evliligine tecavüz etmek isteyen kaynanan ve görümcelerin hayatta emsali görülmemis, bir galibiyetin mümessili olabilirler. <BR>
Hayatta kilibik kocan zor bir ihtimalde olsa baska karilara göz dikmis, olabilir. Aileniz fakru zaruret içinde harap ve bitap düsmüs, olabilir.<BR>
Ey asil Türk kadini iste bu ahval ve serait içinde dahi vazifen yuvani kurtarmaktir. <BR>
Anasinin kuzusu olan kocani adam etmek senin elindedir.<BR>
ihtiyaç duydugun merdane dolabin sol üst kösesinde saklidir.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Türk yalanlari</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=251 </link>
<description><![CDATA[•  Kalsaydiniz biseyler yerdik...<BR>
•  Vallaha sarida geçtim memur bey...<BR>
•  Kazanmak önemli diil mühim olan yarismaya katilmakti...<BR>
•  Dünya ahiret bacimsin...<BR>
•  Suan 65 milyon bizi izliyor...<BR>
•  Bu son sigaram...<BR>
•  Bütün kadinlar güzeldir...<BR>
•  iki saat kapida bekledim, açan olmadi...<BR>
•  Seni düsünmekten bütün gece gözüme uyku girmedi...<BR>
•  Sen bi de beni gençligimde görecektin...<BR>
•  Aglamiyorum... Gözüme bisey kaçti...<BR>
•  Yemezsen arkandan aglar...<BR>
•  Seni leylekler getirdi yavrum...<BR>
•  Aksama erken gelicem...<BR>
•  Bu aldigim en güzel hediye...<BR>
•  Bi oturusta iki büyük deviririm...<BR>
•  Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için...<BR>
•  Agzima sigara sürmedim...<BR>
•  Ben almiyim rejimdeyim...<BR>
•  EEG ne zaman gidiyoruz içmeye?...<BR>
•  kadinlar en çok kel erkeklerden hoslanir...<BR>
•  isim bitsin ben seni ararim...<BR>
•  Bir kez olsun yüzüm gülmedi...<BR>
•  Hayatimda hiç ilaç almadim...<BR>
•  ihraç fazlasi bunlar...<BR>
•  O elinizdeki tek kaldi, baska yok...<BR>
•  Bi'tanem...<BR>
•  Seni Seviyorum...<BR>
•  Beni seçerseniz size...<BR>
•  Ben de tam seni arayacaktim...<BR>
•  Bi sey olmaz...<BR>
•  Ben eski yüzücülerdenim...<BR>
•  Bizi davet ettiler ama gitmedik...<BR>
•  Valla bu size çok yakisti...<BR>
•  Senin annen bir melekti yavrum...<BR>
•  Bana yan bakan daha anasinin karnindan dogmadi...<BR>
•  Merak etme hayatim sekreterimi görsen çok çirkin....<BR>
•  Büyük ikramiyeyi kazanmak istemiyorum önemli olan alin teri...<BR>
•  Merhaba karicim, mesai yeni bitti de...<BR>
•  Üzülme sevgilim evlenince anneni yanimiza aliriz...<BR>
•  Evi bosaltin! Almanya'dan oglum geliyor...<BR>
•  iki gözüm önüme aksin ki...<BR>
•  Kilolarimla barisigim ben böyle mutluyum!<BR>
•  Formu doldurun biz sizi arariz<BR>
•  Bu sene üniversite sorulari çok basitti, keske sinava girseydim...<BR>
•  Ben her bahar asik olurum...<BR>
•  Gerçek aski sende buldum...<BR>
•  2 saat bekledim...Gelmedin!<BR>
•  Üsüyosan ceketimi alabilirsiniz...<BR>
•  Seni anliyorum.<BR>
•  Hatirasi var, bunu sana veremem...<BR>
•  Arkasindan degil, burada olsa yüzüne de söylerim<BR>
•  Her bedene uyar bu...<BR>
•  Gol atmayi sevmiyorum.Asist yapmak daha çok hosuma gidiyor.<BR>
•  Senin eline kimse su dökemez..<BR>
•  Ögretmenin vurdugu yerde gül biter<BR>
•  Söyle bir arabam olsun milyarlarca borcum olsun...<BR>
•  Benim için önemli olan ruh güzelligi<BR>
•  Hediye olmasa inan verirdim.<BR>
•  Bi arkadasa bakip çikicam, istersen kimlik birakayim...<BR>
•  Mektup gelmedi mi? Ama ben kendi elimle postaya attim...<BR>
•  Belki biraz sikti ama hiç merak etmeyin kullandikça açilir...<BR>
•  Kitaplarima bir daha bakayim ama kitabi sana verdigimden eminim...<BR>
•  Onun için biseyler yapmayi çok isterdim... Ama maalesef...<BR>
•  Elimden bisey gelmez...<BR>
•  Sensizlik canima tak etti...<BR>
•  Ben hiç yalan söylemem<BR>
•  Aksam elektrikler kesildi, dersimi yapamadim...<BR>
•  Bunun garantisi biziz abi...<BR>
•  Telefon sehirlerarasina kapali<BR>
•  Ben zaten böyle olacagini biliyordum...<BR>
•  Bi kereden bisey olmaz.<BR>
•  Biz sadece arkadasiz.<BR>
•  Kuran çarpsin bu son sigaram<BR>
•  Son biletler bunlar<BR>
•  Hiç acitmayacak.<BR>
•  Daha önce hiç kimseyi böylesine sevmemistim.<BR>
•  Sizin mutlulugunuz bizim mutlulugumuz...<BR>
•  Sayisaldan para çiksa, önce kimsesiz çocuklara sonra da yaslilara bagislarim...<BR>
•  Haaa bi de okul yaptiriyim...<BR>
•  Abi kizi görücen bi içim su...<BR>
•  Adem Bey su an toplantida... Kim ariyordu?<BR>
•  Sizden iyi olmasin bi arkadasim vardi...<BR>
•  Kuru ekmek bana yeter... Yeter ki huzurum yerinde olsun...<BR>
•  Dis transferleri 15 gün içinde bitiricez....<BR>
•  Aradim... Çaldi çaldi açan olmadi...<BR>
•  Dünyanin en mutlu çifti olu caz...<BR>
•  Devletimiz güçlüdür..........<BR>
•  Failleri en kisa zamanda yakalanacak......<BR>
•  Enflasyon düsecek.......<BR>
•  Bu kis komünizm gelecek.......<BR>
•  Memuru enflasyona ezdirmeyecegiz......<BR>
•  Bu konuda elimizden geleni yapiyoruz......<BR>
•  Benim isçim, benim köylüm, benim memurum...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Adim Atmadan Önce</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=252 </link>
<description><![CDATA[Adam yeni kamyonuna bakmak için evinden çiktiginda, üç yasindaki oglunun gayet mutlu bir biçimde elindeki çekiçle, kamyonun kaportasini mahvettigini görmüs. Hemen oglunun yanina kosmus ve çocugunun eline çekiçle vurmaya baslamis... Biraz sakinlesince, hatasini anlamis, çocugunu hemen hastaneye götürmüs.<BR>
 Doktor çocugun kirilan kemiklerini kurtarmaya çalistiysa da, elinden birsey gelmemis. Çocugun iki elinin parmaklarini kesmek zorunda kalmis. Çocuk ameliyattan çikip, gözlerini açtiginda bandajli ellerini farketmis ve gayet masum bi ifadeyle:<BR>
 ''Babacigim, kamyonuna zarar verdigim için çok üzgünüm...''demis, ardindan babasina: ''Parmaklarim ne zaman yeniden çikacak?'' diye sormus.<BR>
 Bu soruyla karsilasan baba, eve dönmüs ve intihar etmis.<BR>
 Birisi masaya süt döktügünde yada bir bebegin agladigini isittiginizde, bu öyküyü animsayin. Çok sevdiginiz birine karsi sabrinizi yitirdiginizi anladiginizda, önce biraz düsünün.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Bunlari biliyor musunuz?</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=253 </link>
<description><![CDATA[•  Kendi dirsegini yalamanin imkansiz oldugunu ?<BR>
•  Ördegin vakvaklamasinin yanki yaratmadigini ve bunu kimsenin aciklayamadigini?<BR>
•  dunyadaki fotokopi makinelerinde meydana gelen arizalarin %23 unun, makinenin ustune oturup kendi popolarinin fotokopisini cekmek isteyen insanlar sayesinde meydana geldigini?<BR>
•  yasamin boyunca uyku sirasinda yaklasik 70 bocek ve 10 orumcek yiyecegini?( Mmmmh!!:)<BR>
•  idrarin zifiri karanlikta parladigini?<BR>
•  eger cok siddetli hapsirirsan, kaburgalarindan birini kirabilecegini?<BR>
•  hapsirmayi engellemeye calisirsan,basindaki veya boynundaki damarlardan birinin yirtilabilecegini ve olebilecegini?<BR>
•  hapsirdigin sirada gozlerini acik tutmaya calisirsan, yerlerinden firlayabileceklerini?<BR>
•  domuzlarin vucut yapilarindan dolayi hicbir zaman baslarini yukari kaldirip gokyuzune bakamadiklarini?<BR>
•  dunya nufusunun %50 sinin hic telefonla konusmadigini?<BR>
•  farelerin ve atlarin kusamadiklarini?<BR>
•  1 saat sureyle kulaklikla birsey dinlemenin kulaktaki bakteri sayisini %700 arttirdigini?<BR>
•  cakmagin kibritten once bulundugunu?<BR>
•  parmak izleri gibi dil izlerinin de her insan icin benzersiz oldugunu?<BR>
•  bu yaziyi okuyan insanlarin %85 inden fazlasinin, dirseklerini yalamaya calisacaklarini gercekten olmuyor di mi :)
]]></description>
</item>

<item>
<title>Kutudaki Öpücük</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=254 </link>
<description><![CDATA[Adam üç yasindaki kizini, gayet pahali bir hediyelik kaplama kagidini ziyan ettigi için azarlamisti. Küçük kiz, koskoca bir paket altin yaldizli kagidi, bir kutuyu egri bügrü sarmak için kullanmisti. Yilbasi sabahi, küçük kiz paketi getirip ''Bu senin babacigim!'' dediginde üzüldü. Acaba gereginden fazla mi tepki göstermisti kizina? Bir gece evvel yaptigindan utandi... Ne var ki paketi açinca yeniden öfkelendi. Kutunun içi bostu. Kizina gene bagirdi; ''Birisine hediye verdiginde  kutunun içinde birseyler olmasi lazim. Bunu da mi bilmiyorsun küçük hanim?'' Küçük kiz gözlerinde yaslarla babasina bakti. ''O kutu bos degil ki baba!'' dedi. ''içini öpücüklerimle doldurmustum!''<BR>
 Adam öyle fena oldu ki... Kizina sarildi; beraber agladilar. Adam o altin kutuyu ömrünün sonuna kadar yataginin bas ucunda sakladi. Ne zaman keyfi kaçsa, ne zaman morali bozulsa, ne zaman kendini kötü hissetse kutuya kosar, içinde minik kizinin sevgi ile doldurdugu hayali öpücüklerinden birisini çikarirdi.
]]></description>
</item>

<item>
<title> Dile benden ne dilersen  </title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=255 </link>
<description><![CDATA[Yaslica bir bayan evindeki koltugunda oturup uzun geçmis hayatini gözden geçirirken birden bir peri karsisina çikiverir ve ona 3 dilekte bulunabilecegini söyler.<BR>
- ''Peki'' der yasli kadin.<BR>
- ''Zengin olmak istiyorum''.<BR>
Peri bir el hareketiyle kadinin koltugunu som altina çevirir.<BR>
- ''ikinci olarak'ta güzel ve genç bir prenses olmak istiyorum'' der.<BR>
Birden basinda paha biçilemez bir taci olan dünya güzeli bir prenses oluverir.<BR>
- ''üçüncü ve son olarak ne istersin'' diye sorar peri.<BR>
O sirada yasli köpegi agir bir sekilde kafasini kaldirir ve zayif bir "hav" sesi çikartir.<BR>
Prenses çok sevdigi köpegine bakar ve söyle der;<BR>
- ''Kopegimi yakisikli bir prense dönüstürebilirmisin?''.<BR>
Tam o anda, simdi güzel bir prenses olan yasli kadinin önünde dünyada hiç kimsenin görmedigi kadar yakisikli bir prense dönüsür köpek. <BR>
Hiç kimsenin hayal bile edemeyecegi kadar yakisiklidir bu prens.<BR>
Kadin ona büyük bir hayranlikla bakar ve o anda ona asik oluverir. Prens ona dogru yaklastiginda kadinin heyecandan dizleri titremeye baslar.<BR>
Prens ona dogru egilir ve dudaklari neredeyse kadinin kulagina degecek sekilde söyle fisildar; <BR>
- ''Eminim simdi, zamaninda beni hadim ettirdigine çok pismansin''...
]]></description>
</item>

<item>
<title> Bir Öykü</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=256 </link>
<description><![CDATA[Kaba saba, soluk, yipranmis giysiler içindeki yasli çift, Boston treninden inip utangaç bir tavirla rektörün bürosundan içeri girer girmez, sekreter masasindan firlayarak önlerini kesti.. <BR>
     Öyle ya, bunlar gibi ne idügü belirsiz tasralilarin Harvard gibi üniversitede ne isleri olabilirdi? <BR>
     Adam, yavasça rektörü görmek istediklerini söyledi. iste bu imkansizdi.. <BR>
     Rektörün o gün onlara ayiracak saniyesi yoktu.. <BR>
     Yasli kadin, çekingen bir tavirla; "Bekleriz" diye mirildandi.. <BR>
     Nasil olsa bir sure sonra gideceklerdi.. Sekreter sesini çikarmadan masasina döndü.. Saatler geçti, yasli çift pes etmedi. Sonunda sekreter, dayanamayarak yerinden kalkti. "Sadece birkaç dakika görüsseniz, yoksa gidecekleri yok" diyerek rektörü iknaya çalisti. <BR>
     Anlasilan çare yoktu.. <BR>
     Genç rektör, isteksiz bir biçimde kapiyi açti. Sekreterin anlattigi tablo içini bulandirmisti. Zaten tasralilardan, kaba saba köylülerden nefret ederdi. Onun gibi bir adamin ofisine gelmeye cesaret etmek, olacak sey miydi bu? Surati asilmis, sinirleri gerilmisti. <BR>
     Yasli kadin hemen söze basladi. Harvard´da okuyan ogullarini bir yil önce bir kazada kaybetmislerdi. Ogullari, burada öyle mutlu olmustu ki onun anisina okul sinirlari içinde bir yere bir anit dikmek istiyorlardi. <BR>
     Rektör, bu dokunakli öyküden duygulanmak yerine öfkelendi. <BR>
     "Madam" dedi sert bir sesle, "Biz Harvard´da okuyan ve sonra ölen herkes için bir anit dikecek olsak, burasi mezarliga döner..." <BR>
     "Hayir, hayir" diyerek haykirdi, yasli kadin.. "Anit degil.. Belki, Harvard´a bir bina yaptirabiliriz". Rektör yipranmis giysilere nefret dolu bir nazar firlatarak "Bina mi?" diyerek tekrarladi. "Siz bir binanin kaça mâl oldugunu biliyor musunuz? Sadece son yaptigimiz bölüm yedi buçuk milyon dolardan fazlasina çikti.." <BR>
     Tartismayi noktaladigini düsünüyordu. Artik bu ihtiyar bunaklardan kurtulabilirdi... <BR>
     Yasli kadin, sessizce kocasina döndü : <BR>
     "Üniversite insaatina baslamak için gereken para buymus? Peki, biz niçin kendi üniversitemizi kurmuyoruz, o halde?" <BR>
     Rektor´un yüzü karmakarisikti.. Yasli adam basiyla onayladi. Bay ve bayan Leland Stanford, disari çiktilar. Dogru Californiaya´ya, Palo Alto´ya geldiler. Ve Harvard´in artik umursamadigi ogullari için onun adini ebediyyen yasatacak üniversiteyi kurdular. <BR>
     Amerika´nin en önemli üniversitelerinden birini STANFORD´u.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Seni Seviyorum</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=257 </link>
<description><![CDATA[Genç kiz hastaligin pençesinde kivraniyordu. Yarali kalbi artik bu dünyaya daha fazla dayanamamaya baslamisti. Çok zengin olan  ailesi tüm gazetelere, kalp nakli için ilan vermislerdi. Canini feda edecek birini ariyorlardi. Genç kiz ise hergün hastane odasinda biraz daha solmaktaydi.<BR>
 Yine yalniz odasinda; gözü yasli, boynu bükük ölümü bekliyordu. Gözlerini kapadi; bu küçük odada gözyasi dökmekten bikmisti. Yine de engel olamadi pinar gibi çaglayan gözyaslarina. Sevdigi geldi aklina; fakir ama onu çok seven sevgilisi. Hergün ayni seyleri düsünüyor, anilari bir film seridi gibi gözünün önünden geçiyordu. <BR>
 ''Param yok ama sana verebilecegim sevgi dolu bir kalbim var!'' demisti delikanli. Genç kiz ise zaten baska birsey istemiyordu. Sevgiye muhtaç biri, sevdiginin sevgisinden baska ne isteyebilirdi ki! Ama olmamisti...<BR>
 iste, dünyalar kadar olan sevgilerinin arasina, o lanet olasica para girmeyi bilmis, onlari ayirmisti. iste paranin geçmedigi zamanlara gelmislerdi.  Ne önemi vardi artik? Su son günlerinde, sevdigi yaninda olsa yeterdi.<BR>
 Ayrildiklarindan bu yana, bitmeyen, çile dolu bes yil geçmisti. Her günü zehir, her günü hüsran... Ama genç kiz hep sevgisini yüreginde tasimis, kalbini kimseyle paylasmamisti. Sevdigini düsündü iste o an. Acaba o neler yapmisti bu kadar sene boyunca. Kimbilir kiminle evlenmis, çoluk çocuga karismisti. Gözlerinden bir damla yas daha  damladi kurumus, bitmis ellerine. Ellerine bakti; bir zamanlar ellerinin, onun ellerini tuttugunu hayal edip, her gün saatlerce ellerini seyrederdi. En çok saçlarinin dökülmesine üzülüyordu. Çünkü sevdigi öpmüs, koklamisti onlari. Her bir tanesi koptugunda, kalbine bir ok daha saplaniyordu. kalbi yine sizlamaya baslamisti. Belki sevdigi yaninda olsa,kalbi bu kadar yorulup veda etmezdi yasama. Zaten artik ölüm umrunda degildi genç kizin. tekrar o geldi aklina ''Keske, keske yanimda olsa!'' dedi. Son bir kez elini tutsa yeterdi. Gözlerini son bir kez öpse, rahatça ebediyen gözlerini kapatabilirdi o zaman.<BR>
  Artik yasamak istemiyordu bu dünyada. Ama sevdiginden bir hatira almadan ölmeyecegine and içmisti. Bu düsünceler içinde derinlide daldi. Birden babasi girdi odaya; kizina kalp nakli için bir gönüllü bulduklarini müjdeleyecekti. Fakat genç kiz çoktan uykuya dalmisti.<BR>
 O gece biri gözlerini dünyaya kapadi; genç kiz ameliyata alindi. Tekleyen ve görevini yerine getirmeyen kalbi degistirilmisti. Bir hafta sonra tekrar gözlerini açti dünyaya genç kiz. Ama dünya daha farkli geldi ona. Sanki birseyler eksikti. Aradan aylar geçmis, genç kiz artik iyice iyilesmisti. Ama içindeki buruklugu bir türlü atamiyordu. Sevdigi aklina geldiginde kalbi eskisinden daha da hizli atiyordu. Bir kere, bir kere görebilsem diye mirildandi. Kalbi yine sizlamaya baslamisti.Yeni kalbi onu iyilestirmisti ama nedense hergece aniden hizlaniyor, onu uykusundan uyandiriyor sanki yerinden çikacakmis gibi atmaya basliyordu.  Genç kiz bu durumu doktoruna anlatmis ama ameliyatin kolay geçmedigini, bir süre sonra düzelecegini söylemisti doktor.<BR>
 Aylar geçmisti ama hala ayniydi durum. Çiçeklerinin yanina gitti. Her gün onlarla saatlerce konusuyor, dertlesiyor, zaman zaman agliyordu. En çokta kan kirmizisi gülünü seviyordu. Çünkü kirmizi gülün yeri apayriydi.<BR>
 Kirmizi gül genç kizla beraber gülüyor, onunla beraber agliyordu. onu sevdigi gibi görüyordu genç kiz. Gülünü, sevdigini ilk gördügünde ona hediye edecegine dair yemin etmisti. Baska türlü paylasamazdi gülünü kimseyle. <BR>
 Kapi çaldi aniden. Kapiyi açti ama kimse yoktu. Gözü yerdeki beyaz zarfa ilisti. Yavasça egilip zarfi yerden aldi. Birden kalbi deli gibi atmaya basladi. Ne oldugunu anlayamiyordu. Zarfin üzerinde ne bi isim, nede bi  adres vardi. Zarfi açti içinden beyaz bi kagida yazilmis bir mektup çikti. Onun kokusu vardi kagitta. Evet onun kokusu vardi. Basi dönmeye basladi. KOltuguna geçip oturdu yavasça. Kagidi açti ve elleri titreyerek okumaya basladi.<BR>
 Sevgilim, senden ayrildiktan sonra, bir kalbe iki sevginin sigmayacagini bildigimden dolayi, ne bir kimseyi sevebildim, ne de kimseye bakabildim. Her günüm digerinden daha zor geçti; çünkü her gün özlemin daha da artiyordu. Sana kitaplari dolduracak kadar siirler yazdim. Her biri  digerinden daha da hüzünlüydü. Yazdim, okudum, agladim. Her gece seni düsündüm sabahlara kadar, her gece senin yaninda olmak istedim. Her gece sensizlige lanet ettim, uykulari haram ettim kendime, sensiz olmanin acisini gözlerimden çikardim. Bir gün herseyi degistirecek bir firsat çikti önüme. Bu firsati degerlendirmeyip, kendime haksizlik edemezdim. Senden çok uzaklara gittim, seni unuturum diye. Ama tam tersi oldu. Seni daha çok özlüyorum artik. Senden çok uzaklardayim belki ama yine de seni görmek için uzaklardan gelebiliyorum. Hem de her gece. Seni seviyor, seyrediyor ve egilip uyurken yanagina bir öpücük konduruyorum. Bazen gözlerini açip bakiyorsun, geldigimi bildigini saniyorum ama yine de o tatli uykuna geri dönüyorsun. Yarin birbirimizi sevmemizin altinci senesi. Hep ben geldim simdiye kadar senin yanina, yarin da sen gel olur mu sevgilim. Ha, unutmadan, sana hep sözünü ettigim kalbime iyi bak olur mu?  Çünkü gözyaslarimla, adini yazdim ona. Seni senden bile çok seven bir sevgin var, kalbin içinde. Unutma, kirmizi gülü de unutma olur mu?..<BR>
 Seni seviyorum... Yanima gelinceye kadar da sevecegim...<BR>
 SEVGiLiN.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Polis Köpegi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=258 </link>
<description><![CDATA[Adam kirmizi isikta dururken karsida kucaginda köpek olan bir cocugun bir trafik polisinin pacasindan cekistirdigini gormus ve olayi izlemeye koyulmus.<BR>
     Cocuk cekistirdikce polis sinirlenip "git buradan" der gibi bir seyler yapiyormus.<BR>
     Cocuk birazdan tekrar gelip adamin pacasindan cekistirip kopegi isaret ediyormus ve bu olay bir kac dakika devam ettikten sonra polis bir ara iyice kizmis ve cocugu oradan kovmus.<BR>
     Olayi izleyen adam oraya dogru gidip polise cikismis: <BR>
     "Ayip ayip! Kucucuk cocuga nasil davraniyorsunuz!!!"<BR>
     Polis adama dönerek:<BR>
     -Kardesim sen cocugun ne dedigini biliyor musun?<BR>
     -Yahu kucucuk cocuk ne diyecek!?? Herhalde karsiya gecmek isteyecekti...<BR>
     -Yok yaaa... O cocuk kucagindaki kopegi becermemi istiyor!! Yavrularinin Polis Kopegi olmasini istiyormus!!!<BR>
     <BR>
<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>M.Akif Ersoy</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=259 </link>
<description><![CDATA[Eski Milletvekillerinden, dinine imanina yani müslümanliga cok bagli olan birisi olan Mehmet Akif Ersoy'un kendisine meclis'de onu sevmeyen bir millet vekili tarafindan su soru sorulur: <BR>
- Mehmet bey ya siz veteriner degilmiydiniz? <BR>
Bunun üzerine Mehmet Akif Bey cevabi yapistirir: <BR>
- Evet, bir yeriniz mi agiriyordu?
]]></description>
</item>

<item>
<title>Çuvallama</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=260 </link>
<description><![CDATA[Kadin: Ben olursem ne yaparsin? Tekrar evlenir misin?<BR>
Adam : Hayir. Kesinlikle hayir  !!<BR>
Kadin: Neden?? Evli olmak hosuna gitmiyor mu!!??<BR>
Adam: oyle demek istemedim.  Tabi ki gidiyor.<BR>
Kadin: O zaman neden  tekrar evlenmezsin ki??<BR>
Adam : Tamam.  Tamam. Evlenirim.<BR>
Kadin: (yuzunde uzgun  kirgin bir ifadeyle) Evlenirsin..<BR>
Adam :  (ne diyecegini bilemez ve azicik kizgin bir ic ceker)<BR>
Kadin: Onunla bizim yatagimizda mi yatarsin?<BR>
Adam : Baska nerde yatilabilir ki??<BR>
Kadin: Benim resimlerimi kaldirip yerlerine onun resimlerini<BR>
koyarmisin?? <BR>
Adam : Sanirim bu  yapilacak en uygun sey olur.<BR>
Kadin: O zaman  onun benim ayakkabi koleksiyonumdan ayakkabilar<BR>
giymesine de izin verirsin....??<BR>
Adam : Hayir onun ayaklari 37 numara...<BR>
Kadin: ......................????<BR>
Adam : Haas....s................!!!
]]></description>
</item>

<item>
<title>ilginç Sikayet</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=261 </link>
<description><![CDATA[Vanilyali Dondurma Aldigimda Otomobilimi Çalistiramiyorum<BR>
<BR>
General Motors sirketinin Pontiac marka otomobil departmanina gelen bir sikayet mektubu su satirlardan olusuyordu: "Her aksam yemekten sonra ailecek dondurma yeme aliskanligina sahibiz. Fakat bir çok dondurma çesidi oldugu için her yemekten sonra ne çesit dondurma yiyecegimize hep karar veririz. Ben de markete gider alirim. Geçen ay otomobilimi degistirip yeni bir pontiac aldim ve o günden beri markete gidip gelmek benim için sorun olmaya basladi. Çünkü ne zaman vanilyali dondurma alsam market çikisinda otomobilimi çalistiramiyorum. Fakat baska çesit bir dondurma aldigimda arabam gayet güzel çalisiyor. Bu sorun size çok saçma bile gelse, benim çok ciddi oldugumu bilmenizi isterim. Vanilyali dondurma aldigimda arabam çalismazken, neden baska dondurma aldigimda arabam çalisiyor?" Kolaylikla burusturulup atilacak bir sikayet mektubu gibi görünüyor, degil mi? Öyle de olabilirdi. General Motors yetkilileri bu sikayet mektubunu bir kenara atabilirdi, müsterinin sorusuda sonsuza dek yanitsiz kalabilirdi. Ancak General Motors sirketi olayi arastirmasi için bir mühendisi görevlendirdi. Mühendis, nezih bir muhitte oturan, iyi egitim almis Pontiac sahibiyle karsilasinca biraz sasirmisti, böyle bir konuda dalga geçecek birine benzemiyordu. Aksam yemekten sonra yapilan dondurma alisverisine birlikte çiktilar. Vanilyali dondurma alip geri döndüklerinde, gerçekten de otomobil çalismiyordu. Ertesi aksam çikolatali dondurma aldilar ve araba çalisti. Üçüncü aksam sira çilekli dondurmadaydi ve araba yine çalisiyordu. Son deneme turunda vanilyali dondurma alindi ve maalesef araba yine çalismadi. General Motors yetkilisi saskindi. Bir mühendis olarak, arabanin vanilyali dondurmaya alerjisi oldugunu düsünmek pek akillica gelmiyordu. Bunun üzerine ziyaretlerine bir süre daha devam etti. Olayin günün hangi saatinde oldugunu, hangi tip benzin kullanildigini, gidip gelme süresini ve daha pek çok ayrintiyi incledi. Kisa bir süre içinde de ilk ipucunu elde etti. Vanilyali dondurma almak diger çesitlere oranla çok daha kisa sürüyordu. Çünkü en çok aranilan ürün olan vanilyali dondurma marketin hemen girisindeki dolapta satiliyordu. Diger dondurma çesitleri ise marketin en arka kisminda kurulu bir tezgahtan seçiliyordu. Herhangi degisik bir çesidi almak bu yüzden çok daha uzun sürüyordu. Simdi mühendisin karsi karsiya kaldigi soru suydu? Otomobil neden daha kisa süre içinde geri dönünce çalismiyordu? Zaman faktörü isin içine girince mühendis sorunun cevabini bulmakta zorlanmadi. Sorun, motor sogudugunda devreye giren buhar kilidinden kaynaklaniyordu. Bu kilit, normal sartlarda motor durduktan hemen sonra devreye girip çalisiyordu ve çikolatali yada çilekli dondurma alana dek geçen süre, motorun tekrar çalismasi için yeterli sogumaya imkan taniyordu. Vanilyali dondurma gecelerinde ise süre çok kisa oldugu için motor soguyacak vakit bulamiyor ve buhar kilidi devreye girmiyordu. Bu öyküden de anlasilacagi gibi, komik hatta asilsiz gibi görünen bir müsteri sikayeti bir sirketin ürün gelistirmesinde kullanabilecegi degerli bir veri haline dönüsebiliyor. Müsteri sikayetlerinin degerlendirildigi zamanlarda bir kurum için hediye niteligi tasidigi bilinir. Bu gerçek öykü, garip bile olsa müsteri sorunlarinin ve sikayetlerinin ürün ve hizmet gelistirmeye olan katkisinin önemini gösteriyor. <BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>iyilik ve Kötülük</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=262 </link>
<description><![CDATA[Yasli kizilderili reisi kulubesinin önünde torunuyla oturmus, az ötede birbirleriyle bogusup duran iki kurt köpegini izliyorlardi. Köpeklerden biri beyaz, digeri ise siyahti. <BR>
 Çocuk kulübeyi korumak için bir köpegin yeterli oldugunu düsünüyor, ikinci köpege neden ihtiyaç oldugunu ve renklerinin neden illa siyah ve beyaz oldugunu anlamak istiyordu.<BR>
Dedesine merakla sordu. Yasli reis bilgece gülümsemeyle torununun sirtini sivazladi.<BR>
-''Onlar'' dedi, ''benim için iki simgedir evlat.''<BR>
-''Neyin simgesi'' diye sordu çocuk.<BR>
-''iyiligin ve kötülügün simgesi. iyilik ve kötülük içimizde sürekli mücadele eder durur. Onlari seyrettikçe ben hep bunu düsünürüm. Onun için yanimdalar onlar.''<BR>
 Çocuk; ''mücadele varsa kazanan da olmali''<BR>
 diye düsündü ve bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi;<BR>
 -Peki, dedi. ''Sence hangisi kazanir bu mücadeleyi?''<BR>
 Yasli reis, derin bir gülümsemeyle bakti torununa.<BR>
 -Hangisi mi evlat?<BR>
 -Ben hangisini daha iyi beslersem!
]]></description>
</item>

<item>
<title>Sogan</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=263 </link>
<description><![CDATA[Köyün birinde bi aga varmis.. Bigün aga yumurtaliklardan rahatsizlanmis, doktora gitmis. doktor ameliyat etmis agayi çikarmis  yumurtaligi kenara koymus temizlemis iltihabi neyse kenarda duran yumurtayi kedi kapmis,doktor tirsmis<BR>
<BR>
tabi hemen gitmis bi sogan almis cücügü çikarim yumurtanin,yerine koymus kapatmis ertesi gün kaçmis...Aradan on yil geçmis doktorun yolu düsmüs köye arabasi ariza yapinca köye gitmek zorunda kalmis.<BR>
<BR>
Demiski kendi kendine nasil olsa aga ölmüstür..Girmis kahveye ordan biri " OOooO doktorum gel hele gel ya beni iyi güzel ameliyat ettin eline koluna saglik,yanliz anlamadigim bisey var,k imin agzina versem gözünden yas geliyor.."
]]></description>
</item>

<item>
<title>Lastik don</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=264 </link>
<description><![CDATA[Psikiyatristin ofisinde hasta sormus, "Bana yardim eder misiniz Doktor.. 38 yasindayim ve hala yatagimi islatiyorum!"<BR>
<BR>
"Sikilmayin!" demis doktor.. "Gelismemis benlik isyani.. Sorumluluklari kabullenememe durumundan kaynaklaniyor.. Yataginizi islatmamanizi iki yolla önleyebiliriz.. Birinci yol psikanaliz.. Haftada bes terapi, saati 50 Dolar..!"<BR>
<BR>
"Peki ikinci yol??"<BR>
<BR>
"Lastik don! Çifti iki dolar!"<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Fitil</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=265 </link>
<description><![CDATA[Temel bel agrisi çekiyormus. Bir gün bu agriya dayanamayip doktora <BR>
Gitmeye karar vermis. Doktor bel agrilari için temele fitil vermis ve bunu her gün anal yoldan al demis. <BR>
Temel tamam diyerek evine dönmüs. Evde karisi Fadime sormus; <BR>
"Doktor ne dedi Temel?" <BR>
-"Valla böyle bir sey verdi." <BR>
-"Eee ne yapacakmissin bunu?" <BR>
-"Her gün anal yoldan alacakmisim." <BR>
-"O ne demek ki? " <BR>
-"Bilmiyorum" <BR>
-"Ben de bilmiyorum, doktoru arayip ögrensene." <BR>
Temel doktoru aramis. <BR>
-"Doktor bey kusura bakmayin ben bunu ne yapacagimi anlayamadim" <BR>
Doktor: -"Anüsten alacaksiniz beyefendi." <BR>
Temel tamam diyerekten telefonu kapatmis ve karisina dönüp; <BR>
-"Anüsten alacakmisim" <BR>
Fadime: -"O ne demek?" <BR>
-"Bilmiyorum" <BR>
-"E ben de bilmiyorum sunu adam gibi yarin doktora gidip ögrenelim." <BR>
Ertesi gün Temel doktorun odasina girer. <BR>
-"Doktor bey ben bunu ne yapacagimi gene anlamadim." <BR>
Doktor: -"Makattan alacaksiniz." <BR>
Temel disari çikip tekrar anlamadigini Fadime’ye söyler. <BR>
Fadime sinirli bir sekilde: <BR>
-"Niye sunu adam gibi ögrenmiyorsun" der. <BR>
Temel cesaretini toplar doktorun odasina tekrar girer ve sorar: <BR>
-"Doktor bey cehaletime verin ben bunu gene anlayamadim." <BR>
Doktor: <BR>
-"Beyefendi kiçiniza sokun" <BR>
Temel disari çikar, Fadime sorar: <BR>
-"Ne oldu Temel?" <BR>
-"Valla bilmiyorum ama doktor çok kizdi."<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Yasgünü Pastasi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=266 </link>
<description><![CDATA[Adam son derece sevdigi ve saydigi karisinin <BR>
60inci yas gününde  önemli  konuklarini da davet ettigi parti için bir pasta ismarlamis. "Üzerine ne yazmami istersiniz?" diye sormus Karadenizli pastaci. Adam  bir an düsünüp: <BR>
- "Yillarca yoruldun ama, inan daha mükemmelsin" <BR>
yazilsin! demis adam. <BR>
- "Peki efendim pastanin üzerine nasil yerlestirelim <BR>
bu yaziyi?" <BR>
-"Iki satir halinde olsun, üstte 'Yillarca yoruldun ama'  altta  'Inan daha mükemmelsin' seklinde olabilir.."  Parti günü tüm davetlilerin önüne kivilcimlar saçan <BR>
maytaplarla  pasta gelmis. Üzerinde aynen söyle yazarak: "Üstte yillarca yoruldun ama  Altta inan daha mükemmelsin"
]]></description>
</item>

<item>
<title>Geliyrum fadime</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=267 </link>
<description><![CDATA[Temel okula giderken ögretmeni temelin gözündeki morlugu farketmis ve nedenini sormus temele.<BR>
temelde :<BR>
- hocam babam uyu demiyince uyumayrum o yüzdendur demis.<BR>
hocasi akil vermis temele uyu denince uyuma numarasi yap diye.Bir gün sonra okula temel 2 gözüde morarik gelince hocasi yine sormus <BR>
- oglum ben sana uyuma taklidi yap demedim mi?<BR>
temel hemen atilmis <BR>
- hocam zaten gözümün morlugu ondan...babam uyu dedi ben de yattim..bi müddet seslendi sonra dediginiz gibi ses vermedim.biraz sonra anamdan garip sesler gelmeye basladi..<BR>
- uyyy uyyy geliyrumm geliyrumm diyee. babamdan da degisik sesler geldi <BR>
- uyyy uyyy bende geliyrum diye...<BR>
bende hemen yerimden firladim <BR>
- durun benide alin ben de sizle geliyrum diye:)o yüzden hocam!
]]></description>
</item>

<item>
<title>Kiravat</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=268 </link>
<description><![CDATA[Temel bir gün kendine bir tane çizme alip Fadime'nin karsisina geçiyor ve Fadime'ye soruyor;<BR>
- ''Fadime bende bir degisiklik görüyormusun''.<BR>
Fadime;<BR>
- ''Hayir Temel görmüyom''.<BR>
Temel bu soruyu her sordugunda üzerinden bir tane elbisesini çikariyor. Temel'lin üzerinde sadece çizmeler kalana kadar soyunuyor.<BR>
Temel;<BR>
- ''Fadime bak sana bir ip ucu benimkide onu gösteriyor''.<BR>
Fadime;<BR>
- ''o dane çizmemi aldin. keske kiravat alsaydinda seninki onu gösterseydi''... 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Sosyete Oyunu</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=269 </link>
<description><![CDATA[Sosyetede kadinin biri her sene farkli bir parti düzenliyor.Sosyetede bulunanlar her yil bu kadinin düzenledigi partiyi bekliyor.bir sene yine bu kadin parti vermeye karar veriyor.parti düzenlenirken partinin ortasinda her yil yaptigi gibi bir süprizim var demis.__bakin bu havuzda 10 günden beri bir timsah var ve çok aç!!!kim bu havuzu karsidan karsiya gecerse jipp verecegim..kimsede ses yok..tekrar kadin:havuzu gecene jipp yali ve birde yat verecegim.yine tik yok sonra tekrar kadin:bütün malimi ve kendimi verecegim der..yine ses yok  sonunda kadin:herseyimi ve  ibne usagimi verecegim der.bu arada havuza biri atlar ve karsiya gecer:)ikan ter içinde kalmis bi sekilde ner de lan  o ibne!!!kadin yanina gelir her seyimi verdim sana  bir  ibne usak içinmi atladin?adam:ne ipnesi ben beni iten ibneyi ariyorum!!!!
]]></description>
</item>

<item>
<title>Pozisyon</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=270 </link>
<description><![CDATA[Yeni evli iki çift gerdek gecesi sevismek için hazirlanirken kadin birden esine <BR>
<BR>
-Yapamayacagim, der. <BR>
<BR>
Esi sebebini sordugunda <BR>
<BR>
-Bu papagan bana bakarken rahat davranamiyorum, yanitini verir. Bunun üzerine adam papagana dogru yönelir. Papagana <BR>
<BR>
- Simdi arkani dön. Eger bizim tarafa dönecek olursan senin anani *ikerim, der.<BR>
<BR>
Bunun üzerine papagan arkasini döner. Kari kocanin isi biter, sabah olur. Papaganin arkasi hala dönüktür. Çift ise balayina gitmek için<BR>
valizlerini toplamaya baslarlar. Fakat son bir parça valize sigmamaktadir. içeride su diyalog geçer:<BR>
<BR>
- "ittir ittir..."<BR>
<BR>
- "Olmuyor ittiriyorum."<BR>
<BR>
- "Biraz daha zorla, girdi girecek."<BR>
<BR>
- "Dayanamayacagim, gücüm kalmadi."<BR>
<BR>
- "Ha gayret, sik disini, az kaldi giriyor."<BR>
<BR>
- "Yok bu böyle olmayacak.Ben en iyisi gardolabin üstüne çikip oradan atlayiim, belki o zaman girer."<BR>
<BR>
Bunun üzerine papagan arkasini dönerek <BR>
<BR>
- "Valla diil anami, sülalemi mikseniz bu pozisyon kaçmaz..."
]]></description>
</item>

<item>
<title>Canli Balik</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=271 </link>
<description><![CDATA[KUMKAPI'da bir balikçi bagiriyor:<BR>
 - "Canli balik,canli balik..."<BR>
Yasli bir teyze yaklasip soruyor:<BR>
 - "Evladim baliklar taze mi?"<BR>
Balikçi: <BR>
- "Canli balik, canli balik..."<BR>
Yasli Teyze:<BR>
 - "Evladim baliklar taze mi?"<BR>
Balikçi:<BR>
 - "Teyze, canli diyoruz ya iste!.."<BR>
Yasli Teyze:<BR>
 - "A evladim, ben de canliyim ama taze miyim?" :)<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Yasli Ressam</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=272 </link>
<description><![CDATA[Ülkenin batisindaki küçük bir mahallenin bir sokaginin neredeyse tamami ressamlardan olusmaktaydi. Bu mahallede, üç katli bodur bir tugla yigininin tepesinde iki kiz arkadasin stüdyolari bulunmaktaydi. Alt katlarinda ise yasli bir ressam otururdu.<BR>
 Günlerden bir gün genç kizin arkadaslari zatürreye yakalandi. Genç kiz günden güne eriyordu. Bir gün, arkadasi resim yaparken o da yataginda pencereden disari bakiyor ve sayiyordu...<BR>
Geriye dogru sayiyordu;''Oniki'' dedi, biraz sonra da ''on bir''; arkasindan ''on'', sonra ''dokuz''; daha sonra, hemen birbiri ardina ''sekiz'' ve ''yedi''. Arkadasi merakla disari bakti. Sayilacak ne vardi acaba?<BR>
Görünürde sadece kasvetli, bombos bir avlu ile alti yedi metre ötedeki tugla evin çiplak duvari vardi. Budakli köklerinden çürümüs, yasli mi yasli bir asma, tugla duvarin yari boyuna kadar tirmanmisti.<BR>
Dönüp arkadasina ''Neyin var?'' diye sordu. Hasta kiz fisilti halinde ''alti'' dedi. ''Artik hizla düsüyorlar. Üç gün önce nerdeyse yüz tane vardi. Saymaktan basim agriyordu. Ama simdi kolaylasti. iste biri daha gitti. Topu topu bes tane kaldi simdi.'' ''Bes tane ne?'' diye sordu arkadasi. ''Yapraklar, asmanin yapraklari. Sonuncusu da düsünce, bende mutlaka gidecegim. Hissediyorum bunu.''<BR>
Arkadasi ona saçmalamamasini söyleyip içmesi için çorba götürdü. Fakat o; ''iste bir tane daha gidiyor. Hayir, çorba falan istemiyorum. Bununla geriye dört tane kaldi. Hava kararmadan sonuncusunun da düstügünü görmek istiyorum.. Ondan sonra bende gidecegim.'' diyerek cevap verdi.<BR>
Genç kiz uykuya daldiginda arkadasi da alt kattaki yasli ressama ziyarete gitti. Bu sirada yaprak olayini da anlatti yasli ressama. Yukari çiktiginda arkadasi uyuyordu. Ertesi sabah hasta kiz hemen arkadasina perdeyi açmasini söyledi. Ama hayret! Hiç bitmeyecekmis gibi gelen upuzun gece boyunca araliksiz yagan yagmur ve siddetli esen rüzgardan sonra, bir asma yapragi hala yerinde duruyordu.<BR>
Sapina yakin taraflari  hala koyu yesil kalmakla birlikte, testere agzi gibi tirtilli kenarlarina ölümün ve çürümenin sari rengi gelmis olan yaprak, yerden alti yedi metre yükseklikteki bir dala yigitçe asilmis duruyordu.<BR>
''Bu sonuncusu'' dedi hasta kiz. ''Geceleyim mutlaka düser diye düsünmüstüm. Rüzgari duydum. Bu gün düsecektir, o düstügü an ben de ölecegim.'' Agir agir geçen gün sona erdiginde onlar, alacakaranlikta bile, asma yapraginin duvarin önünde sapina tutunmakta oldugunu görebiliyordu.<BR>
Derken siddetli yagmur tekrar basladi. Hava yeteri kadar aydinlanir aydinlanmaz, genç kiza hemen perdenin açilmasini istedi. ASma yapragi hala yerindeydi. Genç kiz, yattigi yerden uzun uzun yapragi seyretti. Sonra arkadasina seslendi; ''Münasebetsizlik ettim. Benim ne kötü bir insan oldugumu göstermek istercesine, bir kuvvet o son yapragi orada tuttu.<BR>
Ölümü istemek günahtir. Simdi bana biraz çorba verebilirsin'' dedi. Aksam üstü gelen doktor ayrilirken; simdi bir alt kattaki hastaya bakmam gerekiyor. Yasli bir ressammis sanirim. O da zatürree.<BR>
Yasli adam çok agir bir durumda, kurtulma umudu yok ama daha rahat eder diye bugün hastaneye kaldiriliyor'' dedi.<BR>
Ertesi gün doktor;''Tehlikeyi atlattiniz, siz kazandiniz'' dedi.<BR>
O gün ögleden sonra arkadasi, iyice iyilesmis oaln arkadasina alt kattaki yasli adami anlatti. Yasli adam iki gün hastanede yattiktan sonra ölmüs.<BR>
Hastalandigi günün sabahi kapici onu, odasinda sancidan kivranirken bulmus. Papuçlari, elbisesi bastan asagi sirilsiklam, her yani buz gibi bir haldeymis. Öyle korkunç bir gecede nereye çiktigina akil sir erdirememisti kimse. Sonra, hala yanik duran gemici feneri, yerinden sürüklene sürüklene çikarilmis bir portatif merdiven, bir de üstünde birbirine karismis sari, yesil boyalarla bir palet ve saga sola saçilmis bir kaç firça bulmuslar. O zaman o son yapragin sirri da çözüldü. Rüzgar estigi zaman bile yerinden oynamayan yaprak, yasli ressamin sahaseriydi. Yasli ressam, son yapragin düstügü gece oraya bir yaprak resmi yapip yapistirmisti...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Turist Destani</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=273 </link>
<description><![CDATA[Turistin çilesi baslar gümrükte<BR>
Evvela mevzuat neymis ögrenir<BR>
Sordugu her seye alir cevabi<BR>
Uydurma izahat neymis ögrenir<BR>
<BR>
Banyoda bulunmaz çogu zaman su<BR>
Yataginda pire, tahta kurusu<BR>
Sinek öldürmekten kaçar uykusu<BR>
Otelde fecaat neymis ögrenir<BR>
<BR>
Bindigi taksinin yoktur insafi<BR>
içer lokantada kurtlu hosafi<BR>
Görünce yan yana sortla çarsafi<BR>
En müspet icraat neymis ögrenir<BR>
<BR>
Herkes bir melektir dövizi varken<BR>
Yüzüne baklilmaz biterse erken<BR>
Camilere hayran hayran bakarken<BR>
imamla- cemaat neymis ögrenir<BR>
<BR>
Aldanir gelince kolaylik uman<BR>
Çarsiya çikanin hali pek duman<BR>
Ucuzu pahaliya aldigi zaman<BR>
En ince zenaat neymis ögrenir<BR>
<BR>
Midesi bozulur tabldot yerse<BR>
Parasi çikismaz alakart yerse<BR>
Hele bir de insafsiza düserse<BR>
Turiste tenzilat neymis ögrenir<BR>
<BR>
Dayanmak zor diye yazin sicaga<BR>
Mini etek giyip çiksa sokaga<BR>
Kimi gögse bakar kimi bacaga<BR>
Kompliman, iltifat neymis ögrenir<BR>
<BR>
Olmazsa bunlarin kimse farkinda<BR>
Memlekete turist gelmez yakinda<BR>
ilgililer Türkiyemiz hakkinda<BR>
Degisen kanaat neymis ögrenir<BR>
<BR>
Türkiyeyi cennet bilen turistler<BR>
Yanilip merakla gelen turistler<BR>
Gelince sevinip gülen turistler<BR>
Sonunda hakikat neymis ögrenir<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Baskalarinin Fikirlerine Kulak Vermek</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=274 </link>
<description><![CDATA[Osman efendi, bir sabah müthis basagrisiyla uyanir. ilaç aldigi halde geçmez. Bir-iki gün bekler, agri devam edince doktor çagirir. Doktor muayene eder, agri kesiciler verir, gider. Lakin, Osman Efendi'nin basagrisi azalacagi yerde artmaya baslar. Baska doktorlar çagrilir.<BR>
 Osman Efendi, Usak'in ileri gelenlerindendir, agriyi kesebilene servet vaat eder. Doktorlarin hiç biri agriyi durduramadigi gibi, sebebini de bulamazlar. Usak halki, birbirine karisir, basagrisindan geceleri  uyuyamayan Osman Efendi'yi, istanbul'a karar verirler. istanbul'da eniyi doktorlar seferber olurlar. Röntgenler, beyin tomografileri çekilir, testler yapilir...<BR>
 Görünüse bakilirsa, Osman Efendi turp gibidir. Oysa, dayanmasi gittikçe zorlasan basagrisi ve gözyaslari, hayatini çekilmez hale getirmistir.  Osman Efendi bu defa da apar topar yurtdisina götürülür. Haftalarca hastanede kalir, onlarca profesör tarafindan konsültasyon ve testler yapilir. Fakat yine bir teshis konulamaz.<BR>
 Artik yerinde kalkamayan Osman Efendi'ye agri kesici igneler verilir ve son günlerini evinde geçirmesi tavsiye edilir. Osman Efendi bitkin, ailesi perisandir. ''Kader'' denilir, Usak'a dönülür...<BR>
 Osman Efendi, yayla evinde bir odaya yatirilir ve agri kesici ignelerle ölümü beklemeye baslar. Birgün hastanin keyfi yerine gelsin diye, Osman Efendi'nin eski berberi olan Berber Mehmet çagrilir. Berber yerinden kalkamayan Osman Efendi'yi tras ederken adamcagiz derdini anlatir ve ''ölümü bekledigini'' söyler. Berber Mehmet, bir an düsünür. ''Bey'im...'' der,  ''Sakin sizin burnunuz da kil dönmüs olmasin?''. Bir bakar;''Hah, iste...'' der, ''Kil dönmüs...'' Osman Efendi'nin saskin bakislarina aldirmaksizin, çantasindan cimbizi kaptigi gibi kili çeker. Ev halki Osman Efendi'nin köyü ayaga kaldiran çigligiyla, odaya kosar. Berber Mehmet, Osman Efendi'nin elinden zor alinir ve cimbizin ucunda tuttugu yirmi santimlik killa kapi disari edilir. Osman Efendi'nin kanayan burnuna, pansuman yapilir, kolonyalar koklatilir ve yasli adam tekrar yataga yatirilir.<BR>
 Ertesi sabah Osman Efendi aylardan sonra ilk defa, rahat bir uykudan uyanir. Gözlerinin yasarmasi geçmistir. Basagrisindan ise eser kalmamistir. Dönen kilin, sinire yürüyüp gittikçe uzayarak dayanilmaz izdiraplara yol açtigini,  doktorlar ancak o zaman kesfeder. Çözümün bu kadar basit olabilecegi kimsenin aklina gelmemistir.<BR>
 Sapasaglam ayaga kalkan Osman Efendi, berber Mehmet'i yanina çagirir ve ona bir servet bagislar.<BR>
<BR>
Simdi bu gerçek hikayeden çikarilacak dersler;<BR>
<BR>
 1. Mehmet Efendiler'in fikirleri var, dinlemek gerek.<BR>
2. Bazen büyük sorunlarin çok basit çözümleri olur.<BR>
3. Burnundan kil aldirtmayanlarin basi çok agriyabilir.<BR>
]]></description>
</item>

<item>
<title>is ilanlari</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=275 </link>
<description><![CDATA[is ilanlarinin Anlamlari<BR>
     TERCiHEN iNGiLiZCE BiLEN<BR>
     Yapacaginiz isle bir ilgisi yok ama, bu sira herkes ingilizce bilen eleman ariyor. Bir bildikleri olmali. <BR>
     ARASTIRMACI, ÖGRENMEYE AÇIK<BR>
     O kadar isin arasinda sizi egitecek ne paramiz, ne de zamanimiz var. Mesleginizle ilgili gelismeleri is saatleri disinda kendiniz arastirip ögrenmek zorundasiniz. <BR>
     iNiSiYATiF SAHiBi<BR>
     Üstlerinden habersiz is yapabilecek, ancak basarisiz olursa canina okunmasina katlanabilecek.. <BR>
     SiSTEM OLUSTURABiLEN<BR>
     ISO çalismalarina basladik. Yazilacak 78 adet prosedür var. <BR>
     SORUMLULUK ALABiLEN<BR>
     Vergi, sigorta müfettisleri bir usülsüzlügü yakaladiginda ? valla üstlerimin bu islemlerden hiç haberi yoktu, onlara danismadan kendim yaptim..." diyebilecek saflikta olan. <BR>
     ERKEK ADAYLARIN ASKERLiGiNi YAPMIS OLMASI<BR>
     Bayansaniz askerlik yapmis olmaniz gerekmiyor yaani.( ne yaa, israil mi burasi .) <BR>
     BiLGiSAYAR KULLANABiLEN<BR>
     Valla geçen gün arkadasin aklina uyup bir bilgisayar aldik ama. <BR>
     KARiYER OLANAKLARI SUNAN SiRKETiMiZ<BR>
     Baslangiç ücreti olarak piyasanin altinda veriyoruz, ama burada gece yarilarina kadar çalisip yöneticilerin de gözüne girerseniz sizi terfi ettirebiliriz. <BR>
     SEYAHAT ENGELi OLMAYAN<BR>
     Altiniza bir araba vericez, o sehir senin, bu kasaba benim deli dana gibi dolasacaksiniz. Evliyseniz sorun olabilir, isterseniz esinize bir danisin.Ya da hiç danismayin, bu sizin için iyi bir firsat olabilir. Artik ona siz karar verin. <BR>
     iNSAN iLiSKiLERiNDE BASARILI<BR>
     Sirketimizde herkes birbiriyle kavgali, kimse kimseyle geçinemiyor. Bir de sizle ugrasmayalim. Üst yönetimin hosuna gidebilecek seyleri yapabilen, yalakalik becerileri gelismis. <BR>
     iKNA KABiLiYETi OLAN<BR>
     Müsterileri kalitesiz ürünleri daha pahaliya almaya razi edebilecek. <BR>
     ANALiTiK DÜSÜNEBiLEN<BR>
     Ne bütçeyi tuturabiliyoruz, ne de muhasebe hesaplarini. Hersey arap saçina döndü. Biri bizi bu durumdan kurtarsin. <BR>
     TERCiHEN YÜKSEK LiSANS MEZUNU, iNGiLiZCEYi ANA DiLi GiBi KONUSABiLEN, KONUSUNDA EN AZ ON YIL DENEYiMLi, ASKERLiGiNi YAPMIS, 30 YASINI ASMAMIS." <BR>
     Oha demeyin, aslinda ne istedigimizi biz de tam bilmiyoruz, bu özelliklere sahip aday bulabilirmiyiz onu da bilmiyoruz. Ama patron yazalim diyor, ilan havali oluyormus. <BR>
     B SINIFI SÜRÜCÜ BELGESiNE SAHiP<BR>
     Size araba vericez ama soför vermicez. Uzun yola alisiksinizdir umariz. <BR>
     TERCiHEN MUHASEBE VE / VEYA iNGiLiZCE BiLEN ( Valla gerçek !) <BR>
     Simdi sizi tam olarak nerede kullanacagimizi bilmiyoruz. Ne kadar çok vasfiniz olursa o kadar iyi... Hele bir siz ise baslayin.Gerisini sonra düsünürüz.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Devekusu</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=276 </link>
<description><![CDATA[Çok karizmatik ve yakisikli bir adam yaninda bir devekusuyla bara girmis, <BR>
herkes saskin falan öööle adama bakiyolar, adam bara yanasmis: <BR>
- "Barmen bana bi viski, onada büyük bi bardak su."<BR>
Barmen talepleri yerine getirmis, bi tek, iki tek, saatler ilerlemis, adam: <BR>
- "Hesap lütfen!" demis. <BR>
Barmen hesap pusulasini uzatmis, adam elini cebine atmis, parayi çikartmis, <BR>
tam hesapla ayni. Ertesi gece adamimiz geri gelmis, yaninda tabii devekusuda <BR>
var; <BR>
- "Barmen bana bi viski, onada büyük bi bardak su." <BR>
Barmen istediklerini vermis, bi tek iki tek, saat geç olmus, adam hesabi <BR>
istemis, barmen hesabi göstermis. Adamimiz elini cebine atmis, çikartmis, <BR>
tam hesap miktari. Barmen saskin ama nafile. Bikaç gece sonra adamimiz <BR>
devekusuyla beraber geri gelmis. Barmenin içi içini yiyo. Adam: <BR>
- "Bana bi viski, ona da su ver." <BR>
Barmen emre amade, yerine getirmis, gece ilerlemis, adamimiz hesabi <BR>
istemis, barmen bol küsüratli saçmasapan bi miktari hesap olarak adama vermis. Adam elini cebine atmis, çikartmis, yine tam hesap. Barmen oynatmak üzere. Dayanamamis:<BR>
- "Beyfendi bi süredir barimiza gelip gidiyorsunuz, kusura bakmayin ama <BR>
bisey sormak istiyorum, yoksa kafayi yiycem. Her gece cebinizden çikan para <BR>
hesapla kurusu kurusuna ayni oluyo. Bunu nasil basariyorsunuz?" Adamimiz <BR>
gülümsemis: <BR>
- "Bi gün karsima bi cin cikti, üç dilegimi sordu. ilk olarak; karizmatik <BR>
ve yakisikli bi tipim olmasini istedim. ikinci dilegimde, ne almak istersem <BR>
isteyim, elimi cebime attigimda parasi aynen cebimden çiksin istedim." <BR>
Barmen: <BR>
- "Peki kizmayin ama bu kus ne is?" <BR>
Adamimiz: <BR>
- "Onu hiç sorma, son dilegim; beni hiç birakmaycak uzun bacakli bi piliçti. Yanlis anladi serefsiz." <BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Kaçak Asker</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=277 </link>
<description><![CDATA[Bzim asker sürekli askerden kaçiyormus askere cezalar verilmis dayaklar atilmis yinede kaçiyor, komutanlar çaresini bulamammis bir de iyilikle soralim neden kaçtigini sormuslar komutani askrei çagirmis bir sigara vermis oglum neder sürekli askerden kaçiyorsun kaçak asker ben Karisizliga dayanamiyorum komutanim, Komutanda oglum daha önce neden söylemedin çaresin buluruz bak su egitim alaninda bir tahte kulube var nezaman canin kadin istedi git orda bir delik var oraya seyini sok bizim asker komutanin yanindan çikar çikmaz delige yönlenmis ve delige seyini sokmus o kadar çok hosuna gitmiski artik her gün o tahta barakadaki delige seyini sokup rahatliyormus tabiki askerden kaçmasi düzelmis teskereye az bir zaman kalmis yine kosarak delige seyini sokmus delik eski delik degil kupkuru ve sogukmus hemen kosturarak komutana sormus delige birseyler oldu komutanim <BR>
komutan hafif siritarak elindeki listeye bakmis deligin öbür tarafina geçme sirasi sana geldide ondan
]]></description>
</item>

<item>
<title>Mezar Soyguncusu </title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=278 </link>
<description><![CDATA[Köyün birinde bir mezar soyguncusu varmis. Cenaze gömüldükten bir gün sonra mezara bir gidilirmiski, mezar soyulmus. Bütün ziynet esyalari çalinmis. Köylü bu mezar <BR>
soyguncusunu bilirmis bilmesine de bir türlü yakalayamazmis. Gel zaman git zaman bu böyle sürüp giderken mezar soyguncusu ölüm dösegine düsmüs ve oglunu çagirarak:<BR>
 -Bak oglum. Ben bu güne kadar sizin rizkinizi mezar soyarak çikardim. Simdi ölüp gidiyorum. Arkamdan tüm köylü bayram yapacak. Bir kisi bile 'Allah rahmet eylesin' demeyecek. 'ohbee öldü de kurtulduk' diyecekler, diye itirafta bulunmus. Bu olay oglanin çok gücüne gitmis. Babasina:<BR>
 -Baba sana söz veriyorum herkes arkandan  rahmet okuyacak demis. Ve derken mezarci ölmüs. Bütün köylü bayramda. Birkaç gün sonra köyde gene bir cenaze. Ama köylünün içi rahat. Cenaze tüm ziynetiyle beraber gömülmüs. Bir gün sonra mezarliga gidildiginde odane!!!  Mezar gene soyulmus ve eskisinden farkli olarak cenazenin kiçina koca bir kazik çakilmis. Köylüler bunu görünce:<BR>
 -Yahu Allah Rahmet eylesin A.. efendide mezar soyardi ama hiç olmazsa kazik çakmazdi. Demisler. <BR>
<BR>
Simdiki siyasetçilere duyurulurr!!<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Gülümse!</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=279 </link>
<description><![CDATA[Küçük kiz hüzünlü bir yabanciya gülümsedi. Bu gülümseme adamin kendisini iyi hissetmesine sebep oldu. Bu hava içinde yakin geçmiste kendisine yardim eden bir dosta tesekkür etmedigini hatirladi. Hemen bir not yazdi yolladi.<BR>
Arkadasi bu tesekkürden  o kadar keyiflendiki her öglen yemek yedigi lokantada garson kiza yüklü bir bahsis birakti. Garson kiz ilk defa yüklü bir bahsis aliyordu. Aksam eve giderken kazandigi paranin bir kismini herzaman köse basinda oturan fakir adamin sapkasina birakti. Adam öyle minnettar oldu ki... iki gündür bogazindan asagi lokma geçmemisti. Karnini doyurtduktan sonra bir apartmanin bodrumundaki tek göz odasinin yolunu islik çalarak tuttu. Öyle neseliydiki bir saçak altinda titreyen köpek yavrusunu kucagina aliverdi.<BR>
Küçük köpek gece sogugundan kurtuldugu için mutluydu. Sicak odada bir o yana bir bu yana kosturup duruyordu. Gece yarisindan sonra apartmani dumanlar sardi. Bir yangin basliyordu. Dumani koklayan köpek öyle bir havlamaya basladi ki önce fakir adam uyandi, sonra bütün apartman halki... Anneler, babalar  dumandan bogulmak üzere olan yavrularini kucaklayip ölümden kurtardilar..<BR>
<BR>
 Bunlarin hepsi bes kurusluk bile maliyeti olmayan bir ''Tebessümün' sonucuydu...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Marangoz mu?</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=280 </link>
<description><![CDATA[Kadinin biri doktora gitmis.<BR>
-"Doktor bey, bacagimda leke çikti" demis.<BR>
Doktor kadinin bacaginda, vajinasina yakin bir yerdeki lekeyi incelemis daha sonra bir parça pamuga bir ilaç döküp bu ilaçla lekeyi yok ettikten sonra<BR>
-"Tamamdir bayan" deyip parasini almis.<BR>
Kadin tesekkür ederek ayrilmis. 2 gün sonra ayni kadin yine gelmis.<BR>
-"Doktor bey yine çikti ayni leke" demis.<BR>
Doktor yine ayni yöntemi kullanarak lekeyi yok etmis ve kadin tesekkür ederek ayrilmis.<BR>
Bu belli süre hep böyle devam etmis kadin 2-3 günde bir doktora geliyormus. En son geldiginde doktor çok sinirliymis. Kadini koltuga oturtmus dizlerinin üzerine çökmüs lekeyi temizlemeye koyulmusken bir yandan da kadina sormus :<BR>
-"Hanim hanim senin kocan marangoz mu ?"<BR>
-"Evet nerden bildiniz ?"<BR>
-"Söyle o salaga bir daha ki sefere vajinani yalarken kulaginin arkasindaki kalemi çikartsin.."<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Bilgisayar</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=281 </link>
<description><![CDATA[Amerika'da kadinlar ve erkekler bilgisayarin disi mi yoksa erkek mi oldugunu tartisiyorlarmis... Kadinlar bu aletin erkek oldugunu savunmuslar: "Cünkü" demisler, "bilgisayarlar aslinda sorunlari çözmek için yaratilmis olmalarina ragmen ömürlerinin dörtte üçünü sorun yaratarak geçirirler... Daha da önemlisi, bunlardan bir tane aldiginiz an, biraz daha sabretmis olsaydiniz çok daha gelismis bir modeline sahip olabileceginizi görüp pisman olursunuz...." Erkekler tabii tam ters görüste... "Bilgisayar disidir" diyorlar, "çünkü onun mantigini yaraticisindan baska hiç kimsenin anlamasi mümkün degildir, bu bir. Yaptiginiz en küçük hatayi bile derhal hafizasina kaydedip tekrar tekrar önünüze koyar bu ikiii... Ve bir bilgisayar aldiktan kisa bir süre sonra fark edersiniz ki, bir o kadar daha parayi ona gereken aksesuarlar için harcamaktasiniz, bu da üüüççç..."
]]></description>
</item>

<item>
<title>Sandalye</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=282 </link>
<description><![CDATA[Renkli kisiligiyle ün yapmis bir felsefe hocasi, yilin son sinavini yapmak üzere sinifa girmis.. bütün ögrenciler çok heyecanli, hepsi merakla sorulari bekliyorlar, felsefe hocasi sinifa söyle bir bakmis, derken sandalyesini kaptigi gibi kürsünün üzerine koymus.. <BR>
"iSTE 100 PUANLIK TEK SORU" demis.. "BANA BU SANDALYENiN VAROLMADIGINI ISPAT EDiN" <BR>
Herkes bir girismis yazmaya efendim hizli hizli yazanlar haril haril düsünenler derken, aralarindan biri kagida tek bir cümle yazmis sonra kalkmis hocasina vermis, ve sinavi bitirip çikmis.... <BR>
Sonuçlar açiklandigi zaman bir bakmislar koca sinifta 100 üzerinden 100 alan tek kisi var, o da sinavi 2 dakikada bitirip çikan çocuk..!!! <BR>
Peki acaba çocuga 100 puan getiren o tek cümle neymis???? Cevap kagida sadece sunu yazmis: <BR>
"HANGi SANDALYE?"
]]></description>
</item>

<item>
<title>Minibüs yazilari</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=283 </link>
<description><![CDATA[KADIKOY - PENDIK HATTINDAN DERLENMiSTiR<BR>
<BR>
* Seni asil insanlarin basit sevgileriyle degil, basit insanlarin asil sevgileriyle sevdim.<BR>
<BR>
* Gözlerin güzel ama bakmasini bilmiyorsun.<BR>
<BR>
* Senin gözlerin varsa, benim sözlerim var.<BR>
<BR>
* Bu dünyada 2 kör tanidim: Biri beni görmeyen sen, ikincisi ise senden baskasini görmeyen ben.<BR>
<BR>
* Bu dünyada sakin sevme, seversen ihanet etme, ihanet edenleri ise asla affetme!<BR>
<BR>
* Bana unut beni diyorsun. Mademki unutmak o kadar kolay, sen onu unut ve bana dön.<BR>
<BR>
* Geceler seni düsündügüm kadar uzun olsaydi dünya bir daha günes yüzü görmezdi.<BR>
<BR>
* Aska hürmet et fakat egilme.<BR>
<BR>
* En asil intikam affetmektir.<BR>
<BR>
* Seni seviyorum diyen dillere degil, senin için aglayan gözlere inan.<BR>
<BR>
* Vur kalbime hançeri, yüregim parçalansin. Fazla derine inme, çünkü orda sen varsin.<BR>
<BR>
* Seviyorum, sanma ki askim yetimdir. Yalvarmam asla, askim asaletimdir.<BR>
<BR>
* Seker tatli olabilir, senin kadar degil. Herkes seni sevebilir, benim kadar degil.<BR>
<BR>
* Unutmak zor, anlatmak ise imkansiz. Çünkü sen unutuldukça hatirlanan, anlattikça bitmeyensin.<BR>
<BR>
* Güzelin nazina, Ford un ara gazina hastayim.<BR>
<BR>
* Gönlünde yer yoksa bana güzelim / Fark etmez, ben ayakta da giderim.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Amerikalilar ve beyinleri</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=284 </link>
<description><![CDATA[AMERiKALILARIN KAFATASININ ICINDE NE VAR?<BR>
<BR>
Amerika'da Yasayan bir Turk'den gelen mesaj:<BR>
<BR>
Butun arkadaslara merhaba. Bugune kadar sahit oldugum olaylar aklima basliginda belirttigim soruyu getirdi. Bazi olaylari size de anlatiyorum, bu konuda herkes kendi kararini vermekte ozgurdur.<BR>
<BR>
AMERIKALILARIN KAFATASININ ICINDE NE VAR?<BR>
<BR>
En son basima gelen hadiseden basliyayim. Dun (2 Ekim Cumartesi) sabah 9`da, AT&T adli dunyaca meshur telefon firmasindan aradilar. "Bize uye olmak istermisiniz?" dediler. (Burada telefon sirketini kendin belirliyorsun, Turkiye`deki gibi tek sirketin yani Turk Telekom`un tekeli yok) Ben, "Turkiye`yi aramanin dakikasi kaca?" dedim, telefondaki "45 cent" dedi. "Ben, 10 dakikalik gorusmeyi 2$`a yapiyorum" dedim. "Iyi ya, bizimkisi 2$ degil 45 cent" dedi. "Bak kardesim, ben 2$`a 10 dakikalik gorusme yapiyorum, anlatamadim mi" dedim. Bana "O zaman dakikasina kac para veriyorsunuz?" demez mi? Kendi kendime "Al iste, sabah sabah bir gerizakali Amerikali daha" dedim.Kendisine kibarca izah ettim: "10 dakika 2$`sa dakikasi 20 cent yapar" dedim. Telefondaki beyinsiz "Mumkun degil bu kadar ucuza olamaz, siz islem hatasi yapmissinizdir" dedi. Kendi kendime "Sen beni Amerikali mi zannettin ki, 2$`i 10`a bolerken islem hatasi yapayim" dedim ve sabah sabah gunaha girmemek icin "Kardesim, sagol, ben sizin sirkete uye olmayacagim" dedim ve kapattim.<BR>
<BR>
Gecenlerde McDonalds`da 3.01$ tutan borcumu odemek icin 5$verdim, 1 cent daha verdim. Herif, once 5$`dan ne kadar para ustu vermesi gerektigini hesap makinesi ile hesapladi, once hesap makinesinin gosterdigi 1.99$`i bana bir suru bozukluk olarak geri verdi, sonra 1 cent daha verdi. Ben "Niye bu kadar bozukluk veriyorsun, direk 2$ kagit para versene" dedim. Kusbeyinli, bu sefer 5.01`den 3.01`i cikardi ve hesap makinesinde 2 rakamini gorunce bendeki parayi alip, 2$ verdi. Simdiye kadar hicbir magazada, kasiyerlerin bozuk para odemek zorunda kaldiklarinda bir miktar daha isteyip, butun para geri cevirebildiklerini gormedim. Mesela hesap 15.25$ tutsa ve siz 20 $ verseniz, size 4 tane 1`lik, 3 tane 25 centlik verirler. hicbirisi 1 tane 25cent alip, tek bir 5dolarlik geri cevirmeyi dusunemez/hesap edemez.<BR>
<BR>
Buyuk bir magazanin girisine ve raflarina su uyariyi asmislardi: "Magazamizda gizli kamera sistemi vardir." Daha sonra sunu eklemeyi ihmal etmemisler, malum bu yaziyi okuyan Amerikalilar "Bana ne, ben zaten buraya gizli kamera sistemi almaya gelmedim" diyebilir diye. "Gizli kamera sistemi sayesinde, yapilan hirsizliklari tesbit edebiliyor ve mahkeme onunde delil olarak gosterebiliyoruz."<BR>
<BR>
Bir bankanin ATM karti muracat formunda su paragrafin altini imzalamanizi istiyorlar:" 5 haneli banka sifremi sayilardan ve harflerden olusturacagima, sifrenin tamaminda ayni rakami veya harfi kullanmayacagima, Q ile 0`i, 2 ile Z`yi birbirine karistirmayacagima..... soz veririm" Anlasilan bankaya gelen bircok sifre probleminde bunlari birbiri yerine kullanip da unutan o kadar cok insan vardi ki bu paragrafi eklemeye luzum gormusler<BR>
<BR>
Su olayi da bir arkadastan duydum, gercek oldugunu soyledi: Kadinin, biri evine yeni bir mikrodalga firin almis. Kadinin, bir de cok sevdigi bir kedisi varmis. Birgun kadinin, kediyi yikamasi gerekmis. Tabi kediyi yikadiktan sonra bir de kurutmak lazim. Aklina bu isi cabucak halledebilecegi parlak(!) bir fikir gelmis. Islak kediyi alip, mikrodalganin icine koymus. Tabi zavalli kedi, mikrodalganin kapagi tekrar acildiginda olu bir sekilde firinin icinde boyluca yatiyormus. Bu durum karsisinda kadin, sevgili kedisini kaybetmenin intikamini almak icin mikrodalga ureticisi firmanin aleyhinde yuklu bir tazminat davasi acmis. Mahkemenin karari ise su: Uretici firma, firinin kullanma klavuzunda "Icinde kedinizi kurutmayiniz" yazmadigi icin sucludur ve istenen tazminati odemekle yukumludur.<BR>
<BR>
Su hadiseleri hepiniz duymussunuzdur: CD suruculer Japonya`da uretilip Amerikan piyasasina ilk girdiginde Amerikalilar`in "Su japonlar ne pratik insanlar, kolaylik olsun diye bilgisayarlara 'mug holder' (seramikten yapilan buyuk bardaklar ki Amerikalilar kahve ve corba icmek icin cok kullanirlar) ilave etmisler" diyerek bir cok CD surucunun 'tray' (CD surucunun CD-ROM koymak icin disariya cikan kismi, CD tepsisi) kismini içi dolu agir bardaklari koymak suretiyle kirdiklarini; bilgisayarda "Press any key to continue" yazisi çikinca fellik fellik klavyede 'any' yazili tusu aradiklarini duymayan yoktur.<BR>
<BR>
Isin tuhafi, galiba Amerikalilar`da salak olduklarinin farkinda. Bir gun Elektromanyetik dersinde cocuklara soru cozerken "Biz, bu dersi 2. sinifta aliyoruz" dedim (burada son sinifta okutuluyor). Cocugun biri daha evvel Turklerle kalmis, onlari o kadar zeki bulmus ki, bana "Ortaokul iki de mi, lise iki de mi?" diye sordu. Ben de "ilkokul ikide" diyecektim de cocuklarin gerizekaliligini yuzlerine vurmak gibi olmasin diye "Universite iki" dedim.<BR>
<BR>
Hepinize sevgilerimle...<BR>
<BR>
A. B. . Syracuse University Department of Electrical Eng.& Computer Science
]]></description>
</item>

<item>
<title>Yarim Kalan Ask</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=285 </link>
<description><![CDATA[Rasim, bir aksam okuldan döndügü vakit, kendi ismine gelmis bir zarf buldu. içinde, çiçekli bir kagit üstüne, su satirlar yaziliydi:<BR>
<BR>
"Rasim Bey, Ben sizi uzaktan uzaga seven bir genç kizim. Çok güzel oldugumu korkmadan söyleyebilirim. Dünyada en büyük emelim sizin tarafinizdan sevilmek ve sizin kariniz olmaktir. Fakat yaslarimiz çok küçük oldugu için zannederim ki birkaç sene beklemek gerekecek. Simdilik kendimi size tanitmayacagim. Mektuplarinizi ..... adresine taahhütlü olarak gönderiniz. Benim çok mutaassip bir beybabam vardir ki, çok az sokaga çikmama müsaade eder. Bununla birlikte belki bir gün ayaküstü görüsebiliriz. Kendimi simdiden sevgiliniz ve nisanliniz saydigim için sizinle görüsmeyi fena ve ayip bir sey saymiyorum. Evde yalnizliktan çok canim sikiliyor. Mektuplariniz benim için bir teselli olacaktir." <BR>
<BR>
On alti yasina gelmis her okul çocugu gibi, Rasim için de hayatta sevilip sevmekten daha önemli bir sey yoktu. Bu mektubu okur okumaz yüregine bir ates düstü. Tanimadigi bu kizi deli gibi sevmeye basladi. O gece sinemaya gidecekti, vazgeçti, erkenden odasina çekilerek kendisini seven bu genç kiza uzun bir mektup yazdi. Mektubu posta kutusuna attigi zaman birdenbire on yas büyümüs gibi gurur duyuyordu. <BR>
<BR>
isminin Bedia oldugunu söyleyen bu genç kiz, Rasim'in mektuplarina düzenli olarak cevap veriyor, eger bir iki gün geciktirecek olursa kiyametleri kopariyordu. <BR>
<BR>
"Sizi ne kadar sevdigini ve sizin mektuplarinizdan baska tesellisi olmadigini söyleyen bir zavalli kizin gözlerini yollarda birakmak dogru olur mu? Hem mektuplarinizi çok kisa yaziyorsunuz. Bir rica daha: mektuplarinizi biraz okunakli yaziyla yazamaz misiniz?" <BR>
<BR>
Genç okullu, aksamlari erkenden odasina kapaniyor, sevgilisine kendini begendirmek için saatlerce müsveddeler yaparak, kitaplar gibi uzun mektuplar yaziyordu. <BR>
<BR>
Bedia ayni zamanda merakli bir kizdi. Bazen söyle sorular sordugu da oluyordu: <BR>
<BR>
"Evlendigimiz zaman balayimizi geçirmek için acaba italya'ya mi gidelim, isveç'e mi? Bu iki memleket acaba nasildir? Halki nasil yasar ne is görür? Oralara gitmek için hangi denizlerden hangi memleketlerden geçilir?" Yahut da "Sen Abdülhak Hamit Bey'in Esber'ini okudun mu? Nerelerini en çok begendiysen yaz da ben de okuyayim...<BR>
" Genç okullu, nisanlisina karsi küçük düsmemek için, cografya ve edebiyat kitaplari karistiriyor, onun istedigi bilgiyi toplamak için günlerce çirpiniyordu. <BR>
<BR>
Bedia bir mektubunda ona söyle darildi: "Sizinle muhakkak görüsmeye karar vermistim. Dün okul dönüsünde yolunuzu bekledim. Fakat bir genç kizin sevgilisi oldugunuzu hatirlamamis, çok fena giyinmistiniz. Üstünüz basiniz, ayakkabiniz çamur içindeydi. Çocuk gibi arkadaslarinizla mi bogustunuz acaba? Bunu görünce sizi mahcup etmekten korkarak yaniniza gelemedim." <BR>
<BR>
Rasim fena halde utandi ve üzüldü. O günden sonra olaganüstü dikkat ve özenle giyinmeye basladi. Bedia bir kere de onun okuldan çikar çikmaz eve gitmemesinden, geceye kadar sokakta dolasmasindan sikayet etmisti. Acaba kendisi evde onun için aglarken, o, baska kizlarin pesinde mi geziyordu?<BR>
<BR>
Rasim dünyada Bedia'sindan baska hiçbir kizi sevemeyecegini yeminlerle yazdi ve sokakta dolasmaya, tesadüf ettigi kizlara göz ucuyla bile bakmaya cesaret edemez oldu. Bir aksam, Rasim'in annesi Nedime Hanim kocasi Ahmet Beyi matemli bir çehre ile karsiladi, aglamakli bir tavirla: <BR>
<BR>
"Ah Bey,basimiza gelenleri sorma. Oglumuza Bedia isminde bir kiz musallat olmus. Bugün Rasim'in odasini düzeltirken mektuplarini buldum. Evladimiz elden gidiyor. Bir çare bul." <BR>
<BR>
Ahmet Bey'de hiçbir meraklanma isareti görünmüyor, tersine kis kis gülüyordu. Sesini alçaltarak: <BR>
<BR>
"Korkma Hanim," dedi, "oglana ask mektuplarini yazan kiz benim! Oglandaki haylazlik arttikça artiyordu. Ne okuldaki ögretmenler, ne ben, bütün gayretimize ragmen, ona dogru dürüst yazmayi bile ögretemiyorduk. Nihayet düsüne düsüne bu çareyi buldum. <BR>
<BR>
Rasim'in kiza yazdigi mektuplar sayesinde yeni yaziyi mutlaka ögreneceginden ve bu sene sinifi geçeceginden eminim. Dogrusunu istersen, ben de eski yaziyi bir zamanlar sana mektup yaza yaza ögrenmistim." <BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Sicilya'ya mi?</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=286 </link>
<description><![CDATA[Hocanin biri fikra anlatmaya bayilirmis özellikle'de belden asagi fikralar ve espriler tabii ki... <BR>
Bir gün kizlar bir karar alirlar ve hoca gene böyle espriler yaparsa siniftan toplu halde çikmaya karar verirler... Bu durum hocanin kulagina gider. Derse gelir ve Sicilyali erkeklerin cinsel organinin Türklerinkinden 10 cm. daha uzun oldugunu söyler... Kizlar birbirlerinin yüzlerine bakarak ayaga kalkarlar ve almis olduklari karardaki gibi sinifi terketmek isterler, tam siniftan toplu halde çikarken, hoca kizlara seslenir; <BR>
- "Ooo... Nereye kizlar? Sicilya'ya giden son uçak az önce kalkti?"... <BR>
<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Küçük Ali</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=287 </link>
<description><![CDATA[Küçük Ali okula basladigindan beri her gün ögretmeni Aysel hanima gidip, <BR>
- "Ögretmenim beni yanlis sinifa koydunuz, benim yerim birinci sinif degil, ablam üçüncü sinifta ama ben en az onun kadar akilliyim, hiç olmazsa beni üçüncü sinifa alin." diye sikayet edermis.<BR>
Bundan sikilan Aysel ögretmen bir gün Ali'yi kaptigi gibi okul<BR>
müdürüne çikmis ve olayi anlatmis. Okul müdürü:<BR>
- "Peki" demis, "Bu çocugu bir imtihan edelim, yeri üçüncü sinifsa o sinifa koyalim" ve baslamis sorgulamaya,<BR>
- Iki kere iki?<BR>
- Ali hemen "Dört" demis, <BR>
- "Sekiz kere dokuz?" <BR>
Ali hemen <BR>
-"Yetmis iki" demis, <BR>
-"Kaç mevsim var?" <BR>
Ali hemen <BR>
-"Dört" demis. <BR>
Bu sirada Aysel hocada<BR>
- "Müsaade ederseniz bir kaç soruda ben sorayim" demis ve sormus: <BR>
- "Söyle bakalim Ali, ineklerde dört tane ama bende iki tane var, bu nedir?" <BR>
Ali hemen<BR>
-"Ayak" demis, Aysel hoca sormus<BR>
-"Peki senin pantolonunda olupta benim pantolonumda olmayan sey nedir?" Ali hemen yanitlamis<BR>
-"Cep".<BR>
Bunun üzerine Aysel hoca dönmüs müdüre,<BR>
-"Üçe koyalim hocam" diyecekken<BR>
Müdür, Aysel hocanin sözünü kesmis,<BR>
-"Hocam, bu çocugu üçe degil besinci sinifa koyalim, zira son iki suale ben dogru cevap veremedim"
]]></description>
</item>

<item>
<title>Dikkatli Olun</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=288 </link>
<description><![CDATA[Tip Fakültesi birinci sinifta, profesör ögrencileri kadavranin basinda toplamis ve <BR>
 - "Arkadaslar" <BR>
demis <BR>
 - "Birinci kural; kadavradan igrenmeyeceksiniz, mideniz bulanmayacak"<BR>
der ve hemen kadavranin arkasini çevirir, parmagini kadavranin kiçina sokar ve sonra da agzina götürüp yalar, tüm ögrenciler de igrenerek bakarlar ama çare yoktur; hepsi de ayni hareketi tekrarlar. Bütün sinif ayni islemi yaptiktan sonra profesör yeniden kadavranin basina geçer ve <BR>
 - "Arkadaslar"<BR>
der;<BR>
 - "ikinci ve en önemli kural, kesinlikle çok dikkatli olacaksiniz, asla en küçük bir ayrintiyi bile atlamayacaksiniz... Mesela az önce ben isaret parmagimi kadavranin kiçina sokup, orta parmagimi agzima götürdüm ama hepiniz bunu atladiniz..." 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Gece Ve Gündüz</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=289 </link>
<description><![CDATA[Bir bilge kisi, çölde ögrencileriyle otururken demis ki; ''Gece ile gündüzü nasil ayirt edersiniz? Tam olarak ne zaman karanlik baslar, ne zaman ortalik aydinlanir?''<BR>
Ögrencilerden biri;'' Uzaktaki sürüye bakarim,'' demis, ''koyunu keçiden ayiramadigim zaman aksam olmus demektir.''<BR>
Baska bir ögrenci söz almis ve ''Hocam'' demis, ''incir agacini, zeytin agacindan ayirdigim zaman, anlarim ki sabah baslamistir.''<BR>
Bilge kisi, uzun süre susmus. Ögrenciler meraklanmislar ve ''Siz ne düsünüyorsunuz hocam?'' diye sormuslar.<BR>
Bilge kisi söyle demis;<BR>
''Yürürken karsima bir kadin çiktiginda, güzel mi çirkin mi, siyah mi beyaz mi diye ayirmadan ona ''bacim'' diyebildigimde ve yine yürürken önüme çikan erkegi, zengin mi yoksul mu diye bakmadan,  milletine, irkina, dinine aldirmadan, kardesim sayabildigimde anlarim ki; sabah olmustur, aydinlik baslamistir...''<BR>
]]></description>
</item>

<item>
<title>Karpuz tasimaca</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=290 </link>
<description><![CDATA[Nam-i Kemal, Japon, Alman ve ingiliz en çok kimin karpuz tasiyacagi üzerine iddiaya girerler. Jopon der ki: - "Ben iki tane tasirim.. Koltuklarimin altina birer tane alarak." ingiliz der: - "Ben de 4 tane tasirim.. iki tane koltuk altlarima, iki de omuzlarimin üstüne alirim." Alman da der ki: - "Ben de bes tane tasirim.." Herkes sasirir "nasil tasirsin?" - "iki tane koltuk altina alirim, iki tane omuzlarimin üstüne, bir tane de önüme takarim" demis. Sira Nam-i Kemal'e gelmis, o da "9 tane tasirim" demis.. "Nasil?" demisler.. - "iki tane koltuk altina, iki tane omuzlarima alirim.. Almani da önüme takarim."
]]></description>
</item>

<item>
<title>Düello</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=291 </link>
<description><![CDATA[Adamin biri isten eve gelmis bir bakmis, karisi baska bir adamla yatakta. Hemen tabancasini almis ve öteki adama:<BR>
<BR>
- ''Madem karimi istiyorsun onu benden erkek gibi al. Seni düelloya davet ediyorum''demis. <BR>
<BR>
Öteki adam bunu kabul etmis, ikisi birlikte yandaki odaya girmisler kapiyi kapatmislar, sonra kadinin kocasi öteki adama fisildamis;<BR>
<BR>
- ''Aslinda kimsenin caninin yanmasina gerek yok, ikimizde havaya ates edelim sonra ölmüs gibi yere yatalim, karim ilk önce hangimizin yanina kosarsa en çok sevdigi odur''...<BR>
<BR>
Böylece ikisi havaya bir el ates edip hemen kendilerini yere atmislar... Kadin silah sesini duyar duymaz kosarak içeri girmis... Yere yatan iki adama bakmis ve bagirmis.....:<BR>
<BR>
- ''Hayatim çikabilirsin, ikisi de öldü..!!!!''
]]></description>
</item>

<item>
<title>Gurban Oldugum</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=292 </link>
<description><![CDATA[Kars'linin birisi **tçüymüs, çevresinde bulunan güzel dolgun kalçali oglanlara merakliymis.<BR>
Bir gün istanbul'a gitmis orada umumi tuvalete girmis, içerdeki tuvaletlerin dolu oldugunu görmüs ve beklemeye baslamis. Kapi önünde beklerken içerideki sahistan çok kuvvetli *suruk sesleri geliyormus, bizim kars'li için için kendince hayiflanmis;<BR>
- ''uyy sesine gurban oldugum sesi böyleyse kendi nasildir'' demis. 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Kuru Fasulye</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=293 </link>
<description><![CDATA[Bir zamanlar kuru fasulyeye çilginca düskün bir adam varmis. Kuru fasulyeye bayilirmis, ama her zaman fasulyenin sonraki etkisi utandirici ve canli bir tepki oluyormus. Bir gün bir kiza rastlamis ve asik olmus. Evlenmeye karar vermisler fakat kiz ancak kuru fasulye yemegi birakirsan evlenmeyi kabul ederim diye sart kosmus. Adamimizda büyük bir fedakarlik gösterip fasulyeyi birakmis. Kisa bir süre sonra evlenmisler. <BR>
Bir kaç ay sonra, bir aksam adamimiz iste iken telefonu çalmis. Arayan hanimi. Aksamleyin bir saat geç gelmesi için rica etmis, adam kabul etmis. isten çikan adam disarida bir saati doldurmak için gezinirken bir restoranttan gelen kuru fasulye <BR>
kokusuna yenik düsmüs. Sadece bir porsiyon yerim diye içeri girmis fakat <BR>
hizini alamamis. Bir, iki, üç, bes, yedi derken 10 porsiyona tamamlayip disari çikmis. Fakat disari çikar çikmaz hemen gaz olayi baslamis. <BR>
Adamda kosturarak karsidaki parka gitmis ve bir güzel baslamis osurmaya. Fakat durmaya niyeti yok. Osurdukça osuruyor. En sonunda tamam demis artik kalmadi. Saatte zaten doldu, artik eve geri dönebilirim. <BR>
Eve gelmis, zile basmis, karisi kapiyi açip kocasinin kucagina atlamis. Kocacim sana bir sürprizim var fakat biraz bekle deyip bir mendil bulmus ve kocasinin gözlerini baglamis. Ardindan kocasinin koluna girip onu yemek masasinin basindaki sandalyeye oturtmus. Gözündeki bagi tam açacakken telefon çalmis. Karisi gözünü açmamasi için yemin ettirdikten sonra telefona cevap vermeye gitmis. <BR>
Fakat bu arada adamimizin gaz olayi yine son haddine gelince bakmis karisi da hala telefonla konusuyor adam agirligini bir poposunun üstüne vermis ve koyvermis. Hem yüksek sesliymis, hem de çürük yumurta kadar olgun. Hemen el yordamiyla pencereyi bulmus, kosmus pencereyi açmis, pantolonunu çikartmis, donunu çikartmis ve disarida donunu sallayarak havalandirmis. Pencereyi kapatarak gene el yordamiyla yerine dönmüs. Karisi konusmaya devam. Ee demis bizimki firsattan tekrar istifade edelim. Bu sefer öbür polosunun üstüne agirligini vermis ve tekrar koyvermis. Bu ödül bile kazanabilirmis.Hemen tekrar el yordamiyla pencereyi bulmus, kosmus pencereyi açmis, pantolonunu indirmis, donunu çikartmis ve disarida donunu sallayarak havalandirmis. Pencereyi kapatmis ve yerine dönmüs. Kulagi içerdeki telefon konusmasinda,veda sözleri özgürlügünün sona erdigine isaret edene kadar bu duruma bes dakika kadar devam etmis. Mutlu bir sekilde gülümsemis masumca. Karisi döndügünde, onu o kadar beklettigi için özür dilemis. Gözünü açip açmadigini sormus ve kocasi gözünü hiç açmadigina yemin etmis. Bunun üzerine karisi, gözündeki bagi çözmüs ve bagirmis ... <BR>
- "iYiKi DOGDUN ALi, HAPPY BiRTHDAY ALi..." <BR>
Fakat bu sirada DOGUM GÜNÜ PARTiSi için hazirlanmis masanin etrafinda oniki adet misafir agizlari bir karis açik oturmus adama bakiyorlarmis.. <BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Gümrük Kontrolü</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=294 </link>
<description><![CDATA[AB ülkesine girmeye çalisan bir türk gümrük kontrolünde kontrol memurunun gelen yolcularin sadece saçlarina dokunup oksadigini görür yanindakine sorar;<BR>
- ''ne yapiyorlar''.<BR>
yolcular;<BR>
- ''ordaki yolcular arasinda türk olup olmadigini kontrol ediyorlar''.<BR>
- ''Türk yolcu oldugunu nasil anlayacaklar saçlarina dokunarak''.<BR>
- ''yanindaki türkler uzun saçli olur baksana kelleri birakiyorlar. türk söyle bakar gerçektende sade kel olanlar geçiyor hemen aklina iyi bir fikir gelir pantolonunu indirip *ötünü havaya kaldirir gümrük memurunun yanindan geçmeye çalisir çiplak *öte dokunup kontrel eden gümrük memuru;<BR>
- ''hop hop iki kisi olmaz ayrilin öyle gelin''...
]]></description>
</item>

<item>
<title>çoban hesabi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=295 </link>
<description><![CDATA[Çobanin biri daglarda dolasmaktan koyun otlatmaktan bikmistir.<BR>
  Bekar oldugu için otlattigi koyunlari, dagda ot yolan köy<BR>
kizlari ile karistirmaya<BR>
inekleri de bu kizlarin anneleri gibi<BR>
görmeye baslamis. kisacasi kadinsizlik basina vurmus..<BR>
bir gün yasli bir çobana içini açmis ve durumu anlatmaya <BR>
baslamis.<BR>
Yasli çoban <BR>
-Evladim senin isin kolayi var..  demis.<BR>
Çoban:<BR>
- Aman emmi elini öpüüm söyle demis.<BR>
Yasli çobanda sehirde kadinlarin parayla yattigi<BR>
 kerhaneler oldugunu anlatmis..<BR>
çoban ertesi gün nöbetçi çobana sürüyü<BR>
devir teslim edip dooruca genelevin yolunu tutmus içeri girmis..<BR>
yasli adamin anlattigi gibi parayi veren düdügü çaliyormus.<BR>
Çoban gözüne kestirdigi etlibutlu azgin bir kariya girip <BR>
parayi bayilmis ve kadinin odasina geçmisler.. bizim çoban <BR>
birakalim bir kadinla yatmayi<BR>
köy yerinde bir kadinin kulagini dahi göremedigi için<BR>
karsisinda duran azgin ve sehvetli kariyi görünce<BR>
 zopasi salvarini havalandirmaya baslamis,<BR>
 kadin bunu  görünce istaha gelmis ve <BR>
-Delikanli baya istahlisin..  sana bir önerim olacak <BR>
eger beni on defa becerirsen senden para almayacagim.<BR>
10 dan az yaparsan iki katini vereceksin unutma demis.. <BR>
Çoban da -peki ulan öyle olsun demis.<BR>
baslamislar çalkalamaya..1-2-3-4-5-6-7 derken kan ter içinde kalan<BR>
kadin tirsmaya baslamis..<BR>
kadin demis 6,   <BR>
çoban demis  7<BR>
6 miydi 7 miydi diye tartisirken <BR>
çoban sinirlenmis..<BR>
<BR>
"Bizim hesap karisti kimseye haksizlik olmasin hayde bre sil bastan" demis 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Kavga</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=296 </link>
<description><![CDATA[iki deli anlasmislar, bir aksam bir barda kafa çekmeye. O gün bir bara gidip saatlerce içmisler, o gün tesadüf ya yan masada bir kavga baslamis iki delide alkolün etkisiyle kendilerini kavganin ortasinda bulmuslar. Biraz sonra gelen polisler tekme tokat kavga edenleri disari çikarmis. Bizimkilerden biri polisten yedigi tekmeden dolayi  devamli topalliyormus, arkadasina:                                 <BR>
 - "Yav donumu indirivereyimde surama bir bak, çok aciyor ne olmus?"<BR>
der. Donunu indirir poposunu arkadasina gösterir. Poposuna bakan arkadasi:  <BR>
 - "Abovv len polis öyle sert vurmus ki popon yukaridan asagiya ortadan ikiye ayrilmis"
]]></description>
</item>

<item>
<title>Hurma Agaci</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=297 </link>
<description><![CDATA[Uluçinar Köyünden 3 dönümlük bir bahçe satin almaya karar verdim. <BR>
iki odali kerpiç bir bag evinin oldugu bu bahçenin her yani çim, çiçek ve meyva agaçlari ile doluydu. Kiraz, dut, seftali, erik. Menekseler, güller, kasimpatilar... <BR>
Evi satan kisiyle tüm bahçeyi dolastik bir süre. <BR>
Birden <BR>
 - "ne alaka"<BR>
dedirtecek bir agaç gördüm. Hurma agaci. Bu yörede hurma yetismez ki. Marmara Bölgesinde ne isi var bunun? Satici gülümsedi. Aci bir gülümseyisti bu. <BR>
 - "Yillar önceydi"<BR>
diye basladi anlatmaya. <BR>
 - "Hastalandim.Yataklara düstüm.Hastaneye kaldirmislar beni. Ölmek <BR>
üzereyim. Sanirim cigerimde kocaman bir yara. Doktorlar ümidi kesmis. Sevdigim bir kiz var. Bir gün çikmis gelmis hastaneye. Nasil sormus, nasil bulmus. Konustuk saatlerce. Aglastik. "Seni ölene dek beklerim"<BR>
dedi. Sonra tam ayrilik zamani cebinden bir hurma çekirdegi çikardi verdi.<BR>
 - "Bereket versin diye hep yanimda tasirim bu çekirdegi, senin olsun" <BR>
dedi.<BR>
 - "Baktikça beni an, seni bekledigimi bil ve tez iyiles." <BR>
 - "O küçük çekirdek, hayata uzanan bir köprü oldu bana. Pijamamin cebinde sakladim aylarca. Kimse bilmedi. Avucuma aldim. Ellerime degen kestane renkli saçlari oldu. Baktim. Zeytin gözlerini gördüm. <BR>
istersen Mucize de sen bu olaya. Iyilestim. Ölümü beklerken taburcu oldum. Bu bahçeye geldim. Hurma çekirdegini bahçeye diktim. Yöresi degildi. Mevsimi degildi. Ama diktim. Tuttu. Filiz oldu. Fidan oldu. Agaç oldu." <BR>
Adam biran Sustu. Çekinerek sordum.<BR>
 - "Ya sevdigin kiz?" <BR>
Gözlerindeki parlaklik yas olup yanaklarina süzülürken,<BR>
 - "o bir hurma agaci gibi dayanikli degildi"<BR>
dedi. <BR>
 - "Gelin oldu. Elin oldu." <BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Gençlik</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=298 </link>
<description><![CDATA[Oglu Temele sordu: <BR>
-Puba,gençken çok kizla çiktun mi? <BR>
-Evet usagum. <BR>
-Peçi hiç hata ettun mi? <BR>
-Ananla evlendum.....<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Bir Bardak Su</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=299 </link>
<description><![CDATA[Babasi,üç yasindaki oglunu yatirdiktan sonra kendi yatagina giderken,oglu arkasindan seslendi:<BR>
Babaaa... Susadim,bana su getirirmisin?<BR>
Baba mutfaga gitti,ogluna bir bardak su getirdi ve yeniden odasina döndü.Bes dakika sonra içeriden oglu yeniden seslendi:<BR>
Babaaaa... Bir bardak su getirirmisin lütfen?<BR>
Tam uykuya dalmak üzereyken oglunun seslenmesine sinirlenen baba bagirdi:<BR>
Suyunu simdi içtin dedi.Gözlerini kapa ve uyu...<BR>
Aradan bes dakika geçtikten sonra oglu içeriden bir kez daha seslendi:<BR>
Babacigiiiiim... Çok susadim...<BR>
Bu kez uykusundan firlayan baba,daha sert bir sesle bagirdi:<BR>
Bir daha beni uyandirirsan,gelir popona,üç tokat atarim...<BR>
dört bes dakika sonra oglu,içeriden yine seslendi:<BR>
''Popoma üç tokat atmaya gelirken,bir bardak da su getirirmisin lütfen baba?''
]]></description>
</item>

<item>
<title>Kizilderili Avi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=300 </link>
<description><![CDATA[Temel ve idris issiz güçsuz,agizlari açliktan kokar bir sekilde gezerlerken bir kahveye girer ve otururlar ve konusmaya baslarlar;<BR>
- "para yok pul ne bok yiyecegiz"<BR>
diye.Gaezetede is ilanlarina bakarken gözlerine bir reklam ilisir ve okurlar.ilanda bir kizildereli kafasi getirene 1000$ veriliyor.Temel hemen atilir: <BR>
<BR>
-"Kalk idris Amerika'ya gidiyoruz."<BR>
<BR>
Bunlar Amerikaya varirlar.Ara tara haftalarca bir tane bile kizildereli bulamazlar.Yorgunluktan bitkin bir sekilde bir agacin altina oturur ve uyumaya baslarlar.Temel gözünü bir açar birde ne görsün binlerce kizildereli oklarini onlara dogru çevirmis bekliyorlar.Temel hemen idris'i uyandirir ve:<BR>
<BR>
-"Ula idris kalk kalk paranin ***** koyduk".<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Bizim Memlekette Müsteri Hizmet Hatti</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=301 </link>
<description><![CDATA[- Meraba ben Serkan nasil yardimci olabilirim? <BR>
- Benim telefonda bi problem var bankomatta islem yapamadim <BR>
- Peki ilk önce telefonunuzun ''menü" tusuna sonra da ''5'' tusuna basin... <BR>
- Evet... Tamam... <BR>
- Ekranda ne var simdi? <BR>
- Show tv... - ??? <BR>
<BR>
-iyi günler kredi karti basvurunuz için aramistim sizi... <BR>
- Tabi buyrun.. <BR>
- Mesleginiz nedir acaba? <BR>
- Hayat kadini... <BR>
- ... Özel sektör yaziyorum ben... <BR>
- O da olur!... <BR>
<BR>
Kadin : Merhaba ben kredi kartinizla köpek almistim... <BR>
Yetkili: Evet efendim?... <BR>
Kadin : Bu köpegin kulaklari duymuyor. Acaba sigorta kapsamina giriyor mü? <BR>
Yetkili: Ben bi üstüme danisayim !!!?!!... <BR>
<BR>
iyi günler, nasil yardimci olabilirim? <BR>
- Para çekemiyorum ben... <BR>
- Sifrenizi yanlis giriyormussunuz Ahmet bey!... <BR>
- Sifre mi? Benim sifrem hep aynidir, istanbul'un kurtulusu... <BR>
- Lütfen, bana sifreyi söylemeyin efendim. <BR>
- Hah, tamam hatirladim, 1956!!! <BR>
- Efendim o istanbul'un kurtulusu degil ama... <BR>
- Yaaaa!... Kaçti istanbul'un kurtulusu? <BR>
- Efendim ben malesef söyleyemem bunu size. <BR>
- Niye sen de mi bilmiyosun?... <BR>
- Biliyorum, ama güvenlik açisindan benim sifreyi bilmemem gerekiyor. <BR>
- Ben sana sifreyi sormuyorum ki!... istanbul'un kurtulusunu soruyorum. <BR>
- Evet, ama... ???!!! <BR>
<BR>
- Alo ben Konya, Ya benim bu printer çalismiyor!... <BR>
-Windows'ta mi çalisiyor? <BR>
- Evet <BR>
- Bilgisayar printeri görüyor mu Konya? <BR>
- Evet, karsi karsiyalar!... <BR>
<BR>
- Su an bankanizin ATM'sinden maasimi çekemiyorum. <BR>
- Üzgünüz efendim geçici bir hatadan ötürü su an tüm sistemlerimiz off'tadir. <BR>
(Bir saat kadar sonra yine arar) <BR>
- Ben su an Of'dayim ve hala parami çekemiyorum... <BR>
<BR>
-Güvenliginiz için bir kaç soru sormam gerekiyor. <BR>
-Dogum yeriniz? <BR>
- Erzurum... <BR>
- Dogum tarihiniz? <BR>
- 23 Ocak 1957 <BR>
- Annenizin evlenmeden önceki soyadi? <BR>
- Anami karistirma bu ise <BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Temel ve Civciv</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=302 </link>
<description><![CDATA[Temel tavuk yetistirmeye karar verir. Pazardan 30 adet civciv alir ve bunlari bacaklarindan topraga gömer.<BR>
Bir hafta sonra kontrole gittiginde civcivlerin hepsi ölmüstür. Her halde bir yanlislik yaptim der ve 30 civciv daha alir. Bunlari kafa üstü gömer ve her gün sular, civcivler yine ölmüstür.<BR>
Tekrar 30 civciv alir ve bunlari yan gömerek iki günde bir gübreler civcivler yine ölmüstür. Böyle olamayacagina kanaat getirir ve karadeniz üniversitesine yazi yazarak bütün her seyi denedigini yinede civcivlerin öldügünü anlatir ve cevap ister.....<BR>
iki hafta sonra karadeniz üniversitesinden cevap gelir.?<BR>
 - "Lütfen toprak numunesi gönderin, bizde anlayamadik".<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Müdür</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=303 </link>
<description><![CDATA[Küçük Ali okula basladigindan beri her gün ögretmeni Aysel Hanim'a gidip,<BR>
- "Ögretmenim beni yanlis sinifa koydunuz, benim yerim birinci sinif degil, ablam üçüncü sinifta ama ben en az onun kadar akilliyim, hiç olmazsa beni üçüncü sinifa alin" diye sikayet edermis. Bundan sikilan Aysel Ögretmen bir gün Ali'yi kaptigi gibi okul müdürüne çikmis ve olayi anlatmis. Okul müdürü: <BR>
- "Peki" demis, "Bu çocugu bir imtihan edelim, yeri üçüncü sinifsa o sinifa koyalim" ve baslamis sorgulamaya, <BR>
- iki kere iki? <BR>
Ali hemen <BR>
-"Dört" demis, <BR>
-"Sekiz kere dokuz?" <BR>
Ali hemen <BR>
-"Yetmis iki" demis, <BR>
-"Kaç mevsim var?" <BR>
Ali hemen <BR>
-"Dört" demis. <BR>
Bu sirada Aysel Hoca da <BR>
-"Müsaade ederseniz bir kaç soruda ben sorayim" demis ve sormus: <BR>
-"Söyle bakalim Ali, ineklerde dört tane ama bende iki tane var, bu nedir?"<BR>
Ali hemen <BR>
-"Ayak" demis, Aysel Hoca sormus <BR>
-"Peki senin pantolonunda olupta benim pantolonumda olmayan sey nedir?" <BR>
Ali hemen yanitlamis <BR>
- Cep. <BR>
Bunun üzerine Aysel Hoca dönmüs müdüre, <BR>
-"Üçe koyalim hocam" diyecekken; <BR>
Müdür, <BR>
-"Hocam, bu çocugu üçe degil besinci sinifa koyalim, zira son iki <BR>
soruya ben dogru cevap veremedim."
]]></description>
</item>

<item>
<title>internet Delisi Oldugunuzu Nasil Anlarsiniz?</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=304 </link>
<description><![CDATA[1. Modeminizi kapattiginizda icinizde bir burukluk hissediyorsaniz;<BR>
<BR>
2. Defterinizdeki tum adreslerde @ varsa;<BR>
<BR>
3. Internet erisimi olmadigi icin annenizle haberlesemiyorsaniz;<BR>
<BR>
4. Telefon faturaniz 2 sayfadan fazlaysa;<BR>
<BR>
5. Esiniz resti cekip "Hayir, bilgisayar yataga giremez!" dediyse;<BR>
<BR>
6. Bilgisayar masanizin sandalyesini bir klozetle degistirmeyi dusunduyseniz;<BR>
<BR>
7. Gulumsediginizde basinizi yan ceviriyorsaniz; :-)<BR>
<BR>
8. Esiniz devamli olarak evlilikte iletisimin onemini vurguluyorsa ve siz de bunun uzerine kendisine yeni bir telefon hatti ve modem aldiysaniz;<BR>
<BR>
9. Kelime islemcinizle birseyler yazarken her noktadan sonra "com" yaziyorsaniz.com<BR>
<BR>
10. "0,1,2,3,4,5,6,7,8,9,A,B,C,D,..." diye sayiyorsaniz;<BR>
<BR>
11. Ruyalariniz 256 renkse;<BR>
<BR>
12. Uyumaya calisirken sleep(8*3600) diye dusunuyorsaniz;<BR>
<BR>
13. Asansore bindiginizde gitmek istediginiz kata ait dugmeyi cift tikliyorsaniz.<BR>
<BR>
Bu internet olayi biraz abartiya kaçmaya baslamis demektir
]]></description>
</item>

<item>
<title>Tepkiler</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=305 </link>
<description><![CDATA[Klasik tepki: "Siraya geç kardesim."<BR>
     Neoklasik tepki: "Seker kardesiim siraya geçiver."<BR>
     Realist tepki: "Sira var."<BR>
     Sürrealist tepki: "Sallandiracaksin bunlardan ikisini Kizilay'da bak bir daha yapabiliyorlar mi?"<BR>
     Romantik tepki: "Beyefendi galiba sirayi görmediniz." <BR>
     Modern tepki: "Efendim insanimiz egitimsiz. Halbuki Avrupa'da..."<BR>
     Postmodern tepki: "Sirana geç lan ayi!"<BR>
     Uzlasimci tepki: "Acelesi olmasa öne geçmezdi, üzmeyin garibi..."<BR>
     Devrimci tepki: "Altyapi sorunlari çözülmeden halkimiz siraya geçmez. Devrim olunca herkes hizaya gelecek."<BR>
     Kaderci tepki: "iki dakika fazla beklesek kiyamet mi kopar? Kismetse hepimizin isi görülür."<BR>
     Felsefeci (septik kuskucu) tepki: "Ön ve arka kavramlari görecelidir. O tarafin ön taraf olduguna kim karar verdi? Öne geçtigini zanneden, aslinda arkaya geçmis olabilir."<BR>
     Kantçi tepki: "Efendim, algilanmayan seyler yok demektir. Bakmayin o tarafa, adam yok olur."<BR>
     Kötümser varolusçu tepki: "Herkes bir gün ölecek. Onurlu bir sekilde bekleyin. Bir gün o adam da ölecek."<BR>
     iyimser varoluscu tepki: "Sikmayin caninizi, su anin tadini çikarmaya çalisin. Bakin ne güzel hayattasiniz ve birileri önünüze geçebiliyor."<BR>
     Hümanist tepki: "insanlik bir bütündür. Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için. Dolayisiyla birimiz öne geçince, aslinda hepimiz öne geçmis oluyoruz."<BR>
     <BR>
<BR>
]]></description>
</item>

<item>
<title>D ve M</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=306 </link>
<description><![CDATA[Günlerden bir gün ask melegi oklarini yanlislikla iki kisiye firlatir. <BR>
“Bu ne biçim melek” demeyin olmus bir kere.. <BR>
Dünyada en son asik olmasi gereken iki zit karakterdir kahramanlarimiz. <BR>
Bir arada olmamasi gereken bu iki karakter aslinda ömürleri boyunca aci çekmislerdir ta ki melegimiz hayatinin en büyük hatasini yapana kadar.. <BR>
Oklar isimlerinin basharfi D ve M olan iki sanssiz karakterimizi yaralamistir. <BR>
O büyük bulusma gününde yarim olan karakterlerimiz D ve M diger yarisini bulmustur ancak ortada çok büyük bir problem vardir. <BR>
D ve M daha önce hiç hissetmedikleri ve belki baska hiçbir zaman hissedemeyecekleri güzel seyler hissetmislerdir ama bunun sonu olmadigindan yakinip durmuslar bir süre.. <BR>
iki karakterimizde isini gücünü birakmis,dünyadan ve sorumlu olduklari insanlardan bihaber inzivaya çekilmisler. <BR>
Ancak bu sirada dünya birbirine girmistir,insanlar çildirmis,dünya sanki tersine dönmüstür sadece D ve M'nin degil tüm insanlarin hayati alt üst olmustur. <BR>
Tabii askin gözü kördür D ve M'nin bunun farkina varmasi uzun zaman almistir bu süre içinde küçük kiyametler kopmus D ve M ancak dostlarinin uyarmasiyla durumun farkina varmislardir. <BR>
Kahramanlarimizdan M'nin gözünün önündeki perdeler kalkip olayin ciddiyetini fark edince D'ye artik ayrilmalari gerektigini yoksa sadece ikisinin mutlu olmasi ugruna birçok insanin hayatinin kararacagini anlatmistir. <BR>
Ancak, D kabullenememis, bunun mümkün olmayacagini, onsuz hayatin zindanda yasamaktan farkli olmayacagini anlatmis durmustur, fakat M kafasina koymustur bir kere ayrilmalarinin en dogru karar olacagini söylemis,birakip gitmistir D'yi.. <BR>
O günden sonra D ve M hiç aramamis, sormamislar birbirlerini.. <BR>
Ama ne D mutludur ne de M.. <BR>
ikiside kendilerini görevlerine adamis hep baskalari için çalismistir,ne bir baskasina gönül verebilmisler ne de yasadiklari o güzel günleri unutabilmislerdir. <BR>
D hiçbir zaman yedirememistir,anlamamamistir sevdigini.. <BR>
Ama gururunu yenipte gidememistir M'ye.. <BR>
M hep bu kararin en dogru karar oldugunu düsünmüs ama yürekten inanamamistir buna sadece öyle yapmasi gerektigi için yapmistir,mutsuzdur ama yapilabilecek baska bir sey yoktur. <BR>
O günden sonra D ve M ayni yerde bulunmamak için çok çabalamislardir. <BR>
Aslinda çogu zaman bulusmuslar mecburiyetten her bulusmada küçük kiyametler kopmus,insanlar üzülmüs,aglamistir hatta kimi insanin canina mal olmustur bu bulusma... <BR>
Merak ettiniz degilmi bu iki bahtsizin gerçek adini daha fazla meraklandirmayayim sizi. <BR>
<BR>
Duygu ve Mantiktir asil isimleri.. <BR>
<BR>
Dünyada en son bir araya gelmesi gereken iki geçinemeyen sevgili.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Papagan</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=307 </link>
<description><![CDATA[3 Rahibe kiliseye giderlerken bir kusçu dükkaninin önünden geçerlermis. Dükkanin disarisinda kafeste bir papagan varmis, ve rahibeler ne zaman geçse bu papagan bagira bagira 3 renk söylermis, mesela bir sabah beyaz! beyaz! kirmizi!, bir sabah mavi! siyah! kirmizi! dermis. Rahibeler bir anlam veremez gülüp geçerlermis. Amaaa rahibelerden birisi bu olayi çözmüs; ''BANA BAKIN! BU PAPAGAN BiZ OGÜN  NE RENK iÇ ÇAMASIRI GiYiYORSAK O RENKLERi SAYIYOR!!!<BR>
 Öteki ikisi çok sasirmislar inanamamislar, ama hep birlikte emin olmak için  ertesi sabah üçüde siyah iç çamasiri giyinmisler, papaganda o sabah ''siyah! Siyah! siyah! diye bagirmis.<BR>
Böylece olay iyice anlasilmis. Bunun üzerine rahibeler papagana oyun etmek için ertesi sabah iç çamasiri giymeme karari almislar, yine yola çikmislar.<BR>
Kusçu dükkaninin önünden geçerken heyecan dorukta.... Ve papaganin sesi duyulmus;<BR>
''KIVIRCIK! KIVIRCIK! DÜZ!''<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Cadi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=308 </link>
<description><![CDATA[Kasabanin dogusunda, karanlik, sisli ormanin içinde tiz bir çiglik yankilandi. Bardaki erkekler disari çikip ormana dogru baktilar. içlerinden bazilari çigligin geldigi yöne dogru kosmaya basladi. Gençlikleri ve içtikleri bira bunu yapacak cesareti onlara vermisti. Koyu karanlik, rutubetli, tekin olmayan gecede issiz ormana daldilar. Bir kadin yerde baygin yatiyordu. Kadinin niçin bayildigi bir bakista anlasiliyordu. Ormanda bir sey bulmustu. Kanli bir agaç gövdesinin önünde, yerde kimiltisiz yatan bir sey. Bu seyi gördüklerinde, ormana kosarak gelen cesur erkeklerden biri kendinden geçip yere yigildi. içlerinden bir tanesi elleriyle yüzünü örttü. Bir digeri bir agaç gövdesine tutunup yere dogru egildi ve zemini kaplayan ölü sonbahar yapraklarinin üzerine kustu. Hepsi dehsete düsmüstü. Ne yapmalari gerektigini bilemiyorlardi. Gecenin içinde bir puhu kusu birdenbire öttü ve hepsi korkuyla irkildi.<BR>
Bulduklari sey bir bebek cesediydi. Vahsice öldürülmüstü. Katil, yavrunun ölü bedenine hiç saygi göstermemisti. Berbat etmisti ölüyü. Sivri agaç dallari ve diger seyler.. Agacin gövdesinde bazi deri parçalari vardi.<BR>
Kasaba halki ertesi gün kasaba meydaninda büyük bir toplanti düzenledi. Bebegi öldüren bu zalim, bu gaddar, bu barbar katil derhal yakalanmali ve iskenceler yapilarak, yakilarak öldürülmeliydi. Fakat suçluyu nasil bulacaklardi? Kimsenin bir fikri yoktu. Simdilik, her gece kasabanin çevresinde nöbet tutulmasi, arastirmayi yürütmek için baskanligini hakimle rahibin birlikte yürütecegi bir komite kurulmasi ve kadinlarla çocuklarin belli bir saatten sonra tek baslarina sokaga çikmalarinin yasaklanmasinda karar kilindi. Belediye baskani atesli bir konusma yapti. Kurbanin ailesi intikam istiyordu. Bebegin annesi üzüntüsünden hasta olmus, yataklara düsmüstü. Bebegin babasinin saçlari bir gecede agarmisti. Küçük oglunun ölü, parçalanmis bedenini ayik kafayla görmüstü adam. intikam istiyordu. Kan istiyordu.<BR>
ikinci bebek ilkinin bulundugu günden bir hafta sonra kayboldu. Kaybolan, nalbantin iki aylik torunuydu. Biri ögle vakti adamin evine girip çocugu kaçirmisti. Küçük kizin annesi o sirada su almak için kuyunun basina gitmisti. Döndügünde besik bostu.<BR>
Çocugun cesedini sekiz ayri yerde buldular: Kilise, bir ahir, meyhanenin kapisinin önü, belediye binasinin önü ve orman. Parçalar farkli günlerde bulundu. Katil hergün bir parçayi kasabadaki belirli bir noktaya birakiyordu. insanlar korku ve paranoya içinde yasamaya baslamislardi. Her an her yerde karsilarina zavalli bir küçügün bedeninden arta kalan kanli bir et parçasi çikabilirdi. Çogu bu yüzden korkunç kabuslar gördü.<BR>
Artik bu gidise bir son verilmesi gerekiyordu. Anneler çocuklari için korkmaya baslamislardi. insanlar diken üzerindeydi. Geceleri sokaklar bombos kaliyordu. Meyhaneye bile yalnizca bir iki eski müdavim, bir iki ayyas ve bir de ‘hiçbir seyden korkmayan’ ‘cesur’ gençler geliyordu. Fakat kasaba halki korku ve tedirginlikten çok öfke ve nefret duyuyordu. Katil ne yapip edip bulunmaliydi.<BR>
Bir cadi avi basladi.<BR>
Katilin bir cadi olabilecegi ihtimali zaten daha en basindan beri gözönünde tutuluyordu. Bunun resmiyet kazanmasi ve adinin konmasiysa nöbetçilerin bazi ipuçlari, sehrin dört bir yanina dagilmis bazi gizemli isaretler bulmasindan sonra oldu.<BR>
Önce bir ahirda esrarengiz bir çömlek bulundu. Bu çömlek, içinde bazi bitkilerin dövülerek ezilmesinde kullanilmisti. Çömlegi bulan nöbetçi onu kokladiktan sonra derin bir uykuya dalmisti. Doktorun ve rahibin adami uyandirmak için harcadigi tüm çabalar bosa gitti. Genç adam komadaydi.<BR>
Agaç dallarinda esrarengiz ipler bulunmaya baslandi. Hiç kimse bu ipleri çözmeye cesaret edemedi. Kasabanin çevresinde, dört bir yanda agaçlara bu ipler dügümlenmisti.<BR>
Kasabadaki fare ve siçan nüfusunda gözle görülür bir artis olmustu. Siçanlar ürünü talan ediyor, esyalari kemiriyor, hatta küçük hayvanlari öldürüyorlardi. Küçük hayvan ölülerine kasabanin her yerinde rastlaniyordu. Bunlarin tümünün siçanlar tarafindan öldürülmedigi de belliydi.<BR>
Bir sabah bir belediye görevlisi ise gitmek için kasaba meydanindan geçerken meydanin tam ortasindaki bir sey dikkatini çekti. Yanina yaklastiginda bunun, birbiri ardina konulan taslarla yere çizilmis tuhaf bir sekil oldugunu gördü.<BR>
En sonunda, ilk cesedin bulunusundan tam iki hafta sonra küçük bir kiz çocugunun daha kaybolmasi bardagi tasiran son damla oldu. Bu küçük kiz hiçbir zaman bulunamayacakti.<BR>
Kasaba halki o gece yine meydanda toplandi. Çok siki önlemler alinmasi karara baglandi. insanlar çocuklarini asla yalniz birakmayacaklardi. Tüm evlerde arama yapilacakti. Süphelenilen herkes gözaltina alinip sorgulanacakti. Komiteye bu konuda genis yetkiler tanindi. Komitenin emrindeki askerlere karsi koyan herhangi biri zor kullanilarak yakalanacak, kaçmaya çalisan olursa emir beklemeden vurulacakti.<BR>
Bir gün sonra arastirmalar basladi. Bütün evler didik didik araniyor, genç erkekler ve kizlar sorguya çekiliyordu. Sehrin saygin ailelerinden ve asillerden pek fazla gözaltina alinan olmadi. Yalnizca genç olanlari mahkeme salonunda sorguya götürüp, zararsiz bir iki soru sorduktan sonra serbest birakiyorlardi. Hakimin, rahibin ve belediye baskaninin evleri aranmadi bile. Öte yandan, yoksul halkin arasindan oldukça yasli olmalarina ragmen gözaltina alinanlar olmustu. Bunlarin basinda da yabancilar geliyordu. Kasaba halkindan olmayanlar. Yasli bir dilenci kadin.. Gece gündüz içen bir ayyas.. issiz güçsüz bir adam.. Kasabanin delileri.. Kör bir çalgici..<BR>
Sorgularin baslamasindan sekiz, ilk cesedin bulunmasindan tam yirmi üç gün sonra katil bulundu. Katil, bir avukatin evinde çalisan genç, sarisin bir hizmetçi kizdi. Her seyi itiraf etti. Zaten uzunca bir süredir bu kizla ilgili pek çok söylenti dolasiyordu. Arkadaslari hizmetçi kizi uçarken gördüklerine yemin ediyorlardi. Odasinda esrarengiz kitaplar bulundu. Bunlarin çogu din disi, müstehcen seylerdi. Bazi kitaplarin içinde büyü tarifi oldugunu sandiklari bazi tarifler de vardi.<BR>
Genç cadi çocuklari nasil öldürdügünü anlatti. Kasabada görülen tüm tuhaf isaretlerden de o sorumluydu. Agaçlardaki dügümler, kasaba meydanindaki lanetli taslar, küçük hayvan ölüleri, hepsi onun eseriydi.<BR>
Neden böyle bir sey yaptigini sorduklarinda yüzünde esrarli bir gülümseme belirdi. Cevap vermedi. O an hakim kendini tutmasa bu genç kizi bogazlayip öldürebilirdi.<BR>
En süpheci olanlarin bile bu kizi taniyan diger hizmetçi kizlardan herhangi biriyle konustuktan sonra katilin o olduguna dair en ufak bir süphesi dahi kalmiyordu. Bu yoksul ve dürüst kizlar onun bir cadi olduguna ve onu uçarken, geceyi renklere bürüyüp havada yüzerken gördüklerine incil’e ellerini basip yemin ediyorlardi. Gözlerinde korku dolu bir bakis vardi. Dogruyu söyledikleri her hallerinden belliydi.<BR>
Cadinin odasinda tuhaf bitkiler bulundu. Bunlardan birini koklayan genç bir asker bayildi. Arkadaslarinin onu uyandirma girisimleri sonuçsuz kaldi. Ahirda çömlegi bulan genç nöbetçinin daldigi uykunun ayniydi bu! Bu kanit, geride kalan son süpheleri de sildi.<BR>
Datura stramonium.. Cadinin bahçesinde bulduklari çiçegin adi iste buydu. Kizin kendi gibi güzel.. Zehirli, lanetli, gaddar!<BR>
Bu lanetli çiçegi bir mesaleyle tutusturup yaktilar.<BR>
Onu yetistiren cadiyi da ayni son beklemekteydi!<BR>
O gün kasaba meydani bir bayram yeri gibiydi. Sonunda adalet yerini buluyordu. Zavalli bebeklerin hain katili, bu zalim, bu adi sillik, cehenneme gidecekti! intikam günüydü bugün! Kardeslerim.. Hallelujah!<BR>
Tek bir endiseleri vardi.. Tek bir korkulari. Bu cadinin bir büyü yapip ellerinden kurtulmasi.. iplerini çözüverip, uçup gitmesi.. Hakkin yerini bulmamasi.. Ve bu lanetin sürmesi.. Rahip cellatlara söyle tembih etmisti: “Cadinin gözlerine bakmayin. Sizi büyüler ve siz de ona acimaya baslarsiniz.” “Sakin gözlerine bakmayin!”<BR>
Korktuklari tek sey buydu..<BR>
Olan da bu oldu!<BR>
Cadi, o gün onun idam edilisini seyretmek için toplanmis bulunan kalabaligin gözleri önünde uçup gitti ve gözden kayboldu:<BR>
Hizmetçi kizi….<BR>
Yaktilar!<BR>
Küle döndü kiz. Bedeninden arta kalan kül, rüzgarla havaya savruldu. Ve uçup gitti.<BR>
Saatlerce süren iskencenin ardindan, cellat mesaleyi yakmis ve saman yiginini atese vermisti. Hizmetçi kiz oracikta çiglik çigliga can verdi. Halkin zafer nidalari ve haykirislar alacakaranligi doldurdu. Sonunda bitmisti! Kurtulmuslardi! O musibet, o illet sey, o cehennem kaçkini yaratik artik bir daha asla onlari rahatsiz edemeyecekti. Masum bebeklerin kanina giremeyecekti.. Gitmisti.<BR>
Hakimin ve askerlerin çevresini saran halk, delice onlarin lehine tezahüratlar yapiyor, onlari alkisliyor ve kutluyordu. Fakat hakim ve mahkeme aslina bakilirsa öyle çok da büyük bir basari göstermis sayilmazdi. Sonuçta üç küçük çocuk öldürülmüs ve iki genç asker de lanetli bir uykuya dalmisti.<BR>
Ayrica hizmetçi kiz da aslinda masumdu!<BR>
Sorgulama sirasinda her seyi, iskenceye bir son versinler diye itiraf etmisti.<BR>
O gün sehir meydaninda genç ve masum bir kizi yaktilar!<BR>
Sonra da onun küllerinin doldurdugu havayi içlerine çekip “Adalet!” diye haykirdilar.<BR>
Dünya’nin her yerinde..<BR>
Yaptiklari hala budur.<BR>
<BR>
Not: Katil rahipti.<BR>
<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Sanssiz doktor</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=309 </link>
<description><![CDATA[Soför çarptigi yayayi teselli eder: <BR>
- Sansiniz varmis, size çarptigim yer tam doktorun karsisi. <BR>
Yerdeki inleyerek cevaplar: <BR>
- iste o doktor benim.<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Espirili Sözler</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=310 </link>
<description><![CDATA[Bu mesaj ozel bi frekansla gonderilmistir.zekilerde hafiza kaybi aptallarda kisa sureli korluk bazilarinda bi anlik gulumseme yapar!!!<BR>
<BR>
seni gorunce gozlerim dolar, kulaklarim mark<BR>
<BR>
oglum müjde sana is buldum _ nasil is büfede yedigün çalisacaksin<BR>
Temel ile Dursun Trabzonda KAZI yapiyorlarmis. Kaz ölmüs<BR>
<BR>
Zaman kötü , Kolla DötüTextText<BR>
<BR>
Ey daglari taslari herseyi yaratan rabbim ,herseye bir güzellik ayri bir tat insanlara akil mantik zeka dagitirken bu mesaja mal mal bakan bu öküzü niye unuttun<BR>
<BR>
Adamin biri saçlarini önce ortadan ayiriyormus sonra liseden ayirmaya baslamis.<BR>
<BR>
su anda her 100 kisiden 35i uyuyor, 10u yemek yiyor, 25i calisiyor, 15i uyuyor yapiyor, 10u araba sürüyor, 4ü ders calisiyor bir tabe salakta elinde telefon sms okuyor<BR>
<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>dolmus</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=311 </link>
<description><![CDATA[iki bankçi genç 5 parasiz kalmis...ama evlerinede çok uzakmislar...aralarindan biri gel surdan bi dolmusa binelim adama durumu anlattikmi belki para almaz demis...neyse dolmus a binmisler...dolmuscuda kalipli kironun biriymis...gençler ''abi paramiz yokta sonra versek olurmu''demis...dolmuscuda sinirlenmis ve gençlere sinirli bi sekilde ''SiZ iNiYORSUN''demis..gençler dolmustan inmis ve ya abi sonra vericez dedik demisler...dolmuscu tekrar sinirli sekilde gence ''GELiRSEM ORAYA ANASI SiKERiM ,GALBiNi GIRARIM!''demis
]]></description>
</item>

<item>
<title>Adiyaman'li</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=312 </link>
<description><![CDATA[Adiyaman'linin biri izmir'de yedeksubay okulunda askerligini yapmaktadir. Hafta sonlari çarsi izinlerinde kiz tavlamaya çalisir fakat basaramaz.<BR>
Ayni yerde askerlik yapan izmir'liler Adiyaman'li ile dalga geçerek sorarlar;<BR>
-Adiyaman'li bu hafta çarsida ne yaptin?<BR>
-Konak meydaninda denizi seyrettim.<BR>
-Yahu ne diye boklu denizi seyrettin. Kizlara takilsana...<BR>
Ertesi hafta Adiyaman'li Karsiyaka'ya geçer ve yine kiz tavlamayi basaramaz. izmir'liler yine dalga geçerek ''Boklu denizi seyredecegine arkana dönüp apartmanlara baksaydin ya'' derler.<BR>
Bu sefer Adiyaman'li Karsiyaka'ya geçerek apartmanlari seyretmeye baslar. O da ne bir bayan el salliyor. Hemen gider bayanin dairesinin kapisini çalar. Karsisina orta yasli  üzerinde seksi bi gecelik bulunan bir bayan çikar.<BR>
Biraz sohbet ve tanisma faslindan sonra bayan sorar;<BR>
-Nerede askerlik yapiyorsun_<BR>
-Gaziemir'de<BR>
-Aa benim oglumda seninle birlikte askerlik yapiyor. Simdi kiz arkadasiyla sinemaya gittiler, birazdan gelirler. Sen haftaya gel, birlikte olalim, der.<BR>
Adiyaman'li bölüge döndügünde izmir'liler  etrafini sararak sorarlar;<BR>
-Adiyamanli bu hafta ne halt ettin?<BR>
-Bu hafta ne halt ettigimi bende anlamadim ama haftaya kesin birinizin anasini s.kecegim!
]]></description>
</item>

<item>
<title>Ask Nelere Kadir Degil</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=313 </link>
<description><![CDATA[Bir Gün Cehennemde Karsilasabiliriz. Sen Kalp Hirsizi Oldugun için , Bense Tanryi Birakip Sana Taptigim için <BR>
<BR>
Hayatta iki kör taniyorum ; 1.'si senden baskasini görmeyen ben,2.'si beni göremeyen sen... <BR>
<BR>
Seni nekadar sevdigimi ögrenmek istersen yere düsen her yagmur damlasini tutmaya calis;tutabildiklerin senin sevgin tutamadiklarinsa;benim sana olan sevgimdir. <BR>
<BR>
GUNESIN BUZ TUTTUGU YERDE BIR ALEV GÖRÜRSEN O BiL Ki YANLIZ VE YANLIZ SENIN iÇiN YANAN KALBiMDiR. <BR>
<BR>
Dünyadaki en güzel seyi sana vermek isterdim ama seni sana veremem ki ? <BR>
<BR>
Seni yildizlara benzetiyorum onlar kadar etkileyici,çekici ve güzelsin ama aranizda tek fark var onlar milyonlarca sen birtanesin......... <BR>
<BR>
insanlar kirmizi güllerin pesinde kosarken ayaklari altinda ezilen papatyalarin farkina bile varmazlar <BR>
<BR>
Askin ilk solugu mantigin son solugudur.<BR>
<BR>
En sürekli ask karsiligi olmayan asktir.<BR>
<BR>
Bir delinin seni öpmesine izin ver ,ama bir öpücügün seni delirtmesine izin verme <BR>
<BR>
Gökyüzündeki bütün yildizlari toplasan birtek sen etmez, fakat birtek sen hepsine bedelsin. <BR>
<BR>
Ask Çoraba Benzer ; Çifttir ve birbirine uymalidir <BR>
<BR>
Sen gözlerimde bir damla yas olsaydin seni kaybetmemek için ömür boyu aglamazdim!!! <BR>
<BR>
Askimizin suya düsecegini bilseydim , balik olurdum <BR>
<BR>
Sen benim hayatimda oldugun sürece, ne sen kimseye rakip ne de kimse sana rakipti..Çünkü sen benim için daima tektin <BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>imam ve Osuruk</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=314 </link>
<description><![CDATA[Küçük bir köyde imamlik yapan Ahmet ezanin okunmasiyla namazi kildirmak üzere caminin yolunu tutar.Yine her zamanki gibi dualarini,ayetlerini okumaya baslar.Ortalik sessiz,herkes Allah askiyla duasini ederken Ahmet kendini tutamaz ve osurur.Herkes kahkalarla gülmeye baslar.Atilan kahkalar bütün köye yayilmistir.Ahmet ne yapacagini bilemez.Utancindan yerin dibinde yer olsa oraya da girecek.insan içine çikamiyor.En sonunda tayin istemekten baska bir çözüm yolu bulamaz.Aradan uzun seneler geçer.Ahmet içindeki köy özlemini yenemeyerek kendi kendine : <BR>
-"Olayi ben bile hatirlamiyorum köydekiler de unutmustur"<BR>
der ve kendini köyün yolunda buluverir. <BR>
Köye vardiginda bir çocukla karsilasir onunla koyu bir muhabbete dalarlar. <BR>
imam:<BR>
 - "Sen kaç yasindasin evladim?" <BR>
Çocuk:<BR>
 - "imam osurdugunda 3 yasimdaymisim..."
]]></description>
</item>

<item>
<title>Sincap</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=315 </link>
<description><![CDATA[Temelle Dursun  afrikanin  derewaba  parkinda  dolasirken dursun temele "buranin   Hayvanlari çok kiymetli  kimse parktan disariya çikaramaz" demis Temelde "ben çikaririm"  derken önlerinde bir sincap firlamis temel hemen vakit kaybetmeden sincabin pesine düser ve  yakalar apis arasina saklayip parktan sessiz sedasiz cikarlar dursun "helal olsun  temel abi bravoo"  derken  temel sincabi çikarip öldürmüs !!! dursun  "neyaptin abi!"  temel"ya ben bunu içeri koyunca içerdeki sapi dal  sandi heralde basladi  oynamaya neyse bisey demedim sonra kovuga girip cikmaya basladi bunada birsey demedim dusun "da peki abi niye öldürdün hayvani"  "yaa bu tasaklarimi ceviz sandi!! basladi oynamaya tamam  yine  bisey  demedim ama cevizleri kovuga sokmaya ugrasinca öldürdüm" !!!!
]]></description>
</item>

<item>
<title>Mutlu evliligin sirri</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=316 </link>
<description><![CDATA[Adamin biri evlenmeye karar vermis,60 yildir evli ve çok mutlu dedesine mutlulugunun sirrini sormak için köyünün yolunu tutmus..<BR>
DEDESi  BAK EVLAT DEMiS<BR>
Babaanneni evlendigimiz gün esegimle biraz gezdireyim dedim..<BR>
köyden bayagi açildik,birdenbire bi firtina patladi,esegin inadi tutmazmi!!! nuh diyor peygamber demiyor yerinden milim kipirdamiyor..babaannen basladi vir vir vir  ne olacak simdi niye geldik sanki vs vs..esege döndüm dedimki bak esek bu biiiirrrrr,esekte yine tik yok..çektim tabancayi esegin kafasina oracikta siktim..babaannen dehset içinde naptin senn öldürdün esegi,simdi biz nasil geri dönecegiz be adam diye gene vir vir vir..sonra babaannene döndüm dedimki..bak hanim bu biiiirrr<BR>
iste o gün bu gündür gül gibi geçinip gidiyoruz... 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Irakli</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=317 </link>
<description><![CDATA[Bir Amerikali, bir Ingiliz ve bir Irakli barda oturmus içki içiyorlarmis. <BR>
<BR>
Amerikali içkisini bitirince bardagi havaya firlatmis, silahini cikarip bardaga ates edip parcalamis: <BR>
<BR>
"Bizde bardaklar o kadar ucuzdur ki biz Amerika'da ayni bardakla iki kere içki içmeyiz" demis. <BR>
<BR>
Ingiliz de bunun üzerine içkisini bitirip bardagi havaya firlatmis ve ates ederek bardagi parçalamis: <BR>
<BR>
"bizim Ingiliz kumsallarinda bardak yapacak cam için o kadar çok kumsal vardir ki, ayni bardakla iki kere içki içmeyiz" demis. <BR>
<BR>
Bunun üzerine Irakli da buz gibi sogukkanli bir sekilde içkisini bitirmis, bardagi havaya firlatmis, silahini çekip Amerikali ve Ingilizi vurup öldürmüs: <BR>
<BR>
"Bagdat'ta bu Ingiliz ve Amerikalilardan o kadar çok var ki, biz ayni adamlarla iki kere içki içmeyiz" 
]]></description>
</item>

<item>
<title>isemek</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=318 </link>
<description><![CDATA[Adamin teki bir bara gitmis. Tam otururken barmen bana bir  B..demeden barmen; Beklesene kardesim sanami bakacagim diger musterileremi diye terslemis. Aradan 1-2 dakika geçmis yine barmene barmen bana bir bira verirmisin demis. Barmen de al lan birani deyip masaya sertçe bardagi koymus.<BR>
Barmen bir dakika bakarmisin demis adam. Gene ne istiyorsun diye çikisarak gelmis.Adam sizinle bir iddaya girmek istiyorum demis ne iddasi demis barmen. Bakin demis adam; su barin sonuna bir likör bardagi koyacagim ve oturdugum sandalyemin üstüne çikip bardagin içine hiç saga sola bir damla damlatmadan iseyecegim. Seninle  1000 dolarina iddaya girmek istiyorum demis ve parayi çikartip masaya koymus. Barmen sasirip kem küm ederken adam barmene; sen biraz düsün ben bir tuvalete gidip geleyim demis. Barda oturanlar israrla iddaya gir iddaya gir damlatmamasi siçratmamasi imkansiz demisler. O sirada adam tuvaletten gelmis ve sormus evet iddaya giriyormusun? Barmen tamam demis kabul ediyorum.<BR>
   Adam bardagi barin sonuna koymus, gitmis sandalyesinin üstüne çikmis açmis fermuarini bardakilerin üstüne, barmenin suratina, barin heryerine isemis fermuari kapatip kendinden emin bir ifadeyle yerine oturmus. Barmen kazandigi 1000 dolarin sevinciyle siritarak adamin yanina gelmis; kaybettin kaybettin 1000 dolar kaybettin ama neden üzülmüyorsun? demis.Adam bak demis barmene; su tuvaletin yanindaki gurubu görüyormusun demis onlarla iddaya girdim dedim ki  simdi gidip su barmenin agzina yüzüne iseyecegim ve barmen gülecek. Sayende 5000 dolar kazandim sagol.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Yirmilik</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=319 </link>
<description><![CDATA[Adamin biri arabasiyla sehirler arasi yolda seyahat ederken trafik polisi durdurur. <BR>
"iyi Günler beyefendi, ehliyet ruhsat lütfen", der. <BR>
Adam: "Buyrun" der ve uzatir. <BR>
Trafik polisi bakar: "Yangin söndürücünüz var mi?" <BR>
Adam: "Var" der, gösterir. <BR>
Polis: "ilkyardim çantasi?" <BR>
Adam: "Var" der, yine gösterir. <BR>
Polis: "Zincir" diye sorar, adam gösterir. <BR>
"Takoz?" <BR>
"Var." <BR>
"Çekme halati." <BR>
"Var." <BR>
Polis dayanamaz:<BR>
- Mezdekenin kaseti der var mi lan?" der. <BR>
Adam güler "O da var" der, kaseti gösterir. <BR>
Polis:<BR>
- Tak o zaman teybe.<BR>
Adam takar, polis oynamaya baslar. Adam gülerek: "Memur bey, napiyosunuz" der. <BR>
Polis adama döner: <BR>
- Essek diilsin, bi yirmilik takarsin artik!<BR>
<BR>
<B>Site sahibi derki</B> Türkiye ile alakasi yoktur dimi arkadaslar.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Boru</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=320 </link>
<description><![CDATA[Fizikçi, matematikçi, kimyaci, jeolog ve antropologdan olusan bir heyet bir arastirma için arazide bulunmaktadir. Birden yagmur bastirir. Hemen yakindaki bir arazi evine siginirlar. Ev sahibi bunlara bir seyler ikram etmek için biraz ayrilir. Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanir. Soba yerden 1 m. kadar yukarda, altindaki dizili taslarin üzerindedir. Sobanin niçin böyle kurulmus olabilecegine dair bir tartisma baslar. <BR>
   Kimyaci: <BR>
    -Adam sobayi yükselterek aktivasyon enerjisini düsürmüs, böylece daha kolay yakmayi amaçlamis.<BR>
   Fizikçi: <BR>
    -Adam sobayi yükselterek konveksiyon yoluyla odanin daha kisa sürede isinmasini saglamak istemis.<BR>
   Jeolog:<BR>
    -Burasi tektonik hareketlilik bölgesi oldugundan herhangi bir deprem aninda sobanin taslarin üzerine yikilmasini saglayarak yangin olasiligini azaltmayi amaçlamis.<BR>
   Matematikçi: <BR>
    -Sobayi odanin geometrik merkezine kurmus, böylece de odanin düzgün bir sekilde isinmasini saglamis.<BR>
   Antropolog:<BR>
    - Adam ilkel topluluklarda görülen atese tapmanin daha hafif biçimi olan atese saygi nedeniyle sobayi yukariya kurmus. <BR>
  Bu sirada ev sahibi içeri girer ve ona sobanin yukarda olmasinin nedenini sorarlar. Adam cevap verir: <BR>
           - Boru yetmedi!!!!!!
]]></description>
</item>

<item>
<title>Firar</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=321 </link>
<description><![CDATA[Ufak bir suçtan hapse düsen Temel'in kogus arkadasi sik sik <BR>
hastalanmakta haftada bir doktora gitmektedir. <BR>
Adamin doktordan her gelisinde bir uzvu kesilmektedir. <BR>
Bir gün bacagi,sonra kolu,eli...Son gelisinde Temel kogus <BR>
arkadasinin kulagina egilir manali bir gülüsle: <BR>
-Uy!Hemserim sanmaki anlamayrum,baga öyle geliyoki <BR>
galiba sen kisim kisim firar edeysun...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Siraya Geç</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=322 </link>
<description><![CDATA[Bir adam sabah yürürken ilginç bir cenaze kafilesi farkeder; önde giden köpekli bir adam, arkasinda bir tabut ve 10 metre arkadan gelen bir baska tabut ve tek sira olmus yaklasik 200 adam. Tuhafina gider. Kafilenin basindaki adam kuskusuz cenazenin sahibidir, yanina yaklasir ve sorar; <BR>
-Beyefendi, bu üzüntülü gününüzde hatirlatmak istemem ama ölenler neyiniz oluyor?<BR>
Adam yanitlar:<BR>
- Öndeki karim arkadakide kayinvalidem.<BR>
- Vah vah basiniz sagolsun. Nasil oldu?<BR>
- Köpegim karima saldirip öldürmüs. Kayinvalidemde karima yardima gelmis onu da öldürmüs.<BR>
Adam biraz düsündükten sonra sorar;<BR>
- Beyefendi kopeginizi ödünç alabilir miyim?<BR>
- Siraya geç!
]]></description>
</item>

<item>
<title>Kaz</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=323 </link>
<description><![CDATA[Çok soguk bir kis günü padisah, tebdil-i kiyafet gezmeye karar vermis. Yanina basvezirini alip yola çikmis. Bir dere kenarinda çalisan yasli bir adam görmüsler. Adam elindeki derileri suya sokup, döverek tabakliyormus. Padisah, ihtiyari selamlamis: <BR>
"Selamunaleykum ey pir'i fani..." <BR>
"Aleykumselam ey serdar'i cihan..." <BR>
<BR>
Padisah sormus: <BR>
"Altilarda ne yaptin?" <BR>
"Altiya alti katmayinca, otuz ikiye yetmiyor..." <BR>
<BR>
Padisah gene sormus: <BR>
"Geceleri kalkmadin mi?" <BR>
"Kalktik... Lakin, ellere yaradi..." <BR>
<BR>
Padisah gülmüs: <BR>
"Bir kaz göndersem yolar misin?" <BR>
"Hem de ciyaklatmadan..." <BR>
<BR>
Padisahla basvezir adamin yanindan ayrilip yola koyulmuslar. Padisah basvezire dönmüs: <BR>
"Ne konustugumuzu anladin mi?" <BR>
"Hayir padisahim..." <BR>
<BR>
Padisah sinirlenmis: <BR>
"Bu aksama kadar ne konustugumuzu anlamazsan kelleni alirim." <BR>
<BR>
Korkuya kapilan basvezir, padisahi saraya biraktiktan sonra telasla dere kenarina dönmüs. Bakmis adam hala orada çalisiyor. <BR>
"Ne konustunuz siz padisahla..." <BR>
<BR>
Adam, basveziri söyle bir süzmüs: <BR>
"Kusura bakma. Bedava söyleyemem. Ver bir yüz altin söyleyeyim." <BR>
<BR>
Basvezir, yüz altin vermis. <BR>
"Sen padisahi, serdar-i cihan, diye selamladin. Nereden anladin padisah oldugunu." <BR>
"Ben dericiyim. Onun sirtindaki kürkü padisahtan baskasi giyemezdi." <BR>
<BR>
Vezir kafasini kasimis. <BR>
"Peki, altilara alti katmayinca, otuz ikiye yetmiyor ne demek?..." <BR>
<BR>
Adam, bu soruya cevap vermek için de bir yüz altin daha almis. <BR>
"Padisah, alti aylik yaz döneminde çalismadin mi ki, kis günü çalisiyorsun, diye sordu. Ben de, yalnizca alti ay yaz degil, alti ay da kis çalismazsak, yemek bulamiyoruz dedim." <BR>
<BR>
Vezir bir soru daha sormus... <BR>
"Geceleri kalkmadin mi ne demek?" <BR>
<BR>
Adam bir yüz altin daha almis. <BR>
<BR>
"Çocuklarin yok mu diye sordu… Var, ama hepsi kiz. Evlendiler, baskasina yaradilar, dedim..." <BR>
<BR>
Vezir gene kafasini sallamis. <BR>
"Bir de kaz gönderirsem dedi, o ne demek..." <BR>
<BR>
Adam gülmüs. <BR>
"Onu da sen bul..."
]]></description>
</item>

<item>
<title>Viagra</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=324 </link>
<description><![CDATA[Adam kendisi için aldigi Viagralarin papagani tarafindan yutulmus oldugunu farkeder. Papagani ates basmistir. Adam sinirlenerek atesi düssün, sogusun diye buzluga atar papagani. 4 saat sonra buzlugu açip papagana bakan adam, papaganin hala ter içinde oldugunu görür ve sasirir.<BR>
- "Ne oldu sana? Niye terledin? Saatlerdir buzluktasin"...<BR>
- "Lan bu donmus tavuklarin, donmus bacaklarini hiç ayirmaya çalistin'mi sen?"...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Domuz Eti Yemeyiz</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=325 </link>
<description><![CDATA[Seyh Samil esir düstügünde, Ruslar bu kahraman adama büyük saygi göstermis. Rus çari kendisini yemege davet etmis. Seyh Samil yemegi istahla yemis.<br>Kahramanligi kadar yemekteki istahi karsisinda da hayrete düsen çar:<br>-Adama bak, demis. Beni de yiyecek. Seyh Samil cevap vermis:<br>-Biz müslümaniz. Domuz eti yemeyiz.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Vosvos</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=326 </link>
<description><![CDATA[Adamin teki yeni bir araba almis.. Yolda gidiyormus.. 70-80 km civari.. Sonra yanindan jet gibi bi vosvos geçmis geçerkende vosvosun içindeki, adama bagirmis: <br>- Heyyyt koçum sen vosvosu biliyo musun?<br>Adamimiz sinirlenmis bu sözler üzerine ve basmis gaza 100 km ile gidiyor. <br>ilerde vosvosu görmüs ve gazlayip geçmis... 5 dk sonra yine vosvos jet gibi adamimizin yanindan geçmis, adam yine ayni sekilde.. <br>- Sen vosvos'u taniyo musun?? Adamimiz iyice kizmis.. <br>Kendi kendine "lan ne biçim araba almisim.. vosvos bile geçiyo bee" demeye baslamis..Ve basmis gaza... 150 km civarinda filan giderken dikiz aynasina bakmis yine ayni vosvos arkadan hizla geliyor. Yine ayni olaylar olmus. <br>Vosvosun soförü..: <br>- Sen biliyo musun vosvosu ha? demis.<br>Adam yine sinirlenmis aradan yarim saat filan geçmis, adam ilerde ayni vosvosun bir agaca bindirdigini görmüs.. Hemen durmus ve vosvosun söförünün yanina gitmis ve demis ki..: <br>- Bak görüyosun dimi o kadar hizli gitmenin sonucunu.. Bana ööle "vosvosu biliyo musun" diye laf atacagina önüne baksaydin ya.. <br>- Abi yanlis anlama, ben eger biliyorsan frenin nerede oldugunu soracaktim... 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Hadi Oradan</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=327 </link>
<description><![CDATA[Amerika'da bir fuar açilmisti. Fuarda zencileri beyaza dönüstüren bir makine tanitiliyordu. Denemek 10 dolardi. iki zenci fuari gezerken bu makineyi gördüler ve denemeye karar verdiler. Birinin 11 dolari digerinin ise 9 dolari vardi. 9 dolari olan arkadasina dönüp:<br>-Sen 1 dolarini bana ver, gidip birlikte beyaz olalim.<br>Arkadasi ise :<br>-Dur! Önce ben gireyim, deneyeyim. eger memnun kalirsam sana 1 dolarimi veririm, sen de beyaz olursun dedi. Anlastilar.<br>Zenci gidip makineye girdi ve bir süre sonra beyaz olarak çikti. Disarida kalan zenci duruma çok sevinmis olarak arkadasinin yanina gidip :<br>-Hadi 1 dolari ver, ben de beyaz olayim.<br>-Hadi oradan pis zenci!
]]></description>
</item>

<item>
<title>23 Nisan</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=328 </link>
<description><![CDATA[23 Nisan'da çocuk ögretmenine sorar: <BR>
- Ögretmenim 23 Nisan çocuklarin bayramidir degil mi? Ögretmen:<BR>
- Evet, diyerek soruyu cevaplar. Çocuk:<BR>
- Ögretmenim siz söylemistiniz; bayramlarda insanlar dinlenir ve birbirlerini ziyaret ederler degil mi? Ögretmen: <BR>
-Evet yavrum. Çocuk:<BR>
- Anlamadigim bir sey var? "Niye 23 Nisan`da en çok yorulan biz oluyoruz".<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Nane Nanee</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=329 </link>
<description><![CDATA[Bir otele yapilan baskinda bir sürü  fahise<BR>
yakalanmis. Baskinda yakalanan fahiseler o kadar<BR>
çokmus ki  karakola sigmamislar. Disarida sira<BR>
olmuslar. Tek tek ifadeleri aliniyormus.Yoldan geçen <BR>
yasli bir nine uzun kuyrugu görünce merak etmis ve<BR>
ordaki fahiselerden birine sormus:<BR>
"Bu ne kuyrugu evladim!" <BR>
Kizlardan biri dalga geçerek<BR>
"Nane sekeri kuyrugu nine!!" demis.<BR>
Nine mutlu olmus.<BR>
"Iyi çok severim, ben de alayim..."<BR>
Bu da girmis kuyruga. Polis herkesin ifadesini<BR>
aliyor ya, sira buna da gelmis tabiii. Polis memuru<BR>
karsisinda yasli basli kadini görünce sasirmis.<BR>
"Nine sen de mi yedin bu naneyi "<BR>
diye çikisinca yasli kadin hemen cevap vermis.<BR>
"Ah !! Bende nerde o dis evladim. Ben sadece emiyom."<BR>
<BR>
 <BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Esegin Sicili</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=330 </link>
<description><![CDATA[Zamanin birinde yasli bir amca esegi ile karayolunda agir agir ilerlerken yolda görev yapan trafik polislerince durdurulur ve kirmizi isik ihlali yaptigi söylenir bu sebebten ötürü ceza yazilacaktir trafik polisi yasli amcaya dönerek <br>- Amca kirmizi isik ihlali yaptin ceza yazacagim cezayi sanami yazayim yoksa esegemi.Esege yazarsam 3 kurus sana yazarsam 5 kurus nasil istersin ? <br>- Bana yaz oglum <br>-Amca anlamadin galiba sana yazarsam 5 kurus esege yazarsam 3 kurus <br>- Anladim oglum anladim.Esegin sicilini bozmayalim belki ilerde polis olur.der... 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Bu Biiirrr</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=331 </link>
<description><![CDATA[Çocuk dedesine sormus: <br>-Dede ninem ile kaç yildir evlisin? <br>-40 yildir evlat <br>-Peki ama dede, ben sizi hiç kavga ederken görmedim bunun sirri nedir? <br>-Otur evlat anlatayim... Nikahimiz kiyildi. Benim at arabasina ninenin üç-bes esyasini attik ve bizim köyün yolunu tuttuk. Yolda atin ayagi tökezlendi. 'Bu bir' dedim. Yola devam ederken bir daha tökezlendi, ben yine 'Bu iki' dedim. Köye de epey yolumuz vardi. Bizim atin ayagi bir daha tökezleyince 'Bu üç' dedim ve çektim pistovu, ati orada vurdum. Ben ati vurunca basladi bana söylenmeye: <br>Biz nasil gidecegiz. Niye durup dururken ati vurdun. Sende hiç akil yok mu? Bu esyalari nasil götürecegiz? <br>Ben de döndüm ninene: <br>"Bu biiirrr" dedim. <br>O gündür bu gündür, gül gibi geçinip gidiyoruz.... 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Zayiflama Metodu</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=332 </link>
<description><![CDATA[- Karim zayiflamaya karar verdi.<br>- Peki bunun için ne yapiyor?<br>- On gündür, her sabah üç saat ata biniyor.<br>- Su anda durum nasil?<br>Adam, hüzünle basini egdi:<br>- At, bes kilo zayifladi.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Akilli Esek</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=333 </link>
<description><![CDATA[Milletvekilinin biri bir köyü gezerken, bagli oldugu degirmeni döndüren bir esek görmüs.<br>Yanindaki köylüye sormus:<br>-Bu esegin boynundaki zil ne ise yariyor ?<br>-Efendim, demis köylü. O zil sustugunda esegin durdugunu anliyorum. Müdahale edince tekrar harekete basliyor.<br>-Akillica ,demis vekil. Peki esek oldugu yerde durupta basini saga sola sallarsa nereden anlayacaksin durdugunu?<br>-Anlayamam ama, ne gezer efendim sizin gibi akilli esek buralarda...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Cenaze Arabasi Soförü</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=334 </link>
<description><![CDATA[Taksiye binen müsteri soföre bir sey sormak için hafifçe omuzuna dokunur. Soför bir çiglik atip, direksiyonun kontrolünü kaybeder, bir otobüse çarpmak üzere iken direksiyonu kirar, kaldirima çikip, bir vitrinin önünde arabayi durdurur ve arkaya dönüp müsteriye:<br>"Bir daha bunu yapmayin!" diye bagirir. <br>Müsteri ise sakinlikle bir ufacik dokunmanin onu bu kadar korkutup siçratacagini düsünemedigini söyler.<br>Bu arada kendini toparlamis olan soför, müsteriye dönüp: <br>"Haklisiniz, aslinda sizin kabahatiniz yok. Bugün benim ilk taksi soförlügüm. 25 senedir cenaze arabasi soförüydüm"
]]></description>
</item>

<item>
<title>Prensibimdir</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=335 </link>
<description><![CDATA[Memur ise girmis. Ay basinda maasini alinca bir de ne görsün zarfta 100 milyon fazla var. Sesini çikarmamis, parayi bir güzel harcamis. Bir sonraki ay gelince bu seferde zarfta 50 milyon eksik çikmis. Memur köpürmüs:<br>- Maasim 50 milyon eksik böyle hatayi kabul etmem, diye bagirinca<br>- Peki 100 milyon fazla aldigin zaman niye sesini çikarmadin, diye sormuslar.<br>- Prensibimdir ilk hatayi affederim
]]></description>
</item>

<item>
<title>Bil Bakalim</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=336 </link>
<description><![CDATA[Sakaci pilot inis yaparken, kuleye her seferinde "bilin bakalim ben kimim?" der. Kuledekiler çok sinir olur. Bir gece pilot yine: <br>"Bilin bakalim ben kimim?" der. Kuledekilerde isiklari söndürür.<br>"Bil bakalim pist nerde?"
]]></description>
</item>

<item>
<title>iki Hirsiz</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=337 </link>
<description><![CDATA[iki hirsiz, Londra'nin en büyük bankasini soyarlar. Soluk soluga eve gelince, biri arkadasina der ki: <br>"Su paralari bir sayalim bakalim, ne kadar paramiz oldu?"<br>Öbürü gayet sakin cevap verir: <br>"Sunun merakina bak! Böyle zor islerle kendini ne yoruyorsun? Yarinki gazeteler ne kadar oldugunu muhakkak yazacaklar, aliriz bir gazete, olur biter!"
]]></description>
</item>

<item>
<title>Elektrikçi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=338 </link>
<description><![CDATA[Birgün kapi çalinmis. içerdeki papagan; "Kim o?" demis. Kapidaki; "Elektrikçi" demis. içerden ses çikmayinca elektrikçi tekrar zile basmis. Papagan yine sormus; "Kim o?" Adam tekrarlamis; "Elektrikçi". içerden yine ses çikmamis ve bu böyle devam etmis. Sonunda zavalli elektrikçinin kalbi buna dayanamamis ve oracikta yigilip kalmis. Bir süre sonra ev sahibi gelmis. Tam kapiyi açacagi sirada isiklar sönmüs ve kadinin ayagi birseye takilmis. Kadin; "Kim o?" demis. içerden bir ses; "Elektrikçi!!!"
]]></description>
</item>

<item>
<title>Onu Dul Birakma</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=339 </link>
<description><![CDATA[Adam karisini o kadar çok seviyor ki, her aksam yatarken onun için söyle dua ediyor; "Allah'im&#8230; Onun basi agirmasin, benimki agirsin&#8230; Onun bir yeri kirilmasin, benimki kirilsin&#8230; O üzülmesin, ben üzüleyim&#8230;" Son olarakta da söyle diyordu; "Allah'im&#8230; Onu dul birakma, beni dul birak&#8230;"
]]></description>
</item>

<item>
<title>Dua</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=340 </link>
<description><![CDATA[Bir gün bir baba oglunu dua ederken duyar. "Allahim sen annemi, babami, ablami, ninemi ve beni koru" diye. Adam çocugun dedesini unuttugunu düsünür ama çocuga bunu söylemez. Ertesi gün dedeyi araba ezer ve dede ölür. Bir kaç gün sonra baba yine duyar "Allahim sen annemi, babami,ablami ve beni koru" diye. Bu sefer nineyi unutur ve ertesi gün nine merdivenlerden düser boynu kirilarak ölür. Bir kaç gün sonra çocuk yine dua eder "Alla him sen annemi, ablami ve beni koru" diye. Baba kendisinin unutuldugunu fark eder ve ertesi gün basina birsey gelmemesi için her adimini çok dikkatli atar. Aksam eve gelince karisina sorar "Hanim bugün ben isteyken neler oldu?" diye. Karisi "Bizde bir sey olmadi ama postaci öldü!!!"
]]></description>
</item>

<item>
<title>Tüm Ülke issiz</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=341 </link>
<description><![CDATA[Uluslararasi Cerrahlar Konferansi bittikten sonra bir Amerikali, bir ingiliz, bir de Türk cerrah birlikte bir seyler içmeye giderler.<br>ingiliz baslar anlatmaya; "Geçen gün bir is kazasi geçirmis birini getirdiler. Adam presin içine sikismisti. Sadece sol küçük parmagi vardi. Bizim elemanlarimiz öyle iyi çalistilar ki, önce parmaga bir el, sonra kol, sonra da vücut yaptilar. Adam taburcu olunca o kadar verimli bir isçi oldu ki onun yüzünden 5 isçi, issiz kaldi." Amerikali söz alir; "Bana ise geçen gün saç getirdiler. Adam nükleer reaktörün içinde kalmis. Sadece saçi vardi. Oldukça iyi bir çalisma ile önce saça bir bas, sonra vücut vs yaptik. Adam taburcu oldugunda o kadar verimli oldu ki, onun yüzünden 20 kisi issiz kaldi. Türk söz alir; "Geçen yolda gidiyordum. Bir de baktim, yerde bir tik vardi ve kendi kendine atiyordu. Hemen yerden alip çantama koydum. Laboratuvara gidip önce o tike uygun bir göz, sonra o göze uygun da bir bas, o basa uygunda bir vücut yaptik. Ortaya bir adam çikti. O kadar verimli oldu, o kadar verimli oldu ki, bütün ülke onun yüzünden simdi issiz...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Isigi Gören Çikiyor</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=342 </link>
<description><![CDATA[Bir adam, çocugu olacak diye çok seviniyormus. Adamin karisi gebe kaldiktan sonra adam çok sevinmis ve kadin hastaneye doguma gitmis. Adam kapinin önünde beklerken, hemsire çikmis:<BR>
"Bir oglunuz oldu" demis.<BR>
Adam deli gibi mutlu olmus. Ama tam bu sirada hemsire çikmis:<BR>
"ikiziniz oldu" demis.<BR>
Adam ona da sevinmis ama ardi arkasi kesilmemis. Üçüz, dördüz derken, adam içeri dalmis: "Kapatin su deligi, isigi gören çikiyor!"
]]></description>
</item>

<item>
<title>Yumurta</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=343 </link>
<description><![CDATA[iskoçyalinin tavugu ingiliz'in bahçesine yumurtlamis. Biri:<BR>
- Tavuk benim, yumurta da benimdir, diyor. Digeri:<BR>
- Benim bahçem, yumurta da benimdir.<BR>
En sonunda iskoç:<BR>
- Bu böyle sürer gider. En iyisi birbirimize birer tekme atalim. Yerde en kisa süre kalan yumurtayi alsin.<BR>
ingiliz de kabul ediyor. iskoç'un önce tekme atmasina karar veriyorlar. iskoç en agir postallarini giyip geliyor. iyice bir abanip ingiliz'in bacaklarinin arasina bir tekme atiyor.<BR>
ingiliz yarim saat sonra ancak kalkabiliyor. ingiliz tam tekmeyi atmak için hazirlaniyorken, iskoç yumurtayi uzatiyor: <BR>
- Al senin olsun, bir yumurta için degmez.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Kedilerin Mutlulugu</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=344 </link>
<description><![CDATA[Büyük bir kedi, kuyruguyla oynayan küçük bir kediye sormus: <BR>
"Neden kuyrugunu kovaliyorsun?" <BR>
Yavru kedi yanit vermis:<BR>
"Bir kedi için en güzel seyin mutluluk, mutlulugun da kuyrugum oldugunu ögrendim. Bu nedenle onu kovaliyorum, yakaladigimda mutluluga kavusacagim."<BR>
Bunun üzerine yasli kedi söyle demis:<BR>
"Gençken ben de mutlulugun kuyrugum olduguna karar vermistim. Ama sunu farkettim; ne zaman onu kovalasam benden uzaklasiyor, ne zaman kendi isime baksam hep pesimden geliyor."
]]></description>
</item>

<item>
<title>Taksimetre</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=345 </link>
<description><![CDATA[Taksinin yokusta frenleri patlamis, müthis bir hizla asagi iniyor.<br>Kayseri'li müsteri bagirmis.<br>-Durdur su arabayi.<br>Soför panik içinde haykirmis.<br>-Durduramiyorum!<br>-O zaman taksimetreyi durdur hiç degilse
]]></description>
</item>

<item>
<title>5 Litre Yeter</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=346 </link>
<description><![CDATA[Amerika'da adamin biri isine giderken birden anormal bir trafigin içine düser, ama trafik bir santim bile kipirdamamaktadir. <BR>
Bir süre sonra aracinin yan camina birisinin tikladigini farkeder ve cami açar.<BR>
- Ne var acaba?<BR>
- Teröristler Bush'u yakaladilar. Eger 1 milyar dolar verilmezse, üstüne benzin döküp yakacaklarmis. <BR>
- Haa simdi anladim bu trafigi... <BR>
- Ya iste onun için, herkesten biraz yardim topluyoruz. <BR>
- insanlar ne kadar veriyor ortalama olarak? <BR>
- Valla yaklasik 5'er litre...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Güvenli is</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=347 </link>
<description><![CDATA[Dört ayda besinci isini degistiren adam son girdigi sirkette depo görevlisi olarak ise baslar. ilk haftanin sonunda yükleme yapilirken adam kullandigi yükleyicinin kontrolünü yitirerek bazi mallarin zarar görmesine neden olmur. Bunu gören depo sahibi yanina gelerek adama, zararin tazmin edilmesi için zarar karsilanana kadar maasinin %10'unun kesilecegini söyler. Adam bunu duyunca gülmeye baslar. Patron sasirir, adam sorar: "Ne kadar sürer bu zarari karsilamam sizce?" "Yaklasik 8 ay sonunda zarari kapamis olursun." "Çok güzel. Nihayet sürekli ve güvenli bir is bulabildim!"
]]></description>
</item>

<item>
<title>Heykelin Yasi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=348 </link>
<description><![CDATA[Bir ingiliz turist Misir'daki Tutankamun heykelini ziyaret ederken, orada bulunan müze tercümani gence sorar:<BR>
- Bu heykelin yasi kaçtir?<BR>
Memur cevap verir:<BR>
- Dört bin bir sene, alti ay, on gün...<BR>
Turist çok sasirmistir, hemen sorar:<BR>
- Bu kadar ince bir hesabi, buralarda, hangi teknikle bulabiliyorsunuz?<BR>
Tercüman kendinden emin bir eda ile cevap verir:<BR>
- Teknik falan degil, ben burada ise basladigimda bunun dört bin senelik oldugunu söylemislerdi. Ben ise burada bir sene, alti ay, on gündür çalisiyorum. Ne eder?
]]></description>
</item>

<item>
<title>Yanimda Kiliyodu</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=349 </link>
<description><![CDATA[Memleketin tekinde 3 kere camiye gitmeyeni idam ediyolarmis. Ama bu arada idam edilmeden önce 3 dilegini yerine getiriyolarmis. Adamin teki 3 kere gitmemis. idam edilmeden önce sormuslar; <BR>
-"1. dilegin ne?" <BR>
Adam;<BR>
-"Vezirin karisini s...cem"<BR>
demis. Vezir:<BR>
-"Olmaz"<BR>
dese de padisah;<BR>
-"Mecbur"<BR>
demis. Daha sonra <BR>
-"2. dilegin ne?"<BR>
demisler. Adam;<BR>
-"Padisahin karisini s....cem"<BR>
demis. Padisah<BR>
-"Hayir"<BR>
demis. Ama herkes itiraz edince mecbur kalmis.<BR>
-"Son dilegin ne?"<BR>
demisler. Adam, bi vezirin g..üne bakiyomus, bi padisahin. Vezir bakmis g.t elden gidiyo; <BR>
-"Ben bunu sanki camide gördüm gibi geldi" <BR>
demis. Padisah da ordan<BR>
-"Ne gibisi lan! Yanimda kiliyodu"<BR>
demis.<BR>
<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Mantik</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=350 </link>
<description><![CDATA[Iki rahibe varmis, biri matematikçi, biri mantikli... Bunlar bir aksam karanlikta kiliseye dönerlerken matematikçi rahibe, mantikli olanina dönerek, “yaklasik 20 dakikadir bir adam bizi takip ediyor ve gittikçe yaklasiyor su anda aradaki mesafe 50 metre” der. Bunun üzerine mantikli rahibe bunun tek mantikli açiklamasi olabilecegini ve adamin kendilerine tecavüz edecegini ve daha hizli yürümeleri gerektigini belirtir. Rahibeler daha hizli yürümeye baslarlar. 2 dakika sonra matematikçi rahibe:<BR>
- Adam da hizlandi ve aradaki mesafeyi kapatiyor, su anda 30 metre arkamizda... O zaman mantik olarak kosmamiz gerekir.<BR>
Rahibeler kosmaya baslar ve 3 dakika sonra matematikçi rahibe:<BR>
- O da kosuyor ve arayi kapatiyor. Su anda mesafe 10 metre... O zaman mantik olarak bizi yakalayacak. Birimiz saga, digerimiz sola saparak kiliseye ulasmaya çalisalim. En az birimiz kurtulur.<BR>
<BR>
Ve matematikçi saga dogru, mantikli sola dogru kosmaya baslar. Matematikçi 20 dakika sonra kiliseye ulasir ve telas içinde beklemeye baslar. Aradan 40 dakika geçtikten sonra mantikli rahibe gelir.<BR>
- Matematikçi sorar; Ne oldu ne yaptin?<BR>
- Adam beni takip etti. Artik mesafe üç-bes adima kadar azalmisti, mantik olarak daha fazla kosmanin anlami yoktu...<BR>
- Eeee?<BR>
- Mantik olarak ben durdum, adam da durdu.<BR>
- Sonra...<BR>
- Mantik olarak ben etegimi kaldirdim, o da pantolonunu indirdi.<BR>
- Peki daha sonra?<BR>
- Daha sonra ne olacak. Etegini kaldirmis bir rahibe, pantolonunu indirmis bir adamdan DAHA HIZLI KOSAR!
]]></description>
</item>

<item>
<title>Han</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=351 </link>
<description><![CDATA[Bir gün Sultan ibrahim Edhem sarayinda oturmus, görevlileri de huzurunda saf kurmuslardi. Derken elinde keskül ve asâsiyla bir dervis çikageldi. Saraya girmek istiyordu.<br>Görevliler sordular:<br>-ihtiyar, nereye gidiyorsun?<br>-Bu hana gitmek istiyorum.<br>- Burasi han degil, Belh sultaninin sarayi.<br>- Hayir, handir.<br>Sultan konusmalari duyunca dervisi yanina çagirdi.<br>- Ey dervis! Burasi benim sarayim. Neden han diyorsun buraya?<br>- Ey ibrahim! izin verirsen sana birkaç soru soracagim. Bu saray ilk önce kimindi?<br>- Dedemin.<br>- Deden ölünce kime kaldi?<br>- Babama.<br>- Baban ölünce kime kaldi?<br>-Bana.<br>- Sen ölünce kime kalacak?<br>- Ogluma.<br>- Ey ibrahim! Birinin girip birinin çiktigi yer han degil de nedir?
]]></description>
</item>

<item>
<title>Hangisini istersin</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=352 </link>
<description><![CDATA[Bir gün Gazneli Mahmut sirtinda diken tasiyan zayif mi zayif bir ihtiyar gördü. Haline aciyip "ihtiyar! Su sikintidan kurtulmak için iki üç altin mi istersin, bir esek mi ? iki üç koyun mu, bir bag mi? Dile benden." dedi.<br>- Altini ver, belime sarayim. Esege binip koyunlari önüme katayim. Baga gidip ömrümün sonunda duacin olayim.<br>Sultan bu cevabi begendi ve ihtiyarin dileklerini yerine getirdi.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Hosgelmis</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=353 </link>
<description><![CDATA[Sagirin biri hasta ziyaretine gidiyor, hem yürüyor hem düsünüyordu:<br>-Hastanin basucuna oturunca "Nasilsin?" diye sorarim. "iyiceyim" diyecektir. "Ne yiyorsun?" diye sorarim. "Falan filan " diyecektir. "Doktorun kim?" diye sorarim. "Filanca" diyecektir&#8230;<br>Hastanin basina geldi; egilip sordu:<br>- Nasilsin?<br>- Ölüyorum!<br>- Elhamdülillah! Neler yiyorsun?<br>- Zikkim!<br>- Afiyet olsun! Doktorun kim peki?<br>- Azrail!<br>- Hosgelmis!..
]]></description>
</item>

<item>
<title>Salaklik Listesi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=354 </link>
<description><![CDATA[At saticilari padisaha bir kaç at gösterdiler. Padisah atlari begenip satin aldi ve yine at getirsinler diye bin tümen de pesinen verdi.<br>Bir gün padisah vezirine dedi ki:<br>- Memleketteki bütün salaklarin adini yaz getir bana.<br>- Önceden yazmistim efendim. Listenin basinda da zâti-devletlilerinin adi var.<br>- Neden o?<br>- At satanlara  tanimadan etmeden para verdiniz. Salaklik degil de nedir bu?<br>- Peki, ya at saticilari atlari getirirlerse ne olacak?<br>- O zaman isminizi silip, onun yerine at saticilarinin adini yazarim!
]]></description>
</item>

<item>
<title>Kim Mutlu?</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=355 </link>
<description><![CDATA[Sadece erkeklerin katildigi bir ziyafette ev sahibi sordu:<br>- Karisindan memnun olmayan varsa, ayaga kalksin.<br>Bir kisi disinda herkes ayaga kalkti. Ev sahibi adama dönüp :<br>- Masallah, masallah! Ne mutlu size ki karinizdan memnunsunuz!<br>- Yok canim. Karim bugün ayagimi kirmasaydi, sizden önce kalkardim!
]]></description>
</item>

<item>
<title>Kim Obur</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=356 </link>
<description><![CDATA[Padisah veziriyle oturmus hurma yiyor, çekirdeklerini de vezirin önüne atiyordu. <br>Hurmalar bitince padisah vezire "Önündeki çekirdeklere bak. Ne kadar obursun!" dedi. Vezir altta kalir mi? Cevabini verdi hemen: "Hünkârim; obur ona derler ki önünde ne hurma birakir ne çekirdek!" dedi.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Hafizanin Böylesi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=357 </link>
<description><![CDATA[Kagida bakarak ezan okuyan bir müezzine sordular:<br>- Yazacagin yerde ezani ezberleyip okusan olmaz mi?<br>- Gidin, kadiya sorun.<br>Kadiya gittiler ve "Selamün aleyküm" dediler.<br>Kadi bir kagit çikarip uzun uzun baktiktan sonra "Ve aleyküm selam" dedi.<br>Bunun üzerine müezzini mazur görüp kadinin huzurundan çiktilar.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Üç Kafadar</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=358 </link>
<description><![CDATA[Isfahanli, Sirazli ve Kasanli birlikte seyahat ediyorlardi ama ceplerinde metelik yoktu. Acikinca bir lokantaya girdiler. Yemekten sonra Isfahanli yerinden kalkip lokantaciya gitti ve "Paramin üstünü verir misiniz?" dedi. Daha parasini bile almamis olan lokantaci sinirlenerek "Bana para vermedin ki üstünü isteyesin!" diye bagirdi. Herkes baslarina üsüstü. Birisi lokantaciya "Bir daha düsün. Belki parayi almissindir" derken Sirazli yanlarina geldi ve "Ben yemek parasini öderken bu biçare Isfahanli da parasini veriyordu" dedi. Lokantaci bu kez onunla da verdiydin vermediydin davasina basladi. Tam bu sirada Kasanlinin lokantanin ortasina oturmus agladigini gördü. "Ne oldu? Niye agliyorsun böyle ?" diye sorduklarinda "Neden aglamayayim; benim paramin da üstüne yatmasindan korkuyorum!" dedi.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Sakin Evlenme</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=359 </link>
<description><![CDATA[Ticaret için o sehir senin bu sehir benim dolasan çirkin ve köse bir adam anlatiyor :<br>Vaktiyle Isfahan'daydim. Bir gün bir sokaktan geçerken süslü püslü bir kadin yanima gelip "Nerelisin kardes?" diye sordu. "Kasanliyim; ticaretle ugrasirim" dedim.<br>"Kasan'dan güzel ve akilli delikanlilar çikar " dedi ve "siz evli misiniz?" diye sordu.<br>Kadinin bana asik oldugunu sandim. Çünkü simdiye kadar hiç nasibim çikmamisti. Hosuma gitti ve "Hayir, evlenmedim. Bu ilginizin sebebini sorabilir miyim?" diye sordum.<br>Kadin "Maksadim Allah'a hizmet.  Simdiye kadar evlenmedinse, Allah askina sakin evlenirim deme!" dedi.<br>"Neden?" diye sordugumda " Aman yeryüzünde neslin kalmasin! Çünkü bu halinle senden dogacak nesil adama benzemez de ondan !" diye cevap verdi.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Niyetim Yok</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=360 </link>
<description><![CDATA[iki deli konusuyorlardi.<br>- Dünyadaki bütün mücevherleri ve elmaslari satin almak istiyorum.<br>- Bosuna heveslenme; satmaya hiç niyetim yok!
]]></description>
</item>

<item>
<title>Neden Saçlarin Gür?</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=361 </link>
<description><![CDATA[Çocuk annesine sordu:<br>- Annecigim, babamin saçlari neden dökülmüs?<br>- Çok düsündügü için.<br>- Peki neden senin saçlarin bu kadar gür?<br>- Hadi bakalim, yemegini ye de git yat!
]]></description>
</item>

<item>
<title>Ders Tarih Olunca</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=362 </link>
<description><![CDATA[Nadir o gün son saatteki Tarih dersine kadar siniftaydi. Ama tarih dersinde ögretmen Safevîlerin çöküsünü anlatmaya baslayinca birdenbire hastalandi ve disari çikti. Dersin sonuna dogru sinifa dönünce ögretmen sordu:<br>- Ne zamandan beri yoktun sen?<br>- Safevîlerin çöküsünden beri ögretmenim!
]]></description>
</item>

<item>
<title>indirim</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=363 </link>
<description><![CDATA[iki dilenci yakin aralikla kaldirima oturmus dileniyorlardi. Hayirseverin biri dilencilerden birine bir sikke verecekti ki öteki dayanamadi:<br>- Beyim, sadakayi bana verirseniz, indirim yaparim!
]]></description>
</item>

<item>
<title>Patlat bogulsun ölsün</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=364 </link>
<description><![CDATA[Kadinla kocasi plaja giderler.kadin orada arkadaslarinin doktor doktor diye seslendigi yakisikli bir gence kafayi takar.ne yapayimda ben bu doktorla yatayim diye plan kurmaya baslar.denizde yüzerken kocacim kocacim yetis diye seslenir,kocasi gelir ne oldu diye soruncada yüzerken mima bir yengeç girdi ne yapacagim diye sizlanmaya baslar,kocasi nasil olur falan derken kadin bak su genç doktormus sor bakalim nasil çikaracagiz der,adam doktora utana sikila yanasir durumu anlatir<BR>
,doktor su odada bir bakalim bi seyler yapabilecekmiyiz diye adamla kadini bir odaya alir kadini yatirir,muayene eder herhangi birsey göremez,adama derki ilaçlik bir durum yok ama esinle cinsel iliskiye gir eger yengeç seninkinin kafasini tutarsa hizla disariya çikarirsin yengeçte çikar,adam ürperir aman doktor der ben nasil yapacagim ben korkarim siz doktorsunuz siz yapin der,doktor çaresiz mayosunu indirir kadin zevkten dörtköse kadina organini sokar eger tutarsa tuttu deyin diye tembihler.kadin tuttu tuttu diye seslenir doktor tam çikaracak kadin birakti birakti,doktor tekrar hamle kadin tuttu tuttu  tam çekecek birakti hareketler hizlanmaya baslamis,tuttu birakti bakmis adam is ciddi<BR>
 sakayla karisik karisi gidiyor dayanamamis bagirmis doktor patlat .mina kodugum yengeci bogulsun ölsün ....
]]></description>
</item>

<item>
<title>Peliador</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=365 </link>
<description><![CDATA[Aslan bir süre için karsidaki ormana ziyaret yapaacakmis. hayvanlara toplanmalarini yerine vekil seçecegini duyurmus, bütün hayvanlar toplanmis, aslan bir kayanin üzerine çikmis hayvanlara seslenmis ben bir süre ormandan ayrilacagim, bu süre içinde can dostum tilki size krallik yapacak onun emrinden çikana gelince hesap sorarim diye kükremis ve yola koyulmus.Ertesi gün tilki ormanda gezerken bakmis bir çakal gidiyor,yanasmis ve ona bir parmak atmis,çakal hisimla dönmüs bakmis kral vekili tilki sesini çikaramamis. Tilki az ilerdede bir kurt görmüs sessizce yaklasmis bir parmakta kurda atmis kurt hisimla dönmüs bakmis kral vekili tilki sesini çikaramamis. Tilki havali havali yürümeye devam ederken bakmis bir ayi yine sessizce yaklasmis bir parmakta ayiya atmis,ayi hirsla geriye dönmüs tilkiyi söyle bir tutmus çevirmis arkasini  tilkiyi bir güzel al takke ver külah yaptiktan sonrada firlatip atmis tilki cani yanmis sekilde kalkmis ayaga:<BR>
-Allahin ayisi bir kez olsun da toplantiya katil be...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Hiç arkadasin kalmayacak</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=366 </link>
<description><![CDATA[Kadin her gün kocasi evden çikar çikmaz asigini içeri aliyormus. Haliyle kocasi günlerden sonra kuskulanmaya baslamis ve ise gidiyor gibi yapip evin önünde pusu kurmus.<BR>
Süpheleri dogru çikmis. Adami görmüs ama yüzünü tam görememis. Biraz bekledikten sonra eve hizla girmis. Bir bakmis ki en karisinin yaninda yatan en yakin arkadaslarindan biri. Çekmis silahini adama dogru, öldürecek.<BR>
Karisi;<BR>
- ''Bak son kez söylüyorum böyle yapmaya devam edersen hiç arkadasin kalmayacak''.
]]></description>
</item>

<item>
<title>4 kere</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=367 </link>
<description><![CDATA[Temel bir is için istanbul'a gitmis.Haliyle bir aksam da genelev ziyaret etmis.Kadini seçmis.Odaya çikmislar.<BR>
Temel <BR>
- Fiyatin nedir?<BR>
diye sormus.<BR>
Kadin bununla dalga geçmek için:<BR>
- Yatakta 4 milyon yerde 1 milyon.<BR>
demis.<BR>
Temel de çikarmis cebinden 4 milyon,baslamis soyunmaya. <BR>
Kadin da:<BR>
- Ne o,yatakta mi yapmaya karar verdin. demis.<BR>
Temel de:<BR>
- Yoo Yerde 4 kere yapcam.<BR>
demis
]]></description>
</item>

<item>
<title>Bir harf için..</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=368 </link>
<description><![CDATA[Adamin biri birgün evine geliyor ve karisini yatakta çirilçiplak buluyor.<BR>
Karisina;<BR>
- ''Kadin bu ne hal?''.. diye soruyor.<BR>
Kadin tuhaf tuhaf bakinca, etrafi aramaya basliyor ve gardiropta çirilçiplak bir adam buluyor. <BR>
Adama;<BR>
- ''Sen de kimsin'' diye sorunca, <BR>
Adam;<BR>
- ''Abi ben camciyim'', diyor...<BR>
Koca;<BR>
- ''Ne camcisi ulan?''..<BR>
Adam;<BR>
- ''Ne yani abi simdi bir harf için tartisacak miyiz?''...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Gel Bir de Beni Yap</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=369 </link>
<description><![CDATA[Askeriyede 15 tane asker ve bu askerlerin basinda 1 komutan vardir. Bu 15 tane askerlerden 14 tanesi her hafta sonu kerhaneye giderler ama nedense o 1 asker gitmezmis. Bir hafta böyle iki hafta böyle sonunda bu durumu anlayan komutan o gitmeyen askere sorar;<BR>
- ''Oglum bak ne güzel arkadaslarin her hafta sonu kerhaneye gidiyorlar peki sen niye gitmiyorsun'' diye sorar.<BR>
Asker;<BR>
- ''komutanim ben böyle seyleri sevmem, hoslanmam'' falan der. <BR>
Komutan;<BR>
- ''Eger oglum bak paran falan yoksa ben vereyim'' dedikten sonra cebinden para çikarir ve askere hadi sende git bakayim der ve asker yola koyulur. Aradan yarim saat falan geçtikten sonra karsisina 18-20 yaslarinda bomba gibi bir kiz çikar ve onu ayarlayip *iker ve tekrar yola koyulur derken yine yarim saat sonra karsisina 40-45 yaslarinda bir kadin çikar ve onuda ne yapar yapar *iker ve tam asker askeriyeye geri dönerken bu sefer 85-90 yaslarinda bir kadin çikar ve onuda *iker neyseki sonunda asker çok yorulur ve herkesten önce askeriyeye geri döner ve dogru komutanin yanina gider ve verdigi parayi iade eder. <BR>
Komutan sorar;<BR>
- ''Ne oldu oglum gitmedinmi''. <BR>
Asker; <BR>
- ''Gittim''.<BR>
Komutan;<BR>
- ''Eeee gittiysen bu para ne''.<BR>
Asker;<BR>
- ''Komutanim ben o isi belese yaptim'' der. <BR>
Komutan;<BR>
- ''Nasil yaptin oglum birde bana anlatta bende yapayim'' der. <BR>
asker baslar basindan geçenleri anlatmaya;<BR>
- ''iste giderken 18-20 yasinda kiz denk geldi onu yaptim, 40-45 yaslarinda bir kadin geldi onu yaptim, 85-90 yaslarinda kadin geldi onu yaptim'' der ve bizim komutan baslar soyunmaya...<BR>
Asker; <BR>
- ''Komutanim ne yapiyorsunuz ayip degilmi'' der.<BR>
Komutan; <BR>
- ''Baslatma lan ayibindan kizimi *ikmissin, karimi *ikmissin, anami *ikmissin gel birde beni *ik'' der.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Süt Anne</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=370 </link>
<description><![CDATA[Adamla kadin evlilermis fakat çocuklari olmuyormus. 15 sene sonra kadin;<BR>
- ''müjde kocacim hamileyim'' demis. <BR>
Bizimki çok sevinmis eeeee kolay degil 15 seneden sonra baba olmak, fakat 8 ay sonra isyeri adami yurtdisina göndermis adam çok üzülmüs dogumda karisinin yaninda olamayacagi için ama eli mahkum gitmis. 4 ay sonra geldiginde ne görsün çocuk zenci, karisina sorunca kadin sogukkanlilikla cevap vermis;<BR>
- ''Aslinda çocuk normal dogdu fakat sonradan benim sütüm kesildigi için zenci bir süt annesi buldum onun sütünü içe içe böyle karardi'' demis. <BR>
Adamda;<BR>
- ''ben en iyisi anneme sorayim o herseyi bilir'' demis. <BR>
Annesine anlatmis. Anneside;<BR>
- ''Evet oglum dogrudur sende normal dogdun fakat sütüm kesildigi için seni inek sütüyle besledim simdide boynuzlarin çikiyor!''...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Motorsiklet Kazasi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=371 </link>
<description><![CDATA[Bu hikayeyi bize Avustralya'dan Mary Nol gönderdi. <BR>
 Kendisine bu hikaye <BR>
için tesekkür ediyoruz.  <BR>
Bir kiz ve bir delikanli, bir motosikletin üzerinde <BR>
180 Km hizla <BR>
gidiyorlar ve aralarinda söyle bir konusma geçiyor; <BR>
Kiz : Lütfen yavasla, ben korkuyorum <BR>
Delikanli : Hayir, bak ne kadar eglenceli <BR>
Kiz : Lütfen, lütfen, çok korkuyorum <BR>
Delikanli : Peki, beni sevdigini söyle  <BR>
Kiz : Seni çok seviyorum, lütfen yavasla<BR>
Delikanli : Simdi de bana sikica saril <BR>
* Kiz delikanliya sikica sarilir <BR>
Delikanli : Sapkami alip, kendine takar misin?  Basimi çok sikti.. <BR>
Ertesi gün gazetelerde söyle bir haber çikti: <BR>
 Motorsiklet Kazasi; <BR>
Motorsiklet, fren arizasi nedeniyle, bir binaya  çarpti. Üzerindeki 2 <BR>
kisiden sadece biri kurtuldu. <BR>
Gerçek ise söyleydi; Yolun yarisinda, delikanli  frenlerin bozuldugunu <BR>
anlamis ama bunu kiza belli etmek istememisti. Bunun yerine, kizdan kendisini sevdigini  söylemesini istemis ve <BR>
kendisine son defa sarilmasini istemisti. Sonra da  kendi ölümü pahasina, kizin basligi takmasini ve hayatta kalmasini saglamisti.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Baliklar taze mi?</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=372 </link>
<description><![CDATA[KUMKAPI’da bir balikçi bagiriyor: <BR>
<BR>
Canli balik,canli balik... <BR>
<BR>
Yasli bir teyze,yaklasip soruyor: <BR>
<BR>
Evladim baliklar taze mi? <BR>
<BR>
Canli balik, canli balik... <BR>
<BR>
Evladim baliklar taze mi? <BR>
<BR>
Teyze, canli diyoruz ya iste!.. <BR>
<BR>
A evladim, ben de canliyim ama taze miyim?
]]></description>
</item>

<item>
<title>Boyali At</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=373 </link>
<description><![CDATA[Kovboy hisimla bardan içeri girer ve: <BR>
- Benim atimi kim boyadiysa ayaga kalksin <BR>
der. En arkadan zebellah gibi bir kovboy kalkar:<BR>
- Ben boyadim ne olacak? <BR>
der. Bizimki:<BR>
- Hiç, ikinci kati ne zaman atacaksin diye soracaktim <BR>
der.
]]></description>
</item>

<item>
<title>*rospu</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=374 </link>
<description><![CDATA[iki eski arkadas yolda karsilasmislar, hos sohbet derken biri digerine sormus:<BR>
-Ne yaptin kizi okutabildinmi bari?<BR>
-Okuttum okulu bitirdi, demis.<BR>
-Ee, çalisiyormu is bulabildimi? demis <BR>
-Asgari ücretle bir fabrikaya girdi. Ama benim kiz masallah çok çaliskan patronun gözüne girmis maasini patron iki milyara yükseltti, kiz çaliskan ya bir araba ve bir ev aldi hatta yurtdisi gezilerine giderken falan hep yaninda götürüyor, ee  senin kiz ne yapiyor?, diye arkadasina sorunca adam boynunu büküp<BR>
-Valla benimkide ****pu oldu ama ben senin gibi güzel anlatamiyorum.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Sosyete Oyunu</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=375 </link>
<description><![CDATA[Temel ile Dursun sosyeteye girmisler ve sosyetik delikanlilarla arkadaslik kurmuslar. Bir gün kendi aralarinda oyun oynamaya karar vermisler. <BR>
Delikanli;<BR>
- ''Bir odada kiz erkek karisik toplanacagiz ve sonra lambalari kapatacagiz ondan sonra kim kime neyaparsa''.. diye oyunun kurallarini açiklamis. Oyun basladiktan bir süre sonra pat diye isiklar yanmis. Priz basinda temel duruyor. <BR>
Dursun; <BR>
- ''ula usagum ne cüzel oyniduk niçun oyin bozanluk yapisun''. <BR>
Temel;<BR>
- ''*ikiyum böyle oyinu da.. Tuttugumiz iki meme yedugumuz *arragun haddi hesabu yok''...<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>El yazisi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=377 </link>
<description><![CDATA[Kizin babasi erkek çocugun babasi ile konusmaktadir;<BR>
- ''Sizin oglan bizim duvara isemis''.<BR>
- ''Çocuktur, ne olur ki?''.<BR>
- ''iyi ama, çisiyle bizim kizin adini yazmis''.<BR>
- ''Demek ki, bizim oglan senin kizi seviyor''.<BR>
Kizin babasi hiddetlenerek;<BR>
- ''iyi ama komsu, yazi bizim kizin el yazisi''...<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>fasulye</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=378 </link>
<description><![CDATA[Otelin lokantasina yemege inen adam garsona ne yemek oldugunu sorar.<BR>
<BR>
Garson  kuru fasülyenin çok güzel oldugunu söyler.Bu tavsiye üzerine yemek gelir<BR>
ikinci kasikta tabakta kil gören adam hemen garsonu çagirir, garson degistirelim efendim desede,küfür, hakaret her lafi yer.<BR>
<BR>
Adamdan intikam almak için plan yapar.<BR>
<BR>
Sokaklari gezer ve en killisindan bir fahise bulur ve fahiseye derki al sana su kadar dolar<BR>
Gece filanca otele su numarali odaya çikacaksin ama odanin kapisini az açik birakacaksin.<BR>
<BR>
Garson sipere yatar , fahise odaya girer , sevisme baslar adam tam asagilari yalayip yutarken <BR>
Aniden garson içeri girer , yaziklar olsun be serefsiz adam bana bir kil için yapmadigini birakmadin su hale bak der.<BR>
<BR>
Adam basini kaldirir der ki ,      sen bunun içinde bir tane fasulye göstersene....<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>tabela</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=379 </link>
<description><![CDATA[Denizde mayosunu düsüren bayan gözüne ilisen tabelayi önüne kapatarak çikar<BR>
<BR>
Seyredenleri alir bir gülme..<BR>
<BR>
Bayan  tabelaya bakar ...   “ Erkeklere mahsustur” yaziyor<BR>
<BR>
Hizlica eline geçirdigi diger bir tabelayi örter.<BR>
<BR>
Herkes katila katila gülmeye baslar....<BR>
<BR>
Bakar ki tabela da  “Derinlik bes metre” yaziyor.   <BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>timur un hediyesi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=380 </link>
<description><![CDATA[Aksak Timur, Hocanin köyüne ugrar.<BR>
Köylü,padisahi layikiyla agirlar.<BR>
Padisah da giderken bu konukseverlige karsilik;Köyünüze bir<BR>
Fil hediyem olsun der,ve gider.<BR>
Fil bu zamanla bag bahçe koymaz her yani talan eder.Köylü naapsin<BR>
Çaresiz padisahin hediyesi diye ses çikaramaz.<BR>
Hoca ya ,hocam perisan olduk bizi kurtar,biz bu file bisey yapsak padisah<BR>
Kellemizi alir derler.<BR>
Hoca benimle gelin padisaha durumu arz edeyim der.<BR>
Köylüyü arkasina alir huzura çikar.<BR>
Timur; hoca niye geldin,fil’im nasil diye sorar.<BR>
Hoca ;padisahim bu fil’iniz derken bi bakar ,korkudan arkasinda kimse kalmamis kaçmis<BR>
Eeee der.padisah.<BR>
Hoca : Padisahim hediyeniz olan fil den çok memnun kaldik.Yalniz kaliyor bi tane daha istiyoruz ...
]]></description>
</item>

<item>
<title>5 Sterlin</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=381 </link>
<description><![CDATA[- 2.Dünya savasi esnasinda ingiltere Basbakani Churchill konusma yapmak üzere bir taksiye binerek radyoya gitmektedir.<BR>
Radyo'ya gelince taksiyi durduran Churchill : <BR>
- Beni 20-30 dakika bekle tekrar dönecegim.<BR>
Taksici :<BR>
- Malesef efendim. Ben Basbakani dinlemek üzere eve gidecegim.<BR>
Taksicinin bu duyarliligindan dolayi memnun olan Churchill taksiciye 5 sterlin bahsis verir.<BR>
Karanlikta Churchill'i tanimayan Taksi söförü:<BR>
- S*kerim Churchill'i, emrinizdeyim efendim.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Hangisi acik olsun</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=382 </link>
<description><![CDATA[Trabzon´da, üniversite ikide bir aksam yemeginden sonra 4 arkadas bir cay ocagina gittik. Üc arkadas demli bende acik cay istedim.<BR>
"Usta bize bir acik üc demli cay" dedim. <BR>
Cayci :<BR>
-Usagum hancisi acik olsin...
]]></description>
</item>

<item>
<title>ikinci soru</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=383 </link>
<description><![CDATA[Ögretmen,Ögrencilere:<BR>
-Sizlere sorular soracagim.Birinci soruyu bilene ikinci soru<BR>
sorulmayacak. Simdi söyle bakalim Ahmet,bir hindinin kaç tane tüyü vardir?<BR>
-9567 tane tüyü vardir Ögretmenim!<BR>
-Nereden ögrendin bunu?<BR>
-Ögretmenim, hani ikinci soru sorulmayacakti.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Zamane</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=384 </link>
<description><![CDATA[Dedesi,torununu gezdiriyordu. Önlerinden cok güzel bir otmobil gecer.<BR>
Dedesi : <BR>
-Bak yavrum der; "düt düt" geciyor.<BR>
Cocuk gayet sakin bir cevap verir:<BR>
-Dedecigim, o "düt düt" dedigin; sekiz silindirli, otomatik vitesli, doksan sekiz model bir mersedestir.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Ne yemis?</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=385 </link>
<description><![CDATA[Temel, Cemal´e sorar: <BR>
-Bu cün ögleye cok güzel bir sey yedum, pil pakalum nedur?<BR>
-Ola ne pileyum?<BR>
-Pi golayluk edeyrüm sagaa... Yedugum sey "P" ile baslayiii...<BR>
-pilav...<BR>
-Yok...<BR>
-Pirasa...<BR>
-Yok...<BR>
-Pasturma...<BR>
-Yok...<BR>
-E.. Pilemedum, sen söyle...<BR>
-Pamya!..
]]></description>
</item>

<item>
<title>Kayserili</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=386 </link>
<description><![CDATA[Kayseri'linin biri, Amerikada bir hemsehrisiyle karsilasir. Biraz sohbetten sonra hemsehrisi sorar: <BR>
-Ne is yapiyorsun burda?<BR>
-Geldigimden beri ayni fabrikada calisyorum?<BR>
Arkadasi hiddetle : <BR>
-Ne bicim Kayseri'lisin sen? Onca zmndir calis da, calistigin fabrikanin sahibi olma!..<BR>
-Olamam ya!<BR>
-Neden?<BR>
-Fabrikanin sahibide Kayseri'li de ondan!
]]></description>
</item>

<item>
<title>Gemici</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=387 </link>
<description><![CDATA[Bir gemici geç vakit otele gelmis.Yer olup olmadigini sormus <BR>
 - "iki kisilik bir odada tek yatagim var"<BR>
Demis resepsiyon görevlisi , <BR>
 - "Ancak pek tavsiye etmem. Çünkü öteki yatakta fena halde horlayan bir delikanli yatiyor."<BR>
 - "Ziyani yok"<BR>
Demis gemici, <BR>
 - "Verin bana o yatagi..."<BR>
Ertesi sabah gemici hesabi ödemeye indiginde otelci sormus <BR>
 - "Nasil uyuyabildiniz mi? " <BR>
 - "Çok güzel uyudum"<BR>
Demis gemici... <BR>
 - "Yaninizdaki müsteri hiç horlamadi mi?" <BR>
 - "Hiç horlamadi..." <BR>
 - "Ama nasil olur?.. " <BR>
- "Odaya girince yanagindan "Merhaba güzel çocuk" <BR>
diye bir makas aldim. Sabaha kadar gözlerini kirpmadan yatakta oturdu..."
]]></description>
</item>

<item>
<title>vosvos</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=388 </link>
<description><![CDATA[Bir gün adamin birinin arabasi bozulur arabasida vosvos tabiki otostop çeker kimse durmaz en sonunda bir ferrari durur. Adamla anlasir vosvosu ferrarinin arkaya baglarlar ama vosvos sellektör çekince ferrari yavaslar anlasma üzerine ferrari 80 yapar vosvos sellektörü hemen çakar adam dayanamaz ferrarinin yanindanda o sirada BMW geçer adam sinirlenir ve gaza basar tabi arkada vosvos sellektör çakar durur bmw ve ferrari kafa kafaya gider bizimkide arkada sellektör çakar ve nerdeyse patlayacak kenarda bunu gören polis hemen sefini arar ve söyler amirim burda acayip bi sey oluyor bir ferrariyle BMW yaris yapiyor arkadada bi vosvos yol istiyor der.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Zam</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=389 </link>
<description><![CDATA[Kalabalik bir belediye otobüsünde kadinin biri haykirmis: <BR>
-Terbiyesiz adam, yeter artik! <BR>
-Aman bayan ne oldu ki? <BR>
-Daha ne olacak geçtin arkama. Taksim'den beri ayiptir be! <BR>
-Efendim yanlis anladiniz herhalde. Bugün aybasi. Maasimi aldim, cebimde o var. O dokunmus olacak. <BR>
-iyi de, Taksim'den Sisli'ye gelene kadar maasina zam mi geldi?<BR>
 <BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Dede</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=390 </link>
<description><![CDATA[Adamin biri bara girmis , masaya çikarak bagirmis ; " Ey ahali ben adamin cinsel organini dah deyince kaldirir , duh deyince indiririm ". Herkes gülmüs ama adam iddiali , 18 yasinda bir çocuk bulmuslar , adam dah demis çocugun aleti dimdik , duh demis hemen inivermis . Bu gençtir her zaman organi kalkabilir diyerek 80 yasinda bir dedeyi ileri itmisler hadi sikiyorsa bunu kaldir demisler . Adam dah demis , dedenin alet dimdik , dede hisimla silahini çekerek bagirmis ; " Duh diyeni yakariiiiim laaaaaaaaan<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Rezalet</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=391 </link>
<description><![CDATA[Yaslica kadin kaldigi otelin merdivenlerinden hisimla inerek resepsiyon <BR>
memurunun karsisina dikilir : <BR>
- Bu ne rezalet!.. <BR>
diye bagirmaya baslar : <BR>
- Dün gece delikanlinin biri geç saatlere kadar kapimi yumrukladi durdu ve ben <BR>
bütün gayretime ragmen kapiyi bir türlü açamadim...<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Camdaki not</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=392 </link>
<description><![CDATA[Adamin biri arabasini park ettigi yerden almaya geldiginde arabasina fena halde çarpilmis oldugunu görür. Camda bir not vardir.......: <BR>
-- Beyefendi ileri vitesle geri vitesi karistirip arabaniza çarptim. Olayi gören kimseler su an çevremde benim bu notu yazmami seyrediyorlar ve benim buraya adimi ve adresimi yazdigimi saniyorlar ama ben o kadar enayi degilim....:<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>intikam</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=393 </link>
<description><![CDATA[Ahmed sarayin hizmetkarlarindan biri.. yillardir Sultani görür ve onun<BR>
gögüslerine hayran olurmus.. Artik bir saplanti halini almis<BR>
Kraliçenin gögüslerine dokunmak, öpmek.. Tüm cesaretini toplayip<BR>
haremagasina açilmis.. "Bana sultanin memelerini koklat.. Ömür<BR>
boyu biriktirdigim bin altin senin" demis.. Harem agasinin akli yatmis bu karli ise.. Kenar mahallelerde tanidigi bir simyaci, büyücü karisimi bir kadin varmis..<BR>
Ona gidip bir losyon hazirlatmis ve bu losyonu, sultanin<BR>
o gün banyodan sonra giyecegi korsaya iyice sürmüs.. Sultan çiplak tenine korsayi takinca, losyon etkisini hemen göstermis. Memeleri yangin yeri gibi yanmaya baslamis.. Saray doktorlari merhemlerle, ilaçlarla çare bulamamislar..<BR>
Sultan acidan, kasintidan, yanmadan ölecek.. Harem<BR>
agasi ortaya çikmis ve padisaha "Saray hizmetkarlarindan Ahmet, derdinize derman olabilir.<BR>
Onun salyasi, her seye iyi geliyor. Tek çare, Ahmed'in<BR>
dili.. Kraliçemizi ancak o kurtarir, eger izin verirseniz" demis.. Padisah çaresiz çagirmis Ahmed'i hareme.. Ahmed bir saate yakin sultanla yalniz kalip muradina ermis...<BR>
Ne var ki söz verdigi halde 1000 altini harem agasina vermeye<BR>
yanasmamis..<BR>
"Bu olayi açiklarsan ikimizin de kellesi gider. Bunu göze alamazsin..<BR>
Hadi bakalim, çek arabani" demis, haremagasina.. Çok kizmis harem agasi..<BR>
Öyle kizmis ki.. Ertesi gün ayni yakici losyonu padisahin, banyodan<BR>
sonra giyecegi donuna iki kat sürmüs.....<BR>
<BR>
<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Lamba Cini</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=394 </link>
<description><![CDATA[Kadinin biri temizlik yaparken bir lamba bulmus. Bunun tozunu alirken icinden bir<BR>
Cin çikmis ve "Dile benden ne dilersen..." demis. "Ama sakin unutma, benden<BR>
sadece üç dilek dileme hakkin var ve de her isteginin iki katini kocana verecegim"<BR>
demis. Kadinda "Tamam" demis. Ve ilk dilegi "Beni dünyanin en guzel kadini yap"<BR>
olmus. Cin, "Bak ama kocan iki kat daha yakisikli olacak" demis. Kadin "Sorun degil."<BR>
demis. Ikinci dilegini, dünyanin en zengin kadini olmak olmus. Cin kadini yine<BR>
uyarmis... "Bak kocan senin iki katin kadar zengin olacak" demis... Kadin yine<BR>
"Sorun degil." demis... Sira üçüncü ve sonuncu dilege gelmis ve kadin gülerek;<BR>
"Simdide beni öldurmeyecek hafiflikte bir kalp krizi geçirmemi sagla..." demis.<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Ey Türk Kadini</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=395 </link>
<description><![CDATA[Birinci vazifen bulasik,çamasir ve kocana sahip çikmaktir.<BR>
<BR>
Mevcudiyetinin yegane temeli budur.<BR>
<BR>
Kocan en kiymetli hazinendir.<BR>
<BR>
Seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek kaynanan ve gorümcelerin olabilir.<BR>
<BR>
Bir gün evliligini kurtarmak mecburiyetine düsersen, vazifeye atilmak için bulasik ve çamasiri düsünmeyeceksin.<BR>
<BR>
Bu durum elektrigin ve suyun kesildigi anda ortaya çikabilir. Evliligine tecavüz etmek isteyen kaynanan ve gorümcelerin hayatta emsali gorülmemis, bir galibiyetin mumessili olabilirler.<BR>
<BR>
Hayatta kilibik kocan zor bir ihtimalde olsa baska karilara göz dikmis, olabilir. Aileniz fakru zaruret içinde harap ve bitap düsmüs, olabilir.<BR>
<BR>
Ey asil Türk kadini iste bu ahval ve serait içinde dahi<BR>
vazifen yuvani kurtarmaktir. Anasinin kuzusu olan kocani adam etmek senin elindedir.<BR>
<BR>
ihtiyaç duydugun merdane dolabin sol üst kosesinde saklidir.<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Savas sigortasi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=396 </link>
<description><![CDATA[Müsteriye neyi nasil anlattiginiz çok önemli.<BR>
Bununla ilgili çok sevdigim bir sigortaci öyküsü var.<BR>
Sigortacinin biri orduya gider. Askerler istimadadir.<BR>
Baslar anlatmaya;<BR>
- ''Ben size sigorta satmaya geldim sigorta olmayanlar savasa gittiginde beynine bir kursun yerse, ailesi hiç para alamaz sigortali olanlarin ailesine ise, devlet yüklü bir para öder. Simdi kimler sigorta yaptirmak istiyor?"<BR>
Kimseden ses çikmaz.<BR>
iki kez daha anlatir ama yine ses çikmaz.<BR>
Sigortaci gitmek üzereyken kidemli bir Basçavus gelir ve;<BR>
- ''Bir de ben anlatayim, ben bunlarin dilini konusurum'' der ve askerlere seslenir;<BR>
- ''Beyler, simdi sigorta olup da beynine kursun yiyenlere devletin ne kadar para ödeyecegini duydunuz'mu?''.<BR>
- ''Duyduk'' der herkes.<BR>
- ''Simdi siz hesap edin. Bundan sonra ilk çikacak savasta devlet, savasa sigorta olanlari'mi, sigortasiz olanlari'mi sürer?''...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Akilli kediler</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=397 </link>
<description><![CDATA[Adam karisinin kedisinden o kadar nefret ediyormus ki, ne yapip yapip ondan kurtulmanin yollarini düsünüyormus.. Sonunda bir sabah kediyi arabaya attigi gibi evlerinin 20 blok ötesinde bir sokaga götürmüs, onu orda birakip dogru ise gitmis... Ayni aksam isten eve gelmis bir bakmis kedi evin bahçesinde karisiyla oynuyor, kadin nese içinde:<BR>
 -"Ayy bütün gün onu aradim" demis.. "Ama aksam üstü bir baktim gelivermis, evin yolunu nasil da bulurmus benim akilli kedim".<BR>
 Adam tabi çok bozulmus ama belli etmemis.. Ertesi sabah yine kediyi arabasina atmis, bu sefer evin 40 blok ötesinde bir sokaga götürüp birakmis yine ise gitmis, aksam isten eve gelmis bir de ne görsün kedi salonda yine karisiyla yerlerde yuvarlaniyor.. Ertesi gün adam kediyi 60 blok öteye birakmis, aksam gelmis yine kedi evde.. Sonraki gün 70 blok öteye birakmis, aksam kedi yine evde.. Adam artik ertesi sabah kediyi arabaya koymus, 90 blok öteye gitmis.. Oradan köprü yoluna girmis, ilk çikistan saga dönmüs, oradan tekrar saga dönmüs, gitmis gitmis, bir 20 blok daha uzaga gitmis, sola dönmüs, biraz daha gitmis, ve kediyi orda arabadan atmis.. <BR>
Saatler sonra evin telefonu çalmis, adam karisini ariyor: <BR>
-"Hayatim, kedi orda mi?" <BR>
-"Evet.. neden sordun?" <BR>
-"Sunu telefona bir çagirsana... kayboldum..!"<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Agop</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=398 </link>
<description><![CDATA[Agop’un Hiristo’ya borcu vardir ama ödeyecek parasi yoktur.<BR>
Borcun Vadesi gelmis Agop evde dönelemektedir. Hanimi sorar :<BR>
-“Efendi bu ne haldir ?”<BR>
-“Sorma Hiristo’nun parasinin günü yarin. Ödeyecek para yok uyku tutmuyor ki yatayim.”<BR>
- “A efendi ben onu hallederim simdi” <BR>
diyen kadin Hiristo’nun kapisini çalar  <BR>
- “Hiristo Hiristo bizimkinin sana borcu vardir ya”<BR>
- “A evet”<BR>
- Ha onu yarin ödeyemeyecek parasi yoktur. "Simdi birazda sen uykusuz kal”<BR>
der.<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Cd Hikayesi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=399 </link>
<description><![CDATA[Daha henüz 18 yasindaydi, ama hayatinin sonundaydi. Tedavisi mümkün olmayan ölümcül bir kansere yakalanmisti. Kahir içinde eve kapamisti kendini...Sokaga çikmiyordu. Annesi, Bir de kendisi... O kadardi bütün hayati... Bir gün fena halde sikildi, dayanamadi, atti kendini sokaga, bir yigin vitrinin önünden geçti. Tam bir CD satan dükkani da geride birakmisti ki, bir an durdu. Geri döndü, kapidan içeri, gözüne hayal meyal takilan genç kiza bir daha bakti. Kendi yaslarinda harika bir genç kizdi tezgahtar. Hani ilk bakista ask derler ya, öyle takilip kalmisti iste. içeri girdi. Kiz gülümseyerek kostu ona:<BR>
-"Size nasil yardim edebilirim?" <BR>
diye... Nasil bir gülümsemeydi o, Hemen oracikta sarilip öpmek istedi kizi kekeledi, geveledi, sonra <BR>
-"Evet" diyebildi.<BR>
 Rastgele bir plagi isaret ederek...<BR>
-"Evet.. Su CD'yi bana sarar misiniz?.."<BR>
Kiz CD'yi aldi, içeri gitti. Az sonra paket edilmis geri geldi. Aldi paketi, çikti dükkandan, evine döndü, açmadan dolabina atti.. Ertesi sabah gene gitti ayni dükkana.. Gene bir CD gösterdi kiza, sardirdi, aldi eve getirdi, atti paketi dolaba, gene açmadan.. Günler hep alinip sardirilan CD'lerle geçti.. Kiza açilmaya bir türlü cesaret edemiyordu. Annesine açildi sonunda, Annesi:<BR>
-"Git konus oglum, ne var bunda?”<BR>
dedi. Ertesi sabah bütün cesaretini topladi. Erkenden dükkana gitti. Bir CD seçti. Kiz gülerek aldi plagi. Arkaya gitti, paketlemeye. Kiz içerdeyken bir kagida <BR>
-"Sizinle bir gece çikabilir miyiz?”<BR>
 diye yazdi, altina telefon numarasini ekledi, notu kasanin yanina koydu gizlice.. Sonra paketini alip kaçti gene dükkandan.. iki gün sonra evin telefonu çaldi. Anne açti telefonu, CD Dükkanindaki tezgahtar kizdi arayan. Delikanliyi istedi.. Notunu yeni bulmustu da.. Anne agliyordu.. <BR>
-"Duymadiniz mi?" dedi.. "Dün kaybettik oglumu.." <BR>
Cenazeden birkaç gün sonra, anne oglunun odasina girebildi sonunda.. Ortaliga çeki düzen vermeliydi. Dolabi açti.. Oraya atilmis bir yigin açilmamis paket gördü.. Paketleri aldi, oglunun yatagina oturdu ve bir tanesini açti.. içinde bir CD vardi, bir de minik not;<BR>
-"Merhaba.. Sizi öyle tatli buldum ki.. Daha yakindan tanimak istiyorum.. Bir aksam birlikte çikalim mi?<BR>
-“Sevgiler Jacelyn!."<BR>
Anne bir paketi daha açti.. Onda da bir CD ve bir not vardi;<BR>
-"Siz gerçekten çok tatli birisiniz, hadi beni bu gece davet edin, artik..<BR>
-"Sevgiler Jacelyn!.." <BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Yanlis Mail</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=400 </link>
<description><![CDATA[Adamin biri yeni ulastigi otele kaydini yaptirir. <BR>
Odasina girdiginde masada bir bilgisayar görür ve karisina e-mail atmaya karar verir. <BR>
Fakat yazdigi mesaji farkinda olmadan yanlis bir adrese gönderir.... Tam bu sirada farkli bir yerde kadin, kocasinin cenaze töreninden evine yeni dönmüstür ve bilgisayarindaki maili görür, <BR>
arkadaslarindan geldigini düsündügü maili okuyunca oldugu yere yigilip kalir. <BR>
Odaya giren annesi yerde yatan kizini ve ekrandaki mesaji görür. <BR>
Kime : Sevgili karima<BR>
Konu : Yeni ulastim. <BR>
Tarih : 16 Mayis 2004 <BR>
Benden haber aldigina sasiracagindan eminim. <BR>
Burada bilgisayar var ve sevdiklerimize e-mail gönderebiliyoruz. <BR>
Buraya yeni ulastim ve kaydimi yaptirdim. <BR>
Her sey yarin senin buraya gelecegini düsünülerek hazirlanmis. <BR>
Seninle bulusmayi dört gözle bekliyorum. <BR>
Umarim benim gibi sorunsuz bir yolculuk geçirirsin. <BR>
Not : Burasi çok sicak. 
]]></description>
</item>

<item>
<title>isler</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=401 </link>
<description><![CDATA[Iki otomobil galerisi sahibi dertlesmektedirler. <BR>
<BR>
Bir ara biri: <BR>
- Isler öyle kötü ki, sorma. Su siralar en azindan bir araba satamazsam, popomu satmak zorunda kalacagim. <BR>
Yaninda oturan ve bu sözleri isiten sarisin dilberden özür diler. <BR>
<BR>
Bunun üzerine sarisin: <BR>
- Bos verin canim. Neler hissettiginizi anliyorum. Bizim isler de kötü. Su siralar ben de popomu satamazsam, arabami satmak zorunda kalacagim. 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Mühendis cehenneme giderse</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=402 </link>
<description><![CDATA[Bir mühendis ölmüs ve büyük bir yalnislik sonucunda cehenneme atilmis. Cehennemin konforundan hosnut kalmayan mühendis bir takim <BR>
iyilestirmeler yapmaya baslamis. Kisa bir süre sonra cehennem, klimali odalari, otomatik tuvaletleri, asansörleri, içecek otomatlari ve diger lüksleri ile bayagi rahat bir yer haline gelmis. Bu arada mühendisin de iyice taninip sevildigini söylemeye gerek yok. <BR>
<BR>
Derken, günün birinde Cennet Melegi, seytani aramis: <BR>
<BR>
-"Selam, cehennemde isler nasil gidiyor? Neler yapiyorsunuz?" <BR>
<BR>
Seytan, memnun mesut gülümsemis: <BR>
<BR>
-"Ohoo.. Biz burada çok iyiyiz. Bir mühendis düstü buraya ki sorma gitsin. inanilmaz lüks ve konforlu bir yer yapti bizim orayi. Bir görsen, tuvaletlerimiz otomatik, kola makinemiz bile var." <BR>
Melek sasirir: <BR>
<BR>
-"Nee! Mühendis mi dedin? O adamin burada olmasi lazimdi. Çabuk onu buraya gönderin!" <BR>
<BR>
Seytan: "Mümkünü yok! Kadromda bir mühendisin olmasindan çok memnunum ve onu burada tutacagim!" diye çikismis. <BR>
Cennet Melegi sinirle bagirmis: <BR>
"Onu çabuk buraya gönder, yoksa seni dava ederim!" <BR>
Seytan katila katila gülerken sunlari söylemis: <BR>
"Yok yaa! Nasil yapacaksin bunu? Bütün avukatlar bizim tarafta!"...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Uçak</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=403 </link>
<description><![CDATA[Birgün Amerikalilar çok güzel bir uçak yapmislar ve Arap'lara denesinler diye vermisler.Uçak 4 motorlu bir casa uçagiymis.Herneyse Arap pilotlar kalkisa geçmis ve kalkistan 10 dk  sonra 1.motor infilaketmis ekranda söyle bir yazi belirmis <BR>
-"Don't panic this is American Tecnoloji.<BR>
Uçak seyrine devam edecektir" yazmis.Daha sonra bir 10 dk sonra 2.motor ve bir 10 dk sonrada 3. motor infilaketmis.Ekranda yine ayni yazi.Daha sonra 4. motor infilak etmis ve ekranda<BR>
-"don't panic this is american tecnoloji uçak kendini en yakin havaalanina indirecektir yazmis.Ve dedigi gibi uçak kendini indirmis.Sonra Araplar <BR>
-"Americalilar yaptiysa bizde yapariz"diye baslamislar uçak yapmaya ve sonunda bitirmisler.<BR>
Sonra test için bu uçagi amerikaya yollamislar.Herneyse Amerikali pilotlar almislar uçagi ve deneme sürüsü için havalanmislar.Uçak yine 4 motorlu  bir uçak.Uçak kalkisa geçmis ve geçtikten 10 dk sonra ucagin 1.motoru infilak etmis ve ekranda bir yazi<BR>
..."don't panic this is arabic tecnoloji ucak seyrine devam edecektir"diye.<BR>
Aradan 10 dk geçmis ve 2. motor infilak etmis.Bir 10 dk sonrada 3. motor infilat etmis.Ekranda yine ayni yazi.Daha sonra bir 10 dk daha geçtikten sonra 4. motor infilak etmis ve ekranda söyle bir yazi-"Don't panic.This is Arabic tecnoloji.Repeat after me.Esseduenla ilahe illallah 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Alican</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=404 </link>
<description><![CDATA[Alican birgün annesi banyodan cikarken annesinin *mini görüyor ve annesine soruyor."Anne oraya noldu"diyor.Anneside"oglum küçükken balta düstü" diyor.Alicanda "ulan sansa bak tamda *minin üstüne düsmüs"..
]]></description>
</item>

<item>
<title>Rüya</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=405 </link>
<description><![CDATA[Temel askerdeyken parasütle uçaktan atlayacaklari için çoook korkmaktadir bir gün önce temel rüyasinda annesini görür annesi; <BR>
- ''oglum yarin parasütün açilmayacak'' demis. <BR>
sabah olmus sira temel'e gelmis. Temel komutanina rüyasini anlatmis ve parasütleri degismisler temel yavas yavas asagiya inerken komutani çok hizli bir sekilde asagi giderken temel sormus;<BR>
- ''nereye komutanim''.<BR>
- ''ananii *sikmeye gidiyom ananiiii''...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Uyanik Cin</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=406 </link>
<description><![CDATA[Kapi vurulur ve bir erkek kapiyi acar: <BR>
"iyi gunler az once caminiz kirildi ve bunu yapan benim cocugum lutfen ozrumu kabul edin ne kadar masrafi varsa odemek istiyorum"der. <BR>
adam:"hic sorun degil cocugunuz cami kirdi ve iceri giren top degerli bir <BR>
vazoya carpti ve o da kirildi" kadin daha fazla uzulur ve iceri girdiginde gercekten bir vazoyu kirilmis gorur. <BR>
"cok uzgunum bununda masrafini odemek istiyorum" der <BR>
adam:hic onemli degil aslinda cok buyuk bir iyilik yaptiniz bana"der <BR>
kadin merakla:"ama caminiz ve degerli bir vazonuz kirildi nasil olur" der <BR>
adam:"hanfendi ben bir cinim ve 100 bin yildir o vazoda hapis kalmistim cocugunuz sayesinde ozgurlugume kavustum dileyin bende ne dilerseniz" der . <BR>
kadin sevincle:"ayy ne desem guzel bir malikane istiyorum hemde paris'te!! <BR>
adam bir kisa telefon konusmasi yapar ve:"tamam hanfendi isteginiz oldu dilediginiz zaman gidebilirsiniz yeni evinize" der ve "ya ikinci dileginiz?" diye sorar... <BR>
"cok luks kiyafetler istiyorum" adam kisa bir telefon konusmasi yapar ve:"armani,versace ve dkny'de kiyafetleriniz hazir alabilirsiniz" der. ve ucuncu istegini sorar ... <BR>
kadin:"en degerli mucevherleri istiyorum" der... <BR>
adam bir telefon konusmasi sonrasi:ok bvulgari ve tiffany'den dilediginiz mucevherleri alabilirsiniz " der. <BR>
kadin havalara ucmustur ve adam: "yalniz bende birsey rica etsem sakincasi olur mu?"diye sorar <BR>
kadin merakla:"nedir?" <BR>
adam:biliyorsunuz 100 bin yildir bu vazodayim.kac zamandir bir <BR>
kadin yuzu gormedim acaba bir gece benimler olur musunuz?" diye sorar... <BR>
kadin biraz dusundukten sonra "neden olmasin?" <BR>
<BR>
sabaha kadar birlikte olurlar... <BR>
sabah uyandiklarinda adam:"güzel hanfendi acaba kaç<BR>
yasinda?"diye sorar <BR>
<BR>
<BR>
kadin:"32" der <BR>
adam da:"VAY BE BU YASTA HALA CINLEREMI INANIYORSUNUZ?"<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Hangisi Baban</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=407 </link>
<description><![CDATA[Karakolun kapisindan iceri bir kucuk oglan girmi$... <BR>
"Polis amca, lutfen yardim edin babam sokakta 3 ki$iyle kavga ediyo..." <BR>
Ve birlikte sokaga inmi$ler gercekten de cocugun babasi 3 tane adamla tekme tokat dovu$uyo, polis sormu$: <BR>
"Peki hangisi senin baban????" <BR>
Cocuk cevap vermi$: <BR>
<BR>
"Bilmiyorum.. zaten bu yuzden kavga ediyolar...."
]]></description>
</item>

<item>
<title>Mum</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=408 </link>
<description><![CDATA[Bayan O'Dunigan, Dublin'de O'Connel Caddesi'nde yürüyordu. Karsidan'da rahip O'Rafferty geliyordu. <BR>
- ''Merhaba'' dedi, rahip.. ''Nasilsiniz?.. Bay Dunigan nasil?.. Sizi iki yil önce ben evlendirmemis miydim?''. <BR>
- ''Evet'' dedi, Bayan O'Dunigan. <BR>
- ''Bebek'' dedi, rahip. ''Bebeginiz oldu'mu, küçük O'Duniganlar?''. <BR>
- ''Maalesef'' dedi, Bayan O'Dunigan.. ''Henüz bebegimiz yok.. Oysa öyle istiyoruz'ki?''. <BR>
- ''Gelecek hafta Roma'ya gidiyorum'' dedi, rahip.. ''Vatikan'daki büyük kiliseye sizin için bir mum dikecegim''. <BR>
- ''Tesekkürler sevgili rahip'' diye adamin ellerini öptü kadin. <BR>
- ''Size minnettar olacagiz''.<BR>
Birkaç yil geçti aradan.. Kadinla rahip bir daha karsilastilar.. <BR>
Rahip merakla sordu; <BR>
- ''Bebeginiz oldu'mu peki?''. <BR>
- ''Oldu'' dedi, kadin.. ''Sekiz yilda üç ikiz, dört'de tek dogurdum. 10 çocugumuz var''. <BR>
- ''Harika'' dedi Rahip.. ''Harika.. Mucize iste bu.. Peki, o sirin kocaniz ne yapiyor?''. <BR>
- ''Roma'ya gitti, dedi kadin.. ''Sizin o Allah'in belasi mumunuzu üflemeye''...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Temel ve Janeffer</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=409 </link>
<description><![CDATA[Temel birgün Amarika'ya gitmis. NeWYork'taki en ünlü ve lüks genelevine gelmis. Buyur etmisler.<BR>
 - "Janeffer'i istiyorum"<BR>
demis. Kadin gelmis:<BR>
 - "Fiyatim 1000 dolar"<BR>
demis. Temel kabul etmis ve Temel Janeffer'le bir güzel beraber olmus. Ertesi gün Temel gene gelmis ve Janeffer'i cagirmis: Janeffer:<BR>
 - "indirim için gene geldiysen olmaz, fiyatim 1000 dolar"<BR>
demis. Gene Temel bigüzel beraber olmus  kadinla. Temel ertesi gün gene gelmis, ayni kadini istemis, genel ev yoneticisi:<BR>
 - "Efendim baska guzel kizlarmizda var"<BR>
demis. Temel:<BR>
 - "illa da Janeffer"<BR>
demis. Janeffer memnunmus iki günde 2000 dolar. Tabi Temel bir güzel yine beraber olmus sarisin Janeffer'la. Kiz dayanamamis sormus Temel'e:<BR>
 - "Sen ya çok zenginsin yada kafayi bozmussun. Üç günde 3000 dolar harcadin beraber olmaya."<BR>
Temel hiç istifini bozmadan:<BR>
 - "Yok ulan Türkiye'den  geliyorum. Oradaki kiz kardesin sana 3000 dolar gönderdi sana vermem için. Bizim baskasinin parasinda gözümüz yok."
]]></description>
</item>

<item>
<title>Kim Taniyacak</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=410 </link>
<description><![CDATA[Çirilçiplak soyunan Temel denize girer, çiktiginda<BR>
kiyafetlerini biraktigi yerde bulamaz. Elleriyle önünü kapatarak otele dönen Temel'i arkadasi Dursun görür. Temel basina geleni anlatinca Dursun güler.<BR>
     Ula salak usagum, orani kapatana kadar yüzünü<BR>
kapat. Oni kim taniyacak...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Vampir Temel</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=411 </link>
<description><![CDATA[Bir ingiliz vampir, bir Fransiz vampir, bir de vam-<BR>
pir Temel uçakla gidiyorlarmis...Bir süre sonra ingiliz vampir aralarindan ayrilmis, asagilara dalmis...Bir süre sonra geri gelmis ki agzi yüzü kan<BR>
içinde...Sormuslar:<BR>
    -Ne oldu, nereye gittin?<BR>
    -Su asagidaki beyez evi gördünüz mü?<BR>
    -Gördük...<BR>
    -Onun yaninda uyuyan küçük çocugu gördünüz mü?<BR>
     -Gördük...<BR>
     -iste ben o çocugun kanini içtim, galdim...<BR>
    Yolculuk devam eder. Bir süre sonra Fransiz vam-<BR>
pir de ayni sekilde asagilara gider ve geldiginde onun da yüzü gözü kan içindedir...Yine sorarlar:<BR>
     -Nereye gittin?<BR>
     -Su asagidaki agaci gördünüz mü? <BR>
     -Gördük...<BR>
     -Onun yanindaki küçük kutuyu gördünüz mü?<BR>
     -Gördük...<BR>
     -O kutuya yaslanmis yatan adami gördünüz mü?<BR>
     -Gördük...<BR>
     -iste ben o adamin kanini içtim, geldim...<BR>
    Yolculuk devam eder...Bir süre sonra vampir Temel yine ayni sekilde ayrilir ve o da agzi yüzü kan<BR>
içindegeri gelir. Ona da sorarlar:<BR>
      -Nereye gittin?<BR>
      -Su asagidaki evi gördünüz mü?<BR>
      -Gördük...<BR>
      -Peki onun yanindaki diregi gördünüz mü?<BR>
      -Gördük...<BR>
      -iste ben o diregi göremedim!...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Takmayrum</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=412 </link>
<description><![CDATA[Siddetli ishal olan Temel, hastaneye kaldirilmis.<BR>
Doktor, kisa bir muayeneden sonra, hastabakiciya talimatini vermis:<BR>
-Hastamiz siddetli ishal, kendisini hemen tekerlekli sandalyeye oturtun ve ilgili servise götürün.<BR>
Hastabakici Temel'i tekerlekli sandalyeye koymus ama yanlislikla koridorun sonundaki psikiyatri servisine birakmis.<BR>
Aradan birkaç gün geçmis. Temel'e ilk teshisi koyan doktor, Temel'i psikiyatri servisinde görünce saskinlikla sormus:<BR>
-Yahu sen ishaldin, ne ariyorsun psikiyatri servisinde:<BR>
Temel kafasini sallamis:<BR>
-Ne pileyum, sizin hastabakici puraya ceturdi...<BR>
-Peki ishal durumun nasil?<BR>
-Aynen eskisi gibi ama...<BR>
-Amasi ne?<BR>
-Artuk kafama takmayrum...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Agzi bozuk papagan</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=413 </link>
<description><![CDATA[Ahmet papagan almaya karar verir. Begendigi papagani almak için dükkan sahibi ile anlasirken dükkan sahibi,<BR>
- Begendiginiz papaganin agzi bizar bozuktur tavsiye etmem der. <BR>
Ahmet yinede papagan hosuna gittigi için alir onu. Evet Getirdigi papaganin agzindan çikan ilk laf,<BR>
- Ahmet Dötünü tikeyim olur. <BR>
Gel zaman git zaman papagan bu lafi agzindan düsürmez. Hemen papagani aldigi yere gider çaresini papagani aldigi adama sorar. Aldigi tavsiyede papaganin kafesi üzerine örtü örtülüp 60 gün açilmamasidir. O zaman düzelecegini söylerler. Aradan bir hafta geçer örtülü papagandan ses çikmaz. 2 hafta üç hafta derken 59. gün dayanamayan ahmet papaganin öldügünü düsünüp örtüyü aralayip papagana bakmak ister. örtüyü araladiginda papaganla göz göze gelir. Ve papagan derki;<BR>
- Ahmet Dötünmü kasindi.
]]></description>
</item>

<item>
<title>imam ve bekci</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=414 </link>
<description><![CDATA[Kasabanin birisinde çapkinliklariyla ünlü imam ve bekçi varmis. O kadar zampara imisler ki, uçan disi sinegi bile götürüyorlarmis. Bir gün kasabaya, mesleginin baharinda genç, idealist bir doktor bey atanmis. Genç doktor, hem yakisikli hem de çok parlak kiz gibi bir seymis.<BR>
<BR>
Doktoru gören bekçi ile imam, birbirleriyle iddiaya girmisler. Doktoru önce kim götürürse iddiayi o kazanacakmis. Günlerden bir gün, aksam üzeri kasabanin bekçisi doktorun muayenehanesine gitmis. Doktora rahatsizligini söylemis. Doktor, bekçinin üzerini çikartip, sedyeye uzanmasini söylemis. Bekçiyi muayene etmeye baslamis. Elini bekçinin sirtina ve gögsüne sürerken bekçi doktorun elini nazikçe tutmus;<BR>
<BR>
BEKÇi:"Doktor bey sana birsey söylemek istiyorum"<BR>
DOKTOR:"Söyle bakalim"<BR>
BEKÇi:"Ben senden hoslaniyorum. Mümkünse seni bir kere yapmak istiyorum"<BR>
DOKTOR:"Hay hay neden olmasin. Biz hastalarimizin her türlü ihtiyacini karsilamak için görev yapiyoruz."<BR>
DOKTOR:"Yalniz, simdi aksam üzeridir, insanlar isten çikmistir, muayenehaneme ugrayabilirler, sen su pencereden bir bak bakayim sokak sakin mi, yakalanmayalim." der. <BR>
<BR>
Pencereler yukariya dogru açilip alttan mandallanan pencerelerdenmis. Bekçi pencereyi yukariya dogru kaldirip basini disari çikartip sokaga bakmaya baslamis. Tam bu sirada doktor pencerenin mandalini çevirerek pencereyi kapatmis ve bekçinin basi disarida kalacak sekilde bekçi sikismis. Doktor bekçinin arkasina geçip pantolonunu indirmis ve baslamis gidip gelmeye. Doktor gidip geldikçe bekçinin agzindaki düdük "düüürt düüürt" diye ötüyormus. Tam bu sirada sokaktan geçmekte olan imam efendi;<BR>
<BR>
iMAM:"Hayirdir bekçi efendi, o pencerede ne isin var"<BR>
BEKÇi:"Bakiyorum asayis berkemal mi?"<BR>
iMAM:"Sen onu benim külahima anlat. Ben dün gece sabaha kadar o pencerede ezan okudum" demis.<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Sigara Yasak</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=415 </link>
<description><![CDATA[iki gay'in cani yatmak ister, ama bu isi yapacak mekan bulamazlar.<BR>
Birinin  aklina bu isi metronun son vagonunda yapmak gelir. Giderler<BR>
metroya ama  beklenen tren bir türlü gelmez. Sonra aralarinda su diyalog<BR>
geçer: - Oglum gel burada istasyonda halledelim?<BR>
- Oglum nasil olur?<BR>
- Bu Türk toplumu hiç bir sey e tepki göstermez. Bak sana bunu bir örnekle<BR>
 gösterecegim. Simdi su "Sigara içilmez" tabelasinin altinda bir sigara<BR>
içecegim ve kimse bir tepki göstermeyecek. Adam dedigini yapar ve kimse<BR>
bir  tepki göstermez. Sonra oracikta birlikte olurlar ve mutlu bir sekilde<BR>
oradan  ayrilirlar.<BR>
Bir baska gün baska iki kisi ormana mangal yapmaya gitmek için metroya <BR>
giderler. Ama bekledikleri metro bir türlü gelmez. Adamlardan biri mangali<BR>
metroda yakalim der. Digeri:<BR>
- Olur mu ya metroda mangal yakilir mi? der.<BR>
Öteki:<BR>
- Bu Türk toplumu hiçbirseye tepki göstermez. Bak sana bunu bir örnekle<BR>
kanitlayacagim, simdi gidip su "Sigara içilmez" tabelasinin altinda durup<BR>
bir sigara yakacagim ve kimse bir tepki göstermeyecek.<BR>
Digeri panige kapilmis bir sekilde atilir:<BR>
-Sen ne diyon oglum! Geçende birisi su tabelanin altinda bir sigara içmeye<BR>
 kalkti da, oracikta ziktiler adami!<BR>
Sonuç: Sigara yasagi olan yerlerde sigara içilmesi yasaktir:)))))<BR>
<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Pul</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=416 </link>
<description><![CDATA[Baskan Bush'un yeni talimati;<BR>
- ''Üzerinde resmim olan pul bastirdim, bundan böyle baskanligin bütün mektuplarinda bu pullar kullanilacak''.<BR>
Bir süre sonra görülmüs'ki pullar zarfa bir türlü yapismiyor.<BR>
Baskan Bush küplere binmis ve yetkiliyi çagirip sormus;<BR>
- ''Üstünde resmim olan pullar yapismiyor, arkalarina zamk sürmediniz mi?''.<BR>
- ''Sürdük efendim, demis yetkili ve eklemis;<BR>
- ''Yapismamasinin nedeni, herkesin pulun ön yüzüne tükürmesi''...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Tavsan</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=417 </link>
<description><![CDATA[Temel ava çikmis, eli bos dönmemek için kasaptan bir tavsan almis. Fadime,<BR>
- Ha pu netur, soyulmus tavsani nasil avlaysun?<BR>
- Sevisirken yakaladum, çiyinmeye firsatu olmadu vurdimm onuuu.....
]]></description>
</item>

<item>
<title>Çölde </title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=418 </link>
<description><![CDATA[Bi gün bi adam çöldeyken cani sikilir bir deveyi **ker. Sonra da <BR>
 - "Allah'im sen beni affet seytana uydum"<BR>
der. Bi gün yine deveyi **ker. Sonra da <BR>
 - "Allah'im sen beni affet seytana uydum"<BR>
der. Bi gün yine **kip <BR>
 - "Allah'im sen beni affet seytana uydum"<BR>
der. En sonunda seytan dayanamayip: <BR>
 - "Ulan *rospu çocugu ne deveyi **kip **kip suçu bana atiyosun." der. 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Acuuk</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=419 </link>
<description><![CDATA[Dogu'da devlet hastanelerinden birinde mecburi hizmetini yapan bir doktorun basindan geçer olay. Doktorumuz jinekologdur. Bir gün içeri çarsafli bir kadin ve kocasi gelir. Adam "- Karimin bir sikayeti var!" deyip çikar disari...<BR>
<BR>
Doktor kadina uzanmasini söyler ve normal muayenesini yapar. Muayene bittikten sonra da hastanin SSK'li oldugunu düsünerek sevk kagidinin olup olmadigini sorar ve "- Sevk aldin mi?" der.<BR>
<BR>
"- Acuuk" diye cevap verir kadin...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Taklitçi Ajan</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=420 </link>
<description><![CDATA[Türkiye'den Rusya'ya 3 tane ajan gidecekmis.Türk komutani ajanlara 'çuvallar içinde gideceksiniz.Rus komutani yakalarsa bir baska seyin taklitini yapin'demis.Ajanlar gitmis.Rus komutani ajan Ahmet'in bulundugu çuvala tekme atmis.Çuvaldan miyav miyav diye ses gelmis.Komutan bunda birsey yok diye birakmis.Ajan Ali'nin çuvala tekme atmis.Çuvaldan hav hav diye ses gelmis.Komutan bunu da birakmis.Sira ajan Mustafa'ya gelmis.Komutan vurmus,ses yok.Bir daha vurmus,yine ses yok.Birdaha vurmus ;artik ajan dayanamamis 'patates lan patates'
]]></description>
</item>

<item>
<title>Kralin ati</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=421 </link>
<description><![CDATA[Kral atini çok ama çok severmis, onu her seyden üstün tutar adeta üzerine titrermis, ama bizim kral son zamanlar baya dertliymis çünkü ati sürekli aglamaktaymis, gel zaman git zaman bizim kral ülkenin dört bir yanina haber salmis ve atini güldüreni ödüllendirecegini, malk mülk sahibi yapacagini bunu basaramiyanlarinda kellerinin gidecegini duyurmus. Çok kisi sansini denemissede ati bir türlü güldürememis ve kellerinden olmuslar...<BR>
Osmanlinin biride sansini denemek istemis ve krala basvurmus, neyse bizim osmanliyi atmislar ahira, iki dakika geçmeden atin kahkahalari duyulmaya baslamis ve bizimkisi ödülünü alip köyüne dönmüs, kral bu ise bir türlü anlam verememissede, atinin gülmesine çok mutlu olmus. <BR>
Aradan üç ay geçmesine ragmen at hala kahkahalar atip gülmeye devam ediyormus. Bunun üzerine bizim osmanliyi tekrar çagirip ati eskisi gibi aglatmasini istemisler.<BR>
Bizimkisi yine ahira dalmis ve iki dakika içinde ati hüngür hüngür aglatmayi basarmis. Kral dayanamayip osmanliyi yanina çagirmis ve sormus;<BR>
- ''Yahu osmanli bu ata sen neyapiyosun''.<BR>
- ''Kulagina biseyler fisildadim sadece efendim''.<BR>
- ''Ne fisildadin'ki ilk önce kahkahaya boguldu bu at''.<BR>
- ''Hiiiiç sadece benimkisi seninkinden daha büyük dedim''.<BR>
- ''Yaa peki nasil aglattin''<BR>
- ''ikinci seferde çikarip gösterdim efendim''...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Mühendis Getirdik</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=422 </link>
<description><![CDATA[Kayseri'nin bir köyünde imece yöntemiyle yol yapiliyor. Bunun için de esekten yararlaniliyor.Esek hangi yolu izlerse, orasi genisletip araba yoluna dönüstürülüyor. Köye gelen Amerikali Baris Gönüllüsü, ne olup bittigini kavrayamadigi için sorar : <BR>
-Ne yapiyorsunuz böyle? <BR>
-Yol yapiyoruz. <BR>
-Bu essek ne için? <BR>
-O, yolun mühendisi. Yola uygun geçisi o gösterir. <BR>
Baris Gönüllüsü katila katila güler : <BR>
-Ya esek bulamasaydiniz? <BR>
-iste o zaman Amerika'dan mühendis getirirdik! <BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>imtihan</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=423 </link>
<description><![CDATA[Temel askere gitmis ve imtihana katilmis. Komutan sormus;<BR>
- ''temel oglum bu ne?''.<BR>
temel demis; <BR>
- ''uçak komutanim''.<BR>
komutan demis; <BR>
- ''bildin uçak oldugunu ama asker uçagi oldugunu bilemedin''. <BR>
2. soru;<BR>
- ''temel oglum bu ne?''. <BR>
temel demis; <BR>
- ''gemi''. <BR>
komutan demis; <BR>
- ''gemi oldugunu bildin ama asker gemisi oldugunu bilemedin''. <BR>
3. soru;<BR>
- ''temel oglum bu ne?''. <BR>
- ''panzer''. <BR>
komutan demis;<BR>
- ''panzer oldugunu bildin ama asker panzeri oldugunu bilemedin''. Temel kaybetmis sonra temel komutana demis;<BR>
- ''komutanim size bi soru sorcam bilemezseniz imtihani gececem''. komutan demis;<BR>
- ''ben herseyi bilirim kaybedersin sor bakayim''.<BR>
temel sormus; <BR>
- ''komutanim bu ne'' demis. <BR>
komutan;<BR>
- ''*m'' demis. <BR>
temel; <BR>
- ''*m oldugunu bildin ama ananin *mi oldugunu bilemedin''. 
]]></description>
</item>

<item>
<title>8 Nolu Kutu</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=424 </link>
<description><![CDATA[Bir Doktor muayenesinin öüne kocaman bir pankart asmis,pankartta "her türlü hastalik tedavi edilir,edersem ücret 100 dolar edemezsem 1000 dolar iade" diye.Yoldan geçen Dursun pankarti okur:<BR>
- Bak manyak doktora 1000 dolar iade edecekmis,suna bir hastalik yaratayimda tedavi edemesin 1000 dolarini alayim<BR>
diye dalmis içeri; <BR>
- Doktor<BR>
demis:<BR>
- Ben tat alma duygumu kaybettim yedigim hiç bir seyden tat alamiyorum, <BR>
doktor:<BR>
- Basit, hemsire hastanin gözlerini bagla, bir kasik ve 8 numarali kutuyu getirirmisin? <BR>
Gözleri baglanmis bir kasik 8 numarali kutudan hastanin agzina verilmis Dursuna: <BR>
- Çigne<BR>
Dursun çigner çignemez ayaga firlamis<BR>
- Ulan <BR>
demis<BR>
- B.k bu doktor tabiki b.k.<BR>
- Bak tat alabiliyorsun tedavi tamam<BR>
demis ve 100 dolari almis neyse ertesi gün Dursun  tekrar gitmis doktora <BR>
- Doktor<BR>
demis:<BR>
- Ben hafizami kaybettim hiç bir sey hatirlamiyorum. <BR>
Doktor demiski: <BR>
- Kolay oturun hemsiranim 8 numarali kutuyu getirir misin? <BR>
Dursun ayaga firlamis <BR>
- Hayir<BR>
demis<BR>
- istemem <BR>
Doktor sormus:<BR>
- Niye yaa <BR>
demis <BR>
- Onun içinde b.k var<BR>
doktor:<BR>
- Bak hafizaniz yerine geldi hatirladiniz verin 100 dolar<BR>
gitti 200 dolar. Dursun kizarak çikmis: <BR>
- Ulan <BR>
demis<BR>
- O 1000 dolarini almazsam senin<BR>
ertesi gün tekrar doktora; girmis içeri: <BR>
- Doktor bey <BR>
demis<BR>
- Benim bir derdim var <BR>
- eee<BR>
demis doktor <BR>
- Nedir?<BR>
- Erkeklik organimda hiç bir hareket yok hiç bir sey yapamiyorum. doktor:<BR>
- Kolay, hemsiranim getirirmisin 8 numarali kutuyu?<BR>
Dursun yine ayaga firlamis<BR>
- Ulan <BR>
demis s...im 8 numarali kutuyu da hemsireyi de ha<BR>
demis doktor demiski<BR>
- Bak onuda tedavi ettik bak masallah 8 numarali kutuyuda hemsireyide halladebiliyorsun ver bakalim 100 dolar daha.........
]]></description>
</item>

<item>
<title>ayse</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=425 </link>
<description><![CDATA[Temel bir is için doguya gider...Otobüs daglarin arasindan geçerken eskiyalar durdurur...tüm yolculari assagi indirip siraya dizerler..Ve tüm esyalarini alip tek tek öldürürler...Sira yavas yavas Temel'e de gelmektedir...bu sirada esikyalarin lideri Temel'in yanindaki küçük kiza:<BR>
-Senin adin ne bakim?..der<BR>
-Ayse efendim...<BR>
 Esikiyanin gözleri dolar:<BR>
-Rahmetli anamin adida Ayseydi...hadi sen git burdan...deyip kizi sebest birakir...<BR>
 Sira Temel'e gelince esikya gürler:<BR>
-Senin adin ne lan?<BR>
-Te-Temel efendum...ama akadaslar kahvede AYSE DiYiLER…
]]></description>
</item>

<item>
<title>Köpek</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=426 </link>
<description><![CDATA[Bir adam sabah yururken ilginc bir cenaze kafilesi farkeder; onde giden kopekli bir adam, arkasinda bir tabut ve 10 metre arkadan gelen bir baska tabut ve tek sIra olmus yaklasIk 200 adam. Tuhafina gider. Kafilenin basindaki adam kuskusuz cenazenin sahibidir, yanina yaklasir ve sorar; <BR>
- "Beyefendi, bu uzuntulu gununuzde hatirlatmak istemem ama olenler neyiniz oluyor?" <BR>
Adam yanitlar <BR>
- "Ondeki karim arkadakide kayinvalidem." <BR>
- "Vah vah basiniz sagolsun. Nasil oldu?" <BR>
- "Kopegim karima saldirip oldurmus. Kayinvalidemde karima yardima gelmis onu da oldurmus." <BR>
Adam biraz dusundukten sonra sorar; <BR>
- "Beyefendi kopeginizi odunc alabilir miyim?" <BR>
- "Siraya gec"<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Tutayrum Oni</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=427 </link>
<description><![CDATA[Bizim Temel gene birgün böyle yolda yürürken acayip bir sekilde çisi gelmis. Tabi hemen oracikta tenha bir yer bulmus ve aleti çikarip baslamis isemeye. Tam o sirada oradan bir kaç bayan geçiyomus. Temel'i gören bayanlar irkilmisler. Temel bayanlara bakarak:<BR>
 - "Korkmayin tutayrum oni, bisey yapmaz daa"<BR>
demis. 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Selami Var</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=428 </link>
<description><![CDATA[Ögrencinin biri Misir'da üniversite okuyormus. Yazililar bittikten sonra sömestir tatili olmus. Arkadasi Ali'ye, ben memleketime gidiyorum sen bana notlarimi iletirsin: Eger bir zayifim varsa Ali'nin selami var, iki zayifim varsa Muhammed'in selami var, üç zayifim var ise Muhammet Emin'in selami var dersin demis. Arkadasi notlara baktiktan sonra evini aramis, babasi çikmis telefona. Ali orada mi diye sormus; babasi, yok demis, o da notu birakmis: <BR>
- Ali geldiginde söyleyin, ümmeti Muhammed'in selami var.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Rötar</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=429 </link>
<description><![CDATA[Temel is için Amerika'ya gitmis. Bir ay kadar sonra geri dönüs için uçak bileti almis.Dönüs günü gelip çatmis. Hava sartlarinin olumsuzlugu nedeniyle uçagi rötar yapan Temel havaalaninda beklerken TRABZON daki arkadasi Dursun'a telefon açmis.Telefon hatlari da nasibini almis havadan.<BR>
Temel: ula Dursun..nasulsun daaa...<BR>
Dursun: Kimsun da...duyulmiyu sesun...<BR>
Temel: penum da TEMEL...<BR>
Dusrun: Ha usagum nereyesun?<BR>
Temel: Amerikadayum da...rötar yapti uçagum..geç kalacam<BR>
Dursun:sesin cideyu Temel hangi sirketle geleyesun...<BR>
Temel: Rötar yaptum da PANAM la geliyorum(PanAmerican)<BR>
Dursun: sesun iyice cideyu Temel neyle geleyusun..kodla oni..<BR>
Temel: Ha kodliyum usagum yaz bakayim...Panamanin PAN'i...Ananin AM'i!!!
]]></description>
</item>

<item>
<title>Otobüs</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=430 </link>
<description><![CDATA[Doktorlar akil hastahanesinin duvarina bir otobüs resmi çizmisler.<BR>
 - "Hadi otobüse binin"<BR>
demisler.<BR>
Deliler otobüse binmeye baslamislar. Bir deli binmemis doktorlar:<BR>
 - "Neden binmedin?"<BR>
diye sormus:<BR>
 - "Çok kalabalik taksiyle gidicem"<BR>
demis.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Ölü Adam</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=431 </link>
<description><![CDATA[3 Arkadas yolda yürürlerken kestirme bir yol bulmuslar.Bu kestirme yol mezarliktan geçiyormus.3 arkadas mezarliktan yürürken tak tak sesleri duymus.<BR>
Hayalet oldugunu düsünen bu 3 arkadas titreye titreye ilerlemeye devam etmis.Biraz daha yürüdükten sonra ileri de bir tasa elindeki çekiçle vuran yasli bir adam görmüsler.Adamin yanina gelip:<BR>
- Amca ne yapiyorsun.Korkuttun bizleri.<BR>
Adam:<BR>
- Adimi yanlis yazmis or.spu çocuklari.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Sen beni ne sandin</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=432 </link>
<description><![CDATA[Adamin biri çok lüks bir restorana girmis yemegini ismarlamis gelmesini beklerken bir bakmis yan masada sarisin, iri gögüslü uzun bacakli bir fistik bir süre agzi 5 karis açik vaziyette baktiktan sonra dayanamamis garsonu çagirmis;<BR>
- ''Yan masadaki su nefis yaratigi görüyomusun ona en pahali sarabinizdan ismarlamak istiyorum''.<BR>
Böylece garson restorandaki en pahali saraptan 1 siseyi bizim fistiga götürmüs kadin bir siseye bakmis bir adama bakmis ve çantasindan bir kagit çikarip bisiler yazmis, adama götürmesi için garsona vermis.<BR>
Garson kagidi adama vermis adam bir bakmis'ki söyle yaziyor;<BR>
- ''Bayim, eger garajinizda son model bir BMW, banka hesabinizda 10 milyon ve bacaklarinizin arasinda'da 20 cm'lik bir seyiniz varsa gönderdiginiz siseyi zevkle kabul ederim''.<BR>
Adam bunlari okuduktan sonra bir an durmus, o da bir kagit çikarip bisiler karalamis ve garsona vermis;<BR>
- ''bayana götür bunu'' demis garson notu götürmüs sarisin afet kagidi açmis ve aynen söyle yaziyor;<BR>
- ''Sadece bilmeni istedim benim garajimda bir Ferrari Testarosa, bir BMW 850iL ve bir'de Mercedes 560SEL var, banka hesabimda ise tam 30 milyon dolar var ama senin gibi muhtesem bir kadin için bile 3 cm. kestirmeye hiç niyetim yok onun için siseyi geri gönder''...<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Büyügü</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=433 </link>
<description><![CDATA[Adamin biri doktora gidip Doktor bey benim ta*aklarimdan biri büyük,o yüzden iliskiye giremiyorum diyor. doktor &#60;bi bakalim &#62; diyor. adam &#60;yalniz gülmeyeceginize dair yemin edin diyor&#62; doktor da yemin ediyor.Adam salvarini indiriyor egilip ta*agini kucaklayip masanin üzerine birakiyor. doktor kisa bir sokun ardindan basliyor kahkahalarla gülmeye. Adam, doktor gülmesene yemin ettin diyor. doktor dahada fazla gülüyor. Adam &#60;doktor bey beni kizdirdin büyügünü göstermeyecegim&#62; 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Temel ve dursun</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=434 </link>
<description><![CDATA[Temelle dursun bir sirkette iyi bir mevkiye sahip iki yöneticidir ve birbirlerine düsman ve rakipdir bir gün sirketin müdürü bir ihale için onlari istanbula yollar ikiside bir birinden habersiz istanbulun yolunu tutmuslar istanbula vardiklarinda hemen otel aramaya koyulmuslar fakat bos otel bulamamislar en sonunda temel bir otelden içeri girer ve otel görevlisine bos oda varmi diye sorar otel görevlisi yanlizca bir odamiz var ama bir ranza var baska biri gelirse onada bu odayi vermek zorundayim der  temel olsun çok yorgunum hemen uyuyacam der ve odanin yolunu tutar  az sonra dursun gelir oda ister otel görevlisi ayni seyleri anlatir dursun olsun çok yorgunum hemen uyumam lazim der ve odanin yolunu tutar içeri girer ve bakarki temel ranranin alt katinda uyuyor çok sinirlenip disari çikar vebir kütük bulup odaya çikar ve kütügü temalin üzerine koyar ve yatagina çikar sabah uyandiginda bide ne görsün kütük kendi üzerinde bakmis temel de merdiveblerden asagi ya iniyor dursun kütügü kaldirip temele firlatmis ama son anda gözüne bir ip takilir ipi takip ederken birde bakmiski sikine bagli hemen kütügün pesine kosmaya baslamis tam temelin yanindan geçerken temel kis kis gülerek siki kurtardin ama tasaklar ranzaya bagliydi bakalim ne si....   yiycen.......
]]></description>
</item>

<item>
<title>Padisah</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=435 </link>
<description><![CDATA[Sarayda çalisan bir askeri banyo ederken padisahin küçük kizi görmüs ve hemen sormus amca o ne diye tabi padisahtan korkan asker ne desem ne etsem demis ve bunun adi kikiki demis ve kiz hemen kosup babasina baba ben kikiki isterim demis padisah ne oldugunu sormus bana ne ben kikiki isterim diye diretmis kiz padisah hemen bir ferman hazirlatip heryerde kikiki arattirmis fakat nafile kikiki diye bir sey bulamamis aradan baya bir zaman geçtikten sonra padisahi banyo ederken gören kiz yine tutturmus kikiki diye  kizin isaret ettigi yere bakan padisah hadi sende kizim ne kikikisi bu babanin kirk yillik s....
]]></description>
</item>

<item>
<title>Motorsikletli</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=436 </link>
<description><![CDATA[Bir gün pirenin biri, Bodrum kumsallarinda günesleniyormus. Bir ara yanina tir tir titreyen bir pire daha gelmis. Guneslenen pire titreyen pireye sormus. <BR>
-Kardes hayirdir sen niye titriyorsun...<BR>
Pire cevaplar...<BR>
-Sorma kardes...Buraya bir motorsikletlinin biyiginda geldim. Soguk iliklerime kadar isledi...<BR>
Diger pire <BR>
-Eeee... oglum sen isi bilmiyorsun. Ben sarisin bir hatunun a...inda geldim sicacikti... Bir dahaki sefere sen de bu yontemi kullan üsümezsin...demis...<BR>
<BR>
Aradan bir kac ay gecmis. Ayni pire pilajda gunesleniyormus. Yine yanina ayni pire titreyrek gelimis...<BR>
Pire sormus...<BR>
-Yahu kardesim yine mi motorsikletlinin biyiginda geldin?.<BR>
Pire cevaplamis...<BR>
-Hayir..Dedigin gibi sarisin bir hatunun a..inda geldim. Oyle rahat oyle sicakti ki; gevsemisim ve uyuyakalmisim... Bir de uyandimki yine o motorsikletlinin biyigindayim....
]]></description>
</item>

<item>
<title>Gideyidum irana</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=437 </link>
<description><![CDATA[Temel trabzonda iken irandaki dursun dan bir telgraf alir ve acele irana gelmesini ister telgrafi alan temel hemen yola koyulur  irana giderken de vana ugrar temelin trabzonlu oldugunu ögrenen vanlilar ona imamlik teklif ederler fakat temel ben anlamam dediysede isin içine kirk dana girince teklifi kabul eder ve baslar namaz kildirmaya gideyidum irana ugradum vana verdiler baga kirk dana alahu ekber bir iki derken  müezzin bunun hoca olmadigini anlar ve gidip müftüye sikayet eder müftü bir cuma günü cuma namazi kilmak için temelin hoca oldugu camiye gelir ve arkasinda saf tutar temel baslar  niyet etmeye gideyidum irana ugradum vana verdiler bana kirk dana müfti bey hiç sesuni çikarma yarisi sana yarisi bana..........
]]></description>
</item>

<item>
<title>Olmadi Sil Bastan</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=438 </link>
<description><![CDATA[Temel bir gün sevgilisle bulusmak için bir otelde en lüks daireyi kiralar ve sevgilisini beklemeye koyulur derken karnini agridigini hisseder ve baslar tuvalet aramaya ama nafile bulamaz odaya döner ve aklina bi seytanlik gelir  kendi kendine habu yatagin çarsafina yapayim sonra burdan asagi atarum zaten asagi düsene kadar kaybolur ve isini halleder baslar çarsafi sallamaya pencereden aksilik bu ya elinden çikar  ve tavana yapisir bunu gören temel aceleyle hizmetçiyi çagirir ve ha su tavani göreyimisun der orayi temizlersan sana  yüz dolar verecegum der tavana bakan hizmetçi sasip kalir baslar kafasini kasimaya efen dim siz bana oraya nasil siçtiginizi söylerseniz ben size iki yüz dolar verecegim der....
]]></description>
</item>

<item>
<title>Emzik</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=439 </link>
<description><![CDATA[Adam arkadasinin latex-kauçuk ürünler yapan fabrikasini geziyordu... Bir ara bir otomatik makinanin basina geldi ve makinadan su seslerin geldigini duydu ; -pissst ....PAT !.....pissst ..PAT !.....pissst....PAT !.......... Merak edip sordu bu makinanin ne yaptigini ve neden bu seslerin geldigini.. Arkadasi cevapladi : - Bu makina biberon emzigi yapiyor...pisst sesi kaliba gelen latexin sisirilip emzik formu aldigini , pat seside ucuna açilan deligin sesini belirtir... Geziye devam edip baska bir makinanin basina geldiler. Bu makinadan da benzeri sesler geliyordu ama siralamalari farkliydi ; - Pisssst...Pisssst...Pissssst....Pisssst ...PAT !..... Adam gene meraklanip sordu ; - Peki bu ne makinasi ? - Bu bir prezervatif makinasidir.. - Ama neden 4 Pisst tan sonra 1 PAT sesi geliyor... Arkadasi yanitladi ; - Her 4 preservatiften sonra 1 tanesinin ucunu deliyoruz da ondan.. Adam saskinlikla ve biraz da kizarak sordu.. - Ama neden..? Bu yaptiginiz hiç hos degil.. Arkadasi cevap verdi.. - Öyle ama..o zaman da emzik isi fazla para getirmiyor...!!<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Amca ile Teyze</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=440 </link>
<description><![CDATA[Minik oglan bahçede oynarken, babasinin arabasiyla sokaktan geçip, ormana dogru gittigini görmüs. Merak bu ya. O da arabayi izleyerek ormana gitmis. <BR>
Bir de ne görsün. Babasi ile teyzesi arabanin yaninda durmus öpüsüyorlar. Çocuk bu ya, gördügünden etkilenmis durumda kosarak eve dönmüs, nefes nefese heyecanli bir sekilde annesine, "Anne, anne. Biraz önce babami ormanda" derken annesi sözünü kesmis ve "Dur biraz. Nefes al. Sakinles. Öyle anlat" demis. <BR>
Oglan sakinlestikten sonra devam etmis, "Bahçede oynarken babamin arabasiyla ormana dogru gittigini gördüm. Ben de ormana gittim. Orada babami teyzemle öpüsürlerken gördüm. Bir süre sonra babam ceketini, teyzemde gömlegini çikardi. Sonra arabanin arka koltuguna geçtiler". <BR>
Anne çocuga dönmüs, "Dur bakalim, ne kadar ilginç bir öykü bu. Devamini anlatma, sakla. Aksam yemeginde babanla beraberken bitirirsin. Sen bu öyküyü bitirirken babanin suratini görmek istiyorum". <BR>
Aksam olmus, yemege oturmuslar. Anne çocuga dönmüs; "Bu gün neler yaptigini bize anlatsana" demis. Oglan baslamis; "Bahçede oynarken babamin arabasiyla ormana dogru gittigini gördüm. Ben de ormana gittim. Orada babami teyzemle öpüsürlerken gördüm. Bir süre sonra babam ceketini, teyzemde gömlegini çikardi. Sonra arabanin arka koltuguna geçtiler. Ardindan geçen sene babam seyahatteyken senin Amcamla yaptigin seyden yaptilar" <BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Benim Karim Degmez</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=441 </link>
<description><![CDATA[Viagra kullaniminin yasak oldugu Misir'da bir misirli pazarda gezerken yanina bir yabanci kaçakçi yaklasmis. "Beyefendi" demis, "Viagra almak istemez misiniz. Sadece 100 Misir lirasi" <BR>
- Degmez... <BR>
- 50 Misir lirasina ne dersiniz? <BR>
- Degmez... <BR>
- Peki ya 20? <BR>
- Hayir degmez... <BR>
- Peki ya 10 Misir Lirasi? <BR>
- Degmez... <BR>
- Bakin, bu haplarin her bir tanesi 10 Misir Lirasina maloluyor. Nasil olur da "Degmez" dersiniz ! <BR>
- Yo yo, Haplara deger. Ama karim buna degmez.. <BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Tarak</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=442 </link>
<description><![CDATA[Adamin biri vapura biner ve bulmaca çözen bir bayanin karsisina oturur. Kadin bir yerde takilmistir ve adama sorar:<BR>
- Eee pardon beyefendi. Bulmacama yardim edebilir misiniz?<BR>
Adam:<BR>
- Tabi buyurun sorun.<BR>
Kadin:<BR>
- Kadinlarin çok hoslandigi ve kullandigi bir sey, 5 harfli son 4 harfi ARAK.<BR>
Adamin aklina kötü seyler gelir tabi ama kurnazlik yaparak "TARRAK" der. Kadin ise: <BR>
- Aaa evet dogru, silginiz var miydi?
]]></description>
</item>

<item>
<title>Yanlis Numara</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=443 </link>
<description><![CDATA[Hizmetçi: Aloo? <BR>
Adam: ''Kizim benim, hanimi çagiriver sen bana ''<BR>
Hizmetci: ''Bir dakika efendim ''<BR>
hizmetci:'' Alo ''<BR>
Adam:'' Ne oldu kizim, hanim nerede? ''<BR>
Hizmetci:'' Ay beyfendi nasil söylesem, hanimefendi yatak odasinda biriyle beraber. ''<BR>
Adam:'' Ne, bir adamla mi? ''<BR>
Hizmetci:'' Maalesef, beyfendi. ''<BR>
Adam: ''Ne?!, hem de benim evimde ha! Bana bak kizim, git benim çalisma odama, aç masamin çekmecesini ordaki tabancayi al, ikisini öldür, emrediyorum sana! ''<BR>
Hizmetci: ''Beyfendi, ben nasil yaparim öyle seyi? ''<BR>
Adam: ''Yaparsin, bak telefonda bekliyorum, yürü haydi <BR>
iki el silah sesi duyulur..'' <BR>
Hizmetci:'' Alo, beyfendi ''<BR>
Adam: ''Ne yaptin kizim? ''<BR>
Hizmetci:'' Söylediginiz gibi silahi aldim, ikisini de öldürdüm efendim. Sonra da silahi havuza attim. ''<BR>
Adam:'' Ne havuzu? ''<BR>
Hizmetci: ''Bahçedeki yüzme havuzuna beyfendi, nereye olacak? ''<BR>
Adam:'' <B>Ulan bizim villada yüzme havuzu yok ki, orasi neresi Alooo</B>? ''
]]></description>
</item>

<item>
<title>Harçlik</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=444 </link>
<description><![CDATA[iki arkadas karilarina ne kadar harçlik biraktiklarini konusuyorlarmis. birincisi halinden pek sikayetçi olmamis; 'ne biliyim iste bizimki az bir parayla idare ediyi' demis. ikincisi 'yok anam ben hergün para birakayrum, kari yine istiyor, biktim valla' demis. 'Allah allah, ne yapar ki bu kadar parayi' demis birinci. ikinci adam sikintili, 'valla içki desen yok. Kumar desen yok.Kari desen kendisi kari...' 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Ana'ni Yeriz</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=445 </link>
<description><![CDATA[Yamyam baba-ogul balta girmemis ormanda dolasirken nehirde yikanan genç ve çok güzel bir kadin gördüler. <BR>
Ogul sordu : <BR>
-Ne dersin baba, yiyelim mi onu? <BR>
Baba bir an düsündükten sonra : <BR>
-Hayir, bunu eve götürür, onun yerine anneni yeriz! dedi <BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Enerji</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=446 </link>
<description><![CDATA[Bir gün köyün gençleri bir kahvede oturup ah of diye dert yaniyorlarmis bunu duyan TEMEL;<BR>
- ''ne oldi usaklar'' diye seslenmis.<BR>
usaklar;<BR>
- ''sanane be'' demisler.<BR>
TEMEL tekrar;<BR>
- ''ula ne oldi banada anlatin'da''. <BR>
gençler;<BR>
- ''su karsidaki hatunu bir türlü ayarliyamadik'' demisler. <BR>
TEMEL gülerek;<BR>
- ''ben oni iki dakikada ayarlarim'' demis. <BR>
gençler;<BR>
- ''hadi be biz aylardir ugrasiyoruz sen nasil iki dakakada ayarliyacaksin''demisler.<BR>
TEMEL;<BR>
- ''izleyin'' demis.<BR>
kizin balkonunun altina geçerek pantolonunu indirerek baslamis domalmaya bunu gören sarisin;<BR>
- ''hey ne yapiyorsun sen'' demis.<BR>
TEMEL;<BR>
- ''enerji alayrum''.<BR>
sarisin;<BR>
- ''nasil yani''. <BR>
TEMEL;<BR>
- ''ben yazin böyle enerji alayrum kisin çiplak gezsemde hiç üsümeyrum''. <BR>
sarisin hemen kosarak asagiya gelir ve oda baslar domalmaya temel'e sorar;<BR>
- ''nasil bende enerji aliyormuyum''.<BR>
TEMEL;<BR>
- ''hayir'' der.<BR>
sarisin;<BR>
- ''neden''.<BR>
TEMEL;<BR>
- ''çünkü sende ikitane delik var enerji birinden gireyi obüründen çikayi'' demis. <BR>
sarisin;<BR>
- ''ne yapacagim peki''.<BR>
TEMEL;<BR>
- ''dur'' der ve kizin *mina koyar.<BR>
sarisin;<BR>
- ''nasil simdi enerji aliyormuyum'' der.<BR>
TEMEL;<BR>
- ''ohhhhhhhhhhh hemde nasil''...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Asli Var</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=447 </link>
<description><![CDATA[Idris'le Dursun, kahvede ayri masalarda hafif sikkin oturuyorlar.<BR>
Idris sesleniyor:<BR>
- Bana "ayran" desena...<BR>
- Ayran!<BR>
- Uyy, ben da senun karuna hayran!<BR>
Fena halde bozulan Dursun, biraz sonra Idris'e sesleniyor:<BR>
- Bana "gazoz" desena...<BR>
- Gazoz...<BR>
- Uyy, ben da senun karini öptum...<BR>
Idris, dudak büküyor:<BR>
- Bu söyledigunun kafiyesi yoktur...<BR>
Dursun sözü bagliyor:<BR>
- Kafiyesi yoktur ama asli vardur!<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Kral ve Vezir</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=448 </link>
<description><![CDATA[Günün birinde Vezir'i Kiral'a ben daha büyügüm demis .Kiral hakli olarak kaldiramamis bu lafi.Nasil büyüksün diye sormus? Vezir de <BR>
- "vergileri ben topluyorum halka ben bakiyorum vs..." <BR>
diye cevap vermis.Kiralda halkina sormaya baslamis.Önce bir çobana sormus;<BR>
- "fare mi büyüktür, deve mi?"<BR>
Çoban cevap vermis;<BR>
- "tabiiki deve büyüktür"<BR>
Kiral bir kez daha sormus <BR>
- "köpek mi daha büyüktür,fil mi?"<BR>
Çoban <BR>
* "fil" <BR>
demis.Kiral <BR>
- "son bir soru" <BR>
demis.<BR>
- "Kiral mi daha büyüktür, Vezir mi?"<BR>
Çoban cevap vermis <BR>
* "Vallahi o hayvanlari tanimiyorum"
]]></description>
</item>

<item>
<title>Kiz kardes</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=449 </link>
<description><![CDATA[Benzin istasyonunun önünde bir afis;<BR>
- ''Depoyu dolduran lotaryada tutturursa bedava seks kazaniyor''.<BR>
iki kafadar benzinciye;<BR>
- ''Doldur depoyu'' der. <BR>
sonra bedava seks için lotaryaya talip olur...<BR>
Benzinci sorar;<BR>
- ''Kafamdan bir sayi tuttum, bilirseniz bedava seks''.<BR>
- ''Üç'' derler...<BR>
Benzinci;<BR>
- ''Bilemediniz, ben bes tutmustum''.<BR>
Bir hafta sonra iki kafadar yine gelir, depo yine doldurulur, yine lotarya...<BR>
Bizimkiler;<BR>
- ''Yedi'' der.<BR>
Benzinci;<BR>
- ''Olmadi, ben alti tutmustum''.<BR>
Üç gün sora yine depoyu fullerler, yine lotarya...<BR>
- ''iki'' derler.<BR>
benzinci;<BR>
- ''Bir'' der.<BR>
Kafadarlardan biri arkadasina açilir;<BR>
- ''Yahu bu bizi kandiriyor galiba, hep baska rakam söylüyor... Hile yapmasin''...<BR>
Digeri cevap verir;<BR>
- ''Yok canim kizkardesim arka arkaya iki kere kazandi''...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Fb 6 GS 0</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=450 </link>
<description><![CDATA[6-0 biten Galatasaray Fenerbahçe maçindan sonra  galatasaray'li arif taninmamak için yasli bir adam kiligina girer ve bir cafe ye gider. Cafe de yanina yasli bir bayan yanasir ve : <BR>
  -Naber Arif, der. <BR>
Bunun üzerine Arif delirir nasil tanidi bu kadin beni diye düsünüp durur. Ertesi gün yine ayni cafede ayni kadin yanasir Arifin yanina yine <BR>
  -naber Arif.<BR>
3. gün Arif cok degisik bir kilikta gider cafeye ve yine ayni kadin yanasir ve yine:<BR>
  - Naber Arif.<BR>
Arif dayanamayip sorar nerden taniyosun beni diye.<BR>
Yasli teyze :<BR>
  - Olum ben Bülent len.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Elde Çitiledim</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=451 </link>
<description><![CDATA[Anne ve baba çocuklari anlamasin diye sevismeye "çamasir yikama" demisler. Yani sevismek istediklerinde çamasir yikayalim mi diyorlarmis.<BR>
<BR>
Bir gün baba oglunu çagirmis ve "git anana sor bakalim çamasir yikayacakmiymis" demis. Ogluda gitmis ve sormus. Annesi "olmaz oglum git babana söyle bugün yorgunum" demis.<BR>
<BR>
Ertesi gün adam bir daha oglunu çagirmis ve anana git sor demis. <BR>
Anne yine ayni cevabi vermis.<BR>
<BR>
Ondan sonraki gün anne oglunu çagirmis. "Git babana söyle bugün çamasir yikayabiliriz" demis. Ogulda gitmis babasina sormus. <BR>
<BR>
Babasi "yok oglum olmaz anana söyle ben çamasirlari elde çitiledim" demis.<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Afyonlu terzi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=452 </link>
<description><![CDATA[Afyonlu terzi sadik ustanin erkek çocugu olmamaktadir. Bir gece içerken sitemle karisik;<BR>
- "Tanrim erkek çocugum olursa birine arkadan verecegim" der.<BR>
9 ay sonra erkek çocugu olur. verdigi söz aklina gelir. Yapacak bir sey yoktur. Döt elden gidecek...... Fakat kimsenin duymamasi, bilmemesi için uzak diyarlarda dag basinda bir kör çoban bulur. Durumu anlatir, çoban kabul eder ve bizimkini bir güzel domaltir, tam ayrilirken kör çoban;<BR>
- "Güle güle AFYONLU SADIK USTA" der.<BR>
Bizimki sasirir! <BR>
- "Nereden anladin nasil tanidin beni" diye sorar.<BR>
Kör çoban;<BR>
- "Körüm ama duyularim körelmedi yerinde pantolonunu çikarirken dikislerin muntazam oldugunu fark edince terzi oldugunu anladim Sözüne'de çok sadiksin adinda SADIK olmali" der.<BR>
- "Peki Afyonlu oldugumu nereden bildin".<BR>
- "Eeeee Sadik'çim DÖT'TE kaymak gibiydi"...
]]></description>
</item>

<item>
<title>sarisin espirileri </title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=453 </link>
<description><![CDATA[- ''Bir sarisinla evlenmenin avantaji nedir?''.<BR>
- ''Özürlülere ayrilan yerlere park edebilirsiniz''.<BR>
<BR>
- ''Bir sarisini nasil bogarsiniz?''<BR>
- ''Suyla dolu küvete bir ayna koyarsiniz''.<BR>
<BR>
- ''Sarisin yesilde niye durmus?''<BR>
- ''En sevdigi renkmis, ondan''.<BR>
<BR>
- ''Sarisinlar neden "11" rakamini yazamaz?''<BR>
- ''Hangi 1'i önce yazmasi gerektigini bilmedigi için''.<BR>
<BR>
- ''Sarisina kazalarin %90'inin evde oldugunu söylerseniz ne yapar?''<BR>
- ''Tasinir''.<BR>
<BR>
- ''Sarisin pizza ismarlar. Pizzaci sorar: "6 parçaya mi böleyim, 8 parçaya mi? " Sarisin "6'ya böl", der, "sekiz parçayi bitiremem''.<BR>
<BR>
- ''Sarisinin biri, elektrikler kesilince yürüyen merdivende 6 saat mahsur kalmis''.<BR>
<BR>
- ''Camdan bir duvara tirmanan sarisin ne yapiyor?''.<BR>
- ''Öbür tarafta ne oldugunu görmek istiyor''.<BR>
<BR>
- ''Sarisinin en çok söyledigi cümle nedir?''.<BR>
- ''Ay bilemiyorum''.<BR>
<BR>
- ''Zeki bir sarisin nedir?''.<BR>
- ''Çeliski''.<BR>
<BR>
- ''Bir sarisinin bilgisayarda yazi yazdigi nerden anlasilir?''<BR>
- ''Monitöre sürdügü Tipp-Ex'ten''.<BR>
<BR>
- ''Bir sarisini susturmak için ne yapmali?''.<BR>
- ''Ne düsünüyorsun? diye sormali''.<BR>
<BR>
- ''Sarisinin gözlerinin parlamasi için ne yapmali?''.<BR>
- ''Kulagina fener tutmali''.<BR>
<BR>
- ''Sarisinlar neden muz yiyemez?''.<BR>
- ''Fermuari bulamadiklari için''.<BR>
<BR>
- ''Sarisinlar baligi nasil öldürürler?''.<BR>
- ''Bogarak''.<BR>
<BR>
- ''Faksin bir sarisin tarafindan yollandigini nasil anlarsiniz?''.<BR>
- ''Üstündeki puldan''.<BR>
<BR>
- ''Aynanin karsisinda gözlerini kapatmis duran sarisin ne yapiyor?''.<BR>
- ''Uyurken nasil göründügüne bakiyor''.<BR>
<BR>
- ''Sarisin neden üçüncüden sonra çocuk yapmamis?''.<BR>
- ''Her dört çocuktan birinin Çinli oldugunu duydugu için''.<BR>
<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Osuruk</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=454 </link>
<description><![CDATA[Sarisin alimli ve güzel bir bayan (manita) lüks bir hali magazasina girerek yerde duran halinin egilerek fiyatini sorar, yanliz egilirken gazini kaçirir, çaktirmadan arkasina bakar bozuntuya vermeden;<BR>
- ''güzel bir hali, fiyati ne kadar?'' diye sorar. <BR>
Tezgahtarda;<BR>
- ''hanfendi siz haliyi görünce osurdunuz, fiyatini duyunca *içarsiniz'' demis. 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Reklamci</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=455 </link>
<description><![CDATA[Brooklyn köprüsünde, bir bahar günü , kör bir adam dilencilik yapiyormus. Dizlerinin dibine bir tabela koymus. Üzerinde "DOGUSTAN KÖR" yaziliymis.<BR>
<BR>
Herkes dilencinin önünden geçip gidiyormus. Bir REKLAMCI bunu görmüs. Tabelayi almis arkasina bir seyler yazmis, oldugu yere tekrar birakmis.<BR>
<BR>
Ne olduysa olmus..... Gelip geçen ve bu tabeladaki yeni yaziyi okuyan herkes, baslamis dilencinin önündeki sapkaya, habire para atmaya....<BR>
<BR>
Bir cümle yetmis onca kisiyi etkilemeye ve dilencinin sapkasinin kisa sürede agzina kadar parayla dolup tasmasina...<BR>
<BR>
GÜZEL BIR BAHAR GÜNÜ... AMA BEN BAHARI GÖRMÜYORUM...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Çiviler</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=456 </link>
<description><![CDATA[Wilson adinda birinin bir çivi fabrikasi vardir ve reklama ihtiyaci vardir. Pazarlamaci arkadasi ile konusurken arkadasi "Wilson Çivileri" diye bir reklam ayarlayabilecegini ifade eder. " Bana bir hafta ver" der arkadasi, "Sana bir kasetle dönecegim" Bir hafta sonra pazarlama uzmani Wilsonu görmeye gelir. Kaseti videoya koyar ve çalistirir. Romali bir asker Isa'yi çarmiha çivilemekle mesgul; yüzünü kameraya çevirir ve "Wilson Çivileri kullanin, Onlar herseyi tasir" der. Wilson çilgina döner ve bagirir "Senin problemin ne? Bunu asla TV'de göstermezler, Sana ikinci bir sans veriyorum, ama kesinlikle Romalilarin Isa'yi çarmiha germesi gibi seyler istemiyorum." Ikinci hafta pazarlamaci elinde baska bir kasetle gelir. Yine kaseti videoya koyar ve çalistirir. Bu sefer kamera Roma'nin disindan merkeze dogru yakinlasir ve çarmiha asilmis Isa'nin önünde durur. Romali bir asker yukari bakar ve "Wilson çivileri, herseyi tasir."der. Wilson kendini tutar bu sefer. "Sen beni anlamiyorsun, Çarmihta bir Isa istemiyorum. Sana son bir sans veriyorum, bir hafta içinde yayinlanabilecek bir reklamla gelmeni istiyorum." Bir hafta daha geçer. Wilson sabirsizlikla beklemektedir. Pazarlama uzmani yeni kasetiyle gelir. Saçlari uzamis bir adam nefes nefese kosmaktadir. Bir düzine Romali asker de pesinden kovalamaktadir. Tepenin basina gelirler ve askerlerden biri kameralardan birine döner: "Keske Wilson çivileri kullansaydik."
]]></description>
</item>

<item>
<title>Kafiyesi yok ama...</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=457 </link>
<description><![CDATA[Idris'le Dursun, kahvede ayri masalarda hafif sikkin oturuyorlar.<BR>
Idris sesleniyor:<BR>
- Bana "ayran" desene...<BR>
- Ayran!<BR>
- Uyy, ben da senun karuna hayran!<BR>
Fena halde bozulan Dursun, biraz sonra Idris'e sesleniyor:<BR>
- Bana "gazoz" desena...<BR>
- Gazoz...<BR>
- Uyy, ben da senun karini öptum...<BR>
Idris, dudak büküyor:<BR>
- Bu söyledigunun kafiyesi yoktur...<BR>
Dursun sözü bagliyor:<BR>
- Kafiyesi yoktur ama asli vardur!
]]></description>
</item>

<item>
<title>Deve</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=458 </link>
<description><![CDATA[Genç deve annesine sormus<BR>
-"Anne niye bizim ayaklarimiz bu kadar büyük?"<BR>
Anne cevap vermis:<BR>
-"Çölde kuma batmamak için."<BR>
Genç deve tekrar sormus:<BR>
-"Peki kipiklerimiz niye bu kadar gür.<BR>
Anne tekrar cevap vermis:<BR>
-"Çölde kum firtinalarinda kum kaçmasin diye."<BR>
Meraki yatismamis olan genç deve bir soru daha sormus:<BR>
-"Bizim niye hörgüçlerimiz var."<BR>
Anne deve sabirla yanitlamis :<BR>
-"Çölde çok uzun süre susuz idare edebilme için suyu hörgüçlerimizde depolariz."<BR>
Sonunda dayanamayan genç deve sormus :<BR>
-"Peki biz Ankara Devlet Hayvanat Bahçesinde ne halt yiyoruz??"
]]></description>
</item>

<item>
<title>Sirt çantasi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=459 </link>
<description><![CDATA[Bir uçaga Baskan Bush, Bin Ladin ve Ecevit binip isviçreye dünya meselelerini konusmaya gitmek üzeredirler. Az sonra isviçre alplerinde dagcilik yapmak isteyen sirt cantali bir genç gelir, oda onlarla gitmek ister. Kabul ederler. Ucak havalanir, az sonra pilot Kabine girer:<BR>
- Arkadaslar ucagimiz arizalandi bir kac dakika icinde düsecek<BR>
Biz bes kisiyiz ama sadece dört parasüt var, der ve parasütlerden<BR>
birini alir ucaktan atlar. Bunu gören Bin Laden hemen parasütlerden birini alir pilotun arkasindan oda atlar. Bush da atik davranir:<BR>
- Seninle isim bitmedi Bin ladin, der. arasütlerden birini alip atlar.Bir parasüt, dagci genc ve Ecevit ucakta kalmislardir. Ecevit dagci gence:<BR>
- Sen daha gençsin önünde uzun bir hayat var, Parasütü al ve atla kendini kurtar der. Genc:<BR>
- Yoo ikimizede yetecek parasüt var. Az önce atlayan Baskan Bush benim sirt cantami alip atladi.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Temel ve sevgilileri</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=460 </link>
<description><![CDATA[Temel in 3 tane sevgilisi vardir.Biri ögretmen, biri doktor, biri de santralcidir. Fakat ögretmenle evlenmeye karar verir. Bunu bilen arkadasi sorar:<BR>
- Niye ögretmen de digerleri degil?<BR>
Temel de ona döner:<BR>
- Ula der, bilmez misin doktorlar "bugün git yarin gel" der, santralci de "su an mesgul daha sonra tekrar deneyin" der. Ama ögretmen ne der? Hadi bir daha tekrarliyalim...<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Delik</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=461 </link>
<description><![CDATA[Biçkin ve ayni zamanda hovarda bir adam ölür ve cehenneme gider. Cehennemde birkaç gün kaldiktan sonra cennet görevlisi melek gelir ve seni cennete götürecegim der. Bizim biçkin halinden memnun görevli melekle cennetin yoluna koyulurlar. Cennetin kapisina yaklastiklarinda içeriden feryat figan sesler duyar ve melege döner, - Sen beni cennete götürecektin der. Melek burasi cennet deyince, içerideki sesler nedir demis, melek :<BR>
<BR>
- ha o sesler içerideki iyi insanlara kanat takilacak onun için sirtlarina delik açiliyor demis. <BR>
<BR>
Bizimki ürkmüs cennetin yolunda biraz daha ilerlemisler bu sefer geçenki seslerden daha aci ve yogun sesler gelmeye baslamis. Biçkin yine sormus; Simdi neler oluyor, neden sesler daha aci? Melek:<BR>
<BR>
- Iyi insanlarin baslarina halka takilacak onun için baslarini deliyorlar. Bizimki iyice korkmus ve ben cehenneme gitmek istiyorum deyince melek :<BR>
<BR>
-iyi ama orada da sana kuyruk takacaklar demis. Biçkin:<BR>
<BR>
-olsun olsun nasil olsa onun deligi hazir.  <BR>
  <BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Eczaci Baba</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=462 </link>
<description><![CDATA[Kiz erkek arkadasini arayip aksam yemege davet etmis. Hem ailesiyle tanistiracak, hem de ailesi disari çiktiktan sonra erkek arkadasiyla birlikte olacakmis. Çocuk kiz arkadasinin evine gitmeden önce bir eczaneye ugrar. Eczaciya: - "Bana prezervatif verir misiniz?", der; eczaci da ne yapacagini sorar. Çocuk da kiz arkadasinin evine gidecegini, kizin ailesi gittikten sonra birlikte olacaklarini söyler. Aksam yemek yemek için masaya otururlar. Yemekten önce dua edilir herkes yemege baslar ama çocuk hala dua ediyordur. Kiz çocuga, "ben senin bu kadar dindar oldugunu bilmiyordum", der. Çocuk da kiza: - "Ben de senin babanin eczaci oldugunu bilmiyordum!!!"
]]></description>
</item>

<item>
<title>BasAgrisi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=463 </link>
<description><![CDATA[Kari koca oturmus televizyon izlerken, erkegin cani sevismek ister. Gider mutfaktan bir bardak su ile iki aspirin getirir, karisina uzatir: - "Al karicigim, sana su ve aspirin getirdim!" - "Neden hayatim? Basim agrimiyor ki?" - "Allaha sükür!"<BR>
<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Güle Güle</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=464 </link>
<description><![CDATA[Adam bakmis, küçük oglu Hz. isa'nin resmi önünde dua ediyor. <BR>
- "Tanrim anneme, babama, büyük babama uzun ömür ver. Güle güle anneanne..." <BR>
Bir anlam verememis bu duaya... Ancak ertesi gün aci haber gelmis. Anneanne sizlere ömür... Ertesi hafta adam bakmis çocuk yine duada: <BR>
- "Tanrim anneme babama uzun ömür ver. Güle güle büyükbaba..." <BR>
Ertesi gün büyük baba da ölmüs... Bir hafta sonra adam bakmis küçük çocuk yine duada: <BR>
- "Tanrim anneme uzun ömür ver. Güle güle baba..." <BR>
Adam ertesi sabah bir hastaneye gitmis yatmis. Tetkikler, tahliller, kalp elektrosu, röntgen çekimleri... Sapasaglam. Bakmis karisi iki gözü iki çesme agliyor. <BR>
- "Ne oldu hanim?" <BR>
- "Bizim postaci. Ne iyi adamdi. Bugün haber aldim. Ölmüs!" 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Son sözler</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=465 </link>
<description><![CDATA[- Burasi Galatasaray tribünü degil mi?<BR>
- AAbi çok seri bi araba bu yaaa...<BR>
- Korkma hayatim, arabamizda ABS ve airbag mevcut.<BR>
- Postanede bana ait bi koli varmis onu almaya geldim.<BR>
- Oolum, 5 tas çaldim ruhun bile duymadi.<BR>
- Bakin çocuklar, bu deney seti, kapagi açilinca güvenlik önlemi olarak elektrigi keser.<BR>
- Demek piranha dedikleri sey bu. Hiho, bak Hulusi abi biyiklari ile oynuyom bi sey olmuyo.<BR>
- Ey ruuuuhhh, geldiyseeen...<BR>
- O irmikleri neden aldin Nurhan, helva mi yapican? Niye?<BR>
- Dogalgazin ülkemize hayirli ve ugurlu olmasini diliyor ve dogalgazla çalisan ilk ocagi huzurlarinizda yakiyorum.<BR>
- Evladim, beni karsidan karsiya geçirir misin?<BR>
- Geeel, geeel sag yap geeel...<BR>
- Bah bah bah hala uzunlarla geliyo...<BR>
- Canikom, bu etin tadi sana da biraz garip gelmedi mi?<BR>
- Müjdemi isterim Turhan abi bi kizin daha oldu.<BR>
- Ordular ileri... Allah, allah, allah, allah...<BR>
- Kim bekler lan yesilin yanmasini?!<BR>
- Esek sakasi yapmayin lan...<BR>
- Bekle Cemsit abi ben bi dalip çikicam.<BR>
- Korkma hanim bu saatte kapimizi kim çalacak, tanidik biridir.<BR>
- Hala karli gösteriyor mu hanim?<BR>
- Elektrikçiye ne gerek var canim, ben hallederim.<BR>
- Bak simdi nasil solliycaz...<BR>
- Gel abi burasi boyu geçmiyo.<BR>
- Aya bak aya, kamyon fari gibi !!!<BR>
- Ben denedim korkmayin.<BR>
- Bak Kadri abi, suyun derinligi önemli diil, asil is atlamasini bilmek...<BR>
- Yav Hayrettin abi, burasi Galatasaray tribünü diil galiba...<BR>
- Vakkas abi. senin için öyle böyle diyorlar, dogru mu?<BR>
- Hihoha... Bak gelen sey köpekbaligina ne kadar da benziyor.<BR>
- Rasim abi, kafesin kapisi kapali degil mi?<BR>
- Nalan, bi kibrit yak da bak bakalim ne kokusuymus...<BR>
- Baba... Ben hamileyim.<BR>
- Yapma Satilmis abi, seytan doldurur.<BR>
- Rasim abi su omzumu bi kütürdetsene.<BR>
- Sözünü geri alman için sana bes dakka veriyorum.<BR>
- Bu külüstür essahtan 200 yapiyor mu?<BR>
- Ben bunu bilir bunu söylerim Refik. Tren yolculugu en guvenilir yolculuktur.<BR>
- Arkamda duracagina gel de uçurumun manzarasina bak kocacigim...<BR>
- Semra'cigim bak arabanin ibresi 200'u gösteriyor.<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Fikrinin papagani</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=466 </link>
<description><![CDATA[Kadinin biri fikri isminde birinin pet shop una gitmis ve bir papagan istemis. Fikri hemen buyurun hanimefendi bu papagan essizdir der ve papagani kadina satar. Aradan bir hafta geçer ve kadin bir aksam erkek arkadasiyla eve gelir adam kadinin arkadasidir. Neyse bunlar salona girerler ve papagan baslar konusmaya:<BR>
- hos geldin .rospu <BR>
- hos geldin .rospu demeye.<BR>
Kadin çok utanir bu durumdan ertesi gün hemen pet shopa gider ve olanlari anlatir. Fikri tamam efendim ben bunu adam ederim der ve kadina bir hafta sonra gelmesini söyler.<BR>
Fikri papagana  sorar:<BR>
- kadin eve biriyle geldiginde ne diyeceksin<BR>
papagan:<BR>
- hos geldin .rospu<BR>
Fikri tekrar sorar papagan yine ayni cevabi verir, fikri buna kizar ve su isitir. Papaganin o lafi her söyleyisinde papagani daldirir kaynar suyun içine. Papagani en sonunda hos geldiniz efendim demesini ögretir.<BR>
Aradan 1hafta geçer ve kadin papagani almaya gelir. Fikri papagani egirttigini söyler. Kadin buna inanmaz fikrininde eve gelmesini ister. Eve giderler kadin papagana sorar:    <BR>
- ben eve bir erkek arkadasimla gelsen ne diyeceksin.<BR>
Papagan:<BR>
- hos geldiniz efendim. <BR>
Kadin tekrar sorar:<BR>
- peki iki erkekle gelsen ne diyeceksin<BR>
Papagan tekrar:<BR>
- hos geldiniz efendim.<BR>
kadin yine sorar:<BR>
- peki üç erkekle gelsem<BR>
Papagan yine:<BR>
- hos geldiniz efendim.<BR>
kadin yine sorar:<BR>
- peki dört erkekle gelsem<BR>
Papagan bu sefer:<BR>
-Fikri suyu isit bu kari azdi.
]]></description>
</item>

<item>
<title>istisna</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=467 </link>
<description><![CDATA[partide iki arkadas konusuyordu :<BR>
- su salondaki tüm kizlarla yattim, iki istisnasi var; kiz kardesim ve<BR>
nisanlim...<BR>
öteki söyle bir etrafina bakindi ve konustu :<BR>
- bende istisnasi da yok...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Eger</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=468 </link>
<description><![CDATA[Eger..<BR>
<BR>
* Istanbul' un telefon kodunun 1 oldugu ve karsiyi ararken kod cevirmek zorunda olmadiginiz zamanlari hatirliyorsaniz<BR>
* Hayatinizda en az bir kere kaset doldurtmak icin para verdiyseniz<BR>
* Bir video kulupten video kaset kiraladiysaniz<BR>
* Minti Minti' nin ne demek oldugunu biliyorsaniz<BR>
* Hala daha Betamax kasetleriniz bir yerlerde duruyorsa ve hatta daha da iyisi onlari seyredebiliyorsaniz<BR>
* Bazen trafikte sikistiginizda "Turbo" tusunu ariyorsaniz<BR>
* Taksim' deki Mc. Donald's' in acildigi gunu ve istiklal Caddesi' nin trafige acik oldugu gunleri hatirliyorsaniz<BR>
* BMX sizin icin bir anlam ifade ediyorsa<BR>
* Ilk bilgisayar programlama derslerine Milliyet' in verdigi bir ilave ile basladiysaniz Radyonun FM frekansini karistirirken sadece tek bir kanalin ciktigi gunleri hatirliyorsaniz<BR>
* Babaniza bir telsiz almasi icin yalvardiysaniz<BR>
* The Wall' i sinemada izlediyseniz<BR>
* Elmor' un kim oldugunu biliyorsaniz<BR>
* Ihtilal kelimesinin anlamini bir sabah kalktiginizda annenizden ogrendiyseniz<BR>
* Bilgisayari televizyona baglamanin, pahali grafik kartlari gerektirmedigi, hatta bilgisayarin calismasi icin TEK yontem oldugu gunleri hatirliyorsaniz.<BR>
* Lise arkadaslarinizla 1999 yilbasinda tekrar biraraya gelmeyi planladiysaniz.<BR>
* Internet diye bir kelimenin olmadigi zamanlari hatirliyorsaniz<BR>
* J.R.' i kimin vurdugunu biliyorsaniz<BR>
* Sizin icin The Reflex hala guzel bir sarki ise<BR>
* Rick Springfield' in kim oldugunu biliyorsaniz<BR>
* Pazar sabahi kardeslerinizle Voltran' i olusturmaya calisirken babanizdan firca yediyseniz<BR>
* Wham' in ayrilmasina hala uzuluyorsaniz<BR>
* Commodore 64' unuz hala bir yerlerde duruyorsa<BR>
* Bazen icinizden Kara Simsek' in sarkisini mirildaniyorsaniz<BR>
* Duran Duran uyelerinin isimlerini biliyorsaniz<BR>
* Hala 33' luk plaklariniz duruyorsa<BR>
* Mork' un kim oldugunu ve nereden geldigini biliyorsaniz<BR>
* TRT' de yayinlanan dizilerin orijinal seslerini TRT3 ten dinleyip anlamaya calistiysaniz<BR>
* Gunduzleri televizyon seyretmenin ruya oldugu gunleri biliyorsaniz<BR>
* "Guuuc Bende Artik" kimin sozu biliyorsaniz<BR>
* Universite sinavina girdiginiz sene milyonlarca degilde sadece 400.000 civarinda katilimci vardi ise<BR>
* Kadin deyince akliniza Bo Derek geliyorsa<BR>
* Cinkes nedir biliyorsaniz<BR>
* Playboy' un ilk sayisinda kimin oldugunu hatirliyorsaniz ve Playmen'i biliyorsaniz.<BR>
* Enseler uzun,favoriler kisa ise<BR>
* Gunes Tecelli ve Cenk Koray ikilisini unutmadiysaniz?<BR>
* Bruce Lee' nin esasinda hain bir cinayete kurban gittigini dusunuyorsaniz.<BR>
* Cicek Kiz Angie' nin sonunda her cicegin bir anlam tasidigini hatirliyorsaniz.<BR>
<BR>
... siz de bir seksenler çocugusunuz.. 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Basarili erkek</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=469 </link>
<description><![CDATA[Çapkinliklariyla ünlü iki erkek arkadas yillar sonra karsilasirlar.  Biri:<BR>
- Basarili bir isadami oldugunu duydum.<BR>
Digeri:<BR>
- Evet öyle. Bunu karima borçluyum.<BR>
- Nasil yani?<BR>
- Bildigin gibi, her basarili erkegin arkasinda bir kadin vardir.<BR>
- Simdi neden basarisiz oldugumu anliyorum. <BR>
- Neden?<BR>
- Çünkü o kadinlar, ya altimda ya önümde oldu da.   
]]></description>
</item>

<item>
<title>Boynuz dedigin</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=470 </link>
<description><![CDATA[iki komsu kadin hafta sonu kocalari olmadan yemege çikmislar.<BR>
Yemekten sonra bara falan derken sabaha dogru iyice sarhos eve yürümeye baslamislar. iyice sikistiklarini farketmisler ama etrafta tuvalet falan bulamamislar, mezarligin yanindan geçerken biri<BR>
- "hadi surda yapalim kimse görmeden" demis, baska çare de yok, korka korka girip bir kenarda islerini bitirmisler.<BR>
Temizlenmek için birsey bulamadiklarindan biri külotunu çikarip kullanmis, digeri eve böyle dönemem diye oradaki çelenklerden düsmüs bir bandi alip kullanmis.<BR>
Sabah kocalardan biri uyanip karisini donsuz olarak sizmis görünce telefona sarilip öbürünü aramis:<BR>
- Yahu biz fena boynuzlandik galiba. Karim eve sabaha karsi ve donsuz olarak dönmüs...<BR>
- Sen gene iyisin , bizimkinin kiçina "seni asla unutmayacagiz" diye bir de kart yapistirmislar..
]]></description>
</item>

<item>
<title>Tercih</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=471 </link>
<description><![CDATA[Iki mühendislik ögrencisi kampus içerisinde yürürken biri digerine sorar, <BR>
- Bu muhtesem bisikleti de nereden buldun ? Digeri cevap verir, <BR>
- Dün tek basima dolasirken bir yandan da okulu bitirince ne is yapacagimi düsünüyordum. Birden bu bisikletin üzerinde nefis bir kiz geldi ve yanimda durdu. Bisikleti çimenlerin üzerine birakti ve üzerindeki bütün giysileri çikartti. Sonra da bana <BR>
- Hangisini istiyorsan al dedi. <BR>
Diger ögrenci arkadasini dogrularcasina basini sallayarak, <BR>
- Iyi seçim yapmissin, elbiseler belki sana uymayabilirdi".<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Hakemler Bizden</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=472 </link>
<description><![CDATA[Bir devrin tüm as ve klas futbolculari cennette bulusmus. Cennetin bas melegi de futbol meraklisiymis. Seytani çagirtmis: -Cennetle cehennem arasinda bir maç düzenleyelim ne dersin? -Bosuna oynamayalim, biz kazaniriz, demis seytan. -Olur mu en iyi futbolcular bizde, ne kadar da kötü futbolcu varsa sizde... Seytan seytanca gülümsemis: -Ama bütün hakemler de bizde... 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Kaygan Zemin</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=473 </link>
<description><![CDATA[Ava çikmis adam, basina gelenleri anlatiyormus : -Ormanda ilerlerken, karsima kocaman bir ayi çikmaz mi? Çifteyi dogrultacak vakit yok! Silahi bir kenara attigim gibi basladim kaçmaya. Fakat ayi pesimde! Benden hizli kosuyor. Bir ara ayinin sicacik nefesini ensemde hissettim. O kadar yaklasmisti. Derken ayinin ayagi kaydi, yere düstü. Firsat bu firsat, tabana kuvvet arayi açtim. Ama ayi toparlandi, kalkti, bana yetisti. Yine nefesi ensemde... Pençesini uzatsa omuzumdan yakalayacak. Allahtan tam o sirada yine ayinin ayagi kaydi, yere düstü. Talih bana gülüyor! Hizimi arttirabildigim kadar arttirdim, yeniden arayi besyüz metre kadar açtim. Tanri sizi inandirsin arkadaslar, ayi yine bana yetisti. Yine nefesi ensemde... sansa bakin... ayinin tekrar ayagi kayip yere düsmez mi? Serüveni dinleyenlerden biri dayanamamis: -Sen de çok yürekliymissin kardesim! Hayvan bana üç defa nefesi enseme gelecek kadar sokulsa, çok ayiptir söylemesi, ben korkumdan altima ederim. Avci dönüp ters ters sözünü kesene bakmis : -Lafi karistirma yahu! Ayi üç kez neyin üstüne basti da ayagi kayip yere düstü saniyorsun? 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Feci Kaza</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=474 </link>
<description><![CDATA[Dört kisilik avci grubu, tecrübeli avci Temel'in önderliginde ormanda ilerlemektedirler. Karsilarina küçük bir delik çikar. Temel: - "Yatin yere, tavsan deligi!" Bütün avcilar yere yatarlar. Gerçekten bir müddet sonra delikten tavsan çikar. Avcilar hemen vururlar. Tekrar yürümeye baslarlar. Bir süre sonra büyükçe bir delik çikar karsilarina. Temel: - "Yatin yere, tilki deligi!" Yatarlar. Biraz sonra tilki çikar. Onu da vururlar. Tekrar yola düserler. Bu defa daha büyük bir delik çikar. Temel: - "Yatin yere, ayi ini!" - Yere yatarlar ve çikan ayiyi vururlar. iyice keyiflenen avcilar yürümeye devam ederler. Kisa bir zaman sonra kocaman bir deligin basinda dururlar. Acemiler hep birden Temel'e bakar. Temel: - "Usaklar ne çikacagini bilmiyorum. Ama yatin yere, ne çikarsa bahtimiza!" Ertesi gün gazetelerde: - "Dört avci tren altinda can verdi."
]]></description>
</item>

<item>
<title>3. Kadin</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=475 </link>
<description><![CDATA[Adam balik tutuyor. Bir elinde oltasi öbür eli ise bir tasi tutmus vaziyette havada... Kadin yanina yaklasiyor ve soruyor: <BR>
- "Oltayi anladim da, bu tasi neden böyle tutuyorsunuz?" Adam: <BR>
- "Bir sartla söylerim!" Sarti duyan kadin kizip gidiyor ama merakini yenemiyor, tekrar dönüp geliyor. "Peki diyor sartini yerine getirelim; ondan sonra söyle bu tasi neden böyle havada tuttugunu.." Sart yerine geldikten sonra adam tasi neden öyle havada tuttugunu açikliyor.. <BR>
- "Bu oltaya sabahtan beri hiç balik vurmadi. Ama sen bu tasa düsen üçüncü kadinsin."
]]></description>
</item>

<item>
<title>Delikci Mehmet</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=476 </link>
<description><![CDATA[Yeni evlenen çocuk cinsellik ile alakali hiç bir bilgisi yoktur, kiz da bir o kadar saf, ilk gece ne yapacaklarini bilmeden oynasirlar. Sabah oldugunda babasi ogluna sorar ne oldu ne yaptin.? <BR>
Oglu cevap verir; valla henüz birsey olmadi, ama çok yakinda olur der babasina. Ertesi gün olur babasi yine sorar ne oldu.? Cevap yine ayni, bisi olmadi. <BR>
Aradan birgün daha geçer, babasi yine sorar ogluna ne oldu.<BR>
Ogul bu sefer farkli bir cevap verir. Valla bayagi yumusattim yakinda kesin delerim der. <BR>
Aradan bu sekilde birkaç gün daha geçer, ama hiç bir degisiklik olmaz sonunda babasi ogluna der. <BR>
Bak oglum, bizim köyün altindaki köyde namli bir adam var naminca ona delikçi Mehmet derler, istersen onu kimse duymadan çagirip su isi hallettirelim yoksa rezil olucaz elaleme. Ogul tamam der ve babasi haber yollar delikçi Mehmete, adam gelir aksama eve ve derki beni bu gece yeni gelinle yalniz birakin, sabaha isi bitirmis olarak size teslim ederim der, bizim kör cahillerde tamam derler, adam zaten hovardanin önde gideni nami ile delikçi Mehmet, sabah olur delikçi gelinin isini bitirmis vaziyette babaya teslim eder, üstüne üslük yaptigi hizmetin ücretinide alir ve çeker gider. Aksam oldugunda yeni damatla yeni gelin yalniz kalirlar bu arada gelin isi ögrendi tabi tecrübe sahibi oldu, nede olsa yeni damada her seyi neyi nasil yapacagini gösterir ve sabah oldugunda babasi tekrar sorar ne oldu oglum tamammi damat cevap verir: <BR>
Ya baba tamamda ben göbekten ugrasiyodum delmeye bu adam çok asagidan delmis ya. Babasi cevap verir ; pezevenk ANANIDA ordan delmisti. 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Prezervatif </title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=477 </link>
<description><![CDATA[Temelin 8 tane çocugu varmis ama hepsi de birbirinden salak, geri zekaliymis. Temel ve karisi Fadime doktora gitmisler. Durumu anlatmislar. Biz artik çocuk istemiyoruz demisler. Doktor bunlara 1-2 kutu prezervatif vermis. Nasil kullanilacagini falan anlatmis yollamis. <BR>
<BR>
Neyse bunlar kullana kullana bir gün prezervatifleri kalmamis. Temel kara kara düsünmeye baslamis. Ne yapsak ne etsek diye. Fadime "Dur ben sana dantelden örüvereyim” demis. <BR>
<BR>
Ölçüyü falan almis 1-2 gün içinde örmüs. Aradan 9 ay geçmis Temel ile Fadime’nin 1 çocuklari daha olmus. <BR>
Zamanla çocuk büyümüs, 9-10 yaslarina gelmis. <BR>
Ama nasil bir çocuk zeki mi zeki, firlama mi firlama . <BR>
Önceki 8 ine hiç benzemiyor. Tüm sinavlarda birinci, sporda tüm sehrin en iyisi. Köyün en zeki, atilgan çocugu olmus. <BR>
<BR>
Bir gün Temel kahvede otururken sormuslar: <BR>
<BR>
"Ya Temel senin 9 çocugun 8'i deli mi deli bu sonuncusu nasil oluyor da bu kadar akilli oldu?" <BR>
<BR>
Temel gerine gerine cevap vermis : <BR>
"Süzme o, süzme."
]]></description>
</item>

<item>
<title>Burun</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=478 </link>
<description><![CDATA[Baba ve çocuk cinsellik hakkinda konusmaktalardir;<BR>
ç: ''Baba, sevismek neden eglencelidir?'' <BR>
b: ''Sevismek sana ayni, parmaginla burnunu karistirmak gibi bir duygu verir, bu yüzden çok zevklidir''. <BR>
Ç: ''Peki kadinlar neden erkeklerden daha çok zevk alirlar?'' <BR>
B: ''Burnunu karistirdiginda burnun parmagindan daha rahattir, degil mi?'' <BR>
C: ''Kadinlar neden tecavüze ugramaktan bu derece nefret ederler?'' <BR>
B: ''Tecavüze ugramak, yolda yürürken birinin gelip burnunu karistirmasi gibidir. Bu hosuna gider miydi?'' <BR>
Ç: ''Hmm.. Kadinlar neden adet günlerinde seks yapmazlar?'' <BR>
B: ''Burnun kanarken karistirir misin?  Onun gibi bisii''. <BR>
Ç: ''Erkekler neden sevisirken prezervatif takmaktan hoslanmazlar?'' <BR>
B: ''Elinde eldiven varken burnunu karistirmaktan zevk alir misin oglum?'' <BR>
Ç: ''Baba, süpersin yaaa!!!'' 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Zam talebi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=479 </link>
<description><![CDATA[Bir gün penis çalisma sartlarindan sikaketçi oldugu için yönetime zam talebinde bulunur;<BR>
<BR>
- Ben penis olarak asagidaki nedenlerden dolayi zam istiyorum: <BR>
- Bedensel olarak çalisiyorum... <BR>
- Her isimde mutlaka kafami da kullaniyorum... <BR>
- Hem derin, hem yüzeysel islerde çalisiyorum... <BR>
- Tatil, bayram tatilim ve senelik izinlerim yok... <BR>
- Karanlik, havasiz ve rutübetli ortamlarda çalisiyorum... <BR>
- Çalisma ortamim çok sicak ve fazla mesai ödenmiyor... <BR>
- 'Yaptigim islerde hastaliga kapilma olasiligim çok yüksek.Buna ragmen sosyal güvencem yok.'<BR>
<BR>
Buna karsilik Yönetim Kurulundan hemen bir cevap gelir;<BR>
- Sevgili Penis, zam isteginiz degerlendirildi ve asagidaki gerekçelerden ötürü olumsuz karsilandi: <BR>
<BR>
- Araliksiz 8 saat çalisamiyorsunuz... <BR>
- Kisa zamanda yorulup, saatlerce uyuyorsunuz... <BR>
- Verilen isleri seçip her isi yapmiyorsunuz, itiraz ediyor, uyumsuz davraniyorsunuz... <BR>
- Kendiliginden ise baslayamiyorsunuz, sürekli tesvik ve motivasyon bekliyorsunuz... <BR>
- isiniz bitmeden bazen isinizi terk ediyorsunuz...<BR>
- Çalisirken is elbisesi kullanmiyor, hatirlatinca itiraz ediyorsunuz... <BR>
-isiniz bittiginde arkanizda daginik ve pis bir ortam birakiyorsunuz... <BR>
- 60 yasina yaklasmadan çalisamaz hale geliyorsunuz... <BR>
- Ve belirtmeden geçemeyecegim; sürekli yaninizdaki süpheli iki topla görülmeniz düzensiz yasam sürdügünüzü gösteriyor... <BR>
Saygilar.Yönetim Kurulu
]]></description>
</item>

<item>
<title>Kaykay</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=480 </link>
<description><![CDATA[Üç adam ölür ve cennete giderler. Sorgu melegi birincisine sorar, "Seni cennete yollamadan önce sana bir sorum var: Karina karsi sadik oldun mu?" Adam yanitlar; "Evet, asla bir baska kadina bakmadim." Sorgu melegi, "Suradaki Rolls-Royce'u görüyor musun? O senindir. Cennetteyken kullanabilirsin.." Sorgu melegi ikinci adama da ayni soruyu sorar ve su cevabi alir; "Bir kez karimi aldattim ama bunu ona itiraf ettim. Beni bagisladi ve mutlu yuvamizi kurtardik." Bunun üzerine sorgu melegi, "Suradaki Mercedes'i görüyor musun? Cennetteyken onu kullanacaksin.." der ve üçüncü adama da sorar, "Karini hiç aldattin mi?" Adam yutkunur ve söyle der; "itiraf edeyim ki; buldugum her kiza asildim ve her firsatta onlarla yattim, birçogu ile beraber oldum. Üzgünüm." Sorgu melegi; "Ehh" der, "Ama temelde iyi bir adamsin. Suradaki eski vosvos'u görüyor musun? Cennette onu kullanacaksin." Bunun üzerine üç adam vedalasir, arabalarina atlar ve kendi yollarina giderler. Birkaç hafta sonra ikinci ve üçüncü adam birlikte gezerlerken barin önünde birinci adamin Rolls-Royce'unu görürler. Bara girdiklerinde adamin perisan bir halde, etrafindaki bos siselerin arasinda salya sümük oturdugunu görürler ve sasirirlar. "Heyy! ne oldu sana?" der ikinci adam, "Cennettesin, altinda bir Rolls-Royce var, hersey mükemmel ama sen niye bu haldesin?" "Bugün karimi gördüm!" der birinci adam. Digerleri; "Aaaa! ne kadar güzel, peki derdin nedir?" diye sorarlar. Adam içini çekerek konusur, "Kaykay'la dolasiyordu..." 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Sifon</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=481 </link>
<description><![CDATA[Temel Dallas'taki kuzeni Dursun'u görmeye gitmis. Dursun Temel'i havaalaninda karsilamis. Beraberce disari çikmislar. Temel bir bakmis 10 metre boyunda bir limuzin! "Uyyy, amma da büyük bu, daa!" Dursun hafifçe gülmüs: "Temel'im burasi Amerika! Burada her birsey büyük!" <BR>
Yola çikmislar, Dursun'un çiftliginin kapisindan içeri girmisler. Git git bir türlü eve varmiyorlar. Temel saskinlik içinde: "Uyy, amma da büyük çiftlik daaa!" Dursun gene hafifçe gülmüs. "Temel'im burasi Amerika! Burada her birsey büyük!" <BR>
Neyse, aksam olmus, yemek salonuna geçmisler. Salonun ortasinda kocaman bir masa. Bir ucunda Temel bir ucunda Dursun. Temel Dursun'u taa uzaktan zor seçiyor. "Uyy!" diye bagirmis: "amma büyük masa, daa!" Dursun'un sesi gelmis "Temel'im burasi Amerika! Burada her birsey büyük!" <BR>
Yemekten sonra Temel'in tuvalete gitmesi gerekmis. Dursun: <BR>
- "Temelim, alt kata in, soldan üçüncü kapi" diye tarif etmis. Temel alt kata inmis ama sol yerine sagdan üçüncü kapiya girmis. Orasi evin havuzunun oldugu yermis. Heryer karanlik oldugu için Temel elektrik dügmesini ararken havuza düsmüs. Can havliyle bagirmaya baslamis: <BR>
- Sifonu çekmeyiiin!! Sifonu çekmeyiiin!
]]></description>
</item>

<item>
<title>Boga güresi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=482 </link>
<description><![CDATA[Temel gezmek için Ispanyaya gider etrafi turlar alis veris yapar ve karni acikir restoranta gider. siparisini verir o sirada karsi masada oturan adamin yemegine gözü takilir, kocaman oldukça gösterisli bir yemektir. <BR>
Temel hemen garsonu çagirip <BR>
- Bende o yemekten istiyorum <BR>
der. <BR>
Garson özür diliyerek<BR>
- O sadece ayda bir yapilan boga güreslerinde öldürülen boganin hayalaridir ve isterseniz gelecek ay için rezerve yapabilirsiniz.<BR>
der. <BR>
Temel yemegi ayirttirir ve bir ay sonra tekrar ayni restoranta gider. Garsonu çagirip durumu belirtir. Arkadan yarim saat geçer ve yemek gelir ama bu Temelin geçen ay gördügü yemegin sadece onda biri kadardir. Kizar ve garsonu çagirir <BR>
- Benim gördügüm çok daha büyüktü neden bu böyle <BR>
der. <BR>
Garson cevap verir <BR>
- Eee efendim hep boga ölecek degil ya!!!
]]></description>
</item>

<item>
<title>Kursun</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=483 </link>
<description><![CDATA[Bir gün hamile bir kadin magazada alisveris yaparken, bir çatisma çikar ve vurulur. Hemen hastaneye kaldirirlar. Doktor ameliyat sonrasi kadina: "Hanimefendi hayati tehlikeyi atlattiniz. Ancak iki kursunu çikaramadik. Bunlardan biri dogacak olan kiz çocugunuza digeri ise erkek çocugunuza isabet etmis. Simdi çikarirsak ölürler. Ancak üzülmeyin ileride bu kursunlari vücutlarindan atarlar. Kadin dogum yapmis. Çocuklar saglikli. Aradan yillar geçmis. Kiz çocugu bir gün bahçede oynarken "Anne anne çabuk gel" diye bagirmis. Annesi telas içinde "Ne oldu kizim?" diye kosmus. "Bak anne vücudumdan bir demir parçasi çikti. Kadin sevinmis: "Telaslanma. Doktor amcan demisti. Bak kursunu vücudundan attin. Bundan birkaç gün sonra bu kez erkek çocuk bagirmis. "Anne anne çabuk gel!" Kadin yine telasla kosmus: "Ne oldu oglum?", "anne, mastürbasyon yaparken kediyi vurdum!" <BR>
<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Beni tanidilar</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=484 </link>
<description><![CDATA[Temel ve Dursun bir bankayi soymaya karar vermisler. Bankayi soymuslar, paralarla kaçarlarken bunlarin pesine polis düsmüs. Polislerden biri bagirmis bu esnada "duuur, Or...... çocugu!". <BR>
Temel Dursun'a dönmüs: <BR>
- Sen kaç, beni tanidilar!
]]></description>
</item>

<item>
<title>iki Deli Sehirde</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=485 </link>
<description><![CDATA[iki deli hastaneden kaçmislar o kadar kosmuslarki sehrin ortasina geldiklerinde nefes nefese kalmislar. Aksilik ikisininde acil tuvalet ihtiyaci gelmis, büyük olan ordan geçen genç bir delikanliya:<BR>
 - "Afedersiniz burada tuvalet var mi? Arkadasla çok sikistik."     Deli olduklarini anlayan genç ilerde cadde ortasinda duran çöp varillerini göstererek:<BR>
 - "iste burasi tuvalet."<BR>
Dalgasini geçer ve gider. Bizmkileri hemen çöp varillerinin üzerine çikarlar. Büyük tuvaletlerini yapmaya baslarlar. Bu arada delileri gören halk seyretmek için etrafina toplanir. Bir kalabalik bir kalabalik büyük deli yanindaki deliye:<BR>
 - "Ulan iyiki acele etmisiz su tuvalet sirasina, bak bizi bekliyorlar."
]]></description>
</item>

<item>
<title>Tarim konferansi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=486 </link>
<description><![CDATA[Cenevre Tarim Konferansi'nda katilimcilarin her biri yaptiklari calismalari ve sonucta gerceklestirdiklerini verim artisini anlatiyormus. Sira Temel'e gelince,<BR>
- Kuru fasülyeye gül asiladuk.<BR>
- Peki, bunu niye yaptiniz? <BR>
- Yellenince gül kokayi.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Türkmen Fikrasi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=487 </link>
<description><![CDATA[Bir gun ,Turkmenin biri hanimi ile aksam yemegine oturmus. Bakmis her gun rutin yemekler,<BR>
 -Avrat ,yahu yarin ben bir tavuk alayim da ,sen de pisir ,adam gibi bir tavuk yiyelim, biktim bu yemeklerden.demis.<BR>
Karisi:<BR>
-Adam ne bicim konusuyorsun, insan  nasipse yiyelim der. demis. <BR>
Adam:<BR>
-Yahu avrat nasibi mi var bunun, ben parayi verecem ,sen de pisirecen o kadar. Kadin sesini cikarmamis, ertesi gun kararlastirdiklari gibi adam tavuk satin almis, karisi da pisirmis. Aksam kadin sofraya tavugu koymus. Kadin mutfakta salatayi hazirlarken, adam yemek icin paldir kuldur tavugu parcalamis. Ilk lokmayi tam eliyle agzina götürdügü anda kapi calinmis.<BR>
Kapiya aksam aksam erkegin bakmasi lazim, agzinda yemekle de kapiyi açmak olmaz, mecburen lokmayi geri birakmis kapiya gitmis. <BR>
Bakmis kapida polisler:<BR>
-Hakkinda ihbar var, kanunsuz isler yapiyormussun, yürü karakola. demisler.<BR>
Adam caresiz ac bir sekilde karakola gitmis. Bunu iceri bir almislar, üç gün üç gece konusturmak için bazi sorgulamalardan geçirmisler,iyice bir dövmüsler.<BR>
Sonunda ihbarin yalan oldugu anlasilmis , adami salivermisler. Adam bitkin bir sekilde evin yolunu tutmus.<BR>
Eve gelmis kapiyi calmis. Içeriden karisi korku ile sormus <BR>
-kim O ?<BR>
Adam cevap vermis :<BR>
-Nasipse kocan.<BR>
<BR>
ONAY TARiHi : 05.09.2004
]]></description>
</item>

<item>
<title>inatçi Esek</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=488 </link>
<description><![CDATA[Alman, ingiliz ve bizim Nam-i Kemal yine bir yarismada karsilisirlar. Yarisma esegi anirtma yarismasidir. Önce ingiliz girer, esege vurur, iter kakar ama esek gik demez, oda vazgeçer. Alman girer, kuyrugundan çeker, kulagindan isirir ama esek gene ses çikarmaz. Sira Nam-i Kemal'dedir. Esegin yanina girer arkasina geçer ve esekle birlikte olur. Esek bi anda çilginlar gibi anirmaya baslar. ilk yarismayi Nam-i Kemal kazanir. ikinci yarismaya geçilir. Bu sefer amaç esegin kafasini önce yukari asagi daha sonrada saga sola hareket ettirmektir. ingiliz girer gene, hayvanin kafasini asagi çeker sola iter ama kipirdatamaz. Alman kendinden emin gelir, esegin kafasinin üzerinde ziplar, saga iter ama esek yine kipirdamaz. Sira Nam-i Kemal'e gelir, Bu sefer N.Kemal esegin karsisina geçer ve sorar "beni tanidinmi" esek evet anlaminda kafasini bi asagi bi yukari sallar. N.Kemal ikinci sorusunu sorar. "Bidaha yapiyimmi" esek korku dolu gözlerle kafasini iki yana sallar. 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Doktor N.Kemal</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=489 </link>
<description><![CDATA[Bizim Nam-i Kemal doktor olmus bir zaman, ve kasaba kasaba dolasip derdi olana care bulurmus. Ama bizim N.K. cok capkinmis ve gozune kestirdigi hatunu hic affetmez, su veya bu sekilde muhakkak elinden geçirirmis. <BR>
<BR>
Bir gün N.K. bir kasabaya gider. Orada çok güzel bir hanim görür ve bu hanimi becermeyi kafasina koyar. Bir iki karsilasmadan sonra anlar ki karinin da bunda gözü var. Ama küçük bir sorun var o da karinin hayvan gibi bir kocasi var. (kasabanin agalarindan). N.K. kadina der ki sen al kocani denize git, ondan sonra kocana de ki a..`a yangeç kaçti beni doktora götür, o da seni bana getirsin da ben seni hallederim. Kadin da tamam der. Kadin kocasiyla denize gider ve denizde yüzerken ansizin kocasinin yanina kosarak gelir ve söyle der: <BR>
"Kocacigim a..`ma yengeç kaçti çok aciyor beni doktora götür" <BR>
Adam da hemen kariyi alir ve N.K.`in klinigine gelirler. <BR>
N.K. sorar: Hayirdir n`oldu? <BR>
Adam da der ki: "Bizim hanimin kutusuna yengeç kaçti bir bakiverin Dr. Bey". <BR>
N.K. söyle der: "E vallahi dostum bunun bir tek yolu vardir o da; sen karinin kutusuna seninkini sokacan, yengeç isirinca çekecen yengeçi çiksin disari." <BR>
Adam der ki" Yooooo Dr. Bey , doktor sizsiniz siz yapacaksiniz" <BR>
N.K. : "Ama nasil ben sizin karinizin seyine kendi seyimi sokmam olmaz"<BR>
Neysa biraz münakasadan sonra N.K. bayilarak bu görevi kabul eder ve baslar kadinin üstünde gidip-gelmeye. <BR>
Bu arada koca sorar "n`oldu n`oldu?" N.K. der ki " daha daha". <BR>
Biraz sonra bizim N.K. söyle derin bir " Oooooohhhhhhhh " çeker. <BR>
Koca hemen sorar n`oldu isirdi mi? der. <BR>
N.K. da bunun uzerine " Hayir , yengec boguldu!!!" der. 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Gogo</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=490 </link>
<description><![CDATA[Padisah, bir gün yarisma düzenlemis. Yarismayi kazanan, kiziyla evlenecekmis. Derken japonya'dan gogo adli bir kisi gelmis. Bütün rakiplerini yenerek kizla evlenmeye hak kazanmis. Fakat kiz gogo'yu begenmeyerek babasina durumu anlatmis. Babasi da bildigin gibi davran kizim demis. Kiz gogo'yla evlenmemek için gogo'dan çok zor seyler yapmasini istemis. ilk önce bir hafta içinde bir saray yapmasini istemis. O da;<BR>
- ''gogo seni sevecek sarayi dikecek'' demis ve sarayi dikmis. <BR>
Ondan sonra kiz firat nehrinin sarayin önünden geçmesini istemis. <BR>
O da;<BR>
- ''gogo seni sevecek firat geçecek'' demis ve bunu gerçeklestirmis. Bu defa kiz daha zor bir sey istemis. <BR>
kiz;<BR>
- ''Benimle evlenecek kisinin en az 1 metre seyi olacak'' demis. <BR>
O da;<BR>
- ''gogo seni sevecek yarisini kesecek'' demis....
]]></description>
</item>

<item>
<title>Adalar Disarda Kaldi</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=491 </link>
<description><![CDATA[Nam-i Kemal bigün uçakta yolculuk ediyormus kadinin birisiyle tartismaya basliyor kadin diyor ki isveç Türkiye'den daha büyük Nam-i Kemal olmaz Türkiye daha büyük falan diyor, neyse bunlar iyice tartisiyorlar kadin diyor ki sana adresimi veriyim gel gösteriyim isveç daha büyük. Neyse Nam-i Kemal aksam gidiyor bi güzel seks yapiyorlar sabah kadin diyor gördünmü isveç daha büyükmüs tr'yi içine aldi, Nam-i Kemal gülüyor içine aldi ama adalar disarda kaldi.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Yazi Yazma</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=492 </link>
<description><![CDATA[italyan, Fransiz ve bizim Nam-i Kemal gene bir bosalma yarismasinda. Ama bu sefer çikan spermlerle ülkelerinin isimlerini yazmalari gerekiyor. italyan basliyor ve iTA yaziyor. Fransiz geliyor ve FRANS yaziyor. Sira bizim Nam-i Kemal e geliyor. N.Kemal bir basliyor. Aradan 1-2 saat geçiyor. Herkes noooldu N.Kemal tikandi galiba diyor. Nam-i Kemal bir birakiyor NE MUTLU TÜRKÜM DiYENE! 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Sex</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=493 </link>
<description><![CDATA[Temel Amerikaya gelir ucaktan iner passaport olayi filan falan immigration office alirlar bunu. Memur sorar: <BR>
- "What's your name Sir?"<BR>
- "Temel"<BR>
- "Surname?"<BR>
- "Kaya"<BR>
- "Sex?"<BR>
Temel gayet sakin cevaplar<BR>
- "3 times a week" (haftada 3 kere)<BR>
Memur sasirir ve olayi toparlamaya calisir.<BR>
- "Sir, you understood me wrong. I mean male? or female?" (Beni yanlis anladiniz, cinsiyet soruyorum; kiz mi erkek mi?)<BR>
Temel yine hic beklemden cevaplar <BR>
- "Doesn't matter" (Farketmez)
]]></description>
</item>

<item>
<title>Maymun Dogurtma</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=494 </link>
<description><![CDATA[Bi gun ingiliz, Alman, Fransiz ve bizim Nam-i Kemal yarisiyorlar<BR>
yarismada en fazla hangisi maymun dogurtacak. Neyse kisa keselim. ingiliz .. baslamis. 5 maymun dogurtturmus. Alman 7 tane, Fransiz 10 tane..<BR>
Sira bizim Nam-i Kemal'e gelmis. Ugrasmis, ugrasmis. Ama 1 tane maymun dogurtturmus.<BR>
Tabi orada bulunan bizim Türk seyirciler kizmislar. Ne yaptin, sanimizi serefimizi 5 paralik ettin. Bizi rezil ettin diye.<BR>
Nam-i Kemal de kaslarini çatarak :<BR>
- Hass..tirin lan. Bana erkek maymun vermisler...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Kör</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=495 </link>
<description><![CDATA[N.Kemal bir adaya düsmüstür. Fakat ada o kadar tenhadir ki kimsecikler yoktur. Yalniz ada büyük bir adadir. N.Kemal'de abazaliktan kuduruyordur. Bu adada *ik*cek birini aramaktadir, aradan yillar geçer ve nitekim adanin sonuna yaklasirken birini görür. Kör bir yerli adam. Ne yapip ta onunla muhabbet kurayim diye düsünürken, derken çareyi kör takliti yapmakta bulur ve kör adama yaklasir söyle bir omuz atar ve kim var orda diyip kör olduguna inandirir ve muhabbete baslarlar. Muhabbet iyice koyulasmistir. Nam-i Kemal der ki "benim iki tane kör arkadasim vardi der. Onlar *ikistiler ve onlarin gozleri açildi" der. Kör hemen atilir hadi ya! hemen biz de yapalim der. N.Kemal tamam önce sen sok der. Tam sokacakken kör N.Kemal dur görüyorum der. Kör hadi çabuk basla der. Nam-i Kemal'de baslar aradan saatler geçer  N.Kemal devam ediyor. Kör yaaa neden olmuyor nasil olucak bu is der. N.Kemal: Sen dogustan körsün senin anani *ikmek lazim der.
]]></description>
</item>

<item>
<title>Timsah</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=496 </link>
<description><![CDATA[Birgün ingiliz Fransiz ve Nam-i Kemal bi adada mahsur kalmislar. Ada çorakmis. Karsida da bir ada varmis. O adada da ne istersen varmis. iki ada arasinda bir deniz varmis, denizin içindede bir timsah. Timsah denize gireni s*k*yormus. S*k*ncede S'yi S okuyormus gazabina ugrayanlar. ingiliz dayanamamis karsiya geçmeye karar vermis. Gitmis gelmis. Sormuslar; nasil di demisler "mis gibiydi mis gibiydi" demis. Fransiz da dayanamamis gitmis. Nasildi demisler o da "mis gibiydi mis gibiydi" demis. Nam-i Kemal de dayanamamis gitmis. Gelince sormuslar nasildi demisler "mis gibiydi mis gibiydi demis. Arkasindan timsah çikagelmis "nerde o a*ini s..tigimin çocugu" 
]]></description>
</item>

<item>
<title>Salak erler</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=497 </link>
<description><![CDATA[iki çavus iddaya girer hangimizin eri daha salak diye. ilk çavus erini çagirir ve der ki;<BR>
- Oglum al su 10 milyonu git bana bir araaba al. Er:<BR>
- Baaasüstüne çavusum der gider.<BR>
ikinci çavus çagirir erini:<BR>
- Olum git bak bakayim ben evdemiyim der..<BR>
er:<BR>
- Baasüstüne çavusum der çikar.<BR>
bu iki salak er çarsida karsilasirlar erlerden biri:<BR>
- Yahu bende bir çavus var o kadar salak ki bana para verdi git bana araba al diye lan keriz bugün pazar arabayi nerden bulayim..<BR>
diger er:<BR>
- Yahu benim ki daha salak yok gidip kenddisi evdemiyis degilmiymis diye bakacakmisim be ey lavuk yaninda koskaca askeriyenin telefonu var evi arada sorsana...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Deli Dana</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=498 </link>
<description><![CDATA[Bir hanim TV programcisi Deli Dana hastaligi hakkinda program yapmaktadir.<BR>
Bir çiftçiye sorar:<BR>
 - "Iyi günler, Deli Dana hastaliginin nedenini arastirmak için buradayiz. Bu hastaligin nedeni sizce ne olabilir?"<BR>
Çiftçi yanit verir:<BR>
 - "Biliyorsunuz hanimefendi, bogalar danalari yilda bir kez becerirler."<BR>
Programci kadin biraz sasirir ve:<BR>
 - "Evet beyefendi bunu bilmiyorduk, ancak bu durumla Deli Dana hastaligi arasinda nasil bag olabilir?"<BR>
Çiftçi kadina bakar ve: <BR>
 - "Biliyorsunuz , bir de biz danalari günde 4 defa sagariz."<BR>
Programci kadin biraz kizar ve:<BR>
 - "Evet, ama tüm bunlarin konumuzla ne ilgisi var?"<BR>
Çiftçi : <BR>
 - "Konuya geliyorum efendim"<BR>
der ve:<BR>
 - "Biri sizin de gögüslerinizle günde 4 kez oynasa ve yilda bir kez birlikte olsa, siz ne olurdunuz?"<BR>

]]></description>
</item>

<item>
<title>Çorap</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=499 </link>
<description><![CDATA[Ayaklari çok fena kokardi. Bir gün bir arkadasina birlikte tiyatroya gitmelerini teklif etti.<BR>
- Hay hay, dedi arkadasi. Ama eve git, ayaklarini yika ve temiz bir çorap giy. Söz mü?<BR>
Tiyatroya gittiler. Yerlerine oturdular. Aradan bes on dakika geçmeden etrafindakiler mendillerini burunlarina götürmeye basladi.<BR>
- Hani söz vermistin. <BR>
-Vallahi degistirdim. inanmazsin diye kirlileri de cebime koydum. Nah!...
]]></description>
</item>

<item>
<title>Yagli Kazik</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=500 </link>
<description><![CDATA[Temel parasütle atlarken birden ipi kopmus ve serbest düsüs yapmaya baslamis.fakat tam düsecegi yerde bir kazik bulunuyormus.bunu gören temel asagidakilere seslenmis<BR>
-çekin ula su kazugu<BR>
fakat asagidakiler bir türlü çekememisler.200 m kalinca temel gene bagirmis<BR>
-çekin ula su kazugu<BR>
asagidakiler gene çekememisler.kalmis 100 m<BR>
temel gene bagirmis<BR>
-çeksenize su kazugu<BR>
tabiki gene çekilememis.bakmis temel 50 m kaldi.gene bagirmis.<BR>
-o zaman yaglayin ula!!!
]]></description>
</item>

<item>
<title>Annelerimizden Neler Ögrendik?</title>
<link>http://www.sonsuzluk.net/modules.php?name=Fikralar&amp;op=showcontent&amp;id=501 </link>
<description><![CDATA[IYI YAPILMIS BIR ISI TAKDIR ETMEYI <BR>
"Bana bakin, gidin birbirinizi disarda gebertin, evi daha yeni temizledim...!!!" <BR>
<BR>
DUALARIN GUCUNU: <BR>
"Yat kalk dua et ki baban muzik setinin bozuldugunu farketmedi..." <BR>
<BR>
ZAMANA KARSI YARISMAYI: <BR>
"O oyuncaklarini topla yoksa bi tekme attigim gibi hepsini karsi sahilden toplarsin.." <BR>
<BR>
MANTIKLI Dusunmeyi <BR>
"Ben oyle diyosam oyledir...!!!" <BR>
<BR>
ILERI GORUSLU OLMAYI: <BR>
"cikmadan once temiz bi camasir giy.. yolda Allah korusun basina birsey gelir kirli camasirla etrafa rezil olursun." <BR>
<BR>
HAYATIN TRAJIKOMIK YANLARINI: <BR>
"Sen daha orda gulmeye devam et, birazdan ben seni tam guldurucem...." <BR>
<BR>
HAYATIN celiskilerle DOLU OLDUGUNU: <BR>
"Kapa ceneni ve corbani ic ..!!" <BR>
<BR>
DAYANIKLI OLMAYI: <BR>
" O ispanak bitene kadar sofradan kalkmak YOK..!!!" <BR>
<BR>
HAVA RAPORU TAHMINI YAPMAYI: <BR>
" su daginikliga bak... yabanci biri gorse odanin ortasindan kasirga gecmis sanir..." <BR>
<BR>
ABARTMAYI: <BR>
"Sana 500 bin defa soyledim kirli ayakkabilarinla iceri girme diye...!!" <BR>
<BR>
DAVRANIS PSIKOLOJISINI: <BR>
"Babana cekecegine biraz bana cekseydin noolurdu ..." <BR>
<BR>
OLAGANUSTU DURUMLARA HAZIRLIKLI OLMAYI: <BR>
"Dinleme bakalim anne sozu dinlemee...!!! 'Kafana meteor dusecek kenara cekil" diye bagirsam onu bile dinlemezsin di mi......!!!!" <BR>
<BR>
KISKANMAYI: <BR>
" Dunyada senin annen baban gibi mukemmel bi aileye sahip olmayan, kac milyon çocuk var biliyor musun..." <BR>
<BR>
SABIRLI OLMAYI; <BR>
"Baban eve gelsin, sen gorursun'' <BR>
<BR>
HAKKIMIZI ALACAGIMIZI; <BR>
"Eve vardigimizda ben bilirim sana yapacagimi" <BR>
<BR>
DIYALOG KURMAYI; <BR>
"Sana bir sey sordugumda cevap ver...!!" <BR>
"Ne soyleyeyim anne?" <BR>
"Sus!! Bana cevap verme!!!" <BR>
<BR>
TIP BILGILERINI: <BR>
"Gozlerini sasi yaparken bir gun oyle kalivereceksin" <BR>
<BR>
OLGUN OLMAYI; <BR>
"Bu tabagin hepsini bitirmezsen asla buyuyemezsin." <BR>
<BR>
GENETIK BILGILERI; <BR>
"Sen de o lanet olasi babana cektin." <BR>
<BR>
BILGELIGI <BR>
"Benim yasima gel de anlarsin o zaman." <BR>
<BR>
VE .....ADALETI; <BR>
"Bir gün senin de cocuklarin olacak.. insallah onlar da sana senin simdi bana yaptiklarini yaparlar..."<BR>

]]></description>
</item>

</channel>
</rss>

